Etiket: ev

  • SİLAH KAÇAKÇILIĞI OPERASYONU: 16 GÖZALTI

    SİLAH KAÇAKÇILIĞI OPERASYONU: 16 GÖZALTI

    Amasya Merkezli operasyonda Çorum ve Samsun’da 15 ev, 6 iş yeri ve 7 araçta yapılan eş zamanlı silah kaçakçılığı operasyonunda 16 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan 16 şüpheliden 8’i Amasya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılırken, 8 şüphelinin emniyette işlemleri sürüyor.

    Yakalanan şüphelilerin ev ve iş yerlerine düzenlenen aramalarda 5 adet 9 mm, 5 adet 7,65 mm ruhsatsız tabanca, 7 adet ruhsatsız tüfek, 391 adet 9 mm fişek, 27 adet 7,65 mm fişek, 6 adet kurusıkı tabanca bulundu.

  • ÇIKAN YANGIN EVİ KÜL ETTİ

    ÇIKAN YANGIN EVİ KÜL ETTİ

    Merzifon’da meydana gelen alevlerin arasında kalan bir ev kullanılamaz hale geldi.

    Alınan bilgilere göre, Yunus Emre Mahallesi Mert Sokak’ta Fatma Kıvrak’a ait evde mutfak ocağından yangın çıktı. Mahalledeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen Merzifon Belediyesi itfaiye ekipleri, hemen yangına müdahale etti. Yangın kısa süre içinde kontrol altına alınıp, çevredeki evlere sıçramadan söndürüldü. Yangında can kaybı yaşanmazken, evde büyük çaplı maddi zarara neden oldu.

  • KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, özellikle sıcaklığın en yüksek hissedildiği bu günlerde sıklıkla başvurulan klimalarla ilgili uyarılarda bulundu.

    Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir ortam yaratmak için kullanılan klimaların, aynı zamanda hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabilmekte ve sağlığımız açısından ciddi sorunlara neden olabildiğine işaret eden Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Klimadan kaynaklanan sağlık sorunları genelde klimanın aşırı kullanımı nedeniyle görülmektedir. Uzaktan kumanda ile basit bir parmak dokunuşu ile çalıştırabilme imkânı bulduğumuz klimalar, gereğinden fazla kullanımda değişlik sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

    Vücut ani sıcak ve soğuk hava değişimlerine karşı kendini koruyamadığı için bu durum başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa sebep oluyor. Vücuttaki termostat kendi ısısını bu kadar hızlı düzenleyemez. Bu nedenle iki ortam arasındaki geçiş yavaş olmalıdır. Genellikle sıcaklardan bunalanlar, klimaları çalıştırarak bir an önce sıcak ortamdan serin ortama geçmek istiyorlar. Oysa klimaların ortamı belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş soğutmak için kullanılması gerekiyor. Örneğin, dışarıda sıcaklık 40 derece ise klima çalıştırılacak ortamda sıcaklığın aralıklarla 5’er derece düşürülmesinde fayda var” dedi.

    Başhekim Sezikli, klimaların yol açtığı rahatsızlıklarla ilgili de verdiği bilgide; “Klima çarpması” Klimanın üflediği serin havanın karşısında durmak pek doğru değil; hele de dışarıdan terlemiş olarak gelmişseniz. Terin üzerinizde aniden soğuması ‘klima çarpmasına’ sebep olabilir. Boynunuz tutulabilir, başınızı çeviremezsiniz; nefes alırken göğsünüzde bıçak batar gibi ağrılarınız olabilir. Havanın doğrudan vücudunuza gelmemesi için klimaların ayarlanabilen kanatçıklarından yararlanabilirsiniz.

    Klimayı çok düşük değerlere ayarlamak sağlık için doğru değil. İdeali, ısının 23-24 derece arasında, nispi nemin de %40-50 arasında olacak şekilde ayarlanmasıdır.

    “Klima ateşi” Klima ateşine, air-condition sistemlerinden başka, evlerde kullanılan ve halkımızın kısaca “soğuk buhar” diye bildikleri nem yapıcı aletler ile akciğer hastalarına solunum yoluyla ilaç vermeye yarayan nebülizatör denilen aletler de neden olabilirler.

    Hastalık, mikroplarla kirlenmiş air-condition veya nemlendirme sistemlerine maruz kalındıktan birkaç saat sonra ateşli bir hastalık gibi başlar. Belirtilerin ortaya çıkması nadiren 12 saati de bulabilir.

    Şikâyetler genellikle hafta başında veya tatil veya dönüş günlerinde görülür. Bir süre kullanılmayan klimaların ilk çalıştığı günlerde de belirtiler daha fazladır.

    Hastalarda ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik… gibi daha çok gribi hatırlatan şikayetler vardır. İş yerine geldikten birkaç saat sonra başlayan belirtiler akşama doğru şiddetlenir ve gece eve döndükten sonra da devam ederse de, hastaların çoğu 24-48 saat içinde tamamen düzelirler. Bazı hastalarda nadiren şiddeti çok fazla olmayan öksürük, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar da olabilir.

    “Alerjik zatürre” Klimaların sebep olduğu alerjik zatürree çocuklarda da görülebilirse de, daha çok 50 yaşın üzerinde olanlarda ve diğer akciğer hastalıklarının aksine sigara içmeyenlerde daha çok saptanır.

    Tıp dilinde ventilasyon pnömonitisi olarak isimlendirilen alerjik zatürreeye, air-condition sistemlerinin nemlendirme bölümünde üreyen ve küf mantarları ve bazı bakteriler neden olmaktadır.

    Klima ateşi ve alerjik zatürrenin önlenmesi, bu tür nemlendiricilerin su haznelerinin doğru bakımı ile mümkündür. Klima ve nemlendiricilerin bakımlarına özen gösterilmeli ve talimatlara uygun kullanılmalıdır. Bu aletlerde musluk suyu yerine distile veya demineralize su tercih edilmelidir.

    Nemlendiriciler çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla zaman zaman temizlenmelidir.

    “Klima hastalığı (akciğer zatüresi-lejyoner hastalığı)” Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalık “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı”dır. Lejyoner hastalığı, Legionelle pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir.

    Bakteri klima sistemlerinin yanı sıra otel, hastane vb büyük yapıların su sistemlerinde de (soğutma kuleleri, su depoları, su dağıtım kanalları) bulunabilmektedir. Havaya dağılan bu bakterinin solunum yolu ile kişilerin vücuduna girmesi ile hastalık (zatürre) oluşmaktadır. Hastalığın en önemli belirtileri kuru öksürük, bulantı kusma, ishal, yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateştir. Diğer zatürrelerden farklı olarak bu hastalıkta ishal daha yüksek oranda görülür. Hastalık otel, büyük ölçekli gemiler ve hastanelerde salgına neden olabilmektedir. Hastalığın önemli bir özelliği insandan insana bulaşmamasıdır. Bu nedenle bu hastalığı bulunan insanlardan kaçınmak doğru değildir.

    Legionella pneumophilia bakterisi zatürre dışında sadece ateş ile seyreden ve hafif bir hastalık tablosu olan Pontiak ateşine de neden olabilir. Klimalı sistemlerin bulunduğu otel, işyeri ve evlerde yaşayanlar veya çalışan kişiler bu hastalık açısından risk altındadır. Bu bakterinin bulaştığı herkeste hastalık oluşmaz. Özellikle şeker ve kanser hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler, alkolikler, siroz hastaları ve sigara içen kişilerde hastalık oluşma riski daha fazladır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir.

    Lejyonella hastalığının tedavisi belirli antibiyotikler ile yapılabilmektedir. Antibiyotiklerin hastalığın erken döneminde başlatılması tedavinin etkinliğini artırmaktadır. Bu nedenle klimalı ortamda bulunan kişilerde yukarda bahsedilen şikayetlerin meydana gelmesi halinde, bunu basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmeyip, bunun klimaya bağı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurulmalıdır.

    “Özellikle merkezi iklimlendirme sistemlerine sahip binalarda olmak üzere, bu hastalığın ve etken bakterinin yayılımını önlemek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından ciddi önlemler alınmış, takibi sıkı olarak devam etmektedir. Öyleyse faydalı olan bu icadın zararsız bir şekilde kullanımı için basit kontrol önlemlerine uymakta fayda var. Su hazneli soğutma sistemlerinde mutlaka yaz başı ve yaz sonunda klima bakımının yapılması, temizlik ve dezenfeksiyonunun yapılması, filtrelerinin temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekmektedir. Sulu sistem ile çalışan taşınabilir klimalar için de aynısı geçerlidir. Split denilen, gazlı iklimlendirme yapan sistemlerde ise bakım ve temizlik yeterlidir. Bu önlemlere dikkat ederek ve aşırı kullanımdan kaçınarak klimaların konforundan azami fayda görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.

  • ŞEHİDİMİZİN KANI YERDE KALMADI

    ŞEHİDİMİZİN KANI YERDE KALMADI

    İç Güvenlik Operasyonları Kapsamında Elazığ-Arıcak ilçesi Yoğunbilek köyü kırsalında, Elazığ İl Jandarma Komutanlığınca yapılan, Şehit Jandarma Uzman Çavuş Yıldıray Dönertaş-53 Operasyonu’nda 2018 yılında Diyarbakır’ın Dicle ilçesi kırsalında, terör örgütü PKK’ya yönelik yürütülen operasyonda el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan Amasyalı Uzman Çavuş Kadir Çakı’yı şehit eden terörist Ferhat Akgün ölü olarak ele geçirildi. Şehit Çakı’nın Amasya’daki evinde Uzman Çavuş Kadir Çakı’nın kanı yerde kalmadı. Uzman Çavuş Kadir Çakı’nın eşi Hanife Çakı ve 2 yaşındaki oğlu Alp Aslan Çakı babalarının kanlarının yerde kalmadığı haberini alınca sevindiler.

    Hanife Çakı, “2015 yılında evlendik. 3 yıl kadar nişanlı kaldık biz. 2015’te evlendik, ben 9-10 ay kadar eşimin yanına gidemedim. Evlendikten 1 hafta sonra eşim göreve gitti Diyarbakır’a. 9-10 ay kadar orada kaldık kayınpederlerimle beraber. Genelde görevlerdeydiler, çoğunluğu görevlerde geçiyordu zamanın. Çok nadir taburda kalıyorlardı. Büyük görevler oluyordu onlara gidiyorlardı. Her göreve çıktığında ben daha yeni geldin görevden biraz daha dinlensene. Hemen ne göreviymiş falan derdim. O da ‘bizim görevimiz bu, biz her zaman her daim hazırız, her zaman gideceğiz’ derdi. Bir defa dahi of dediğini ben hiç duymadım eşimden. Yani bugünde görev var, of göreve çıkacağız dediğini hiç duymadım, hiçbir zaman yorulduğunu, sıkıldığını duymadım. Kadir gibi birine eş olduğum için binlerce kez şükürler olsun. Rabbime bin kere şükür ki ona eş olmuşum, onun gibi bir adama eş olmuşum. Çünkü çok farklı bir insandı. Dünyada bir taneydi diyebilirim benim eşim. Çok iyiydi, el üstünde tuttu her zaman beni. Bir dediğimi asla iki etmedi. Ben hiç tartıştığımızı kavga ettiğimizi bilmiyorum doğru düzgün. Ne zaman tartıştıysak da hep benim kaprislerim yüzünden olmuştur büyük bir ihtimalle. Her zaman alttan almıştır. Çok iyi bir insandı, farklıydı yani” dedi.

    Eşi şehit olmadan bir hafta öncesi Afrin’de 8 şehit olduğunu hatırlatan Hanife Çakı, “Eşim o zaman görevdeydi, ben eşime mesaj atmıştım. Afrin’de 8 şehidimiz var demiştim, kaç eve ateş düştü, kaç evi yine yakıp kavurdular dedim. O da, ‘evet aileleri için çok büyük bir acı, çok büyük bir zorluk’ dedi. ‘Ama ne mutlu ki kardeşlerime şehit oldular. Keşke bize de nasip olsa’ dedi. Ondan sonra eşim görevden geldi, annemler aradı telefonla. Annem, ‘oğlum bak kaç tane şehitler var, şehidimiz var’ dedi. ‘Ne olur bırak gel’ dedi. ‘Bırak istemiyoruz hiçbir şey’ dedi. ‘Sana bir şey olursa Hanife’ye ne olacak’ dedi. Kadir de, ‘anne, bana bir şey olsa senin kızını el üstünde tutarlar’ dedi. ‘Devletimiz hiçbir zaman onu yalnız bırakmaz’ dedi. Ama gerçekten de öyle, eşim şehit olduğu günden beri beni her zaman baş uçlarında taşıdılar. Hala da öyle devam ediyor. Evet, kanı yerde kalmadı, ben zaten bundan emindim kanı yerde kalmayacaktı, eşimin arkadaşları benim ağabeylerim eşimin kanını yerde bırakmayacaklardı. Bundan emindim zaten. Eşim şehit olduğu zaman arkadaşları gelmişti, cenazesinden sonra mı, cenazesine mi katıldılar tam hatırlamıyorum. O zaman demiştim zaten ben ağabeylerime, eşimin kanını yerde bırakmayın dedim. Bin şükür eşimin kanını yerde bırakmadılar. Bundan da hiçbir zaman şüphe duymadım zaten. Kanı yerde kalmayacaktı, kalmadı da çok şükür. Çok teşekkür ederim hepsine, herkese. Rabbim hiç birine zeval getirmesin, ayaklarına taş değdirmesin. Rabbim her daim onları korusun” diye konuştu.

  • BAŞKANA ANLAMLI HEDİYE

    BAŞKANA ANLAMLI HEDİYE

    KUVEYT Türk Katılım Bankası Müdürü Hüseyin Sipahi Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı makamında ziyaret ederek yeni görevinde başarılar diledi. Kuveyt Türk Katılım Bankası Müdürü Hüseyin Sipahi Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun temennisinde bulundu. Sohbet havasında geçen ziyarette Sipahi, Başkan Sarı’ya Kuveyt Bankasının Amasya Şubesi hakkında bilgiler verdi. Nazik ziyaretlerinde dolayı teşekkür ettiğini belirten Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Amasya Belediye Başkanlığı görevine seçildiğim 44 günlük sürede 98 bin 572 kişi beni ziyaret ederek hayırlı olsun temennisinde bulundu. Bu teveccühe layık olmaya çalışacağım” dedi.
    Ziyaretin sonunda Kuveyt Türk Katılım Bankası Müdürü Hüseyin Sipahi Belediye Başkanı Sarı’ya Büyük Ağa Medresesi ve çevresinde bulunan tarihi evlerin yer aldığı bir yağlı boya tablo hediye etti. Karşılıklı fikir alışverişinin ardından ziyaret son buldu.

  • 11 EV KÜL OLDU

    11 EV KÜL OLDU

    Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Çal köyünde çıkan yangında 11 ev yanarak kül oldu.
    Edinilen bilgilere göre, ilçeye bağlı Çal köyündeki bir evde bilinmeyen bir neden dolayı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çevredeki evlere sıçradı. İlk müdahaleyi köylülerin kendi imkânlarıyla yaptığı yangına Çorum, Amasya, Sinop’tan itfaiyeleri ile Orman İşletme Şefliğine ait arazözler müdahale etti. Kontrol altına alınan yangında soğutma çalışmaları sürüyor.

    Çorum Valisi Mustafa Çiftçi: “Vatandaşlarımızın yaraları en kısa sürede sarılacak. İlçemize bağlı Çal kötünde akşam saatlerinde çıkan yangında 8 ev, 1 adet ahır ve 1 adet depoda tamamen yanarak kül olmuştur. Yangının tamamen kontrol altına alınması ve soğutma çalışmalarının başlamasıyla birlikte hasar tespit çalışmaları başlayacak. Hasar tespit çalışmalarının ardından İçişleri bakanlığı AFAD Genel Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüne başvuracağız. Vatandaşlarımızın mağduriyetinin kısa süre giderilmesi için elimizden gelen her türlü gayreti kısa sürede göstereceğiz. Evleri yanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” diye konuştu.

  • KUŞLAR EVSİZ KALMASIN

    KUŞLAR EVSİZ KALMASIN

    Amasya Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü ‘Topluma hizmet uygulaması’ kapsamında ‘Kuşlar Evsiz Kalmasın’ sloganıyla bal kabaklarını kuş evleri haline getirdiler. Daha sonra kabaklar eğitim fakültesi içindeki ağaçlara takıldı.

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, “Üniversitemiz Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencileri topluma hizmet uygulamaları kapsamında bir etkinliğe ev sahipliği yapıyorlar. Etkinliğin temel hedefi hayvan sevgisini, doğa sevgisini öğrencilere okul öncesinden üniversiteye kadar aşılayabilmek. Doğal bir ortamda Eğitim Fakültesi Yerleşkesi içerisinde kabaklardan yapmış oldukları doğal kuş evleri ile bahçemizi süsleyecekler ve zaman zaman bunları ziyaret ederek, yuva yapmış kuşları besleyecekler. Buradaki temel amacımız şehir üniversite kaynaşmasını sağlamak ve çocuklarda doğa sevgisini aşılamak” diye konuştu.

    Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Resul Köseoğlu ise, “Bu yıl Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü topluma hizmet dersinde kuş evleri projemizi yaptık. Geçen yıl kuş evleri yapmıştık ahşaptan, bu yılda su kabaklarından kuş evleri yaptık. Bugün öğrencilerimizle birlikte bu kuş evlerini ağaçlara asacağız. İnşallah kuşlarımız fakültemizin bahçesindeki bu evlere girerler, bizde mutlu oluruz.” dedi.

    Üniversite yerleşkesi içinde bulunan Hikmet Develi Anaokulu öğrencileri de ağabey ve ablalarına katılmasıyla program eğlenceli hale geldi.

  • HOŞGELDİN RAMAZAN

    HOŞGELDİN RAMAZAN

    11 ayın sultanı ramazanı şerif Amasya Belediyesi’nin organize ettiği fener alayı programı ve yoğun katılım ile karşılandı. İstasyon Köprüsünden başlayarak Yavuz Selim Meydanı’nda son bulan fener alayı programına Amasya Vali Yardımcısı Ferhat Burak Gazi, Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Amasya Belediye Başkan Yardımcıları Hasan Şahin, MHP Amasya İl Başkanı Erhan Demir, MHP Amasya Merkez İlçe Başkanı Şuayip Ak, Ülkü Ocakları Amasya İl Başkanı Recep Dip’in yanı sıra vatandaşlar katıldı.
    Amasya Vali yardımcısı Ferhat Burak Gazi, “11 ayın sultanı mübarek ramazanın hepimize sağlık, sıhhat, huzur, bereket ve afiyet getirmesini diliyorum” diye konuştu. Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ise konuşmasında şunları söyledi; “Türkiye’de yeni bir şey icra edeceğiz. Evinizdekini bizimle bölüşmeye, hangi mahalleye çadırı kurarsak, hangi mahalleye masayı sandalyeyi kurarsak, o gün el birliği içerisinde herkes evindekini pişirip getirecek, bizde sadece çorbasını vereceğiz. Var mısınız sözü üzerine varız diyen Amasyalıların cevabına Başkan Sarı, Allah sizlerden razı olsun ifadelerini kullandı. İl Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu’nun yaptığı duanın ardından, Ramazan ateşinin yakılmasıyla program son buldu.

  • BAŞKANIMIZ EV ZİYARETİNDE

    BAŞKANIMIZ EV ZİYARETİNDE

    Başkan Sarı verdiği sözü tutarak Karagöz ailesinin evine misafir oldu
    Belediye Başkanımız Mehmet Sarı, Seçim çalışmalarında söz verdiği ev ziyaretlerinin ilkini Mehmet Karagöz ve ailesini ziyaret ederek gerçekleştirdi.

    Başkan Sarı, ev ziyaretleri kapsamında ilk olarak Şeyhcui Mahallesi Yücelenevler Sitesi’nde ikamet eden Mehmet Karagöz ve ailesinin evine misafir oldu. Sıcak ve samimi bir ortamda karşılanan Başkan Sarı, “Bizim kimseden çekinecek, sakınacak durumumuz yok. Biz bu insanların evine gelip ekmeklerini yemişiz ve taahhüt etmişiz. Demişiz ki sizleri ziyaret edeceğiz. Bu aralıkta 6 ayda veya 1 sene de evinize uğrarız demişizdir. Ev ziyaretleri kapsamında verdiğimiz sözlerden de ilk olarak Karagöz ailesi olarak sizlerden başladık. Onun için Cenabı hak bu canı bu bedenden almadığı müddetçe verdiğimiz sözleri bir bir yerine getireceğiz” dedi.

    Sohbet havasında geçen ev ziyaretinde Belediye Başkanı Mehmet Sarı Karagöz ailesi ile akşam yemeği yedikten sonra apartman sakinleri ile de sohbet etti. Başkan Sarı, site sakinlerinin istek ve taleplerini dinleyerek çözüm üretti. Ziyaretin sonunda Sarı, Karagöz ailesi ve apartman sakinleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • MİNİK ANNENİN BÜYÜK MÜCADELESİ

    MİNİK ANNENİN BÜYÜK MÜCADELESİ

    Merzifon’da yaşayan, boyu 1 metre 20 santimetre olan Selda Çetinkaya, hem çalışarak evinin geçimini sağlıyor hem de kendisi gibi doğuştan boy kısalığı bulunan kızlarına bakıyor.
    Çocuklarına hem annelik hem de babalık yapan 33 yaşındaki Çetinkaya, 3 yıl önce eşinden ayrılarak İstanbul’dan Amasya’nın Merzifon ilçesinde yaşayan annesinin yanına taşındı.
    Hasta annesi ve iki kızıyla yaşam mücadelesi veren Çetinkaya, bir yandan çiğ köfte dükkânında çalışarak evinin geçimini sağlamaya uğraşırken bir yandan da ilkokula giden çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaya gayret ediyor.
    Çocuklarının derslerinden beslenmesine kadar tüm ihtiyaçlarında özenle yanlarında olan Çetinkaya, annesinin hasta olması nedeniyle ev işlerini de yapıyor.
    Çetinkaya, kızlarından 11 yaşındaki Kader’in 1 metre 10 santim, 8 yaşındaki Kardelen’in ise 90 santimetre olduğunu söyledi.
    Eşinden ayrıldıktan sonra boyunun kısa olması nedeniyle iş bulmakta zorluk çektiğini belirten Çetinkaya, “Önce el işleri yaparak geçimimi sağlamaya çalıştım ama çocuklarımın velayetini alabilmem için bir işe başlamam gerekiyordu. Şimdi çalışıyorum. Hem çocuklarımın bakımını hem de evinin geçimini sağlamaya başladım. Bir anne olarak ayakta durmam lazım. Annem ve iki kızımla yaşıyorum, benim çalışmam lazım.” ifadelerini kullandı.
    Çocukluğunda yaşadığı sıkıntıları, kızlarının yaşamaması için mücadele ettiğini vurgulayan Çetinkaya, şunları kaydetti:
    “Çocukken bana söylediklerine canım sıkılıyordu, üzülüyordum ancak yapacak bir şey yoktu bu benim doğuştan gelen kaderim. Aynı sıkıntıyı, üzüntüyü çocuklarımın çekmemesini istiyorum. Benim gibi engelli arkadaşlar da ümitlerini kaybetmesin. Hayata karşı azimli olsun, işlerine sahip çıksınlar. Ben hiç kendimi engelli gibi görmedim. Ellerim tutuyor, yürüyebiliyorum. İşimi en iyi şekilde yapabiliyorum. O yüzden hayatta olduğum sürece çocuklarıma en iyi şekilde bakmak, eğitimlerini tamamlatmak zorundayım. Ben kendimi çocuklarıma adadım.”
    Arkadaşı Nuray Erime ise Çetinkaya’yı çok takdir ettiğini dile getirerek, “Çocukları için hayat mücadelesi veren bir kadın. Çocuklarına bakıyor, kendi parasını kazanıyor. Bu mücadelesi herkes tarafından takdir ediliyor.” diye konuştu.