Etiket: eğitimfakültesi

  • ÇOCUKLAR EKRAN KÜLTÜRÜ DEĞİL OKUMA KÜLTÜRÜNE YÖNLENDİRİLMELİ

    ÇOCUKLAR EKRAN KÜLTÜRÜ DEĞİL OKUMA KÜLTÜRÜNE YÖNLENDİRİLMELİ

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Okul Öncesi Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (OKUYAM) bünyesinde bulunan Amasya Üniversitesi Çocuk Kütüphanesini ziyaret ederek kütüphane çalışmaları hakkında bilgi aldı. Kütüphane ziyaretinde Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Halil Apaydın, Prof. DR. Recep Kürkçü ile Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kandemir de yer aldı.

    Kütüphanenin minik ziyaretçileriyle sohbet eden Rektör, okuma kültürünün kazanılmasında, çocuk ve kitap etkileşiminin önemine vurgu yaptı.

    Erken yaşta çocukları nitelikli kitaplarla buluşturmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Elmacı “Televizyon, tablet, telefon, bilgisayar gibi ekran kültürü içinde çocuklarımız yeterince olgunlaşamamaktadır. Bedence büyüyen çocuklar duygu ve düşünce olarak gelişememektedir. İşte bu gerçeklerle çocuklarımızı ekran kültüründen okuma kültürüne yönlendirmemiz gerekmektedir. Bu yönüyle Amasya Üniversitesi Çocuk Kütüphanesi, çocukların okuma kültürü sürecinde yer edinmesine katkı sağlamak için varlığını büyüyerek sürdürecektir.” dedi.

    Önümüzdeki dönemlerde Çocuk Kütüphanesinin fiziki alanının ve kitap kapasitesinin de artırılması noktasında çalışmalar yapılabileceğini kaydeden Elmacı; kütüphanelerin bulundukları yerde toplumsal dayanışmaya katkı sağlayarak toplumun güçlenmesinde rol oynayan kurumlar olduğunu da sözlerine ekledi.

    Kütüphane ziyaretinde Rektöre eşlik eden OKUYAM Müdürü ve Türkçe Eğitimi ve Çocuk Edebiyatı Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Erkan Çer; Çocuk Kütüphanesinin bir yıl içinde yaklaşık 12 bin çocuğunun ziyaret ettiğini söyledi.

  • MİLLİ MÜCADELE’NİN 100. YILINDA KURTULUŞ YOLU SERGİSİ

    MİLLİ MÜCADELE’NİN 100. YILINDA KURTULUŞ YOLU SERGİSİ

    “Millî Mücadelenin 100. Yılında Kurtuluş Yolu Karma Sergisi” İlimiz Valisi Dr. Osman Varol’un da katılımıyla Hazeranlar Konağında açıldı.  Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Amasya Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen sergide Ondokuz Mayıs Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü akademisyenleri ile Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Tasarım Meslek Yüksekokulundan akademisyenlerin çalışmaları yer aldı.

    Millî Mücadelenin ve Amasya Tamiminin 100. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesindeki 12-22 Haziran Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen sergiye il protokolü, kamu kurum kuruluş temsilcileri ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra Amasyalı vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.  Sergide Millî Mücadelemizin önemli merkezleri olan Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas, Afyon, İzmir ve Ankara illerini kapsayan tarihsel yansımalarının anlatıldığı eserler yer aldı.

    Sergiyi gezerek eserleri dikkatlice inceleyip eser sahiplerinden bilgi alan Vali Varol, sanatçılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • “ANA HEDEFİMİZ TIP FAKÜLTESİ”

    “ANA HEDEFİMİZ TIP FAKÜLTESİ”

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Amasya ulusal ve yerel basın temsilcileriyle bir araya gelerek üniversite hakkında ve yapılması planlanan çalışmalarla ilgili bilgi verdi. İpekköy Yerleşkesi misafirhanesindeki toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halil Apaydın ve üniversite yönetimi de katıldı.

    Basın mensuplarından gelen soruları da cevaplandıran Elmacı özetle şu bilgileri verdi.

    ‘’Amasya ile ilgili yapılacak her çalışmada mevcut ortamı, mevcut şartları çok iyi değerlendirmeliyiz. Bunun için de gerek şehrin sivil toplum örgütleri gerekse kamu kuruluşlarıyla birlikte şehre katkı yapmak konusunda gayretimiz artarak devam edecek. Bu çalışmalarda tarihi, kültürel ve doğal ortamın korunmasına özellikle dikkat edeceğiz.

    Amasya kadim bir şehir. Burayı yalnızca dünle, bugünle değil insanlık tarihiyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bu anlamada da geçmişte pek çok şey yapılmış; bizler de bu çalışmaları artırarak devem ettireceğiz.

    Amasya benim memleketim, burada olmaktan son derece mutluyum. Martin Luther King’in ‘’Benim bir hayalim var.’’ diye bir ifadesi vardır. Bizim de bir hayalimiz var: Amasya. Bu hayale bağlı olarak ülkemizin imkânları nispetinde bu şehre, özelde ise üniversitemize dair hedeflerimiz var.

    Meslek yüksekokullarından fakültelerimize, enstitülerinden araştırma merkezlerine, teknoloji transfer ofislerine kadar ne kadar katkı yapabilirsek kendimizi o kadar mutlu hissedeceğiz.

    Hem çalışma arkadaşlarıma hem de sizlere özellikle belirtmek isterim. Hedefimize kilitleneceğiz, yüksek tempo ile çalışacağız. Zamanla sınırlı bir çalışma yaparsanız başarıda da sınırlı bir sonuç elde edersiniz. Başarımızın sınırsız şekilde gerçekleşmesi hususunda ısrarlı olacağız. Arkadaşlarımızı çok yoracağız; ama ülkemizin geleceği ve Amasya için artık herkes bu tempoya katlanacak.

    Geçen hafta YÖK’teydim ve orada öne çıkan görüş şu oldu. Ülkemizde şu anda 211 tane üniversite var. Bu sayı bizim ülkemiz açısından belli bir seviyeye ulaşmış durumda. Artık nicelikten ziyade niteliğe dönüş anlamında bir yaklaşım var. Bu düşünceye ben de katılıyorum.

    Üniversitemizde fakülte ve meslek yüksekokulu sayımız belli bir seviyeye ulaşmış durumdadır. Yaptığımız atılımlarda mümkün olduğunca işlevselliğin yüksek olduğu anabilim dalları ya da bölümleri hedefliyoruz. Eğitim Fakültesi içerisinde Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü ve bunun altında resim ve müzik öğretmenlikleri açılması noktasında bir görüşümüz var. Dünyadaki trend şöyle gidiyor; daha çok disiplinler arası çalışma ve bölümlerin yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz. Arkeoloji ile sanat tarihini birlikte Fen Edebiyat Fakültemiz içerisinde öngörebiliriz.

    Ben Uluköylüyüm, orada açılmamış üç tane kümülüs var. İstanbul Üniversitesinden araştırmacılar buralarda çalışmalar yapmış; ama onların burada çalışma yapması ile bizim yapmamız arasında ciddi maliyet farkı var. Biz 365 gün burada olacağız. Bu düşünce belirlediğimiz hedefler arasında var.

    Bizim ana hedefimiz Tıp Fakültesidir. Tıp Fakültemiz halkla en fazla yüz yüze geldiğimiz yerdir. Dolayısıyla Tıp Fakültesini çok önemsiyoruz, sağlık alanıyla ilgili çalışmalarımız var. Önümüzdeki haftalarda Tıp Fakültesi ile ilgili konuları değerlendirmek üzere Ankara’da, Maliye Bakanlığında olacağız.

    Tıp Fakültemizde okuyan öğrencilerimiz ilk üç sınıf temel tıp eğitimini OMÜ Tıp Fakültesinde alıyorlar. Dördüncü sınıftan itibaren de staj tipi eğitim görecekleri için burada olacaklar. Dolayısıyla 2020-2021 eğitim öğretim yılında Tıp Fakültesini bitirmemiz gerekiyor.

    Üniversitelerin asli unsuru öğrencilerdir. Üniversitemizin çalışmalarında odak noktasının öğrencilerimiz olacağını ve öğrencilerimizin akademik, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda başarılı olmaları için elimizden gelen her şeyi yapmaktan kaçınmayacağımızı da bir kez daha ve özellikle belirtmek isterim.”

    Basın mensuplarına toplantıya katılımlarından dolayı teşekkür eden Rektör Prof. Dr. Süleyman Elmacı, basın mensuplarının her zaman görüş ve önerilerine de açık olduklarını dile getirdi. Program hatıra fotoğrafı çekiminin ardından son buldu.

  • ÜNİVERSİTELİLER İFTARDA BULUŞTU

    ÜNİVERSİTELİLER İFTARDA BULUŞTU

    Amasya Üniversitesi hafta sonu öğrencilerini iftara davet etti. Eğitim Fakültesi üst katında yeni hizmete açılan restoran/kafeteryada ve Eğitim Fakültesi öğrenci yemekhanesinde düzenlenen programa öğrenciler yoğun katılım gösterdi. Her iki iftara da katılan üniversite yönetimi gençlerle birlikte iftarlarını açarak bol bol sohbet ettiler.

    Ramazan ayının birlik, beraberlik ayı olduğunu hatırlatan Üniversite Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay; ‘’Bu ayı hepimiz çocukluğumuzdan, ailelerimizden biliriz ki sofralarımız hep bereketlidir. Bu ayda kalabalık sofralar etrafında ailelerimizle, akrabalarımızla, eşimiz dostumuzla buluşuruz. Biz de Amasya Üniversitesi ailesi olarak kalabalık bir sofra etrafında gençlerimizle buluşup; sohbet edip, onların dertlerini tasalarını dinlemek istedik. Öğrencilerimizin yüzde 80’inin Amasya dışından geldiğini biliyoruz. Bu vesileyle aile hasreti çeken gençlerimize finaller öncesi bir nebze de olsa moral vermek istedik. Katılımlarında dolayı hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyor, sınavlarında başarılar diliyorum.’’ cümlelerini kaydetti.

    Öğrenciler ise programın kendilerini çok mutlu ettiğini kaydederek bu tür etkinliklerin kendilerini değerli ve özel hissettirdiğini, Amasya Üniversitesi ailesinin bir ferdi olmaktan dolayı son derece gururlu olduklarını belirttiler.

  • ÜNİVERSİTELİLERİN GEÇMİŞE YOLCULUĞU

    ÜNİVERSİTELİLERİN GEÇMİŞE YOLCULUĞU

    Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesinde verilen Türk Eğitim Tarihi dersini alan öğrenciler Amasya Eğitim Tarihi Müzesine bir ziyaret gerçekleştirdiler.
    Gezide öğrencilere eşlik eden ders koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Kılınç gezinin önemini şu cümlelerle açıkladı:
    ”Dünya Eğitim sistemi içerisinde okul ve müze iş birliğine çok önem verilmektedir. Çünkü müzeler toplum kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda hem Türk kimliği oluşturulmasında hem de Türk Eğitim Tarihi dersinde anlatılan unsurların somutlaştırılmasında Eğitim Tarihi Müzelerinin etkili olacağı düşünülerek eğitim tarihi müzesi ziyareti gerçekleştirilmiştir. Müze ziyaretlerinde öğrenmenin kalıcılığı, öğrenen kişiye deneyim yoluyla sağlanmaktadır. Bu noktada müze eğitiminin başlangıcı 1793 yılında Paris’teki Louvre’da açılan sergidir. Müze: Halka açık insana ve yaşadığı çevreye dair tanıklık eden malzemelerle araştırma yapan, toplayan, koruyan, bilgi paylaşan ve eğitim ve diğer amaçlarla sergileyen kâr amacı gütmeyen bir kurumdur. Müzeler; milli kültür ve eğitim, insanlığın gelişimi, geçmişi tanımak, güzel sanatlar, tarih yazmak, pedagojik gaye açısından önemlidir. Türk Eğitim Tarihi Dersinde müze ziyareti derse olan ilgiyi artırdığı gibi müzelerinde tanınıp ilgi görmesine yardımcı olmuştur. Bununla berber müzelere dayalı eğitim ve öğretim diğer geleneksel sınıf içi eğitime göre daha kalıcı olmaktadır.
    Türk Eğitim Tarihi gibi önemli bir dersin eğitiminde; müze eğitimi alanında pedagojik teori ve uygulanabilecek pratik uygulamalar çok yeterli değildir. Türk Eğitim Tarihi dersi kazanımlarını edinmede eğitimindeki bu eksikliğin giderilmesinde, kendi kültürümüze ait kaynaklar ve örneklerin kullanımı Türk Eğitim Tarihi dersinin öğretilmesinde oldukça önemli bir rol oynayabilir. Türkiye’de son yıllarda öğretmen yetiştirme üzerine yeniden ayrı bir önem verilmeye başlanmıştır. Bu bağlamda kendi kültürüne bağlı modern öğretmen yetiştirme düşüncesinde ülkemizde 81 ilde eğitim müzelerinin açılması bu alanda yapılan çalışmalardan sadece bir tanesidir. Ayrıca bu almaçlar doğrultusunda Başkent’te sadece öğretmen tarihi ile ilgili bir de müze
    açılması planlanmaktadır. Genel anlamda müzeler öğrencileri daha etkin kılmada önemli bir fırsattır. Öğrenciler müzelerde somut belgelerle buluşarak Türk Eğitim Tarihi dersi kazanımlarını daha iyi edinmekteler ve eğlenceli zaman geçirmektedirler.
    Türkiye’de Eğitim Tarihi Müzeleri açılması kapsamında Amasya Eğitim Tarihi Müzesi ziyareti gerçekleşmiştir. Ziyaretten sınıf ortamında farkına varılamayan öğrenci yetenek ve becerilerinin de açığa çıkarılması hedeflenmiştir. Öğrenciler ziyaret sırasında bir taraftan eğlenerek güzel vakit geçirirken diğer taraftan Türk Eğitim Tarihi dersi içerik ve kazanımlarını elde etmişlerdir. Ayrıca Müze ziyaretinin ders hedeflerini edinimleriyle beraber öğrencilere; maddi ve manevi kültürel değerlerin farkına varmalarını sağlayarak bu eserleri koruyan ve geliştiren bireyler olmasında katkı sağlaması hedeflenmiştir. Müze ziyareti esnasında; geçmiş yıllara ait ders kitapları, eğitim materyalleri, tarihi doküman, yayın, kitap, dergi, rehber, broşür, katalog ve fotoğrafları incelenmiştir. Bu gezide öğrencilerin bugün ve geçmişi arasında nesneler ile bağlantı kurarak mazisini daha iyi öğrenmesiyle beraber öğrencilerin gözlem, hayal gücü, mantık ve beğeni duygularının da geliştirilmesi hedeflenmiştir.”
    Sınıf öğretmenliği son sınıf öğrencilerinden Hüseyin Pelit adlı öğrenci de geziden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: “Müze gezisinde geçmişten günümüze kullanılan eğitim araçlarını görmemiz, derste işlediğimiz konularla ilgili belgeleri görmemiz konuyu daha iyi anlamamızda etkili oldu. Derste anlatılan konuyla ilgili somut belgeleri, araç gereçleri gözlemlemek hem benim açımdan hem de arkadaşlarım açısından konunun daha iyi anlaşılmasını sağladı. Konunun anlaşılmasının yanında eğlenceli vakit geçirdik. Bu müze gezisini düzenlediği için Mustafa Hocamıza teşekkür ederiz.”
    Zeynep Nisa Küçük ise müze gezisinin önemini şu sözlerle dile getirdi: “Yaptığımız müze gezisiyle teorik olarak gördüğümüz konuları hem somutlaştırma hem de eğlenerek öğrenme fırsatı bulduk. Ayrıca yaptığımız geziyle hocamız bizlerde farkındalık oluşturarak kalıcı öğrenmemize katkı sağladı.”
    Geziyle ilgili görüşlerini Türkçe son sınıf öğrencilerinden Yaren Azak’ta şu şekilde ifade etti: ”Türk Eğitim Tarihi dersinde yapmış olduğumuz müze gezisinde dersimize ait canlı örnekler gördük.
    Dersi sınıf ortamı dışında farklı bir ortamda işlememiz çağdaş eğitime bir örnek oldu. Geçmişe ait örnekleri günümüzle ilişkilendirerek güzel bir sentez oluşturduk. Kıymetli hocamızı orada yer alan örnekleri baz alarak günümüzle ilgili örnekler vermesi verilen bilgilerin kalıcılığını sağladı. Eğitim öğretim faaliyetlerinde yapılan bu tür uygulamaların ders niteliğini artırmanın yanında ders ortamının eğlenceli hale getirdiğine de şahit olduk.” diye konuştu.