Kategori: SİYASET

  • BAŞKAN SARI GENÇ ÇİFTİN NİKAHLARINI KIYDI

    BAŞKAN SARI GENÇ ÇİFTİN NİKAHLARINI KIYDI

    Başkan Sarı, gençlere mutluluklar diledi
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, genç çiftin düğün merasimine katılarak, nikahlarını kıydı.

    AK Parti Amasya Eski İl Başkanı Mustafa YILDIZ’ın oğlunun düğün merasimine katılan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Hayatlarını birleştirerek, bir ömür boyu yuva kurmaya kararı alan Kübra ile Enes çiftinin nikahını kıydı. Gençlere sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayat dileyen Başkan Sarı, çiftin yuvalarından huzurun, yüzlerinden tebessümün eksik olmaması temennisinde bulundu.

  • BAŞKAN SARI, GÜNYELİ AİLESİNE GÖZ AYDINLIĞI DİLEDİ

    BAŞKAN SARI, GÜNYELİ AİLESİNE GÖZ AYDINLIĞI DİLEDİ

    BAŞKAN SARI, GÜNYELİ AİLESİNE GÖZ AYDINLIĞI DİLEDİ

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Anıl Günyeli’nin dünyaya gelen kız çocuğunun isim koyma merasimini gerçekleştirdi.

    Bir dizi temaslar için Ankara’da bulunan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, AK Parti Ankara Milletvekili ve AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı’nın Danışmanı Anıl Günyeli’nin ikinci çocuğunun dünyaya gelişi nedeniyle ad koyma merasimini gerçekleştirdi. Başkan Sarı, İdil Rana ismini verdiği yavruya sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir yaşam dileklerinde bulundu.

  • GELECEK PARTİSİ AMASYA 1. OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI

    GELECEK PARTİSİ AMASYA 1. OLAĞAN KONGRESİNİ YAPTI

    Gelecek Partisi Amasya ı. Olağan Kongresi yapıldı.
    Gelecek partisi Amasya il başkanlığı 1. Olağan kongresi 4 ekim pazar günü Ottoman düğün salonunda yapıldı. Kurucu il Başkanı Dr. Ali Kurt tek liste ile girdiği seçimde yeniden İl Başkanı seçildi. Kongreye Genel Başkan Yardımcısı Eski Manisa Milletvekili Sayın Selçuk Özdağ, Samsun İl Başkanı Sayın Mustafa Yeşilyurt, Kurucular Kurulu Üyesi ve Genel Merkez yöneticileri Av. Rumi Bekiroğlu, Amasya Milletvekili Avni Erdem, Çorum il başkanı Gökhan Külcü Genel Merkez Sosyal Politikalar Başkan yardımcısı Seçkin Fazla katıldılar.

    Kongre de konuşan Dr. Ali Kurt Amasya’ da gelecek partisini en etkili parti yapacaklarını her eve her mahalleye ulaşacaklarını Amasya ile kucaklaşacaklarını söyledi. Siyaseti bir hizmet aracı olarak gördüklerini bu millete daha iyi hizmet etmek için yola çıktıklarını ve her geçen gün partilerinin kar topu gibi büyüttüklerini belirti. Amasya Gelecek partisinin gerek yerel gerekse genel sorunları bildiklerini ve bu sorunları çözecek kadroya sahip olduklarını belirterek sözlerini tamamladı.

    Dr. Avni Erdemir ise konuşmasında;
    Türkiye’de siyasetin adresinin gelecek partisi olduğunu belirterek “Genel siyasette de yerel de Amasya bazında da siyasetin Baş aktörü biz olacağız. Amasya da gelecek partisinin siyaset okulu gibi çalışacak ve gençlerin önünü açacağız” dedi.

    Genel Başkan yardımcısı Selçuk Özdağ’da yaptığı konuşmasında şunları söyledi; “Akp’ de teşkilat başkanlığı dahil görev yaptım. Üç dönem millet vekili oldum. Parti içerisinde Sayın Davutoğlu’ na haksız hukuksuz darbe yapıldı ben buna karşı çıktım. Davutoğlu’ nun yanında yer aldım. Davutoğlu’ nun suçu ne idi? O ülkeyi hukuk içerisinde yönetmek istiyordu. Tam ve Kamil manada demokrasi istiyordu. Bunun için siyasi etik yasası çıkarmak istedi. Siyasi partiler kanunu değiştirmek istedi bunlar birilerinin işine gelmedi ve önünü kestiler. Davutoğlu milli ve yerli olduğu İçin egemen güçler istemediler. Bugün gerçek manada muhalefet görevini gelecek partisi yapıyor. Gelecek Paris’i Türkiye’ye hukuku getirecek. Demokrasiyi hakim kılacak. Bireysel özgürlüklerin önünü açacağız liyakate dayalı bir sistem kuracağız” dedi.
    Genel Başkan Sayın Davutoğlu da telekonferans yoluyla salona bir konuşma yaptı. Daha sonra yapılan seçimlerin ardından kongre sona erdi.

  • AMASYA VALİ’Sİ MASATLI İL SALGIN DENETİM MERKEZİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

    AMASYA VALİ’Sİ MASATLI İL SALGIN DENETİM MERKEZİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

    Amasya Valisi Mustafa Masatlı, korona virüs salgınıyla mücadele kapsamında oluşturulan İl Salgın Denetim Merkezinde incelemelerde bulundu.

    İçişleri Bakanlığının “Kovid-19 Tedbirleri” konulu ek genelgesi kapsamında 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü içerisinde oluşturulan merkezde değişik kurumlardan sürekli personel görev yapıyor. Denetimlerin tek bir noktadan koordine edileceği merkezin çalışmalarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Vali Masatlı, ekiplerce pozitif vakaların takibi, tüm iş yerleri, kamuya açık alanlar, şehir içi toplu taşıma araçları, taksilere yönelik denetimlerdeki kişilerin isim, adres, zaman, varsa ihlalin mahiyeti ve diğer bilgileri ile yapılan ihbarların merkezi veri tabanına kaydedileceği uygulamanın salgının önlenmesine yönelik çalışmalar açısından çok önem taşıdığını belirtti.

    İncelemede, Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ da yer aldı.

  • ESKİ BAŞKAN AVNİ VERDİ GÜVEN TAZELEDİ

    ESKİ BAŞKAN AVNİ VERDİ GÜVEN TAZELEDİ

    2. Olağan kongresini 9 Ağustos Pazar günü gerçekleştiren İYİ Parti Amasya, eski başkanını tekrar seçti. Güven tazeleyen Başkan Avni Verdi seçim sonunda konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasına Saygıdeğer Hemşerilerim ve değerli dava arkadaşlarım diye başlayan Verdi;

    “Yoğun bir şekilde hazırlandığımız kongremizin güvenli, huzurlu ve düzen içerisinde geçmiş olması bizleri memnun etmiştir. Öncelikle kongre salonumuza coşkuyla dolduran ve bizleri samimi bir sevgiyle kucaklayan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim. Kongremize teşrifleriyle bizleri onurlandıran Genel İdare Kurulu üyemiz Bülent GÜRSOY ve ilçe başkanlarımızı, diğer siyasi parti temsilcilerimizi, İl belediye meclis üyelerimizi ve İYİ PARTİ ’mize gönül vermiş tüm üyelerimiz ve delegelerimize şükranlarımı sunuyorum. Özellikle kongremize hazırlık aşamasındaki çalışmalarımızda görev yapan İYİ GENÇLİK AMASYA il başkanlığımızdaki GENÇ kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ederim. Kongre çalışmaları esnasında yoğunluk nedeniyle ilgilenemediğimiz, eksik ve kusurlarımız nedeniyle gönlünü kırdığımız ve gönlünü alamadığımız vatandaşlarımızın engin anlayışlarına sığınıyorum. Son olarak yeni yönetim kurulu üyelerimize ve arkadaşlarıma da başarılar diliyorum. Söz verdik, İYİ PARTİ ‘mizi AMASYA ‘da 1. Parti yapmak ve genel başkanımız sayın MERAL AKŞENER ‘İ cumhurbaşkanı yapacağız. AMASYA İYİ OLACAK  TÜRKİYE İYİ OLACAK.” Diyerek konıuşmasını noktaladı.

     

     

     

  • İYİ PARTİ İL BAŞKANINI SEÇTİ! 

    İYİ PARTİ İL BAŞKANINI SEÇTİ! 

    İYİ PARTİ İL BAŞKANINI SEÇTİ! 

    İyi Parti Amasya 9 Ağustos 2020 Pazar günü Amasya Reyyan Düğün salonunda 2. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Yönetim Kurulu ve 45 İl delegesinin katıldığı toplantıda parti kapalı oylama ile başkanını seçti.

    Divan Heyetinin oluşturulmasının ardından 11.30’da başlayan kongreye yoğun bir ilginin olduğu gözlemlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Divan başkanı; Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar” diyerek başkan adaylarına başarılar diledi ve sözü onlara bıraktı. Mevcut İl başkanı Avni Verdi ile birlikte il başkanlığına aday olan Coşkun Çırıkçı ve Ahmet Polat sırayla konuşmalarını yaptılar. İlk konuşmayı yapan aday Ahmet Polat “Türk halkı iyilerin, cesurların iktidarını bekliyor…” diyerek başladığı konuşmasını “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözleri ile sonlandırdı.

    Mikrofonu alan 2. Aday Coşkun Çırıkçı “Biz bir aileyiz, hepimiz iyi partiliyiz…” cümlesiyle merkeze ve diğer bütün ilçelere aynı yakınlıkta olacağına dair söz verdi. Biz aday olurken “BİZ” olarak yola çıktık diyen Çırıkçı, “Amasya iyi olacak!” sözleri ile konuşmasını sonlandırdı.

    3.Aday olan mevcut başkan Avni Verdi konuşmasına Pakistanlı İslam alimi Muhammed İkbal’in “Hareket etmekte birlik olmazsa, fikirdeki birlikde faydasızdır.” Sözüyle başlayarak birlik ve beraberliğe vurgu yaptı. Sözlerine önemli olan makam mevki değil, hizmet etmektir diye devam eden Verdi, salonda bulunanlardan büyük alkış aldı.

    Adaylar konuşmalarını bitirdikten sonra sözü alan divan başkanı delegelere seçimden önce isim listeleri üzerinde son kontrollerin yapılması üzerine süre verdi. Bu sürenin sonunda Ahmet Polat adaylıktan çekildiğini açıkladı. Kalan 2 aday için yapılan oylamada il başkanlığına 245 oyla Avni Verdi seçilirken, sandıkta Coşkun Çırıkçı için 166 oy çıktı.

     

     

  • MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, teşekkür ziyaretleri kapsamında 8. Durağı olan Amasya’yı ziyaret etti.
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı ziyaret eden Bahçeli, belediye önünde Amasyalılara hitaben bir konuşma yaptı.
    Bahçeli konuşmasında şunları kaydetti: “Aziz Vatandaşlarım, Saygıdeğer Amasyalı Kardeşlerim, Değerli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Şehzadeler şehri Amasya’yı selamların en güzeliyle selamlıyorum.

    Amasya’da hayatını sürdüren, ekmeğinin peşinde olan her kardeşimi hürmet ve muhabbetle kucaklıyor en iyi dileklerimi sunuyorum. Amasya tarihin müşahidi, tarih Amasya’nın müteahhididir. Amasya Türkiye’nin göz nuru, maziye açılan gönül kapısıdır.

    Orta Karadeniz’in iç kısmında bir hilal gibi parlayan Amasya geçmişten bugüne dalga dalga büyüyen istiklal ve istikbal haklarımızın kader ve karar kentidir. İftiharla söylemek isterim ki, 31 Mart Mahalli İdareler Seçiminde tarihi bir duruş gösterdiniz. Emaneti ehline teslim ettiniz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne muazzam bir destek verdiniz. Üç hilali yükseltip huzuru ve umudu seçtiniz. Milli birlik ve kardeşliğin mesajını sahiplendiniz. Hepinizle övünüyorum, hepinizle gurur duyuyorum.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi “Teşekkür-Tebrik-Takdir” temasıyla planladığımız ziyaret programlarını sırasıyla gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda sekizinci durağımız olan Amasya’dayız.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Amasyalı kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Amasya Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sarı’yı, Göynücek Belediye Başkanımız Sayın Kadir Fatih Erdoğan’ı, Hamamözü Belediye Başkanımız Sayın Fatih Bayrakdar’ı can-ı gönülden tebrik ediyorum.

    31 Mart seçim sürecinde azimle, heyecanla, samimiyetle, inanmışlıkla çalışan, bununla birlikte sorumluluklarını harfiyen ifa ve icra eden değerli dava arkadaşlarımı, bütün parti teşkilatlarımızı takdir ediyorum. Allah eksikliklerini göstermesin diyorum.

    Amasya’da bir çığır açılmış, milli bir çağrı cevap bulmuştur. Elbette Amasya’nın değerini çok iyi biliyoruz. Verdiğiniz muhterem ve müstesna desteğe layık olabilmek için insanüstü bir gayretle görevimizi yerine getireceğiz. Amasya’ya mahcup olmayacağız. Amasya’nın hedeflerinden taviz vermeyeceğiz. Aziz ecdadımız Amasya’ya derin iz ve eserler bırakmıştır. Tamamı namusumuza emanettir.

    Bedestenler, camiler, medreseler, köprüler, türbeler, kaleler, çeşmeler, hanlar, hamamlar Amasya’yı tarihi ve kültürel hazine olarak kuşatarak zamanımıza kadara ulaşmıştır. Amasya evleri geçmişin anılarını bugünlere taşımıştır.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde tam yedi padişahımızın şehzadelik dönemlerindeki olgunlaşma ve kutlu görevlerine hazırlanma yeri Amasya olmuştur. Payitahta giden yol Amasya’dan geçmiştir. Devlet terbiyesi ve geleneği burada öğrenilmiş ve öğretilmiştir.

    Bir yanda imparatorluk bünyesinde, diğer yanda milli devlet yapısı içinde hem yükselişin, hem de kuruluş ve kurtuluşun ağırlık merkezi bellidir, kuşkusuz Amasya’dır. Şunu herkes bilmelidir ki, Amasya devletin özüdür, milletin sözüdür, tarihin sesidir, geleceğin ruh köküdür.

    Çözülmeye karşı direnç noktası burasıdır. Bölünmeye karşı devleşen irade buradan yükselmiştir. Amasya’ya hizmet ecdada vefa borcumuzdur. Amasya’yı ayak bağlarından kurtarmak, gelişmesini ve büyümesini sağlamak Milliyetçi Hareket Partisi için beka ve şeref meselesidir. Mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız, Amasya’yı baştan ayağa imar, inşa ve ihya edeceğiz.

    Milliyetçi Hareket Partisi’ne güvendiniz, sandıkta güç verdiniz; bizler de güveninizi boşa çıkarmayacağız, beklentilerinizi karşılıksız bırakmayacağız. Milliyetçi Hareket Partisi varsa umut vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa huzur vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa çare vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa sarsılmaz bir duruş vardır, sağlam bir şuur vardır, elbette buradadır, milli vicdanlarda hâkimdir.

    Değerli Amasyalılar, Aziz Dava Arkadaşlarım, Yüz yıl önce vatan toprakları işgal ve esaret altındaydı. Türk milleti zalimlerin baskı ve dayatmasına maruz kalmıştı. Uzun yıllar devam eden savaşlar topraklarımızı eritmiş, milletimizi bitkin, bezgin ve yorgun bırakmıştı. Sömürgeci güçler varlığımızı imhaya heves ve teşebbüs etmişlerdi. Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikedeydi. Ya bir yol bulunmalı, ya da bir yol açılmalıydı. İhtiyaç olunan kudret damarlardaki asil kanda gizliydi. Tutsaklık, bağımlılık, kölelik milletimize uzak ve yabancı kavramlardı.

    Türk vatanının her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, fedakârlık ve kahramanlıklarla nurlanmış, kutlu ecdadımızın mücadelesiyle kazanılmıştı. Felaketlerin ortasından anıt gibi yükselerek milli varlığımızın istiklal içinde geleceğe taşınması ihmali olmayacak bir görevdi.

    Nihayetinde Amasya Milli Mücadele’nin hareket mevkii olarak belirmiş ve sivrilmişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Amasya’ya tutunarak, Amasya’dan ilham alarak kurtuluşumuzun sönmeyecek meşalesini yakmışlar, istiklal genelgesini buradan yayımlamışlardır. Milli Mücadele’ye ruh ve yön veren kararlılık tam bir asır önce Amasya’dan ilan edilmiştir.

    22 Haziran 1919’da zamanlar üstü bir kavrayış ve inançla dile getirilen, “Milletin istiklali, yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır.” iradesi Türk milletinin bağımsızlık kıvılcımını tutuşturmuştur.

    Samsun’da atılan ilk adım, Amasya’da tebliğ edilen ilk tamim Erzurum ve Sivas’ın kongre ruhuyla birleşince milli heyecan keskin şekilde bilenmiş, zaferler kuvvetle birleşmiş, çok şükür Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı karılmış, temeli kazılmıştır. Türk milleti bağımsızlığının bedelini ödemiştir. Milli bekamızın müdafaası için her zorluğa göğüs gerilmiştir. Tarih aynı zamanda geleceğin ilham ve irade payesidir. Yüz yıl önce verilen kurtuluş mücadelesi Türk milletinin yüz akı, milli aklı, varoluş ahlakıdır. Bugün ülkemize yönelik kurulan tuzaklara Amasya Genelgesi’ndeki şuurla bakıyoruz.

    Manda ve himaye özlemi çekenlere Erzurum ve Sivas Kongrelerinin atılgan ve çevik tavrıyla cephe alıyoruz. Dün yedi düvel üzerimize geldi, yine bu milleti yenemediler, yine bu milleti deviremediler. Bugün terör örgütlerinin hunhar eylemleri yine sonuç vermeyecektir.  Sahnelenen küresel oyunlar amacına ulaşamayacaktır.  Yazılan bölgesel senaryolar yırtılıp atılacaktır.

    Kurgulanan ekonomik komplolar, planlanan veya tedavüle sokulan yaptırım tehditleri gene milletin azim ve kararıyla tesirsiz hale getirilecek, hiçbir baskı Türkiye’ye sökmeyecek, işlemeyecektir. Türkiye’nin sesi gür ve güçlü şekilde çıktıkça bundan ürken ve rahatsız olan ülkeler menfur arayış içine giriyorlar.

    Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum yaratmıştır.

    CHP Genel Başkanı’nın “Bize mi saldıracaklar” diyerek aklamaya çalıştığı YPG, 22 Temmuz 2019 gecesi sınır ilçemiz Ceylanpınar’a bir kez daha roket atmış, ikisi çocuk olmak üzere altı kişinin yaralanmasına yol açmıştır. CHP tehlikenin hala farkında değildir. CHP, HDP, İP aynı anda zillete düşmüşler, zihnen, fikren, siyaseten iflas etmişlerdir.

    Özellikle CHP Genel Başkanı’nın Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde dün yapılan “CHP’li Belediye Başkanları Çalıştayı”nda yapmış olduğu konuşma amaçsız siyasetin çarpık bir numunesidir.

    Konuşmasının tek bir yerinde Türkiye’nin terör sorunundan bahsetmemiş, tek bir satırında karşı karşıya olduğumuz ağır tehditlerle ilgili görüş paylaşmamıştır. Bu durum CHP adına ayıptır, utanç vericidir. CHP’ye oy veren kardeşlerime büyük bir haksızlıktır. CHP Genel Başkanı’na Amasya’dan açık açık soruyorum: Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi plan, hazırlık ve önerilere sahipsiniz? 22 Temmuz 2015’ten bu tarafa kaç şehit verdiğimizden haberiniz var mı? Sarımsağın yüzde 89, salçanın yüzde 90, çocuk bezinin yüzde 40 zamlandığını söylüyorsanız da, terörle mücadelenin artan maliyetlerini, bombaya, mermiye, askeri operasyonlara harcanan paraları hiç duydunuz, hiç hesap ettiniz mi? Sayın Kılıçdaroğlu, kuldan utanmıyorsanız, bari Allah’tan korkun.

    Türkiye ateşten gömlek giymişken, siz hangi yüzle konuşuyorsunuz? Mutfakta ateş varsa söner, söndürülür, bugün az yediysek yarın çok yeriz, bugün kaybettiysek kısa sürede tekrar kazanırız, peki ağlayan analara ne diyeceksiniz? Omuzlarda taşınan şehit naaşlarına nasıl bakacaksınız?

    Bekamız tahrip edildikten, vatan ve millet elden gittikten sonra neyin ekonomisinden, neyin gelir azalmasından bahsedeceksiniz? PKK-FETÖ ihanetinin açtığı derin yaraları, kazdığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da soğan, patates, patlıcan istismarıyla mı tamir ve telafi edeceğiz?

    CHP’ye oy veren vatandaşlarım ellerini vicdanlarına koyup muhasebe yapsınlar. CHP Genel Başkanı’nın konuşmasının nesi doğru, neresi düzgündür? Türkiye yalnızca Suriyeli sığınmacılara 35 milyar dolar harcamışken, terörle mücadelenin faturası günbegün ağırlaşırken, küresel tefeciler, ekonomik tetikçiler saldırdıkça saldırırken Türkiye’nin aleyhine konuşmak, ekonomide tezviratlar üretmek adamlık mıdır? Ahlaki midir? Millilik midir? Haysiyetli bir tavır mıdır?

    Milli bekamızın soğan kadar da mı değeri yoktur? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmakta, kimlere hizmet etmektedir? PKK’ya diyet borcu varsa söylesin, kurtaralım, kendisine omuz verelim.

    FETÖ’nün boyunduruğu altındaysa imdat desin, yardım edelim, elinden tutalım, düştüğü çukurdan çekip çıkaralım. Fakat Türkiye’nin tek adam rejimine geçtiğini söylemeye devam ettiği takdirde milli vicdanda mahkûm olacağını, Türkiye düşmanlarına taşeronluktan insan içine çıkamayacağı günlerin yaklaştığını da CHP Genel Başkanı’na ikazen hatırlatmak isterim.

    Teröristler kanlı eylem nöbetindedir, fakat CHP’den çıt yoktur. Sınır ötesinde oyun içinde oyun vardır, ama CHP’den ses yoktur. Bu CHP hangi ülkenin partisidir? Bu CHP kimlere tekmil ve selam vermektedir? Korkuları, sakladıkları hangi açıkları vardır da bu kadar aczin ve teslimiyetin pençesine düşmüşlerdir? İP, CHP, HDP arasında görüşülen, konuşulan, uzlaşılan hangi karanlık ilişkiler vardır?

    CHP Genel Başkanı son bir yılda milli gelirdeki düşüşün 135 milyar dolar olduğunu söylerken, karamsarlık aşılayıp kara kampanya tetikçiliği yaparken kimlerin gözüne girmek, hangi mihrakların dikkatini çekmek için çabaladığını artık herkes biliyor, herkes anlıyor. Bu çürük zihniyetler Milli Mücadele yıllarında ihanetiyle malum olan Ali Kemal’in izinden yürüyen, onun Birleşik Krallığa Başbakan olan torunuyla fikri hısım olan gafillerdir.

    Bunların nüfus kütüğü Türkiye’de, ruh kökü yabancı memleketlerdedir. CHP Genel Başkanı ne yaparsa yapsın, hangi fitne ve nifaktan nemalanırsa nemalansın bu aziz millet, bu büyük devlet varoluş mücadelesini kahramanca sürdürecektir.

    CHP tarihin yanlış tarafındadır, müflistir, geçmişinden kategorik olarak kopmuştur. Ve ne üzücüdür ki, CHP tanınmaz haldedir, aziz Atatürk’ün kemiklerini de sızlatmaktadır. Kılıçdaroğlu ne kadar üç maymunu oynasa da sınır ötesinden kaynaklanan terör tehdidi Türkiye’yi bir karar arifesine kadar taşımıştır. Kaldı ki taşımak da zorundadır.

    Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğünün sinir uçlarına basan, sabrını zorlayan, tahammül sınırını test eden vahim gelişmeler karşısında da varoluş-yok oluş mücadelesinin eşiğinde olduğumuz açıktır. Milli haklarımızı savunamazsak, milli bekamızı koruyamazsak bu coğrafyada, bu millet yapısıyla, bu devlet sistemiyle ayakta durmamız, hayat bulmamız mümkün değildir.

    Kurulan tuzakları akılla, sabırla, milli güç imkânlarıyla bozmak zorundayız. İmhamızı planlayanlara imanla engel olmalıyız, doğduklarına da pişman etmeliyiz. Zaafa düşmemizi projelendirenlere sonuna kadar direnç ve tepki göstermeliyiz. Türkiye’yi önce kafese alıp ardından da zincire vurmak istiyorlar. Bu yüzden vatanımız hedeftir. Milli birliğimiz, milli varlığımız saldırıya uğramaktadır. Bağımsızlığımız ve bekamız ateş hattındadır.

    Fakat teslim olmayacağız, alttan almayacağız, göz yummayacağız, zulme ve zulmete müsaade etmeyeceğiz. Bu gerçeği hafta başında Türkiye’ye gelen ve Suriye’nin kuzeyini esas alan gelişmelerle ilgili temaslar yapan ABD heyetinin iyi bilmesinde çok ciddi yararlar olacaktır.

    Teröristler Suriye’nin kuzeyindedir. Karanlık hesaplar Irak ve Suriye’nin kuzey tarafındadır. İnsanlık düşmanları bilhassa Fırat’ın doğusunda cirit atmakta, tahriklerini ve provokasyonlarını sürdürmektedir.

    Buna dur demenin, engel olmanın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Suriye’nin kuzeyinde acilen derinliği 30 km’yi bulan bir güvenli bölge kurulmalıdır. Bu bölge terörden tamamen arındırılmalı, denetim ve kontrolü Türkiye’de olmalıdır.

    PKK/YPG’li caniler silahlarını derhal teslim etmelidir. Terörden arındırılan ve güvenliği sağlanan alanlara ülkemizde misafir olarak bulunan Suriyeli sığınmacılar peyderpey gönderilmeli ve yerleştirilmelidir.

    Başka bir seçenek yoktur, artık kalmamıştır. Biz güvenli bölgeyle ilgili düşüncelerimizi 2012’den beri seslendirdik. Konuyla ilgili teklif ve değerlendirmelerimizi devamlı surette dile getirdik. Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almaktır.

    Bugüne kadar Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonlar iki defa ertelenmiştir. Her seferinde yeni bir oyalama sürecine maruz kaldığımız açıktır. Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur.

    Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır.

    Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir. 22 Temmuz 2019 Pazartesi günü ülkemize gelen ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin önerileri elbette makul ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzaktır.

    Özel Temsilci Türkiye’de görüşmeler yaparken, ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu Merkez Komutanı’nın Suriye’nin kuzeyinde aranan teröristlerle samimi görüntüler vermesi tam bir izansızlık, pervasızlık ve tutarsızlıktır. ABD Türkiye ile terör örgütünü eşzamanlı idare etmektedir. Bu pişkinliğin ve ahlaki düşüklüğün kabulü mümkün değildir.

    Üstelik ABD’li askerler karadan ve havadan YPG’li teröristlerin katılımıyla Fırat’ın doğusundaki sınır boyunca devriyeye çıkmışlardır. Ankara’da güvenli bölge müzakereleri sürerken ABD’li askerlerin teröristlerle birlikte hareketi ülkemize yönelik gözdağıdır. Müttefiklikle bağdaşmayan ne varsa bölgede tezahür etmektedir.

    Münbiç mutabakatına uymayan, Suriye’nin kuzeyinden asker çekmeyen ABD ileri düzeyde güvenilmez bir durumdadır.

    S-400 Füze ve Hava Savunma Sistemi alımından sonra artan yaptırım tehditleri, ABD Başkanı’nın gönülsüz gibi yaklaşıp Kongre’nin bastırması tam bir orta oyununa, tam bir tiyatroya dönüşmüştür. ABD, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG arasında denge arayışındadır. Kanlı teröristler ABD’nin direkt muhatabı, hain terör örgütü de doğrudan müttefiki haline gelmiş durumdadır. Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır.

    Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir.

    Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, “Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır” duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir. Fırat’ın doğusundaki, Irak’ın kuzeyindeki hain ve haşarat yuvaları dağıtılmalıdır. Irak’ın kuzeyinde icra edilen Pençe operasyonu Türkiye’nin kararlılığının ispatıdır.

    17 Temmuz 2019’da, diplomatımız Osman Köse’yi Erbil’de şehit eden alçakların suikastı planlayan ve azmettirenlerle birlikte cezalandırılması dökülen kanların son damlasına kadar hesabının sorulacağının çok açık bir göstergesidir.

    Katillere yönelik 18 Temmuz’da Duhok kırsalında, bundan altı gün sonra da Irak’ın kuzeyindeki Batifa kırsalında gerçekleştirilen operasyonların kararlılık ve kahramanlık beratı olduğu ortadadır. Yapılan kanlı saldırılar hiçbir hainin yanına bırakılmayacaktır. Rüzgâr eken fırtına biçecektir. Nefretle doğrulan cesaretle biçilecektir. Hiç kimse hesap hatası yapmasın. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacaktır. S-400 alıyorsak ülkemizin güvenliği içindir.

    Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgenin tesisini istiyorsak varlığımız ve egemenlik haklarımızın güvenceye kavuşturulması amacıyladır. Fırat’ın doğusuna F-16 olup uçacaksak, obüs olup patlayacaksak, bomba olup yağacaksak, ateş olup yakacaksak bunun icazetini de hiçbir yerden almayız, hiç kimseye de sormayız, sormayacağız. Irak’ın kuzeyine pençemizi geçirdik.

    Hakurk’tan Kandil’e varıncaya kadar ne kadar hain varsa önümüze kattık, kaçtıkları yere kadar kovalamaya başladık, hepsini birden namlumuzun önüne dizdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör koridorunu kestik, bağlantılarını kopardık. Bilinsin ki, Türkiye’nin varoluşuna dinamit koyamayacaklar. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kast edemeyecekler, milli haklarımıza çomak sokamayacaklar. Türk milletine boyun eğdiremeyecekler, Türk devletine diz çöktüremeyecekler. Doğudan batıya, kuzeyden güneye biriz, beraberiz, büyük bir aileyiz. Türk milleti zalimlere karşı kenetlenmiştir.

    Yürekler birdir, nefesler birdir, nitekim Türk milleti adını, anısını ve gelecek ülkülerini zedeletmeyecektir. Dünya ABD’den ibaret değildir. F-35’den mahrum olmak her şeyin sonu değildir. Küresel pakt, oluşum ve kuruluşlar kader değildir. Geçmişte kendi yolumuzu kendimiz çizmeyi başardık. Yine yaparız, yine başarırız, yine her zorluğun üstesinden geliriz. Çünkü biz Türk milletiyiz.

    Değerli Vatandaşlarım, Aziz Dava Arkadaşlarım, 25 Temmuz 2019 tarihinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faiz oranını yüzde 24’ten yüzde 19,75 çekmesi sevindirici bir gelişmedir.

    Üreten, yatırım yapan, istihdam oluşturan, Türkiye’nin büyümesine destek olan girişimcilerimizi, firmalarımızı, şirketlerimizi, iş âlemini faiz tasallutundan kurtarmak lazımdır. Vatandaşlarımızı faiz ve kur baskısından korumak muhakkak sağlanmalıdır. Nitekim faiz çilesine son verilmelidir. Üretim teşvik edilmeli, çarklar dönmeli, fabrika bacaları tütmelidir. Ekonomik saldırı düzenleyenlere bütün imkânlarımızla direnmek mecburidir. Çiftçilerimizin sorunları vardır, halledilmelidir. Esnafımızın şikâyetleri vardır, giderilmelidir.

    Emeklilerimizin, işçilerimizin, memurlarımızın, dar ve orta gelirli insanlarımızın talepleri imkanlar nispetinde karşılanmalıdır. Buğday üreticilerimizin, pancar üreticilerimizin, sebze ve meyve üreticilerimizin, emeğinin, alın terinin karşılığını almak isteyen kardeşlerimizin problemleri zaman içinde çözülmelidir.

    Ekonomik iyileşme, demokratik normalleşme, siyasi istikrar, kalkınma, gelişme ve zenginleşme hamlelerini daha da güçlendirecektir. 2018 yılının Ekim ayında yüzde 25,2 olan enflasyonun geçen ay yüzde 15,72’ye inmesi ve cari açıktaki gerileme umut vericidir. Mali disiplin ve tasarruf tedbirleriyle bütçe açığındaki artışların frenlenmesi mümkündür. Bizim arayışımız daha huzurlu bir Türkiye’dir. Bizim arzumuz daha müreffeh, daha güvenli, daha gelişmiş bir Türkiye’ye ulaşmaktır.

    İdlib’te bina enkazlarının arasına sıkışıp kalan çocukların yürek burkan fotoğrafları, Gazze’de, Kaşgar’da, Kerkük’te feryat eden yavruların feci akıbetleri hepimizi sarsmalı, uyarmalıdır. Vicdani görevlerimizi ihmal etmemiz düşünülemeyecektir. Yerlerini yurtlarını terk edip umuda yolculuk diye denizlerde boğulup balıklara yem olan göçmenlerin acıklı halleri hepimize ibret olmalıdır.

    Doyamayan, giyinemeyen, barınamayan, suya bile kanamayan mazlumların hakkını savunmak milletimizin tarihi mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Türk milleti var oldukça, Türkiye ebediyet istikametinde ilerledikçe zalimlerin korkulu rüyası, masumların da müdafaa mercii olarak anılacak ve ayakta alkışlanacaktır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle gücüne güç kattıkça bölgesinde huzur ve istikrar adası olarak yükselecektir. Yükselişimizin sınırı da yoktur. 2023 hedeflerinin gerisinde kalmanın bahanesi olamayacaktır. Ülkemiz daha güzel günlere, bugünden daha umutlu dönemlere ulaşacaktır. Sorun varsa, çözecek irade de vardır. Zillet değil millet yaşayacaktır. Zalimler değil mazlumlar kazanacaktır. Türkiye’de hiçbir insanımız aç ve açıkta bulunmamalıdır. Merkezi yönetimle mahalli yönetimler bunu teminle mükelleftir. Bizim belediyecilik anlayışımızın temelinde yatan da budur.

    İnsanımız huzur, barış, refah ve güvenlik içindeyse bizler rahat ederiz, vicdanen müsterih oluruz. Belediye Başkanlarımızın kapıları paylaşmanın, bölüşmenin, kardeşçe muamelenin, hayırsever ve yardımsever ahlakın merkezi olmalıdır. Bizim gönlümüzde herkese yer vardır. Bizim sevgimiz herkese yetecek kadar büyüktür. Amasya’da süt içemediği için ağlayan bir bebek olmayacaktır. Ekmek alamadığı için başını öne eğen nineler, dedeler, analar, babalar olmayacaktır. Isınamadığı için küçücük elleri soğuktan çatlayan çocuklarımız olmayacaktır. Giyecek ayakkabısı olmadığı için ayakları su içinde kalan yavrularımız olmayacaktır. Sözümüzü sözdür, Amasya’da ayağa ve şaha kalkacaktır.

    Amasya Belediye Başkanımıza ve diğer Belediye Başkanlarımıza samimiyetle güveniyor, hepsinden çok şey bekliyorum. Her Belediye Başkanımız şehrinin emini, teminatı, manevi hisarı, gece gündüz muhafızıdır.

    Medeniyet tasavvurumuza bizzat sahada refakat edecek, bunu tanıtıp anlatacak, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkemizi yaşatacak olan Belediye Başkanlarımızdır. Belediye Başkanlığına yeni seçilen arkadaşlarımdan özellikle rica ediyorum: Sürekli geçmiş yönetimlerden yakınarak vakit kaybetmek ve alınan kötü mirastan sızlanmak yerine önünüze bakmalı, hedeflerinizin peşinden koşmalısınız. Geçmişteki hataların aynısını yapmak bizim kitabımızda yazmayan bir sapma halidir.

    Vatandaşlarımızla empati yapamayan, dertlere deva olamayan, sorun ve şikayetlere kulak veremeyen belediye yönetimlerinin akıbeti biliniz ki kayıptır. Çıkarların ikmaline değil, haysiyetin ifasına, hidayetin ifadesine, hizmetin idamesine dört elle sarılmak önem ve öncelik sıralamasında en ön safta yer almalıdır.

    Diyor ya Hz. Mevlana: “Kula bela gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela vermez kul azmadıkça.” Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sizleri bir kez daha selamların en güzeliyle selamlıyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Amasya’yı daha gelişmiş yapma mücadelemizde sizlerin desteğinizi bekliyor, Cenab-ı Allah’ın yardım ve himayesini niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Yüce Allah’a emanet olun. Ne Mutlu Türküm Diyene.” diye konuştu.

  • HÜKMEDİLEN DEĞİL HÜKMEDEN

    HÜKMEDİLEN DEĞİL HÜKMEDEN

    Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM Genel Kurulu MHP Grup toplantısına Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı da katıldı. Toplantı da Başkan Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan eşlik etti.

    Grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, “Türk milleti zorlu bir coğrafyayı, üzerinde hesap yapılan bereketli toprakları vatan yaptı. Bir vatana sahip olmanın ağır bedelleri vardı, bu bedeller de destanlaşan şehadetlerle ödendi” dedi.

    Milli ruhun asırları kavradığını, cihanı kuşattığını, beşeriyeti kendisine hayran bıraktığını belirten Genel Başkan Bahçeli, konuşmasının devamında şunları söyledi; “Türk milleti, üzerinde yaşadığı aziz vatana tutunarak geleceğin yol haritasını çizmiştir. Hükmedilen değil hükmeden, istikamet verilen değil istikamet veren ülke olmanın hedefiyle mücadelemizi sürdürüyoruz. Tarih şuuru varsa gelecek vizyonu canlı bir resim gibi önümüzde duracaktır. 15 Temmuz’da yaşananlar tarihimizin çağrısını tekrar hatırlatmıştır. Demek ki Türk vatanını işgal emelleri hala bitmemiştir. Demek ki küresel odakların mütecaviz akımları hala kesilmemiş, daha doğru bir ifadeyle kesilmeyecektir. Bu nedenle hükümet sisteminin değişmesi gerekiyordu. Siyasetteki itiş-kakış son bulmalıydı. Kutuplaşma en aza çekilmeliydi. Cephe siyaseti değil, kaynaştırıcı bir anlayışın kök salması temin edilmeliydi. Parlamenter sistemden kaynaklanıp siyaset hayatımızı doğrudan kuşatan krizlerin milli mutabakatla bitirilmesi, değilse bile azaltılması en acil gündemdi. Tarihimize ve kültürümüze en uygun modele intikal sağlanmış, Türkiye Cumhuriyeti de 3. evresine eklemlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milli misyon ve vizyonumuzla 2053 ve 2071 hedeflerimizi zemin hazırlayacaktır. Biz karanlığı gördük, bunu dert ettik sonra da bir mum yakıp etrafı aydınlattık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinin teminatıdır” diye konuştu.

  • TOPAL; “KİMSENİN HAKKINI YEMEDİK, KİMSEYE DE HAKKIMIZI YEDİRMEDİK”

    TOPAL; “KİMSENİN HAKKINI YEMEDİK, KİMSEYE DE HAKKIMIZI YEDİRMEDİK”

    Eski Amasya CHP Milletvekili Ramis Topal yaptığı açıklamada şunları söyledi; “19 Aralık’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu öncülüğünde başladığımız seçim çalışmalarında İstanbul’u İstanbullu yönetecek dedik. İstanbullunun isyanına kör sağır ve dilsiz kalmadık. Sayın Ekrem İmamoğlu mazbatasını alıp 18 Nisan’da göreve gelir gelmez verdiğimiz sözleri bir bir yerine getirdik. 6 Mayıs kararı ile demokrasi tarihimiz ve millet iradesi YSK tarafından yok sayıldı. 186 gündür sokakta, caddede, pazarda, karda, yağmurda gece gündüz demeden yorulmadan verdiğimiz demokrasi mücadelemizi 23 Haziran akşamı İstanbul seçmeninin kararı ile Sayın Ekrem İmamoğlu yeniden Belediye Başkanı seçildi. Bu süreçte emeği geçen başta Amasya İl ve İlçe örgütlerime, destek için yanımızda olan diğer İl ve İlçe örgütlerimize, Kadın Kollarımıza, Gençlik Kollarımıza, partililerimize, gönüllülerimize ve yüreği bizimle olan yaşasın demokrasi diyen 82 milyon Türk halkına sonsuz teşekkürler. Kimsenin hakkını yemedik kimseye de hakkımızı yedirmedik.” diye konuştu.

  • SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; İstanbul Türkiye Mozaiğinin yansıması olarak, Anadolu insanının bakışı olarak ve oy kullanan İstanbulluların kanaatinin yansıması olarak seçim sonucu olarak sandıktan çıkan başarının gözüken yüzüdür.’’ dedi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; ‘’Bu seçim sonucuna etki eden en önemli faktör Anadolu insanının İstanbul seçimlerine müdahale etmesi ve kendisini İstanbul Seçimlerinde özgür iradesi ile ifade etmesidir. Anadolu da illerde, ilçelerde yapılan yerel yönetim seçimlerinde önemli olan faktörler vardır, bu faktörler İstanbul seçimlerinde umutsuzluğu umuda çeviren Anadolu İnsanı ile yok edilmiştir.” dedi.

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak açıklamasının devamında; “İl ve İlçelerde yapılan seçimlerde önemli olan faktörler; Belediyeye ait şirketlerde kadrolu veya mevsimlik işçi olarak çalışanlar, Bankamatik haksız maaş alan işsiz partililer, Belediye ye ait Park, Bahçe, Otopark işletmelerini haklı veya haksız elde edenler, Ayakçılar, Parkomatçılar, İmar yolsuzluğu, İmar tadilatları yaparak şehirlerin siluetini bozarak haksız kazanç elde eden Müteahhitler, Parti de görevli olarak bulunup bulundukları yerlerde iş takibi yapanlar, gıda, giyecek, iaşe yardımları alanlar, iktidar nimetlerinden bende faydalanabilirim diye düşünenler, partililerin tehditkâr uyarıları ile oyunu verenler ve bundan medet umanlar, Belediyeye iş yapan müteahhitler ve bunlara bağlı taşeronlar saymakla bitmeyen haksız kazanç elde eden ve bu kazançlarını kaybedeceğini düşünen insanlar etkili oldular ve yerel seçimlerde iktidar partisine AKP ye oy verdiler. Ancak bunlar dahi bıktılar usandılar aslında kendilerine verilenin hakları olduğunu biliyorlardı ancak küçük şehirlerde her kez birbirini tanıdığı için, neler yaptığını bildiği için etki altında kalıyordu.

    Baktılar ki bu böyle gitmeyecek, Korku içinde yaşamak Anadolu insanına ters bir duygu, bu nedenle haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, talana, soyguna, haksız kazançların aslında kendilerinin kazancı olduğuna, ancak haksız kazançmış gibi bu kazancı temin ettiklerini söyleyenlerin çok büyük haksız kazançlar elde ettiğini gören ve buna isyan eden Anadolu insanı İstanbul’a çıkartma yaptı İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Anadolu insanı yurduna yapılan, milletine yapılan bu haksızlığa karşı top yekûn isyan etmiştir. İstanbul da yaşayan eş, dost, akraba, arkadaş, iş yaptığı, iş yaptırdığı, dili, dini, ırkı, mezhebi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel durumu ne olursa olsun hiçbir fark gözetmeksizin, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak düşünerek bizzat aramış, konuşmuş, rica etmiş gücünü birleştirerek seçimin sonucunu tayin etmiştir. ’dedi.

    Anadolu insanın isyanı, tepkisi AKP Belediyeciliğinedir diyen Sancak; “AKP Belediyeciliği tüm yurtta İstanbul ile birlikte yenilmiştir, yok sayılmıştır, iflas etmiştir, Bunlarla birlikte AKP Yerel yönetimler kadrosunun da zayıf aldığı sınıfta kaldığı, artık yönetemez, güven duyulamaz, şaibeye açık olduğu kanaati ortaya çıkmaktadır.

    İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda ilerleyecektir. Cumhuriyetin ilkelerini uygulayacak, geliştirecek, muasır medeniyetler seviyesine, tam bağımsız Türkiye ideali ile ulaşacaktır.

    Tüm insanlarımızı seviyoruz, ülkemizde doğan her çocuğu kendi evladımız olarak, ölen her insanımızı anamız, bacımız, kardeşimiz, babamız, atamız olarak görüyoruz. Şehitlerimizi gönlümüzde, yüreğimizde yaşatıyoruz, gazilerimize saygı duyuyoruz. Oy veren vermeyen, katkı sunan sunmayan, varım ülkemi seviyorum diyen herkese sevgi ve saygılar sunuyoruz. Teşekkür ediyoruz.

    Milletimiz görevini yapmıştır, sadece İstanbul’da değil tüm yurdumuzda değişime uğrayan yerel yönetimlerden ve devam eden yerel yönetimlerden birlik beraberlik, hak, hukuk, adalet, insanları ayrıştırmayan, particilik yapmayan, haksız kazanç sağlamayan, cumhuriyetin değerlerine saygılı ve sahip çıkan, kurucu iradeyi esas alan düşünce kurum ve kuruluşları ile çalışan özgür bağımsız demokratik bir irade, yönetim bekliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye.’’ ifadelerini kullandı.