Etiket: sektör

  • Amasya İl Özel İdaresinden çiftçimize tohum desteği

    Amasya İl Özel İdaresinden çiftçimize tohum desteği

    Amasya İl Özel İdaresi kırsal alandaki çalışmalarını sürdürürken diğer taraftan da tarımsal destek programlarını hayata geçirmeye başladı. Vatandaşlarımızın tarımsal faaliyetlerini sürdürülebilir kılmak amacıyla çitçilerimize tohum desteği vermektedir.

    Mustafa MASATLI; “Devletimiz her alanda olduğu gibi tarım sektöründe de çeşitli desteklemelerle üreticimizin yanında olmaya devam etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığımızın sağladığı desteklerle birlikte, bizde ilimizde gerekli tarımsal desteklemeleri yapıyoruz.  İl Özel İdaresi kaynaklarından da çeşitli tarım ve hayvancılık projelerini hayata geçiriyoruz. Amasya’mızda ekili olmayan bir karış arazi dahi kalmamalıdır. Bu anlayışla, bu yıl yüksek oranda hibe desteği ile çok geniş bir yelpazede tohum desteği sağlayacağız. Nohut ve yonca tohumlarını üreticilerimize teslim ediyoruz.  Dağıtımını yapacağımız nohut tohumlarının toplam miktarı 22.3 ton olup, bunun 14 tonu Tarım ve Orman Bakanlığımız, 8.3 tonu ise İl Özel İdaremiz desteğiyle temin edilmiştir. Her iki projenin toplam bedeli yaklaşık 400 bin TL olup, bu tutarın %75’i hibe desteğidir.

    Ayrıca, hayvancılık için önemli bir kaba yem kaynağı olan, yonca tohumlarını da üreticilerimize teslim ediyoruz. Amasya’mızı bölgemizin Kırmızı Et Üretim Merkezi yapma hedefi doğrultusunda, yem bitkileri üretimini desteklemeye devam edeceğiz. Bu kapsamda bugün 2.500 dekarlık bir alanda ekilmek üzere, toplam bedeli 320 bin TL olan yonca tohumlarını İl Özel İdaremizin %50 hibe desteği ile üreticilerimize sunuyoruz.

    Dağıtımını yapacağımız bu tohumların Amasya tarımına ve çiftçisine hayırlı olmasını diliyor, Amasya’mıza her alanda büyük yatırımlar yaparak, insanımızın yaşam standartlarını yükselten başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, hükümetimize ve bu projeleri hayata geçirmemiz için bizleri destekleyen Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve ayrıca İl Genel Meclisimiz ile Özel İdaremize teşekkür ediyorum” dedi.

  • YEDAŞ (EFQM) Mükemmelik ödülü çalışmalarına devam ediyor

    YEDAŞ (EFQM) Mükemmelik ödülü çalışmalarına devam ediyor

    YEDAŞ (EFQM) Mükemmelik ödülü için başlattığı çalışmalara devam ediyor. Gerçekleştirilen eğitim çalışmalarında personellere hizmet eğitimi veren  Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş., EFQM modelini kurumsal kültür olarak çalışanlar açısından sistematik bir şekilde kalıcı hale getiriyor.

    YEDAŞ genel müdürü Hasan Yasir Bora asıl amacın ise enerji sektörünün liderliğini üstlenerek, çalışanıyla ve müşteri memnuniyetiyle örnek şirket olabilmenin kriterlerinin oluşturulması olduğunu söyledi. YEDAŞ hedefine koyduğu ‘Mükemmellik Ödülü’ne doğru yol alırken, temel kavramlar olan dengeli sonuçlar gerçekleştirme, müşteriler için değer katma, çalışanlarla başarma, üretkenlik ve yenilişimi besleme, sürdürülebilir gelecek için sorumluluk alma yaklaşımlarının hepsini ‘müşteri ve çalışan memnuniyeti’ üzerine kurguluyor.

    Genel Müdür Hasan Yasir Bora, mükemmellik modelinin kullanılması ile kurumun kendi bulundukları yeri değerlendirebilmeleri açısından çok önemli olan eğitim, YEDAŞ’ ı adım adım Ulusal Kalite Hareketi’nde başarıya EFQM Kalite Ödüllü ve sektörün liderliğine taşıyacak. Kendi alanında uzman olan ekip üyeleri çalışmalarını taahhüt ederek misyonlarında da belirttikleri gibi tüm paydaşları için kaliteli, kesintisiz bir enerji hizmeti sunarak paydaşlarının hayatlarını aydınlatmak için sahip oldukları tüm süreçleri geliştirip, paydaş analizlerini yaparak Stratejik plan güncellemelerine başlamış bulunmakta olduklarını belirtti. YEDAŞ, ‘Mükemmellik Ödülü’ne doğru yol alırken eğitim çalışmalarıyla personeli ‘kaliteli hizmet’ konusunda birçok dalda eğitiyor. Genel Müdür Bora, “Amaç sektörde lider olabilmek. Bunu ancak çalışanlarımızla başarabiliriz. Ama önce müşteri memnuniyeti. O da eğitimle oluyor” ifadelerine yer verdi.

  • Sanayi ve teknoloji Bakanı Varank 33 projenin toplu açılışını yaptı

    Sanayi ve teknoloji Bakanı Varank 33 projenin toplu açılışını yaptı

    Sanayi ve teknoloji Bakanı Mustafa Varank Batı Akdeniz kalkınma ajansı desteği ile Antalya, Burdur ve Isparta’da gerçekleşen 77 milyon  liralık bütçeye sahip 33 projenin toplu açılışını yaptı.

    Sanayi ve teknoloji Bakanı Varank yapılan projelerin hepsinin gelişmesine, güçlenmesine ve kalkınmasına katlı sağlayacağını söyleyerek; “Şehirlerimizin potansiyelini açığa çıkarırken, ekonomimizin gücüne güç katacak.” Diye konuştu. Bakan Varank yatırım ve üretim öncülüğünde çalıştıklarını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti; Batı Akdeniz Kalkınma Ajansımızın desteğiyle bölgemizdeki 3 ilde hayata geçen ve 77 milyon bütçeye sahip 33 projenin resmi açılışını yapıyoruz. Kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin ve özel sektör firmalarımızın öncülüğünde yürütülen bu projelerin her biri bölgenin gelişip kalkınmasına büyük katkılar sunacak. Şehirlerimizin potansiyelini açığa çıkarırken, ekonomimizin gücüne güç katacak. Bildiğiniz gibi bir ülkenin kalkınması geliştirdiği doğru ekonomik stratejilerle mümkün hale geliyor. Devamında kaynakların, bu stratejilere uygun biçimde doğru alanlara kanalize edilmesi gerekiyor. Milli Teknoloji Hamlesi anlayışıyla, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat olmak üzere dört ayak üzerine kurduğumuz bir strateji çerçevesinde atılımlar yapıyoruz. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansımız bölgedeki işletmelerimizin imalat, tasarım, test ve pazarlama yeteneklerini geliştirmek amacıyla 30 milyon liralık faizsiz kredi desteği veriyor. Bu desteğin başvuruları 10 Nisan’a kadar devam edecek. TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Batı Akdeniz kalkınma ajansı’nın kurulduğu günden bu yana 3 ilin gözbebeği olarak filizlendiğini belirterek, 2011 Ağustos’ta ilk projenin kabulünden sonra toplamda 523 tane projeyi destekledi. Hayatın her alanına Batı Akdeniz kalkınma ajansı’nın elinin değdiğini görüyoruz.’’ İfadelerine yer verdi.

  • KENEVİR ÜRETİMİ ARTIYOR

    KENEVİR ÜRETİMİ ARTIYOR

    Gökhöyük Tarım İşletmesi’nde geçtiğimiz Mart ayında Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla ekimi yapılan yerli kenevir alanında incelemelerde bulunan Vali Dr. Osman Varol, üretim faaliyetlerine ilişkin bilgiler aldı.
    Pek çok sektörde kullanılan kenevir bitkisinin üretiminin ülkemizde yaygınlaştırılması amacıyla Gökhöyük Tarım İşletmesi’nde yerli kenevir üretimi yapılan alanda gerçekleştirdiği incelemelerin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Vali Varol, “Gökhöyük Tarım İşletmemiz bu ürünün yaygınlaştırılmasını sağlamak ve kolaylaştırmak amacıyla özellikle tohumluk üretimi üzerinde bir çalışma yapıyor. Bugün burada inceleme yaptığımız alanda 40 dönümlük bir ekim mevcut. Ayrıca Vezirköprü’de de sözleşmeli olarak 126 dönümlük bir alanda Gökhöyük Tarım işletmesi tarafından kenevir ekimi yaptırıldı. Toplam 166 dönümlük alanda 10 ton civarı tohum elde edilmesi planlanıyor. Bunun da önümüzdeki dönemde artacak olan üretimde vatandaşlarımızın ihtiyaç duyacağı tohumun karşılanması için önemli bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu.
    İşletme Müdürü Hüseyin Yılmaz’dan bilgiler alan Vali Varol’un incelemelerine Cumhuriyet Başsavcısı Erol Çelik, Adalet Komisyonu Başkanı Muhammed Ramazan Aksoy, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı ile protokol üyeleri ve basın mensupları da katıldı.

  • İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI

    İL KOORDİNASYON KURULU TOPLANTISI

    Amasya kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelere ait projelerin değerlendirildiği “İl Koordinasyon Kurulu’nun 3. Toplantısı Vali Dr. Osman Varol’un başkanlığında gerçekleştirildi.
    2019 yılının üçüncü İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Vali Dr. Osman Varol’un başkanlığında 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü Toplantı Salonunda yapıldı.
    Toplantıya Vali Varol’un yanı sıra Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Vali Yardımcısı Mehmet Ercan Aslantaş, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları, bölge müdürleri, kamu kurumlarının ve yatırımcı kuruluşların temsilcileri katıldı.
    İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nın açılış konuşmasını yapan Vali Varol, şunları kaydetti: “İl Koordinasyon Kurulunun 2019 yılı 3’üncü toplantısını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Tüm katılımcılara hoş geldiniz der, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
    Toplantımızın amacı, 2019 yılı yatırımlarının 2’inci döneminin değerlendirilmesinin yapılması, gelinen son durum hakkında kurul üyelerine bilgi verilmesi ve gerekli koordinasyonun sağlanmasıdır. Yatırımcı kuruluş temsilcileri yatırım ve iş programlarını sunarlarken, karşılaştıkları sorun ve darboğazları da dile getireceklerdir. Katılımcılar, sunumunu bitiren yatırımcı kuruluş temsilcisine soru yöneltebileceklerdir.
    İlimizde yatırım programında yer alan 8 ana sektörlerdeki proje toplamı 374 adettir.
    Projelerin toplam tutarı 2.932.232.184,00 TL, 2019 yılı ödeneği 556.114.242,00 TL olup bu ödenekten 206.779.098,00 TL harcanmıştır. Projelerde; %43 nakdi ve %48 fiziki gerçekleşme sağlanmıştır.
    Bu projelerden; 68 adedi tamamlanmıştır. Devam Eden Proje 152 adet, İhale aşamasındaki proje 74 adet, başlanamayan proje ise 80 adettir.
    İlimizdeki toplam 374 adet projenin; 37 adedi, 70.259.414,00 TL’lik kısmı Amasya Belediyesi, ilçe ve belde belediyelerine aittir.” diye konuştu.
    Vali Varol’un değerlendirmelerinin ardından kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri yaptıkları yatırım çalışmalarına ilişkin sunumlarını gerçekleştirerek bilgiler aktardılar. Toplantı, yapılan değerlendirmeler ve görüş alışverişinde bulunulmasıyla sona erdi.

  • EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Amasya’da etkinliklerle kutlandı. Kunç Köprüsünde toplanan sendika ve siyasi partililerin üyeleri ellerinde dövizlerle sloganlar atarak Pirinçci Caddesinden Yavuz Selim Meydanına yürüdü. Gruptakiler polis tarafından oluşturulan arama noktasından meydana alındı. Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Bülent Erciyas günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada şunlara değindi.
    “İşçisi, kamu emekçisi, işsizi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı kadını genci, doldurduğumuz 1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza, dile getiriyoruz. Adına ister kriz diyelim, isterse ekonomik dalgalanma sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı, soframızdaki ekmeği küçültüp geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor. Ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha da fazla sınırlanıyor. Emeğe kölelik dayatan bu düzende hepimiz kaybediyoruz.
    Emek karşıtı, sermaye yanlısı neo liberal politikaların, vahşi kapitalizmin acımasız bir şekilde sürdürüldüğü bir ülkede hepimiz kaybediyoruz
    Elimizden alınanları tek tek alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Kamu hizmetleri alanını kârı esas alan piyasaya, vatandaşları müşteriye, bizleri ise iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılan kapı kullarına dönüştürmek için;
    Ülkenin stratejik işletmelerini, fabrikalarını birkaç yıllık kârı karşılığında, arazileri ile birlikte satıp çalışanları işsiz bıraktılar. Şekerden, tütüne, enerjiden kağıda, etten samana ülkeyi dışarıya bağımlı hale getirdiler.
    Tek derdi daha fazla kâr elde etmek olan özel sektörde çalışanların aleyhine ne varsa tek tek klonlayıp kamu alanına aktardılar.
    ‘Her kamu idaresi kendine uygun bir kamu personel rejimi yaratır’ diyenler en başından beri iş güvencemize göz diktiler. Bizi ‘devlete kapağı atıp yan gelip yatan, her türlü dokunulmazlığı olan verimsiz’ bir güruh gibi gösterdiler.
    ‘Reform’, ‘dönüşüm’ gibi yaldızlı, süslü kavramlarla temel haklarımızı tek tek ortadan kaldırdılar.
    Az personelle, çok iş yapmayı esas alıp angarya çalışmayı artırdılar.
    İstihdamı bin parçaya bölüp güvencesiz-sözleşmeli-taşeron-ücretli istihdamı,
    bizi birbirimizin rakibi haline getiren-iş yükümüzü artıran performans sistemini-kuralsız-esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar.
    Kariyer ve liyakati ortadan kaldırdılar. Siyasal kadrolaşmayı tüm kamu emekçilerini kapsar hale getirmek için hem işe almada hem görevde yükselmede mülakatın ağırlığını artırıp torpilin, kayırmanın kapısını sonuna kadar açtılar.
    Yaşanan gerçek hayat pahalılığını perdelemek için rakamlara takla attıran TÜİK’in resmi enflasyonuna dayalı artışlar ile maaşlarımızı yoksulluk sınırından uzaklaştırıp açlık sınırına yaklaştırdılar.
    Sonuç olarak; kendilerine uygun bir kamu ve personel rejimi yaratma konusunda ciddi mesafe kaydettiler.
    Ancak bu onlara yetmiyor. Bugüne kadar torba yasalarla, KHK’lerle, OHAL ile sınırlanan, fiilen kullanılamaz hale getirilen iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmak için yeni bir ‘personel reformu paketi’ açıklamaya hazırlanıyorlar.
    Bizim memleket dediğimiz, küçük bir azınlık için değil, bir avuç patron ve yandaş sermaye için değil, halkın emekçi çoğunluğu için yaşanabilir bir memlekettir. Biz memleket isteriz, ekonomik krizin faturasını krizin sorumluları ödesin.
    Bizim memleket dediğimiz, sermaye ve iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda, hukuksuz ve keyfi bir biçimde yönetilen bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, işçi sınıfı başta olmak üzere halkın yüzde 99’u insanca, özgürce, kardeşçe yaşasın.
    Bizim memleket dediğimiz, ülkenin birikimlerinin varlık fonu adı altında talan edildiği, işsizlik fonunun patronlara, bankalara peşkeş çekildiği, kıdem tazminatımıza bile göz konulduğu bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işi olsun.
    Bizim memleket dediğimiz, ölümüne çalıştırıldığımız işyerleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretler, taşeron köleliği, güvencesizlik değildir. Biz memleket isteriz, çalışırken ölmeyelim, insanca yaşayabilelim.
    Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanların, “hep bana” diyenlerin, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanların çiftliği değildir memleket. Biz memleket isteriz, adalet olsun, zam-zulüm-işsizlik son bulsun.
    Bizim memleket dediğimiz, sokaklarda, meydanlarda, grevlerde, mahkemelerde hakkımızı savunmanın engellendiği, seçim sandıklarında hesap sormanın bile neredeyse “suç” ilan edildiği bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, demokrasi olsun, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız tam olsun.
    BİRLİĞİ DAYANIŞMAYI MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK BİZİM ELİMİZDE
    Bugün önümüzde iki yol var.
    Ya iş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisi ekleyerek hep birlikte kazanacağız.
    Ya da bugüne kadar aldığımız darbelerin üstüne bir yenisinin eklenmesine izin verip hep birlikte kaybedeceğiz…
    Biz karanlığın zifiriye döndüğü zamanlarda bile yarına dair umudumuzu hiç yitirmedik. Bugünden yarına umut biriktirmeye devam ettik.
    Umutluyuz çünkü biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız!
    Umutluyuz çünkü dünyanın ve ülkenin tüm güzelliklerini ortaya çıkaran, en yüce değerin, emeğin sahipleriyiz.
    Umutluyuz çünkü gücünü bizi bölmekten alanların dayattığı sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuza omuza mücadele ettiğimizde önümüzdeki engelleri kumdan kalelere çevirdiğimiz başarılarla dolu bir tarihin sahipleriyiz.
    Ekonomik krizin faturasının emekçilere yıkılmadığı,
    Emeğin sömürülmediği,
    Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu,
    Kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği,
    Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu,
    Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı,
    Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin, itiraz etmenin cezalandırılmadığı,
    Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu
    BİR DÜNYA VE ÜLKE İSTİYORUZ!
    Kazanılmış haklarımızın gasp edilmek istenmesine, hukuksuz ihraçlara, yaşamın her alanındaki hukuksuzluğa, haksızlığa ve keyfiliğe en gür sesimizle dur diyoruz. Emeğimize, ekmeğimize, işimize geleceğimize ve memleketimize sahip çıkarak barış içerisinde savaşsız sömürüsüz bir dünyada yaşama ve yaşatma umudumuzu 1 Mayıs meydanlarında yükseltiyoruz. Güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için 1 Mayısta alanlardayız. Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Dayanışma ruhumuzla; ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan inancımızla Yaşasın 1 Mayıs!” diye konuştu. Alanı dolduranlar davul zurna eşliğinde halay çektikten sonra dağıldı.