Etiket: cumhurbaşkanı

  • 3876 HANEYE YARDIM ZİYARETİ

    3876 HANEYE YARDIM ZİYARETİ

    Amasya Valiliği himayesinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinesinde uygulanan Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında ilimizde 3876 hane ziyareti gerçekleştirildi. Tespit edilen sorunların çözüme kavuşturulması için yapılan çalışmalar vatandaşlarımız tarafından memnuniyetle karşılandı.

    Sosyal politikalarımızın temel gereği olan ve devletimizin hassasiyet gösterdiği gruplara yönelik uygulanan programda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Valimiz Dr. Osman Varol’un selamlarıyla kapıları çalınan ailelerin talepleri ilgili kurumlara aktarılarak imkânlar çerçevesinde çözüme kavuşturuluyor.

    Vali Varol, “Ziyaretlerde vatandaşlarımıza devletimizin sunmuş olduğu hizmetler anlatılıyor. Tespit edilen talep ve ihtiyaçlar ilgili mercilere iletilerek sorunların çözüme kavuşturulması sağlanıyor.” dedi.

    Amasya Sosyal Hizmet Merkezi ve Merzifon Sosyal Hizmet Merkezi tarafından yürütülen Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) kapsamında yaşam koşullarının iyileştirilmesini amaçlayarak aile ve bireylerin sosyal yardım ve sosyal hizmetlere olan ihtiyaçlarının tespiti, ihtiyaca göre sosyal yardım ve sosyal hizmet modellerin planlanması ve uygulanması, gerektiğinde diğer kamu hizmetlerinden (eğitim, sağlık, istihdam vs.) yararlanılmasının sağlanması amacıyla sürecin tüm aşamalarında rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunulması planlanıyor.

    Bu kapsamda 2017 yılından itibaren alanında uzman meslek elemanları tarafından hane ziyaretleri gerçekleştirerek sosyal yardım ve sosyal hizmete ihtiyacı olan vatandaşlarımız tespit edilmekte, durumlarına uygun hizmetlerden ve gerektiğinde diğer kamu hizmetlerinden yararlandırılmaları sağlanmakta. Ayrıca ailelere rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunarak aile ve bireylerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi amaçlanmakta. ASDEP görevlileri tarafından tespit edilen hususlar müdürlük görev alanında ise Sosyal Hizmet Merkezleri tarafından çözüme kavuşturulması yönünde çalışmalar yapılmakta, Bakanlığımız görev alanı dışındaki durumlarda ise diğer kamu kurumlarına yönlendirilmekte.

    İlimiz genelinde merkez ve Merzifon ilçe mahallelerimizde gerçekleştirilen hane ziyaretleri ile 2018 yılında toplam 2457 hanede görüşme gerçekleştirilmiş ve 2019 yılında toplam 829 haneye ziyaret gerçekleştirilmiş olup yapılan ziyaretler sonucunda 91 hane talep ve ihtiyaçları doğrultusunda ilgili kurumlara yönlendirildi. Ayrıca ilimize her yıl düzenli olarak yaz aylarında gerçekleştirilen mevsimlik göç ile gelen tarım işçileri ile Merzifon ve Merkez ilçemizde bulunan geçici yerleşim yerlerine ziyaretlerde bulunularak toplam 128 hane ziyareti gerçekleştirildi. Yapılan görüşmelerde kişilerin ihtiyaç ve talepleri ilgili birimlere ulaştırıldı.

  • USTA ÖĞRETİCİLER DESTEK BEKLİYOR

    USTA ÖĞRETİCİLER DESTEK BEKLİYOR

    Meslek Eğitimcileri Usta Öğreticiler Federasyonu Kültürel Sanatların elçileri usta öğreticiler ,Özlük haklarının eşitlenmesi için kriterler belirlenerek kadro tahsislerinin gerçekleştirilmesi eşit çalışma koşullarının oluşturulması ve mağduriyetlerin giderilmesi için Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ve TBMM’nin Milletvekillerinden destek beklediklerini belirtti.
    Meslek Eğitimcileri Usta Öğreticiler Federasyonu konuyla ilgili olarak “Usta Öğretici  Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı Halk Eğitim Merkezinde kısmi zamanlı çalışan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen  sorumlulukları yerine getirmekle birlikte emeklerinin karşılığı olan sosyal haklardan mahrum kalan emek çalışanlarıdır.
    Biz Usta Öğreticiler,
    1.Milli Eğitim Bakanlığı tarafından memur ya da sözleşmeli olarak kabul edilmekte,
    2.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından işçi olarak sayılmakta,
    3.Hiçbir özlük hakkına sahip olmadan ücretleri, resmi tatiller, doğum izni vb. günlerde kesintiye uğramaktadır.
    4.Aldıkları ücret asgari ücretin altında olup sosyal güvenceleri bulunmamaktadır.
    5.Usta Öğreticiler Kurumlarına 20-25 yıl hizmet etmelerine rağmen kıdem tazminatı alamamaktadırlar.
    6.Emeklerine rağmen kurs onayları yenilenmezse işsiz kalmakta işsizlik sigortasından faydalanamamaktadır.
    Usta Öğreticilerin yaşadığı sıkıntıları gidermek ve hizmetlerinin karşılığı olan özlük haklarının tesis edilmesini sağlamak.
    Özlük haklarının eşitlenmesi için kriterler belirlenerek kadro tahsislerinin gerçekleştirilmesi eşit çalışma koşullarının oluşturulması ve mağduriyetlerin giderilmesi konusunda Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ve TBMM’nin saygıdeğer Milletvekillerinden destek beklemekteyiz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

  • DESTEK BEKLEYEN ATATÜRK KIYAFETLERİ DEFİLESİ

    DESTEK BEKLEYEN ATATÜRK KIYAFETLERİ DEFİLESİ

    Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan, Milli Mücadele’nin 100. yıldönümü kutlamaları dolayısı ile yayımlanan genelgesi doğrultusunda, kutlamaların 2019 yılsonuna kadar İllerde Valilik kutlama programı içinde, Şehrin kurtuluş günü, Atatürk’ün şehre gelişi ve diğer milli gün kutlamalarında, 100. Yıldönümü kutlamalarına yakışır 7 yıldızlı, Atatürk Kıyafetleri ve Kültürü Araştırma Merkezi Kurucusu Modacı Hüseyin ÖZKAN tarafından, Altın Makas Gümüş İğne, 91.Atatürk kıyafetleri sergisi ve defilesi 81 ilimizde destek alana kadar yapılacağını bildirdi.

    Özkan, bu etkinliğin İllerin haricinde daha görkemli olması için İstanbul’da taçlandırılması konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla Cumhurbaşkanlığı iletişim daire başkanlığı ile irtibata geçerek müracaatın yapılması için başvuruda bulanacaklarını, Cumhurbaşkanlığı tarafından talebin gelmesi ve destek verilmesi halinde, Türkiye’nin en büyük giyim ve kuşamını örf ve âdetini konu alan Milli Mücadelenin 100. Yılını kutlamalarına yakışır, Atatürk’ün Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi giymiş olduğu kıyafetler ve özel koleksiyonlar yer alırken,251 koleksiyonun 500.M2 podyum sistemi olan 120 genel kadronun yer alacağı etkinlik süresi 120 dakika olacağını 1976 yılından bugüne yapmış olduğumuz yapacaklarımızın teminatıyla muhteşem bir etkinlik olacağını açıklamıştır.

    Bakanlıklar tarafından Atatürk kıyafetlerinin sergilenmesi, kıyafet kültürünün tanıtılması ile verilen izinler doğrultusunda, Merkez faaliyetleriyle ilgili basına yansıyan haberler üzerine, Atatürk kıyafetleri sergisini görmek için okul müdürlükleri, öğrenci veli ve ayrıca halktan yoğun talep gelmiştir.

    Atatürk’ün hayatı boyunca önemli tarihlerde giydiği sayısız kıyafetleri bir sergiyle Atatürk’ün kıyafet kültürünü, halk ilk defa yakından tanımış ve görmüş olacaktır. Özkan, bu etkinlik kapsamı içinde, Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Teknolojileri Genel Müdürlüğünün okulların katılımıyla öğrencilerin ücretsiz sergiyi izlemeleri hakkında duyurusu yapılmıştır. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığının Anlamlı günlerde Atatürk kıyafetleri sergisiyle ilgili yazı olmak üzere bu etkinlikler, Milli Mücadele’nin 100 yıldönümü kutlamaları içinde yapılacaktır.

    1976 yılından bugüne kadar, Atatürk’ün kıyafetlerini yurt içi ve yurt dışı olmak üzere, sayısız resmi ve özel müzelere kazandırmış ve yardım amaçlı çok sayıda etkinlikler yapmıştır. Rakibinin olmadığı taklidinin çok olduğu, 44 yıldır Atatürk’ün giysileriyle geçen bir ömrün ürünü ve büyük maliyetlere mal olan sayısız koleksiyonları, sergilenecektir.

    Özkan, 2019 yılı sonuna kadar, Milli Mücadele’nin 100. yıl yıldönümü kutlama programı içinde, Kültür Merkezlerinde ve benzeri yerlerde yapılacaktır. Etkinlik kapsamında, 91. Atatürk defilelerimizde yer alan Osmanlı askeri kıyafetlerinden esinlenerek bayan kıyafetlere uyarlanan özel koleksiyonlar sergide yer alacaktır.

    Sergi, Milli Mücadele kutlamaları içinde yapılacak bu etkinlikte, etkinlik formatına uygun olarak davetliler sergiyi özel hazırlanmış müzik eşliğinde gezecekler ve heyecan yaratacaktır. İl milli eğitim okullarına daha önce duyuru yapıldığından ekinlik tarihleri ayrıca okullara duyuru yapılacaktır.

     

  • CUMHURBAŞKANI MURSİ İÇİN GIYABİ NAMAZI KILINDI

    CUMHURBAŞKANI MURSİ İÇİN GIYABİ NAMAZI KILINDI

    Muhammed Mürsî Îsa el-Eyyat, 2012 yılında Mısır Devleti’nin demokratik seçimlerle başa gelen ilk Cumhurbaşkanı olmuştur. 2013 yılında yapılan askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılan Muhammed Mursi, o günden bu yana hapis hayatı yaşamakta idi. 17 Haziran 2019 günü çıkarıldığı mahkeme salonunda fenalaşan Muhammed Mursi, o gün hayatını kaybetmiştir.

    Tüm Türkiye’de olduğu gibi Amasya’da da Mısır’ın demokratik seçimlerle göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi için gıyabi cenaze namazı kılındı.

    Öğle namazından çıkan vatandaşlar, cami avlusunda Mursi için kılınacak gıyabi cenaze namazı öncesi tekbirler getirdi, “Muhammed Mursi yolun yolumuz” şeklinde sloganlar attı.

    Amasya İl Müftüsü Abdülkadir Keşvelioğlu, “Beraberindeki dava arkadaşlarıyla beraber zindanlara atılmış, idam cezasına mahkûm edilmiştir, dün itibariyle de vefat etmiştir. Türk halkı, bizler biliyor ve şahitlik ediyoruz ki Mursi inandığı hak dava uğruna şehit olmuştur. Yine biliyor ve inanıyoruz ki, şehitler ölmez onlar Rabb’leri katında çeşitli nimetlerle rızıklandırılmaktadırlar. Tarih ona ve arkadaşlarına bu zulmü reva gören diktatörleri asla unutmayacaktır. Firavun’un varisleri şunu bilsinler ki, Mursi’nin o cesur yüreği ve mücadele ruhu, doğacak yeni Musalara ilham kaynağı olacaktır. Bu vesile ile Mısır halkına ve tüm Müslümanlara başsağlığı dileğimle Muhammed Mursi’ye Cenab-ı Hakk’tan Rahmet niyaz ediyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından Mursi için gıyabi cenaze namazı kılındı. Namaza çok sayıda vatandaş katıldı.

  • BAŞKAN TBB MECLİS TOPLANTISINDA

    BAŞKAN TBB MECLİS TOPLANTISINDA

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ve MHP Belediye Meclis Üyesi Ömer Eliaçık Ankara’da yapılan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) 2019 Yılı Dönem Başı Olağan Meclis Toplantısı’na katıldılar. Yapılan seçim sonucunda TBB ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin yeniden TBB Başkanlığına seçildi.

    31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimlerinin ardından gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği 2019 Yılı Dönem Başı Olağan Meclis Toplantısı’nda TBB ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin yeniden TBB Başkanlığına seçildi.  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un teşrif ettiği toplantıya Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ve çok sayıda belediye başkanı ve meclis üyesi katılım sağladı. Ankara’da yapılan toplantı kapsamında Birlik Başkanı Fatma Şahin’in başkanlığında görev yapacak encümen üyeleri de seçimle belirlendi.

    TBB Genel Sekreter V. Ahmet Kazan 2019 Yılı Faaliyet Raporuna ilişkin meclisi bilgilendirdi. 2019 Yılı Bütçe Kesin Hesabının Görüşülmesi, Sosyal Denge Sözleşmesi İçin Yetki Verilmesi, Kadro ve Derece Değişikliği, Sözleşmeli Personelin Ücretlerinin Belirlenmesi başlıklı gündem maddeleri görüşülerek oy birliğiyle karara bağlandı.

    TBB Encümen Üyeleri Seçildi

    Yapılan oylama neticesinde encümen üyeleri belirlendi. Buna göre; Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkkılıç, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, Yozgat Belediye Başkanı Celal Köse, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, Mamak Belediye Başkanı Murat Köse, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Konak Belediye Başkanı Abdül Batur, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz TBB encümen üyeliğine seçildi.

  • 31 MART AMASYA’NIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

    31 MART AMASYA’NIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

    Amasya’yı 31 Mart seçimi itibariyle Mehmet SARI’nın Amasya Belediye başkanı olarak seçilmesi ile Amasya’yı Amasyalılar yönetmeye başladı. Amasyalıların bu sevinci üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan Amasya Üniversitesi’ne Amasyalı yeni rektör Prof.Dr.Süleyman ELMACI’yı  atadı.

    Amasya’ya güneş farklı sarı doğuyor.

    Yerel yönetimlerin Amasyalı idarecilerin olması vatandaşlarda pozitif bir enerji sağladı.

    Amasya halkı yönetim kadrosunun Amasya’nın öz evlatlarından kurulmasının memnuniyeti içerisinde önümüzdeki günlerde değişecek kadroları merak ediyor.

    Prof. Dr. Devlet Bahçeli’nin Yerel seçim öncesi Amasya yönetimine Amasya sevdalısı Amasyalılar yakışır ehline emanet edeceksin, sözü vatandaşın verdiği doğru kararı yeniden onayladı.

    31 Mart seçim kampanyasında Mehmet SARI; “Bu il bizim, kulağımıza burada ezan okundu mezarımızda burada olacak ilimizin her kademesinde Amasya’nın öz evlatları yönetecek bizi izlemeye devam edin.” sözü bugün ki değişimlerin ve yarın gelecek hayırlı haberlerin işaretçisiydi.

    Amasya’da güzel şeyler oluyor,

    Yarın ola Hayrola

  • ERDOĞAN, AMASYA ÜNİVERSİTESİNE AMASYALIYI SEÇTİ

    ERDOĞAN, AMASYA ÜNİVERSİTESİNE AMASYALIYI SEÇTİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Amasya üniversitesine yeni rektör atadı
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amasya üniversitesine rektör atamasına ilişkin karar Resmi Gazetede yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amasya üniversitesine Amasyalı hemşerimiz Prof.Dr.Süleyman ELMACI’yı atadı. Söz konusu atamayı 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13. ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2. 3. ve 7. maddeleri gereğince yaptı.
    Erdoğan, Elmacı ile birlikte aynı kararnamede 11 üniversitenin rektörlerini değiştirerek atamalar yaptı. Buna göre, Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Turgut, Aksaray Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yusuf Şahin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Aydınlı, Amasya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Adem Korkmaz, Düzce Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar, Hitit Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Karabük Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Refik Polat, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Vatan Karakaya ve Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Karadağ atandı.
    İşte o karar name:

  • BAŞKAN SARI SAMSUN’DAYDI

    BAŞKAN SARI SAMSUN’DAYDI

    Başkan Sarı, Milli Mücadele’nin 100’üncü yıl kutlama etkinlikleri çerçevesinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet Bahçeli Beyefendinin katılımlarıyla Yaşar Doğu Spor Salonu’nda gerçekleştirilen kutlama programına katıldı. Programın devamında düzenlenen iftar programına katıldı.

  • SIFIR ATIK PROJESİNE DESTEK

    SIFIR ATIK PROJESİNE DESTEK

    PTT Amasya Başmüdürlüğü, Sıfır Atık Projesine yaptığı çevreci uygulamayla destek sağlıyor. Müdürlük bünyesindeki merkezlerde 4125 kilo atık toplanarak geri dönüşüme kazandırıldı.
    Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütülen, ilimizde de Valimiz Sayın Dr. Osman Varol’un eşi Funda Varol Hanımefendinin himayelerinde uygulanan Sıfır Atık Projesi kapsamında PTT Amasya Başmüdürlüğü başmüdürlük ana binası, 6 PTT Merkez Müdürlüğü ile 12 PTT Şubesi olmak üzere toplam 19 işyerine kâğıt, plastik, metal ve cam kutuları konuşlandırılarak hem personel hem de vatandaşlarımızın projeye destek olunması amaçlandı.
    2018 yılında tehlikesiz atık olarak 1000 kilo ile tehlikeli atık olarak TAP derneğine 25 kilo atık pil olmak üzere toplam 1025 atık teslimi yapıldı. 2019 yılı ilk 4 aylık döneminde ise 1070 kilo kağıt atık, 2030 kilo karışık atık olmak üzere toplamda 3100 kilo atık teslimi yapılarak şu ana kadar toplamda 4125 kilo atık geri dönüşüme kazandırılarak projeye destek sağlandı.
    Projeye PTT Genel Müdürü Kenan Bozgeyik’in de önem verdiğini belirten Amasya PTT Başmüdürü Cafer Bolat, “1840’tan beri devletimizin, milletimizin, bayrağımızın yanında olan asırlık çınarımız PTT’miz ve PTT çalışanları tüm sosyal sorumluluk projelerinde olduğu gibi Sıfır Atık Projesinde de öncü olmaya katkı sağlamaya devam edecektir” dedi.

  • CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    Sema Maraşlı Hanım’dan;
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Basit bir karı-koca tartışması sonucu sizi karınız bir telefonla hiç evinizden attırdı mı? Polisler kolunuzda, çocuklarınızın ve komşuların gözü önünde adi bir suçlu gibi mahallenizden çıkarıldınız mı? Evinize, evlatlarınıza aylarca yaklaşmama cezası verildi mi? Sokaklarda kalıp nereye gidemeyeceğinizi bilemediğiniz oldu mu? En yakınlarınıza bile evinizden atılmış olmanın utancı ile yutkunup derdinizi söyleyemediğiniz oldu mu? Karınızı arayıp “Barışalım ya da çocuklar nasıl?” dediğiniz için hapse girdiğiniz oldu mu? Bu kanunlar sizin döneminizde çıktığı için size olmamıştır fakat bu ülkede yüz binlerce erkek bir telefonla suçsuz yere evinden atıldı, bu zulmü yaşadı ve yaşıyor. Delilsiz ve belgesiz, kadına herhangi bir şiddet uygulamadığı halde tartışmada karşılıklı bağrıştıkları halde psikolojik şiddet bahanesi ile erkekler evlerinden atılıyor. Karısı ile barışmak isterse para cezası, hapis cezası veriliyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu yapılanlar anayasa ve insan haklarına aykırı, İslam’a zaten aykırı. “Kadına şiddeti bitirmek” gibi masum görünen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali bu kanun çıktığından beri kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Yapılan haksızlıklar karşısında cinnet geçiren erkekler şiddete yöneldi. Kadın korunmak isteniyorsa bunun yolu asla bu olamaz. Devletin elinde onlarca medya organı var. Medya artık şiddeti artırmak için değil, merhameti artırmak, sevgiyi çoğaltmak için çalışsa neler olur neler…Diziler, filmler, faydalı programlar, ülke çapında yapılacak sevgi, saygı, muhabbet gibi konularda yapılacak yarışmalar, teşvikler …
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bir zulüm kanunu da “Nafaka Kanunu” Boşanmış bir karı kocayı nafaka bağı ile birbirine bağlamak, erkeği artık ona yabancı olan bir kadını beslemek zorunda bırakmak ve bir yabancıya karşı borç altında tutmak, yeni bir hayat yeni bir evlilik kurmasına engel olmak… Belli bir yaşı geçmiş evladına bile nafaka vermek zorunda olmayıp, yüzünü unuttuğu eski karısının geçimini sağlamak zorunda olmak… Ödeyemezse hapse girmek… Mal rejimi kanunu ile kazancının emeğinin yarısını artık yabancı olmuş birine bırakmak….Bu zulmü yüz binlerce insan yaşıyor. Boşanma davası açıp karşı taraf problem çıkardığı için on yıl süren boşanma davaları var. Bu da ayrı bir zulüm. Toplumsal çürümeye sebep oluyor. Evlilik ve boşanma zor olunca insanlar alternatif çözümlere bakıyorlar. Ülkede zina arttı, fuhuş arttı, eşcinsellik arttı… Boşanma ile ilgili zulümlerin bitmesi lazım. Kadını korumanın yolu erkeğe zulmetmek olmamalı. Kadınlar yanlış bir yöntemle korunmaya çalışılırken hem kadınlara hem çocuklara hem de erkeklere zulmediliyor. “Çocuk haczi” diye bir utanç yaşanıyor bu ülkede. Anne boşanma sonrası çocuğu babaya göstermek istemezse baba, çocuğunu para ödeyip bir ekiple mal gibi haczedip görebiliyor. Bu çocuğun psikolojisi, duygularının anne tarafından istismarı belki bir ömür yara olarak hayatını etkileyecek. Haciz parası olmadığı için çocuğunu göremeyen babaların acısı ise hepimizin yüreğini yaralamalı.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    “Cinsiyet eşitliği” adı altında dinimizce lanetlenen “kadın ve erkeği birbirine benzetme” çalışmaları başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere bir devlet politikası olarak uygulanıyor. Nesilleri bozmaya yönelik bu çalışmalar acilen durdurulmalı. Yoksa gençliğe faturası çok ağır olur.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Cinsel istismar konusu şu anda en mühim problem gibi duruyor. Fakat bunun çözümü seçim öncesi mecliste imzaya açılıp seçim sebebiyle imzası tamamlanmamış olan kanun değil. Bu kanun kabul edilirse konuyu daha da içinden çıkılmaz hale getirir. İçinde adalet gözetilmeden hazırlanmış bir kanun adaleti de sağlayamaz. Tabii istenilen adaletse. Cinsel istismar yasa tasarısına göre yine sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz cezalar verilecek. Şimdiden 6284 e dayandırılarak bu cezalar veriliyor. Burada iki problem var. Birincisi tek taraflı beyan ile adalet sağlanmaz. İkincisi taciz ve tecavüz “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konuyor. Taciz ve tecavüz arasında çok büyük fark vardır ve ikisine de birbirine yakın cezalar verilmesi öncelikle adaletle bağdaşmaz. Tacizin kapsamı çok geniştir; bir söz bile taciz sayılabiliyor ya da bir dokunma. Ayrıca taciz kişilerin algılamasına göre değişir. Bir kişi için normal olan bir davranış, başka bir kişi için taciz sayılabilir. Oysa tecavüz tecavüzdür ve ispatlanması da kolaydır, bir sağlık kuruluşuna gidilmesi yeterlidir. Tecavüz çok ağır bir saldırıdır ve asla tacizle
    bir tutulamaz. Cinsel istismar adı altında ikisinin bir tutulması, cezaların yakın olmasının pek çok mahsurları vardır hatta tecavüzün artmasına sebep olabilir. Cezalar suça göre olmalıdır. Yoksa aksi sonuçlar çıkar. Ayrıca 18 yaş altı dini nikahla gönüllü genç evlilik yapanların erkeklerin tecavüzcü diye hapse atılıp ağır cezalar alması her yerde geçerli olan kadın beyanının (ben gönüllü evlendim demesi) burada geçerli olmaması ve genç evlenen kızları sen çocuksun deyip kocalarından koparılıp çocukları ile ortada kalmalarının vebalini bizler nasıl ödeyeceğiz. Müslüman bir ülke olarak zina serbestken evlenenlerin genç evlendi diye hapse atılmasının istismarla yargılanmasının utancı bana ağır geliyor. Taciz ve tecavüzün “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konması adalet terazisini bozar hatta bozdu da. Binlerce insan iftira ile cezaevlerinde hem de on beş yirmi yıl gibi ağır cezalarla mahkum edildiler. Meclisteki tasarı geçerse bu cezalar yirmi yıldan kırk yıla kadar çıkacak. Genç evlenenler de bu ağır cezalarla yargılanıp mahkum olacak. Tek taraflı kadın beyanı ile ve taciz iddiası ile insanlara bu kadar ağır cezalar verilmesi hangi adalet sisteminde hangi ülkede var! Kadınlar kendileri üzerinden ya da kız çocuklarını kullanarak hoşlanmadıkları ya da aralarında husumet olan kişilere iftira atıp karşıdaki kişinin hayatını bitiriyorlar kanun eliyle.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bu ülkede iftiralar yeni geçim kapısı olmaya başladı. Kız öğrenciler öğretmenleri tehdit ediyor “istediğim notu vermezseniz cinsel istismar iftirası atarım” diye tehdide boyan eğmeyenler hapiste. Ve iftira atarım istediğim parayı vermezsen diye pek çok kimse tehdit ediliyor ve hayır dediğinde istismar gibi adi bir suçla kendini hapiste buluyor. Bir erkeğin ve ailesinin hayatının kayması, toplum nezdinde haysiyetinin bitmesi bir kadının birkaç
    cümlesine bağlı; delilsiz, ispatsız. İnsanların haysiyeti bu kadar ucuz olmamalı. Hele meclisteki tasarıya göre “mağdurum” diye başvuran kişinin ifadesinin hakim ve savcı tarafından değil de üniversitelerde kadın hakları adı altında toplanmış feministlerin de alabilecek olmasının getireceği felaketleri düşünmek bile istemiyorum. İftiralar cezalandırılmadığı gibi yakında bir de ödüllendirilecek gibi görünüyor. Adalet Bakanlığı Mağdur Haklarının hazırladığı yine seçim sebebi ile bu döneme kalan tasarıya göre, taciz iddiasında bulunan kişiye en az, brüt asgari ücretin dört katına kadar ödeme yapılacak ve bu alt limit asgari ücretin otuz katına kadar artabilecek. Ki tasarının ilk hali daha kötüydü istismar iddiasında bulunan kişiler (her iddia kanuna göre gerçek sayıldığı için) devlet memuru olabilecekti. İftira atan kadınlara sınavsız devlet memuru olma kapısı açılacaktı. Kanun çıkmasın diye gösterdiğimiz gayretler neticesi taslak çekildi ve düzenlenmiş hali bu ve oldukça kötü. Asgari ücretin dört katı para ile iftira atanlar ödüllendirilmiş olacak. “At iftirayı al parayı” olacak.Paraya ihtiyacı olan iftira atacak. Eğer gerçek mağdurlara yardım düşünülüyorsa bu bir vakıf üzerinden yapılabilir. Ya da “kadınlar adına çalışma” adı altında Avrupa fonundan milyonlarca para alan kadın dernekleri yardım etsinler mağdur kadınlara. Devletin böyle bir maddi yardım yapması ancak iftiraları artırır. Yine mecliste çalışmaları yapılan seçim sebebiyle henüz imzalanmamış olan torba yasaya eklenecek olan 657 nolu kanun düzenlemesi de eğer meclisten geçerse cinsel istismar iftiraları yüzde yedi yüz artar. Kanuna göre iş yerinde kadınları üzmek vatana ihanet sayılacak ve kişi işinden atılacak ve bir daha devlet memuru olamayacak. İş yerinde bir erkeğin mevkisine göz diken bir kadın Allah korkusu yoksa bunu çok rahat yapar. Bir de dindar insanlardan hoşlanmayan hatta ölesiye nefret eden bir kesim olduğunu da düşünürsek bu kanunların çıkması
    dindar insanları bile bile ateşe atmaktan başka bir şey olamaz.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Mevcut kanunlarla bile Yusuflar delilsiz beyansız suçsuz yere cinsel istismar gibi ağır bir suçla zindanlarda yatıyor. Gömlekleri arkadan yırtılmış fakat yine de zindana atılmışlar. Onların gözyaşları ve bedduaları hepimizi yakar. Onlar ve aileleri sizden adalet bekliyorlar. Yine bazı şer odakları yeni oyunlar peşinde. Planlı yapılmış gibi görünen hayvanlara eziyet, tecavüzler ve çocuk ölümleri üzerinden meclis üzerinde baskı oluşturarak zaten ağır aksak giden adalet sistemini tümden yıkmak istiyorlar. Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Kanunlarımız, sokağa dökülmüş devlet aleyhine slogan atan hainleri susturmak için değil adaleti tesis etmek için yapılsın. Vicdan sahibi, ön görüsü yüksek, adalet duyguları gelişmiş uzman bir ekip hazırlasın bu kanunları. Hakimler “kanunlar yüzünden adalet ve vicdanımız arasında kaldık” diyorlar. Kanunlar yapılırken kanun uygulayıcıların çoğunluğunun görüşleri de alınmalı. Mağduriyetleri en çok onlar görüyor.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Seçim döneminde özgürlük ve adalet vaat etmiştiniz. Özgürlük hakkımı kullanarak size bu mektubu yazdım. Şimdi de mağdurlar adına adalet bekliyorum.