Amasya’da Şehit Kadir Çakı Semt Polikliniğinde “Mesai Dışı Sağlık Hizmeti” Uygulaması Hizmet Vermeye Başladı.
Amasya İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, İlimiz coğrafi yapısı nedeniyle il merkezi nüfusunun yaklaşık % 60’ına hitap eden bölgenin tam ortasında bulunan Şehit Kadir ÇAKI Semt Polikliniğine başvurmakta olan Vatandaş yoğunluğunu azaltmak ve hastalarımıza daha etkin ve verimli hizmet sunabilmek adına “Mesai Dışı Sağlık Hizmet Birimi” kurulması ihtiyacı gereğince Müdürlüğümüzce işlemlere başlanılmıştır” dedi.
17.06.2019 itibariyle Mesai günlerinde saat 16:00-24:00 arasında, mesai günleri dışında 08:00-24:00 saatleri arasında; muayene, enjeksiyon, pansuman, müşahede, röntgen, temel laboratuar ve reçete hizmetlerinin sunulacağı şekilde Semt Polikliniğinin mesai saatleri genişletildi.
Kategori: SAĞLIK
-

MESAİ DIŞI SAĞLIK HİZMETİ BAŞLADI
-

“ANA HEDEFİMİZ TIP FAKÜLTESİ”
Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Amasya ulusal ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelerek üniversite hakkında ve yapılması planlanan çalışmalarla ilgili bilgi verdi. İpekköy Yerleşkesi misafirhanesindeki toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Apaydın ve üniversite yönetimi de katıldı.
Basın mensuplarından gelen soruları da cevaplandıran Elmacı özetle şu bilgileri verdi.
‘’Amasya ile ilgili yapılacak her çalışmada mevcut ortamı, mevcut şartları çok iyi değerlendirmeliyiz. Bunun için de gerek şehrin sivil toplum örgütleri gerekse kamu kuruluşlarıyla birlikte şehre katkı yapmak konusunda gayretimiz artarak devam edecek. Bu çalışmalarda tarihi, kültürel ve doğal ortamın korunmasına özellikle dikkat edeceğiz.
Amasya kadim bir şehir. Burayı yalnızca dünle, bugünle değil insanlık tarihiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bu anlamada da geçmişte pek çok şey yapılmış; bizler de bu çalışmaları artırarak devem ettireceğiz.
Amasya benim memleketim, burada olmaktan son derece mutluyum. Martin Luther King’in ‘’Benim bir hayalim var.’’ diye bir ifadesi vardır. Bizim de bir hayalimiz var: Amasya. Bu hayale bağlı olarak ülkemizin imkânları nispetinde bu şehre, özelde ise üniversitemize dair hedeflerimiz var.
Meslek yüksekokullarından fakültelerimize, enstitülerinden araştırma merkezlerine, teknoloji transfer ofislerine kadar ne kadar katkı yapabilirsek kendimizi o kadar mutlu hissedeceğiz.
Hem çalışma arkadaşlarıma hem de sizlere özellikle belirtmek isterim. Hedefimize kilitleneceğiz, yüksek tempo ile çalışacağız. Zamanla sınırlı bir çalışma yaparsanız başarıda da sınırlı bir sonuç elde edersiniz. Başarımızın sınırsız şekilde gerçekleşmesi hususunda ısrarlı olacağız. Arkadaşlarımızı çok yoracağız; ama ülkemizin geleceği ve Amasya için artık herkes bu tempoya katlanacak.
Geçen hafta YÖK’teydim ve orada öne çıkan görüş şu oldu. Ülkemizde şu anda 211 tane üniversite var. Bu sayı bizim ülkemiz açısından belli bir seviyeye ulaşmış durumda. Artık nicelikten ziyade niteliğe dönüş anlamında bir yaklaşım var. Bu düşünceye ben de katılıyorum.
Üniversitemizde fakülte ve meslek yüksekokulu sayımız belli bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Yaptığımız atılımlarda mümkün olduğunca işlevselliğin yüksek olduğu anabilim dalları ya da bölümleri hedefliyoruz. Eğitim Fakültesi içerisinde Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü ve bunun altında resim ve müzik öğretmenlikleri açılması noktasında bir görüşümüz var. Dünyadaki trend şöyle gidiyor; daha çok disiplinler arası çalışma ve bölümlerin yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. Arkeoloji ile sanat tarihini birlikte Fen Edebiyat Fakültemiz içerisinde öngörebiliriz.
Ben Uluköylüyüm, orada açılmamış üç tane kümülüs var. İstanbul Üniversitesinden araştırmacılar buralarda çalışmalar yapmış; ama onların burada çalışma yapması ile bizim yapmamız arasında ciddi maliyet farkı var. Biz 365 gün burada olacağız. Bu düşünce belirlediğimiz hedefler arasında var.
Bizim ana hedefimiz Tıp Fakültesidir. Tıp Fakültemiz halkla en fazla yüz yüze geldiğimiz yerdir. Dolayısıyla Tıp Fakültesini çok önemsiyoruz, sağlık alanıyla ilgili çalışmalarımız var. Önümüzdeki haftalarda Tıp Fakültesi ile ilgili konuları değerlendirmek üzere Ankara’da, Maliye Bakanlığında olacağız.
Tıp Fakültemizde okuyan öğrencilerimiz ilk üç sınıf temel tıp eğitimini OMÜ Tıp Fakültesinde alıyorlar. Dördüncü sınıftan itibaren de staj tipi eğitim görecekleri için burada olacaklar. Dolayısıyla 2020-2021 eğitim öğretim yılında Tıp Fakültesini bitirmemiz gerekiyor.
Üniversitelerin asli unsuru öğrencilerdir. Üniversitemizin çalışmalarında odak noktasının öğrencilerimiz olacağını ve öğrencilerimizin akademik, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda başarılı olmaları için elimizden gelen her şeyi yapmaktan kaçınmayacağımızı da bir kez daha ve özellikle belirtmek isterim.”
Basın mensuplarına toplantıya katılımlarından dolayı teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Süleyman Elmacı, basın mensuplarının her zaman görüş ve önerilerine de açık olduklarını dile getirdi. Program hatıra fotoğrafı çekiminin ardından son buldu.
-

İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI
Çocuklar, bir ülkenin geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin sağlanması, büyümeleri ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması, geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde oluşturulması ülkenin geleceği açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Bu nedenle ülkemizde çocukların beslenmesine yönelik birçok koruyucu ve geliştirici etkinlik yürütülmektedir.
Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik olarak çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir. İyot eksikliği önlenebilir zekâ geriliğinin en önde gelen nedenlerinden birisidir ve kişiyi anne karnından başlayarak tüm yaşamı boyunca olumsuz olarak etkileyen bir hastalıklar bütünüdür.
İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. Bebek ve çocuklarda; büyüme ve gelişme geriliği, zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olması, öğrenme yeteneği ve okul başarısında azalma, gebelerde düşük ve ölü doğum riskinde artma ve her yaşta guatr iyot yetersizliğin oluşturduğu önemli sağlık problemlerinden sadece birkaçıdır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesine yönelik olarak, 1994 yılından beri “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir.
1998 yılında hazırlanan tuz tebliği ile tüm sofra tuzlarının iyot ile zenginleştirilmesi sağlanmıştır. 2013/48 Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği son yayınlanan tebliğdir. Bu tebliğe göre sofra tuzu: Doğrudan son tüketiciye sunulan, ince öğütülmüş, iyotla zenginleştirilmiş, rafine edilmiş veya edilmemiş işlenmiş tuzu tanımlamaktadır. Sofra tuzuna 25-40 mg/kg oranında potasyum iyodat katılması zorunludur. Tuzlarla ilgili denetimler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca sürdürülmektedir. İyodun önemini topluma daha çarpıcı ve etkili yöntemlerle aktarmak, ülkemizde iyotlu tuz kullanımını tüm topluma yaygınlaştırmak, toplum bilinci oluşturmak ve 81 il bazında konuyu gündeme getirmek amacı ile Haziran ayının ilk haftası (1-7 Haziran) İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası olarak belirlenmiştir. Hafta boyunca tüm illerimizde halka yönelik çeşitli etkinliklerle halkımıza bilgilendirme ve farkındalık ile konunun önemi aktarılmaktadır. Bu çalışmalarla iyotlu tuz kullanımında elde edilen başarının devam etmesi amaçlanmaktadır. -

VALİMİZİN HASTANE ZİYARETİ
Valimiz sosyal proje kapsamında derdi, hastalığı olan herkesin yanında olmaya devam ediyor. Vali Dr. Osman Varol, Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi KBB ve Beyin Cerrahisi servisindeki hastaları ziyaret etti. İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz ve diğer yetkililerde valimize eşlik etti.
Tedavi gören hastaları ziyaret ederek acil şifalar dileyen Vali Dr. Osman Varol, görevli doktorlardan hastaların son durumları hakkında detaylı bilgi aldı. Hastanede büyük bir özveriyle görev yapmakta olan doktorlara ve sağlık çalışanlarına da görevlerinde kolaylıklar diledi. -

KENE SEZONU AÇILDI
Gümüşhacıköy Devlet Hastanesi Başhekimi Sarıkulak, yaptığı açıklamada, mümkün olduğu kadar vatandaşların kenelerin bulunduğu alanlardan uzak durması gerektiğini söyledi.
İlçede tarla işlerinin başlamasıyla çiftçilerin sebze-meyve dikimi için araziye çıktığı günlerde son derece dikkatli olmaları uyarısında bulunan Sarıkulak, şunları kaydetti:
“Pikniğe, özellikle tarım arazileri gibi yerlere giden çiftçilerimiz mümkün olduğunca vücutta açık kısım kalmamasına özen göstermeli, kenelerin daha kolay fark edilmesi nedeniyle açık renkli elbiseleri tercih etmeleri gerekir. Kenelerin vücuda girebileceği yerlerin kapatılması çok önemli bir tedbirdir. Dönüşte mutlaka vücut ve elbiseler kene yönünden kontrol edilmeli, kıyafetlerde kene varsa uygun şekilde uzaklaştırılmalıdır. Özellikle tarımve hayvancılıkla uğraşanlar vücutlarını, çocuklarının vücutlarını ve elbiselerini sık sık kene yönünden kontrol etmelidirler.”
Yapılan kontrollerde vücudun herhangi bir yerini kene ısırmış ise kesinlikle müdahale etmeden kısa süre içinde sağlık kuruluşlarına müracaat etmeleri gerektiğini vurgulayan Sarıkulak, “Kene vücuttan ne kadar kısa zamanda uzaklaştırılırsa hastalığın bulaşma riski de o kadar azalacaktır.” dedi.
-

DÜNYA AŞI HAFTASI (22-28 NİSAN)
İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz 22-28 Nisan 2019 Dünya Aşı Haftası dolayısıyla şu açıklamayı yaptı; Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yürütülen hastalık kontrol programlarının stratejileri konularında sağlık personelinin duyarlılıklarının arttırılması, toplumun aşılama ve aşı ile önlenebilir hastalıklar konusundaki farkındalığının artırılması ve bilgilendirilmesi, öncelikle 5 yaş altındaki eksik aşılı çocukların aşılarının tamamlanması ve erişkinlerde aşılanma talebinin artırılması amacıyla merkezi ve iller düzeyinde aktivitelerin düzenlendiği bir haftadır.
GBP’nin (Genişletilmiş Bağışıklama Programı) amacı aşı ile önlenebilir hastalıkların ve bu hastalıklardan kaynaklanan sakatlık ve ölümlerin engellenmesidir. Bu program kapsamında, boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, verem, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği, Hemofilus influenza tip b’ye bağlı hastalıklar (menenjit gibi) ile streptokokus pnömoniya’ya bağlı invaziv pnömokokal hastalıkların (zatürre gibi) ve bu hastalıklardan kaynaklanan bebek ve çocuk ölümlerinin ve sakatlıkların engellenmesi hedeflenmektedir.
Temel amaç; doğan her bebeğin aşı takvimine uygun olarak yukarıda sayılan hastalıklara karşı bağışık kılınmasıdır. Genişletilmiş deyimi ise aşısız veya eksik aşılı bebek ve çocukların tespit edildiği anda aşılanmasının sağlanması ve bu uygulamanın ülke genelinde her yerde eşit olarak yapılması anlamını vurgulamak için kullanılmaktadır.
Bu yılki Dünya Aşı Haftasının hedefi, Ulusal Genişletilmiş Bağışıklama Programı hedeflerimize ulaşılması, ulaşılan hedeflerin sürdürülmesi için her çocuğun hayata sağlıklı bir başlangıç yapmayı hak ettiği kabul edilerek bağışıklamanın önemi konusunda farkındalık yaratılması ve hayatın her aşamasında aşılamanın önemi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için bağışıklama çalışmalarının güçlendirilmesi ve her yaştan insanın korunmasını sağlanmasıdır.
Aşıların zamanında ve uygun aralıklarla uygulanması çok önemlidir. Ancak aşı takviminde belirtilen aralıklara göre aşıları tamamlanamamış çocuklarda önceki aşı dozlarının tekrar yapılmasına gerek yoktur. Aradan uzun bir süre geçmiş olsa bile, aşılamaya bırakılan yerden devam edilir, eksik aşılı çocuk belirlendiğinde, yaşına uygun olarak aşıları tamamlanır.
Aşılar yapılmazsa; aşı ile önlenebilir hastalıkların sıklığı artar. Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerin oluşturduğu toplumlar, hastalıkların yayılmasına karşı direnç gösterirler. Bu yolla henüz aşılanmamış, aşılanmaya engel oluşturan bir hastalığı olanlar da korunmuş olur.
Aşılar son derece güvenilir biyolojik ürünlerdir. Aşı sonrası hafif yan etkiler genellikle hafif ateş, aşı uygulanan bölgede kızarıklık, şişlik, ağrı gibi bölgesel reaksiyonlardır. Çok nadir olarak ciddi yan etkilerde görülebilir.
Aşı uygulamaları, Toplum Sağlığı Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezlerinde ve Hastanelerde yapılmaktadır. Aşı takviminde yer alan aşılar çocukluk yaş grubu ve risk gruplarında yer alan kişilere Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarında ücretsiz olarak uygulanmaktadır. -

ÜNİVERSİTELİLER YAŞLILARA DEĞİL GELECEKLERİNE BAKIYOR
Sağlık Bilimleri Fakültesi dördüncü sınıf hemşirelik bölümü öğrencileri ve Sağlık Gönüllüleri Kulübü üyeleri, Rehabilitasyon Hemşireliği Dersi kapsamında Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Suluova Hacı Muammer Koca Huzurevi ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğüne bir ziyaret gerçekleştirdiler. Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Doğan danışmanlığında gerçekleşen ziyarette; öğrenciler, yaşlı bireylere zihni güçlendiren beyin egzersizleri ve çeşitli etkinlikler yaptırdılar.
Ziyaretle ilgili bir değerlendirmede bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Doğan şu cümleleri kaydetti:
“Doğurganlık oranlarındaki düşüş, teknolojik ve sağlık alanındaki gelişmelere bağlı birçok hastalığın tedavi edilebilir olması, eğitim ve beslenme koşullarının iyileşmesi, anne ve bebek ölüm hızlarının azalması, kronik hastalık risk faktörlerinin kontrol altına alınması gibi faktörler yaşlı nüfusun hızlı artışına neden olmaktadır. Ülkemiz genelinde ortalama beklenen yaşam süresi 78 yıl olup, bu süre erkeklerde 75.3, kadınlarda 80.8 yıl olarak hesaplanmıştır.
Ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde yaşlı nüfusta artışın olması, bir takım fizyolojik, sosyal ve emosyonel sorunları beraberinde getirebilmektedir. Bu açıdan yaşlılarımızın toplumsal yaşama aktif olarak katılmalarını, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara sahip olduklarını ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak gerektiği herkes tarafından bilinmeli ve önemsenmelidir. Engellenemeyen bir gerçek olan yaşlanma sürecinde, her yeni güne sağlıklı bir yaşam katmalı, yaşlanmak değil yaş almak için neler yapabiliriz bununla ilgilenmeliyiz. Aktif yaşlanma süreci içerisinde yaşlı bireylerin gençlerle birlikte aktivitelerde bulunmaları önemlidir. Öğrencilerimiz için de Rehabilitasyon Merkezinde bulunan yaşlı bireylerle kısa sürelide olsa iletişim kurmuş olmaları yaşam tecrübelerine katkıda bulunmak açısından önemli olmuştur.
Son olarak Rehabilitasyon Merkezi Müdürünün öğrencilere vurguladığı biz söz vardı ‘Gençler, aslında yaşlı bireylere değil, kendi geleceklerine bakıyor…’ Sağlık Gönülleri Kulübü olarak da bizler ‘Ne ekerseniz, onu biçersiniz. O yüzden ektiğiniz hep iyilik olsun, bir gün hepimiz yaşlanacağız o yüzden çevremizdeki yaşlılara daha özenli davranalım, onları ziyaret edelim, onların da gençler gibi ihtiyaçlarının olduğunu unutmayalım.’diyoruz.” -

SAĞLIK PERSONELİNE TEMEL MODÜL EĞİTİMİ
Amasya İl Ambulans Servisinde çalışan 7.grup 15 sağlık personeline 08-12.04.2019 tarihleri arasında Temel Modül Eğitimi verildi. Eğitimini tamamlayan katılımcılara İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Nilüfer Tali tarafından başarılar dilenerek, katılım belgeleri verildi.
-

GÜMÜŞHACIKÖY GENÇLERİNDEN 112 ACİLE GEZİ
Gümüşhacıköy Hasan Duman MYO Çağrı Merkezi Hizmetleri Programı öğrencileri, 112 Acil Çağrı Merkezi Amasya lokasyonuna teknik bir gezi düzenlediler. Öğr. Gör. Oğuz Köprücü ve Öğr. Gör. Engin Aydın eşliğinde gerçekleşen teknik gezide Amasya 112 Acil Çağrı Merkezi yerinde incelenerek Çağrı Merkezi Müdürü İbrahim Şimşek ve Mühendis Hasan Birinci ‘den merkezin işleyişi hakkında bilgi alındı.
-

3600 EK GÖSTERGE KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, söz verildiği halde bugüne kadar gerçekleşmeyen 3600 ek gösterge konusunda basın açıklaması yaptı.
Necip Taşkın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kamu çalışanları zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmekte zorlanıyor. Kamu çalışanları yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Devletin, vatandaşın sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için önlem alması ve yaşama standartlarını yükseltmesi gibi Anayasal bir görevi vardır.
Kamu çalışanları kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini beklemektedir. Özellikle sağlık teşkilatlarında özverili bir şekilde çalışan, darp edilen, öldürülen sağlık çalışanlarının kadro ayırt edilmeksizin 3600 ek göstergeyi hak ettiklerinin bilinmesinde yarar var. Ek göstergenin 3600’e yükseltilmesiyle sağlık çalışanları biraz olsun rahatlayacaktır. Ek göstergenin kadro ayrımı yapılmadan bütün sağlık çalışanlarına verilmesini ısrarla istiyoruz. Çünkü ek göstergenin yükselmesi demek maaşların, emekli ikramiyelerinin ve emekli maaşlarının yükselmesi demektir. Ayrıca üniversite mezunu sağlık çalışanlarının mağduriyetleri de önlenmiş olacaktır. Zira bu konu, sağlık teşkilatlarında çalışan çeşitli meslek gruplarını yakından ilgilendiriyor.
Sendika olarak, 3600 ek gösterge düzenlemesinin sağlık teşkilatlarında halen çalışmakta olanları değil, aynı zaman da sağlık teşkilatlarından emekli olanları da kapsayacak şekilde bütünsel bir çalışma yapılmasını istiyoruz. Bu çalışma ilköğretimden üniversite mezunlarına kadar bütün sağlık çalışanlarını kapsamalıdır. Açıklandığı şekilde yapılacak bir düzenleme vicdanları yaralar, çalışma barışını bozar. Devlet, kamu çaalışanları arasında ayrımcılık yapamaz. Bu hususların özellikle dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenlerle 3600 ek gösterge konusunda verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Sendika olarak, 3600 ek gösterge bizim kırmızı çizgimizdir.”