Etiket: hasta

  • 7 AYDA 4 BİN 300 ANJİYOGRAFİ

    7 AYDA 4 BİN 300 ANJİYOGRAFİ

    Amasya İl Sağlık Müdürü Öner Nergiz, Ocak 2018’de hizmete giren Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Koroner Anjiyografi Ünitesinde bugüne kadar tam 4 bin 300 anjiyografi işleminin yapıldığını söyledi.
    Amasya İl Sağlık Müdürü Nergiz, ”Günümüzde kalp sağlığının değerinin daha iyi anlaşılmasına, tanı ve tedavi yöntemlerindeki ilerlemelere rağmen dünyada ve Türkiye’de ölüm nedenleri arasında hala ilk sırada kalp ve damar hastalıkları gelmektedir.
    Kalp damar hastalıkları her yaşta görülebilmekle birlikte hipertansiyon, şeker hastalığı, yaşın ilerlemesi, kolesterol yüksekliği ve ailede kalp damar hastalığı olması gibi durumlar kalp damar hastalıkları riskini arttırır. Kalp damar hastalıklarının en sık belirtisi göğüs ağrısı olup nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi belirtiler de eşlik edebilir. Bazen hiçbir belirti vermeden de ilerleyip sessizce kalp krizine neden olabilir.
    Hem kasıktan hem de el bileğinden yapılan koroner anjiyografide damarda hastalık saptanması açısından bir fark olmayıp yine her iki yöntemde de uygun damarlarda darlık ve tıkanıklıklar aynı esnada balon veya stent uygulaması ile açılabilmektedir. Kasıktan girişim yapılmışsa 6 saatlik yatak istirahatinin ardından hasta, evine taburcu edilir. Bu işlem esnasında hastanın kalp damarlarında darlık saptanarak balon veya stent uygulaması ile damar açılması işlemi yapılırsa hasta 12 saat kadar istirahat eder.
    Ocak 2018 tarihinde hizmete giren Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Koroner Anjiyografi ünitesinde bugüne kadar tam 4.300 adet anjiyografi işlemi gerçekleştirmiştir.
    Çoğunluğunu kalp krizi vakaları gibi yüksek riskli hasta grubunun oluşturduğu yaşları 18 ila 95 arasında değişen 4.300 hastaya anjiyo işlemi yapılırken, bu hastalardan 657 sine stent takılarak hayata tutunmaları sağlanmıştır
    Koroner anjiyografi yapılmaya başlandıktan sonra ilimizden ve çevre ilçelerden gelen kalp krizi vakalarına günün her saatinde, kısa sürede müdahale edilmektedir. Buda hastaların hem kalp krizinden ölüm oranlarını hem de sonrasında gelişen kalp yetmezliği oranlarını ve bunlara bağlı uzun dönem sorunları ciddi olarak düşürmüştür.
    Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji kliniği ve Koroner Anjiyografi ünitesinde günlük yaklaşık 8 hastaya bilekten veya kasıktan koroner anjiyografi yapılmaktadır. Bu hastalarında damar yapısına göre, tıbben gerekliliği olanlara aynı seansta balon ve ilaç kaplı stent işlemi yapılmaktadır.” diye konuştu.

  • BİR BAĞIŞ ÜÇ HAYAT

    BİR BAĞIŞ ÜÇ HAYAT

    Taşova’nın Yeşilırmak Mahallesi Bağdat Caddesi ikamet eden Fatma Yaşuk(65), tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti ve ailesi organlarını bağışlayarak 3 hastanın umudu oldu.
    Fatma Yaşuk, 2015 yılı Kasım ayından sonra uzun bir süre Suluova’da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Huzurevinde kalmış, bir süredir de Bursa’daki kızının yanında ikamet ediyordu.
    Bursa’dan İnegöl Devlet Hastanesi Yoğun Bakım ünitesine sevk edilen ve hayatını kaybeden Fatma Yaşuk’un ailesi organlarının bağışlanmasını istedi. Yapılan araştırmalar sonucunda hayatını kaybeden kadının sol böbreği Çanakkale, sağ böbreği ile karaciğerinin ise Bursa’da organ bağışı bekleyen toplamda 3 hastaya uyumlu olduğu tespit edildi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Bursa Acıbadem Hastanesi ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden organ alım ekibi İnegöl’e geldi. Yaklaşık 4 saat süren operasyonla alınan 3 organ özel koruma kutularına konularak hastalara götürüldü.

  • FIRTINADAN HASTANE DE NASİBİNİ ALDI

    FIRTINADAN HASTANE DE NASİBİNİ ALDI

    Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi üzerinde şiddetlenen fırtına neticesinde Hastane yetkililerinin yaptığı açıklamada;  “Elektriklerimizde herhangi bir sıkıntı yaşanmadan güç kaynaklarımız ve jeneratörlerimiz ile hizmet aksamadan devam etmiştir. Ana bina ve ek binamız çatılarında yer yer hasarlar meydana gelmiştir. Vatandaşlarımız ve hastalarımız herhangi bir zarar görmemiş olup tamamen maddi hasarlı olarak durum atlatılmıştır.
    Olayın gerçekleşmesine müteakip hemen İl Sağlık Müdürümüz Başkanlığında, Kamu Hastaneleri Başkanlığı ve tüm Hastane idaremiz ile birlikte Hastanemizde Kriz Merkezi oluşturularak Hastane Afet Planı (HAP) uygulamaya konulmuştur.
    Hastanemize tüm teknik, güvenlik ve temizlik personelimiz göreve davet edilmiş olup ivedi biçimde hizmetin aksamadan devam edebilmesi sağlanmıştır. Hastanemiz genelinde başta Acil servis hizmetlerimiz olmak üzere tüm sağlık hizmetlerimiz hiçbir kesintiye uğramadan devam etmektedir.
    Aynı anda başta Emniyet kuvvetleri, İtfaiye, AFAD ve diğer tüm yardımcı kurumlara durumla ilgili bilgi verilmiştir. İlgili kurumlardan yetkililer ve ekipler Hastanemize gelerek hasar tespit ve düzenleme çalışmalarına destek olmuşlardır.
    Olayla ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığımız Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü yetkililerimiz sürekli olarak tarafımızdan bilgi alıp destek olarak süratle tamirat ve yenileme yapılabilmesi için tüm desteklerini bildirmişlerdir.” dedi.

     

  • VALİ VAROL’DAN MİNİK KIZA SÜRPRİZ

    VALİ VAROL’DAN MİNİK KIZA SÜRPRİZ

    Amasya genelinde yürütülen sosyal içerikli çalışmalarıyla vatandaşlarımızla gönül köprüleri kuran Vali Dr. Osman Varol, makamında ağırladığı 5. sınıf öğrencisi olan ve aynı zamanda böbrek hastalığı bulunan Beyza Aydoğdu’ya doğum günü kutlaması tertip ettirerek güzel bir sürpriz yaptı.
    Kesilen doğum günü pastasından sonra Beyza kızımızın yeni yaşını tebrik eden Vali Varol kendisine sağlıklı ve güzel bir ömür diledi. Beyza kızımızla ve annesiyle sohbet ederek derslerini ve okuldaki durumunu öğrenen Varol, kendilerini ağırlamaktan dolayı çok memnun olduğunu belirtti.
    Beyza’nın doğum gününde böyle güzel bir sürpriz yaptığından ve misafirperverliğinden dolayı Vali Varol’a şükranlarını sundular.

  • VALİ VAROL’DAN MİNİK KIZA SÜRPRİZ

    VALİ VAROL’DAN MİNİK KIZA SÜRPRİZ

    Amasya genelinde yürütülen sosyal içerikli çalışmalarıyla vatandaşlarımızla gönül köprüleri kuran Vali Dr. Osman Varol, makamında ağırladığı 5. sınıf öğrencisi olan ve aynı zamanda böbrek hastalığı bulunan Beyza Aydoğdu’ya doğum günü kutlaması tertip ettirerek güzel bir sürpriz yaptı.
    Kesilen doğum günü pastasından sonra Beyza kızımızın yeni yaşını tebrik eden Vali Varol kendisine sağlıklı ve güzel bir ömür diledi. Beyza kızımızla ve annesiyle sohbet ederek derslerini ve okuldaki durumunu öğrenen Varol, kendilerini ağırlamaktan dolayı çok memnun olduğunu belirtti.
    Beyza’nın doğum gününde böyle güzel bir sürpriz yaptığından ve misafirperverliğinden dolayı Vali Varol’a şükranlarını sundular.

  • LİSELİLER LETONYA’DA

    LİSELİLER LETONYA’DA

    Amasya Sabuncuoğlu Şerefeddin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Erasmus+ kapsamında Hasta, Yaşlı ve Bedensel Engelli Bakımında İstihdam Odaklı Avrupa Stajı projesi kapsamında 10 öğrencisi ile 27 Ocak- 16 Şubat 2019 tarihleri arasında Almanya Hareketliliğinden sonra şimdi de 1 refakatçı öğretmen ve 5 öğrencisi ile 07 Temmuz 2019 – 27 Temmuz 2019 tarihleri arasında Biedriba “Rujienas senioru maja”, Rujiena / Letonya’da staj yapmak üzere bulunacaklar. 7 Temmuz’da İstanbul Havalimanından hareket eden öğrenci grubunun heyecan ve mutlulukları gözden kaçmadı.
    Proje kapsamında öğrenciler mesleki bilgi ve becerilerini arttırmanın yanı sıra aynı zamanda kültürel faaliyetlerle ve boş zamanlarda yapılacak olan gezilerle bulundukları ülkeyi tanıma, Avrupa Kültürünü, iş hayatını, dillerini, eğitim ve sağlık hizmetlerini yakından görme imkânını yakalamış olmanın yanı sıra kültürümüzü en iyi şekilde temsil etme fırsatını da yakalamış olacaklardır. Ayrıca bu proje hareketliliği sayesinde öğrencilerin yabancı bir ülkede bulunmakla kendilerine olan güvenlerinin de artacağı düşünülüyor.

  • 2 AYDA 81 KENE VAKASI

    2 AYDA 81 KENE VAKASI

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Bu yıl 81 hasta kene ısırıkları sebebiyle hastanemize başvurmuş bunlardan, 62 hastaya hekimlerimiz müdahale etmiş, 18 kişi kendi çıkarıp başvurmuş ve 13 yaşında 1 hastamız ise KKKA şüphesi ile sevk edilmiştir.” dedi.

    Bu yıl da havaların ısınmasıyla birlikte kene ısırık vakaları ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı vakalarını görmeye başlıyoruz diyen Başhekim Sezikli, “Havaların soğumasıyla birlikte KKKA vakalarında belirgin azalma olmakta ve çok nadir olarak görmekteyiz. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı yeni bir hastalık değildir. Bazı vakalarda ölümle sonuçlanabilen bir kırsal bölge hastalığıdır. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın Sağlık Bakanlığı ve Tarım-Hayvancılık bakanlığının önerilerine uyarak belirli önlemleri alması gerekmektedir. Bu önlemlerin başında pantolon paçalarını çorap içine sokmak, uzun kollu giymek, eldiven kullanmak gibi basit önlemlerdir ve çok etkili olmaktadır. Aynı önlemlere bu bölgelere gidenlerin de uyması gerekmektedir. Ayrıca bu bölgelere gidenlerin işi bitip eve gelindiği zaman vücutta kene muayenesi/kontrolü yapması da önemlidir. Hastalık belirtileri çoğu hastada ateş, üşüme, titremenin eşlik ettiği bir soğuk algınlığı şeklinde ani başlar. Çoğu hastada halsizlik, şiddetli kas eklem ağrıları olur. Bazen bulantı, kusma, ishal ve vücutta döküntü vb. olabilir. Hastalık dünyanın birçok bölgesinde görülmektedir. Hastalığın spesifik bir tedavisi ve henüz etkin bir aşısı yoktur. Ancak hastalara erken tanı konup gerekli tedbirlerin alınması, yatırılarak yakın takibi, bakım, destek tedavisi ve gereğinde kan ve kan ürünlerinin verilmesi çok büyük önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

  • UZM. DR. YÜKSEL EMİR HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU

    UZM. DR. YÜKSEL EMİR HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU

    Uzun süre Amasya Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde Başhekimliği yapan ve Amasya Tabip Odası Eski Başkanlarımızdan, çocuk hastalıkları uzmanı Dr. Yüksel Emir hayatını kaybetti. Allah’tan rahmet, kederli ailesi ve dostlarına başsağlığı dileriz.

  • KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, özellikle sıcaklığın en yüksek hissedildiği bu günlerde sıklıkla başvurulan klimalarla ilgili uyarılarda bulundu.

    Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir ortam yaratmak için kullanılan klimaların, aynı zamanda hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabilmekte ve sağlığımız açısından ciddi sorunlara neden olabildiğine işaret eden Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Klimadan kaynaklanan sağlık sorunları genelde klimanın aşırı kullanımı nedeniyle görülmektedir. Uzaktan kumanda ile basit bir parmak dokunuşu ile çalıştırabilme imkânı bulduğumuz klimalar, gereğinden fazla kullanımda değişlik sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

    Vücut ani sıcak ve soğuk hava değişimlerine karşı kendini koruyamadığı için bu durum başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa sebep oluyor. Vücuttaki termostat kendi ısısını bu kadar hızlı düzenleyemez. Bu nedenle iki ortam arasındaki geçiş yavaş olmalıdır. Genellikle sıcaklardan bunalanlar, klimaları çalıştırarak bir an önce sıcak ortamdan serin ortama geçmek istiyorlar. Oysa klimaların ortamı belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş soğutmak için kullanılması gerekiyor. Örneğin, dışarıda sıcaklık 40 derece ise klima çalıştırılacak ortamda sıcaklığın aralıklarla 5’er derece düşürülmesinde fayda var” dedi.

    Başhekim Sezikli, klimaların yol açtığı rahatsızlıklarla ilgili de verdiği bilgide; “Klima çarpması” Klimanın üflediği serin havanın karşısında durmak pek doğru değil; hele de dışarıdan terlemiş olarak gelmişseniz. Terin üzerinizde aniden soğuması ‘klima çarpmasına’ sebep olabilir. Boynunuz tutulabilir, başınızı çeviremezsiniz; nefes alırken göğsünüzde bıçak batar gibi ağrılarınız olabilir. Havanın doğrudan vücudunuza gelmemesi için klimaların ayarlanabilen kanatçıklarından yararlanabilirsiniz.

    Klimayı çok düşük değerlere ayarlamak sağlık için doğru değil. İdeali, ısının 23-24 derece arasında, nispi nemin de %40-50 arasında olacak şekilde ayarlanmasıdır.

    “Klima ateşi” Klima ateşine, air-condition sistemlerinden başka, evlerde kullanılan ve halkımızın kısaca “soğuk buhar” diye bildikleri nem yapıcı aletler ile akciğer hastalarına solunum yoluyla ilaç vermeye yarayan nebülizatör denilen aletler de neden olabilirler.

    Hastalık, mikroplarla kirlenmiş air-condition veya nemlendirme sistemlerine maruz kalındıktan birkaç saat sonra ateşli bir hastalık gibi başlar. Belirtilerin ortaya çıkması nadiren 12 saati de bulabilir.

    Şikâyetler genellikle hafta başında veya tatil veya dönüş günlerinde görülür. Bir süre kullanılmayan klimaların ilk çalıştığı günlerde de belirtiler daha fazladır.

    Hastalarda ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik… gibi daha çok gribi hatırlatan şikayetler vardır. İş yerine geldikten birkaç saat sonra başlayan belirtiler akşama doğru şiddetlenir ve gece eve döndükten sonra da devam ederse de, hastaların çoğu 24-48 saat içinde tamamen düzelirler. Bazı hastalarda nadiren şiddeti çok fazla olmayan öksürük, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar da olabilir.

    “Alerjik zatürre” Klimaların sebep olduğu alerjik zatürree çocuklarda da görülebilirse de, daha çok 50 yaşın üzerinde olanlarda ve diğer akciğer hastalıklarının aksine sigara içmeyenlerde daha çok saptanır.

    Tıp dilinde ventilasyon pnömonitisi olarak isimlendirilen alerjik zatürreeye, air-condition sistemlerinin nemlendirme bölümünde üreyen ve küf mantarları ve bazı bakteriler neden olmaktadır.

    Klima ateşi ve alerjik zatürrenin önlenmesi, bu tür nemlendiricilerin su haznelerinin doğru bakımı ile mümkündür. Klima ve nemlendiricilerin bakımlarına özen gösterilmeli ve talimatlara uygun kullanılmalıdır. Bu aletlerde musluk suyu yerine distile veya demineralize su tercih edilmelidir.

    Nemlendiriciler çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla zaman zaman temizlenmelidir.

    “Klima hastalığı (akciğer zatüresi-lejyoner hastalığı)” Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalık “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı”dır. Lejyoner hastalığı, Legionelle pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir.

    Bakteri klima sistemlerinin yanı sıra otel, hastane vb büyük yapıların su sistemlerinde de (soğutma kuleleri, su depoları, su dağıtım kanalları) bulunabilmektedir. Havaya dağılan bu bakterinin solunum yolu ile kişilerin vücuduna girmesi ile hastalık (zatürre) oluşmaktadır. Hastalığın en önemli belirtileri kuru öksürük, bulantı kusma, ishal, yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateştir. Diğer zatürrelerden farklı olarak bu hastalıkta ishal daha yüksek oranda görülür. Hastalık otel, büyük ölçekli gemiler ve hastanelerde salgına neden olabilmektedir. Hastalığın önemli bir özelliği insandan insana bulaşmamasıdır. Bu nedenle bu hastalığı bulunan insanlardan kaçınmak doğru değildir.

    Legionella pneumophilia bakterisi zatürre dışında sadece ateş ile seyreden ve hafif bir hastalık tablosu olan Pontiak ateşine de neden olabilir. Klimalı sistemlerin bulunduğu otel, işyeri ve evlerde yaşayanlar veya çalışan kişiler bu hastalık açısından risk altındadır. Bu bakterinin bulaştığı herkeste hastalık oluşmaz. Özellikle şeker ve kanser hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler, alkolikler, siroz hastaları ve sigara içen kişilerde hastalık oluşma riski daha fazladır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir.

    Lejyonella hastalığının tedavisi belirli antibiyotikler ile yapılabilmektedir. Antibiyotiklerin hastalığın erken döneminde başlatılması tedavinin etkinliğini artırmaktadır. Bu nedenle klimalı ortamda bulunan kişilerde yukarda bahsedilen şikayetlerin meydana gelmesi halinde, bunu basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmeyip, bunun klimaya bağı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurulmalıdır.

    “Özellikle merkezi iklimlendirme sistemlerine sahip binalarda olmak üzere, bu hastalığın ve etken bakterinin yayılımını önlemek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından ciddi önlemler alınmış, takibi sıkı olarak devam etmektedir. Öyleyse faydalı olan bu icadın zararsız bir şekilde kullanımı için basit kontrol önlemlerine uymakta fayda var. Su hazneli soğutma sistemlerinde mutlaka yaz başı ve yaz sonunda klima bakımının yapılması, temizlik ve dezenfeksiyonunun yapılması, filtrelerinin temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekmektedir. Sulu sistem ile çalışan taşınabilir klimalar için de aynısı geçerlidir. Split denilen, gazlı iklimlendirme yapan sistemlerde ise bakım ve temizlik yeterlidir. Bu önlemlere dikkat ederek ve aşırı kullanımdan kaçınarak klimaların konforundan azami fayda görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.

  • SICAK HAVALARA DİKKAT

    SICAK HAVALARA DİKKAT

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, aşırı sıcaklara karşı uyarılardan bulunarak, sıcak havaların insan sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte mevsim normallerinin üzerine çıkan hava sıcaklıklarından korunmanın yollarıyla ilgili tavsiyelerde bulunan Başhekim Selçuk Sezikli, “Özellikle çocukların, yaşlıların, kalp, akciğer solunum ve tansiyon hastalığı bulunan kişilerin, hamilelerin, kilo sorunu olan kişilerin daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Çok sıcak havalarda ve rutubetin arttığı durumlarda 37 dereceye kadar normal olan vücut ısısı 40-41 dereceye kadar yükselebilir. Aşırı sıcağa maruz kalan bir kişinin beynindeki ısı ayarlama merkezinin fonksiyonu bozulur ve ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar” dedi.

    Sıcak havalarda meydana gelebilecek fiziksel kramplara karşı uyarılarda bulunan Sezikli, “Fiziksel aktivite ile beraber terlemeye bağlı vücutta hızlı bir şekilde meydana gelen su ve tuz kaybı sonucu oluşur. Belirtileri, karın bacak ve kol kaslarında ağrılı spazmların oluşumudur. Sıcak krampları için tıbbi bir tedaviye gerek yoktur. Kişi kramplardan sonra en azından birkaç saat için fiziksel aktiviteyi durdurmalı sulu- mineralli içecekler tüketmeleri gerektiğini söyleyerek, sıcak bitkinliği, yorgunluk, halsizlik, bayılma hissi, yükselen ateş, kalbin daha hızlı çarpması, belirtilerindendir. Bilinç kaybı yoktur. Kişi serin bir yerde bacakları baş seviyesinin üzerinde olacak şekilde uzanmalı, sıkı giysilerini gevşetmeli, sıvı- mineralli içecekler almalıdır. Kişinin durumu gözlenmelidir. Sıcak ve nemli havalarda aşırı terlemeye bağlı olarak derinin tahriş olması sonucu ortaya çıkan pütürcüklerdir. Vücudun daha çok boyun koltuk altı dirsek içi gibi kıvrımlarında görülür. Her yaşta ve herkeste görülebilmekle beraber bebeklerde görülmesi daha sıktır. Kızarık bölgeler kuru tutulmalı, daha serin daha nemsiz ortam sağlanmalıdır. Güneş yanıklarından korunmak gerektiğini söyleyen Başhekim Sezikli, “Güneş yanıkları uzun süre güneş ışığına maruz kalmakla meydana gelir. Etkilenen kişide deride kızarıklık, su toplama, yüksek ateş, şiddetli ağrı-acı şikâyetleri görülür. Güneş yanıklarından korunmak için özellikle güneş ışınlarının en şiddetli olduğu 11.00-16.00 saatleri arası güneşe çıkmamaya özen gösterilmelidir. Güneş yanığı olan yerler ilk olarak soğutulmalıdır. Yağ, salça, yoğurt ve diş macunu kesinlikle sürülmemelidir. Bir hekime danışarak tıbbi losyon kullanılmalıdır. Güneş veya sıcak çarpması kalıcı hasarlara neden olabilir. Aşırı sıcağa maruz kalmak sonucu bedenin vücut sıcaklığını sabit tutma mekanizmasının bozulmasıyla ortaya çıkar. Hayati tehlikesi olan bir durumdur. Güneş veya sıcak çarpmasının belirtileri, çok yüksek ateş. (40-41 derece) Vücudun terleme olayını gerçekleştirememesi. Halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ciltte aşırı kuruluk, kusma, bulantı, bilinç kaybı, görme netliğinin bozulması, el ayak hareketlerinin kontrolünde hâkimiyet kaybıdır. Bu belirtiler görüldüğünde mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.