31 Mart 2019 Mahalli İdareler seçimlerinde Gümüşhacıköy mevcut Belediye Başkanı Zehra Özyol ile yola devam dedi. Sonuçlara göre mevcut Gümüşhacıköy Belediye Başkanı Zehra Özyol, 2. kez 5 yıllığına Belediye Başkanlığına seçildi.
Gümüşhacıköy Cumhuriyet Meydanında toplanan ve slogan ile tezahüratlarla seçim sonucunu kutlayan partililere ve halka konuşma yapan Zehra Özyol, emeği geçenlere, destek veren ve vermeyen tüm ilçe halkına teşekkür ederek hizmetlerine daha büyük bir gayret ile kaldığı yerden devam edeceğinin sözünü verdi. Özyol yaptığı konuşmada; “Hepiniz ayrı, ayrı bahar çiçekleri gibisiniz. Bir 5 yıl daha hep birlikte sizlere hizmet sunacağım ekibimizle. Teşekkürler Gümüşhacıköy, teşekkürler hemşerilerim. Buradan İlçe Başkanımıza, Milletvekilimize, Kadın Kollarımıza, Gençlik Kollarımıza ile örgütümüze, İYİ Partili dostlarımıza, Cumhuriyet Halk Partisi mensuplarına, özellikle kadın kollarımıza, gönüllü gençlerimize çok teşekkür ediyorum. Hizmetlerimizi takdir ederek bizi belediye başkanı olarak laik gören bütün partili hemşerilerime çok teşekkür ederim. Bizim sosyal belediyeciliğimizi beğenen ama CHP ve İYİ partiye mensup olmayan diğer partili hemşerilerime de çok teşekkür ediyorum. Kazanan Gümüşhacıköy oldu. Gümüşhacıköy kazandı, CHP kazandı, İyi Parti kazandı. Diğer partilerden de bize gönül veren hemşerilerimiz kazandı. Gümüşhacıköylü hemşerilerimin hepsi kazandı. Biz 5 yıl birlik ve beraberlik içinde yaşadık. Bundan sonrada 5 yıl daha birlik ve beraberlik içerisinde nazlı, nazlı dalgalanan ay yıldızlı bayrağımızın altında, Vatanımızda Gümüşhacıköylü hemşerilerimizle beraber yaşayacağız” dedi.
CHP Gümüşhacıköy İlçe Başkanı Hasan Topal yaptığı konuşmada;
“Saygıdeğer Cumhuriyet Halk Partililer, çok sevgili İYİ partililer, Martın sonu Bahar, bahar, bahar diye, diye baharı getirdiniz. Hepinize teşekkür ediyoruz. Biz seçim çalışmalarında hep şunu söyledik. Bizim kimse ile düşmanlığımız yok. Bizim kimse ile hasımlığımız yok. Biz hiç kimseyi pislik yapmadık. Çöplük yapmadık adi hiç yapmadık. Gümüşhacıköy de yaşayan bütün insanlar eşit insanlardır. Birbirinin kardeşidir. Bu seçimin kazanılmasında emeği geçen kadın kollarımıza, gençlik kollarımıza, gönüllülerimize, bayrak takan ip çeken, bize su getiren ekmek veren herkese teşekkür ediyorum. Bu başarı buradaki insanların başarısıdır. Biz bundan sonraki süreçte de hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiç kimseyi ayırmadan, hiç kimseye sen şusun, sen busun demeden Gümüşhacıköy’de hizmet edeceğiz. Gümüşhacıköy de barış olacak arkadaşlar barış. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum” dedi. İYİ Parti Gümüşhacıköy İlçe Başkanı Ersan Turgut yaptığı konuşmada yapılan seçimin ilçemize hayırlı uğurlu olmasını diledi. Daha sonra havi fişek gösterisi yapıldı. Tekrar Gümüşhacıköy Belediye Başkanlığını kazanan Zehra Özyol’a görevinde başarılar
dileriz.
Yazar: Hasan KARATAS
-

ÖZYOL; ‘KAZANAN GÜMÜŞHACIKÖY OLDU’
-

İL ÖZEL İDARESİ’NİN GÖYNÜCEK ‘SAZDERESİ SULAMA GÖLETİ’ PROJESİ
Amasya İl Özel İdaresi tarafından Göynücek ilçesinde yapılmakta olan ve %30’u tamamlanan “Sazderesi Sulama Göleti” ile 2.500 dekar tarım arazisine sulama imkânı sağlanacak. Amasya İl Özel İdaresi, köylerimizde çiftçilerimizin sulama suyu sorunlarını çözüme kavuşturarak sulak arazi sayısının gün geçtikçe artmasını amaçlıyor. Bu kapsamda ilimiz Göynücek ilçesi Sazderesi Sulama Göleti yapım çalışmalarını büyük bir titizlik ile sürdürüyor.
Amasya İl Özel İdaresi tarafından yapımına devam edilen Göynücek Sazderesi Sulama Göleti projesi sayesinde 2.500 dönüm arazinin sulanması amaçlanıyor. Çiftçimizin refahı için yapımı devam eden Sazderesi Sulama Göleti’nin depolama hacmi 309.000 m3 olup, gölet yüksekliği 27 metre, gövde uzunluğu ise 121,06 metredir. Mebrana çekirdekli toprak dolgu gövde tipine sahip olan gölet inşaatında mebran yerleştirilmiş ve dolu savak inşaatı aşamalarına geçilmiştir. Projenin şimdiye kadar %30’luk kısmı tamamlanmış olup, kalan kısmı için çalışmalar hızla sürdürülmektedir. Cazibeli sulama sistemine sahip sulama gölet projesinin tamamlanması neticesinde kırsal alanların suya kavuşması hedeflenmektedir.
Amasya İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Faruk Aykutlu beraberindeki Su ve Kanal Hizmetleri Müdürü Abdullah Demircioğlu ve teknik personelle birlikte yerinde incelemelerde bulundu. İl Özel İdaresi teknik personelinin özenli ve gayretli çalışmaları sonucunda belirlenen takvim içerisinde yapımının bitirilmesi planlanan gölet ile çiftçilerimizin ürünlerindeki kaliteyi arttırarak tarımda verimliliğin istikrarlı bir şekilde artması amaçlanmaktadır. Gölet inşaatının 2019 yılı içerisinde tamamlanması öngörülmektedir.
-

SAKA; ‘YAZIK SİZLERE, ÇOK YAZIK’
Milliyetçi Hareket Partisi Merzifon Belediye Başkan Adayı Hüseyin Saka, 31 Mart Pazar günü yapılan mahalli idareler seçimlerinden sonra yaptığı açıklamada, “130 gün değil 1130 Gün bu dava uğruna heba olmaya razıyım. Çünkü Ne makama ne paraya satmadım inandığım davamı. Peki, bizden görünüp de kendini satanlar sizin girecek kapınız dahi olmayacak” dedi.
Tek hayalinin kırgın, küskün bırakmadan davayı en ileriye taşımak olduğunu da söyleyen MHP Merzifon Belediye Başkan Adayı Hüseyin Saka, “Bu kadar emeğe bu kadar çalışmaya yazık değil mi? Kendimi geçtim. Gece gündüz hiç bir beklentileri olmadan çocuklarını komşularına emanet edip gelen, kocalarına yemek dahi hazırlamadan inandığı davası uğruna kapı kapı Merzifon’u dolaşan, çalışmalar da soğuktan üşüyüp hastalanan, hastanede serum takınıp evine istirahat gitmeyip tekrar sahalara çıkan, insan üstü gayretle çalışan Kadın Kollarımıza yazık değimli? Onların vebali bırakacak mı yakanızı? Derslerini yapar yapmaz seçim çalışmasına koşan tertemiz Ülkü Ocak’lı Gençlerimize yazık değil mi? Onların vebali bırakacak mı yakanızı? Tek hayalim kırgın küskün bırakmadan bu davayı en ileriye taşımaktı bu yüzden evimden, çocuklarımdan, işimden vazgeçtim, trafik kazası geçirdim bir gün istirahat etmeden çalışamaya çıktım. Aynı trafik kazasında yanımda olan eşime doktor bir hafta istirahat etmesi gerektiğini söyledi. Bir gün dahi istirahat etmeden seçim çalışanlarına devam etti. Çocuklarımızın yüzünü göremedik karnesini alırken seçim çalışmamasından dolayı yanında olamadığım 9 yaşındaki kızımın gözyaşlarının vebalini nasıl ödeyeceksiniz? Bel fıtığımdan dolayı ayağımı sürükleye sürükleye gezdiğim günler oldu. Bunun vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
Ben kabul ettim Seçimlerde kazanmakta var kaybetmekte ama acı olan davasını satanlar var. Yazık sizlere çok yazık. Genel Başkanımın dediği ne kadar haklı çıktı. Bir kere satan bir daha satar demişti. Bir kere daha tasdik edilmiş oldu. Bir seçim daha bitti kazananları tebrik ediyorum. Yılgınlık yok, yorgunluk yok, millete küskünlük yok yeniden başlıyoruz” ifadelerini kullandı. -

SEZİKLİ; ‘KALP VE DAMAR HASTALIĞINDAN SONRA ÖLÜM NEDENİ KANSER’
Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Selçuk Sezikli, Kanser Haftası münasebetiyle bir açıklama yaptı. Kanserin öneminin giderek artan bir sağlık ve yaşam sorunu durumunda olduğunu belirten Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Selçuk Sezikli, “Ölüm nedeni olarak, kalp ve damar hastalıklarının hemen ardından gelmektedir. Yurdumuzda en sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın barsak, rektum, mide ve pankreas; kadınlarda meme, akciğer, kalın barsak, rektum, serviks, over, mide ve pankreas kanserleri olarak sıralanabilir. Deri kanseri sıklığı her iki cinste de yüksek olmakla birlikte, habis melanom dışındaki deri kanserleri tedaviye iyi cevap verdiklerinden ölüm oranı çok düşüktür” dedi.
Başhekim Sezikli açıklamasının devamında; “Kanser, bazı etkilerle değişime uğramış hücrelerin, gerek yerel ve gerek uzak noktalarda kontrolsüz olarak çoğalıp büyümelerinin sonucu oluşan habis hastalıklar grubudur. Normalde hücreler belli bir kontrol altında, ihtiyaca göre bölünerek çoğalırlar. Hücreler bir taraftan programlı ölüm ya da “apoptoz” denen olay ile yok olurken, diğer taraftan da büyüme faktörlerinin etkisiyle çoğalır. Büyüme faktörleri normalde DNA’daki çeşitli genlerin etkisiyle oluşan proteinlerdir. Bu genler mutasyona (değişime) uğrayarak hücrelerin aşırı büyümesine sebep olurlarsa, o zaman kanser oluşur ve bu genlere de “onkogen” denir.
Onkogenleri oluşturan mutasyonlar, karsinojen maddelerin, virüslerin ve X ışınlarının etkisiyle meydana gelir. Kanser bir organda oluştuktan sonra, uzak doku ve organlara da metastaz dediğimiz yerleşmeler yapar ve genel olarak hastalar metastazlar nedeniyle kaybedilir. Hızlı ilerleyen kanserlerde metastaz erken, daha iyi gidişli kanserlerde ise metastaz geç oluşur. Metastaz oluşumu tesadüften çok, kanser hücrelerinin bazı organlara kolay yerleşmelerini sağlayan özelliklerine bağlıdır. Örneğin, kolon kanserleri karaciğere, prostat kanserleri kemiğe metastaz yapmayı tercih etmektedir. Burada, kanserli dokuda kan akımı, damar hücrelerinin aktivasyonu gibi faktörler rol oynamaktadır. Onkogenlerin yanında anti-onkogenler de çok önemlidir. Onkogenler kansere sebep olurken, anti-onkogenler kanseri önleyen genlerdir. Anti-onkogenlere “tümörü baskılayan genler” de denir. Bunlar doğal hallerinde iken, yani mutasyona uğramamış hallerinde iken hücre bölünmesini ve çoğalmasını frenleyen, durduran genlerdir. Örnek olarak retinoblastoma genini ve p53 genini gösterebiliriz.
SONUÇ;
Kanser çok önemli bir hastalıklar grubudur. Tedavisi ve tanısı bir çok uzmanlık dallarının işbirliğini gerektirmektedir. Tedavisi güçtür. Erken tanı önemlidir. Cerrahi ve radyoterapi lokal tedavi yöntemleri olup, onların arkasından kemoterapi ve immünoterapi gibi sistemik tedaviler uygulanmaktadır. Kemoterapi sitotoksik ilaçlarla yapıldığı için özel bir ihtisas konusudur. Etkili dozlarda, fakat hastayı yan tesirlerden koruyarak yapılması gereklidir. Moleküler biyolojinin verdiği yeni bilgiler kanser tedavisi için umut vaad etmektedir. Onkogenleri ve onların ürünlerini baskılayan özel maddeler halen araştırılmaktadır. Anti-onkogenlerin de tedaviye katılmaları için çalışılmaktadır.
Kanserde belki tedaviden daha önemli olan husus kanserin önlenmesidir. Önlemede karsinojenik (kanser yapıcı) maddelerden uzak durmak, temiz ve sağlıklı yaşamak ve uygun bir diyet uygulamak gibi hususlara uyulması kanser sıklığını rahatça yarıya indirebilir. Gelecekte kemoprevansiyon yani kimyasal maddelerle kanseri önlemek de yararlı olabilecektir” ifadelerini kullandı. -

AK; ‘SEÇİM SONUÇLARI AMASYALI HEMŞERİLERİMİN BAŞARISIDIR’
MHP Amasya Merkez İlçe Başkanı Şuayip Ak, 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerini sıkıntısız ve sorunsuz gerçekleştiğini belirtti. Ak konuyla alakalı şu açıklamalarda bulundu;”31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşen Mahalli İdareler seçimi tamamlanmış bulunuyor.
Öncelikle sıkıntısız, sorunsuz, kavgasız, gürültüsüz ve Amasya’ya yakışır bir seçim olduğu için bütün hemşerilerimize teşekkür ediyorum. Allah’a hamdolsun, 2004 yılından itibaren 15 yıldır alamadığımız ve bizim o tarihte bıraktığımız emanetimizi geri alma mücadelesi verdiğimiz bu seçimi Milliyetçi Hareket Partisi olarak zaferle sonuçlandırdık. Alınan sonuç Amasyalı hemşerilerimin başarısıdır. Güçlü desteklerini sandıklara yansıtarak, Milliyetçi Hareket Partisine ve Kıymetli Belediye Başkanına teveccüh gösteren aziz hemşerilerimiz, bu başarının en önemli mimarıdır. Belediye Başkan Adayımız ile Belediye Meclis Üyelerini oyları ve duaları ile destekleyen, Milliyetçi Hareket Partisine ve kıymetli adayına sahip çıkarak destan yazan Amasyalı hemşerilerimin her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Milletimiz üzerine düşeni yapmış, Amasya’mız üzerinde oynanan oyunları görmüş, oyun kurucularının planlarını bozmuş, huzur, kardeşlik ve üretken belediyecilikten yana tercihini kullanarak bizlere, Milliyetçi Hareket Partisi MYK Üyemiz ve Kıymetli Belediye Başkanımız Sn. Mehmet SARI beyefendiye, Belediye Meclis Üyelerimize ve teşkilatlarımıza büyük bir görev ve sorumluluk yüklemiştir. Kıymetli Belediye Başkanımız Sn. Mehmet SARI beyefendinin “milletimize efendi değil, hizmetkâr olmak istiyoruz “sözlerinden hareketle kadrolarımız inşallah milletimizin güvenine layık olacak ve Amasya’mızda ayırım yapmadan tüm hemşerilerimizin hizmetkârı olacaklardır. Bir yerel seçimi daha huzur içinde tamamladık. Şehzadeler Diyarı Amasya sevdalısı olan MYK Üyemiz ve Amasya Belediye Başkanımız, değerli ağabeyimiz Sn. Mehmet SARI öncülüğünde, seçim sürecinde büyük emeği bulunan ve samimiyetle çalışan il ve ilçe teşkilatlarımız, kadın kollarımız, Ülkü ocakları teşkilatımız, meclis üyesi adaylarımız, Milliyetçi Hareket Partisi ve adayına sahip çıkan gönüldaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca mahalle ve köylerde seçilen muhtarlarımızı tebrik ediyor, seçimlerin sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılmasına katkı sunan mülki ve idari amirlerimize, güvenlik görevlilerimize, tüm Sivil Toplum Kuruluşlarımıza, sandık görevlilerimize ve basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Bu vesile ile Yerel Seçimlerin Amasya’mıza, Ülkemize ve Türk-İslam Alemine hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.”
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!!!!”dedi. -

DÜMEN, ‘DAYANIŞMA AİDATI’ ISRARINA TEPKİ GÖSTERDİ
Türkiye Kamu Sen Amasya Şube Başkanı Şemsettin Dümen, sendikaların “dayanışma aidatı” ısrarına tepki gösterdi.
Ülkemiz yoğun bir gündem ile baş başa kalmışken, bütün kamu görevlilerinin gözü kulağı seçim öncesi gerçekleştirilmesi gereken (Mart ayı içerisinde) KPDK toplantısına çevrilmişken yetkili konfederasyon yine konuyu memurların sorunlarından uzaklaştırmaya ve kısır tartışmalarla gündem değiştirmeye çalışıyor diyen Dümen: “Memurun gündemi dayanışma aidatı değil, bir an önce mali ve özlük haklarında düzenlemeye gidilmesidir. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak daima memur odaklı bir yaklaşım sergiledik.
Bu yaklaşımımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Her platformda bütün sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, 3600 ek gösterge sorununun hakkaniyetle çözülmesi, yardımcı hizmetlerin genel idari hizmetler sınıfına geçirilmesi, enflasyonun altında kalan 2019 maaş zamlarının revize edilmesi, kamuya alımlarda mülakatın kaldırılması, atama ve görevde yükselmelerde liyakatin esas alınması ve ek zam gibi kamu görevlilerimizin kanayan yarası haline gelmiş sorunların çözümü için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Varsın kendisini yetkili zannedenler memurların haklarını savunmak yerine kasalarına girecek paranın hesabının peşinde olsun ve dayanışma aidatı istesinler, bizler memurlarımızın cebine girecek parayı isteyemeye devam edeceğiz. Kendi dertlerine düşmekten memurun gerçek gündemini kaçıran sözde sendikalara kamu çalışanlarının gerekli tepkiyi vermesi gerekmektedir. Kamu görevlilerinin bu gerçeği görüp, seçim öncesinde memurların elinin en güçlü olduğu bu dönemde memur taleplerini gündemde tutmak yerine dayanışma aidatını gündeme taşıyıp keselerini doldurmaya çalışan bu sözde sendikaların gerçek yüzünü görmesi ve tercihlerini buna göre yaparak kendilerini temsil edecek olan sendikalara yetkiyi teslim etmelerinin vakti gelmiştir.
Kamu görevlilerinin haklı taleplerini göz ardı eden değil, her şartta savunan kollayan sendikalara ihtiyacı vardır.” diye konuştu. -

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMADA KÜTÜPHANELERİN ROLÜ
55. Kütüphaneler Haftası etkinlikleri kapsamında Amasya Üniversitesi Kütüphane Daire ve Dokümantasyon Daire Başkanlığınca ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kütüphanelerin Rolü’ temasıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Bu etkinlikler kapsamında kütüphane hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkısı, toplumsal farkındalık, gönüllülük, yeşil kütüphaneler, kurumlar arası iş birliği, sosyal kalkınma ve kültürel miras konuları ele alındı. Bu etkinlikler çerçevesinde Amasya Valiliği iş birliğiyle Saraydüzü Kışla Binası konferans salonunda düzenlenen programda Amasya Bayezid İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mustafa Gül ve Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Yapıcı birer konuşma yaptı. Programa Vali Yardımcısı M. Ercan Aslantaş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal Polat, kamu kurum kuruluş amirleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Okumak Bir Hayat Tarzı Olmalı
Amasya Bayezid İl Halk Kütüphanesi Müdürü Mustafa Gül, Kütüphaneler Haftasının amacını kütüphaneleri daha iyi tanıtmak ve kütüphanelerden daha çok istifade edilmesini sağlamak olarak özetledi. Öğrenmenin ve okumanın önemine dikkat çeken Kütüphane Müdürü; ‘’Çocuklarımıza, gençlerimize kitap okuma zevki ve alışkanlıklarını kazandırmadıkça, okumayı hayatımızın bir parçası haline getirmedikçe sürdürülebilir bir kalkınmayı sağlamamız ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmamız mümkün değildir.’’ dedi.
Gençlerimizin Geleceğini İpotek Altına Almayalım
Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mehmet Yapıcı ise sunumunda ‘sürdürülebilir kalkınma kavramı’nı ‘Gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olasılığını koruyarak bugünkü kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilen kalkınma olarak tanımlanmaktadır.’ sözleriyle açıkladı. Sürdürülebilir kalkınmanın sosyolojik, ekonomik, ekolojik, mekânsal ve kültürel boyutları olan bir kavram olduğunu söylen Yapıcı; dünyanın doğal kaynaklarını bilinçli olarak tüketilmesi gerektiğini; her bilinçsiz tüketimin gelecek kuşakların haklarını çalmak anlamına geldiğini belirtti. Yapıcı; gelecek kuşakların bu gidişe ‘dur’ demesi gerektiğinin altını da önemle çizdi.
Dünyada kişi başına düşen yeşil alan miktarının minimum 9 metre kare olduğunu söyleyen Öğretim Görevlisi Yapıcı; bu miktarın normalde 15 metre kare olması gerektiğin kaydetti. İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alanın 4 metre kare, Amasya’da ise 5.76 metre kare olduğunu belirten Yapıcı; ‘’Amasya’da yaşıyoruz, Amasya’mızı seviyoruz. Bunun için şehrimizi yönetenlerden, protokol üyelerinden daha çok yeşil alan talep etmeliyiz. Örneğin il Milli eğitim Müdürümüzden okullarımızın yeşil alanlarının artırılması noktasında yardım talep edebiliriz. Okullardaki beton alanların yeşile dönüştürülmesi için talepte bulunabilirsiniz. Bu şunun için önemli; zira gezegenimizin akciğeri yeşil alanlardır. İnsanda nasıl akciğer zayıfladığında yaşam döngüsü bozulursa; gezegenimizin de yeşil alanları azaltılıp tahrip edildiğinde ömrü kısalır. Bu da gençliğin geleceğini ipotek altına almak demektir.’’ ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir Kalkınmada Kütüphanelerin Rolü bağlamında da projeler geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Yapıcı, bu projelerin başında ise ‘yeşil kütüphaneler’in geldiğini söyledi. Kütüphanelerin sadece bilgi edinme yerleri olmadığını; kütüphanecilik anlayışının da dönüşerek buraların artık bir paylaşma, sosyalleşme alanı olarak da öne çıktığını söyleyen Yapıcı, tüm bunları başarmak için ise iş birliğinin şart olduğunu sözlerine ekledi. Program sonunda Vali Yardımcısı M. Ercan Aslantaş, Amasya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kemal Polat katkılarından dolayı Öğretim Görevlisi Mehmet Yapıcı’ya teşekkür ederek çiçek ve fidan dikme sertifikası takdim ettiler. -

BİLGİN; ‘KÜTÜPHANELER, MERKEZİNE İNSANI ALMALI’
55. Kütüphaneler Haftası etkinlikleri kapsamında Üniversitemiz Kütüphane Daire ve Dokümantasyon Daire Başkanlığınca ‘Sürdürülebilir Kalkınmada Kütüphanelerin Rolü’ temasıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Bu etkinlikler kapsamında Üniversitemiz Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. M. Burak Bilgin bir sunum yaptı. Bilgin sunumunda sürdürülebilir kalkınmanın gelecek kuşakların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak karşılanması temelinde bir model olduğunu söyledi.
‘Geride kimse kalmayacak’ hedefi ile oluşturulan sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma sürecinde kütüphanelerin kilit rol oynadığını söyleyen Bilgin; ”Halkın bilgiye erişimi, onların yaşamlarını iyileştirebilecek bilinçte karar vermelerini sağlar. Herkes için zamanında ve gerekli bilgiye erişimi olan topluluklar; yoksulluk ve eşitsizliği ortadan kaldırmak, tarımı geliştirmek, kaliteli eğitim sağlamak ve insanların sağlığını, kültürünü, inovasyonunu desteklemek için daha iyi konumlandırılmışlardır.” dedi.
Kütüphanelerin insanların hayatlarını iyileştirme noktasında çeşitli fırsatlar sunduğunu söyleyen Doç. Dr. Bilgin; ”Sürdürülebilir kalkınmanın en temel yapıtaşı toplumdur. Bu nedenle kütüphaneler merkezine kaynakları değil insanı almalıdır. Bir toplumun refahı dayanışmaya bağlıdır ki kütüphaneler bulundukları yerde toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye elverişli kamusal alanlardır. Toplumsal bağların güçlü olması ülkenin ya da bölgenin; doğal afetler, kriz, savaş, göç gibi planlanamayan bir olumsuzlukla karşılaşması durumunda dayanıklı olmasını sağlar. Şunu unutmamak gerekir ki her toplum kendi ihtiyaçlarını kendi içinde karşılayacak güce sahiptir.” ifadelerini kullandı.
Bilgin şöyle devam etti:
”Toplumun yerel kaynaklarla kendine katma değer oluşturması kapsamında en önemli uygulama gönüllülüktür. Kütüphane gönüllülüğü uzmanların kütüphanelerde doğru bilgiyi aracı olmaksızın toplumla buluşturması noktasında önemlidir, Sağlık gibi konularda kütüphanelerin önleyici hizmetlere aracılık etme özelliği de ön plana çıkmaktadır. Toplumun farklı konularda bilgilendirilmesi, özellikle dijital eşitsizliğin toplumdaki eşitsizliği yeniden üretmekle kalmayıp derinleştirdiği günümüzde bireyin yaşam için gerekli Olan “know-how” geliştirmesine katkı sağlamaktadır.
Kütüphanelerin, sürdürülebilir bir toplum oluşturmayı amaç edindiklerinde çok ciddi bir hareketin katalizörü olacağını biliyoruz. Bu nedenle, ülkemizin her yerinde topluma bilgi sunan kütüphanelerimizin sürdürülebilir kalkınma ve BM 2030 Gündemi ile on yedi hedefe ilişkin bilgilendirilmesi, bu tema kapsamında kütüphanelerin ulusal kalkınmaya çok yönlü etkisinin altının çizilmesi, bilgi toplumu oluşturulmasında ulusal politikalar ve gönüllülük mevzuatı gibi konulan gündeme gelmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.”
Gençlerde çok kitap okumalarını isteyen Bilgin, kendisinin ilk okuduğu kitabın Cin Ali serisi olduğunu ve okuma alışkanlığını çocukluğunda kazandığı için kitap okuma alışkanlığını halen artarak devam ettiğini söyledi. -

‘SOY KÜTÜĞÜ’ PROJESİ İÇİN BOĞALAR SEÇİLDİ
Soy kütüğü projesi kapsamında Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği bünyesinde faaliyet gösteren menemen suni tohumlama laboratuvar ve GenTürk boğa istasyonu Türkiye çevre koşullarına uyumlu, yüksek verimli ve uzun ömürlü sığırlar elde etmek için Amasya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği aracılığı ile bölgemizden boğa adayları seçilmiştir.
Seçimi yapılan hayvanlar TR05281672 ve TR05281673 kulak numaralı Simental ırkı erkek hayvanlar Göynücek ilinin Şarklı köyünde üye Hüseyin Öksüz’den, TR051270738 kulak numaralı Angus ırkı erkek hayvan Amasya’nın Uygur köyünde üye Mehmet Şahin’den satın alınarak birlik aracılığı ile GenTürk boğa istasyonuna gönderilmiştir.
Ülkemiz hayvancılığının gelişmesine Amasya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği üyelerinin de rol alması geçmişten günümüze yapılan ıslah çalışmaların başarısını da kanıtlamaktadır. Üye üreticilerinin düzenli olarak işletmelerinde aylık süt ölçümlerini yapmaları, genetiği yüksek boğalardan suni tohumlama tercih etmeleri, yapılan bakım ve beslemedeki gelişmeleri takip etmeleri sonucu seçimi yapılan ve uygun görülen boğa adayları 2020 yılında ülkemiz genelinde yapılacak olan suni tohumlamalardan her ilde doğacak olan buzağıların babaları olmaları birlik ve üye üreticiler açısından oldukça memnun edici bir durumdur.
Ayrıca yapılan ıslah çalışmalarında ithal boğa adaylarının yerine kendi yetiştirmiş olduğu yerli boğa adayları kullanılıyor olması ve tercih edilmesi ülkemizde yıllardan beri yapılan ıslah çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Gelecekte hayvancılıkta ithal edilen bir ülke yerine ihraç edebilen bir ülke olabilmek için başta üretici birlikleri olmak üzere herkese büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. -

TERZİ; ‘1 MAYIS’TA TÜM KAMU ÇALIŞANLARINI SAMSUN’A BEKLİYORUZ’
Türk Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi,1 Mayıs’ta tüm kamu çalışanlarını Samsun’a bekliyoruz dedi. Terzi, milli mücadelenin başlamasının 100. Yılı olması nedeniyle Türkiye Kamu-Sen’in 1 Mayıs programını Samsun’da yapacağını açıkladı. 1 Mayıs 2019’da Samsun’da hem kamu çalışanlarının talep ve beklentilerini haykıracaklarını hem de Türkiye sevdasının nasıl olduğunu göstereceklerini bildirdi. Terzi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl ki Büyük Atatürk ve yol arkadaşları, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak, Türkiye’yi esaretten kurtararak milli mücadeleyi başlattılarsa; inşallah Türkiye Kamu-Sen de 1 Mayıs 2019’da Samsun’a ayak basacak ve kamu çalışanlarını sendikal esaretten kurtaracak yeni bir süreci başlatacaktır. 1 Mayıs’ta tüm kamu çalışanlarını ve ailelerini Samsun’a bekliyoruz. Türkiye Kamu-Sen’in gücünü hep birlikte gösterelim.” 657 Sayılı DMK’nın tartışılmasına varız; ama kırmızı çizgimiz iş güvencemiz. Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kamu çalışanlarına yönelik personel reformu yapılması gerektiğine ilişkin sözlerini değerlendiren Terzi, “Bu açıklamayı temkinle karşıladık” dedi.
Geçmiş yıllarda, ‘İşçi-memur ayrımını ortadan kaldıralım’ şeklindeki tartışmaları hatırlatan Terzi, Türkiye Kamu-Sen’in bu tartışmalar üzerine bir kitapçık bastırdığını ve konuyla ilgili çok sayıda öneri getirdiğini bildirdi. Her önüne gelenin iş güvencesini tartışmaya açtığını söyleyen Terzi sözlerini şöyle sürdürdü: “657 Sayılı DMK, 1965’den bu yana yüzlerce kez değiştirildi. Biz de kanunun tartışılmasına varız; ama kırmızı çizgimiz iş güvencemizdir. Anayasa’nın 128. Maddesi, ‘Devletin asli ve sürekli işleri devlet memurları eliyle yürütülür’ der. Yani devlet, hizmetini memurlar eliyle vatandaşına ulaştırıyor. Dolayısıyla iş güvencemizden asla taviz vermeyiz. Anlaşılıyor ki, seçimden sonra bu konu yine tartışma konusu olacak. Dün ve bugün olduğu gibi yarın da devlet memurlarının kazanılmış haklarının ellerinden alınmaması için her türlü direncimizi ortaya koyacağız.” Yetkin, donanımlı, sözüne itibar edilen kişiyi okul müdürü yapmaz iseniz, sadece bir sendika, vakıf, dernek, cemiyet mensubiyeti üzerinden okul müdürü atarsanız, başarılı olma şansımız var mı?
MEB’in 21 Nisan tarihinde yönetici atama sınavı yapacağını hatırlatan Terzi, bu sınava yönelik eğitimcilerin ilgisinin beklenen düzeyde olmadığını kaydetti. Bunun nedeninin geçmişte mülakat çeteleri marifeti ile çalışanların alın terlerinin gasp edilmesi olduğunu bildiren Terzi, şunları kaydetti: “2014 yılında Teşkilat Kanunu’nun değiştirilmesiyle birlikte çok başarılı, ödülleriyle adından söz ettiren, mesleğinde yetkin birçok başarılı idarecinin görevine bir gecede son verildi. Bu yöneticilerin yerine mülakat marifetiyle tek sıfatı yandaşlık olan ehliyetsiz, liyakatsiz insanlar getirildi. Mülakatlarda o kadar haksızlık yaşandı ki…”
Sayın Cumhurbaşkanı’nın eğitim ve kültürde istenilen hedeflere ulaşılamadığını söylediğini bildiren Geylan, bunun nedenin okulların ehliyetsiz insanlar tarafından başarısız şekilde yönetilmesi olduğunu söyledi. “Bir okul, müdürü kadar okuldur” diyen Terzi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yetkin, donanımlı, sözüne itibar edilen kişiyi okul müdürü yapmaz iseniz, sadece bir sendika, vakıf, dernek, cemiyet mensubiyeti üzerinden okul müdürü atarsanız, başarılı olma şansımız var mı? ” Ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsinler, teşkilatımızın hakkını, hukukunu
korumak için her türlü enstrümanı sonuna kadar kullanırız. Geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, ‘Yönetici mülakatlarında güvenlik soruşturması temiz olan adaylara, yazılı sınav puanı ne ise mülakat puanı da o verilecek’ şeklindeki talimatını dile getiren Terzi, “Türk Eğitim-Sen olarak talebimiz de bu idi. Sayın Ziya Selçuk’a bu tutumundan dolayı teşekkür ediyoruz. Dileriz, önümüzdeki süreçte, geçmiş dönemlerdeki sıkıntılar yaşanmaz” dedi.
Terzi, son yapılan görevde yükselme mülakatlarında da Bakan Selçuk’un talimatıyla kul hakkı yenilmediğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Son iki öğretmen alımında güvenlik soruşturması temiz olan adaylara mülakat puanı olarak KPSS puanı verildi. 18 Şubat ile 1 Mart tarihleri arasında bütün illerde görevde yükselme sınavını kazanan adayların mülakatları yapıldı. Bu süreçte geçmiş dönemlerde olduğu gibi bir sendikanın elinde torpil listeleri ile il milli eğitim müdürlüklerine ya da komisyon üyelerine baskı yaptığını duydunuz mu? Duymadınız, çünkü Bakan talimat verdi. Önceden malum sendika; yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlara, ‘Memur olmak istiyorsan bana üye olacaksın’ diyordu. Memura, ‘Şef olmak istiyorsan bana üye olacaksın’ diyordu. Bu kez olmadı. Kamusal alanı esaret altına alanların manevra alanı her geçen gün daralıyor.
Herkes bilmelidir ki; Türkiye, eski Türkiye değil. Türk Eğitim Sen üyesi bir arkadaşımızın hakkını gasp edenin alnını karışlarız. Ne kadar çirkinleşirse çirkinleşsinler, teşkilatımızın hakkını, hukukunu korumak için her türlü enstrümanı sonuna kadar kullanırız.” Diye konuştu.