Etiket: hukuk

  • Taşova Belediye Başkanı Öztürk’ün Avukatlar günü mesajı

    Taşova Belediye Başkanı Öztürk’ün Avukatlar günü mesajı

    İstanbul Barosu’nun 80 yıl önce 5 Nisan 1878 de toplanıp genel kurul yapmış olduğu anlaşılmış ve 5 Nisan Avukatlar Günü ilan edilmiştir. Birey hak ve özgürlüklerinin savunulmasında, hakların korunmasında, hukukun üstünlüğünün var olmasında çaba gösteren avukatlar için Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk 5 Nisan avukatlar gününe yayımladığı mesajda şu sözleri söyledi; “Birey hak ve özgürlüklerinin savunulmasında, hakların korunmasında, hukukun üstünlüğünün var olmasında yılmadan çaba gösteren avukatlarımız demokratik, laik, sosyal ve hukuk devletinin devamının güvencesidir. Bu hususta avukatlarımız, vatandaş-devlet ilişkilerinin çağdaş çerçevede yürümesi açısından önemli bir görev üstlenmektedirler. Hukuk devletinin olmazsa olmazı ve savunma mesleğinin temsilcileri olan Avukatlarımızın 5 Nisan Avukatlar Gününü kutlarım.’’ Diyerek sözlerine son verdi.

  • AK Parti merkez ilçe başkanı Galip Uzun’un avukatlar günü mesajı

    AK Parti merkez ilçe başkanı Galip Uzun’un avukatlar günü mesajı

    Amasya merkez Adalet ve Kalkınma Partisi ilçe başkanı Galip uzun avukatlar günü için yayımladığı mesajda; ‘’Toplumların huzurlu ve güvenli bir ortamda hayatlarını sürdürmelerinin temel şartlarından birisi de, adaletin sağlanmasıdır. Demokratik hukuk devletinin ön koşulu olan “iddia, savunma ve karardan oluşan üç temel unsur üzerine kurulu yargının, temel ve vazgeçilmez unsurlarından biri olan savunma olmadan yargı bağımsızlığından söz edilemez. Hak arama özgürlüğünün öngördüğü savunma hakkı hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmazlarındandır. Hukuk devleti kavramı içindeki adalet ve demokratik laik sistemin temel taşlarından olan yargı ile savunma hakkının uygulayıcısı avukatlık birbirine bağlı müesseselerdir. Bireyleri hakları konusunda bilgilendiren, yönlendiren, haklarının korunması ve kullanılmasında onlara yardımcı olan avukatlar, hukuksal ilişkilerin yürütülmesinde, kamu vicdanının ve adaletin yerine getirilmesinde önemli bir görev üstlenerek, adalete duyulan güveni artırmaktadır. “Adalet Mülkün Temelidir” sözünden hareketle, adaletin tecellisinde çok önemli ve ağır bir mesuliyet üstlenen Meslektaşlarımın Avukatlar Gününü kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.’’ İfadelerini kullandı

  • Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den milyonlarca memuru heyacanlandıracak açıklama geldi. Çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Bakan Bilgin, “Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen “4688 Sayılı Kanun ve 10. Yılında Toplu Sözleşme Kongresi”nin açılışında konuştu. Bakan Bilgin, kamudaki memur, işçi ve emeklilere temmuz ayında enflasyon farkı vermek için düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Ayrıca Bilgin, 3600 ek göstergenin mayıs ayında Meclis’e getirilebileceğini de belirtti.

    Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır

    Türkiye pandeminin en kötü şartlarında çarklarının durmadığı bir ülke oldu. AB, ABD’deki enflasyon Türkiye’ye de olumsuz etkilerini yansıtıyor ama onlardaki enflasyon üretimlerin durmasından kaynaklanıyor. Bunları birlikte değerlendirmek lazım. Batıyla mukayese edildiğinde batıyı nasıl etkilediğini görmeye başladığımızda ABD dünyanın en zengin ülkesi, tarihinde görülmemiş enflasyon krizi yaşıyor. Almanya 4 trilyon 200 milyar dolarlık bir ekonomi. Enflasyonla mücadele birinci önceliğimiz. Toplu sözleşme için bunu konuşmak oldukça anlamlı. Türkiye’nin üç temel meselesi vardır. Bağımsızlık mücadelesini başaran Türkiye, cumhuriyeti kurmuştur. Birincisi modernleşmek. Diğeri demokratikleşme, diğeri sosyalleşme. Türkiye demokrasisi ne kadar ileri taşınsa o kadar sorun çözme kabiliyeti artar. Pandeminin dünyada yarattığı krizlerin altında Türkiye kalmamışsa bunda demokratikleşmenin rolünü görmemiz lazım. Unutmayalım ki darbeler sadece içeride bu militarist ideolojinin cuntacı askerlerin ya da anti demokratik bürokratik unsurların müdahalesi değildir. Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır.

     

    “Türkiye pandemiden sonra en hızlı büyüyen iki ülkeden biri”

    Ekonomik gelişme ekonomik kalkınmayla ilgili bir mesele. Türkiye pandemiden sonra dünyada en hızlı büyüyen iki ülkeden birisi oldu. Büyüme topluma yansımıyor diyenler var. Bu cehaletle ilgili tarafı. Büyüme bir önceki yıla göre toplam mal ve hizmetteki artışı gösterir. Bu süreklilik gösterirse refah artıyor. Ekonomik kalkınma büyüme tek başına yeterli olan şeyler değildir. Sosyal politikalarla zenginleştirmeliyiz. Sendikal mücadele demokratikleşme ve sosyal dengelerin inşa edilmesine katkı yapan kurumlardır. Sendikal hayatın güçlenmesine her şeyden önce biz siyasetçilerin, aydınların, akademisyenlerin, bütün kesimlerin ihtiyacı vardır.

    “3600 ek göstergede çalışmalar son aşamaya geldi”

    Toplu sözleşme mekanizmalarımız devam ediyor. Orada bizi koruyan, çalışanları koruyan aktüel gelişmeler karşısında direnç gösteren madde var. Enflasyon farkının verilmesi. Ocak ayının başında sadece enflasyon farkı vermedik, ona bir de yüzde 3 civarında sosyal denge farkı verdik. Temmuz enflasyonunda da çalışanlarımıza yapılan yeni düzenleme ile yeniden ele alacağız. 3600 ek gösterge meselesinde çalışmamız son aşamasına geldi. Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek. Türkiye Cumhuriyeti sosyal devlettir. Sözleşmeli personel statüsü var. Bir şekilde isteğe bağlı olarak düzenlemek istiyoruz. Türkiye modernleşmesini başka bir anlamda gerçekleştirmek üzeredir. Başkanlık sistemi çok önemli bir siyasal projedir. Bunun gerçekleşmesi çok önemlidir. Anayasa’nın değişmesi gerekmektedir. Çalışanların hukukunu daha iyi koruyan kapsamlı bir değişime ihtiyaç var.”

  • BİZ VARSAK UMUT VAR

    BİZ VARSAK UMUT VAR

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “MHP’ye güvendiniz, güveninizi boşa çıkarmayacağız, biz varsak umut, huzur, çare, sarsılmaz bir duruş, sağlam bir şuur vardır.” dedi. Bahçeli, Amasya’da yaptığı açıklamada, “Kurgulanan ekonomik komplolar, yaptırım tehditleri Türkiye’ye sökmeyecektir.” dedi.
    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3T olan tebrik, teşekkür ve takdir ziyaretinde bulunduğu Amasya Belediyesi’nde halka hitap etti. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli, “Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum oluşturmuştur.
    Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’na soruyorum. Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz, hangi hazırlık ve önerilere sahipsiniz? PKK-FETÖ derin ihanetinin açtığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da mı soğan istismarı ile telafi edeceksiniz? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun PKK’ya borcu varsa söylesin, kurtaralım.” dedi.
    Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almak olduğunu belirten Bahçeli, Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur. Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır. Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir” dedi. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacağını belirten Dr. Devlet Bahçeli, Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır. Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir. Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, ‘Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır’ duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir.

  • AMASYA “NEFES” İNE KAVUŞTU

    AMASYA “NEFES” İNE KAVUŞTU

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelerek 3 aylık süreçte yapılan çalışmaların bir değerlendirmesini yaptı. Akabinde ‘Ses sizden nefes bizden’ sloganıyla kurulan derneğin açılışını yapan Başkan Sarı, ihtiyaç sahibi ailelere yardım paketi dağıttı.  Belediye Kültür Merkezi toplantı salonunda gerçekleşen toplantı Belediye Başkanı Sarı’nın başkanlığında gerçekleşti.  Başkan Sarı’ya toplantıda Amasya Belediye Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan, Belediye Başkan Yardımcıları Ahmet Çoban, Hasan Şahin ve İsmail Kazan, Nefes yardımlaşma Derneğinin yönetim kurulu üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ve basın mensupları eşlik etti. Basın mensuplarıyla sabah kahvaltısında buluşan Amasya Belediye Başkanı Sarı, yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Biz burada hem 3 aylık basın toplantısında hem çalışmalarımızı değerlendirelim hem de kamuoyuna ilk defa açıklayacağımız bir hayır hasenat işinde bahsetmek için bir araya geldiklerini söyledi.

    Amasya’mızda ciddi bir problem olan 150’ye yakın esnafımızın huzursuzluğunun ne olacağı hakkında kendilerine göre yorum yapan ama kendileri de inanmayan kamuoyunda kirli, uydurma bilgilerin olduğu bir vakayı kendileriyle görüşerek çözdük. Arkadaşlarımıza müteşekkiriz, ilk önce milyon veya eski tabiriyle trilyonlar olan alacaklı arkadaşlarımızla bir araya geldik. İsteyen bizimle uzlaşır, istemeyen ise adliye yakın hemen oraya gidebilir dedik. Herkese bu teklifte bulundum. Hiç kimse hukuki yolu tercih etmedi ve bizimle uzlaşma yoluna gitti. Akabinde ikinci derece alacakları olan esnaflarımızla toplandık. Onlara da bu teklifi yaptım. Herkes hukuki hakkını kullanabilir ya da bizim imkânlarımıza rıza gösterir diye konuştum. Arkadaşlarımıza bu durumu izah ettik. Para sizin tüccar adam sizsiniz verecek adam benim ifadelerini kullandım. Sağ olsunlar kendileri bizim sözümüze itimat ederek siz ne diyorsanız biz ona uyarız dediler. Bizde kendilerine imkânlar ölçüsünde belirli periyotlarda ödemelerini yapacağımızın sözünü verdik” şeklinde konuştu.

    BAŞKAN SARI; ‘BUGÜN YA ALLAH BİSMİLLAH DEYİP SEFERE ÇIKIYORUZ’ Hayırlısıyla inanmış arkadaşlarımızla menfaat gözetmeden Allah rızası için bir yola çıktıklarını söyleyen Belediye Başkanı Sarı, “Bugün ya Allah bismillah deyip sefere çıkıyoruz. Çok öz veri ve iyi niyetle kurduğumuz ad babası olduğum Nefes adını koyduğumuz yardımlaşma derneğimiz ve sloganı ‘Ses Sizden Nefes Bizden’ sloganıyla yola çıktığımız derneğimize vatandaşlarımız ses verecek biz ise onların nefes almalarını sağlayacağız. Derneğimiz bugün itibari ile ilk icraatını yaparak ekiplerimiz tarafından tespit edilen gerçek ihtiyaç sahibi ailelere yardım paketlerini dağıttı. Duyarlı vatandaşlarımızdan Allah rızası için ben varım diyen menfaat gözetmeyen vatandaşlarımızdan bizimle yol yürümelerini istiyoruz”. Konuşmaların sonrasında Başkan Sarı ve beraberindekiler yeni kurulan Nefes Yardımlaşma Derneğinin açılışını yaparak ihtiyaç sahibi ailelere yardım paketi dağıttı.

     

     

  • 2’İNCİ DERECE ALACAKLI ESNAFLARLA UZLAŞMA

    2’İNCİ DERECE ALACAKLI ESNAFLARLA UZLAŞMA

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Belediyeden 2’inci derece alacakları olan esnaflarla bir toplantı gerçekleştirerek, belirli periyotlarda ödeme yaparak kimseyi mağdur etmeyeceklerini söyledi.

    Geçtiğimiz hafta 1’inci derece alacakları olan esnaflarla Belediye kültür merkezinde bir araya gelen ve karşılıklı olarak uzlaşma sağlayan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, bugün de 2’inci derece alacakları olan esnaflarla yeni bir toplantı daha gerçekleştirdi. Karşılıklı olarak kendileriyle görüşen Başkan Sarı, belirli periyotlar dâhilinde herkese ödemelerini gerçekleştireceklerinin sözünü verdi.

    Toplantı sonrası bir değerlendirme yapan Amasya Belediye Başkanı Sarı, konuşmasında şunları kaydetti; “Burada bugün 2’inci derece alacakları olan esnaflarımızla bir araya geldik. Herkes biliyor ki belediyemizin bir miktar borcu bulunuyor. Geçen hafta 1’inci derece alacağı olan esnaflarımızla görüştük. Bu hafta ise 2’inci derece alacağı olan esnaflarımızla bir araya geldik. Kendilerine öncelikle belediyemizin şuan ki durumunu anlattık. Bu doğrultuda kendilerine bizim şartlarımıza uyarsanız, size olan borçlarımızı ödeyeceğiz. Eğer biz kendi bildiğimizi yaparız derseniz, takdir sizindir. Burada toplanmamızın en büyük sebebi de adliyeye yakın oluşudur. Hakkını hukuki yoldan aramak isteyenler buradan çıktıklarında adliyeye gidebilirler” dedi. Göreve geldiğimiz 2-3 aylık süreçten bugüne kadar 3 milyon lira civarında vatandaşlarımıza olan borç ödediklerini belirten Başkan Sarı, konuşmasının devamında şunları söyledi; “Bu yüklü miktarda ödemeyi hem ramazan ayında 40 gün sürede su ücretlerini almayarak ve personelin maaşını ödeyerek gerçekleştirdik. Bunun dışında 1’inci derece alacakları olan ve çok sıkıntıda olduklarını ifade eden esnaflarımıza da bu süreçte ödeme yaptık” diye konuştu.

    Başkan Sarı’nın konuşmasının ardından düşüncelerini aktaran esnaflar ise, Belediye personelinin maaş ödemelerinin olduğu bir zamanda kendilerini mağdur etmeyen ve ödeme konusunda yardımcı olduğu için Başkan Sarı’ya teşekkür ederek toplantıdan mutlu bir şekilde ayrıldılar.

  • SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; İstanbul Türkiye Mozaiğinin yansıması olarak, Anadolu insanının bakışı olarak ve oy kullanan İstanbulluların kanaatinin yansıması olarak seçim sonucu olarak sandıktan çıkan başarının gözüken yüzüdür.’’ dedi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; ‘’Bu seçim sonucuna etki eden en önemli faktör Anadolu insanının İstanbul seçimlerine müdahale etmesi ve kendisini İstanbul Seçimlerinde özgür iradesi ile ifade etmesidir. Anadolu da illerde, ilçelerde yapılan yerel yönetim seçimlerinde önemli olan faktörler vardır, bu faktörler İstanbul seçimlerinde umutsuzluğu umuda çeviren Anadolu İnsanı ile yok edilmiştir.” dedi.

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak açıklamasının devamında; “İl ve İlçelerde yapılan seçimlerde önemli olan faktörler; Belediyeye ait şirketlerde kadrolu veya mevsimlik işçi olarak çalışanlar, Bankamatik haksız maaş alan işsiz partililer, Belediye ye ait Park, Bahçe, Otopark işletmelerini haklı veya haksız elde edenler, Ayakçılar, Parkomatçılar, İmar yolsuzluğu, İmar tadilatları yaparak şehirlerin siluetini bozarak haksız kazanç elde eden Müteahhitler, Parti de görevli olarak bulunup bulundukları yerlerde iş takibi yapanlar, gıda, giyecek, iaşe yardımları alanlar, iktidar nimetlerinden bende faydalanabilirim diye düşünenler, partililerin tehditkâr uyarıları ile oyunu verenler ve bundan medet umanlar, Belediyeye iş yapan müteahhitler ve bunlara bağlı taşeronlar saymakla bitmeyen haksız kazanç elde eden ve bu kazançlarını kaybedeceğini düşünen insanlar etkili oldular ve yerel seçimlerde iktidar partisine AKP ye oy verdiler. Ancak bunlar dahi bıktılar usandılar aslında kendilerine verilenin hakları olduğunu biliyorlardı ancak küçük şehirlerde her kez birbirini tanıdığı için, neler yaptığını bildiği için etki altında kalıyordu.

    Baktılar ki bu böyle gitmeyecek, Korku içinde yaşamak Anadolu insanına ters bir duygu, bu nedenle haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, talana, soyguna, haksız kazançların aslında kendilerinin kazancı olduğuna, ancak haksız kazançmış gibi bu kazancı temin ettiklerini söyleyenlerin çok büyük haksız kazançlar elde ettiğini gören ve buna isyan eden Anadolu insanı İstanbul’a çıkartma yaptı İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Anadolu insanı yurduna yapılan, milletine yapılan bu haksızlığa karşı top yekûn isyan etmiştir. İstanbul da yaşayan eş, dost, akraba, arkadaş, iş yaptığı, iş yaptırdığı, dili, dini, ırkı, mezhebi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel durumu ne olursa olsun hiçbir fark gözetmeksizin, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak düşünerek bizzat aramış, konuşmuş, rica etmiş gücünü birleştirerek seçimin sonucunu tayin etmiştir. ’dedi.

    Anadolu insanın isyanı, tepkisi AKP Belediyeciliğinedir diyen Sancak; “AKP Belediyeciliği tüm yurtta İstanbul ile birlikte yenilmiştir, yok sayılmıştır, iflas etmiştir, Bunlarla birlikte AKP Yerel yönetimler kadrosunun da zayıf aldığı sınıfta kaldığı, artık yönetemez, güven duyulamaz, şaibeye açık olduğu kanaati ortaya çıkmaktadır.

    İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda ilerleyecektir. Cumhuriyetin ilkelerini uygulayacak, geliştirecek, muasır medeniyetler seviyesine, tam bağımsız Türkiye ideali ile ulaşacaktır.

    Tüm insanlarımızı seviyoruz, ülkemizde doğan her çocuğu kendi evladımız olarak, ölen her insanımızı anamız, bacımız, kardeşimiz, babamız, atamız olarak görüyoruz. Şehitlerimizi gönlümüzde, yüreğimizde yaşatıyoruz, gazilerimize saygı duyuyoruz. Oy veren vermeyen, katkı sunan sunmayan, varım ülkemi seviyorum diyen herkese sevgi ve saygılar sunuyoruz. Teşekkür ediyoruz.

    Milletimiz görevini yapmıştır, sadece İstanbul’da değil tüm yurdumuzda değişime uğrayan yerel yönetimlerden ve devam eden yerel yönetimlerden birlik beraberlik, hak, hukuk, adalet, insanları ayrıştırmayan, particilik yapmayan, haksız kazanç sağlamayan, cumhuriyetin değerlerine saygılı ve sahip çıkan, kurucu iradeyi esas alan düşünce kurum ve kuruluşları ile çalışan özgür bağımsız demokratik bir irade, yönetim bekliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye.’’ ifadelerini kullandı.

  • YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    Yüksek Seçim Kurulu’nun oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır. YSK’dan; hak ve hukuka uygun millet iradesini koruyan ve vicdanını rahatlatan bir karar vermesini beklemiş idik. En sonuncusu dün olmak üzere bu konuda 31 Mart gününden itibaren defalarca uyarılarımızı yapmıştık.
    Bu çerçevede YSK’dan, önceki kararlarına ve uygulamalarına sadık kalmasını istemiştik. Yani duruma özel karar vermemesi.
    Seçimin iptalinin, usulsüz veya sahte seçmen yazımına dayandırılmadığını görüyoruz. Bu iddialar reddedilmiştir. Kısıtlı seçmen ve sair iddiaların reddedildiğini de biliyoruz.
    YSK’nın seçimin iptalini bazı sandıklarda sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasına ve bazı sandıklarda da bir kamu görevlisi üyenin bulundurulmamasına dayandırıldığını anlıyoruz.
    Şimdi Yüksek Seçim Kurulu’na tek tek soruyoruz. Bu sorduğumuz sorulara delilleriyle birlikte inandırıcı cevaplar vermek, YSK’nın anayasal görevidir. Türk Milleti’ne karşı boynunun borcudur.
    1-YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, 31 Mart seçim gününden sonra seçim sonuçlarına göre yapılan bu tam kanunsuzluk itirazı nasıl olur da değerlendirilmeye alınır? YSK, kendi ilan ettiği takvime niçin uymadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır.
    2-YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bir şüphe üzerine bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için geri dönmüştür?
    3-Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileriilçe seçim kurulları belirlemektedir. Eğer kamu görevlisi olmayan kişilerin sandık görevlisi olma durumu varsa, YSK, kendi sistemi içinde gerçekleşmiş bu hatayı nasıl olur da seçmene yükler? YSK kendi sorumluluğunu kendisi üstlenmelidir.
    4-Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.
    5-YSK; usulsüz belirlendiğini iddia ettiği başkan ve üyelerin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak zorundadır. Çünkü sandık kurullarının oluşumuna itiraz süreci iki ay önce tamamlanmıştır. İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Böyle bir delilden ve açıklamadan kamuoyu haberdar değildir. Dolayısıyla seçmen, haklı olarak, seçim sonucuna, iddia konusu sandık kurulu başkanlarının değil, doğrudan doğruya YSK’nın müdahale ettiği inancındadır.
    Neticede;
    1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Bu iptal kararı Türkiye’ye zarar vermiştir. Hangi siyasi partiye veya adaya oy vermiş olursa olsun, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun sandığa inancı maalesef YSK tarafından oy çokluğuyla yerle bir edilmiştir.
    YSK kararının oy birliğiyle verilememiş olması, karşı oyların bulunması, Kurul’un kendi içinde de kamu vicdanında oluşan derin yaranın oluştuğunun ispatıdır.
    Ama umutsuzluğa yer yoktur. Kararın oy çokluğuyla çıkmış olması yine de ileriye dönük umutları yaşatmaktadır. Kamu vicdanını hiçbir şekilde tatmin etmeyen bu karar sebebiyle seçim yenilenecek, seçmen bir kez daha kararını verecektir. Türkiye, ekonomisini toparlamak, dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek zorunda iken yeniden bir seçim sürecine sokulmuştur.
    Seçim İstanbul’da tekrarlanacak ama tüm ülke sathında yaşanacaktır.
    Bu sebeple tüm siyasi partilerin, adayların ve vatandaşlarımızın hiçbir gerginliğe yer vermeden bu zor süreci büyük bir olgunlukla yürütmesi gereklidir.
    YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararı, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirmiştir. Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yara; ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin elini güçlendirmiştir.
    Bu sevinci bu çevrelerin kursağında bırakmak, ancak seçim sürecini olgunlukla geçirmemize bağlıdır. Milletimizin sağduyusuna inancımız tamdır. Milletimiz emperyal güçlerin ve onların Türkiye içindeki tetikçilerinin pek sevindiği bu kararın yaratacağı kaosa izin vermeyecek, seçim sürecini olgunlukla tamamlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir.

  • YENİ MUHTARLAR TOPLANTISI

    YENİ MUHTARLAR TOPLANTISI

    Seçimlerden sonraki ilk muhtarlar toplantısında ilimizdeki muhtarlar ile bir araya gelen Vali Dr. Osman Varol hem yeni seçilen muhtarlar ile tanıştı hem de muhtarlık vazifesinin sorumlulukları hakkında bilgiler verdi.

    Vali Varol yaptığı konuşmada muhtarların yeni görevlerinin hayırlı olmasını diledi. Muhtarların sadece kendisine oy verenlerin değil, sorumluluk alanlarında bulunan tüm mahalle veya köy sakinlerinin muhtarı olduğunu ve herkese karşı sorumlulukları olduğunu hatırlattı.

    Muhtarlara verilen önemin arttığına ve özlük haklarının genişletildiğine değinen Vali Varol, buna paralel olarak muhtarlara düşen sorumluluğun da arttığına değindi. Muhtarların sorumluluğu altında bulunan mahalle veya köydeki vatandaşların tüm sorunları ile ilgilenmek zorunda olduğunu ifade ederek muhtarların devletin sahadaki kılcal damarları olduğunu vurguladı.

    Vatandaşın devletten veya yerel yönetimlerden, özel idare veya belediyeden, beklediği hizmetlerin tespiti, takibi ve gerekli mercilere iletilmesi hususunda muhtarlara büyük bir sorumluluk düştüğünün altını çizen Vali Varol, muhtarların vatandaşın sorunlarına, sıkıntılarına ve ihtiyaçlarına duyarsız kalma gibi bir lükslerinin olmadığını belirtti.

    Vali Varol, muhtarların vatandaşa karşı olan sorumluluklarının yanı sıra devlete karşı da bazı sorumlulukları olduğuna değindi. Bunların en başında hukuk sisteminin sağlıklı işlemesi için gereken tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti. İnsanların yerleşimleriyle ilgili doğru beyanda bulunma, meydana gelebilecek asayiş ve birtakım kolluk sorunlarına müdahale edilebilmesi adına yetkili mercilere yardımcı olma, mahalle veya köylerde meydana gelebilecek sıkıntıları zamanında yetkililerle paylaşma durumlarını bunlara örnek olarak verdi. Doğal veya birtakım eylemler sonucu ortaya çıkabilecek sorunları önlemek adına muhtarların sürekli sahada olmasının, gözü açık bir şekilde halkın nabzını tutmasının ve fark ettikleri sıkıntıları göz ardı etmemelerinin kilit öneme sahip olduğunu hatırlattı. Bunu yapabilmek için de muhtarların sürekli sabit bir yerde ve mahallerinde bulunmalarının gerektiğini ifade etti.