Etiket: suluovabelediyesi

  • FARKINDA OL ENGEL OLMA

    FARKINDA OL ENGEL OLMA

    10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla ikincisi düzenlenen engelli sorunları ve çözüm önerileri çalıştayı Vali Dr. Osman Varol’un başkanlığında yöneticiler ve engelli derneklerinin temsilcilerinin katılımıyla toplantı düzenlendi.

    Rehberlik ve Araştırma Merkezindeki toplantıda Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Arslan, önceki çalıştayda ele alınan sorunlar ve çözümlerine dair atılan adımlara ilişkin sunum yaptı.

    Sunumun ardından yaptığı konuşmada engellilere yönelik hizmetlerde gelinen noktanın daha ileri taşınması gerektiğini belirten Vali Varol, “Toplumumuzun refah düzeyi artarken diğer taraftan da engelli vatandaşlarımızın kamu hizmetlerine erişimleri ve her türlü sosyal olanaktan istifade edebilmeleri adına sürekli olarak yeni çalışmalar üretmemiz, yeni bir takım işler ortaya koymamız gerekiyor. Bunun içinde çeşitli mekanizmalarımız var” dedi.

    Vali Varol, kendilerinin ve ildeki yöneticilerin engelli STK’ları ile sürekli olarak doğrudan diyaloğunun mevcut olduğunu vurguladı.

    Engelli STK’ları yöneticilerinin kendilerine sağlanan imkanlardan dolayı teşekkür edip beklentilerini ilettikleri toplantıya Vali Yardımcısı Turgay İlhan, İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız, kurum müdürleri ve diğer yetkililer de katıldı.

  • CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    Sema Maraşlı Hanım’dan;
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Basit bir karı-koca tartışması sonucu sizi karınız bir telefonla hiç evinizden attırdı mı? Polisler kolunuzda, çocuklarınızın ve komşuların gözü önünde adi bir suçlu gibi mahallenizden çıkarıldınız mı? Evinize, evlatlarınıza aylarca yaklaşmama cezası verildi mi? Sokaklarda kalıp nereye gidemeyeceğinizi bilemediğiniz oldu mu? En yakınlarınıza bile evinizden atılmış olmanın utancı ile yutkunup derdinizi söyleyemediğiniz oldu mu? Karınızı arayıp “Barışalım ya da çocuklar nasıl?” dediğiniz için hapse girdiğiniz oldu mu? Bu kanunlar sizin döneminizde çıktığı için size olmamıştır fakat bu ülkede yüz binlerce erkek bir telefonla suçsuz yere evinden atıldı, bu zulmü yaşadı ve yaşıyor. Delilsiz ve belgesiz, kadına herhangi bir şiddet uygulamadığı halde tartışmada karşılıklı bağrıştıkları halde psikolojik şiddet bahanesi ile erkekler evlerinden atılıyor. Karısı ile barışmak isterse para cezası, hapis cezası veriliyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu yapılanlar anayasa ve insan haklarına aykırı, İslam’a zaten aykırı. “Kadına şiddeti bitirmek” gibi masum görünen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali bu kanun çıktığından beri kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Yapılan haksızlıklar karşısında cinnet geçiren erkekler şiddete yöneldi. Kadın korunmak isteniyorsa bunun yolu asla bu olamaz. Devletin elinde onlarca medya organı var. Medya artık şiddeti artırmak için değil, merhameti artırmak, sevgiyi çoğaltmak için çalışsa neler olur neler…Diziler, filmler, faydalı programlar, ülke çapında yapılacak sevgi, saygı, muhabbet gibi konularda yapılacak yarışmalar, teşvikler …
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bir zulüm kanunu da “Nafaka Kanunu” Boşanmış bir karı kocayı nafaka bağı ile birbirine bağlamak, erkeği artık ona yabancı olan bir kadını beslemek zorunda bırakmak ve bir yabancıya karşı borç altında tutmak, yeni bir hayat yeni bir evlilik kurmasına engel olmak… Belli bir yaşı geçmiş evladına bile nafaka vermek zorunda olmayıp, yüzünü unuttuğu eski karısının geçimini sağlamak zorunda olmak… Ödeyemezse hapse girmek… Mal rejimi kanunu ile kazancının emeğinin yarısını artık yabancı olmuş birine bırakmak….Bu zulmü yüz binlerce insan yaşıyor. Boşanma davası açıp karşı taraf problem çıkardığı için on yıl süren boşanma davaları var. Bu da ayrı bir zulüm. Toplumsal çürümeye sebep oluyor. Evlilik ve boşanma zor olunca insanlar alternatif çözümlere bakıyorlar. Ülkede zina arttı, fuhuş arttı, eşcinsellik arttı… Boşanma ile ilgili zulümlerin bitmesi lazım. Kadını korumanın yolu erkeğe zulmetmek olmamalı. Kadınlar yanlış bir yöntemle korunmaya çalışılırken hem kadınlara hem çocuklara hem de erkeklere zulmediliyor. “Çocuk haczi” diye bir utanç yaşanıyor bu ülkede. Anne boşanma sonrası çocuğu babaya göstermek istemezse baba, çocuğunu para ödeyip bir ekiple mal gibi haczedip görebiliyor. Bu çocuğun psikolojisi, duygularının anne tarafından istismarı belki bir ömür yara olarak hayatını etkileyecek. Haciz parası olmadığı için çocuğunu göremeyen babaların acısı ise hepimizin yüreğini yaralamalı.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    “Cinsiyet eşitliği” adı altında dinimizce lanetlenen “kadın ve erkeği birbirine benzetme” çalışmaları başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere bir devlet politikası olarak uygulanıyor. Nesilleri bozmaya yönelik bu çalışmalar acilen durdurulmalı. Yoksa gençliğe faturası çok ağır olur.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Cinsel istismar konusu şu anda en mühim problem gibi duruyor. Fakat bunun çözümü seçim öncesi mecliste imzaya açılıp seçim sebebiyle imzası tamamlanmamış olan kanun değil. Bu kanun kabul edilirse konuyu daha da içinden çıkılmaz hale getirir. İçinde adalet gözetilmeden hazırlanmış bir kanun adaleti de sağlayamaz. Tabii istenilen adaletse. Cinsel istismar yasa tasarısına göre yine sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz cezalar verilecek. Şimdiden 6284 e dayandırılarak bu cezalar veriliyor. Burada iki problem var. Birincisi tek taraflı beyan ile adalet sağlanmaz. İkincisi taciz ve tecavüz “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konuyor. Taciz ve tecavüz arasında çok büyük fark vardır ve ikisine de birbirine yakın cezalar verilmesi öncelikle adaletle bağdaşmaz. Tacizin kapsamı çok geniştir; bir söz bile taciz sayılabiliyor ya da bir dokunma. Ayrıca taciz kişilerin algılamasına göre değişir. Bir kişi için normal olan bir davranış, başka bir kişi için taciz sayılabilir. Oysa tecavüz tecavüzdür ve ispatlanması da kolaydır, bir sağlık kuruluşuna gidilmesi yeterlidir. Tecavüz çok ağır bir saldırıdır ve asla tacizle
    bir tutulamaz. Cinsel istismar adı altında ikisinin bir tutulması, cezaların yakın olmasının pek çok mahsurları vardır hatta tecavüzün artmasına sebep olabilir. Cezalar suça göre olmalıdır. Yoksa aksi sonuçlar çıkar. Ayrıca 18 yaş altı dini nikahla gönüllü genç evlilik yapanların erkeklerin tecavüzcü diye hapse atılıp ağır cezalar alması her yerde geçerli olan kadın beyanının (ben gönüllü evlendim demesi) burada geçerli olmaması ve genç evlenen kızları sen çocuksun deyip kocalarından koparılıp çocukları ile ortada kalmalarının vebalini bizler nasıl ödeyeceğiz. Müslüman bir ülke olarak zina serbestken evlenenlerin genç evlendi diye hapse atılmasının istismarla yargılanmasının utancı bana ağır geliyor. Taciz ve tecavüzün “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konması adalet terazisini bozar hatta bozdu da. Binlerce insan iftira ile cezaevlerinde hem de on beş yirmi yıl gibi ağır cezalarla mahkum edildiler. Meclisteki tasarı geçerse bu cezalar yirmi yıldan kırk yıla kadar çıkacak. Genç evlenenler de bu ağır cezalarla yargılanıp mahkum olacak. Tek taraflı kadın beyanı ile ve taciz iddiası ile insanlara bu kadar ağır cezalar verilmesi hangi adalet sisteminde hangi ülkede var! Kadınlar kendileri üzerinden ya da kız çocuklarını kullanarak hoşlanmadıkları ya da aralarında husumet olan kişilere iftira atıp karşıdaki kişinin hayatını bitiriyorlar kanun eliyle.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bu ülkede iftiralar yeni geçim kapısı olmaya başladı. Kız öğrenciler öğretmenleri tehdit ediyor “istediğim notu vermezseniz cinsel istismar iftirası atarım” diye tehdide boyan eğmeyenler hapiste. Ve iftira atarım istediğim parayı vermezsen diye pek çok kimse tehdit ediliyor ve hayır dediğinde istismar gibi adi bir suçla kendini hapiste buluyor. Bir erkeğin ve ailesinin hayatının kayması, toplum nezdinde haysiyetinin bitmesi bir kadının birkaç
    cümlesine bağlı; delilsiz, ispatsız. İnsanların haysiyeti bu kadar ucuz olmamalı. Hele meclisteki tasarıya göre “mağdurum” diye başvuran kişinin ifadesinin hakim ve savcı tarafından değil de üniversitelerde kadın hakları adı altında toplanmış feministlerin de alabilecek olmasının getireceği felaketleri düşünmek bile istemiyorum. İftiralar cezalandırılmadığı gibi yakında bir de ödüllendirilecek gibi görünüyor. Adalet Bakanlığı Mağdur Haklarının hazırladığı yine seçim sebebi ile bu döneme kalan tasarıya göre, taciz iddiasında bulunan kişiye en az, brüt asgari ücretin dört katına kadar ödeme yapılacak ve bu alt limit asgari ücretin otuz katına kadar artabilecek. Ki tasarının ilk hali daha kötüydü istismar iddiasında bulunan kişiler (her iddia kanuna göre gerçek sayıldığı için) devlet memuru olabilecekti. İftira atan kadınlara sınavsız devlet memuru olma kapısı açılacaktı. Kanun çıkmasın diye gösterdiğimiz gayretler neticesi taslak çekildi ve düzenlenmiş hali bu ve oldukça kötü. Asgari ücretin dört katı para ile iftira atanlar ödüllendirilmiş olacak. “At iftirayı al parayı” olacak.Paraya ihtiyacı olan iftira atacak. Eğer gerçek mağdurlara yardım düşünülüyorsa bu bir vakıf üzerinden yapılabilir. Ya da “kadınlar adına çalışma” adı altında Avrupa fonundan milyonlarca para alan kadın dernekleri yardım etsinler mağdur kadınlara. Devletin böyle bir maddi yardım yapması ancak iftiraları artırır. Yine mecliste çalışmaları yapılan seçim sebebiyle henüz imzalanmamış olan torba yasaya eklenecek olan 657 nolu kanun düzenlemesi de eğer meclisten geçerse cinsel istismar iftiraları yüzde yedi yüz artar. Kanuna göre iş yerinde kadınları üzmek vatana ihanet sayılacak ve kişi işinden atılacak ve bir daha devlet memuru olamayacak. İş yerinde bir erkeğin mevkisine göz diken bir kadın Allah korkusu yoksa bunu çok rahat yapar. Bir de dindar insanlardan hoşlanmayan hatta ölesiye nefret eden bir kesim olduğunu da düşünürsek bu kanunların çıkması
    dindar insanları bile bile ateşe atmaktan başka bir şey olamaz.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Mevcut kanunlarla bile Yusuflar delilsiz beyansız suçsuz yere cinsel istismar gibi ağır bir suçla zindanlarda yatıyor. Gömlekleri arkadan yırtılmış fakat yine de zindana atılmışlar. Onların gözyaşları ve bedduaları hepimizi yakar. Onlar ve aileleri sizden adalet bekliyorlar. Yine bazı şer odakları yeni oyunlar peşinde. Planlı yapılmış gibi görünen hayvanlara eziyet, tecavüzler ve çocuk ölümleri üzerinden meclis üzerinde baskı oluşturarak zaten ağır aksak giden adalet sistemini tümden yıkmak istiyorlar. Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Kanunlarımız, sokağa dökülmüş devlet aleyhine slogan atan hainleri susturmak için değil adaleti tesis etmek için yapılsın. Vicdan sahibi, ön görüsü yüksek, adalet duyguları gelişmiş uzman bir ekip hazırlasın bu kanunları. Hakimler “kanunlar yüzünden adalet ve vicdanımız arasında kaldık” diyorlar. Kanunlar yapılırken kanun uygulayıcıların çoğunluğunun görüşleri de alınmalı. Mağduriyetleri en çok onlar görüyor.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Seçim döneminde özgürlük ve adalet vaat etmiştiniz. Özgürlük hakkımı kullanarak size bu mektubu yazdım. Şimdi de mağdurlar adına adalet bekliyorum.

  • AMASYA’DA HANE HALKI AZALIYOR

    AMASYA’DA HANE HALKI AZALIYOR

    Türkiye İstatistik Kurumu Samsun Bölge Müdürlüğü Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2018 sonuçlarından yararlanarak “Amasya ili İstatistiklerle Aile, 2018” konusunda bir basın bülteni hazırladı. 2018 yılı sonuçlarına göre Amasya’da ortalama hane halkı büyüklüğü azaldı. Amasya ilinde ortalama hane büyüklüğü 2014 yılında 3,3 iken 2018 yılında bu oran 3,1 olarak gerçekleşti. İllere göre incelendiğinde; 2018 yılında ortalama hane halkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 6,4 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak ilini 5,6 kişi ile Şanlıurfa, 5,5 kişi ile
    Hakkâri ve Batman illeri izledi. Ortalama hane halkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,7 kişi ile Çanakkale, Eskişehir ve Balıkesir oldu. Bu illeri, 2,8 kişi ile Tunceli, Burdur, Edirne, Giresun ve Kırklareli illeri izledi. Türkiye’de 2014 yılında 3,6 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2018 yılında 3,4 kişi olduğu görüldü. AMASYA İLİNDE TEK KİŞİLİK HANE HALKI ORANI % 17,1 OLDU Tek kişilik hane halkı oranı Amasya’da %17,1 olarak gerçekleşti. Bu oran ile Amasya 43’üncü sırada yer aldı.
    AMASYA’DAKİ HANE HALKLARININ %64,3’Ü TEK ÇEKİRDEK AİLELERDEN OLUŞMAKTADIR
    Çekirdek aile; yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya yalnız ebeveyn ve en az bir çocuğundan oluşan aileler olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım kapsamında “ADNKS, 2018” sonuçlarına göre, Amasya ilinde tek çekirdek ailelerden oluşan hane halklarının oranı %64,3 oldu. Bu oran ile Amasya diğer iller arasında 39’uncu sırada yer aldı.
    AMASYA GENİŞ AİLEDEN OLUŞAN HANE HALKI ORANIYLA 35. SIRADA YER ALDI
    En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan aile olarak tanımlanan geniş aileden oluşan hane halkı oranını 2018 yılında Amasya’da % 16,7 olarak gerçekleşti. Bu oran ile Amasya 35’ci sırada yer aldı.

  • TAGLIG DÜNYAYA AÇILIYOR

    TAGLIG DÜNYAYA AÇILIYOR

    Amasya’da faaliyet gösteren “TAGLIG” Türkiye’nin ilk yerli LED (Light Emitting Diode) ekran fabrikası, Katar’daki akıllı şehirler ve stadyumlar için LED ekran üretecek.
    Dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Havalimanı’nın LED ekranlarını yaparak çok büyük bir gurur yaşadıklarını dile getiren Tuğluer, “2019’da ihracatta en önemli adımlarımızdan biri Katar projesi olacak. Akıllı şehirler ve stadyumların LED ekranlarını biz yapacağız. İnşallah bu yıl içinde proje imzalarımız atılmış olacak. Katar projesini Türkiye’nin LED ekranlarıyla, Türkiye’nin imzasıyla bitirmiş olacağız. Bu da bizim için gurur verici bir şey. Projede birçok stadın yenilenmesi, LED ekranlarının değiştirilmesi var. Ürünlerin burada üretilmesi, orada kurulumunu firmamızın yapması ayrıca gurur verici bir şey olacak.”
    TAGLIG’in dünya standartlarında üretim yaptığını dile getiren Tuğluer, sadece maddi kazanç değil, Türkiye’nin yerli ve milli üretimine katkı sağlamayı da amaçladıklarını anlattı.
    Tuğluer, geçen yıl Ar-Ge çalışmalarını tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
    “Firmamız, 2018’de bazı ülkelere deneme ihracatının ardından bu yıl 6 ülkeye ihracata başladı. 2019’un ikinci yarısında Amerika, Fransa, İran, Irak, Rusya, Kuveyt gibi ülkelere ihracat yapmayı planlıyoruz. Şu anda üretimin yüzde 5’i ihraç ediliyor. Üretimimizin yüzde 70’e yakınını ihracata dönük yapmak istiyoruz. Katar projesi, bizim için kilit nokta olacak. İşe HAVELSAN gibi büyük bir kuruluşla girmek, daha büyük sonuç verecek.” diye konuştu.

  • 11 EV KÜL OLDU

    11 EV KÜL OLDU

    Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Çal köyünde çıkan yangında 11 ev yanarak kül oldu.
    Edinilen bilgilere göre, ilçeye bağlı Çal köyündeki bir evde bilinmeyen bir neden dolayı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çevredeki evlere sıçradı. İlk müdahaleyi köylülerin kendi imkânlarıyla yaptığı yangına Çorum, Amasya, Sinop’tan itfaiyeleri ile Orman İşletme Şefliğine ait arazözler müdahale etti. Kontrol altına alınan yangında soğutma çalışmaları sürüyor.

    Çorum Valisi Mustafa Çiftçi: “Vatandaşlarımızın yaraları en kısa sürede sarılacak. İlçemize bağlı Çal kötünde akşam saatlerinde çıkan yangında 8 ev, 1 adet ahır ve 1 adet depoda tamamen yanarak kül olmuştur. Yangının tamamen kontrol altına alınması ve soğutma çalışmalarının başlamasıyla birlikte hasar tespit çalışmaları başlayacak. Hasar tespit çalışmalarının ardından İçişleri bakanlığı AFAD Genel Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüne başvuracağız. Vatandaşlarımızın mağduriyetinin kısa süre giderilmesi için elimizden gelen her türlü gayreti kısa sürede göstereceğiz. Evleri yanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” diye konuştu.

  • ENGELLİ VATANDAŞLARLA İFTAR

    ENGELLİ VATANDAŞLARLA İFTAR

    Vali Dr. Osman Varol ve eşi Funda Varol, iftar programında engelli vatandaşlarımızla bir araya geldi. Amasya Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla engelli vatandaşlarımıza yönelik organize ettiği iftar programına katıldı. Programda Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ve Mustafa Tuncer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Nihat Ergün, Cumhuriyet Başsavcısı Erol Çelik, kamu kurum, kuruluş müdürleri ile engelli vatandaşlar yer aldı.

    Vali Varol, “Toplumun eşit birer ferdi, eşit birer bireyi olan engelli kardeşlerimizin topluma katılımlarıyla ilgili hassasiyetimizi sadece bu hafta değil, yılın her günü her saati tüm etkinliklerimizde tüm faaliyetlerimizde tamamen odakta bulundurmamız gerekiyor” dedi.

    Engellilik kavramının tamamen göreceli bir kavram olduğunu belirten Vali Varol, “Kimin kime göre daha fazla, daha az engelli olduğu tamamen bakış açısına göredir. Eğer gerekli olanaklar sağlanırsa engelli diye adlandırdığımız vatandaşlarımız aslında diğer bireylerin sahip olduğu tüm haklara sahip olabilir. Onların yapabildikleri tüm şeyleri yapabilirler. Bizim de görevimiz engelli vatandaşlarımızı hukuki statüleri olan toplumun eşit ferdi olmalarını, aynı zamanda fiilen de gerçekleştirmek için gerekli tedbirleri almaktır. Bunun için biz sivil toplum kuruluşlarımızla siyasetçilerimizle, yönetimimizle yerel yönetimlerimizle sürekli olarak gayret içerisinde çalışıyoruz” diye konuştu.

    Vali Varol, yapılan duanın ardından masalarını dolaşıp fotoğraf çektirdi. Vatandaşların Ramazan-ı Şeriflerini tebrik etti.

  • KAYNAŞTIRMA KURSU

    KAYNAŞTIRMA KURSU

    Savaşlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan yabancı uyruklu çocuklar Amasya’da resim sayesinde uyum sorunu yaşamıyor. Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün yaptığı çalışma ile sosyal hayata uyum sağlamaları için resim kursu açıldı. Cumhuriyet Ortaokulunda 12-15 yaş arası 10 Türk, 11 Afgan, 4 Irak toplam 25 öğrenci resim yaparak kaynaşıyor, uyum sorununu ortadan kaldırılıyor. Yabancı uyruklu çocuklar, Cumhuriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Murat Aydın’ın verdiği eğitim sayesinde hem sosyal hayatı hem de kültürümüzü öğreniyor.
    Cumhuriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Murat Aydın, “Çocuklar burada günlük hayatta karşılaştıkları stresi sevdikleri işi yaparak atmaya çalışıyorlar. Eğlenceli zaman geçiriyorlar. Kursumuzda şu anda 11 Afgan öğrenci, 4 Iraklı, 10 da Türk öğrencimiz var. Çok güzel bir uyum içerisindeler. Güzel bir dostluk, arkadaşlık kurdular. Birlikte güzel zaman geçiriyorlar. Aynı zamanda eğleniyorlar ve güzel sanat eserleri ortaya çıkarıyorlar. Bende zevk alıyorum bu işten oldukça güzel bir çalışma oluyor. Resim evrenseldir” dedi. Afganistanlı olan Şehnaz Muhammedi, “Bu kursta resim yapıyorum. Benim arkadaşlarım da burada, yeni arkadaşları burada buldum. Bu kursu çok seviyorum ve hocam da çok iyi. Uyum sorunu da yaşamıyoruz” diye konuştu.
    9. sınıf öğrencisi Aleyna Sağlam, “Afgan ve yabancı arkadaşlarımız ülkelerinden geldi. Biz onların uyum sorunlarını gidermek için burada resim sayesinde kaynaşıyoruz. Onlarla arkadaş olduk. Konuşuyoruz, arkadaşlarımızla resimler yapıyoruz. Yağlı boya, karakalem, bu sayede de problem yaşamıyoruz” şeklinde konuştu. Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Arslan ise “Bakanlığımız ve UNİCEF ortaklığında yürütülen bir sosyal uyum projesi var. Bu projenin amacı ilimizde ve ülkemizde misafir konumunda olan mülteci ve sığınmacı çocuklarımızın sosyal hayata adaptasyonunu kolaylaştırmak yönündeki çalışmalar. Bizde il olarak müdürlüğümüz çocuk hakları komitesi vasıtasıyla uluslararası bir dil olan güzel ve görsel sanat alanlarında mülteci çocuklarımızın adaptasyonuna kolaylık sağlamak açısından çalışmalarımız var. Bu çalışmalarımız Resim, müzik, spor alanlarında. Bağlama kursu var, resim kursu var, çocuklarımıza bu yönde yardımcı oluyoruz. Hakikaten de güzel çalışmalar ortaya çıktı. Özellikle sığınmacı konumunda olan ailelerimizin çocukları, çok güzel bunun verimini görüyoruz. Gerek okullarında gerek sosyal hayatta, yaşamlarında adaptasyon yönünden çok ileri derecede bir yol aldığını görüyoruz, buna şahit olduk. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor” açıklamasında bulundu.

  • “BEN BURALARA BENİM MAHALLEM DİYORUM”

    “BEN BURALARA BENİM MAHALLEM DİYORUM”

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı bu yıl bir ilke imza atarak çorbalar bizden yemekler sizden’ sloganıyla başlattığı ve mahallelerde kurdurduğu iftar çadırları kapsamında ikinci günde de Sofular ve Savadiye Mahallesi sakinleri ile bir araya gelerek orucunu açtı. Sofular Mahallesi’nde bulunan Hürriyet İlkokulu bahçesine kurulan iftar çadırında sakinlerle bir araya geldi. Burada mahalle sakinleriyle iftar yapan Başkan Sarı, iftar sonrası yaptığı konuşmada şunları kaydetti; “Bahçesinden kopardığı sarı gülü azığı gibi onu koynunda getirip bizlere hediye olarak etti. İşte muhabbet budur dostluk budur, bizi mutlu eden budur. Bizi mutlu eden sokakta selam verilmesi, bizi mutlu eden nasılsın Mehmet abi ve amca denilmesidir. Biz sizlerden sadece bunu bekliyoruz. Sizler ise bizlerden her şeyi bekleyebilirsiniz. Ben sizlerin emirlerinizi yerine getirmeye her daim hazırım. Bu anlamda ne dedik, ‘Çorbası bizden yemeği sizden’ demiştik. Ablamda bu kapsamda sarma getirerek yemeğini bizlerle paylaştı. Sofular ve Savadiye Mahallesi sakinlerimize bizlerle ve komşuları ile yemeklerini paylaştıkları için teşekkür ediyorum. Benim için bu mahallelerin özelliği vardır. Benim için sizlerin güzelliği vardır. Ben buralara benim mahallem diyorum, benim yerim diyorum, sizleri çok seviyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Cenabı hak birliğimizi, dirliğimizi daim etsin diyorum. Gülen yüzlerimiz hiç solmasın. Tüm İslam aleminin, Amasya’mızın ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki oruç tutan tutmayan tüm vatandaşlarımızın ramazanı şerifini tekrar kutluyorum” diye konuştu. Daha sonra ise Savadiye Mahalle Muhtarı Mustafa Asarkaya ve Sofular Mahalle Muhtarı Aydın Gülüç birer konuşma yaparak Belediye Başkanı Sarı’ya verdikleri iftar yemeklerinden dolayı teşekkür ettiler.
    İftar sonrasında dua edilerek Cenabı hakkın verdiği nimetlere şükredildi. İftara Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’nın yanı sıra Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Çoban, MHP Amasya İl Başkanı Erhan Demir, MHP Amasya Merkez İlçe Başkanı Şuayip Ak, Ülkü Ocakları Amasya İl Başkanı Recep Dip, Fen İşleri Müdürü Ali Özel, Temizlik İşleri Müdürü Ahmet Öztürk ve yaklaşık 700 kişilik mahalle sakini katıldı.

  • KUŞLAR EVSİZ KALMASIN

    KUŞLAR EVSİZ KALMASIN

    Amasya Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü ‘Topluma hizmet uygulaması’ kapsamında ‘Kuşlar Evsiz Kalmasın’ sloganıyla bal kabaklarını kuş evleri haline getirdiler. Daha sonra kabaklar eğitim fakültesi içindeki ağaçlara takıldı.

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, “Üniversitemiz Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencileri topluma hizmet uygulamaları kapsamında bir etkinliğe ev sahipliği yapıyorlar. Etkinliğin temel hedefi hayvan sevgisini, doğa sevgisini öğrencilere okul öncesinden üniversiteye kadar aşılayabilmek. Doğal bir ortamda Eğitim Fakültesi Yerleşkesi içerisinde kabaklardan yapmış oldukları doğal kuş evleri ile bahçemizi süsleyecekler ve zaman zaman bunları ziyaret ederek, yuva yapmış kuşları besleyecekler. Buradaki temel amacımız şehir üniversite kaynaşmasını sağlamak ve çocuklarda doğa sevgisini aşılamak” diye konuştu.

    Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Resul Köseoğlu ise, “Bu yıl Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü topluma hizmet dersinde kuş evleri projemizi yaptık. Geçen yıl kuş evleri yapmıştık ahşaptan, bu yılda su kabaklarından kuş evleri yaptık. Bugün öğrencilerimizle birlikte bu kuş evlerini ağaçlara asacağız. İnşallah kuşlarımız fakültemizin bahçesindeki bu evlere girerler, bizde mutlu oluruz.” dedi.

    Üniversite yerleşkesi içinde bulunan Hikmet Develi Anaokulu öğrencileri de ağabey ve ablalarına katılmasıyla program eğlenceli hale geldi.

  • TOPRAK KORUMA KURULU

    TOPRAK KORUMA KURULU

    Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu gereğince gerçekleştirilen ”Toprak Koruma Kurulu” toplantısı, Vali Dr. Osman Varol’un başkanlığında yapıldı.
    Toplantıda ilimizin arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak belirlenmesi, arazilerin teknik açıdan sınıflandırılması, arazi kullanım planlarının doğru şekilde yapılabilmesi, tarım arazilerinin korunması ve geliştirilmesi sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilerek, bu arazilerin amaç dışı ve yanlış kullanımlarını önlemek, kullanılabilecek alanlarda ise çevre arazileri korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin konular ele alındı.
    Gündemde yer alan konuların görüşülerek karara bağlandığı toplantı, yapılan değerlendirmelerin ardından toplantı sona erdi.