Amasya İl Jandarma Komutanlığından şehitlerimiz ve gazilerimizin annelerine anneler günü ziyareti gerçekleştirdi. Amasya İl Jandarma Komutanlığı tarafından “Bir gün değil, her gün daima yanınızdayız’ temalı Anneler Günü etkinliği çerçevesinde İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız ve eşi Gülçin Yıldız, askerlerle birlikte eşini kaybetmiş, çocuklarından ayrı yalnız başına yaşamını devam ettiren anneler ile şehit ve gazi annelerini ziyaret ettiler.
Yapılan ziyaretlerde şehitlerimizin geride bıraktığı emanetleri olan anneleri ve gazilerin anneleriyle sohbet eden Jandarma Komutanı Yıldız, çiçek ve çeşitli hediyeler verdi.
Etiket: ekonomi
-

BİR GÜN DEĞİL HER GÜN YANINIZDAYIZ
-

SOSYAL GÜVENLİK HAFTASI
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Amasya İl Müdürü Nurcan Yurt Şenel ve beraberindeki heyet, 13 – 19 Mayıs Sosyal Güvenlik Haftası dolayısıyla Vali Dr. Osman Varol’u ziyaret etti.
Vali Varol, istihdamını en fazla artıran kentler arasında olan Amasya’daki ‘İstihdam Seferberliği Yeni Teşvik Paketi’ ile müdürlüğün yaptığı çalışmalar ve hafta dolayısıyla düzenlenecek faaliyetler hakkında bilgiler aldı.
SGK İl Müdürü Nurcan Yurt Şenel, bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişime paralel olarak halkımıza en seri ve en kolay biçimde ulaşma noktasında büyük mesafeler alındığını belirtti.
Misafirlerine ziyaretlerinden ötürü teşekkür eden Vali Varol, sosyal güvenlik alanında son yıllarda birçok gelişmenin yaşandığını dile getirdi. Vatandaşlarımızın tedavi, emeklilik gibi sosyal hakları konusunda önemli görevler üstlenen Sosyal Güvenlik Kurumu’nun son yıllarda gösterdiği gelişim ve yapılanmayla önemli çalışmalara imza attığına değinen Vali Varol, SGK kurumunun başarılı çalışmalarının devamını dileyerek Sosyal Güvenlik Haftalarını kutladı. -

TESNAT 2019 AMASYA’DA
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) iş birliğiyle düzenlenen “TESNAT 2019” başlıklı sempozyum Amasya Üniversitesi ev sahipliğinde Milli Hakimiyet Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Sempozyum açılış programına Rektör Prof. Dr. Metin Orbay, TESNAT Düzenleme Kurulu adına Prof. Dr. Eyyüp Tel, Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünden Prof. Dr. Abdullah Aydın, akademisyenler, bilim insanları, öğrenciler ve konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı. Türkiye ve dünyadaki nükleer gelişmelerin bilimsel bir platformda tartışıldığı TESNAT 2019’a Rusya, İran, Fransa, Amerika’nın da aralarında bulunduğu ülkelerden bilim insanları katılarak nükleer enerjiyi eğrisiyle doğrusuyla bilimsel bir platformda tartıştılar.
TESNAT 2019’un açılış programına katılarak bir konuşma yapan Rektör Orbay; Amasya’yı kongre şehri yapmak hedeflerinin sürdüğünü açıkladı. Orbay; bu bağlamda üniversitemiz çatısı altında kongre, sempozyum gibi birçok bilimsel etkinlik düzenlendiğini ve yıl içerisinde de bu etkinliklerin süreceğini kaydetti. Orbay, “Beşincisi düzenlenen TESNAT 2019’u Cumhuriyetin hamurunun yoğrulduğu bu kadim şehirde yapmanın gururunu yaşıyoruz. Bu yıl Amasya Tamimi’nin kabul edilişinin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. TESNAT 2019’u da bu çerçevede Amasya’da gerçekleştiriyoruz. Alanında uzman bilim insanlarının Amasya’da buluşup bilimsel bir platformda dünyanın gündemini her daim meşgul eden nükleer enerji konusunu enine boyuna tartışmaları; bu tartışmalara bir ivme de kazandıracağına inanıyoruz” dedi.
Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Anabilim Dalından Prof. Dr. Abdullah Aydın ise yaptığı sunumda nükleer enerjinin elektrik enerjisi üretimindeki rolünden bahsetti.
Nükleer enerjide nötronun keşfinin dönüm noktası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın; bu keşfe kadar radyoaktivite ve çekirdekli atom teorisinin bilindiğini söyledi. Nükleer enerjiye giden bilimsel gelişmeleri açıklayan Aydın; süreç içerisinde atom enerjisinin yıkıcı gücünün insanların canları pahasına keşfedildiğini kaydetti.
Nükleer enerjinin elektrik üretimi için kullanımı bağlamında sunumunu detaylandıran Aydın; dünyada ABD, Kanada ile Avrupa ve Pasifik ülkelerinde reaktörlerin yoğunlukta olduğunu söyledi.
Uranyum yatakları bakımından ise Kanada, Nijer, Avustralya ve Kazakistan’ın zengin olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; reaktör sahibi ülkelerin ise ABD’de ve Avrupa’da yoğunlaştığını kaydetti. Türkiye’de ise nükleer enerji konusunun 1957’den itibaren gündemde olduğunu belirten Aydın; Türkiye’de çeşitli sebeplerden dolayı santral çalışmalarının bir türlü sonuçlanamadığını kaydetti.
Türkiye’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun kurucu üyesi olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; “Bugüne kadar dört ihale başarısız oluyor. 2010 yılında Türkiye ve Rusya Cumhuriyetleri hükümetleri arasında Akkuyu Nükleer Santrali projesine ait anlaşma imzalanıyor. Üç yıl sonra da Japonya hükümeti ile Sinop’ta bir nükleer santral projesine ait anlaşma imzalanıyor. Akkuyu için 20 milyar dolarlık bir harcama öngörülürken işletme ömrü ise 60 yıl gözüküyor. Nükleer santraller yüzde 90 kapasiteyle enerji üretebiliyorlar” diye konuştu.
Prof. Dr. Aydın enerjide çeşitliliği savunduğunu ifade ederek nükleer enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının da titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Program bilimsel toplantılarla iki gün boyunca sürdü.
-

SIĞINMACILARA SPOR TERAPİSİ
Savaşlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan Afganistanlı, Iraklı, Suriyeli sığınmacıların wushu sporu sayesinde suça karışmaları önleniyor.
Amasya Kapalı Spor Salonu’nda düzenli olarak spor yapan Afganistanlı, Iraklı, Suriyeli sporcular hem suça karışmıyor hem de sosyalleşiyor. Sığınmacıların birçoğu ise kendi ülkelerinde milli olmuş sporculardan oluşuyor.
Sığınmacılar, Amasya Wushu İl Temsilcisi Tuğrul Fırat tarafından her gün 1 saat çalıştırılıyor. 11 senedir spor yapan Afganistanlı Naki İbrahimi, “Afganistan’da spor yapıyordum, buraya geldim spora devam ediyorum. Buradaki arkadaşlara çok teşekkür ediyorum, bize yardımcı oluyorlar. Tek sıkıntımız lisans çıkmaması. Lisansın çıkmasını istiyoruz ve Türkiye adına yarışmak istiyoruz, lisans çıkmıyor ama. Suçtan da spor sayesinde uzak duruyoruz” dedi.
Amasya Wushu İl Temsilcisi Tuğrul Fırat ise, “Biz burada 8 bin 500 yıllık bir geleneğe sahip olan wushu sporuyla ilgileniyoruz. Çok sayıda yabancı mülteci sporcularımız var. Çocuklar buraya geliyorlar, hiçbir yabancılık sıkıntı çekmeden. Biz de onları bağrımıza bastık, bir anlamda. Hem onların suça bulaşmalarını burada engelliyoruz hem de onların inanılmaz derecede Afganistan’da, Irak’ta, İran’da bir spor geçmişleri var. Onlardan da bir takım şeyler kazanıyoruz” diye konuştu.
Sığınmacı sporcuların hayali ise lisanlarının çıkması ve Türkiye adına şampiyonalara katılmak.
-

6 MAHALLE AYNI İFTARDA
Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı iftar çadırlarının 5’inci gününde Yüzevler, Dere, Üçler, Şehirüstü, Çakallar ve Fethiye mahalle sakinlerinden oluşan yaklaşık 800 kişi Plevne İlkokulu bahçesinde oruçlarını açtılar.
İftar yemeği sonrası mahalle muhtarları birer konuşma yaparak Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sarı’ya teşekkür etti. Daha sonra söz alan Belediye Başkan Yardımcımız Sayın Ahmet Çoban, “Ramazan ayında elimizdeki imkanları kullanarak halkımızla birlik, beraberlik, bolluk ve bereket içerisinde iftar programlarında buluşmak niyetindeyiz. Sayın Başkanımız il dışında ama gönlü bizlerle birlikte, onun yokluğunu halkımıza hissettirmemek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda iftar programlarımızda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bugün aynı zamanda Anneler günü, başta şehit annelerimiz olmak üzere bütün annelerimizin bu özel gününü kutluyorum” dedi.
Son olarak duygu ve düşüncelerini aktaran Belediye Başkan Yardımcımız Sayın Hasan Şahin ise konuşmasında şunları söyledi; “Bugün Plevne İlkokulunda Şehirüstü, Çakallar, Yüzevler, Üçler, Dere ve Fethiye mahallesi sakinleri ile iftar yemeğinde buluştuk. Bu iftar aynı zamanda anneler gününe denk geldiği için hanımefendilerin daha fazla katılım sağladığını gördük. Bu anlamda tüm çalışanlara, emeği geçenlere ve iftarımıza katılanlara teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
İftar sonrasında dua edildi. İftar programına Belediye Başkan Yardımcılarımız Sayın Ahmet Çoban ve Sayın Hasan Şahin, MHP Amasya Belediye Meclis Üyemiz Gönül Cebeci Hanımefendi, Temizlik İşleri Müdürümüz Sayın Ahmet Öztürk, Yüzevler Mahalle Muhtarı Sayın Ali Öztaş, Dere Mahallesi Muhtarı Sayın Naci Çapkın, Üçler Mahallesi Muhtarı Sayın Coşan Aylak, Şehirüstü Mahallesi Muhtarı Sayın Yasin Kantarcı ve Fethiye Mahalle Muhtarı Sayın Halil Ferahoğlu ve yaklaşık 800 kişi katıldı. -

FARKINDA OL ENGEL OLMA
10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla ikincisi düzenlenen engelli sorunları ve çözüm önerileri çalıştayı Vali Dr. Osman Varol’un başkanlığında yöneticiler ve engelli derneklerinin temsilcilerinin katılımıyla toplantı düzenlendi.
Rehberlik ve Araştırma Merkezindeki toplantıda Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Arslan, önceki çalıştayda ele alınan sorunlar ve çözümlerine dair atılan adımlara ilişkin sunum yaptı.
Sunumun ardından yaptığı konuşmada engellilere yönelik hizmetlerde gelinen noktanın daha ileri taşınması gerektiğini belirten Vali Varol, “Toplumumuzun refah düzeyi artarken diğer taraftan da engelli vatandaşlarımızın kamu hizmetlerine erişimleri ve her türlü sosyal olanaktan istifade edebilmeleri adına sürekli olarak yeni çalışmalar üretmemiz, yeni bir takım işler ortaya koymamız gerekiyor. Bunun içinde çeşitli mekanizmalarımız var” dedi.
Vali Varol, kendilerinin ve ildeki yöneticilerin engelli STK’ları ile sürekli olarak doğrudan diyaloğunun mevcut olduğunu vurguladı.
Engelli STK’ları yöneticilerinin kendilerine sağlanan imkanlardan dolayı teşekkür edip beklentilerini ilettikleri toplantıya Vali Yardımcısı Turgay İlhan, İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız, kurum müdürleri ve diğer yetkililer de katıldı.
-

CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP
Sema Maraşlı Hanım’dan;
Sayın Cumhurbaşkanım!
Basit bir karı-koca tartışması sonucu sizi karınız bir telefonla hiç evinizden attırdı mı? Polisler kolunuzda, çocuklarınızın ve komşuların gözü önünde adi bir suçlu gibi mahallenizden çıkarıldınız mı? Evinize, evlatlarınıza aylarca yaklaşmama cezası verildi mi? Sokaklarda kalıp nereye gidemeyeceğinizi bilemediğiniz oldu mu? En yakınlarınıza bile evinizden atılmış olmanın utancı ile yutkunup derdinizi söyleyemediğiniz oldu mu? Karınızı arayıp “Barışalım ya da çocuklar nasıl?” dediğiniz için hapse girdiğiniz oldu mu? Bu kanunlar sizin döneminizde çıktığı için size olmamıştır fakat bu ülkede yüz binlerce erkek bir telefonla suçsuz yere evinden atıldı, bu zulmü yaşadı ve yaşıyor. Delilsiz ve belgesiz, kadına herhangi bir şiddet uygulamadığı halde tartışmada karşılıklı bağrıştıkları halde psikolojik şiddet bahanesi ile erkekler evlerinden atılıyor. Karısı ile barışmak isterse para cezası, hapis cezası veriliyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu yapılanlar anayasa ve insan haklarına aykırı, İslam’a zaten aykırı. “Kadına şiddeti bitirmek” gibi masum görünen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali bu kanun çıktığından beri kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Yapılan haksızlıklar karşısında cinnet geçiren erkekler şiddete yöneldi. Kadın korunmak isteniyorsa bunun yolu asla bu olamaz. Devletin elinde onlarca medya organı var. Medya artık şiddeti artırmak için değil, merhameti artırmak, sevgiyi çoğaltmak için çalışsa neler olur neler…Diziler, filmler, faydalı programlar, ülke çapında yapılacak sevgi, saygı, muhabbet gibi konularda yapılacak yarışmalar, teşvikler …
Sayın Cumhurbaşkanım!
Bir zulüm kanunu da “Nafaka Kanunu” Boşanmış bir karı kocayı nafaka bağı ile birbirine bağlamak, erkeği artık ona yabancı olan bir kadını beslemek zorunda bırakmak ve bir yabancıya karşı borç altında tutmak, yeni bir hayat yeni bir evlilik kurmasına engel olmak… Belli bir yaşı geçmiş evladına bile nafaka vermek zorunda olmayıp, yüzünü unuttuğu eski karısının geçimini sağlamak zorunda olmak… Ödeyemezse hapse girmek… Mal rejimi kanunu ile kazancının emeğinin yarısını artık yabancı olmuş birine bırakmak….Bu zulmü yüz binlerce insan yaşıyor. Boşanma davası açıp karşı taraf problem çıkardığı için on yıl süren boşanma davaları var. Bu da ayrı bir zulüm. Toplumsal çürümeye sebep oluyor. Evlilik ve boşanma zor olunca insanlar alternatif çözümlere bakıyorlar. Ülkede zina arttı, fuhuş arttı, eşcinsellik arttı… Boşanma ile ilgili zulümlerin bitmesi lazım. Kadını korumanın yolu erkeğe zulmetmek olmamalı. Kadınlar yanlış bir yöntemle korunmaya çalışılırken hem kadınlara hem çocuklara hem de erkeklere zulmediliyor. “Çocuk haczi” diye bir utanç yaşanıyor bu ülkede. Anne boşanma sonrası çocuğu babaya göstermek istemezse baba, çocuğunu para ödeyip bir ekiple mal gibi haczedip görebiliyor. Bu çocuğun psikolojisi, duygularının anne tarafından istismarı belki bir ömür yara olarak hayatını etkileyecek. Haciz parası olmadığı için çocuğunu göremeyen babaların acısı ise hepimizin yüreğini yaralamalı.
Sayın Cumhurbaşkanım!
“Cinsiyet eşitliği” adı altında dinimizce lanetlenen “kadın ve erkeği birbirine benzetme” çalışmaları başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere bir devlet politikası olarak uygulanıyor. Nesilleri bozmaya yönelik bu çalışmalar acilen durdurulmalı. Yoksa gençliğe faturası çok ağır olur.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Cinsel istismar konusu şu anda en mühim problem gibi duruyor. Fakat bunun çözümü seçim öncesi mecliste imzaya açılıp seçim sebebiyle imzası tamamlanmamış olan kanun değil. Bu kanun kabul edilirse konuyu daha da içinden çıkılmaz hale getirir. İçinde adalet gözetilmeden hazırlanmış bir kanun adaleti de sağlayamaz. Tabii istenilen adaletse. Cinsel istismar yasa tasarısına göre yine sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz cezalar verilecek. Şimdiden 6284 e dayandırılarak bu cezalar veriliyor. Burada iki problem var. Birincisi tek taraflı beyan ile adalet sağlanmaz. İkincisi taciz ve tecavüz “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konuyor. Taciz ve tecavüz arasında çok büyük fark vardır ve ikisine de birbirine yakın cezalar verilmesi öncelikle adaletle bağdaşmaz. Tacizin kapsamı çok geniştir; bir söz bile taciz sayılabiliyor ya da bir dokunma. Ayrıca taciz kişilerin algılamasına göre değişir. Bir kişi için normal olan bir davranış, başka bir kişi için taciz sayılabilir. Oysa tecavüz tecavüzdür ve ispatlanması da kolaydır, bir sağlık kuruluşuna gidilmesi yeterlidir. Tecavüz çok ağır bir saldırıdır ve asla tacizle
bir tutulamaz. Cinsel istismar adı altında ikisinin bir tutulması, cezaların yakın olmasının pek çok mahsurları vardır hatta tecavüzün artmasına sebep olabilir. Cezalar suça göre olmalıdır. Yoksa aksi sonuçlar çıkar. Ayrıca 18 yaş altı dini nikahla gönüllü genç evlilik yapanların erkeklerin tecavüzcü diye hapse atılıp ağır cezalar alması her yerde geçerli olan kadın beyanının (ben gönüllü evlendim demesi) burada geçerli olmaması ve genç evlenen kızları sen çocuksun deyip kocalarından koparılıp çocukları ile ortada kalmalarının vebalini bizler nasıl ödeyeceğiz. Müslüman bir ülke olarak zina serbestken evlenenlerin genç evlendi diye hapse atılmasının istismarla yargılanmasının utancı bana ağır geliyor. Taciz ve tecavüzün “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konması adalet terazisini bozar hatta bozdu da. Binlerce insan iftira ile cezaevlerinde hem de on beş yirmi yıl gibi ağır cezalarla mahkum edildiler. Meclisteki tasarı geçerse bu cezalar yirmi yıldan kırk yıla kadar çıkacak. Genç evlenenler de bu ağır cezalarla yargılanıp mahkum olacak. Tek taraflı kadın beyanı ile ve taciz iddiası ile insanlara bu kadar ağır cezalar verilmesi hangi adalet sisteminde hangi ülkede var! Kadınlar kendileri üzerinden ya da kız çocuklarını kullanarak hoşlanmadıkları ya da aralarında husumet olan kişilere iftira atıp karşıdaki kişinin hayatını bitiriyorlar kanun eliyle.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Bu ülkede iftiralar yeni geçim kapısı olmaya başladı. Kız öğrenciler öğretmenleri tehdit ediyor “istediğim notu vermezseniz cinsel istismar iftirası atarım” diye tehdide boyan eğmeyenler hapiste. Ve iftira atarım istediğim parayı vermezsen diye pek çok kimse tehdit ediliyor ve hayır dediğinde istismar gibi adi bir suçla kendini hapiste buluyor. Bir erkeğin ve ailesinin hayatının kayması, toplum nezdinde haysiyetinin bitmesi bir kadının birkaç
cümlesine bağlı; delilsiz, ispatsız. İnsanların haysiyeti bu kadar ucuz olmamalı. Hele meclisteki tasarıya göre “mağdurum” diye başvuran kişinin ifadesinin hakim ve savcı tarafından değil de üniversitelerde kadın hakları adı altında toplanmış feministlerin de alabilecek olmasının getireceği felaketleri düşünmek bile istemiyorum. İftiralar cezalandırılmadığı gibi yakında bir de ödüllendirilecek gibi görünüyor. Adalet Bakanlığı Mağdur Haklarının hazırladığı yine seçim sebebi ile bu döneme kalan tasarıya göre, taciz iddiasında bulunan kişiye en az, brüt asgari ücretin dört katına kadar ödeme yapılacak ve bu alt limit asgari ücretin otuz katına kadar artabilecek. Ki tasarının ilk hali daha kötüydü istismar iddiasında bulunan kişiler (her iddia kanuna göre gerçek sayıldığı için) devlet memuru olabilecekti. İftira atan kadınlara sınavsız devlet memuru olma kapısı açılacaktı. Kanun çıkmasın diye gösterdiğimiz gayretler neticesi taslak çekildi ve düzenlenmiş hali bu ve oldukça kötü. Asgari ücretin dört katı para ile iftira atanlar ödüllendirilmiş olacak. “At iftirayı al parayı” olacak.Paraya ihtiyacı olan iftira atacak. Eğer gerçek mağdurlara yardım düşünülüyorsa bu bir vakıf üzerinden yapılabilir. Ya da “kadınlar adına çalışma” adı altında Avrupa fonundan milyonlarca para alan kadın dernekleri yardım etsinler mağdur kadınlara. Devletin böyle bir maddi yardım yapması ancak iftiraları artırır. Yine mecliste çalışmaları yapılan seçim sebebiyle henüz imzalanmamış olan torba yasaya eklenecek olan 657 nolu kanun düzenlemesi de eğer meclisten geçerse cinsel istismar iftiraları yüzde yedi yüz artar. Kanuna göre iş yerinde kadınları üzmek vatana ihanet sayılacak ve kişi işinden atılacak ve bir daha devlet memuru olamayacak. İş yerinde bir erkeğin mevkisine göz diken bir kadın Allah korkusu yoksa bunu çok rahat yapar. Bir de dindar insanlardan hoşlanmayan hatta ölesiye nefret eden bir kesim olduğunu da düşünürsek bu kanunların çıkması
dindar insanları bile bile ateşe atmaktan başka bir şey olamaz.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Mevcut kanunlarla bile Yusuflar delilsiz beyansız suçsuz yere cinsel istismar gibi ağır bir suçla zindanlarda yatıyor. Gömlekleri arkadan yırtılmış fakat yine de zindana atılmışlar. Onların gözyaşları ve bedduaları hepimizi yakar. Onlar ve aileleri sizden adalet bekliyorlar. Yine bazı şer odakları yeni oyunlar peşinde. Planlı yapılmış gibi görünen hayvanlara eziyet, tecavüzler ve çocuk ölümleri üzerinden meclis üzerinde baskı oluşturarak zaten ağır aksak giden adalet sistemini tümden yıkmak istiyorlar. Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Kanunlarımız, sokağa dökülmüş devlet aleyhine slogan atan hainleri susturmak için değil adaleti tesis etmek için yapılsın. Vicdan sahibi, ön görüsü yüksek, adalet duyguları gelişmiş uzman bir ekip hazırlasın bu kanunları. Hakimler “kanunlar yüzünden adalet ve vicdanımız arasında kaldık” diyorlar. Kanunlar yapılırken kanun uygulayıcıların çoğunluğunun görüşleri de alınmalı. Mağduriyetleri en çok onlar görüyor.
Sayın Cumhurbaşkanım!
Seçim döneminde özgürlük ve adalet vaat etmiştiniz. Özgürlük hakkımı kullanarak size bu mektubu yazdım. Şimdi de mağdurlar adına adalet bekliyorum. -

AMASYA’DA HANE HALKI AZALIYOR
Türkiye İstatistik Kurumu Samsun Bölge Müdürlüğü Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2018 sonuçlarından yararlanarak “Amasya ili İstatistiklerle Aile, 2018” konusunda bir basın bülteni hazırladı. 2018 yılı sonuçlarına göre Amasya’da ortalama hane halkı büyüklüğü azaldı. Amasya ilinde ortalama hane büyüklüğü 2014 yılında 3,3 iken 2018 yılında bu oran 3,1 olarak gerçekleşti. İllere göre incelendiğinde; 2018 yılında ortalama hane halkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 6,4 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak ilini 5,6 kişi ile Şanlıurfa, 5,5 kişi ile
Hakkâri ve Batman illeri izledi. Ortalama hane halkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,7 kişi ile Çanakkale, Eskişehir ve Balıkesir oldu. Bu illeri, 2,8 kişi ile Tunceli, Burdur, Edirne, Giresun ve Kırklareli illeri izledi. Türkiye’de 2014 yılında 3,6 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2018 yılında 3,4 kişi olduğu görüldü. AMASYA İLİNDE TEK KİŞİLİK HANE HALKI ORANI % 17,1 OLDU Tek kişilik hane halkı oranı Amasya’da %17,1 olarak gerçekleşti. Bu oran ile Amasya 43’üncü sırada yer aldı.
AMASYA’DAKİ HANE HALKLARININ %64,3’Ü TEK ÇEKİRDEK AİLELERDEN OLUŞMAKTADIR
Çekirdek aile; yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya yalnız ebeveyn ve en az bir çocuğundan oluşan aileler olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım kapsamında “ADNKS, 2018” sonuçlarına göre, Amasya ilinde tek çekirdek ailelerden oluşan hane halklarının oranı %64,3 oldu. Bu oran ile Amasya diğer iller arasında 39’uncu sırada yer aldı.
AMASYA GENİŞ AİLEDEN OLUŞAN HANE HALKI ORANIYLA 35. SIRADA YER ALDI
En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan aile olarak tanımlanan geniş aileden oluşan hane halkı oranını 2018 yılında Amasya’da % 16,7 olarak gerçekleşti. Bu oran ile Amasya 35’ci sırada yer aldı. -

TAGLIG DÜNYAYA AÇILIYOR
Amasya’da faaliyet gösteren “TAGLIG” Türkiye’nin ilk yerli LED (Light Emitting Diode) ekran fabrikası, Katar’daki akıllı şehirler ve stadyumlar için LED ekran üretecek.
Dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Havalimanı’nın LED ekranlarını yaparak çok büyük bir gurur yaşadıklarını dile getiren Tuğluer, “2019’da ihracatta en önemli adımlarımızdan biri Katar projesi olacak. Akıllı şehirler ve stadyumların LED ekranlarını biz yapacağız. İnşallah bu yıl içinde proje imzalarımız atılmış olacak. Katar projesini Türkiye’nin LED ekranlarıyla, Türkiye’nin imzasıyla bitirmiş olacağız. Bu da bizim için gurur verici bir şey. Projede birçok stadın yenilenmesi, LED ekranlarının değiştirilmesi var. Ürünlerin burada üretilmesi, orada kurulumunu firmamızın yapması ayrıca gurur verici bir şey olacak.”
TAGLIG’in dünya standartlarında üretim yaptığını dile getiren Tuğluer, sadece maddi kazanç değil, Türkiye’nin yerli ve milli üretimine katkı sağlamayı da amaçladıklarını anlattı.
Tuğluer, geçen yıl Ar-Ge çalışmalarını tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Firmamız, 2018’de bazı ülkelere deneme ihracatının ardından bu yıl 6 ülkeye ihracata başladı. 2019’un ikinci yarısında Amerika, Fransa, İran, Irak, Rusya, Kuveyt gibi ülkelere ihracat yapmayı planlıyoruz. Şu anda üretimin yüzde 5’i ihraç ediliyor. Üretimimizin yüzde 70’e yakınını ihracata dönük yapmak istiyoruz. Katar projesi, bizim için kilit nokta olacak. İşe HAVELSAN gibi büyük bir kuruluşla girmek, daha büyük sonuç verecek.” diye konuştu. -

11 EV KÜL OLDU
Çorum’un Kargı ilçesine bağlı Çal köyünde çıkan yangında 11 ev yanarak kül oldu.
Edinilen bilgilere göre, ilçeye bağlı Çal köyündeki bir evde bilinmeyen bir neden dolayı yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çevredeki evlere sıçradı. İlk müdahaleyi köylülerin kendi imkânlarıyla yaptığı yangına Çorum, Amasya, Sinop’tan itfaiyeleri ile Orman İşletme Şefliğine ait arazözler müdahale etti. Kontrol altına alınan yangında soğutma çalışmaları sürüyor.Çorum Valisi Mustafa Çiftçi: “Vatandaşlarımızın yaraları en kısa sürede sarılacak. İlçemize bağlı Çal kötünde akşam saatlerinde çıkan yangında 8 ev, 1 adet ahır ve 1 adet depoda tamamen yanarak kül olmuştur. Yangının tamamen kontrol altına alınması ve soğutma çalışmalarının başlamasıyla birlikte hasar tespit çalışmaları başlayacak. Hasar tespit çalışmalarının ardından İçişleri bakanlığı AFAD Genel Müdürlüğü, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüne başvuracağız. Vatandaşlarımızın mağduriyetinin kısa süre giderilmesi için elimizden gelen her türlü gayreti kısa sürede göstereceğiz. Evleri yanan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” diye konuştu.