Etiket: chp

  • Aylin Nazlıaka’dan Amasya ziyareti

    Aylin Nazlıaka’dan Amasya ziyareti

    Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ve MYK üyeleri Aliye Timisi Ersever,Füsun Sökmez ve Armağan Akyüz Amasya Merkez İlçe Başkanlığı, Taşova İlçe Başkanlığı,Gümüşhacıköy İlçe Başkanlığ ve Merzifon Belediye Başkanlığını ziyaret etti.

  • Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları’nın Basın Açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları’nın Basın Açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarının 81 ilde eş zamanlı yaptığı basın açıklamasında şunlara değinilmiştir; ‘’Türkiye kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasının ilk adımı 3 Nisan 1930 yılında atılmıştır. 92 yıl önce bugün, Belediye Kanunu’nu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş ve kadınlar yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bir kez daha ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve eşitlik mücadelesine omuz verenleri saygıyla ve minnetle anıyoruz. Cumhuriyet, aslında bir kadın devrimidir. Kadın ve Cumhuriyet birbirini tamamlayan bir bütündür. Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kadın erkek bir arada kurduğumuzu vurgulamış ve şöyle demiştir: “Dünyada hiçbir milletin kadını ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez.” Partimizin ilk kadın üyesi ve Atatürk’ün manevi kızı olan Afet İnan, örnek bir siyasi profil olmuştur. Çok iyi bir eğitim almış ve yaptığı konuşmalarda, kadının seçme ve seçilme hakkını savunmuştur. Milli hâkimiyetin, cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm millete ait olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı; 3 Nisan 1930’da, Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinden seçilen Sadiye Hanım idi. 26 Ekim 1933 tarihinde ise kadınlar, köy ihtiyar heyetlerinde ve muhtarlıklarda seçme ve seçilme hakkını kazandı. Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demirdere köyünde, yaklaşık 500 oy alarak seçimi kazanan Gül Esin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın muhtarı oldu. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; hepimizi özgürleştiren laiklik ilkesine sımsıkı sarılıyoruz. Eşitlik mücadelesini kadın-erkek bir arada veriyoruz. Bu eşitsiz sistemi değiştirmek için Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu ve kadınların siyasette eşit temsil edileceği kanun teklifimizi Meclis’e sunduk. Bu teklifle hem genel hem de yerel seçimlerde fermuar sistemiyle yüzde 50-50 temsili yasal güvence altına almak istedik. Ülkemizde, her 10 kadından 4’ü hayatında en az bir kez erkek şiddetine maruz kalıyor. Bu düzeni değiştirmenin tek yolu eşitlikçi politikalardan geçiyor. Bizler, kadınların eşit temsil edildiği demokratik, laik bir Türkiye’yi yeniden inşa etmeye kararlıyız. Halkın gasp edilmiş egemenlik hakkını tekrar halka iade edeceğiz. kadın haklarının, çocuk haklarının, çevre haklarının tam anlamıyla güvence altına alındığı özgürlükçü bir sistem inşa edeceğiz.’’

  • AMASYA ELÇİN TEKSTİL AÇILDI BAŞKAN SARI YATIRIMCILARA MÜJDEYİ VERDİ

    AMASYA ELÇİN TEKSTİL AÇILDI BAŞKAN SARI YATIRIMCILARA MÜJDEYİ VERDİ

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Amasya Elçin Tekstil başta olmak üzere, bundan sonra şehrimize gelerek yatırım yapacak firmalardan, belediyemiz olarak bir yıl boyunca su ücreti, ruhsat ve çöp vergisi alınmayacak” dedi.

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’nın seçim vaatleri arasında yer alan 2 bin 500 kişiye iş istihdamı sözünün ilk adımı, yeni sanayi bölgesinde faaliyete geçen tekstil firması ile yerine getirilmiş oldu. Açılış öncesi İl Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu tarafından dua edilmesinin ardından kurban kesimi yapıldı. Tesisin açılışı öncesi İlk olarak söz alan Amasya Elçin tekstil firma sahibi Osman Eken, “İlk etapta 170 kişi ile üretim için düğmeye bastığımız tekstil fabrikamızı, 2020 yılının sonuna kadar, bin kişi kapasiteye çıkarmayı hedefliyoruz “dedi. Burada, Başkan Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan, Belediye Başkan Yardımcıları Ahmet Çoban, Hasan Şahin ve İsmail Kazan, MHP Amasya İl Başkanı Erhan Demir, Amasya Ülkü Ocakları Recep Dip, MHP Amasya Merkez İlçe Başkanı Şuayip Ak, MHP İl Genel ve Belediye Meclis Üyeleri ve Birim Müdürleri eşlik etti. Programa ayrıca Başkan Sarı’nın yanı sıra Amasya Milletvekili Av. Mustafa Tuncer, Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Tugay Komutanı Kıdemli Albay Mehmet Atlı, Amasya İl Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Kamu kurum ve kuruluşların Müdürleri, Siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

     

    Akabinde söz alan ve Barış Pınarı Harekâtına katılan askerlerimize başarılar diliyorum diyerek sözlerine başlayan Başkan Sarı, Konuşmasında şunları söyledi; “170 civarında personel oluşumu ile başlanılan fabrikada, yılsonuna kadar binleri aşan bir çalışan grubunun olması planlanıyor. Buna siz, biz destek verirsek, bu iş başarı ile sonuçlanacaktır. Amasya Elçin Tekstil başta olmak üzere, bundan sonra şehrimize gelerek yatırım yapmak isteyen her kim olursa olsun, belediyemiz olarak yatırımcılardan bir yıl boyunca su ücreti, ruhsat ve çöp vergisi alınmayacağı gibi her türlü teknik desteği de vereceğimizi taahhüt ediyorum. En kısa zamanda yeni firmaların da şehrimize yapacağı yatırımlar ile işsizlik denen canavarı yenmiş olacağız. Amasya Elçin Tekstil firmasının, şehrimize gelerek yatırım yapmasında çok büyük emeği olan başta Başkan Yardımcımız Hasan Şahin olmak üzere, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür eder, firmanın Amasya’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını dilerim”.

     

    Amasya Valisi Dr. Osman Varol ve CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer’inde birer konuşma yaptığı programda, Daha sonra protokol üyeleri tarafından fabrikanın açılış kurdelesi kesildi. Firma sahibi Osman Eken, Protokol üyelerine tesis hakkında verdiği bilgi sonrası, davetlilere verilen kokteyl ile program son buldu.

     

  • ÇİFTÇİLERİN SORUNLARI MECLİSTE

    ÇİFTÇİLERİN SORUNLARI MECLİSTE

    CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, Mayıs ayında Merzifon, Suluova ve Amasya’da meydana gelen dolu afeti ile ilgili zararları ve üreticinin taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gündeme getirerek bir an önce çözüm istedi.
    CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “24-25 Mayıs 2019 tarihinde Amasya merkez, Merzifon ve Suluova ilçelerinde çok büyük bir dolu afeti yaşanmıştır. 200 bin dönüm arazi çok büyük oranda zarar görmüştür, çiftçilerin zararı büyüktür. Çiftçilerimizin talepleri vardır bu bağlamda afet olan bölgelerin, afet bölgesi ilan edilmesini talep etmektedirler. Kamu kuruluşlarına ve özel bankalara olan borçlarının silinip anaparanın taksitler halinde ödenmesini talep etmektedirler. Tohum, gübre, mazot desteği verilmesini ve zarar gören her eve bir yıl süreyle asgari ücret tutarında aylık ödeme yapılması talepleri vardır.” diyerek çiftçilerin taleplerini dile getirdi.

  • BİZ VARSAK UMUT VAR

    BİZ VARSAK UMUT VAR

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “MHP’ye güvendiniz, güveninizi boşa çıkarmayacağız, biz varsak umut, huzur, çare, sarsılmaz bir duruş, sağlam bir şuur vardır.” dedi. Bahçeli, Amasya’da yaptığı açıklamada, “Kurgulanan ekonomik komplolar, yaptırım tehditleri Türkiye’ye sökmeyecektir.” dedi.
    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3T olan tebrik, teşekkür ve takdir ziyaretinde bulunduğu Amasya Belediyesi’nde halka hitap etti. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli, “Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum oluşturmuştur.
    Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’na soruyorum. Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz, hangi hazırlık ve önerilere sahipsiniz? PKK-FETÖ derin ihanetinin açtığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da mı soğan istismarı ile telafi edeceksiniz? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun PKK’ya borcu varsa söylesin, kurtaralım.” dedi.
    Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almak olduğunu belirten Bahçeli, Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur. Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır. Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir” dedi. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacağını belirten Dr. Devlet Bahçeli, Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır. Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir. Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, ‘Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır’ duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir.

  • MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, teşekkür ziyaretleri kapsamında 8. Durağı olan Amasya’yı ziyaret etti.
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı ziyaret eden Bahçeli, belediye önünde Amasyalılara hitaben bir konuşma yaptı.
    Bahçeli konuşmasında şunları kaydetti: “Aziz Vatandaşlarım, Saygıdeğer Amasyalı Kardeşlerim, Değerli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Şehzadeler şehri Amasya’yı selamların en güzeliyle selamlıyorum.

    Amasya’da hayatını sürdüren, ekmeğinin peşinde olan her kardeşimi hürmet ve muhabbetle kucaklıyor en iyi dileklerimi sunuyorum. Amasya tarihin müşahidi, tarih Amasya’nın müteahhididir. Amasya Türkiye’nin göz nuru, maziye açılan gönül kapısıdır.

    Orta Karadeniz’in iç kısmında bir hilal gibi parlayan Amasya geçmişten bugüne dalga dalga büyüyen istiklal ve istikbal haklarımızın kader ve karar kentidir. İftiharla söylemek isterim ki, 31 Mart Mahalli İdareler Seçiminde tarihi bir duruş gösterdiniz. Emaneti ehline teslim ettiniz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne muazzam bir destek verdiniz. Üç hilali yükseltip huzuru ve umudu seçtiniz. Milli birlik ve kardeşliğin mesajını sahiplendiniz. Hepinizle övünüyorum, hepinizle gurur duyuyorum.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi “Teşekkür-Tebrik-Takdir” temasıyla planladığımız ziyaret programlarını sırasıyla gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda sekizinci durağımız olan Amasya’dayız.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Amasyalı kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Amasya Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sarı’yı, Göynücek Belediye Başkanımız Sayın Kadir Fatih Erdoğan’ı, Hamamözü Belediye Başkanımız Sayın Fatih Bayrakdar’ı can-ı gönülden tebrik ediyorum.

    31 Mart seçim sürecinde azimle, heyecanla, samimiyetle, inanmışlıkla çalışan, bununla birlikte sorumluluklarını harfiyen ifa ve icra eden değerli dava arkadaşlarımı, bütün parti teşkilatlarımızı takdir ediyorum. Allah eksikliklerini göstermesin diyorum.

    Amasya’da bir çığır açılmış, milli bir çağrı cevap bulmuştur. Elbette Amasya’nın değerini çok iyi biliyoruz. Verdiğiniz muhterem ve müstesna desteğe layık olabilmek için insanüstü bir gayretle görevimizi yerine getireceğiz. Amasya’ya mahcup olmayacağız. Amasya’nın hedeflerinden taviz vermeyeceğiz. Aziz ecdadımız Amasya’ya derin iz ve eserler bırakmıştır. Tamamı namusumuza emanettir.

    Bedestenler, camiler, medreseler, köprüler, türbeler, kaleler, çeşmeler, hanlar, hamamlar Amasya’yı tarihi ve kültürel hazine olarak kuşatarak zamanımıza kadara ulaşmıştır. Amasya evleri geçmişin anılarını bugünlere taşımıştır.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde tam yedi padişahımızın şehzadelik dönemlerindeki olgunlaşma ve kutlu görevlerine hazırlanma yeri Amasya olmuştur. Payitahta giden yol Amasya’dan geçmiştir. Devlet terbiyesi ve geleneği burada öğrenilmiş ve öğretilmiştir.

    Bir yanda imparatorluk bünyesinde, diğer yanda milli devlet yapısı içinde hem yükselişin, hem de kuruluş ve kurtuluşun ağırlık merkezi bellidir, kuşkusuz Amasya’dır. Şunu herkes bilmelidir ki, Amasya devletin özüdür, milletin sözüdür, tarihin sesidir, geleceğin ruh köküdür.

    Çözülmeye karşı direnç noktası burasıdır. Bölünmeye karşı devleşen irade buradan yükselmiştir. Amasya’ya hizmet ecdada vefa borcumuzdur. Amasya’yı ayak bağlarından kurtarmak, gelişmesini ve büyümesini sağlamak Milliyetçi Hareket Partisi için beka ve şeref meselesidir. Mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız, Amasya’yı baştan ayağa imar, inşa ve ihya edeceğiz.

    Milliyetçi Hareket Partisi’ne güvendiniz, sandıkta güç verdiniz; bizler de güveninizi boşa çıkarmayacağız, beklentilerinizi karşılıksız bırakmayacağız. Milliyetçi Hareket Partisi varsa umut vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa huzur vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa çare vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa sarsılmaz bir duruş vardır, sağlam bir şuur vardır, elbette buradadır, milli vicdanlarda hâkimdir.

    Değerli Amasyalılar, Aziz Dava Arkadaşlarım, Yüz yıl önce vatan toprakları işgal ve esaret altındaydı. Türk milleti zalimlerin baskı ve dayatmasına maruz kalmıştı. Uzun yıllar devam eden savaşlar topraklarımızı eritmiş, milletimizi bitkin, bezgin ve yorgun bırakmıştı. Sömürgeci güçler varlığımızı imhaya heves ve teşebbüs etmişlerdi. Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikedeydi. Ya bir yol bulunmalı, ya da bir yol açılmalıydı. İhtiyaç olunan kudret damarlardaki asil kanda gizliydi. Tutsaklık, bağımlılık, kölelik milletimize uzak ve yabancı kavramlardı.

    Türk vatanının her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, fedakârlık ve kahramanlıklarla nurlanmış, kutlu ecdadımızın mücadelesiyle kazanılmıştı. Felaketlerin ortasından anıt gibi yükselerek milli varlığımızın istiklal içinde geleceğe taşınması ihmali olmayacak bir görevdi.

    Nihayetinde Amasya Milli Mücadele’nin hareket mevkii olarak belirmiş ve sivrilmişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Amasya’ya tutunarak, Amasya’dan ilham alarak kurtuluşumuzun sönmeyecek meşalesini yakmışlar, istiklal genelgesini buradan yayımlamışlardır. Milli Mücadele’ye ruh ve yön veren kararlılık tam bir asır önce Amasya’dan ilan edilmiştir.

    22 Haziran 1919’da zamanlar üstü bir kavrayış ve inançla dile getirilen, “Milletin istiklali, yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır.” iradesi Türk milletinin bağımsızlık kıvılcımını tutuşturmuştur.

    Samsun’da atılan ilk adım, Amasya’da tebliğ edilen ilk tamim Erzurum ve Sivas’ın kongre ruhuyla birleşince milli heyecan keskin şekilde bilenmiş, zaferler kuvvetle birleşmiş, çok şükür Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı karılmış, temeli kazılmıştır. Türk milleti bağımsızlığının bedelini ödemiştir. Milli bekamızın müdafaası için her zorluğa göğüs gerilmiştir. Tarih aynı zamanda geleceğin ilham ve irade payesidir. Yüz yıl önce verilen kurtuluş mücadelesi Türk milletinin yüz akı, milli aklı, varoluş ahlakıdır. Bugün ülkemize yönelik kurulan tuzaklara Amasya Genelgesi’ndeki şuurla bakıyoruz.

    Manda ve himaye özlemi çekenlere Erzurum ve Sivas Kongrelerinin atılgan ve çevik tavrıyla cephe alıyoruz. Dün yedi düvel üzerimize geldi, yine bu milleti yenemediler, yine bu milleti deviremediler. Bugün terör örgütlerinin hunhar eylemleri yine sonuç vermeyecektir.  Sahnelenen küresel oyunlar amacına ulaşamayacaktır.  Yazılan bölgesel senaryolar yırtılıp atılacaktır.

    Kurgulanan ekonomik komplolar, planlanan veya tedavüle sokulan yaptırım tehditleri gene milletin azim ve kararıyla tesirsiz hale getirilecek, hiçbir baskı Türkiye’ye sökmeyecek, işlemeyecektir. Türkiye’nin sesi gür ve güçlü şekilde çıktıkça bundan ürken ve rahatsız olan ülkeler menfur arayış içine giriyorlar.

    Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum yaratmıştır.

    CHP Genel Başkanı’nın “Bize mi saldıracaklar” diyerek aklamaya çalıştığı YPG, 22 Temmuz 2019 gecesi sınır ilçemiz Ceylanpınar’a bir kez daha roket atmış, ikisi çocuk olmak üzere altı kişinin yaralanmasına yol açmıştır. CHP tehlikenin hala farkında değildir. CHP, HDP, İP aynı anda zillete düşmüşler, zihnen, fikren, siyaseten iflas etmişlerdir.

    Özellikle CHP Genel Başkanı’nın Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde dün yapılan “CHP’li Belediye Başkanları Çalıştayı”nda yapmış olduğu konuşma amaçsız siyasetin çarpık bir numunesidir.

    Konuşmasının tek bir yerinde Türkiye’nin terör sorunundan bahsetmemiş, tek bir satırında karşı karşıya olduğumuz ağır tehditlerle ilgili görüş paylaşmamıştır. Bu durum CHP adına ayıptır, utanç vericidir. CHP’ye oy veren kardeşlerime büyük bir haksızlıktır. CHP Genel Başkanı’na Amasya’dan açık açık soruyorum: Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi plan, hazırlık ve önerilere sahipsiniz? 22 Temmuz 2015’ten bu tarafa kaç şehit verdiğimizden haberiniz var mı? Sarımsağın yüzde 89, salçanın yüzde 90, çocuk bezinin yüzde 40 zamlandığını söylüyorsanız da, terörle mücadelenin artan maliyetlerini, bombaya, mermiye, askeri operasyonlara harcanan paraları hiç duydunuz, hiç hesap ettiniz mi? Sayın Kılıçdaroğlu, kuldan utanmıyorsanız, bari Allah’tan korkun.

    Türkiye ateşten gömlek giymişken, siz hangi yüzle konuşuyorsunuz? Mutfakta ateş varsa söner, söndürülür, bugün az yediysek yarın çok yeriz, bugün kaybettiysek kısa sürede tekrar kazanırız, peki ağlayan analara ne diyeceksiniz? Omuzlarda taşınan şehit naaşlarına nasıl bakacaksınız?

    Bekamız tahrip edildikten, vatan ve millet elden gittikten sonra neyin ekonomisinden, neyin gelir azalmasından bahsedeceksiniz? PKK-FETÖ ihanetinin açtığı derin yaraları, kazdığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da soğan, patates, patlıcan istismarıyla mı tamir ve telafi edeceğiz?

    CHP’ye oy veren vatandaşlarım ellerini vicdanlarına koyup muhasebe yapsınlar. CHP Genel Başkanı’nın konuşmasının nesi doğru, neresi düzgündür? Türkiye yalnızca Suriyeli sığınmacılara 35 milyar dolar harcamışken, terörle mücadelenin faturası günbegün ağırlaşırken, küresel tefeciler, ekonomik tetikçiler saldırdıkça saldırırken Türkiye’nin aleyhine konuşmak, ekonomide tezviratlar üretmek adamlık mıdır? Ahlaki midir? Millilik midir? Haysiyetli bir tavır mıdır?

    Milli bekamızın soğan kadar da mı değeri yoktur? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmakta, kimlere hizmet etmektedir? PKK’ya diyet borcu varsa söylesin, kurtaralım, kendisine omuz verelim.

    FETÖ’nün boyunduruğu altındaysa imdat desin, yardım edelim, elinden tutalım, düştüğü çukurdan çekip çıkaralım. Fakat Türkiye’nin tek adam rejimine geçtiğini söylemeye devam ettiği takdirde milli vicdanda mahkûm olacağını, Türkiye düşmanlarına taşeronluktan insan içine çıkamayacağı günlerin yaklaştığını da CHP Genel Başkanı’na ikazen hatırlatmak isterim.

    Teröristler kanlı eylem nöbetindedir, fakat CHP’den çıt yoktur. Sınır ötesinde oyun içinde oyun vardır, ama CHP’den ses yoktur. Bu CHP hangi ülkenin partisidir? Bu CHP kimlere tekmil ve selam vermektedir? Korkuları, sakladıkları hangi açıkları vardır da bu kadar aczin ve teslimiyetin pençesine düşmüşlerdir? İP, CHP, HDP arasında görüşülen, konuşulan, uzlaşılan hangi karanlık ilişkiler vardır?

    CHP Genel Başkanı son bir yılda milli gelirdeki düşüşün 135 milyar dolar olduğunu söylerken, karamsarlık aşılayıp kara kampanya tetikçiliği yaparken kimlerin gözüne girmek, hangi mihrakların dikkatini çekmek için çabaladığını artık herkes biliyor, herkes anlıyor. Bu çürük zihniyetler Milli Mücadele yıllarında ihanetiyle malum olan Ali Kemal’in izinden yürüyen, onun Birleşik Krallığa Başbakan olan torunuyla fikri hısım olan gafillerdir.

    Bunların nüfus kütüğü Türkiye’de, ruh kökü yabancı memleketlerdedir. CHP Genel Başkanı ne yaparsa yapsın, hangi fitne ve nifaktan nemalanırsa nemalansın bu aziz millet, bu büyük devlet varoluş mücadelesini kahramanca sürdürecektir.

    CHP tarihin yanlış tarafındadır, müflistir, geçmişinden kategorik olarak kopmuştur. Ve ne üzücüdür ki, CHP tanınmaz haldedir, aziz Atatürk’ün kemiklerini de sızlatmaktadır. Kılıçdaroğlu ne kadar üç maymunu oynasa da sınır ötesinden kaynaklanan terör tehdidi Türkiye’yi bir karar arifesine kadar taşımıştır. Kaldı ki taşımak da zorundadır.

    Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğünün sinir uçlarına basan, sabrını zorlayan, tahammül sınırını test eden vahim gelişmeler karşısında da varoluş-yok oluş mücadelesinin eşiğinde olduğumuz açıktır. Milli haklarımızı savunamazsak, milli bekamızı koruyamazsak bu coğrafyada, bu millet yapısıyla, bu devlet sistemiyle ayakta durmamız, hayat bulmamız mümkün değildir.

    Kurulan tuzakları akılla, sabırla, milli güç imkânlarıyla bozmak zorundayız. İmhamızı planlayanlara imanla engel olmalıyız, doğduklarına da pişman etmeliyiz. Zaafa düşmemizi projelendirenlere sonuna kadar direnç ve tepki göstermeliyiz. Türkiye’yi önce kafese alıp ardından da zincire vurmak istiyorlar. Bu yüzden vatanımız hedeftir. Milli birliğimiz, milli varlığımız saldırıya uğramaktadır. Bağımsızlığımız ve bekamız ateş hattındadır.

    Fakat teslim olmayacağız, alttan almayacağız, göz yummayacağız, zulme ve zulmete müsaade etmeyeceğiz. Bu gerçeği hafta başında Türkiye’ye gelen ve Suriye’nin kuzeyini esas alan gelişmelerle ilgili temaslar yapan ABD heyetinin iyi bilmesinde çok ciddi yararlar olacaktır.

    Teröristler Suriye’nin kuzeyindedir. Karanlık hesaplar Irak ve Suriye’nin kuzey tarafındadır. İnsanlık düşmanları bilhassa Fırat’ın doğusunda cirit atmakta, tahriklerini ve provokasyonlarını sürdürmektedir.

    Buna dur demenin, engel olmanın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Suriye’nin kuzeyinde acilen derinliği 30 km’yi bulan bir güvenli bölge kurulmalıdır. Bu bölge terörden tamamen arındırılmalı, denetim ve kontrolü Türkiye’de olmalıdır.

    PKK/YPG’li caniler silahlarını derhal teslim etmelidir. Terörden arındırılan ve güvenliği sağlanan alanlara ülkemizde misafir olarak bulunan Suriyeli sığınmacılar peyderpey gönderilmeli ve yerleştirilmelidir.

    Başka bir seçenek yoktur, artık kalmamıştır. Biz güvenli bölgeyle ilgili düşüncelerimizi 2012’den beri seslendirdik. Konuyla ilgili teklif ve değerlendirmelerimizi devamlı surette dile getirdik. Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almaktır.

    Bugüne kadar Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonlar iki defa ertelenmiştir. Her seferinde yeni bir oyalama sürecine maruz kaldığımız açıktır. Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur.

    Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır.

    Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir. 22 Temmuz 2019 Pazartesi günü ülkemize gelen ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin önerileri elbette makul ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzaktır.

    Özel Temsilci Türkiye’de görüşmeler yaparken, ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu Merkez Komutanı’nın Suriye’nin kuzeyinde aranan teröristlerle samimi görüntüler vermesi tam bir izansızlık, pervasızlık ve tutarsızlıktır. ABD Türkiye ile terör örgütünü eşzamanlı idare etmektedir. Bu pişkinliğin ve ahlaki düşüklüğün kabulü mümkün değildir.

    Üstelik ABD’li askerler karadan ve havadan YPG’li teröristlerin katılımıyla Fırat’ın doğusundaki sınır boyunca devriyeye çıkmışlardır. Ankara’da güvenli bölge müzakereleri sürerken ABD’li askerlerin teröristlerle birlikte hareketi ülkemize yönelik gözdağıdır. Müttefiklikle bağdaşmayan ne varsa bölgede tezahür etmektedir.

    Münbiç mutabakatına uymayan, Suriye’nin kuzeyinden asker çekmeyen ABD ileri düzeyde güvenilmez bir durumdadır.

    S-400 Füze ve Hava Savunma Sistemi alımından sonra artan yaptırım tehditleri, ABD Başkanı’nın gönülsüz gibi yaklaşıp Kongre’nin bastırması tam bir orta oyununa, tam bir tiyatroya dönüşmüştür. ABD, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG arasında denge arayışındadır. Kanlı teröristler ABD’nin direkt muhatabı, hain terör örgütü de doğrudan müttefiki haline gelmiş durumdadır. Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır.

    Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir.

    Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, “Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır” duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir. Fırat’ın doğusundaki, Irak’ın kuzeyindeki hain ve haşarat yuvaları dağıtılmalıdır. Irak’ın kuzeyinde icra edilen Pençe operasyonu Türkiye’nin kararlılığının ispatıdır.

    17 Temmuz 2019’da, diplomatımız Osman Köse’yi Erbil’de şehit eden alçakların suikastı planlayan ve azmettirenlerle birlikte cezalandırılması dökülen kanların son damlasına kadar hesabının sorulacağının çok açık bir göstergesidir.

    Katillere yönelik 18 Temmuz’da Duhok kırsalında, bundan altı gün sonra da Irak’ın kuzeyindeki Batifa kırsalında gerçekleştirilen operasyonların kararlılık ve kahramanlık beratı olduğu ortadadır. Yapılan kanlı saldırılar hiçbir hainin yanına bırakılmayacaktır. Rüzgâr eken fırtına biçecektir. Nefretle doğrulan cesaretle biçilecektir. Hiç kimse hesap hatası yapmasın. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacaktır. S-400 alıyorsak ülkemizin güvenliği içindir.

    Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgenin tesisini istiyorsak varlığımız ve egemenlik haklarımızın güvenceye kavuşturulması amacıyladır. Fırat’ın doğusuna F-16 olup uçacaksak, obüs olup patlayacaksak, bomba olup yağacaksak, ateş olup yakacaksak bunun icazetini de hiçbir yerden almayız, hiç kimseye de sormayız, sormayacağız. Irak’ın kuzeyine pençemizi geçirdik.

    Hakurk’tan Kandil’e varıncaya kadar ne kadar hain varsa önümüze kattık, kaçtıkları yere kadar kovalamaya başladık, hepsini birden namlumuzun önüne dizdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör koridorunu kestik, bağlantılarını kopardık. Bilinsin ki, Türkiye’nin varoluşuna dinamit koyamayacaklar. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kast edemeyecekler, milli haklarımıza çomak sokamayacaklar. Türk milletine boyun eğdiremeyecekler, Türk devletine diz çöktüremeyecekler. Doğudan batıya, kuzeyden güneye biriz, beraberiz, büyük bir aileyiz. Türk milleti zalimlere karşı kenetlenmiştir.

    Yürekler birdir, nefesler birdir, nitekim Türk milleti adını, anısını ve gelecek ülkülerini zedeletmeyecektir. Dünya ABD’den ibaret değildir. F-35’den mahrum olmak her şeyin sonu değildir. Küresel pakt, oluşum ve kuruluşlar kader değildir. Geçmişte kendi yolumuzu kendimiz çizmeyi başardık. Yine yaparız, yine başarırız, yine her zorluğun üstesinden geliriz. Çünkü biz Türk milletiyiz.

    Değerli Vatandaşlarım, Aziz Dava Arkadaşlarım, 25 Temmuz 2019 tarihinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faiz oranını yüzde 24’ten yüzde 19,75 çekmesi sevindirici bir gelişmedir.

    Üreten, yatırım yapan, istihdam oluşturan, Türkiye’nin büyümesine destek olan girişimcilerimizi, firmalarımızı, şirketlerimizi, iş âlemini faiz tasallutundan kurtarmak lazımdır. Vatandaşlarımızı faiz ve kur baskısından korumak muhakkak sağlanmalıdır. Nitekim faiz çilesine son verilmelidir. Üretim teşvik edilmeli, çarklar dönmeli, fabrika bacaları tütmelidir. Ekonomik saldırı düzenleyenlere bütün imkânlarımızla direnmek mecburidir. Çiftçilerimizin sorunları vardır, halledilmelidir. Esnafımızın şikâyetleri vardır, giderilmelidir.

    Emeklilerimizin, işçilerimizin, memurlarımızın, dar ve orta gelirli insanlarımızın talepleri imkanlar nispetinde karşılanmalıdır. Buğday üreticilerimizin, pancar üreticilerimizin, sebze ve meyve üreticilerimizin, emeğinin, alın terinin karşılığını almak isteyen kardeşlerimizin problemleri zaman içinde çözülmelidir.

    Ekonomik iyileşme, demokratik normalleşme, siyasi istikrar, kalkınma, gelişme ve zenginleşme hamlelerini daha da güçlendirecektir. 2018 yılının Ekim ayında yüzde 25,2 olan enflasyonun geçen ay yüzde 15,72’ye inmesi ve cari açıktaki gerileme umut vericidir. Mali disiplin ve tasarruf tedbirleriyle bütçe açığındaki artışların frenlenmesi mümkündür. Bizim arayışımız daha huzurlu bir Türkiye’dir. Bizim arzumuz daha müreffeh, daha güvenli, daha gelişmiş bir Türkiye’ye ulaşmaktır.

    İdlib’te bina enkazlarının arasına sıkışıp kalan çocukların yürek burkan fotoğrafları, Gazze’de, Kaşgar’da, Kerkük’te feryat eden yavruların feci akıbetleri hepimizi sarsmalı, uyarmalıdır. Vicdani görevlerimizi ihmal etmemiz düşünülemeyecektir. Yerlerini yurtlarını terk edip umuda yolculuk diye denizlerde boğulup balıklara yem olan göçmenlerin acıklı halleri hepimize ibret olmalıdır.

    Doyamayan, giyinemeyen, barınamayan, suya bile kanamayan mazlumların hakkını savunmak milletimizin tarihi mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Türk milleti var oldukça, Türkiye ebediyet istikametinde ilerledikçe zalimlerin korkulu rüyası, masumların da müdafaa mercii olarak anılacak ve ayakta alkışlanacaktır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle gücüne güç kattıkça bölgesinde huzur ve istikrar adası olarak yükselecektir. Yükselişimizin sınırı da yoktur. 2023 hedeflerinin gerisinde kalmanın bahanesi olamayacaktır. Ülkemiz daha güzel günlere, bugünden daha umutlu dönemlere ulaşacaktır. Sorun varsa, çözecek irade de vardır. Zillet değil millet yaşayacaktır. Zalimler değil mazlumlar kazanacaktır. Türkiye’de hiçbir insanımız aç ve açıkta bulunmamalıdır. Merkezi yönetimle mahalli yönetimler bunu teminle mükelleftir. Bizim belediyecilik anlayışımızın temelinde yatan da budur.

    İnsanımız huzur, barış, refah ve güvenlik içindeyse bizler rahat ederiz, vicdanen müsterih oluruz. Belediye Başkanlarımızın kapıları paylaşmanın, bölüşmenin, kardeşçe muamelenin, hayırsever ve yardımsever ahlakın merkezi olmalıdır. Bizim gönlümüzde herkese yer vardır. Bizim sevgimiz herkese yetecek kadar büyüktür. Amasya’da süt içemediği için ağlayan bir bebek olmayacaktır. Ekmek alamadığı için başını öne eğen nineler, dedeler, analar, babalar olmayacaktır. Isınamadığı için küçücük elleri soğuktan çatlayan çocuklarımız olmayacaktır. Giyecek ayakkabısı olmadığı için ayakları su içinde kalan yavrularımız olmayacaktır. Sözümüzü sözdür, Amasya’da ayağa ve şaha kalkacaktır.

    Amasya Belediye Başkanımıza ve diğer Belediye Başkanlarımıza samimiyetle güveniyor, hepsinden çok şey bekliyorum. Her Belediye Başkanımız şehrinin emini, teminatı, manevi hisarı, gece gündüz muhafızıdır.

    Medeniyet tasavvurumuza bizzat sahada refakat edecek, bunu tanıtıp anlatacak, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkemizi yaşatacak olan Belediye Başkanlarımızdır. Belediye Başkanlığına yeni seçilen arkadaşlarımdan özellikle rica ediyorum: Sürekli geçmiş yönetimlerden yakınarak vakit kaybetmek ve alınan kötü mirastan sızlanmak yerine önünüze bakmalı, hedeflerinizin peşinden koşmalısınız. Geçmişteki hataların aynısını yapmak bizim kitabımızda yazmayan bir sapma halidir.

    Vatandaşlarımızla empati yapamayan, dertlere deva olamayan, sorun ve şikayetlere kulak veremeyen belediye yönetimlerinin akıbeti biliniz ki kayıptır. Çıkarların ikmaline değil, haysiyetin ifasına, hidayetin ifadesine, hizmetin idamesine dört elle sarılmak önem ve öncelik sıralamasında en ön safta yer almalıdır.

    Diyor ya Hz. Mevlana: “Kula bela gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela vermez kul azmadıkça.” Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sizleri bir kez daha selamların en güzeliyle selamlıyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Amasya’yı daha gelişmiş yapma mücadelemizde sizlerin desteğinizi bekliyor, Cenab-ı Allah’ın yardım ve himayesini niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Yüce Allah’a emanet olun. Ne Mutlu Türküm Diyene.” diye konuştu.

  • MİLLİ EĞİTİM BAKANI: TEMEL LİSELER KAPATILIYOR

    MİLLİ EĞİTİM BAKANI: TEMEL LİSELER KAPATILIYOR

    CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle yöneltmiş olduğu, ‘Temel liselerin kapatılmasına yönelik bir çalışma olup olmadığına ilişkin’ yazılı soru önergesine yanıt Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan geldi.

    “EĞİTİM ÖĞRETİM DESTEKLERİ YETERLİ Mİ?”
    CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yazılı soru önergesine yanıt veren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Temel Liselerin 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar taahhütte bulundukları okul türüne dönüşmemesi durumunda resen kapatılacağı bilgisini verdi.

    Ayrıca Bakan Selçuk, Dershaneden temel liseye dönüşen kurum sayısının 1.225, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3.455 ve 2015-2016 eğitim öğretim yılında ise 71.668 temel lise öğrencisine eğitim öğretim desteği verildiği bilgisini verdi.

    GÜRER’İN SORULARI..
    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer yanıtlanması istemiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “Bir bölümü iktidarın dershaneleri kapatmasının sonrasında açılan 962 özel lise ile ilgili yeni bir düzenleme ile kapatılmalarına yönelik bir çalışma olduğu kamuoyuna yansımıştır. Bu yönde bir çalışma var mıdır? Bu bağlamda iktidarın taahhüttü ve kanunda yer aldığı üzere, öğrenci teşviki, bina kiralama ve arsa tahsisi yapılacaktı. Kaç okula yapıldı, toplam tutar nedir? Öğrenci teşviki uygulamasının ilk ve ikinci yılında teşvikli öğrenci sayısı kaçtır? 5 Şubat 2017 tarihindeki yönetmelikte MEB Temel Liselere okul kiralayacağını açıklanmıştı, kaç okul kiralanmıştır? Arsa tahsisi sağlanan okul sayısı kaçtır? 2015 yılında 4200 dershane vardı. İnceleme ve soruşturma sonucunda kaç dershane Temel Liselere dönüştürüldü? Süreç içinde kaç Temel Lise kapandı? Ülke genelinde, MEB’e bağlı olan kaç tane özel öğretim kursları, kişisel gelişim kursları, KPSS kursları bulunmaktadır” şeklindeki soruları yöneltti.

    BAKAN SELÇUK: “TEMEL LİSELER KAPATILACAK”
    CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yazılı soru önergesine yanıt Ziya Selçuk’tan geldi. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren temel liselerin 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar taahhütte bulundukları okul türüne dönüşmemesi durumunda resen kapatılacağı bilgisini veren Bakan Selçuk, “Bakanlığımıza bağlı diğer özel okulların kapatılmasına ilişkin Bakanlığımızca yürütülen bir çalışma bulunmamaktadır” yanıtını verdi.

    “1.225 KURUM, TEMEL LİSE OLDU”
    Dershaneden temel liseye dönüşen kurum sayısının 1.225, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3.455 ve 2015-2016 eğitim öğretim yılında ise 71.668 temel lise öğrencisine eğitim öğretim desteği verildiğini açıklayan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,“21.06.2019 tarihi itibariyle Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösteren 2.811 özel öğretim kursu bulunmaktadır” yanıtını verdi.

  • KARAGÖZ; “İNSANLIĞIN ÇOK ÖNEMLİ DERSLER ÇIKARMASI GEREKEN BU OLAYLAR UNUTULMAYACAK.”

    KARAGÖZ; “İNSANLIĞIN ÇOK ÖNEMLİ DERSLER ÇIKARMASI GEREKEN BU OLAYLAR UNUTULMAYACAK.”

    CHP Amasya İl Başkanı Reşat KARAGÖZ, Sivas’ta 2 Temmuz’da Madımak Oteli’nde katledilen 35 aydının yakılarak katledilişinin 26. yıldönümü sebebiyle bir açıklamada bulundu.

    Karagöz, “Tarihin her döneminde farklı kültür ve renklerin bir arada, barış içinde yaşadığı Anadolu topraklarında bu kardeşliği hazmedemeyenlerce katliamlar yapılmıştır. Çorum, Sivas ve Maraş katliamları gibi toplumsal barışı tehdit eden olaylar, tarihimizdeki en acılı ve üzüntülü günler olarak yerini almıştır. İnsanlığın çok önemli dersler çıkarması gereken bu olaylar unutulmayacak, Cumhuriyet tarihinin kara bir lekesi olarak her zaman hatırlanacaktır. Sivas katliamının üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen acısı hala yüreğimizi yakmaktadır. Suçluların cezalandırılmaması, Sivas davasının zaman aşımına uğrayarak kapanması ile sadece 35 aydınımız değil, maalesef ADALET’te katledilmiştir.

     

    Sivas’ı kana bulayan dinci terör örgütleri, Fetö terör örgütüyle el ele verip bu ülkeyi kan gölüne çevirdiklerini unutmayalım. Bunlar ne derse desin, adalet ve özgürlük mücadelemiz devam edecektir. Bu topraklar tarih boyunca, farklı kültür ve renklerin bir arada, kardeşçe yaşadığı, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Anadolu;  barışın, kardeşliğin ve huzurun toprakları olmuştur. İşte bu nedenle, zalimin zulmüne karşı başkaldırının simgesi, Pir Sultan Abdal’ı, Köroğlu’nu, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün simgesi, Mevlana ve Hacı Bektaş’ı kendimize örnek alıyoruz.

    Dileğimiz, bu tür katliamların, faşist baskılar altında ölümlerin bir daha yaşanmamasıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun din ve inanç adına yapılan tüm katliamları kınıyor, Sivas ve diğer katliamlarda yaşamını yitiren yurttaşlarımızı ve aydınlarımızı saygıyla anıyor ve yakınlarını yitirmiş olanların hiç dinmeyen acılarını paylaşıyorum.” dedi.

  • BAŞKAN SARI SALİH AŞÇI’YI ACI GÜNÜNDE YALNIZ BIRAKMADI

    BAŞKAN SARI SALİH AŞÇI’YI ACI GÜNÜNDE YALNIZ BIRAKMADI

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Çaydibi eski Belediye Başkanı Salih Aşçı’nın annesi Melek Aşçı Hanımefendinin cenaze namazına katıldı.

    Taşova Çaydibi eski Belediye Başkanı ve Eski Milli Güreşçi Salih Aşçı’nın vefat eden annesi Melek Aşçı Hanımefendinin cenaze namazı Merkez Camiinde Cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrası aile kabristanlığına defnedildi. Cenazeye Amasya belediye Başkanı Mehmet Sarı, Belediye Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan, Taşova İlçe Belediye Başkanı Bayram Öztürk, MHP Taşova İlçe Başkanı Aslan Berber, CHP Taşova İlçe Başkanı Ömer Özalp, İyi Parti Taşova İlçe Başkanı İsmail Yüksel, Siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Başkan Sarı ve Yenihan Salih Aşçı’ya başsağlığı dileklerinde bulundular.

  • TOPAL; “KİMSENİN HAKKINI YEMEDİK, KİMSEYE DE HAKKIMIZI YEDİRMEDİK”

    TOPAL; “KİMSENİN HAKKINI YEMEDİK, KİMSEYE DE HAKKIMIZI YEDİRMEDİK”

    Eski Amasya CHP Milletvekili Ramis Topal yaptığı açıklamada şunları söyledi; “19 Aralık’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu öncülüğünde başladığımız seçim çalışmalarında İstanbul’u İstanbullu yönetecek dedik. İstanbullunun isyanına kör sağır ve dilsiz kalmadık. Sayın Ekrem İmamoğlu mazbatasını alıp 18 Nisan’da göreve gelir gelmez verdiğimiz sözleri bir bir yerine getirdik. 6 Mayıs kararı ile demokrasi tarihimiz ve millet iradesi YSK tarafından yok sayıldı. 186 gündür sokakta, caddede, pazarda, karda, yağmurda gece gündüz demeden yorulmadan verdiğimiz demokrasi mücadelemizi 23 Haziran akşamı İstanbul seçmeninin kararı ile Sayın Ekrem İmamoğlu yeniden Belediye Başkanı seçildi. Bu süreçte emeği geçen başta Amasya İl ve İlçe örgütlerime, destek için yanımızda olan diğer İl ve İlçe örgütlerimize, Kadın Kollarımıza, Gençlik Kollarımıza, partililerimize, gönüllülerimize ve yüreği bizimle olan yaşasın demokrasi diyen 82 milyon Türk halkına sonsuz teşekkürler. Kimsenin hakkını yemedik kimseye de hakkımızı yedirmedik.” diye konuştu.