Etiket: çocuk

  • BİR GÜN DEĞİL HER GÜN YANINIZDAYIZ

    BİR GÜN DEĞİL HER GÜN YANINIZDAYIZ

    Amasya İl Jandarma Komutanlığından şehitlerimiz ve gazilerimizin annelerine anneler günü ziyareti gerçekleştirdi. Amasya İl Jandarma Komutanlığı tarafından “Bir gün değil, her gün daima yanınızdayız’ temalı Anneler Günü etkinliği çerçevesinde İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız ve eşi Gülçin Yıldız, askerlerle birlikte eşini kaybetmiş, çocuklarından ayrı yalnız başına yaşamını devam ettiren anneler ile şehit ve gazi annelerini ziyaret ettiler.
    Yapılan ziyaretlerde şehitlerimizin geride bıraktığı emanetleri olan anneleri ve gazilerin anneleriyle sohbet eden Jandarma Komutanı Yıldız, çiçek ve çeşitli hediyeler verdi.

  • BİR GÜN DEĞİL HER GÜN YANINIZDAYIZ

    BİR GÜN DEĞİL HER GÜN YANINIZDAYIZ

    Amasya İl Jandarma Komutanlığından şehitlerimiz ve gazilerimizin annelerine anneler günü ziyareti gerçekleştirdi. Amasya İl Jandarma Komutanlığı tarafından “Bir gün değil, her gün daima yanınızdayız’ temalı Anneler Günü etkinliği çerçevesinde İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız ve eşi Gülçin Yıldız, askerlerle birlikte eşini kaybetmiş, çocuklarından ayrı yalnız başına yaşamını devam ettiren anneler ile şehit ve gazi annelerini ziyaret ettiler.
    Yapılan ziyaretlerde şehitlerimizin geride bıraktığı emanetleri olan anneleri ve gazilerin anneleriyle sohbet eden Jandarma Komutanı Yıldız, çiçek ve çeşitli hediyeler verdi.

  • SIĞINMACILARA SPOR TERAPİSİ

    SIĞINMACILARA SPOR TERAPİSİ

    Savaşlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan Afganistanlı, Iraklı, Suriyeli sığınmacıların wushu sporu sayesinde suça karışmaları önleniyor.

    Amasya Kapalı Spor Salonu’nda düzenli olarak spor yapan Afganistanlı, Iraklı, Suriyeli sporcular hem suça karışmıyor hem de sosyalleşiyor. Sığınmacıların birçoğu ise kendi ülkelerinde milli olmuş sporculardan oluşuyor.

    Sığınmacılar, Amasya Wushu İl Temsilcisi Tuğrul Fırat tarafından her gün 1 saat çalıştırılıyor. 11 senedir spor yapan Afganistanlı Naki İbrahimi, “Afganistan’da spor yapıyordum, buraya geldim spora devam ediyorum. Buradaki arkadaşlara çok teşekkür ediyorum, bize yardımcı oluyorlar. Tek sıkıntımız lisans çıkmaması. Lisansın çıkmasını istiyoruz ve Türkiye adına yarışmak istiyoruz, lisans çıkmıyor ama. Suçtan da spor sayesinde uzak duruyoruz” dedi.

    Amasya Wushu İl Temsilcisi Tuğrul Fırat ise, “Biz burada 8 bin 500 yıllık bir geleneğe sahip olan wushu sporuyla ilgileniyoruz. Çok sayıda yabancı mülteci sporcularımız var. Çocuklar buraya geliyorlar, hiçbir yabancılık sıkıntı çekmeden. Biz de onları bağrımıza bastık, bir anlamda. Hem onların suça bulaşmalarını burada engelliyoruz hem de onların inanılmaz derecede Afganistan’da, Irak’ta, İran’da bir spor geçmişleri var. Onlardan da bir takım şeyler kazanıyoruz” diye konuştu.

    Sığınmacı sporcuların hayali ise lisanlarının çıkması ve Türkiye adına şampiyonalara katılmak.

  • CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    Sema Maraşlı Hanım’dan;
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Basit bir karı-koca tartışması sonucu sizi karınız bir telefonla hiç evinizden attırdı mı? Polisler kolunuzda, çocuklarınızın ve komşuların gözü önünde adi bir suçlu gibi mahallenizden çıkarıldınız mı? Evinize, evlatlarınıza aylarca yaklaşmama cezası verildi mi? Sokaklarda kalıp nereye gidemeyeceğinizi bilemediğiniz oldu mu? En yakınlarınıza bile evinizden atılmış olmanın utancı ile yutkunup derdinizi söyleyemediğiniz oldu mu? Karınızı arayıp “Barışalım ya da çocuklar nasıl?” dediğiniz için hapse girdiğiniz oldu mu? Bu kanunlar sizin döneminizde çıktığı için size olmamıştır fakat bu ülkede yüz binlerce erkek bir telefonla suçsuz yere evinden atıldı, bu zulmü yaşadı ve yaşıyor. Delilsiz ve belgesiz, kadına herhangi bir şiddet uygulamadığı halde tartışmada karşılıklı bağrıştıkları halde psikolojik şiddet bahanesi ile erkekler evlerinden atılıyor. Karısı ile barışmak isterse para cezası, hapis cezası veriliyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu yapılanlar anayasa ve insan haklarına aykırı, İslam’a zaten aykırı. “Kadına şiddeti bitirmek” gibi masum görünen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali bu kanun çıktığından beri kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Yapılan haksızlıklar karşısında cinnet geçiren erkekler şiddete yöneldi. Kadın korunmak isteniyorsa bunun yolu asla bu olamaz. Devletin elinde onlarca medya organı var. Medya artık şiddeti artırmak için değil, merhameti artırmak, sevgiyi çoğaltmak için çalışsa neler olur neler…Diziler, filmler, faydalı programlar, ülke çapında yapılacak sevgi, saygı, muhabbet gibi konularda yapılacak yarışmalar, teşvikler …
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bir zulüm kanunu da “Nafaka Kanunu” Boşanmış bir karı kocayı nafaka bağı ile birbirine bağlamak, erkeği artık ona yabancı olan bir kadını beslemek zorunda bırakmak ve bir yabancıya karşı borç altında tutmak, yeni bir hayat yeni bir evlilik kurmasına engel olmak… Belli bir yaşı geçmiş evladına bile nafaka vermek zorunda olmayıp, yüzünü unuttuğu eski karısının geçimini sağlamak zorunda olmak… Ödeyemezse hapse girmek… Mal rejimi kanunu ile kazancının emeğinin yarısını artık yabancı olmuş birine bırakmak….Bu zulmü yüz binlerce insan yaşıyor. Boşanma davası açıp karşı taraf problem çıkardığı için on yıl süren boşanma davaları var. Bu da ayrı bir zulüm. Toplumsal çürümeye sebep oluyor. Evlilik ve boşanma zor olunca insanlar alternatif çözümlere bakıyorlar. Ülkede zina arttı, fuhuş arttı, eşcinsellik arttı… Boşanma ile ilgili zulümlerin bitmesi lazım. Kadını korumanın yolu erkeğe zulmetmek olmamalı. Kadınlar yanlış bir yöntemle korunmaya çalışılırken hem kadınlara hem çocuklara hem de erkeklere zulmediliyor. “Çocuk haczi” diye bir utanç yaşanıyor bu ülkede. Anne boşanma sonrası çocuğu babaya göstermek istemezse baba, çocuğunu para ödeyip bir ekiple mal gibi haczedip görebiliyor. Bu çocuğun psikolojisi, duygularının anne tarafından istismarı belki bir ömür yara olarak hayatını etkileyecek. Haciz parası olmadığı için çocuğunu göremeyen babaların acısı ise hepimizin yüreğini yaralamalı.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    “Cinsiyet eşitliği” adı altında dinimizce lanetlenen “kadın ve erkeği birbirine benzetme” çalışmaları başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere bir devlet politikası olarak uygulanıyor. Nesilleri bozmaya yönelik bu çalışmalar acilen durdurulmalı. Yoksa gençliğe faturası çok ağır olur.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Cinsel istismar konusu şu anda en mühim problem gibi duruyor. Fakat bunun çözümü seçim öncesi mecliste imzaya açılıp seçim sebebiyle imzası tamamlanmamış olan kanun değil. Bu kanun kabul edilirse konuyu daha da içinden çıkılmaz hale getirir. İçinde adalet gözetilmeden hazırlanmış bir kanun adaleti de sağlayamaz. Tabii istenilen adaletse. Cinsel istismar yasa tasarısına göre yine sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz cezalar verilecek. Şimdiden 6284 e dayandırılarak bu cezalar veriliyor. Burada iki problem var. Birincisi tek taraflı beyan ile adalet sağlanmaz. İkincisi taciz ve tecavüz “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konuyor. Taciz ve tecavüz arasında çok büyük fark vardır ve ikisine de birbirine yakın cezalar verilmesi öncelikle adaletle bağdaşmaz. Tacizin kapsamı çok geniştir; bir söz bile taciz sayılabiliyor ya da bir dokunma. Ayrıca taciz kişilerin algılamasına göre değişir. Bir kişi için normal olan bir davranış, başka bir kişi için taciz sayılabilir. Oysa tecavüz tecavüzdür ve ispatlanması da kolaydır, bir sağlık kuruluşuna gidilmesi yeterlidir. Tecavüz çok ağır bir saldırıdır ve asla tacizle
    bir tutulamaz. Cinsel istismar adı altında ikisinin bir tutulması, cezaların yakın olmasının pek çok mahsurları vardır hatta tecavüzün artmasına sebep olabilir. Cezalar suça göre olmalıdır. Yoksa aksi sonuçlar çıkar. Ayrıca 18 yaş altı dini nikahla gönüllü genç evlilik yapanların erkeklerin tecavüzcü diye hapse atılıp ağır cezalar alması her yerde geçerli olan kadın beyanının (ben gönüllü evlendim demesi) burada geçerli olmaması ve genç evlenen kızları sen çocuksun deyip kocalarından koparılıp çocukları ile ortada kalmalarının vebalini bizler nasıl ödeyeceğiz. Müslüman bir ülke olarak zina serbestken evlenenlerin genç evlendi diye hapse atılmasının istismarla yargılanmasının utancı bana ağır geliyor. Taciz ve tecavüzün “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konması adalet terazisini bozar hatta bozdu da. Binlerce insan iftira ile cezaevlerinde hem de on beş yirmi yıl gibi ağır cezalarla mahkum edildiler. Meclisteki tasarı geçerse bu cezalar yirmi yıldan kırk yıla kadar çıkacak. Genç evlenenler de bu ağır cezalarla yargılanıp mahkum olacak. Tek taraflı kadın beyanı ile ve taciz iddiası ile insanlara bu kadar ağır cezalar verilmesi hangi adalet sisteminde hangi ülkede var! Kadınlar kendileri üzerinden ya da kız çocuklarını kullanarak hoşlanmadıkları ya da aralarında husumet olan kişilere iftira atıp karşıdaki kişinin hayatını bitiriyorlar kanun eliyle.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bu ülkede iftiralar yeni geçim kapısı olmaya başladı. Kız öğrenciler öğretmenleri tehdit ediyor “istediğim notu vermezseniz cinsel istismar iftirası atarım” diye tehdide boyan eğmeyenler hapiste. Ve iftira atarım istediğim parayı vermezsen diye pek çok kimse tehdit ediliyor ve hayır dediğinde istismar gibi adi bir suçla kendini hapiste buluyor. Bir erkeğin ve ailesinin hayatının kayması, toplum nezdinde haysiyetinin bitmesi bir kadının birkaç
    cümlesine bağlı; delilsiz, ispatsız. İnsanların haysiyeti bu kadar ucuz olmamalı. Hele meclisteki tasarıya göre “mağdurum” diye başvuran kişinin ifadesinin hakim ve savcı tarafından değil de üniversitelerde kadın hakları adı altında toplanmış feministlerin de alabilecek olmasının getireceği felaketleri düşünmek bile istemiyorum. İftiralar cezalandırılmadığı gibi yakında bir de ödüllendirilecek gibi görünüyor. Adalet Bakanlığı Mağdur Haklarının hazırladığı yine seçim sebebi ile bu döneme kalan tasarıya göre, taciz iddiasında bulunan kişiye en az, brüt asgari ücretin dört katına kadar ödeme yapılacak ve bu alt limit asgari ücretin otuz katına kadar artabilecek. Ki tasarının ilk hali daha kötüydü istismar iddiasında bulunan kişiler (her iddia kanuna göre gerçek sayıldığı için) devlet memuru olabilecekti. İftira atan kadınlara sınavsız devlet memuru olma kapısı açılacaktı. Kanun çıkmasın diye gösterdiğimiz gayretler neticesi taslak çekildi ve düzenlenmiş hali bu ve oldukça kötü. Asgari ücretin dört katı para ile iftira atanlar ödüllendirilmiş olacak. “At iftirayı al parayı” olacak.Paraya ihtiyacı olan iftira atacak. Eğer gerçek mağdurlara yardım düşünülüyorsa bu bir vakıf üzerinden yapılabilir. Ya da “kadınlar adına çalışma” adı altında Avrupa fonundan milyonlarca para alan kadın dernekleri yardım etsinler mağdur kadınlara. Devletin böyle bir maddi yardım yapması ancak iftiraları artırır. Yine mecliste çalışmaları yapılan seçim sebebiyle henüz imzalanmamış olan torba yasaya eklenecek olan 657 nolu kanun düzenlemesi de eğer meclisten geçerse cinsel istismar iftiraları yüzde yedi yüz artar. Kanuna göre iş yerinde kadınları üzmek vatana ihanet sayılacak ve kişi işinden atılacak ve bir daha devlet memuru olamayacak. İş yerinde bir erkeğin mevkisine göz diken bir kadın Allah korkusu yoksa bunu çok rahat yapar. Bir de dindar insanlardan hoşlanmayan hatta ölesiye nefret eden bir kesim olduğunu da düşünürsek bu kanunların çıkması
    dindar insanları bile bile ateşe atmaktan başka bir şey olamaz.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Mevcut kanunlarla bile Yusuflar delilsiz beyansız suçsuz yere cinsel istismar gibi ağır bir suçla zindanlarda yatıyor. Gömlekleri arkadan yırtılmış fakat yine de zindana atılmışlar. Onların gözyaşları ve bedduaları hepimizi yakar. Onlar ve aileleri sizden adalet bekliyorlar. Yine bazı şer odakları yeni oyunlar peşinde. Planlı yapılmış gibi görünen hayvanlara eziyet, tecavüzler ve çocuk ölümleri üzerinden meclis üzerinde baskı oluşturarak zaten ağır aksak giden adalet sistemini tümden yıkmak istiyorlar. Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Kanunlarımız, sokağa dökülmüş devlet aleyhine slogan atan hainleri susturmak için değil adaleti tesis etmek için yapılsın. Vicdan sahibi, ön görüsü yüksek, adalet duyguları gelişmiş uzman bir ekip hazırlasın bu kanunları. Hakimler “kanunlar yüzünden adalet ve vicdanımız arasında kaldık” diyorlar. Kanunlar yapılırken kanun uygulayıcıların çoğunluğunun görüşleri de alınmalı. Mağduriyetleri en çok onlar görüyor.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Seçim döneminde özgürlük ve adalet vaat etmiştiniz. Özgürlük hakkımı kullanarak size bu mektubu yazdım. Şimdi de mağdurlar adına adalet bekliyorum.

  • AMASYA’DA HANE HALKI AZALIYOR

    AMASYA’DA HANE HALKI AZALIYOR

    Türkiye İstatistik Kurumu Samsun Bölge Müdürlüğü Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi, 2018 sonuçlarından yararlanarak “Amasya ili İstatistiklerle Aile, 2018” konusunda bir basın bülteni hazırladı. 2018 yılı sonuçlarına göre Amasya’da ortalama hane halkı büyüklüğü azaldı. Amasya ilinde ortalama hane büyüklüğü 2014 yılında 3,3 iken 2018 yılında bu oran 3,1 olarak gerçekleşti. İllere göre incelendiğinde; 2018 yılında ortalama hane halkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 6,4 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak ilini 5,6 kişi ile Şanlıurfa, 5,5 kişi ile
    Hakkâri ve Batman illeri izledi. Ortalama hane halkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,7 kişi ile Çanakkale, Eskişehir ve Balıkesir oldu. Bu illeri, 2,8 kişi ile Tunceli, Burdur, Edirne, Giresun ve Kırklareli illeri izledi. Türkiye’de 2014 yılında 3,6 kişi olan ortalama hane halkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2018 yılında 3,4 kişi olduğu görüldü. AMASYA İLİNDE TEK KİŞİLİK HANE HALKI ORANI % 17,1 OLDU Tek kişilik hane halkı oranı Amasya’da %17,1 olarak gerçekleşti. Bu oran ile Amasya 43’üncü sırada yer aldı.
    AMASYA’DAKİ HANE HALKLARININ %64,3’Ü TEK ÇEKİRDEK AİLELERDEN OLUŞMAKTADIR
    Çekirdek aile; yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya yalnız ebeveyn ve en az bir çocuğundan oluşan aileler olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım kapsamında “ADNKS, 2018” sonuçlarına göre, Amasya ilinde tek çekirdek ailelerden oluşan hane halklarının oranı %64,3 oldu. Bu oran ile Amasya diğer iller arasında 39’uncu sırada yer aldı.
    AMASYA GENİŞ AİLEDEN OLUŞAN HANE HALKI ORANIYLA 35. SIRADA YER ALDI
    En az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan aile olarak tanımlanan geniş aileden oluşan hane halkı oranını 2018 yılında Amasya’da % 16,7 olarak gerçekleşti. Bu oran ile Amasya 35’ci sırada yer aldı.

  • KAYNAŞTIRMA KURSU

    KAYNAŞTIRMA KURSU

    Savaşlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan yabancı uyruklu çocuklar Amasya’da resim sayesinde uyum sorunu yaşamıyor. Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün yaptığı çalışma ile sosyal hayata uyum sağlamaları için resim kursu açıldı. Cumhuriyet Ortaokulunda 12-15 yaş arası 10 Türk, 11 Afgan, 4 Irak toplam 25 öğrenci resim yaparak kaynaşıyor, uyum sorununu ortadan kaldırılıyor. Yabancı uyruklu çocuklar, Cumhuriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Murat Aydın’ın verdiği eğitim sayesinde hem sosyal hayatı hem de kültürümüzü öğreniyor.
    Cumhuriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Murat Aydın, “Çocuklar burada günlük hayatta karşılaştıkları stresi sevdikleri işi yaparak atmaya çalışıyorlar. Eğlenceli zaman geçiriyorlar. Kursumuzda şu anda 11 Afgan öğrenci, 4 Iraklı, 10 da Türk öğrencimiz var. Çok güzel bir uyum içerisindeler. Güzel bir dostluk, arkadaşlık kurdular. Birlikte güzel zaman geçiriyorlar. Aynı zamanda eğleniyorlar ve güzel sanat eserleri ortaya çıkarıyorlar. Bende zevk alıyorum bu işten oldukça güzel bir çalışma oluyor. Resim evrenseldir” dedi. Afganistanlı olan Şehnaz Muhammedi, “Bu kursta resim yapıyorum. Benim arkadaşlarım da burada, yeni arkadaşları burada buldum. Bu kursu çok seviyorum ve hocam da çok iyi. Uyum sorunu da yaşamıyoruz” diye konuştu.
    9. sınıf öğrencisi Aleyna Sağlam, “Afgan ve yabancı arkadaşlarımız ülkelerinden geldi. Biz onların uyum sorunlarını gidermek için burada resim sayesinde kaynaşıyoruz. Onlarla arkadaş olduk. Konuşuyoruz, arkadaşlarımızla resimler yapıyoruz. Yağlı boya, karakalem, bu sayede de problem yaşamıyoruz” şeklinde konuştu. Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Arslan ise “Bakanlığımız ve UNİCEF ortaklığında yürütülen bir sosyal uyum projesi var. Bu projenin amacı ilimizde ve ülkemizde misafir konumunda olan mülteci ve sığınmacı çocuklarımızın sosyal hayata adaptasyonunu kolaylaştırmak yönündeki çalışmalar. Bizde il olarak müdürlüğümüz çocuk hakları komitesi vasıtasıyla uluslararası bir dil olan güzel ve görsel sanat alanlarında mülteci çocuklarımızın adaptasyonuna kolaylık sağlamak açısından çalışmalarımız var. Bu çalışmalarımız Resim, müzik, spor alanlarında. Bağlama kursu var, resim kursu var, çocuklarımıza bu yönde yardımcı oluyoruz. Hakikaten de güzel çalışmalar ortaya çıktı. Özellikle sığınmacı konumunda olan ailelerimizin çocukları, çok güzel bunun verimini görüyoruz. Gerek okullarında gerek sosyal hayatta, yaşamlarında adaptasyon yönünden çok ileri derecede bir yol aldığını görüyoruz, buna şahit olduk. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor” açıklamasında bulundu.

  • KUŞLAR EVSİZ KALMASIN

    KUŞLAR EVSİZ KALMASIN

    Amasya Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü ‘Topluma hizmet uygulaması’ kapsamında ‘Kuşlar Evsiz Kalmasın’ sloganıyla bal kabaklarını kuş evleri haline getirdiler. Daha sonra kabaklar eğitim fakültesi içindeki ağaçlara takıldı.

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, “Üniversitemiz Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencileri topluma hizmet uygulamaları kapsamında bir etkinliğe ev sahipliği yapıyorlar. Etkinliğin temel hedefi hayvan sevgisini, doğa sevgisini öğrencilere okul öncesinden üniversiteye kadar aşılayabilmek. Doğal bir ortamda Eğitim Fakültesi Yerleşkesi içerisinde kabaklardan yapmış oldukları doğal kuş evleri ile bahçemizi süsleyecekler ve zaman zaman bunları ziyaret ederek, yuva yapmış kuşları besleyecekler. Buradaki temel amacımız şehir üniversite kaynaşmasını sağlamak ve çocuklarda doğa sevgisini aşılamak” diye konuştu.

    Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Resul Köseoğlu ise, “Bu yıl Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü topluma hizmet dersinde kuş evleri projemizi yaptık. Geçen yıl kuş evleri yapmıştık ahşaptan, bu yılda su kabaklarından kuş evleri yaptık. Bugün öğrencilerimizle birlikte bu kuş evlerini ağaçlara asacağız. İnşallah kuşlarımız fakültemizin bahçesindeki bu evlere girerler, bizde mutlu oluruz.” dedi.

    Üniversite yerleşkesi içinde bulunan Hikmet Develi Anaokulu öğrencileri de ağabey ve ablalarına katılmasıyla program eğlenceli hale geldi.

  • TOPLUMA HİZMET ÇOCUĞA HİZMETLE BAŞLAR

    TOPLUMA HİZMET ÇOCUĞA HİZMETLE BAŞLAR

    Amasya Üniversitesi’nin ‘Topluma Hizmet Çocuğa Hizmetle Başlar’ sloganıyla düzenlenen şenlik renkli görüntülere sahne oldu. Eğitim Fakültesi yeşil alanında düzenlenen şenliğe Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kandemir, Amasya Milli Eğitim Müdürü İlker Kösterelioğlu, Topluma Hizmet Dersi Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Tuncay Demirtaş, akademik ve idari personelimiz, öğrenciler, çocuklar ve aileleri katıldı.
    Şenliği düzenleyen öğrenciler amaçlarının okul öncesi öğrencilerini sanatla, edebiyatla, dans ve müzikle, bilim ve doğa ile buluşturarak hem eğlenirken hem de öğretmek olduğunu söylediler. Gençler bu amaçları doğrultusunda hazırladıkları oyun etkinlikleri ve görselleri okul öncesi çocuklarıyla birlikte uyguladılar. Okul öncesi çocuklarının düzeyine uygun şarkılarla hep birlikte dans ettiler. Ayrıca şenlik kapsamında miniklerin ilgiyle izlediği bir de tiyatro oyunu sahnelendi.

  • ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

    ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

    Türk Eğitim Sen üyeleri ve vatandaşlar Amasya’da Yavuz Selim Meydanında Çocuk istismarını oturarak, protesto etti.
    İzmir’den Amasya’ya gezmeye gelen Avukat Necmiye Ertem: “Çocuklarımıza kimsenin el uzatmamasını istiyorum. Yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekir” dedi.
    Çocuk istismarını protesto eden grup adına konuşan Kamil Terzi: “Bizi insanlığımızdan utandıran, son günlerde sayısı oldukça artan, Çocuk istismarı ve toplumsal şiddet olayları. Bunu protesto etmek için bir daha yapılmaması için önlem alınması için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bu konu, çocuk istismarı konusu bir grubun, bir siyasi görüşün, bir sendikanın, bir sivil toplum kuruluşunun meselesi değildir. Bu bütün toplumu ilgilendiren bir meseledir. Biz şiddete uğrayan, cinsel istismara uğrayan, saldırıya uğrayan kim varsa bu kişileri korumak zorundayız. Buradan Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın TBMM Başkanına, Sayın Siyasi Parti Genel Başkanlarımıza, tüm sivil toplum kuruluşlarına, Sayın Bakanlarımıza ve tüm halkımıza özellikle çağrıda bulunuyorum. Amasyalı duyarlı vatandaşlar adına artık ailelerimiz çocuklarını sokağa salmaya korkar olmuştur. Mutlaka bu konuda gerçekten caydırıcı, bu istismarı yapan kişinin yapacağına pişman olacağı kesinlikle kanunlar çıkarılmalıdır” İfadelerini kullandı.
    Açıklamanın ardından grup, 15 dakika oturma eylemi yaparak, çocuk istismarını protesto ettiler.

  • 30 GÜNLÜK İCRAATLAR

    30 GÜNLÜK İCRAATLAR

    Belediye Başkanımız Mehmet SARI makamına geçtiğinden beri yaptığı çalışmalarla Amasyalıların yüzünü güldürmeye devam ediyor. Başkanımız bu çalışmaların devam edeceğini söyledi ve 1 aylık çalışmaları hakkında basın toplantısı yaptı. Belediye Konukevi’nde çalışmaları hakkında değerlendirme yapan Başkan SARI, “Seçim öncesinde verdiğimiz sözleri yerine getirmeye başladık. Şehrimizin dertleriyle dertleşelim. Bir aylık bir Belediye Başkanlığı süreci içerisinde ne yaptık, neler vaad ettik, neler yapmalıyız diye bir araya geldik. Personel durumumuz, makam araçlarımız, mali durumumuz ne durumda diye araştırma içerisine girdik. “Şeffaf belediyecilik” dedik. Vatandaşımız bizden kamuyu ilgilendiren bilgiyi alabilir. Dedikoduyla kimse iş yapmasın. Ortak aklı işletiyoruz. Kamuoyunu ilgilendiren olaylar oldu. Makam kapısını açacağız dedik ve kaldırdık. 77 bin 200 vatandaşımız bizi ziyarete geldiler. Söz verdiğimiz gibi araçlarımızı çektik. Bu araçları düğün aracı yaptık. İsteyen evlenen gençlerimizin emrine veriyoruz. Her masrafları bize ait, günde 15 düğün olsa da araçlarımızı vereceğiz.
    Eski belediyenin yerini yıktık. Şehrimizin yaşlılarına ait birinci sınıf bir mekân yapıyoruz. Caminin yeşil alanı ile birleştiriyoruz, orayı nefes alınan yer yapacağız.”
    Başkan SARI, Kültürevleri konusunda da yeni uygulamalar hakkında bilgilendirdi. “Bazı çirkin iftiralar yapılıyor. “Kültürevlerini kapattı” deniyor. Biz, yaşlı ve ihtiyaç sahibi yaşlılarımızın evlerinin onarımı ve temizliğini yapacağız. Bu evlerin sahiplerini evlerinden alıp Boşaltılan 9 numaralı kültürevinde yaşlılarımızı misafir edeceğiz. Bir başka kültür evini de otizmli çocuklarımızın kullanımına açacağız. Güvenlik içinde gönüllerince buradan faydalanacaklar” dedi.
    Ramazan ayı içerisinde yapılacak sosyal faaliyetler hakkında da yapacaklarını şöyle sıraladı; “Hayatcan Derneği’nin belediyemizle herhangi bir bağlantısının kalmadığını ve bu tür sosyal yardımlaşma için “Nefes” adı verilen yeni bir uygulamayla geçileceğini basın açıklaması ile vatandaşları bilgilendirmiştik. Ramazan ayı içinde yardım yapmak isteyen, zekâtını ve fitresini vermek isteyenler “Nefes” adı altındaki derneğe makbuz karşılığında verebilirler. Ayrıca her akşam 3 ayrı yerde 1500 kişiye iftar vereceğiz. Belediyenin kasasından bir kuruş çıkmadan iftar vereceğiz. Genelde 60 bin civarında iftar yemeği vermiş olacağız. Ayrıca iftar yerine gelemeyen yaşlıların tespiti yapılacak ve evlerine iftar yemeği servis edilecek.” dedi.
    Konuşmanın devamında; “Dün belediyemizin adı geçen her tabelaya TC’yi ekledik. Belediye binamızın ana giriş kapısı üzerine ve ırmak tarafındaki duvara “T.C. Amasya Belediyesi” yazdırdık. Sevenle sevgilisini buluşturduk” diye değerlendirdi.