Blog

  • TBB’DEN AVUKATLAR GÜNÜ AÇIKLAMASI

    TBB’DEN AVUKATLAR GÜNÜ AÇIKLAMASI

    AVUKATLARIN VE HAKLARINI SAVUNDUĞUMUZ 82 MİLYON VATANDAŞIMIZIN AVUKATLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
    Türkiye’nin dört bir yanında, hukuk ve adalet için vatandaşın yanında, en ön safta mücadele veren 125 bin avukat, artık tahammülü giderek imkânsız hale gelen maddi ve manevi sorunlarla karşı karşıyadır.
    20 bin stajyer avukat için yaşam mücadelesi boğucu hale gelmiştir.
    Sayısı sürekli artan hukuk fakültelerinde okumakta olan 85 bin öğrenci, haklı olarak gelecek kaygısı içindedir.
    Hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncü gücü olan avukatlar, buna rağmen hukuk devleti mücadelesini sürdürmeye devam etmektedir.
    Avukatın mesleki standartlarının yükseltilmesi, mesleğin sürdürülebilirliğinin güvence altına alınması, sorunların çözüme ulaştırılması avukatın olduğu kadar devletin, hukukun üstünlüğünün, demokratik toplumun korunması ve geliştirilmesi için zorunludur.
    Çünkü:
    • Avukatın varlık sebebi, bireyin hakkını korumaktır.
    • Avukat, kanunda yazılı hakları bireyin kullanmasını sağlayan kişidir.
    • Avukata tanınan her hak aslında bireyin hakkıdır. Avukata yönelik her hak ihlali de bireyin hakkının ihlalidir.
    • Avukat, demokratik hukuk devletinin lokomotifi ve koruyucusudur.
    • Avukat; zulme karşı mazlumun, haksızlık yapana karşı masumun temsilcisidir.
    • Avukatlık mesleğinin doğasında bağımsızlık ve özgürlük vardır.
    • Avukatın tabi olduğu tek düzen hukuk düzenidir ve boyun eğeceği efendisi yoktur.
    • Avukatın olmadığı yerde adil yargılamadan, bağımsız ve etkin bir savunmadan ve hukuk devletinden söz edilemez.
    • Avukat, hukukun üstün olduğu demokratik devletlerin yargılamasının temel taşıdır.
    • Avukatın olmadığı yargılamada keyfilik hüküm sürer ve sonuçlar toplum vicdanını asla tatmin etmez.
    Yargı reformunun gerçekleşmesi, güvenilir bir hukuk sisteminin inşa edilmesi, hukuk güvenliğinin sağlanarak ekonominin rahatlaması ve refah toplumu idealine ulaşılması için avukatlık mesleğinin içinde bulunduğu ve yıllardır dile getirilen sorunların artık çözülmesi gereklidir.
    Laik, sosyal, demokratik hukuk devleti ilkesine dayalı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı aydınlık yolda yürümeye devam eden biz avukatlar, hukuk devleti idealine ulaşacağımıza dair inancımızı hiç yitirmedik ve asla yitirmeyeceğiz.
    Hukuk devleti mücadelemizi daima sürdüreceğiz.
    Mesleğimiz için…
    Ülkemiz için…
    Milletimiz için…

  • AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

    AVUKATLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

    Öncelikle çok zor ekonomik şartlarda görev yapan değerli meslektaşlarımın Avukatlar Gününü kutluyorum. Avukatlar, Vatandaşın, haksızlıklar karşısındaki tek güvencesidir. Biz Avukatlar çağlar boyunca hukuksuzluklar ve haksızlıklar karşısında susmadık ve susmayacağız. Bizler, aynı zamanda insan hakları ihlallerine, kadına karşı şiddete, çevre katliamlarına, hayvanlara yapılan kötü muameleye kısaca her türlü hukuksuz ve haksızlığa karşı durmaktayız. Tekrar tekrar söylemekten yorulmadığımız bir şiar vardır; Adalet bir ülke de ekmek gibi su gibi, hava gibi gereklidir. Adaletin gerçekleşmesi ise ADİL YARGILANMA ve SAVUNMA MESLEĞİ AVUKATLIĞIN GÜCÜNÜN ARTMASI ile mümkündür. Ülkenin gerçek BEKAASI ANCAK ADALETE OLAN GÜVEN İLE SAĞLANABİLİR. Bizler ÖNYARGILAR DEĞİL, ADİL YARGILAMALAR İSTİYORUZ. Bizler için büyük dava küçük dava ayırımı olmaz, sadece adil yargılama istek ve beklentisi olur.
    Avukatlar olarak bizlerin tüm fedakârca çalışmaları karşısında, mesleki sıkıntılarımızın giderilmemiş olması, her geçen gün yeni sorunların ilave edilmek suretiyle mesleğimizin daha da zorlaşması karşısında eylemsiz ve suskun kalacağımız beklentisi içinde kimse olmamalıdır. Her ne kadar Adalet Bakanlığı tarafından SAVUNMANIN GÜÇLENMESİNE YÖNELİK çalışmalar yapılmasını iyimserlik ile izlememize karşın henüz somut Yasal adımların atılmamış olması, vergisel yükümlülükler, mesleki faaliyet alanlarının kısıtlanması ve ağır ekonomik koşullar, iyimserliğimizi, ihtiyatlı iyimserliğe dönüştürmektedir.
    Alternatif çözüm yollarına ilişkin gelişmeleri de endişe ile izlemekteyiz. Arabuluculuk kurumunun birçok alanda zorunlu hale getirilmesi ve kapsamının Aile Hukukunu da kapsar şekilde genişletilmesi, özellikle işçi işveren ihtilaflarında işçi lehine avukat görevlendirilmemesi konusundaki ısrar, kuruma olan güveni azaltmakta bir o kadar adaletsizliklere zemin hazırlamaktadır. Yine Uzlaştırma Kurumunun Hukukçu olmayan, UZLAŞTIRICILAR tarafından yapılması da bu kurumun güvenirliğini azalttığı gibi, birçok hukuki yanlışlığın yapılmasına neden olmaktadır. Avukatsız ve Hukukçusuz hiçbir çözümün, toplum tarafından da kabul edilmesi mümkün değildir.
    31 Martta yapılan Yerel seçimlerde, 5 yıl süreyle mahalli idareleri yönetme hakkı kazanan Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyeleri ve İl Genel Meclis üyeleri ile Köy ve Mahalle Muhtarlarını kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Ülkenin tüm sorunlarının, bilim, akıl, liyakat ve adil bir yönetim ile Hukuk ve Hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu çalışmalarla aşılabileceği, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İlkelerinin şiar olması gerektiği yönündeki görüşümüzü bir kez daha yineler, kamuoyu ile saygı ile paylaşırız.

    AMASYA BAROSU YÖNETİM KURULU ADINA BARO BAŞKANI
    AV.A. MELİK DERİNDERE

  • BAŞKAN SARI: “TÜRK DÜNYASININ LİDERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ”

    BAŞKAN SARI: “TÜRK DÜNYASININ LİDERİNİ RAHMETLE ANIYORUZ”

    AMASYA Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Başbuğ Alpaslan Türkeş’in ölümün 22’inci yıldönümünde bir mesaj yayımladı.
    Belediye Başkanı Mehmet Sarı mesajında, “Mücadele içerisinde geçen 79 yıllık bir ömrü dimdik ayakta son ana kadar çalışarak tamamlanışının üzerinden tam 22 yıl geçti. Yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır. Son ziyareti 4 Nisan kendi şehrimiz Amasya idi. Türk Dünyasının son başbuğu cennet mekan muhterem Alpaslan Türkeş beyin her yıl olduğu gibi rahmet ve minnetle anıyoruz” dedi.

  • HAZERANLAR KONAĞINDA HÜSN-İ HAT VE TEZHİP SERGİSİ

    HAZERANLAR KONAĞINDA HÜSN-İ HAT VE TEZHİP SERGİSİ

    Türk Süsleme Sanatlarından Olan Hüsn-i Hat ve Tezhip Sergisi’nin açılışı Hazeranlar Konağında gerçekleşti. Sergiye Amasya Valiliği Özel Kalem Müdürü Recep Doğan, İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu, İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergis, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Özkan Kaya, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ali Bahçivan, Halk Eğitim Merkezi ve ASO Müdürü Alaattin Turna, Okul Müdürleri, Usta Öğreticiler ve Kursiyerler katıldılar.
    Hüsn-i Hat ve Tezhip Sergisi 02-07 Nisan tarihleri arasında Hazeranlar Konağı’nda sergilenecektir.
    İl Milli Eğitim Müdürümüz sergi açılışını gerçekleştirdikten sonra, sergiyi dolaşarak Halk Eğitim Merkezi usta öğreticilerinden el sanatlarımız hakkında bilgi aldı. Sergide emeği geçen öğretmenlere teşekkür etti.

  • 2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

    2 NİSAN DÜNYA OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ

    “2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde ilimizde program düzenlendi. Programa Vali Yardımcısı Mehmet Ercan Aslantaş, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Mustafa Arslan, il protokolü, Otizmli Çocuklar ve Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan kamu görevlileri, öğrenciler, çocuklar ve vatandaşlar katıldı.
    Program Saraydüzü Kışla Binası önünden Lokman Hekim İşitme Engelliler Okulu’na kadar Otizm Farkındalık Yürüyüşü ile başladı. Mavi balonlarla yapılan yürüyüş sonrası Lokman Hekim İşitime Engelliler Okulunda yapılan etkinliklerde ilk olarak Okul Müdürü Yusuf Koçak günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmanın ardından çocuklarımızın yapmış olduğu etkinliklerde göstermiş oldukları performansla programa gelenlere adeta engelli değil de farklı olduklarını bir kez daha göstermiş oldular.

  • HIZIR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ; “AMASYALILARIN YARDIMLARINI BEKLİYORUZ”

    HIZIR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ; “AMASYALILARIN YARDIMLARINI BEKLİYORUZ”

    14 yıldır Amasya’da kurulan, herhangi bir şubesi olmayan, Amasya’daki ihtiyaç sahiplerine yardım yapmayı ilke edinmiş Hızır Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 8. Genel kurulda Davut Fidan, Fehmi Gider, Nahit Özaslan, Adnan Karaçağa ve H.Hüseyin Haklı’yı seçerek yönetim kurulunu belirledi.
    2005 yılında yardımlaşmayı amaç edinmiş Amasyalı hayırseverler tarafından kurulan Hızır Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği ilk günkü anlayışla yardım çalışmalarına devam etmektedir. Şehrimizde yaklaşık 110 aileye gıda, ayni ve nakdi yardım yapılmaktadır. Kış aylarında ihtiyaç sahiplerine yakacak yardımı verilmektedir. Her ay durumları tespit edilmiş 15 öğrenciye burs verilmekte ayrıca şehrimize gelen mülteci ailelerden ihtiyaç sahiplerine düzenli olarak gücü nispetinde yardım edilmektedir.
    8. Olağan kongresini Hızır-Der toplantı ve istişare salonunda yapan Dernek Üyelerinin Oy birliği ile yeni yönetim kurulunu belirledi. Yönetim kurulu başkanlığına seçilen Davut Fidan yaptığı kısa konuşmada, ‘’kaldığımız yerden azim ve kararlılıkla aynı tempo ile çalışacağız. Amasyalıların yardımlarını bekliyoruz. Ayrıca çalışma arkadaşlarıma ve yardımlarını esirgemeyen Amasyalı hemşerilerimize teşekkür ediyorum. ’ifadelerini kullandı.

  • ÖĞRENCİLER İÇİN GÜVENLİ İNTERNET TIRI AMASYA’DA

    ÖĞRENCİLER İÇİN GÜVENLİ İNTERNET TIRI AMASYA’DA

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) ve Bilgi Teknolojileri ve İnternet Güvenliği Derneği (BTİDER) iş birliği ile teknolojiye ulaşma fırsatı sınırlı olan çocuk ve gençlere teknoloji deneyimleri yaşatmayı hedefleyen ‘BTK Güvenli İnternet Tırı’ Amasya’da öğrencilerle buluştu.
    Eğitim tırında görev yapan eğitimciler güvenli ve bilinçli internet kullanımı hakkında 700 ortaokul öğrencisine sunum yaptılar.

    İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Abdullah Gürbüz ve Şube Müdürü Faruk Yıldız da tırda bulunan güvenli internet merkezi ve teknoloji deneyim alanlarında incelemelerde bulundular.

  • TAKIMIN KAPTANI DA BAŞKANI DA O!

    TAKIMIN KAPTANI DA BAŞKANI DA O!

    Türkiye Erkekler Hentbol 1. Ligi ekiplerinden 1957 Suluovaspor’un kulüp başkanı olan atanamayan öğretmen Mehmet Keskin, takımın aynı zamanda kaptanlığını da yapıyor.
    4 yılı aşkın süredir faaliyette olan kulüpte daha önce başkanlık yapan kişilerin farklı nedenlerle görevlerini bırakmaları üzerine son iki yıldır aralıklarla başkanlığı takım kaptanı Mehmet Keskin üstleniyor. Bölgesel ligde faaliyete başlayıp 2. ligden sonra yükseldiği 1. ligi orta sıralarda tamamlayan takımının başkanlığını geçen yıl sezon boyunca yapıp borçsuz şekilde geldikleri 1. ligde ilk 3 maça çıktıkları başkanın görevi bırakmasıyla yeniden zorlu görevi üstlenen takım kaptanı Keskin, “Bu iş yine bana kaldı. Oynamazsam bir sporcu daha dışarıdan alacağız. Bu da maddiyat istiyor. Geçen yıl ligi borçsuz tamamlamıştık. Ama 1. lig gerçekten zor” dedi.
    12 deplasman maçına gittiklerini ve yörede sporun gelişimi adına kulübün faaliyetlerini sürdürmek istediklerini dile getiren 34 yaşındaki Keskin, “Şu anda 78 bin lira gibi bir borcum var. Diyeceksiniz kime güvenerek bunları yaptın. Sporcularımın hepsi bana güvendi. Şu anda bir kuruş para almadılar. Gerçekten çok sıkıntılıyız. Bunları aşabilecek miyiz zaman gösterecek” diye konuştu. Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunu olan ancak atanamadığı öğretmenlikten umudunu kesince yöreden yeni sporcuların yetişmesi için kulübün altyapıdan sorumlu yardımcı antrenörlüğünü de üstlenen Keskin’in takımını ise üniversiteden hocası olan Dr. İlknur Yazıcılar Özçelik çalıştırıyor.

  • ‘PROF. DR. FUAT SEZGİN’İN BİLİM TARİHİNE KATKILARI’

    ‘PROF. DR. FUAT SEZGİN’İN BİLİM TARİHİNE KATKILARI’

    55. Kütüphaneler Haftası etkinlikleri kapsamında Amasya Üniversitesi Kütüphane Daire ve Dokümantasyon Daire Başkanlığınca ‘Prof. Dr. Fuat Sezgin’in Bilim Tarihine Katkıları’ konulu bir konferans düzenlendi. Dr. Öğretim üyesi Hasan Yerkazan’ın konuşmacı olarak katıldığı program İlahiyat Fakültesinde gerçekleştirildi. İslam bilimi ve teknoloji tarihi araştırmaları yapan, dünyanın önde gelen bilim insanlarından Prof. Dr. Fuat Sezgin’in hayatını gençlerle paylaşan Dr. Hasan Yerkazan; Sezgin’in, 24 Ekim 1924’te Bitlis’te dünyaya geldiğin, Erzurum’da ortaokulu ve liseyi bitirip 1943’te ise İstanbul’a geldiğini söyledi.
    İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde alanında en tanınmış uzmanlardan Alman şarkiyatçı Helmut Ritter’in öğrencisi olan Sezgin’in yine Ritter’in tavsiyesi üzerine İslam bilimlerine yöneldiğini aktaran Yerkazan; Sezgin’in 2. Dünya Savaşı yıllarında altı ay eve kapanarak Arapça’yı anadili öğrendiğini belirtti. Daha öğrenciyken hocacıyla birlikte Süleymaniye Kütüphanesinde yazma eserler üzerine birlikte çalıştıklarını kaydeden Dr. Yerkazan; 1954 yılında Sezgin’in “Buhari’nin Kaynakları” konulu doktora tezini hazırlayıp sonrasında doçent olduğunu söyledi. Yerkazan; Sezgin’in bu çalışmayla hadis kaynağı olarak İslam kültüründe önemli bir yere sahip olan Buhari’nin, bilinenin aksine sözlü kaynaklara değil yazılı kaynaklara dayandığı tezini ortaya attığını belirtti. Yerkazan; ”Sezgin’e göre Endülüs’ün, Osmanlı’nın yani İslam medeniyetinin yükselişte olduğu 800 yıllık tarihi Batılılar görmek istemiyor ve Batı medeniyeti bu dönemdeki tüm gelişmeleri Antik Yunan’a bağlamak istiyor. Ama Fuat Sezgin Hoca buna karşı çıkarak Batı medeniyetinin bugünkü yükselişinin temellerinde 800 yıllık İslam medeniyetinin yattığını belirtiyor. Hoca bunu ispatlamak için hayatını bu bilgiye vakfediyor ve bunu da başarıyor. Günde çok az yiyerek içerek, uyuyarak 17 saat çalışıyor.” dedi.
    Süryanice, İbranice, Latince, Arapça ve Almanca da dahil 27 dili çok iyi derecede bilen Prof. Dr. Fuat Sezgin’in 2008 yılında İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduğunu ifade eden Dr. Yerkazan müzede Müslüman bilim insanlarının icat ve keşifleri, bilim tarihinin farklı alanlarındaki değişiminin kapsamlı bir şekilde ortaya konduğunu belirtti.
    Gençlerden gelen soruları da cevaplandıran Dr. Hasan Yerkazan’a İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Recep Orhan Özel teşekkür ederek çiçek takdim etti.

  • AYAN; “SAĞLIKTA ŞİDDET ARTIK İŞ KAZASI OLARAK KABUL EDİLİYOR”

    AYAN; “SAĞLIKTA ŞİDDET ARTIK İŞ KAZASI OLARAK KABUL EDİLİYOR”

    Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ses İl Başkanı Satılmış Ayan, Tüm toplumda şiddet olayları artmaktadır. Nefret söylemlerinin en üst mercilerden dillendiriliyor oluşu, bireysel silahlanmanın teşviki, suçluların yargı süreçlerinde ceza indirimleri alıyor olması toplumda suçluların cezalandırılmayacağına, mağdurların korunmayacağına yönelik bir kabullenme hali yaratmaktadır ”dedi.
    Sağlık Ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Ses İl Başkanı Satılmış Ayan konuyla alakalı şu açıklamalarda bulundu; ”Sağlık emekçileri de her geçen gün artan dozda şiddete maruz kalmaktadır. Tüm sağlık emekçileri için sağlık kurumları artık huzurlu bir çalışma ortamı olmaktan çıkmış, yoğun iş yükü, performans baskısı altında ezildiğimiz, her an şiddete maruz kaldığımız, can güvenliğimizin olmadığı yerler haline gelmiştir. Sağlık emekçilerine yönelik şiddetin boyutları ortadadır. Resmi rakamlara göre her gün en az 31 sağlık emekçisi şiddete uğramaktadır. Şiddeti önlemekle ve suçluları cezalandırmakla yükümlü kamu erki ise sağlıkta şiddetin önlenmesi için herhangi bir adım atmadığı gibi sağlık emekçilerinin örgütlerinin taleplerini, defalarca meclis gündemine getirilen yasa tasarılarını hiçe saymakta, herhangi bir yaptırım getirmeyen yasayı şiddetle mücadele yasası olarak ilan etmekte, bu tutumuyla sağlıkta şiddeti meşrulaştırmaktadır.
    Sağlık sistemindeki tüm sorunların sorumlusu olarak sağlık emekçilerinin gösterilmesi, şiddet uygulamanın hak arama yöntemine dönüştürülmesi bir taraftan, sırtını iktidara yaslamış liyakatsiz yöneticilerin uyguladıkları mobing diğer taraftan; tükeniyoruz! Sağlık emekçileri olarak yoğun ve tüketici iş hayatının yanında maruz kaldığımız şiddet nedeniyle de mesleğe yabancılaşmakta, kendimizi çaresiz hissetmekteyiz.
    Yetkili sendika; söz konusu emekçilerin haklarını savunmak olunca ortalarda görünmemekte, her zaman olduğu gibi üyeleri ve sağlık emekçilerinden yana değil yöneticilerden yana tavır almaktadır. Ancak sağlık emekçileri yalnız değildir, bugün burada olduğu gibi haklarımızı bir arada yan yana savunmaktayız. Şiddetin de sağlık alanında yaşadığımız tüm diğer sorunların da çözümü tüm sağlık emekçilerinin bu yan yana duruşundan geçmektedir. Hep birlikte yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda sağlıkta şiddet artık iş kazası olarak kabul edilmektedir. Bu da şiddet olaylarında kamu erkinin işveren olarak sorumluluğunun kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Şiddetin sona ermesi için taleplerimizi bundan sonraki süreçte de dillendirmeye devam edeceğiz.
    Sağlıkta dönüşüm programının son bulması için mücadele etmek şiddetle mücadelenin birincil ve en önemli ayağıdır.
    Günde 100 ve üzeri sayılarda hasta muayene etmek zorunda kalmak, randevu sisteminin işletilmemesi nedeniyle hastaların poliklinikler önünde yığılması kabul edilemez.
    Kimi zaman yılgınlık, şikâyetin sonucunda suçlunun ceza almayacağı yargısı şikâyetten geri durmamıza neden olmaktadır. Yine iş yükünden kaynaklı şiddete uğradıktan sonra bile çalışmaya devam etmek zorunda hissetme ve şikâyetin zaman kaybı yaratacağı endişesi şikâyeti önleyici olabilmektedir. Bununla birlikte şiddetin kanıksanması ve sözel şiddetin; tehdit, aşağılama, hakaret ve tacizin şiddet olarak bile görülmeyip şikâyete konu edilmemesi ise ayrı bir sorundur.
    Oysa sağlıkta şiddetle mücadele etmek için şiddeti kanıksamamak, şikâyet etmek, idarecileri gerekli tedbirleri almaları konusunda uyarmak ve şiddetin son bulması için tüm sağlık emekçileriyle ortak mücadele etmek gerekmektedir. Sağlıkta dönüşümün sona ermesi, şiddetin son bulması, suçluların cezalandırılması, sağlık alanında kar değil, insan odaklı politika üretilmesi için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz