Etiket: türkiyebüyükmilletmeclisi

  • YSK milletvekili sayılarını açıkladı

    YSK milletvekili sayılarını açıkladı

    Yüksek Seçim Kurulunun (YSK), nüfus verileri kapsamında illerin milletvekili sayıları dağılım tablosunu açıkladı. YSK’nın yaptığı açıklamaya göre İstanbul ve Bayburt’un milletvekili sayısı birer arttı, Eskişehir ve Muş’un milletvekili sayısı birer azaldı.

    YSK’nın belirlediği sayıya göre Amasya ilini mecliste 3 milletvekili temsil edecek.

    Resmi Gazete’de yayımlanan YSK kararında, seçim çevreleri ve her seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısının 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 5’inci maddesinde genel nüfus sayımı sonuçlarının açıklanmasının ardından en geç 6 ay içinde açıklanacağının hüküm altına alındığı hatırlatıldı.Türkiye İstatistik Kurumu tarafından en son 31 Aralık 2021 nüfus bilgilerinin açıklandığı aktarılan kararda, bu kapsamda 600 milletvekilinin il ve seçim bölgelerine göre dağılımları yer aldı.

     

    YSK’nın verdiği listeye göre Ankara 36, İstanbul 98, İzmir 28 milletvekili çıkaracak. Tabloya göre, İstanbul ve Bayburt’un çıkaracağı milletvekili sayısı birer arttı, Eskişehir ve Muş’un milletvekili sayısı birer azaldı. İstanbul’un çıkaracağı milletvekili sayısı 97’den 98’e, Bayburt’un vekil sayısı 1’den 2’ye çıktı, Eskişehir’in çıkaracağı milletvekili sayısı 7’den 6’ya, Muş’un milletvekili sayısı 4’ten 3’e indi.Diğer iller ve çıkaracakları milletvekili sayıları şu şekilde:”Adana 15, Adıyaman 5, Afyonkarahisar 6, Ağrı 4, Amasya 3, Antalya 17, Artvin 2, Aydın 8, Balıkesir 9, Bilecik 2, Bingöl 3, Bitlis 3, Bolu 3, Burdur 3, Bursa 20, Çanakkale 4, Çankırı 2, Çorum 4, Denizli 7, Diyarbakır 12, Edirne 4, Elazığ 5, Erzincan 2, Erzurum 6, Eskişehir 6, Gaziantep 14, Giresun 4, Gümüşhane 2, Hakkari 3, Hatay 11, Isparta 4, Mersin 13, Kars 3, Kastamonu 3, Kayseri 10, Kırklareli 3, Kırşehir 2, Kocaeli 13, Konya 15, Kütahya 5, Malatya 6, Manisa 10, Kahramanmaraş 8, Mardin 6, Muğla 7, Muş 3, Nevşehir 3, Niğde 3, Ordu 6, Rize 3, Sakarya 7, Samsun 9, Siirt 3, Sinop 2, Sivas 5, Tekirdağ 8, Tokat 5, Trabzon 6, Tunceli 2, Şanlıurfa 14, Uşak 3, Van 8, Yozgat 4, Zonguldak 5, Aksaray 4, Bayburt 2, Karaman 3, Kırıkkale 3, Batman 5, Şırnak 4, Bartın 2, Ardahan 2, Iğdır 2, Yalova 3, Karabük 3, Kilis 2, Osmaniye 4 ve Düzce 3.Ayrıca Ankara 3, Bursa 2, İstanbul 3, İzmir ise 2 seçim bölgesine ayrılacak.

  • ÇİFTÇİLERİN SORUNLARI MECLİSTE

    ÇİFTÇİLERİN SORUNLARI MECLİSTE

    CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, Mayıs ayında Merzifon, Suluova ve Amasya’da meydana gelen dolu afeti ile ilgili zararları ve üreticinin taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme getirerek bir an önce çözüm istedi.
    CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “24-25 Mayıs 2019 tarihinde Amasya merkez, Merzifon ve Suluova ilçelerinde çok büyük bir dolu afeti yaşanmıştır. 200 bin dönüm arazi çok büyük oranda zarar görmüştür, çiftçilerin zararı büyüktür. Çiftçilerimizin talepleri vardır bu bağlamda afet olan bölgelerin, afet bölgesi ilan edilmesini talep etmektedirler. Kamu kuruluşlarına ve özel bankalara olan borçlarının silinip anaparanın taksitler halinde ödenmesini talep etmektedirler. Tohum, gübre, mazot desteği verilmesini ve zarar gören her eve bir yıl süreyle asgari ücret tutarında aylık ödeme yapılması talepleri vardır.” diyerek çiftçilerin taleplerini dile getirdi.

  • KARAHOCAGİL: “YENİ YASAMA DÖNEMİ İLE BEKLENEN HİZMETLER İÇİN GECELİ GÜNDÜZLÜ ÇALIŞACAĞIZ”

    KARAHOCAGİL: “YENİ YASAMA DÖNEMİ İLE BEKLENEN HİZMETLER İÇİN GECELİ GÜNDÜZLÜ ÇALIŞACAĞIZ”

    19 Temmuz 2019’da 2,5 aylık tatile giren TBMM Genel Kurulu, mesaisine 1 Ekim Salı günü yeniden başladı. İlimiz Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’inde hazır bulunduğu Meclis Atatürk Anıtı’ndaki ilk törende TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Milletvekilleri tarafından anıta çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı okundu. 27. Dönem 3. Yasama Yılı’nın ilk toplantısı ise saat 15.00’te Meclis Genel Kurulu’nda toplandı. Genel Kurula Cumhurbaşkanı Erdoğan’da iştirak etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanvekili  Celal Adan tarafından törenle karşılandı. Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Onur Kıtası’nı selamlayan Erdoğan, daha sonra Genel Kurul Salonu’na geçti. Mustafa Şentop’un yaptığı açılış konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kürsüye gelerek TBMM Genel Kurulu’na hitap etti. Önümüzdeki süreçle ilgili olarak öne çıkan konuları değerlendiren Erdoğan, ülkemiz, bölgemiz ve tüm dünya  genelini ilgilendiren önemli başlıkları bir kez daha gündeme getirdi.

    Karahocagil: Yeni Yasama Dönemi İle Birlikte Geceli Gündüzlü Çalışarak Milletimizin Özlemle Beklediği Hizmetleri Bir An Önce Hayata Geçirmeyi Hedefliyoruz

    AK Parti Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil, 100’üncü yasama yılına başlayan TBMM’nin bu dönem Yargı Reformu ve Gümrük Kanunu başta olmak üzere komisyonlarda bulunan birçok tasarıyı ele alıp sonuçlandıracağını vurgulayarak yeni yasama döneminin hayırlara vesile olmasını diledi. Karahocagil 2,5 aylık tatil sürecinde Amasya genelinde durmadan, yorulmadan çalışmalarına devam ettiğini belirterek şunları söyledi; “Cumhurbaşkanımızın da önemle arz ettiği gibi ‘Önce Milletim, Önce Memleketim’ demeyen hiç kimsenin bu kutlu kurumun çatısı altında yer almaya hakkı olmadığını belirtmeliyim. Türkiye’nin en büyük gücü, milletiyle ve onu temsil eden kurumlarıyla sergilediği birliktir, beraberliktir, dayanışmadır. Bu öyle bir güçtür ki ne parayla, ne teknolojiyle ne de diğer imkânlarla kıyas kabul eder.  Gelinen nokta itibariyle elbette ki sorumluluklarımızın farkında ve bilincindeyiz. Bu çatı altında asla yılgınlığa, yorgunluğa ve rehavete düşmeyeceğiz. Amasya’mız ve ülkemizin geleceği için aklını ve vicdanını karanlık güçlere prangalamamış, en alt birimlerimizden en üst kademesine kadar millet,  memleket ve Amasya sevdalısı tüm paydaşlarımızla birlikte el ele vererek, zaman mefhumu tanımadan, gücümüzün son raddesine kadar çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız… Her daim ve her halûkârda bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Rabbim cümlemizin işlerini kolay eylesin, yâr ve yardımcımız olsun.” diye konuştu.

  • 19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

    19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

    Ulusumuz, tarihi boyunca yurdunu canından üstün tutmuş, varlığına yönelen tehditlere, her türlü güçlüğe göğüs gererek, kararlılıkla karşı koymuştur. Bizler Gaziler gününü, eskiden kurtuluş savaşında, Dumlupınar da, Sakarya da, Sarıkamış da ve diğer savaşlarda gazi olmuş yurttaşlarımız için kutlardık. Şimdi ise Yurdumuzda emperyalist güçlerin bizleri birbirine düşürerek, terör yandaşlığı yaparak, her gün gaziler ve şehitler günü olmaktadır.

    Vatan toprağının güvenliği ve bütünlüğünü sağlama adına büyük mücadele örneği gösteren ve bugün bu topraklarda yaşamamızı sağlayanlar işte bu kahraman Şehit ve Gazilerimizdir.

    Türk Ulusu, yaşam felsefesi, bağımsızlık ve özgürlük tutkusu, yurduna ve ulusal değerlerine gönülden bağlılığı gibi kendisini özel kılan nitelikleriyle, dünyada her zaman saygın konum edinmiştir. Yüce Atatürk önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı, Ulusumuzun kuşaktan kuşağa aktarılan bu kararlılığının göstergesi olarak tarihteki yerini almıştır.

    Kurtuluş Savaşı, yurt sevgisinin ve ulusal coşkunun doruk noktasına çıktığı, kadın-erkek, genç yaşlı tüm yurttaşlarımızın büyük özverisiyle, birlik ve dayanışma içinde zafere ulaştırılan kahramanlık destanımızdır.

    Bağımsızlık savaşımının ardından kurtarılan güzel yurdumuz ve kurulan Cumhuriyetimiz, Yüce Atatürk başta olmak üzere büyük bir yurt sevgisiyle, yaşamını ülkesine adayan kahramanlarımızın, şehitlerimizin ve gazilerimizin bizlere emanetidir. Şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetine, bölünmez bütünlüğümüzden ve birliğimizden ödün vermeden sahip çıkmak, tarihin her döneminde güçlü olmamızın, başı dik, onurlu bir yaşam sürmemizin yolunu açmıştır.

    Ulusumuz, yurdu için canı pahasına savaşım veren, üzerine düşen görevi en iyi biçimde yerine getiren şehitlerimizi ve gazilerimizi her zaman sevgi ve saygıyla anmaktadır. Böyle onurlu bir savaşım sonucunda kazanılan Sakarya Zaferi’nin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce Atatürk’e Mareşal Rütbesi ve Gazi Unvanı verilmesi, Türk Ulus’unun O’nun kişiliğinde tüm şehitlerine ve gazilerine duyduğu saygının ve gönül borcunun bir anlatımıdır.

    Şehitlerimiz ve gazilerimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar yaşayacağının, Türk Ulus’unun bu uğurda hiçbir özveriden kaçınmayacağının ölümsüz simgeleri olarak, gönüllerdeki saygın yerlerini almışlardır.

    Vatan sevgisiyle, kahramanlığın ve fedakârlığın sembolleri olan, kendileriyle gurur ve onur duyduğumuz şehitlerimizle gazilerimize sahip çıkmak ne kadar görevimizse, onların ailelerine sahip çıkmakta o kadar görevimiz olmalıdır.

    Türk milletinin her bireyinin şuan yaşamakta olduğu hayatın geçmişte verilen bu büyük mücadelelerin ve tecrübelerin bir sonucudur.

    Bu duygularla Yüce Atatürk’e Mareşal Rütbesi ve Gazi Unvanı verilişinin yıldönümünü ve Gaziler Günü’nü kutluyor, ülkesi için canı pahasına savaşım veren tüm şehitlerimizi saygıyla, gazilerimizi şükranla anıyor, Amasyalı halkımıza ve tüm Yurttaşlarımıza sevgi ve selamlarımı sunuyorum.

    Reşat KARAGÖZ
    CHP Amasya İl Başkanı

  • DARBEYİ LANETLİYORUZ

    DARBEYİ LANETLİYORUZ

    15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. Demokrasiye ve milli İradeye yönelik bu hain kalkışma ve arkasındaki FETÖ terör örgütünü lanetliyoruz. 15 Temmuz 2016 gecesinde yaptığımız gibi halk egemenliğine ve Türkiye’nin demokratik birikimine sahip çıkma azmindeyiz.
    Darbe girişimine karşı milletimiz, Gazi meclis ve siyaset kurumu ortak bir direniş sergilemiş, girişim boşa çıkarılmıştır. Ancak bu kararlı duruş ne yazık ki güçlü bir demokrasi çıkarma fırsatına dönüştürülememiş, sonraki süreçte TBMM’ni devre dışı bırakan bir OHAL rejimi yerleştirilmiştir. Aradan 3 yıl geçmiş olmasına karşın darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmaya dönük esaslı bir adım da atılmamıştır.
    Askeri ya da sivil her türlü darbeye karşı kararlı duruşumuz devam edecektir. Güçlü ve müreffeh bir Türkiye yaratmanın yolu, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti esaslarına sarılmaktan geçiyor.
    Tek güvencemiz ve umudumuz yine milletimizin azim ve kararlılığıdır. Demokrasiye ve halk egemenliğine olan inancımızla 15 Temmuz hain darbe girişimini lanetlerken, darbeye karşı direnişte canını veren şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimize sağlık ve esenlikler dileriz.
    Reşat KARAGÖZ
    CHP Amasya İl Başkanı

  • HÜKMEDİLEN DEĞİL HÜKMEDEN

    HÜKMEDİLEN DEĞİL HÜKMEDEN

    Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM Genel Kurulu MHP Grup toplantısına Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı da katıldı. Toplantı da Başkan Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan eşlik etti.

    Grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, “Türk milleti zorlu bir coğrafyayı, üzerinde hesap yapılan bereketli toprakları vatan yaptı. Bir vatana sahip olmanın ağır bedelleri vardı, bu bedeller de destanlaşan şehadetlerle ödendi” dedi.

    Milli ruhun asırları kavradığını, cihanı kuşattığını, beşeriyeti kendisine hayran bıraktığını belirten Genel Başkan Bahçeli, konuşmasının devamında şunları söyledi; “Türk milleti, üzerinde yaşadığı aziz vatana tutunarak geleceğin yol haritasını çizmiştir. Hükmedilen değil hükmeden, istikamet verilen değil istikamet veren ülke olmanın hedefiyle mücadelemizi sürdürüyoruz. Tarih şuuru varsa gelecek vizyonu canlı bir resim gibi önümüzde duracaktır. 15 Temmuz’da yaşananlar tarihimizin çağrısını tekrar hatırlatmıştır. Demek ki Türk vatanını işgal emelleri hala bitmemiştir. Demek ki küresel odakların mütecaviz akımları hala kesilmemiş, daha doğru bir ifadeyle kesilmeyecektir. Bu nedenle hükümet sisteminin değişmesi gerekiyordu. Siyasetteki itiş-kakış son bulmalıydı. Kutuplaşma en aza çekilmeliydi. Cephe siyaseti değil, kaynaştırıcı bir anlayışın kök salması temin edilmeliydi. Parlamenter sistemden kaynaklanıp siyaset hayatımızı doğrudan kuşatan krizlerin milli mutabakatla bitirilmesi, değilse bile azaltılması en acil gündemdi. Tarihimize ve kültürümüze en uygun modele intikal sağlanmış, Türkiye Cumhuriyeti de 3. evresine eklemlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milli misyon ve vizyonumuzla 2053 ve 2071 hedeflerimizi zemin hazırlayacaktır. Biz karanlığı gördük, bunu dert ettik sonra da bir mum yakıp etrafı aydınlattık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinin teminatıdır” diye konuştu.

  • ÇİLEZ, TBMM’DE YASALAŞAN TEKLİFLERİ DEĞERLENDİRDİ

    ÇİLEZ, TBMM’DE YASALAŞAN TEKLİFLERİ DEĞERLENDİRDİ

    AK Parti Amasya Milletvekili, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Hasan Çilez, TBMM Genel Kurulunda görüşülmekte olan 90 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında görüşlerini açıkladı.

    Meclis kürsüsünde milletvekillerine hitap eden, “Afrin’de şehit olan Uzm. Onb. Mikail Candan kardeşimizin Rabbim şahadetini kabul etsin, milletimizin başı sağ olsun. Görevi başında şehit olan öğretmenlerimizi sağlık görevlilerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum diyerek konuşmasına başlayan Hasan Çilez değişiklik yapılacak olan kanunlar ve kanun hükmünde kararnameler hakkında yaptığı açıklamada, “Mevcut teklifin görüşmeleri sona erdi. Teklifin yasalaşması ile birlikte milli eğitim hizmetlerinin çağın gereklerine uygun, daha yüksek standartta, daha etkin ve kaliteli olabilmesi için çeşitli düzenlemeler yapılmış olacaktır. Yine bu çerçevede yetki ve sorumluluklar tanımlanarak, uygulama birliği tesis edilmiş ve kamu kaynaklarının kullanımında etkinlik sağlanmış olacaktır. Bu teklifle birlikte; 66 ay olan okula başlama yaşı 69 aya çıkarılmıştır. Milletlerarası okulların açılması ve ruhsatlandırılması ile eğitim öğretim takvimleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Milli eğitim ve sağlık bakanlığı ile diyanet işleri başkanlığında görev yapan personel için kadroya geçme sürecindeki zorunlu hizmet süresinin 6 yıldan 4 yıla düşürülmesi sağlanmıştır. Milli eğitim bakanlığı yetki ve uhdesinde olan yükseköğrenim yurtlarındaki hizmetlerin bu alandaki tecrübeleri sebebiyle gençlik ve spor bakanlığına devredilmesi sağlanmış, çıraklık eğitimi ile ilgili düzenlemeler yapılarak eğitim istihdam arasındaki bağlantı güçlendirilmiştir. Bu bağlamda mesleki eğitim merkezlerinin OSB yönetimlerince ve özel sektör tarafından açılabilmesi sağlanmıştır. Böylece nitelikli işgücü ihtiyacının üretim sektörüne düzenli arz edilmesinin önü açılmıştır. Meslek liselerinin üretim sektörüyle uyumlu hale gelebilmesi kalifiye personel ihtiyacını giderecek ve işçi verimliliğini yükseltecektir. Bu ilişkinin güçlenmesi için gerekli istihdam ve teşvik politikalarına da ihtiyaç olduğu aşikârdır. Yüksek teknoloji ihraç edebilmemiz için yani yükte hafif pahada ağır ürün ihracı için eğitim seviyemiz yükseltilerek iş dünyamızla birlikte çalışabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Ak parti iktidara geldiği 2002 yılından sonra her yıl en büyük bütçeyi milli eğitim alanına ayırmıştır. Bu sayede milli eğitim alt yapımız çok güçlenmiş, okullarımızın işlevselliği ve kalitesi yükselmiştir. Bugün eğitimde yapılan okulları ve altyapıyı tamamlamayı küçümsemek güneşi balçıkla sıvamaktır. Bu yatırımları küçümseyenlere geçmişin 45-50 kişilik sınıflarını hatırlatmak gerekir. 27 öğrenciye 1 öğretmen düşerken bu sayı 17 öğrenciye 1 öğretmen olacak şekilde öğretmen sayımız artırılmıştır. Ders kitapları ücretsiz dağıtılmış bütün yavrularımızın okula gitmesi sağlanmıştır. Okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar her kademe vatandaşımız açısından daha ulaşılabilir olmuştur. Tüm milli eğitimdeki öğrenci sayımız ve 18 milyonu yükseköğrenim gören öğrenci sayımız 7,5 milyonu bulmuş toplam 25,5 milyon öğrenci sınırına gelinmiştir. Dünyada 143 ülkenin nüfusunda fazla öğrencimiz vardır. Önceki dönemlerde çoğunlukla eğitimli ve zengin insanların çocukları üniversite tahsili yapabilirken, bugün üniversiteler her ilde açılarak yaygınlaşmış ve ulaşılabilir olmuştur. Maalesef yaygınlaşan yükseköğrenim imkânı da bazı çevrelerce sulandırılmaya çalışılmaktadır. Eğitim ideolojik çatışma alanı değildir. Milli ve bekamızı ilgilendiren en önemli meselelerin başındadır. Asıl olan okullarımızın ilim ve irfan yuvaları olarak hizmet vermeleridir. Yavrularımızın hayata atılmadan önce bilgi ve beceriyle, ilim ve irfan ile geçmişini bilerek geleceğe köprü atabilecek kabiliyetlerle donatılması gerekmektedir. Kendisine, ana babasına, ailesine, vatanına, milletine ve insanlığa hayrı olacak, ben değil biz diyebilen bireyler yetiştirmek ana amacımız olmalıdır. Terbiyenin talim kadar önemli olduğu bir sistem kurmamız geleceğimiz açısından son derece önemlidir. Uluslararası arenada rekabet edebilecek, bilgi, beceri, lisan ve özgüvene sahip bir nesil yetiştirmemiz gerekmektedir. Yine ak parti iktidarları döneminde öğretmenlerimizin yaşam standartları ve ekonomik durumları oldukça yükselmiştir. Milli eğitim bakanlığımızın 93 bin öğretmen açığı tespitini Sayıştay raporuna atfen 153 bin öğretmen açığı vardır şeklinde değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Eğitim politikalarını, hedeflerini ve amaçlarını belirleyen kurum milli eğitim bakanlığıdır. Öğretmen ihtiyacı da bu politikalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu alan siyasi getirim alanı olmamalıdır. Sayın başkan, değerli milletvekilleri, kanun teklifimizin, ülkemize ve milli eğitim camiamıza hayırlı olması dileklerimle lehte oy kullanacağımı belirtiyor gazi meclisimizi ve aziz milletimizi saygı ve hürmetle selamlıyorum”  ifadelerini kullandı.

  • ŞENTOP; “TÜRKİYE’NİN BEKÂSINI HER ŞEYİN ÜSTÜNDE TUTMALIYIZ.”

    ŞENTOP; “TÜRKİYE’NİN BEKÂSINI HER ŞEYİN ÜSTÜNDE TUTMALIYIZ.”

    TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Amasya Üniversitesinde düzenlenen Amasya Genelgesi’nin 100. Yılında Milli İrade ve Milli İstiklal konulu panele katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan panelde konuşan Meclis Başkanı Şentop, “Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan çevrelere karşı birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi korumak; bizi yolumuzdan alıkoymak isteyenlere karşı uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin bekâsını her şeyin üstünde tutmalıyız. Türkiye’nin bekâ meselesi olduğunu söylemek, Türkiye’nin zayıf düştüğü anlamına gelmemektedir. Her ülkenin her devletin beka sorunu yoktur. Beka sorunu devleti ebed müddet iddiası olan devletlerin sorunudur. Dünyada geleceğe ebede kadar yaşama iddiası olmayan devletlerin beka diye bir meselesi yoktur, olamaz” dedi.

    Meclis Başkanı Şentop’a Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Amasya Milletvekilleri Hasan Çilez ve Mustafa Levent Karahocagil eşlik etti.

     

  • BAŞKAN SARI TBMM BAŞKANI ŞENTOP’UN PROGRAMLARINA KATILDI

    BAŞKAN SARI TBMM BAŞKANI ŞENTOP’UN PROGRAMLARINA KATILDI

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un ziyaret programlarına katıldı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop bir dizi ziyaretler için Amasya’ya geldi. Meclis Başkanı Şentop’u Merzifon Havaalanında Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Milletvekilleri Levent Karahocagil ve Hasan Çilez, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Kurum ve Kuruluşların Müdürleri karşıladı. İlk olarak Saraydüzü Kışla Binası Kongre ve Kültür Merkezini ziyaret eden Şentop, burada Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurmaylarının Bal mumu heykellerinin sergilendiği müzeyi gezerek Vali Varol’dan bilgi aldı. TBMM Başkanı Şentop daha sonra Sultan Beyazıt Camiinde protokol üyeleri ile Cuma namazını kıldı. Cuma namazı çıkışı Meclis Başkanı Şentop, Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ve protokol üyeleri vatandaşların Cumasını tebrik ettiler. Buradan yemek programına geçen ve son olarak Amasya Genelgesinin 100. Yılında Milli İrade ve Milli İstiklal konulu panele katılan Prof. Dr. Mustafa Şentop Amasya’daki programlarını tamamlayarak hava yoluyla şehirden ayrıldı.

     

  • AMASYA TAMİMİ DÜNYAYA İLAN EDİLDİ

    AMASYA TAMİMİ DÜNYAYA İLAN EDİLDİ

    AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez, Amasya Tamimi’nin 100’ncü yıldönümü münasebetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir konuşma yaptı.

    Amasya Milletvekili Hasan Çilez konuşmasında, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ilk kıvılcımı ateşlediklerini söyleyerek, “Tüm 100 yıl önce bugünler Türk esaret altına alınmak isteniyor. Orduları dağılmış, tersanelerine kilit vurulmuş, silahı elinden alınmış, tuzaklar kurulmuş, emperyal güçler oyunlarını sahnelemeye başlamış, 600 yıllık Osmanlı çökertilmiş. Son darbe vurulmak üzere. Millet uzun süren savaşlar sonunda, fakru zaruret içinde. Genç nüfus cephelerde şehadet şerbeti içmiş. Anadolu Türk olalı hiç böyle olmamış, bir kıvılcım lazım. Her şeye rağmen, her olumsuzluğa inat, göğsündeki imanla Anadolu insanı esarete karşı kükremeye hazır. 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve arkadaşları ilk kıvılcımı ateşlemiş, Havza’ya gelmiştir. Havza’daki çalışmalarının sonunda Amasya’ya geçmeden önce Amasya Müftüsü Hacı Tevfik Efendi’ye çektiği telgrafta Amasya’da nasıl karşılanacağı konusunda iklimi öğrenmek istemiştir. Kısa sürede gelen cevabi telgraf şöyledir; ‘Amasya Halkı Müdafa-İ Vatan, Muhafaza-İ Din Ve Devlet Yolunda Mücadele Edenleri Bağrına Basmakla Müftehir Olacaktır.” Beklentisinin ötesinde bu cevap Mustafa Kemal ve beraberindeki heyet için büyük bir moral olmuştur” dedi.

    12 Haziran’da Amasya’ya gelen Mustafa Kemal ve arkadaşlarının büyük bir coşku ile karşılandığını ifade eden Amasya Milletvekili Hasan Çilez; “12 Haziran 1919 günü Amasya’ya gelen Mustafa Kemal ve arkadaşları büyük bir coşku ile karşılanmıştır. Saraydüzü Kışlası’na yerleşen heyet vatanın kurtuluşu için çalışmalarına burada başlamıştır. Büyük zorluklarla ve tereddütlerle çıktığı istiklal mücadelesinde Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yüreğini Amasyalılar adeta Yeşil Irmağın suyunu serperek rahatlatmışlardır.  Ertesi gün Cuma namazında zekat – fitre konusunda hutbe verecek olan Sultan Bayezid Camii imamı Abdurrahman Kamil Efendi hutbesini değiştirerek vatanın kurtarılmasından bahsetmiştir. Namaz çıkışı halka hitap eden Mustafa Kemal, ‘Amasyalılar, burası Havza’dan ötesi Pontus oluyor, Sivas’tan doğusu Ermenistan’a kalıyor, memleket İngiliz mandası altına giriyor. Tarihi büyük Türk milleti böyle bir esareti kabul edemez’ diyerek durumu özetliyor. 10 günlük çalışmanın ardından Mustafa Kemal ve arkadaşları Amasya’dan ve Amasyalıdan aldığı büyük moral ve destekle 22 Haziran 1919 günü Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum belgesi, Kurtuluş ve diriliş manifestosu, Amasya Tamimi’ni dünyaya ilan ettiler” dedi.

    Çilez, konuşmasının devamında; “Anadolu’da her türlü tesir ve müdahaleden uzak bir yerde kongre toplanması karara bağlanarak, Erzurum ve Sivas kongrelerinin önü açılır, Kurtuluş savaşımız başlar. Türk’ün destanlarına yeni destanlar eklenerek, Türkiye Cumhuriyeti kurulur. Milletin İstiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır, düsturu ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ denilerek millet hâkimiyetinin tecelligahı Gazi Meclisimize yazılır. Amasya tarihte oynadığı önemli rollerine birisi daha ekler.  Osmanlı’ya şehzadeler yetiştiren, ilim irfan şehri, Anadolu’nun Oxford’u diye tanımlanan, toprakları küçük ama verimli olan Amasya’mız, Fetret Devrinden sonra Osmanlı’nın ikinci kuruluşunu tesis etmiş, dirilişi başlatmıştır.  Yine bu küçük şehir, milletin ihtiyacı olduğunda sahneye çıkmış Amasya Tamimi ile Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran şehir olma şerefine nail olmuştur. Çünkü yeni devletin kurulma niyeti ve nasıl bir devlet olacağı burada ortaya konulmuştur.

    Bu büyük mirasın sahipleri olarak bizler, sorumluluğuna müdrik insanlar olarak davranmak, tavır almak ve çalışmak zorundayız.

    Bu kadar zorluklarla bize emanet edilen vatanımızı, yeni nesillerimize güçlü ve kudretli olarak teslim etmeliyiz. Bunun için sürekli tahrik ve tahrip tazyiklerini üzerimize gönderenlere karşı, milli birlik ve beraberlik içerisinde mücadele etmemiz gerekmektedir” ifadelerini kullandı.