Etiket: istanbulüniversitesi

  • Suluova Ziraat Odası ile Amasya Üniversitesi arasında bir protokol imzalandı.

    Suluova Ziraat Odası ile Amasya Üniversitesi arasında bir protokol imzalandı.

    Amasya Üniversitesi ve Suluova Ziraat Odası arasında araştırma faaliyetlerinde bulunmak amacıyla protokol imzalandı.

    Rektörlük makamında gerçekleşen imza törenine, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Suluova Ziraat Odası Başkanı Adnan Öksüz, Merkezi Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı Müdürü Doç. Dr. Betül Canımkurbey ve ilgililer katıldı.

     

    Rektör Elmacı, “Amasya ilinde sürdürülen tarımsal faaliyetlere uygun olarak tarımsal toprak, su ve bitki analizleri, bölgenin ihtiyaçlarına yönelik analiz desteği, yöre kalkınmasında, üreticilerin ürünlerini iç ve dış pazarlarda sunmasında gerekli olan analizleri yapmaktadır. Bu bağlamda Suluova Ziraat Odası ile imzaladığımız iş birliği protokolünün Amasya’ya ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

     

    Öksüz, “Amasya Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı ile odamız arasında toprak verimliliği üzerinde yapılan iş birliği protokolünde bizlere destek veren Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı’ya teşekkür ediyorum.” ifadesinde bulundu.

  • AMASYA’DA 2 BİN 500 YILLIK POSTANE

    AMASYA’DA 2 BİN 500 YILLIK POSTANE

    Amasya’da yapılan Arkeolojik Oluz Höyük kazılarında 2 bin 500 yıllık postane olduğu değerlendirilen Perslere ait kalıntılar bulundu.

    Amasya’ya 25 km uzaklıkta bulunan 24 Temmuz 2019 tarihinde başlayan Oluz Höyük arkeolojik kazılarının bu yıl 13. dönem çalışmaları devam ediyor. Çalışmalara 5 farklı üniversiteden 5 akademisyen, 3 arkeolog, 15 stajyer arkeoloji ve mimari restorasyon öğrencisi katıldı.

    Kazı çalışmaları eylül başına kadar devam edecek. 13 dönemlik Oluz Höyük arkeolojik kazılarda yaklaşık 10 tane yerleşip belirlendi. Bu 10 yerleşimin hepsi üst üste bir höyük oluşumu içerisinde. Milattan önce 4 bin 500’lü yıllardan Anadolu genç kalkolatik çağlarından milattan önce 100 yıllarına kadar, Helenistlik yılların sonlarına kadar kesintisiz bir yerleşim görülüyor.

    Kazı Başkanı İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Oluz Höyük’te Anadolu arkeolojisi için göze çarpan önemli gelişmeler var, bunların başında Pers dönemi kazıları geliyor. Son 4 yıllık çalışmalarımız Pers dönemi mimari tabaklarında ve katmanlarında devam etti ve bu kazı çalışmalarında anıtsal bir yol ve bu yolun ulaştığı bir ateşgede bir kutsal alan ve yine bununla bağlantılı bir sütunlu salon açığa çıkarıldı. Bu yol ateşgede ve sütunlu yola birlikte bakıldığında, bir tasarım temelinde bakıldığında Anadolu demir çağ arkeolojisinde Pers döneminin ilk defa bu kadar detaylı bir şekilde, bu kadar tasarım temelli bir şekilde Oluz Höyük’te açığa çıkarıldığını görüyoruz. Persler burada milattan önce 450 yıllarında yani günümüzden 2 bin 500 yıl önce bir yerleşme kurdukları zaman bölgenin hakim dini eski yunan paganizmi, Amisos’un arka bahçesinde yer alan Amasya’daki bu Oluz Höyük’te muhtemelen eski yunan dinine ait bir takım etkiler, tesirler vardı ama Perslerin buraya gelişi ile muhtemelen ondan önce de Med’ler geldi. Burada yeni bir dinin tesis edildiğini görüyoruz. Bununla birlikte ateşgede odaklı mimari bir yapılanma görüyoruz. Bu sene ki çalışmalarımız ateşgedenin batısında ki alanda devam etti. Geçen sene açığa çıkarmaya başladığımız ve sütunlu salon olarak adlandırdığımız bir yapı var. Bu yapı şu an için 6 tane taş sütun kaidesinden oluşuyor. Büyük ihtimalle bunlar çatısını ahşap dikmeler tamamlıyordu. Ateşgedenin hemen 1 metre batısındaki bu yapının biz şuan fonksiyonunu öğrenmeye çalışıyoruz. Ne amaçla ateşgedeye bu kadar yakın imal edilmişti, inşa edilmişti. Şu an ki çalışmalarımız bu sorunu çözmeye yönelik. Buranın bir Posta istasyonu, posta yapısı olması noktasında Anadolu’ya posta sistemini ilk getiren uygarlık Persler. Persler, Yunanistan’dan Orta Asya’ya kadar, Mısır’a kadar büyük bir imparatorluk kurmuşlardı ve bu imparatorluğu valilerle yönetiyorlardı. Bu sistemde de özellikle Başkentleri Susa ve Persopolis’te diğer merkezlerine doğru haberler ve istihbaratlar gitmeliydi ve hızlı bir şekilde gitmeliydi. Bunu tesis etmek için de bütün imparatorluk coğrafyasında yol sistemleri kurmuşlardı. Bunlardan en önemlisi Susa’yı Sardes’e yani Manisa’ya bağlayan kral yoluydu ve bu kral yolu üzerinde de 4 fersahta bir posta istasyonları, aktarma istasyonları bulunuyordu. Buna Persler çaparhane diyorlardı bu posta istasyonlarına. Elçilere de mesajları, haberleri postada taşıyan elçilere de çapar diyorlardı. Her çaparhanede hazır görevliler çaparlar bekliyorlardı. Hazır dinlenmiş atlar bekliyordu. Atlar ya da çaparlar yorulduğu zaman mesaj hiç durmadan kışın karda, yağmurda, gece gündüz mesaj hiç durmadan bu çaparlar ve hızlı atlar sayesinde ilerliyordu. Bunların dinlendiği değiştiği noktalardan biri de kral yolu üzerinde ki Oluz Höyük’teki bu sütunlu salon olabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada da çünkü bu tür yapılarında ibadethane yanında olması, tapınaklar yanında olması olası bir durum oluşturuyor” dedi.

    Amasya’daki Oluz Höyük arkeolojik kazı çalışmaları eylül başına kadar devam edecek.

  • BAŞKAN SARI, OLUZHÖYÜK KAZI EVİ ZİYARETİ

    BAŞKAN SARI, OLUZHÖYÜK KAZI EVİ ZİYARETİ

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, OluzHöyük Kazı evini ziyaret ederek çalışmalar hakkında Kazı Başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez’den bilgiler aldı.

    Meşeli Çiftliği köyü daveti sonrası Gözlek köyünde bulunan OluzHöyük Kazı evini ziyaret eden Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, burada Kazı Başkanı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez ve eşi Harşena Kalesi ve Kızlar Sarayı Kazı Başkanı Doç Dr. Emine Dönmez’den çalışmalar hakkında bilgiler aldı. Ziyarette Başkan Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Çoban ve MHP İl Genel Meclis Üyesi Mesut Ünal ve Gözlek Köyü Muhtarı Erhan Zengin eşlik etti. Gerçekleşen ziyarette İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Mona Saba, İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Burçin Adısönmez ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Salih Kaymakçı ve Amasyalı İş Kadını Ayten Çöl’de yer aldı. Sohbet havasında geçen ziyaretin sonunda Kazı Başkanı Prof. Dr. Dönmez, Başkan Sarı’ya OluzHöyük kazı çalışmalarını anlatan kitaplar hediye etti.

  • BAŞKAN SARI, MEŞELİ ÇİFTLİĞİ’NİN MİSAFİRİYDİ

    BAŞKAN SARI, MEŞELİ ÇİFTLİĞİ’NİN MİSAFİRİYDİ

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Meşeli çiftliği muhtarı Halil Deli’nin misafiri oldu.

    Merkeze bağlı Meşeli çiftliği Köyü’nün Muhtarı Halil Deli, Gözlek Köyü Muhtarı Erhan Zengin, Köy imamı Mehmet Çetin, köy halkından Hasan Boz ve Meşeli Çiftliği muhtar azası Muharrem Şimşek’in daveti üzerine hazırlanan programa katılan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan, Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Çoban ve MHP İl Genel Meclis Üyesi Mesut Ünal eşlik etti. Davete İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Oluzhöyük Kazı Başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez’de katıldı. Başkan Sarı, sıcak ve güler yüzlü bir şekilde kendilerini ağırlayan Meşeli çiftliği Muhtarı Halil Deli ve köy sakinlerine teşekkür etti. Sohbet havasında geçen davette karşılıklı fikir alışverişi de yapıldı.

  • “ANA HEDEFİMİZ TIP FAKÜLTESİ”

    “ANA HEDEFİMİZ TIP FAKÜLTESİ”

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Amasya ulusal ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelerek üniversite hakkında ve yapılması planlanan çalışmalarla ilgili bilgi verdi. İpekköy Yerleşkesi misafirhanesindeki toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Apaydın ve üniversite yönetimi de katıldı.

    Basın mensuplarından gelen soruları da cevaplandıran Elmacı özetle şu bilgileri verdi.

    ‘’Amasya ile ilgili yapılacak her çalışmada mevcut ortamı, mevcut şartları çok iyi değerlendirmeliyiz. Bunun için de gerek şehrin sivil toplum örgütleri gerekse kamu kuruluşlarıyla birlikte şehre katkı yapmak konusunda gayretimiz artarak devam edecek. Bu çalışmalarda tarihi, kültürel ve doğal ortamın korunmasına özellikle dikkat edeceğiz.

    Amasya kadim bir şehir. Burayı yalnızca dünle, bugünle değil insanlık tarihiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bu anlamada da geçmişte pek çok şey yapılmış; bizler de bu çalışmaları artırarak devem ettireceğiz.

    Amasya benim memleketim, burada olmaktan son derece mutluyum. Martin Luther King’in ‘’Benim bir hayalim var.’’ diye bir ifadesi vardır. Bizim de bir hayalimiz var: Amasya. Bu hayale bağlı olarak ülkemizin imkânları nispetinde bu şehre, özelde ise üniversitemize dair hedeflerimiz var.

    Meslek yüksekokullarından fakültelerimize, enstitülerinden araştırma merkezlerine, teknoloji transfer ofislerine kadar ne kadar katkı yapabilirsek kendimizi o kadar mutlu hissedeceğiz.

    Hem çalışma arkadaşlarıma hem de sizlere özellikle belirtmek isterim. Hedefimize kilitleneceğiz, yüksek tempo ile çalışacağız. Zamanla sınırlı bir çalışma yaparsanız başarıda da sınırlı bir sonuç elde edersiniz. Başarımızın sınırsız şekilde gerçekleşmesi hususunda ısrarlı olacağız. Arkadaşlarımızı çok yoracağız; ama ülkemizin geleceği ve Amasya için artık herkes bu tempoya katlanacak.

    Geçen hafta YÖK’teydim ve orada öne çıkan görüş şu oldu. Ülkemizde şu anda 211 tane üniversite var. Bu sayı bizim ülkemiz açısından belli bir seviyeye ulaşmış durumda. Artık nicelikten ziyade niteliğe dönüş anlamında bir yaklaşım var. Bu düşünceye ben de katılıyorum.

    Üniversitemizde fakülte ve meslek yüksekokulu sayımız belli bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Yaptığımız atılımlarda mümkün olduğunca işlevselliğin yüksek olduğu anabilim dalları ya da bölümleri hedefliyoruz. Eğitim Fakültesi içerisinde Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü ve bunun altında resim ve müzik öğretmenlikleri açılması noktasında bir görüşümüz var. Dünyadaki trend şöyle gidiyor; daha çok disiplinler arası çalışma ve bölümlerin yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. Arkeoloji ile sanat tarihini birlikte Fen Edebiyat Fakültemiz içerisinde öngörebiliriz.

    Ben Uluköylüyüm, orada açılmamış üç tane kümülüs var. İstanbul Üniversitesinden araştırmacılar buralarda çalışmalar yapmış; ama onların burada çalışma yapması ile bizim yapmamız arasında ciddi maliyet farkı var. Biz 365 gün burada olacağız. Bu düşünce belirlediğimiz hedefler arasında var.

    Bizim ana hedefimiz Tıp Fakültesidir. Tıp Fakültemiz halkla en fazla yüz yüze geldiğimiz yerdir. Dolayısıyla Tıp Fakültesini çok önemsiyoruz, sağlık alanıyla ilgili çalışmalarımız var. Önümüzdeki haftalarda Tıp Fakültesi ile ilgili konuları değerlendirmek üzere Ankara’da, Maliye Bakanlığında olacağız.

    Tıp Fakültemizde okuyan öğrencilerimiz ilk üç sınıf temel tıp eğitimini OMÜ Tıp Fakültesinde alıyorlar. Dördüncü sınıftan itibaren de staj tipi eğitim görecekleri için burada olacaklar. Dolayısıyla 2020-2021 eğitim öğretim yılında Tıp Fakültesini bitirmemiz gerekiyor.

    Üniversitelerin asli unsuru öğrencilerdir. Üniversitemizin çalışmalarında odak noktasının öğrencilerimiz olacağını ve öğrencilerimizin akademik, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda başarılı olmaları için elimizden gelen her şeyi yapmaktan kaçınmayacağımızı da bir kez daha ve özellikle belirtmek isterim.”

    Basın mensuplarına toplantıya katılımlarından dolayı teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Süleyman Elmacı, basın mensuplarının her zaman görüş ve önerilerine de açık olduklarını dile getirdi. Program hatıra fotoğrafı çekiminin ardından son buldu.