Kategori: SAĞLIK

  • MERZİFON’DA COVİD-19 DENETİMİ

    MERZİFON’DA COVİD-19 DENETİMİ

    Amasya’nın Merzifon ilçesindeki işletmeler, “Sağlık İçin, Hepimiz İçin” mottosuyla, korona virüs ile mücadele kapsamında denetlendi.

    Amasya’nın Merzifon ilçesindeki işletmeler, “Sağlık İçin, Hepimiz İçin” mottosuyla, korona virüs ile mücadele kapsamında denetlendi.

    İçişleri Bakanlığı’nın Kovid-19’dan korunma ve yayılmasını önleme tedbirleri ve ülke genelinde yürütülen eş zamanlı denetimler kapsamında Merzifon Kaymakamı Gürkan Demirkale önderliğinde, Belediye Başkanı Alp Kargı, ilçe toplum sağlığı ve ilgili kurum yetkilileri ile birlikte denetimler gerçekleştirildi.

    Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan işletmeleri ve otogar esnafını denetleyen komisyon, salgınla mücadele kapsamında eksiği olan işletmeleri ve çalışanları uyararak, sosyal mesafe, maske ve hijyen vurgusu yaptı.

    Denetimlerin devam edeceğini söyleyen Demirkale, “Bu virüs en yakınımızdan bize bulaşıyor. En yakınımızdaki kişiye de bu virüsü bulaştırıyoruz. Dolayısıyla bu maske, mesafe dediğimiz konu aslında bireysel alanlarımızda bu mücadelede çok dikkat etmemiz gereken bir konu. Bu pandemi bitene kadar dikkat edeceğiz. Bu iş bir maraton işi, günlük bir iş değil. Elimizden geldiğince dikkat edeceğiz. Denetim ekiplerimizi görüp tedbir alıp, ondan sonrasında bu işi bırakmakta uygun ve doğru bir davranış değil. Dolayısıyla bir şeyden kaçmak için değil, kendimizi korumak için bu işin üstesinde olacağız. Denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam edecek. Bizim farkındalık ve bilinç oluşturma konusundaki çalışmalarımız, faaliyetlerimiz devam edecek” dedi.

  • ÜNİVERSİTELİLERDEN 30 ÇEŞİT SUCUK

    ÜNİVERSİTELİLERDEN 30 ÇEŞİT SUCUK

    Suluova Meslek Yüksek Okul(MYO) Gıda İşleme Bölüm öğrencileri, ARGE çalışmaları kapsamında gıda sektöründe yer alması amacıyla tamamen doğal sucuk, peynir ve reçel üretimi gerçekleştirdi.

    Gıda Teknolojisi Programının Et Teknolojisi Dersi ile Gıda Kalite Kontrol ve Analizi Programının Et ve Ürünleri Analizi Dersi kapsamında öğrenciler aldıkları eğitimler sonucunda piyasada olmayan 30 kadar farklı türde sucuk yaptılar. MYO Öğrencileri sucuk ’un yanı sıra ayrıca reçel ve peynir üretimi ile simit ve de kek üretimi yaptılar.

    Yapılan üretim çalışmalarının amacı hakkında açıklamalarda bulunan Gıda İşleme Bölüm Öğretim Görevlisi Fadime Seyrekoğlu, bölüm öğrencilerinin mezun olduktan sonra sektörde teoriğin yanında pratik uygulamayı da öğrenmek suretiyle rakiplerinden farklı bilgi ve beceri sahibi olabilmelerini sağlamak olduğunu kaydetti.

    Seyrekoğlu; bu bilgi ve beceri donanımına sahip öğrencilerin iş hayatına atıldıklarında başarılı olduklarını, Firmaların ise gıda teknikeri ihtiyaçlarını Yüksek Okul ile iletişime geçerek donanımlı öğrenci talep ettiklerini, bu durumun da yürüttükleri çalışmaların başarıya ulaşmış olması bakımında çok önemli olduğunu kaydetti.

    Başarılı çalışmaları dolayısıyla öğrencileri tebrik eden Meslek Yüksek Okul Müdürü Dr. Öğretim Görevlisi Murat Karavin ise “bu çalışma kapsamında öğrencilerimize farklı bakış açısıyla piyasaya yeni ürünler kazandırılmasını hedeflemekteyiz. Bunun içinde daha önceki yaşantımızda kullandığımız geleneksel yöntemleri günümüz şartlarında ve sağlığı ön plana alan tamamen doğal maddelerden oluşan yeni ürünler geliştirmelerini teşvik etmek amacındayız. Öğrencilerimizi bu gibi çalışmalarla destekliyoruz. Öğrencilerimizin burada ürettikleri çok sayıda yeni ürünlerden birkaçının sektörde yer bulacağına da inanıyoruz. Bu doğrultuda öğrencilerimiz öğretim görevlilerimiz nezaretinde pilot çalışmaları yürütüyor” dedi.

    Karavin, Öğrencilerin becerileriyle imal ettikleri bu doğal ve sağlıklı ürün çeşitlerini tüketiciye farklı tat anlamında sunulabilmesini arzu ettiklerini, bunun için de ilgili kurum ve kuruluşların bu öğrencileri dikkate alıp iş birliği içinde sektöre yeni ürün arzlarının yapılabileceğini söyledi.

    Öğrenciler tarafından imal edilen ürünler MYO salon ve yemekhanesinde sergilenerek tüketicinin beğenisine sunuldu. Daha sonra ise Dr. Öğretim Görevlisi Murat Karavin, MYO öğretim görevlileri ile öğrenciler imal edilen ürünlerden oluşan yiyeceklerle kahvaltı yaptılar.

  • SAĞLIK HİZMETLERİ HAFTASI GÖSTERİLER EŞLİĞİNDE KUTLANDI

    SAĞLIK HİZMETLERİ HAFTASI GÖSTERİLER EŞLİĞİNDE KUTLANDI

    112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası’nın 25. Yıldönümü etkinlikleri kapsamında Amasya Üniversitesi İpekköy yerleşkesi konferans salonunda Amasya İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 112 acil sağlık hizmetleri personeli ve Sabuncuoğlu Şerefeddin SHMYO Paramedik Programı öğretim elemanları ve paramedik öğrencilerinin katılımı ile “1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası” kutlamaları il protokolünün katılımı ile gerçekleştirildi.
    Toplantıda Amasya Üniversitesi müzik kulübünün müzik dinletisinin yanı sıra İl Sağlık Müdürlüğü paramedikleri ve Üniversite öğrencilerinin katılımı ile 112 acil sağlık hizmetinin canlandırıldığı simülasyon gösterisi gerçekleştirildi. Program 112 Başhekimi Dr. Nilüfer Tali’nin Amasya’da acil sağlık hizmetleri hakkında yaptığı bilgilendirme konuşması ve kokteyl ile sona erdi.

  • BU YİYECEKLERE İÇECEKLERE DİKKAT!

    BU YİYECEKLERE İÇECEKLERE DİKKAT!

    Samsun Diş Hekimleri Odası Amasya İl Temsilcisi Dt. Bayhan Pekin, “Ağız ve diş sağlığı için yediklerimize ve içtiklerimize dikkat etmemiz gerekir” dedi.

    Ağız ve diş sağlığının birçok insan tarafından üzerinde pek fazla durulmayan bir konu olduğunu belirten Pekin, “Plakları kontrol etmek ve ağız sağlığınızı korumak için sadece dişlerimizi fırçalamamız ya da diş ipi kullanmamız yetmez. Yediğimiz ya da yemediğimiz yiyecekler de ağız ve diş sağlığımız üzerinde fazlasıyla etkilidir. İsterseniz gelin hangi besinlerin ağız ve diş sağlığımıza iyi geldiğini hangilerinin zararlı olabileceğini beraber inceleyelim.

    Su: Özellikle şekerli yiyecekler yedikten sonra su içmek dişlerdeki yemek artıklarının temizlenmesine yardımcı olur. Bu da, şekeri aside dönüştüren bakterilerin ürettiği asit miktarını azaltır.

    Süt ve Süt Ürünleri: Ağız içindeki ph dengesinin korunmasında büyük rol oynar ve bu özelliği, dişleri çürüklerden korur. Süt ve süt ürünleri vücudun ihtiyacı olan kalsiyumun yanı sıra protein ve D vitamini sağlar.

    Protein Kaynakları: Et, tavuk, balık ve yumurta. Dişlerimiz bu yiyeceklerin içerdiği fosfora gereksinim duyar. Fosfor dişlerimizin üzerindeki koruyucu tabaka olan diş minesinin korunmasında önemli bir rol oynar.

    Meyveler: Çilek, portakal ve bunun gibi C vitamini açısından zengin meyveler asidik özelliklerinden dolayı diş taşı oluşumunu geciktirirler. Bunları tükettikten sonra su ile çalkalama yapılması tavsiye edilir. Elma, ayva ve bunlar gibi meyveler ise besleyici özelliklerinin yanında ısırılarak yendiklerinde dişler üzerinde mekanik temizlik yaparlar ve diş etlerine uyguladıkları basınçla diş etlerine masaj yapıp kan dolaşımını hızlandırırlar.

    Sakız: Şekersiz sakız çiğnemek tükürük ifrazatını artırdığı ve mekanik temizlik yaptığı için faydalıdır. Ancak uzun süre çiğnemekten kaçınmak gerekir.

    Şekerlemeler: Lokum, kurutulmuş meyve gibi yapışık gıdalar tatlı şekerlemelerden daha zararlıdır. Çünkü diş minesiyle daha uzun süre temasta kalırlar.

    Nişasta: Nişasta içeren tüm yiyecekler dişe zarar verir. Çünkü nişasta bakteri plaklarının oluşmasına neden olur.

    Asitli İçecekler: Ağız içindeki ph değerini aniden çok düşürerek diş minesinde kalıcı hasarlara sebep olmaktadır. Bu tür gıdalar tüketildikten sonra dikkatli bir şekilde ağız temizliği yapılmalıdır. Yapılamıyorsa en azından su ile çalkalanmalıdır” diye konuştu.

  • ŞİDDETLİ AĞRIYLA GİTTİ AMELİYAT OLDU

    ŞİDDETLİ AĞRIYLA GİTTİ AMELİYAT OLDU

    Şiddetli karın ağrısı şikâyetiyle Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran 72 yaşındaki H.K. isimli hastanın yapılan muayene ve tetkiklerinde karın bölgesindeki aort damarında ileri derecede genişleme saptanması üzerine hasta ameliyat edilerek sağlığına kavuşturuldu.

    Tedavi için Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümüne başvuran hastanın tıbbi değerlendirilmesinde, karın bölgesindeki aort damarında ileri derecede genişleme (Abdominal Aort Anevrizması) olması nedeniyle Prof. Dr. Erol Kurç, Doç. Dr. Seyhan Yılmaz, Dr. Öğrt. Üyesi Ercan Kahraman ve Opr. Dr. Gökçen Gökgözoğlu’ndan oluşan kalp damar cerrahisi ekibi tarafından kapalı ameliyata (endovasküler aort anevrizması tamiri-EVAR) alındı.

    Başarılı operasyon sonrası Kalp Damar Cerrahisi Bölümü adına açıklama yapan Doç. Dr. Seyhan Yılmaz, “Abdominal aort anevrizmasının (AAA), aortun karın bölgesinde olan kısmının genişlemesi- balonlaşmasıdır. İleri yaşlı hastalarda görülme sıklığı artan ve hayatı tehdit eden hastalığın tedavisinde genellikle klasik açık cerrahi yöntem ve daha yeni endovasküler anevrizma tamiri (EVAR) yöntemleri olmak üzere iki çeşit tedavi seçeneği bulunmaktadır. EVAR yönteminde hastanın kasık bölgesindeki atardamarlarından karın içindeki genişlemiş aort bölümüne, kateter ve kılavuz teller aracılığıyla ilerletilen ve yerleştirilen suni damar (stent greft) ile damardaki genişleme tamir edilmektedir. Klasik açık cerrahiye göre daha hızlı ve pratik bir şekilde uygulanabilen EVAR yöntemi, acil cerrahi gereken, aort anevrizması yırtılmış hastalarda da uygulanabiliyor. EVAR yöntemi hastanede kalış süresi, kullanılan kan ürünü miktarı, enfeksiyon gelişim riskini azaltıyor ve hastanın günlük yaşantısına daha erken dönmesine imkan sağlıyor” dedi.

    72 yaşındaki hasta H.K. ise, “Şiddetli karın ağrısıyla hastaneye başvurdum. Karın bölgemdeki aort damarımda ileri derecede genişleme olduğunu söyledi doktorlar ve ameliyat olmam gerektiğini belirttiler. Ben de ameliyat olmayı kabul ettim. Ameliyatımda, tedavimde emeği geçen tüm doktorlara ve hemşirelere ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Hepsinden Allah razı olsun” diye konuştu.

  • NERGİZ:” HER YIL DÜNYADA 59 BİN KİŞİDEN FAZLA İNSAN KUDUZ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    NERGİZ:” HER YIL DÜNYADA 59 BİN KİŞİDEN FAZLA İNSAN KUDUZ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    Öner Nergiz, her yıl dünyada 59 bin kişiden fazla insanın kuduz nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Nergiz, “Kuduz, özellikle memeli hayvanlar başta olmak üzere neredeyse hayvan türlerinin çoğunda görülür ve insanlara da bulaşır. Bulaşma ağırlıklı olarak kuduz hayvanın ısırması ile olur. Mevcut yaralara enfekte salyanın bulaşması, tırmalama gibi mekanik ya da gıda yoluyla bulaşabildiği de bildirilmiştir.

    Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada 59.000 kişiden fazla insan kuduz nedeniyle yaşamını yitirmektedir. İnsan vakalarının çoğuna kuduz köpeklerin sebep olduğu ısırıklar neden olmaktadır.

    Köpek, kedi, tilki, çakal ve kurt virüsün enfeksiyon zincirinin taşıyıcıları olan arakonakçılardır. Bu hayvanlar hastalığın varlığında önemli rol oynarlar ve etkeni son konakçı olan çiftlik hayvanlarına ve insanlara bulaştırırlar.

    Kuduz bir hayvan tarafından ısırılmayı takiben, hastalığın kuluçka süresi genellikle 14-90 gündür. Bu süre küçükbaş hayvanlarda 3 ay civarında olmakta, sığır ve atlarda ise 6 aya kadar uzayabilir. Kuluçka süresinin 1 yıla kadar uzayabildiği bilinmektedir. İnsandaki en uzun kuluçka süresi 19 yıl olarak kaydedilmiştir. Kuluçka süresinin uzun veya kısa sürmesi, vücuda giren etkenin miktar ve virülansına, yaranın genişliğine, derinliğine, ısırılan bölgenin sinir dokusundan zengin olup olmamasına, ısırık bölgesinin başa yakınlığına,  ısırma sonrası yapılan mekanik temizliğe bağlı olarak değişmektedir.

    Kuduz hastalığı klinik belirtiler meydana geldikten sonra dramatik bir şekilde ölümle sonuçlanan ancak aşı ile önlenebilen viral zoonotik bir hastalıktır.

    Bu nedenle herhangi bir riskli temas sonrası; Yara veya ısırık bölgesi vakit kaybedilmeden bol su ve sabunla iyice yıkanmalı, yıkama işlemi bittikten sonra alkol veya tentürdiyot gibi iyotlu antiseptikler uygulanmalıdır. Göz, ağız veya burun kuduz riskli temasa maruz kaldıysa bol su ile yıkanmalıdır. En kısa sürede sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli, hekimin düzenleyeceği aşılama programı aksatılmadan uygulanmalıdır. Evcil hayvanlar kontrol altında tutulmalı, özellikle geceleri serbest bırakılmamalıdır. Kedi ve köpeklere her yıl mutlaka kuduz aşısı yaptırılmalıdır. Çevrede hasta, garip davranış sergileyen veya ölmüş hayvanların görülmesi halinde bunlara yaklaşılmamalı ve ilgili yerler (Belediyeler, Muhtarlıklar İl, İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri) haberdar edilmelidir. Kuduz riski olan hayvanlarla sık temas eden kişilere temas öncesi aşılama, kuduz riskli teması olanlara da hekim değerlendirmesine göre temas sonrası kuduz aşılaması uygulanmalıdır.” diye konuştu.

  • MİNİKLERDEN AİLELERİNE ‘SİGARAYA VEDA MEKTUBU’

    MİNİKLERDEN AİLELERİNE ‘SİGARAYA VEDA MEKTUBU’

    Amasya İl Sağlık Müdürlüğü personeli tarafından Fatih İlkokulu öğrencilerine sağlık eğitimi verildi.
    İl Sağlık Müdürlüğünün “Sağlık İçin Bir Ders de Bizden” projesi kapsamında, İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Hakkı Değerli, Okul Müdürü Hasan Ilıcak, Öğretmen ve öğrencilerin katılımıyla, Amasya Merkez Fatih İlkokulu öğrencilerine sağlık okur yazarlığını geliştirmek adına “Ağız ve Diş Sağlığı”, “Fiziksel Aktivite ve Obezite,” “İlk Yardım, 112 Çağrı Merkezi” ve “Sigaranın Zararları” konulu eğitimler verildi. Eğitim sonunda ebeveynleri sigara kullanan öğrencilerden ailelerine sigarayı bırakmaları için mektup yazmalarını içeren “Sigaraya Veda Mektubu” sigara kullanmayan ebeveynlere de teşekkür mektubu yazmaları istendi.
    Amasya İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, bu proje ile ebeveynlerde sigara kullanımının zararları konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz.” dedi.

  • ALZHEİMER; BEYİN HÜCRELERİNİN ÖLÜMÜYLE OLUŞUR

    ALZHEİMER; BEYİN HÜCRELERİNİN ÖLÜMÜYLE OLUŞUR

    Merzifon’un Kara Mustafa paşa Devlet Hastanesi Başhekimi ve İlçe Sağlık Müdür Vekili Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Alzheimer hastalığı beyinde hem hücre hem hücreler arası bağlantı kaybına neden olan, beyinde zararlı metabolitlerin birikimine neden olan ilerleyici bir hastalıktır” dedi.

    Sezikli, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde hastalıkla ilgili önemli açıklamalar yaparak önerilerde bulundu.

    “Alzheimer hastalığı beyinde hem hücre hem hücreler arası bağlantı kaybına neden olan, beyinde zararlı metabolitlerin birikimine neden olan ilerleyici bir hastalıktır” diyen Başhekim Sezikli, “Hastalığın nedenleri arasında çok çeşitli faktörler araştırılmıştır ve halen araştırmalar devam etmektedir. En yaygın ve erken belirtileri hafıza ile ilgili belirtilerdir. Günlük aktiviteyi etkileyecek düzeyde unutkanlık, kişilik ve davranış değişiklikleri, öğrenme ve plan yapma zorlukları, adres ve yön bulmada zorluklar, aşırı şüphecilik, yeme, uyku ve tuvalet alışkanlıklarında değişiklikler yanı sıra daha geç evrelerde yürümede zorluklar, düşmeler, yutma zorlukları, kilo kayıpları ortaya çıkabilir. Yaş ve genetik yatkınlık Alzheimer hastalığını da içeren demans hastalıklarında en büyük risk faktörleri olmaya devam etmektedir ancak, sağlıklı yaşam parametrelerinin durumu da bu hastalıkların ortaya çıkışını önemli düzeyde etkilemektedir. Hipertansiyon, kan yağlarında yükseklik, kalp hastalıkları, yetersiz fiziksel aktivite, şeker hastalığı, sigara ve alkol kullanımı ile bu hastalıkların ortaya çıkması neredeyse üç kat daha artmaktadır. Bu hastalıklara yol açan risk faktörlerinin tedavi edilmesi, yeşil yapraklı sebzelerin, meyve ve balığın bolca bulunduğu dengeli bir beslenme, kolesterolün düşük seviyelerde tutulması riski azaltmaktadır. Son yıllarda demans hastalarının bakımında ve risk faktörleri ile önleme olanaklarına ilişkin araştırmalarda önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Hastalığın belirtilerinin hasta ve daha çok hasta yakınları tarafından erken fark edilmesi yanı sıra modern nörogörüntüleme yöntemlerinde de erken tanı alanında ileriye dönük önemli adımlar atılmaktadır. Alzheimer hastalığına karşı uygulanan aşılama stratejilerinden de bazı umut vaat eden sonuçlar beklenmekle birlikte, günümüzde şu ana kadar demansın en yaygın grubu olan Alzheimer hastalığının iyileştirilmesi ve hatta çoğu hastada hastalık seyrinin durdurulması mevcut tedavilerle son derece zordur. Alzheimer hastalığı ve diğer dejeneratif yani ilerleyici ve hasar verici hastalıklar için yeni ve etkili tedavilerin geliştirilmesi için yatırımların yapılması bütün dünyada bilim camiasının en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Alzheimer hastalarının bakımında hasta yakınları büyük bir yük altındadır ve bu yük sağlık otoriteleri ve sosyal organizasyonlarca olabildiğince hafifletilmelidir. Çoğu durumda hastalar kadar, hastalığın getirdiği zorluklarla yıpranan hasta yakınlarına da destek psikolojik tedavi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

  • ŞEHZADELER BASKETBOL TURNUVASI SONA ERDİ

    ŞEHZADELER BASKETBOL TURNUVASI SONA ERDİ

    Basketbol alt yapısının güçlendirilmesinin hedeflendiği, Amasya Basketbol İl Temsilciliği ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün düzenlediği turnuvaya 12 Amasya’da Milli Mücadelenin 100. Yılı kapsamında Şehzadeler 3’e 3 sokak basketbol turnuvası düzenlendi.

    takım katıldı.

    5-8 Eylül arasında düzenlenen turnuvaya 36 sporcu katıldı. Yavuz selim meydanında düzenlenen turnuvaya vatandaşlarımızın yoğun ilgi gösterdi.

    AMASYA ŞEHZADELER 3X3 SOKAK BASKETBOLU TURNUVASI 3 sayılık atış yarışmasının ardından sona erdi ve Ödülleri Gençlik ve Spor İl Müdürü Kadir KILIÇ, Spor Şube Müdürü Nadir NOYAN ve Turnuva Organizatörü Basketbol İl Temsilcisi Rafet DEMİR tarafından takdim edildi.

    Turnuva sonunda dereceye giren takımlar:

     

    U14 Erkekler

    1. Sevgi Başarır
    2. Amasya Üniversitesi
    3. Açı Koleji

     

    U18 Bayanlar

    1. Merzifon Belediyesi
    2. Kolej

     

    Büyük Erkekler

    1. Mekânın Sahibi
    2. Yemen Kahvesi
    3. Gatteka
  • YÜKSEK NEM ASTIMI TETİKLİYOR!

    YÜKSEK NEM ASTIMI TETİKLİYOR!

    Bunaltıcı sıcak havaların tüm ülkemizi kavurduğu ve günlük çok yoğun yağmur geçişlerinin olduğu bugünlerde, en çok görülen sağlık problemlerinden biri de astım.

    Sıcak ve nemli havaya maruz kalma, alerjenler, çevresel faktörler ve toprak astımı tetikliyor. Nemin yüksek olduğu zamanlarda astım hastalarının daha özenli davranması gerekiyor.

    Astım nedir?

    Astım rahatsızlığı akciğerlerde meydana gelen kronik bir rahatsızlık olup, kişinin göğüs ve nefes darlığı ile beraber solunum sıkıntısı yaşamasına sebep olur. Alerjik ve alerjik olmayan kronik bir rahatsızlık olan astımın, birden fazla tetikleyicisi, polenden sonra yüksek nemin en önemli ikinci faktör olduğunu ifade ediyor. Ayrıca astımı tetikleyen faktörler, astımlı kişinin nöbet yaşamasına sebep olan unsurlardır. Astım hastaları kendi rahatsızlığını tetikleyen unsuru testlerle belirledikten sonra, bunlara karşı dikkatli davranarak hastalığını kontrol altında tutmaya çalışmalıdır. Bu sayede hasta çok daha az sayıda astım nöbeti geçirerek daha sağlıklı bir hayat sürebilir.

    Alerjik astım hastalığı belirtileri nelerdir?

    Astım krizleri, havaların değişken olduğu dönemlerde daha sık görülür. Belirtiler gece sabaha karşı şiddetlenir. Bazı kişilerde burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma, öksürük gibi belirtiler görülür.

    Astım hastaları nelere dikkat etmelidir?

    Alerjik astım hastalığı yaşayan bireylerin, öncelikle astım tedavisi süreçlerinde nasıl bir yol izlemeleri gerektiği ile ilgili bir hekime başvurmaları gerekir. Astımlı hasta veya yakınlarının doktor ile iletişimleri çok önemlidir. Kişilerin eğitim, öğretim durumlarına göre doktorun verdiği bilgi ve yönlendirmeleri uygulayarak atak sıklığını azaltarak kontrol altında tutabilirler. Yaz aylarında, astım hastalarının nemin yüksek olduğu saatlerde açık havada daha az zaman geçirmeleri gerekiyor. Astım hastaları, havadaki nem oranını kontrol etmeli, yüzde 60’ı geçtiğinde dışarı çıkmamaya özen göstermelidir. Çünkü yüksek nem, polenlerin havada daha uzun ve daha çok bulunmasına neden olur. Tatil içinse, yüksek nemin olmadığı yerler tercih edilmelidir. Havuz da astımı tetikleyen etkenlerdendir, doğal ilaç olarak nitelendirdiğimiz deniz tercih edilmelidir.