Kategori: GÜNDEM

  • AMASYA TAMİMİ

    AMASYA TAMİMİ

    Amasya Tamiminin (12 – 22 Haziran 1919 ) 102’inci Yıl dönümünü içtenlikle kutluyorum.

    ATATÜRK ; 12 – 22 Haziran da Amasya’da ,  “Milletin istiklâlini, yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır. ” ve Ankara’da ; ” Egemenlik kayıtsız şartsız  Milletindir.”  düsturlarıyla,  Amasya öncülüğünde, Türkiye Cumhuryetini kurmuştur.Bu öncü ruh ve harekette, başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm emeği geçenleri,  rahmet, şükran ve saygıyla anıyorum. TBMM’de AMASYA TAMİMİNİN 84’üncü yıl dönümü ile ilgili olarak 19 Haziran 2003 ‘de yaptığım konuşmayı, değerli hemşehrilerim ve okurlarıma saygıyla arz ediyorum.Gündemdışı ikinci söz, Atatürk’ün Amasya’ya gelişi ve Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümü nedeniyle söz isteyen Amasya MilletvekiliHamza Albayrak’a aittir.

    Buyurun Sayın Albayrak. (AK Parti sıralarından alkışlar)

    Konuşma süreniz 5 dakikadır.

    {Amasya Milletvekili Hamza Albayrak’ın, Atatürk’ün Amasya’ya gelişinin ve “Kutsal İttifak” olarak da bilinen Amasya Tamiminin 84’üncü yıldönümüne ilişkin gündemdışı konuşması! }  HAMZA ALBAYRAK (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, televizyonlarının başında bizleri izleyen aziz milletimiz; “Kutsal İttifak” olarak da bilinen Amasya Tamiminin 84 üncü yıldönümü dolayısıyla gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi, şahsım ve tüm Amasya’lılar adına en kalbî duygularla selamlıyorum. 12 Haziran 2003 günü, Amasya’mızı şereflendiren başta Sayın Cumhurbaşkanımız (Sn.Necdet Sezer) ve Meclis Başkanımız (Sn.Bülent Arınç ) olmak üzere, tüm katılımcılara ve emeği geçenlere huzurlarınızda içtenlikle teşekkür ediyor; hepsini, ayrı ayrı, katkılarındandolayı kutluyorum.  Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşunun ilk adımı Amasya’da bu tamimle atılmıştır. Amasya Tamimi, siyasî ve hukukî yönden büyük önem taşıyan tarihî bir belgedir. Bu tamimle, millî mücadele fikri artık bir fikir olmaktan çıkmış, bir eyleme dönüşmüştür. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da başlayan millî mücadelenin hedefini ve yöntemini belirlemiştir. Tamim, bir bağımsızlık bildirisidir. Bu tamimle, istiklal meşalesi yakılmıştır. Tamim, 23 Nisanın müjdecisi, Cumhuriyetin doğum belgesidir. Çatısı altında bulunduğumuz Yüce Mecliste yer alan “Hakimiyet bilâ kaydü şart milletindir” ifadesinin ilk tescilidir.Değerli milletvekilleri, şahsî egemenliğin reddedildiği, millet iradesinin ve sivil inisiyatifin temel alındığı yerdir Amasya. Kurtuluşun,yenidendirilmenin, bağımsızlığın girizgâhıdır . Amasya  Mustafa Kemal Paşa, 12 Haziran 1919’da, Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi’nin davetiyle, Amasya’da coşkulu bir kalabalıklabirlikte Cülüs Tepe’den Amasya’ya girer. Amasya Müftüsü Tevfik Efendi’nin, Amasya girişinde karşıladığı Mustafa Kemal Paşa’ya “Bütün Amasya emrinizdedir; gazanız mübarek olsun. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Himmetiniz payidar olsun.” sözleriyle verdiği destek ve moralle, millî mücadele hareketinin, ilk yazılı tamimle dünyaya ilanıdır.Mustafa Kemal Paşa, Amasya’lılara yaptığı konuşmada “Padişah ve hükümet, itilaf devletlerinin elinde esir bir vaziyettedir. Memleket elden gitmek üzeredir. Bu kötü vaziyete çare bulmak için, sizlerle işbirliği yapmaya geldim. Hep beraber, aziz vatanımızı ve istikbalimizi kurtarmak için çalışmalıyız.” demiştir.  Amasya’lılar ” buna hep beraber yemin edelim” diyerek, Anadolu insanının millî hâkimiyet ve millî istiklale dayanan millî mücadelesini başlatmıştır. Emekli Müftü Abdurrahman Kâmil Efendi, ramazan ayının mübarek günü olan Cumada, Atatürk’ün talimatıyla yapmış olduğu vaazında,II.Sultan Bayezıt  Camiinde “Yegâne çare-i halâs, halkımızın doğrudan doğruya hâkimiyetini eline alması ve iradesini kullanmasıdır.” deyip, millî mücadelenin kenetlendiği yerin Amasya olduğunun altını çizmiştir.Atatürk, bizzat kendisinin kaleme aldığı Amasya Tamimiyle “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” diyerek, Anadolu’da kalma ve  sine-i millete dönme kararını almıştır. 22 Haziran 1919’da tüm dünyaya bunu ilan etmiştir, millet egemenliğini dile getirmiştir, vatanımızın uğradığı haksız işgallere ve haksızlıklara karşı Türk Milletinin duygularına tercüman olmuştur.  Tamimde ” Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir.” şeklinde, ilk ifade, yer almaktadır. Millet ve memleket meselelerine sahip çıkacak bir millî heyetin kurulması söz konusu edilmekte, millî birlik ve beraberlik içerisinde, millete dayanan bir mücadeleyle başarıya ulaşılacağının mesajı verilmektedir. Millet gerçeğine dayanarak, altüst olan düzenin yerine, yeni bir düzeni öngörmektedir. İstiklal, bu yeni düzenin parolası, millî iradeye dayanan millî hâkimiyet ilkesi ve gücüdür.Kısaca, Amasya Tamimi, Türk tarihinde hukukî ve siyasî önemiyle yeni bir Türk Devletinin kuruluşunu hazırlayan bir temel vesika olması bakımından özel bir değer ifade etmektedir. Amasya Tamimi, ayağa kalkmanın, kendine dönmenin onurunu taşımaktadır. Amasya ve Amasya’lılar da, buna ev sahipliği yapmanın ve gönlünü, inancını ortaya koymanın gururunu taşımaktadır.Tarihin tapusu, bilim ve sanatın kapısı, istiklal ve kurtuluşun eşiği, kültür ve uygarlıkların beşiği Amasya, Osmanlıya arka bahçe, Cumhuriyete öncülük yapmış; Amasya’lı, devamlı, devlet kuranların, devleti ayakta tutmak isteyenlerin yanında yer almıştır.

    7500 yıllık tarihiyle eğitim, kültür, doğa ve termal turizme öncülük eden ve Anadolu’ya Oxford olmuş Amasya’mız, 1998 yılında Cumhuriyetimizin 75 inci yıldönümü münasebetiyle kendisine vaat edilen üniversitesini bu Yüce Meclisten beklemektedir. Hiç şüphesiz ki, bu Yüce Meclis, Amasya’ya hak etmiş olduğu, gecikmeli de olsa, üniversitesini en kısa sürede verecektir.Amasya Tamiminin 84 üncü Yıldönümünü kutlar; ilginize ve Amasya’ya olan katkınıza şimdiden teşekkür eder; hepinize saygılar sunarım efendim.(AK Parti sıralarından alkışlar)

    BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Albayrak.]

    Selâmun aleyküm.

    Hamza Albayrak

    22.dönem Amasya Milletvekili

  • AVUKATA SALDIRI VATANDAŞA SALDIRIDIR

    AVUKATA SALDIRI VATANDAŞA SALDIRIDIR

    Hukuk devletinde güç kullanma (cebri icra) yetkisi hukuk kuralları çerçevesinde sadece devlete aittir.

    “İcra”, güç kullanma yetkisi içerdiği için devletin görevidir.

    Haciz mahallerinde meslektaşlarımıza yapılan saldırıların mağduru yalnız saldırıya uğrayan avukatlar değildir. Saldırıların bir diğer hedefi, avukatların haklarını koruduğu vatandaşlardır.Haciz sırasında avukata ya da bir başka görevliye yönelik saldırı, aynı zamanda devletin egemenlik hakkına saldırıdır.Devlet bu şiddete çözüm bulmaz ise sadece bireylerin can güvenliğini koruyamamış olmaz. Aynı zamanda haciz mahalli özelinde egemenliğini devlet dışı güçlerle paylaşmış olur.İzmir’de haciz sırasında meslektaşımızın başına alçakça silah dayayan kendini bilmezin bu yaptığı, mahkeme salonunda hakimi kürsüden zorla indirip, “burada hükümleri ben veririm” demesiyle eşdeğerdedir.Fail, elbette en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Nitekim soruşturma açılmış, fail tutuklanmıştır. En kısa sürede davanın açılmasını ve süratle sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Ancak bu yetmez!Talebimiz, haciz mahallerindeki şiddet sorununa kalıcı ve etkili bir çözümün ivedilikle getirilmesidir.Önerimiz,‘her fiili haciz işlemi sırasında yeteri kadar kolluk görevlisinin zorunlu olarak bulundurulması için bir kanuni düzenleme yapılması’dır. Buna ilişkin yetkili mercilere ilettiğimiz teklifimizin takipçisiyiz.Görevlerini yaptıkları sırada saldırıya uğrayan meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyor, hayatını kaybeden meslektaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyor, şiddeti önlemek için her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha kamuoyunun ve meslektaşlarımızın bilgisine sunuyoruz.Saygılarımızla.

    Türkiye Barolar Birliği

  • Hamza Albayrak Köşe Yazısı

    Hamza Albayrak Köşe Yazısı

    BM ve TÜİK’e göre TÜRKIYE

    BM’nin  (Birleşmiş Milletlerin) ; Gayrisafi yurt içi hasıla, sosyal destek, ortalama sağlıklı yaşam süresi, vatandaşların kendi hayatlarıyla ilgili karar alabilme özgürlüğü, cömertlik, ve ülkedeki yolsuzluk düzeyini ; 149 ülkeden insanlarla görüşerek hazırladığı ;

    Dünya Mutluluk Raporunda ; Türkiye 104’cü sırada yer aldı.‼️Türkiye 156  ülke arasında ; 2019’da 79 ve 2020’de  93’cü sırada yer almıştı.

    TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumunun ) her yıl birkez yayınladığı , Gelir  ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerine göre ;  tablo maalesef bir önceki yıla göre daha olumsuz.‼️

      Yoksulluğun yayılıyor olması.

    2019 yılında Türkiye’de yoksul sayısı ; 17,2 milyondan , 2020 ‘de 17,9 milyona çıkmış. Pandeminin ve  ekonomik etkilerinin henüz yansımadığı bu araştırma sonucuna göre, Türkiye’de 700 bin kişi daha yoksul hale gelmiş olup, bunun 120 bini Yüksek Okul mezunudur.

    2020 yılında 6 milyona yakın yurttaşımızın işini ya da pandemi uygulamaları (kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin) nedeniyle gelir kaybettiği ve  yoksulluğun bulaşıcı bir hastalık gibi yayılarak, YOKSULLUĞUN her açıdan derinleştiği.2015 yılında 22 kat olan en zengin %5 ve en fakir %5’in ortalama gelirleri oranı, 30 katına çıkmış. Bir önceki yıla kıyasla en yoksul kesimin medyan geliri bir yılda sadece %4,8 artarken, en varlıklı kesimin gelir artışındaki oran %23,47 olmuş. %20’den fazla yıllık gelir artışına sahip tek grup da ZENGİNLER olmuştur.

    Orta sınıf yok olup, zengin daha zenginleşiyor ve fakir daha fakirleşiyor.Yani yoksulluk kalıcı hale geliyor. Son veriler ışığında 11,2 milyon insanımızın sürekli yoksullukla karşı karşıya olduğu görülüyor.Velhasıl yoksulluk ve yoksunluk bir kadere dönüşüyor.

    Türkiye’de pandemi ve ekonomik krizlerin de etkisiyle artan yoksulluk tek gündemimiz olmak zorunda.İstihdamın arttırılmasına yönelik önlemler, vergi politikalarının bu bakış açısı ile yeniden düzenlenmesi ve sosyal yardımların miktar ve etkinliğinin arttırılması ve şeffaflık öncelikli olarak şart!

    Türkiye 3’Y (Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar )ile mücadeleye  2002 ve 2007 döneminde olduğu gibi devam ederek,  istisnasız MAFYA –  İŞADAMI  ve SİYASETÇİ  Işbirliği ve Yolsuzlukları

    araştırılıp,  soruşturularak  ZANNA  ve İFTİRAYA fırsat verilmemeli,  suçluların tesbitiyle haklarında İdari ve Adli yönlerden takibat yapılmalıdır.🤲🇹🇷

    Selâmun aleyküm.

    Hamza Albayrak

    22.dönem Amasya Milletvekili.

  • AMASYA’DA FESTİVAL COŞKULU BAŞLADI

    AMASYA’DA FESTİVAL COŞKULU BAŞLADI

    Amasya’da Uluslararası Atatürk, Kültür ve Sanat Festivali, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kente gelişinin canlandırılması, konvoy, resmi açılış töreni ve konserle başladı.

    Atatürk’ün 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geldiğinde karşılandığı Cülüs Tepe mevkiinde temsili töreni yapıldı. Karşılama heyetinde bulunan Amasya Müftüsü Hacı Hafız Tevfik Efendi, “Paşam bütün Amasya emrinizdedir” sözleriyle Atatürk’ü karşıladı. Samsun’dan getirilen özel aracıyla konvoya öncülük eden Atatürk’ü ve beraberindekileri temsil eden oyuncuların peşinden Vali Mustafa Masatlı, Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Tugay Komutanı Albay Mehmet Atlı, protokol üyeleri ile vatandaşların yer aldığı araçlarla Cülüs Tepe’den Yavuz Selim Meydanı’na kadar “Atatürk ve Bayrağa Saygı” konvoyu düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Atatürk’ün Amasya’ya gelişinde halka hitaben yaptığı konuşma okundu. Tarihi anlar Amasyalı tiyatrocular tarafından temsili olarak canlandırıldı.‘HÜRRİYET VE BAĞIMSIZLIK YOLUNDA BÜYÜK KATKILARI OLAN BİZLER O ECDADIN TORUNLARIYIZ’
    Amasya’nın sadece kurtuluşun değil, kuruluşunda planlarının yapıldığı bir şehir olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Mehmet Sarı konuşmasında şunları kaydetti;
    “Amasya’mız için çok önemli bir gün. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mahiyetindeki heyeti ile birlikte Amasya’ya teşrifinin 102. Yılı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsuna çıkışlarıyla başlayan İstiklal Mücadelesinin sürecinin gerçeklemesi Amasya’mızda olmuştur. Yani esas manasını Amasya’mızda kazanmıştır. Bundan dolayı biz Amasyalılar onurluyuz, gururluyuz. Amasya’mız bu zamana kadar pek çok hüzüne, kedere, sevince şahitlik etmiştir. Lakin Türk tarihinin ve Türk milletinin kaderinin değişmesine bizlerin ecdadı ön ayak olmuş, büyük katkı sağlamışlardır. Hürriyet ve bağımsızlık yolunda büyük katkıları olan bizler o ecdadın torunlarıyız. Onların torunları olmaktan her zaman iftihar ediyor ve iftihar edeceğiz.102. yılını kutladığımız o gelişin sırdan bir geliş olmadığını, niyetinin ifşa edileceği, bayraksız, ezansız ve Kuran’sız hayatı hiçbir zaman düşünmemiş olan şanlı milletimiz için son derece önemli olduğumuzu hatırlamamız lazım. Kadınlarımız, kızlarımız, erkeklerimiz, yaşlılarımız O kutlu gelişi hiçbir zaman unutmamalıyız. Ülkemizi yeniden vatan haline getirirken ödediğimi bedel asla unutulmamalı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Amasya’ya gelmeden önce Müftü Tevfik Efendi’ye geleceğini bir telgraf ile haber verdi. Müftü Tevfik Efendi 53 arkadaşı ile Cülüs Tepe’de Atatürk’ü karşıladı. Müftü Tevfik Efendi” Paşam bütün Amasya emrinizdedir” diyerek tekbir verdi. Başta Müftü Tevfik Efendi ve 53 vatansever arkadaşımı saygıyla anmalıyız.12 Haziran 1919’da Amasya’mıza gelmesi bir ümidi ateşlemiş ve Anadolu’yu heycanlandırmıştır.10 gün sonra Amasya genelgesi yayınlanmış. Yani Amasya sadece kurtuluşun değil, kuruluşunda planlarının yapıldığı bir şehirdir. Zafere giden yolda Amasya’mız Atamızı yalnız bırakmamıştır. Millî mücadelenin ateşi burada yakılmış, dünya tarihinde bir ilk yaşanmıştır.102 yıl önce küçük kıyameti yaşayan milletin evlatlarıyız. Yıllarca varlıktan, yokluğa düşmenin girdabında boğuştuk, durduk. Ecdadımızın yaşadığı acı hadiselerden ders çıkarmalı ve geleceğimizi ona göre planlamalıyız. Bin yıllık mazimizle bu toprakların bir parçası olduk. Biz örfü, adeti, inancı olan bir milletiz. Yaşadığımız yerlere ad verdik, eser diktik, adına da vatan dedik. Bir olursak iri oluruz, diri oluruz millet olarak hasımlık değil, hısımlık yakışmaktadır. Tarihimize, kültürümüze, inancımıza el birliği ile her zaman sahip çıkmalıyız. Kıymetli şehrimiz Amasya’mıza büyüğümüzle, küçüğümüzle sahip çıkmalıyız. Bağımsızlığımıza Büyük katkıları olan gazi ve şehitlerimizi minnetle anıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını hürmetle yad ediyorum. Mekanları cennet olsun” dedi.

    ‘AMASYALILARIN ONUR GÜNÜ KUTLU OLSUN’
    Daha sonra konuşan Amasya Valisi Mustafa Masatlı ise, “Tarihin tanık olduğu en büyük felaketlerden olan, 1. Dünya Savaşı sonunda mağlup devletler tarafında yer alan Osmanlı İmparatorluğu’nun 30 Ekim 1918’de imzalamak durumunda kaldığı Mondros Ateşkes Antlaşmasının çeşitli maddelerinin ihlali gerekçesiyle; önceden hazırladıkları Osmanlı topraklarını paylaşma planlarını uygulamaya koyan İtilaf Devletleri, yurdumuzu yer yer işgale başlamışlardı. Memleketin işgallerle parçalanmaya başladığı bir ortamda, tek kurtuluş yolunun Anadolu’da başlayacak milli bir mücadele hareketinde olduğunu bilen Mustafa Kemal, millet egemenliğine dayalı tam bağımsız bir devlet kurmanın zamanının geldiğine inanıyordu. Bu düşüncelerle 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basan Gazi, 12 Haziran 1919’da halkın büyük bir coşkuyla ve sevgi gösterileriyle karşıladığı Amasya’ya gelmiştir. 14 Haziran’da ise Mustafa Kemal Paşa’nın isteği ile Amasya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştu. Manda ve himaye söylentilerinin devletin en yetkili ağızlarından bile en muteber çare olarak ifade edildiği bir ortamda, bizzat kendisinin Amasya’mızda kaleme alarak imzaladığı, Amasya Tamiminde geçen ‘Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.’ ifadesi, Mustafa Kemal’in Türk Milletine duyduğu güvenin ve hürriyete olan inancının apaçık işareti, var olmak ile yok olmak arasında tercihe zorlanmış bir milletin akıllara durgunluk veren kurtuluş mücadelesinin bir özetiydi. 22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Tamimi’nde; vatanın bütünlüğünün, milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu vurgulanarak, milletin ahvalini göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip, bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden uzak, milli bir kurulun varlığının çok gerekli olduğu belirtilmiş ve Sivas’ta bir kongrenin tez elden toplanması kararlaştırılmıştır. Amasya Tamimi, aynı zamanda Kuvay-i Milliye hareketinin yurt geneline yayılmasını sağlayan çalışmaların başlangıcı ve milli egemenliğe dayalı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin doğum belgesidir. Mustafa Kemal, Amasya’da kaldığı süre içerisinde; Samsun ve Amasya’dan başlayarak, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile yurt geneline yayılan Kuvay-i Milliye hareketinin ve kurtuluş mücadelesinin plan ve programlarını yapmış, bu çerçevede Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum belgesi olarak kabul edilen Amasya Tamimini yayımlayarak yurt genelindeki bütün vatandaşlarımızın işgalcilerle mücadelesinde olağanüstü bir heves ve heyecan kazanmasını sağlamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın milli mücadele hareketini halka mal ettiği yer Amasya; bunun kararı ise Amasya Tamimi’dir. Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Amasya’ya teşriflerinin 102. Yıldönümünde tüm Amasyalıların onur gününü kutluyor, saygılar sunuyorum” diye konuştu.

    12-22 Haziran Amasya Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kutlamaları her akşam pandemi kurallarına uygun olarak 22 Haziran tarihine kadar devam edecek.

  • Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk Çocuklarla Bir Araya Gelerek Çikolata Dağıttı

    Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk Çocuklarla Bir Araya Gelerek Çikolata Dağıttı

    Taşova’da güneşli havayı fırsat bilen ve anne ve babalarıyla sokağa çıkan çocuklara Belediye Başkanı Bayram Öztürk çikolata ikramında bulundu.Çocuklarla güneşli havada sohbet ederek vakit geçiren Belediye Başkanımız Bayram Öztürk, “Sabredin çocuklar az kaldı Birlikte başaracağız ve güzel günler göreceğiz” dedi.Başkan Öztürk, çocuklarla güzel bir buluşma yaşadıklarını ifade ederek, “Gülüşerek oynamalarını özlediğimiz çocuklarımızın keyfine ortak olduk. Çocuklarımızın koşuşmalarını özlemiştik. Onlar için anlamlı olan bu günde bizde yanlarında olmak istedik” dedi.Aileler, Belediye Başkanımız Bayram Öztürk’e jestlerinden dolayı teşekkür etti.

  • SARI: “İBADETHANELERİ VE TARİHİ MEKANLARI TEMİZLİYORUZ”

    SARI: “İBADETHANELERİ VE TARİHİ MEKANLARI TEMİZLİYORUZ”

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Bizler tarihimize ve şehrimize karşı bu sorumluluğun bilincindeyiz. Bütün çalışmalarımız vatandaşlarımızın huzur içinde yaşamaları, şehrimizin güzelleşmesi içindir” dedi.Belediye Başkanı Mehmet Sarı’nın öncülüğünde belediye ekipleri, şehirdeki genel temizlik çalışmalarının yanı sıra ibadethaneleri ve tarihi mekanları periyodik olarak temizlemeye devam ediyor. Mahalle, cadde, sokak ve ortak kullanım alanlarının dışında tarihi mekanları ve ibadethaneleri de temizleyen Belediye ekipleri çalışmalarına aralıksız sürdürüyor.

    BİZİM GÖREVİMİZ TARİHİ MEKÂNLARI KORUMAK VE BAKIMLARINA DİKKAT ETMEK’
    Şehrin her noktasının sağlıklı ve hijyen kurallarına uygun olarak temizlendiğini söyleyen Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, açıklamasında şunları söyledi;
    “Amasya’mız temizlik konusunda örnek bir şehirdir. Biz belediye olarak şehrimizin hijyeni ve vatandaşlarımızın huzur ve güven içerisinde ibadetlerini gerçekleştirmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca Amasya’mız tarihi bir şehir olduğu için ibadethanelerimizin birçoğu da tarihi mekânlardır. Bizim bir diğer görevimiz ise bu tarihi mekânları korumak ve bakımlarına dikkat etmektir. Bizlerde tarihimize ve şehrimize karşı bu sorumluluğun bilincindeyiz. Bütün çalışmalarımız vatandaşlarımızın huzur içinde yaşamaları ve şehrimizin güzelleşmesi içindir” diye konuştu.

  • ÜLKÜ OCAKLARINDAN BAŞKAN SARI’YA ZİYARET

    ÜLKÜ OCAKLARINDAN BAŞKAN SARI’YA ZİYARET

    Amasya Ülkü Ocakları Başkanı Alperan Akpınar ve yeni yönetimi, Belediye Başkanı Mehmet Sarı’ya belediyede bir ziyaret gerçekleştirdiler.Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım’ın takdirleri ile Amasya Ülkü Ocakları Başkanlığına atanan Alperan Akpınar ve yeni yönetimi, Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı makamında ziyaret ettiler. Akpınar, yönetiminde görev alan birim başkanlarını sırasıyla Başkan Sarı’ya tanıttı. Bir süre sohbet edilen ziyarette Başkan Sarı, ülkücü kardeşleri ile geçmişe ve gündeme dair fikir alışverişinde bulundu. Sarı’ya burada, Başdanışman Ahmet Yenihan eşlik etti.‘ÜLKÜCÜLÜK KUTSAL BİR GÖREV’
    Ülkücülüğün kutsal bir görev olduğuna ve herkese nasip olmayacağına vurgulayan Sarı, “Çıktığınız yolda birçok zorlukla karşılaşacaksınız. Ancak engellere aldırış etmeden aldığınız bayrağı bir ileriye taşımak için gece-gündüz çalışacaksınız. 5 bin ülkücü şehidin sorumluluğu ağırdır. Onun için görevlerinizi yerine getirirken bu duruma dikkat etmeniz gerekmektedir. Bu vesile ile vatanımız uğruna canlarını feda ederek, şehit olan ülkücü abilerimizi ve kardeşlerimizi buradan rahmet, minnetle yad ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun” dedi.‘ÜSTLENDİĞİMİZ GÖREVİN SORUMLULUĞUNU VE AĞIRLIĞINI BİLİYORUZ’
    Ülkü Ocakları Başkanı Alperan Akpınar ise, “Üstlendiğimiz görevin sorumluluğunu ve ağırlığını çok iyi biliyoruz. Bu doğrultuda gecemizi gündüzümüze katarak, çalışacağız. Bizleri bu göreve getiren büyüklerimizi mahcup etmemek için var gücümüzle aldığımız bayrağı daha ileriye taşıyacağız. Bizlere desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen değerli büyüğümüz Amasya Belediye Başkanımız Mehmet Sarı beye yönetimim ve ülkücü caimiamız adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.Konuşmaların ardından Akpınar, Başkan Sarı’ya günün anısına bir hediye takdim etti. Hatıra fotoğrafı çekilen ziyaret daha sonra son buldu.

  • MİNİKLER SARI’YI ‘ÇEVRECİ DOSTU BAŞKAN’ İLAN ETTİ

    MİNİKLER SARI’YI ‘ÇEVRECİ DOSTU BAŞKAN’ İLAN ETTİ

    5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Özkan Kaya ve beraberindekiler Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı makamında ziyaret etti. Ziyarette minik öğrenci Aymira Kurt Başkan Sarı’yı ‘Çevre Dostu Başkan’ ilan etti.5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Özkan Kaya, Müdür Yardımcısı Osman Tok, Çevre Yönetimi Şube Müdürü Sevim Söküt, kurum çalışanları ve minik öğrenciler, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı makamında ziyaret ederek, çiçek takdim ettiler. Başkan Sarı ile bir süre sohbet eden Minik öğrenci Aymira Kurt kendisini ‘Çevreci Dostu Başkan’ ilan etti.‘ÇEVRECİ BELEDİYECİLİK ANLAYIŞI İLE HİZMET EDİYORUZ’Geleceğin teminatı çocuklara çevre bilinci ve doğa sevgisini aşılamanın asli görevler arasında yer aldığını söyleyen Belediye Başkanı Mehmet Sarı konuşmasında şunları kaydetti;“Bu konuda hepimiz üstümüze düşeni yerine getirmeliyiz. Amasya Belediyesi olarak bizler doğa dostu ve çevreci belediyecilik anlayışı ile hizmet ediyoruz. Çevremiz, sokaklarımız, caddelerimiz her daim temiz ve yeşil… Yaşanabilir bir şehir ve gelecek nesillere temiz bir doğa bırakmak için biz gece gündüz demeden çalışıyoruz. Hemşehrilerimizden de çevremizi temiz tutma, koruma ve sorumlulukları konusunda duyarlılık bekliyoruz. Yaşadığımız bu güzel şehre karşı hassasiyet göstermek önemli bir vatan borcudur. Vatansever olmak sadece söylemle olmaz, fiiliyatla, vatanımıza olan görevlerimizi yerine getirmekle olur. Tüm hemşehrilerimizin bu hassasiyetle yaşamalarını diliyorum ve bu vesileyle çevre günlerini kutluyorum. Çevre günü sebebiyle bizleri Çevreci Başkan olarak onure eden misafirlerimize teşekkür ediyor, 5 Haziran Dünya Çevre Günlerini kutluyorum” dedi.Başkan Sarı’nın büyüdüğün zaman ne olacaksın sorusuna Başkan olacağım cevabını veren minik Aymira Kurt, koltuğundan kalkan Sarı’nın yerine birden oturdu. Başkan Sarı durumu görünce şaşkınlık yaşayarak, kendisini alnından öpüp tebrik etti.

  • Yargı Kararları ve Adaleti

    Yargı Kararları ve Adaleti

    Bağımsız Yargı ; Kanunilik – Yerindelik  ve Şahsilik ilkelerini dikkate alarak karar VERİR.  Delilden  SANIĞA  giderek YARGI  KARARLARI  ve ADALETİ;  suçun  işlendiğinde  mer’i  olan  KANUNLARA ,  suçun  işlendiği  YERE ve suçu  işleyen  ŞAHSA  bağlı  kalarak ,  deliller  ile  suçu  örtüştürerek  SANIK  hakkında  karar  verir.Hiç bir zaman,  aynı  delillerden  (ağrlaştırıcı ve hafifletici nedenler hariç) FARKLI  kararlar verilemez.Üst mahkemelere  ( Anayasa , Yargıtay  , Danıştay  , Uyuşmazlık  Mahkemesi) ve Yüksek  Seçim  Kuruluna yapılan  itiraz  ve hak aramalarda  yani TEMYİZ  taleblerinde de  nihai kararlar  aynı esaslara  ve delillere  göre verilir.Anayasa  ve ilgili KANUN   ve de  İBKK ( İctihadı  Birleştirme  Kurul Kararı) dışında,  ne Idari ne de  Adli ( cezai – hukukî  ve malı)  davalarda , emsal olacak BAĞLAYICI  unsur  yoktur. Buna  HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞU VE BAĞIMSIZLIĞI  denir. Bütün  mahkemeler  bu bağlamda  gerekçeli  kararlarını ; hür  ve bağımsız  iradeleriyle verirler. Onun için  Hakim , Savcı  ve Avukat üniformaları( Cübbeleri) düğmesizdir. Hukukun üstünlüğü  ve bağımsız  Yargı  ürünü  ADALET  bundan  dolayı  YÖNETİMİN TEMELİDİR.Adaletini  yitirenler,  hem  dünya da  hemde  ahirette  her şeyini  YİTİRİRLER.  Bir hukukçu ;  bu bağlayıcı  ilkeleri ,  ikbalini değil,  ONURUNU düşünerek  asla yok  sayamaz  ve  bu çerçevenin  dışına da çıkamaz…Günümüz de , dünya da kişisel  Adalet ; maalesef  çalan  KANUN ( müzik  aleti ) önünde  âdeta  kıvıra kıvıra  oynuyor…Hukukçu  geçinenlerde, konuya ÂMA’nınFİL’i tarifi  mantığıyla  yaklaşıyorlar  Yönetimin temeli ADALE T olup, gerekçesiz karar verenler, GEREKÇE yazamazlar.‼ Gerekçesi ne olursa olsun, hiç bir mazeret asla doğrunun ve adaletin (hakkı teslimin) yerini tutamaz.Delilden SANIĞA gitmeyenler,  gün gelir SANIK olurlar..Ya ADL (Adalet) Allah’ın (cc) 99 güzel ismindendir..Adalet eşittir, Kelime-i Tevhittir.  MEVLÂM ( cc) Kerim Kitabı Hz.Kur’anda (Nahl S. 90.A)  “Muhakkak ki ALLAH , adaletli  olmayı emreder..”