Amasya İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, Şehit Ahmet Özsoy İmam Hatip Lisesinde okuyan öğrencilerle bir araya gelerek söyleşi yaptı.Müftü Ayvaz, “Sevgili gençler, biz sizlere eğitim hayatınızda destek olmak istiyoruz, sizleri mesleki açıdan yetiştirmek istiyoruz, bunun için imkanlarımızı seferber ediyoruz, sizlerden düzenli olarak Meal, Tefsir, Hadis okumaları yapmanızı, Kur’an okumanızı, Diyanet İşleri Başkanlığının süreli yayınlarından olan ve gençlere hitap eden Geçerken dergisini takip etmenizi, içeriğini dikkatlice okumanızı sizlerin daha donanımlı olarak yetişmenizi istiyoruz.” dedi.Gençlerle birebir ilgilenen İl Müftüsü Durmuş Ayvaz ardından gençlerin talep ve isteklerini dinleyerek,programın hazırlanmasında emeği geçen okul müdürü Abdullah Avcı ve ekibine teşekkür etti.
Kategori: GÜNDEM
-

ELİAÇIK: “HOCALI SOYKIRIMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ”
Memur Sen Amasya İl Temsilcisi Recep Eliaçık, “Hocalı soykırımını unutmadık, unutturmayacağız” dedi.Eliaçık, “Soykırım; ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününü ya da bir bölümünü yok etmek amacıyla girişilen kasti ve organize her tür eylemin adıdır. Bir insanlık suçudur. Dünyanın farklı yerlerinde defalarca işlenmiş ve işlenmeye devam etmektedir. Özellikle Batılı devletlerin soykırım tarihi oldukça kabarıktır. Kuzey Amerika’da, Almanya’da veya Cezayir’de yaşananlar tam birer soykırım örneğidir. Amerika, tarihin en kanlı soykırımını yapmıştır. Milyonlarca Kızılderili yok edilmiştir. Vietnam’da Vietnamlılar katledilmiştir. Fransızların Cezayir’de yaptıklarının ABD’den geri kalır bir tarafı yoktur. Fransızlar Cezayir’de bir milyondan fazla insanı katletmiştir. Bu suç, 30 yıl önce Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında da işlendi Kadın veya erkek, genç ya da yaşlı demeden yüzlerce insan dünyanın gözü önünde katliama uğradı. Masum insanların katledilmesine karşı dünya kahreden bir sessizliğe büründü; adeta üç maymunu oynadı. Biz ise unutmadık; aklımıza, kalbimize kazıdık, bu acıyı. Çünkü unutmak ölmektir; tekrara davetiyedir. Ne diyordu bilge kral, “Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”Tarihte bugün, 26 Şubat 1992 tarihinde Ermeni güçleri, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde Hocalı kasabasına saldırdı. Bu kasabada modern vahşetin her türlüsü yaşandı. Kasabada Azerbaycan askeri veya silahlı gücü yoktu. Köy sakinleri kendilerini koruyabilecek durumda da değildi. Ancak Ermenistan güçleri, kadın çocuk, genç yaşlı demeden önüne çıkan herkesi vahşice öldürdü. Resmî açıklamalara göre, 613 Azerbaycan vatandaşı can verdi. Ölenler arasında 106 kadın, 83 çocuk da vardı. Daha yeni doğan beşikteki çocuklar bile öldürüldü. Yaşananlar, tam bir soykırımdı. İnsan Hakları İzleme Örgütü bu gerçeği; “Dağlık Karabağ’ın işgali sırasında en kapsamlı sivil katliam Hocalı’da yaşandı” ifadesiyle ortaya koydu.Soykırıma sadece İnsan Hakları İzleme Örgütü tanıklık etmedi; gazeteciler de yaşanan dehşeti bütün açıklığıyla gördüler ve tarihe not düştüler. Onlardan biri de Ermeni gazeteci Daud Kheriyan’dır. Kheriyan, Haç’ın Hatırı İçin adlı kitabında yaşananları şöyle anlatır: “…gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın bir kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azerbaycanlı sivil ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı.” Yaşananlar, insanlığın kalbinin nasıl çölleştiğini ifşa eder niteliktedir.Hocalı Katliamının sorumlusu olan birliklerin başındaki iki liderden biri Serj Azati Sarkisyan’dır. Sarkisyan, sonradan Ermenistan Başbakanı ve Devlet Başkanı olur. Yıllar sonra yapmış olduğu açıklama, soykırımın itirafı niteliğindedir; “Azerbaycanlılar Ermenilerin sivil halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık.”O idealize edilmiş değerler Hocalı’da kadınları tecavüzden, çocukları ve yaşlıları ölümden korumadı. Dünya sessiz kaldı Hocalı’ya; 3 yıl sonra Bosna’da sessiz kalacağı gibi… Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de ve on yıllardır Filistinlilere zulmeden İsrail’e karşı sessizliğe gömülmesi gibi. Biz millet olarak o gün kurbanların sesi olduk. Hocalı’da soykırıma tabi tutulan o masumların aziz hatırasına sahip çıktık. Daima hatırladık. Bu kavrayış ve idrak, soykırımın üzerinden 28 yıl geçtikten sonra işgalin ve soykırımın hesabının sorulmasıyla sonuçlandı. Türkiye’nin güçlü desteğiyle kardeş Azerbaycan, Karabağ’ı Ermeni işgalinden kurtardı. ‘Tek millet iki devlet’ bilinciyle Türkiye ile Azerbaycan’ın acıda ve sevinçte birlik olma dirayeti Karabağ’da zafer getirdi.Büyük Memur-Sen camiası olarak Hocalı soykırımının yıl dönümünde failleri lanetliyor, aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Karabağ işgalini sonlandıran zaferi tebrik ediyoruz.” Diye konuştu
-

VALİ MASATLI GÖKHÖYÜK TARIM İŞLETMESİNİ ZİYARET ETTİ
Gökhöyük Tarım İşletmesinde Yerli Bafra Irkı Koyunların bu yıl 6 bin kuzu doğurması bekleniyor.İşletmeyi ziyaret eden Amasya Valisi Mustafa Masatlı, doğum süreçlerine dair bilgiler aldı.İşletmede bu yıl 5500-6000 arası kuzu doğumu beklendiğini vurgulayan Vali Mustafa Masatlı, işletmedeki çalışmaların yerli ırkın geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.Vali Masatlı çoklu doğum özelliğiyle bilinen Bafra Irkı koyunların 4’üz, 5’iz ve 6’ız doğurabildiğini belirterek bu çoklu doğumlar bizi ayrıca mutlu ediyor dedi.
-

AMASYA’DA TOPLAM AŞI SAYISI 728 BİN 142 OLDU
Covid-19 ile mücadele kapsamında Amasya’da yapılan toplam aşı sayısı 728 bin 142 oldu. 1.Doz uygulanan aşı sayısı 265 bin 12, 2. Doz uygulanan aşı sayısı 255 bin 382 olurken, 3. Doz aşı 157 bin 821 ve 4. Doz uygulananların aşı sayısı 46 bin 367 olurken 5. Doz 3 bin 560 oldu.Amasya İl Sağlık Müdürü Dr. Dursun Koç, “Amasya’da Covid-19 ile mücadele kapsamında toplamda 1. Doz, 2.doz, 3. Doz, 4. Doz ve 5. Doz olmak üzere 728 bin 142 aşı yaptık. 280 bin 769 hedef nüfusumuzun ilk dozda yüzde 97’sini, ikinci dozda 87,3’ünü aşılamış olduk. Ülke genelinde 2. Doz aşı yapılan 3. Şehir konumundayız. Tabi ki hedefimiz aşılamada ülke genelinde birinci olmak.Elimizdeki en güçlü silahımız aşıdır. Sırası gelen vatandaşlarımızı aşı olmaya davet ediyoruz. Hatırlatma dozlarımızı yaptırmayı ihmal etmeyelim. Unutmamalıyız ki hep beraber tedbirlere uyarak ve aşımızı olarak Covid-19’u aşacağız ve yeneceğiz. Hedefimiz Amasya’da yüzde 100 aşı yapmak.”diye konuştu.
-

AMASYA BELEDİYESİ “YILIN YAŞANABİLİR KENT ÖDÜLÜ”NÜ ALDI
Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Kristal Şehir ve Başarı Ödül Töreni’nde “Yılın Yaşanabilir Kent” Ödülünü aldı.Türkiye’nin en güzel şehirlerinden olan Amasya’ya belediyecilik dokunmaktır, düşünmektir, hissetmektir ve aşkla sorunlara odaklanmaktır sloganıyla hizmet eden Amasya Belediyesi, Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de gerçekleştirilen Kristal Şehir ve Başarı Ödül Töreni’nde “Yılın Yaşanabilir Kent” Ödülü”nü aldı. ‘AMASYA SEVGİ ŞEHRİDİR’Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ödül töreninde yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi;“8500 yıllık bir tarihe sahip ve 14 medeniyete ev sahipliği yapan Amasya’mız ilimin merkezi, bilimin eşiğidir. Yine fetret devrinde Çelebi Mehmet tarafından Osmanlı’nın kurulmasına vesile olmuş, bir hoşgörü şehridir. Ayrıca Osmanlı döneminin 7 tane kudretli padişahı Amasya’da yetiştirmiştir. Tarihte bu kadar büyük role sahip olmasının yanı sıra Amasya sevgi şehridir. Ferhat İle Şirin aşkının yaşandığı şehir Amasya’dır. Amasya’yı anlamak için aşık olmak lazım. Bu sebepten dolayı Amasya’yı görmemişseniz en güzelini görmemişsinizdir.” Başkan Sarı’nın konuşmasının ardından Black Bruintr sponsorluğunda, Ratel medya ve Luna medya ortaklığında sanat, siyaset ve iş dünyasından önemli isimlere belirlenen kategorilerde ödülleri verildi. Ödül törenin ardından Türk müziğinin güçlü sesi Ebru Yaşar seslendirdiği birbirinden güzel şarkılarla katılımcılara coşkulu anlar yaşattı. Ödül töreni hatıra fotoğrafı çektirilmesinin ardından son buldu.
-

KIZILAY’DAN UKRAYNA’YA İLK YARDIM TIRI KONVOYU
Türk Kızılay Amasya Şube Başkanı Mahmut Albayrak, “Kızılay’ımız tarafından Ukrayna’ya 5 tırlık ilk yardım konvoyunun yola çıktı.” dedi. Başkan Albayrak, Kızılay’ımız tarafından Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri harekatı başlatmasının ardından Ukrayna Kızılhaçı’na “Her türlü insani yardıma hazırız” mesajı verildi dedi. Başkan Albayrak, “Gün içinde yaşanan gelişmelerin ardından Ukrayna Kızılhaçı ortaya çıkan insani ihtiyaçların karşılanması için Türk Kızılay’dan destek istedi. Bu talepten sonra harekete geçen Kızılay, acil olarak yola çıkmak üzere 5 TIR insani yardım malzemesini hazır hale getirdi. Ukrayna’daki acil insani ihtiyaçlar için bölgeye bir insani yardım konvoyu çıkartıldı. Kızılay ekibimiz depo çadırları, evlerini terk etmiş insanlara yönelik afet barınma çadırları ve tahliye olan vatandaşlara da destek verecek seyyar ikram araçları ile bölgeye hareket etti.” ifadelerini kullandı.İçerisinde 210 metrekarelik genel maksat çadırları, ailelerin barınmaları için afet çadırları, yatak, battaniye, çocuk battaniyesi, uyku tulumu gibi acil insani yardım malzemelerinin bulunduğu 5 TIR Ukrayna’ya doğru hareket etti.
-

AK PARTİ MERKEZ İLÇE BAŞKANI GALİP UZUN’UN 28 ŞUBAT MESAJI
25. yılını geride bırakan ve “post-modern” darbe olarak adlandırılan 28 Şubat süreci, milletimizin inancına, iradesine, değerlerine, insan haklarına, demokrasiye ve özgürlüklere yapılan fiili bir darbedir. Motivasyonunu 27 Mayıs darbesinden alan 28 Şubat; bir darbenin tarihi olduğu gibi vesayetin, antidemokratikliğin, karanlık bir zihniyetin de ismi olarak tarihe geçmiştir.28 Şubat’ta sözde “irtica tehdidi” ile medya, darbeci zihniyete ram olarak “Topyekün Savaş” manşetleri atmış, Ankara sokaklarında tanklar yürütülmüş, anti-demokratik MGK kararları alınmış, “demokrasiye balans ayarı” denilerek dönemin hükümeti istifaya zorlanmıştır. “1000 yıl sürecek” dedikleri 28 Şubat Post-Modern darbesi ile insanlar ayrımcı, ötekileştirici, insan haklarına aykırı uygulamalara maruz bırakılmış, milyonlarca insanın hayatı karartılmıştır.Kadınlarımız ve genç kızlarımız, ne acıdır ki bu karanlık sürecin en büyük mağdurlarından olmuştur. Darbecilerin kurduğu ikna odalarında nice kadın, inançları hiçe sayılarak horlanmış ve baskıya maruz kalmıştır. Başörtüleri açılmaya zorlanmıştır. Bu odalarda psikolojik baskılara maruz bırakılan kızlarımızın çoğu üniversitelerdeki, liselerdeki eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalmış ve etkisi bugün dahi süren travmalar geçirmiştir. Getirilen kanunsuz başörtüsü yasağı ile kadınların çalışma hayatında var olmaları engellenmiştir.Siyasi görüş ve inancından dolayı insanların; çalışma, eğitim, ibadet, düşünce ve ifade özgürlükleri gibi temel hakları ellerinden alınmıştır. Ülkesi, milleti için çalışan ve üreten sermaye dahi kategorize edilerek “Yeşil sermaye” adı altında ötekileştirilmiştir.28 Şubat darbesi, vesayetçi sistemin ilk tezahürü değildir; maalesef sonu da olmamıştır. 15 Temmuz Hain Darbe Girişimi de aynı kaynaktan beslenen vesayetçi sistemin dışa yansıyan bir suretidir. Ülkemizde yaşanan bazı gelişmelere ve dillendirilen, mırıldanılan, hayali kurulan özlemlere bakılırsa 28 Şubat zihniyeti ne yazık ki bazı mahfillerde hala diriliğini korumaktadır. Devletimizin 28 Şubat’ın acılarını sağaltmak ve iyileştirmek adına yaptığı muazzam çalışmalarına rağmen bu zihniyetin söylemleri, eylemleri ve kamuflajlı darbe yılları nostaljileri; kabuk bağlayan yaralarımızı kanatmaktadır.Vesayetçi zihniyetle mücadelemiz biz var olduğumuz sürece devam edecek inşallah. 28 Şubat için “bin yıl sürecek” diyenler unutmasın ki 28 Şubat bin yıl sürmedi; ancak biz 28 Şubat’ı bin yıl geçse de unutmayacağız. Demokrasimize ve Milli İrade’ye her zaman sahip çıkacağız. 15 Temmuz Darbe girişiminde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Milletimizle beraber gösterdiğimiz mücadele bunun ispatıdır.Bu vesile ile ülkemizde 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz gibi insan onurunun, insan haklarının, demokrasi ve değerlerimizin hiçe sayıldığı günlerin bir daha yaşanmaması için var gücümüzle çalışmaya devam ediyor, 20 yıldır her şartta ve koşulda özellikle darbeler karşısında yanımızda olan milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.Galip UzunAk Parti Merkez İlçe Başkanı
-

VALİ MASATLI METYAP TANITIM TOPLANTISINA KATILDI
Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yaygınlaştırma Projesi (METYAP) Amasya Tanıtım Toplantısı’na Katılan Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Millet olarak en büyük sermayemiz; insan kaynağımız, beşeri gücümüzdür. Bugünün ve geleceğin dünyasında söz sahibi olmak istiyorsak, bu gücü en iyi şekilde kullanmak zorundayız dedi.Mesleki eğitimdeki yeni gelişmeler ve bu gelişmelerin işletmeler açısından faydalarının 81 il Oda ve Birlik temsilcilerine yüz yüze aktarılmasına yönelik “Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yaygınlaştırma Projesi (METYAP)” hazırlanarak uygulamaya konulmasıyla birlikte sektör ile eğitim camiası arasındaki iş birliğini güçlendirecek olan Projenin Amasya Tanıtım Toplantısı Vali Mustafa Masatlı, İl Milli Eğitim Müdür Vekili Ömer Coşkun, Amasya TSO Başkanı Murat Kırlangıç, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Başkanı Süleyman Akgül, okul müdürleri ile oda ve birlik temsilcileri katılımıyla gerçekleştirildi.Toplantıda birer konuşma gerçekleştiren Amasya TSO Başkanı Murat Kırlangıç ile İl Milli Eğitim Müdür Vekili Ömer Coşkun, ilimizin sanayi ve eğitim kapasitesi ve potansiyeli hakkında bilgiler vererek, projenin hayırlı ve başarı olması temennisinde bulundular.İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Başkanı Süleyman Akgül gerçekleştirdiği konuşmada, METYAP Projesi’nin vizyonu, misyonu ve detaylarına ilişkin bilgiler aktardı.Vali Masatlı gerçekleştirdiği konuşmada şu ifadelere yer verdi: “Millet olarak en büyük sermayemiz; insan kaynağımız, beşeri gücümüzdür. Bugünün ve geleceğin dünyasında söz sahibi olmak istiyorsak, bu gücü en iyi şekilde kullanmak zorundayız. En kıymetli varlıklarımızı, evlatlarımızı, çağın gerektirdiği bilgi, beceri ve teknoloji ile buluştururken, onları milli ve manevi değerlerimizle de donatmalıyız. Milletimizin varlığının, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılmasının ilk şartının tarihine, milletine, devletine, bayrağına, vatanına bağlı nesiller yetiştirmekten geçtiğini aklımızdan çıkarmamalıyız. O sebeple ülke olarak, en temel amacımız, çocuklarımızın milli ve manevi değerleri önceleyen, nitelikli ve kaliteli bir eğitim almalarıdır. Bu bağlamda ülkemiz genelinde olduğu gibi, ilimizde de çok ciddi fiziki ve beşeri eğitim yatırımlarına imza atmaktayız. Eğitim ve öğretimde başarı çıtasını daha yükseğe çıkarmak için yaptığımız fiziki yatırımların yanı sıra, her kademedeki kamu görevlileri, sivil toplum mensupları, hayırsever vatandaşlarımız, öğretmenlerimiz ve velilerimizin iş birliğinin de büyük önem arz ettiğini unutmamalıyız.Ülkemizin eğitim-öğretim alanında aldığı mesafe, gerçekten takdire şayan bir seviyededir. Ülkemizde eğitim-öğretime ayrılan kaynak, son yıllarda en önemli kalem halini alarak, Milli Savunma bütçesini de aşmış ve ilk sırada yerini almıştır. 2002 yılında 10 Milyar TL olan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, 2022 yılında 274 Milyar TL’nin üzerine ulaşmıştır. 2002 yılında 2,5 Milyar TL olan Yükseköğretim bütçesi, 2022 yılında 58 Milyar TL’ye yakın bir noktaya gelmiştir. 2002 yılında sadece 57 Milyon TL olan AR-Ge yatırımları bütçesi, geçtiğimiz yıl 18 Milyar TL’nin üzerinde gerçekleşmiştir.Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığındaki hükümetler döneminde, eğitim-öğretime ayrılan büyük kaynağın yanı sıra, okullaşma oranı, eğitim-öğretimin niteliği, imkanlara erişim, alt ve üst yapı, eğitim kadrosu ve diğer yönlerden de ciddi başarılara imza atılmıştır. Son 20 yılda ülkemiz genelinde okullaşma oranı %44’ten %88’e yükselerek ciddi bir mesafe katetmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın yükseköğretime verdiği önemin neticesinde, yükseköğretimdeki okullaşma oranı da %14’ten %44’e ulaşmıştır. Tüm bu emeklerin neticesinde Ülkemiz, PISA ve TIMSS gibi uluslararası göstergelerde sürekli yükselen bir grafik sergileme başarısı göstermektedir. Ülkemizdeki toplam okul sayısı son 20 yılda %50’nin üzerinde bir artış sağlamıştır. Ancak bu esnada sadece okul sayımız artmakla kalmamış, okullarımızın sahip olduğu kütüphane, atölye, laboratuvar, spor tesisi gibi imkanlarda artarak, bu imkanların özellikle de köy okullarımıza ulaştırılmasına özen gösterilmiştir. Öğretmen sayımız da son 20 yılda ciddi bir artış göstermiş, öğrencilerine kavuşan öğretmenlerimizin sayısı 800 bine ulaşmıştır.Değerli katılımcılar, hepimizin bildiği gibi meslek liselerimiz ve mesleki eğitim veren kurumlarımız ülkemiz için çok önemli bir yere sahiptir. Meslek liselerimizi memleket meselesi olarak görüyoruz çünkü buralardan kalifiye elemanlar, ülkemizin üretim ekonomisine katkı yapan gençlerimiz yetişmektedir. Bu okullara ülkemizin ihtiyacı vardır. Her zaman altını çizdiğim gibi eğitime yapılan yatırım, ülkeye yapılan en iyi yatırımdır. Bu okullarımız, Türkiye’nin geleceğinde ve çalışma hayatının ihtiyaç duyduğu nitelikli ve donanımlı gençlerimizin yetiştirilmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Bu konudaki hedefimiz, meslek lisesi öğrencilerimizin niteliğini artırıp gelişimini sağlayarak, kalifiye meslek elemanları yetiştirip ülkemizin yerel ve ulusal sanayi sistemine katkı sağlamaktır. Güçlü mesleki eğitim, güçlü Türkiye şiarıyla inşallah hep birlikte tüm çocuklarımıza dokunacağız. Bu okullardaki öğrencilerimizi ara eleman olarak değil, aranan eleman olarak yetiştireceğiz.Bugün ülkemiz eğitimine, ekonomisine ve gençlerimizin istihdamına katkı sunacak olan Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yaygınlaştırma Projesi’nin tanıtımı amacıyla bir araya gelmiş bulunmaktayız. Milli Eğitim Bakanlığı ”2023 Eğitim Vizyonu Belgesinde” mesleki eğitime atfedilen değerin, rehberlik ve erişim imkânlarının artırılması, yeni nesil müfredatların geliştirilmesi, eğitim ortamları ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, eğitim istihdam üretim ilişkisinin güçlendirilmesi hedefi bulunmaktadır. Mesleki Eğitim Merkezleri ile işletmeler arasında var olan güçlü bağın daha da geliştirilmesi, işletmelerin gün geçtikçe artan kalifiye eleman ihtiyacını karşılaması, işletmelerin mesleki eğitimle ilgili devlet teşviklerinden daha fazla yararlanması, 2023 Eğitim Vizyonu Belgesinde bulunan Mesleki ve Teknik Eğitime yönelik hedeflerin gerçekleştirilmesine katkı sağlayacaktır.Örgün mesleki orta öğretim kurumları olarak yeniden yapılandırılan Mesleki Eğitim Merkezleri, Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Vizyon Belgesi hedefleri doğrultusunda, öğrencilerin özlük hakları geliştirilmiş ve bu öğrencilerin mesleki eğitim aldığı işletmelere yönelik teşvik ve devlet desteği sağlamıştır. Mesleki eğitim merkezleriyle işletmeler arasında var olan güçlü bağın daha da geliştirilmesi işletmelerin gün geçtikçe artan kalifiye eleman ihtiyacının karşılanması, işletmelerin mesleki eğitimle ilgili devlet teşviklerinden daha fazla yararlanmalarının sağlanması, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından önemli görülmekte olup bu kapsamda Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yaygınlaştırma Projesi başlatılmıştır. İnşallah bu proje hepimizin desteğiyle amacına ulaşacak ve ülkemiz ve gençlerimiz için büyük kazanımlara vesile olacaktır. Bu önemli projenin ilimiz ve ülkemize hayırlara vesile olmasını, ilimiz ve ülkemizin gelişimine önemli katkılar sunmasını diliyor, bu güzel günde aramızda olan tüm katılımcılarımıza teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.” Diye konuştu.Vali Masatlı’nın konuşmalarının ardından, METYAP Projesi’ne ilişkin detaylı bir sunum yapılarak tanıtımı sağlandı. Sunumun ardından katılımcıların merak ettiği konular ve hususlar, Vali Masatlı ile İşyeri Tabanlı Mesleki Eğitim Daire Başkanı Süleyman Akgül tarafından açıklığa kavuşturuldu.
-

DAHA FAZLA YEMEK DEĞİL DAHA YARARLI BESİN SEÇMEK ÖNEMLİ
Gebelikte beslenme hem bebeğin büyüyüp gelişmesi hem de annenin gereksinimlerinin karşılanması nedeniyle dikkat edilmesi gereken konuların başında geliyor. Bebeğin tek besin kaynağı annenin dengeli ve düzenli beslenmesi, bebeğin sağlıkla dünyaya gelmesi için büyük önem taşıyor. Gebelik dönemindeki kadınların enerji ihtiyaçları artıyor. Ayrıca vitamin ve mineral eksikliği gebelik sürecinde ortaya çıkıyor ve eksik olan vitamin ve minerallerin tamamlanması gerekiyor. Bu nedenle anne adaylarının uzmanların önerilerini dikkate alarak beslenmeye önem vermesi gebelik sürecinin sağlıklı geçirilmesinde altın standart oluyor. Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ömer Furkan Kaçar, gebelikte doğru beslenme hakkında bilgi verdi. Daha fazla yemek değil daha yararlı besin seçmek önemli Sağlıklı bir gebelik süreci ve sonunda sağlıklı olan bir bebeğin doğması için anne adayının dengeli beslenmesi gerekir. Hamilelik sürecinde kadınlar fazla besin almayı değil, dengeli olarak beslenmeyi tercih etmelidir. Ana öğünler arasına ara öğünler koyarak, günlük enerji ihtiyacını düzenli olarak karşılamalıdır. Gebeliğin ilk 3 ayından sonra hormonlar düzene girer ve anne adayı daha rahat bir hamilelik geçirmeye başlar. Gebelikte beslenme hamileliğin 3.ayından sonra daha önemli bir rol oynamaktadır. Bebek de anne karnında büyüdüğü için bu dönemde öğünler 2 katına çıkarılmalıdır. Yani 3 ana öğün arasına 3 ara öğün sıkıştırılmalıdır. Bu ara öğünler meyve, süt, yoğurt gibi kan şekerini ayarlayacak besinler olabilir.Folik asit alımına özen gösterinBebeğin kilo alması tamamen annenin sağlıklı beslenmesi ile ilgilidir. Gebeliğin son üç aydaki döneminde anne adayının kilosu ve beslenme şekli, bebeğin doğum ağırlığını belirler. Gebelik başlangıcında uygun bir kiloyla gebe kalmış olan kadın, düzgün ve doğru beslendiğinde gebelik süresince yaklaşık olarak 9-12 kg alır. Hamile kadınlar günde 80 g protein, 1,5 g kalsiyum, 30-60 g demir, A, B1, B2 ve C vitamini ihtiyacı duyar. Bunları beslenme listesinde olan yiyeceklerden düzenli olarak almalıdır. Folik asit alımı çok önemlidir, hatta gebe kalmadan önce başlanması büyük önem taşır. Bu vitamin gebelikte nöral tüp defekti adı verilen anomalinin önlenebilmesi açısından gereklidir.Gebelik sürecinde proteinden zengin besleninÖzellikle ikinci ve üçüncü üç ay dönemlerinde, hamilelikte beslenme adına bebeğin gelişimi için protein önemli bir besin maddesidir. Öğlenleri tavada pişmiş yumurta ya da omlet tercih edin.Akşam yemeklerinde somon filetoya yer verin. Salatanıza nohut ya da siyah fasulye ekleyin. Balık da mükemmel bir protein kaynağıdır ve bebeğin beyin gelişimine katkıda bulunur. Ancak midye ve cıva zengini balıklardan kaçının. Az su tüketmek gebeliği riske sokabilirHamilelikte ortalama 10 bardak sıvı tüketilmesini tavsiye edilir. Su, meyve suları, kahve, çay ve alkolsüz içecekler günlük sıvı ihtiyacını karşılar. Ancak bazı içeceklerde şeker oranı yüksektir ve bu da istenmeyen kilo artışına sebep olabilir. Hamilelik ilerledikçe, çok az su tüketmek prematüre doğum ya da erken doğuma sebep olabilir.


