Yazar: Editor Editor

  • MAĞAZAMIZDA 100. YILA ÖZGÜ İNDİRİMİMİZ VAR

    MAĞAZAMIZDA 100. YILA ÖZGÜ İNDİRİMİMİZ VAR

    Amasya’da kışlık giyim ürünleri satan bir tuhafiye, Cumhuriyet’in 100. yılında müşterilerine özel indirimler sunuyor. Havaların soğumasıyla birlikte Amasya’daki giyim mağazaları kışlık koleksiyonlarını vitrinlere yerleştirerek hareketlenmeye başladı. Gündoğdu Tuhafiye, çocuk ve yetişkinler için geniş bir kışlık mont ve kaban seçeneği ile müşterilerine özel indirim fırsatları sunuyor.
    MAĞAZAMIZDA 100. YILA ÖZGÜ İNDİRİMİMİZ VAR
    Mağazanın sahiplerinden Ferhat Gündoğdu, “Cumhuriyet’in 100. yılında müşterilerimize özel indirimler sunuyoruz. Her türlü çocuk ve yetişkin mont ile kaban çeşitlerimiz mevcut” dedi.
    Gündoğdu, “Kış mevsiminin yaklaşmasıyla hazırlıklarımızı tamamladık. Satışlarımızda hareketlilik başladı. Kazaklar, montlar, hırkalar, kazaklar, eşofmanlar gibi birçok kışlık ürün çeşidimiz mağazamızda yerini aldı. Her bütçeye uygun seçeneklerimiz mevcut. Cumhuriyet’in 100. yılına özel indirimlerimizle herkesi mağazamıza bekliyoruz” şeklinde konuştu.
    ÖZEL İNDİRİMİ DE DUYUNCA AYRI BİR SEVİNDİK
    Kışlık alışverişinde bulunan müşteriler ise “Kışlık sezonu için alışveriş yapmaya geldik. Genelde sıcak tutan içi polarlı ürünlerden baktık. Gündoğdu tuhafiyeye mont almaya geldik. Cumhuriyet’in 100. yılına özel indirimi de duyunca ayrı bir sevindik. Marketlerde Cumhuriyet’in 100. yılına özel indirimleri duyuyoruz, biliyoruz bir giyim mağazasından da duyunca şaşırdık. Çok güzel düşünmüşler, mağaza sahiplerine teşekkür ederiz. Ürün çeşidi de bol. Herkese bu indirim kampanyasını duyuracağız. Herkes Yüzevler Mahallesi’ndeki Gündoğdu Tuhafiye’den mutlaka kışlık alışverişini yapsın” dediler

  • İsrail’in Filistin halkına yönelik olarak başlatmış olduğu saldırılar sonrası bir çok kesimden tepki sesleri yükselirken bir açıklamada Amasya Üniversitesi’nden geldi.

    İsrail’in Filistin halkına yönelik olarak başlatmış olduğu saldırılar sonrası bir çok kesimden tepki sesleri yükselirken bir açıklamada Amasya Üniversitesi’nden geldi.

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ahmet Hakkı Turabi, Amasya Üniversitesi olarak ne Gazze’de ne İsrail’de ne de dünyanın herhangi bir yerinde artik çocukların, sivillerin ve masum insanların ölmesini istemiyoruz. İnsan olarak bu trajedilerinin sürmesine tahammülü olmadıklarını belirtti
    SİVİLLERİN ÖLDÜRÜLMESİNİ ŞİDDETLE KINIYORUZ
    Turabi açıklamasında, “İnsan haklarını, bütün evrensel değerleri ve uluslararası hukuku ihlal eden İsrail ordusu, Gazze’de yerleşim alanlarını yok etmeye, masum insanları öldürmeye devam etmekte, sağ kalanları ise evlerini ve topraklarını terk etmeye zorlamaktadır. Gazze’deki masumların hiçbir ayrım gözetilmeden sürekli bombardımana maruz bırakılarak katledilmelerini asla kabul etmediğimiz gibi İsrail topraklarındaki sivillerin öldürülmesini de şiddetle kınıyoruz. Bir şehrin suyunu, elektriğini, giriş-çıkışlarını kesip altyapısını çökerterek, camisinden kilisesine tüm ibadethanelerini, okullarını ve üniversitelerini yıkarak, insanların en temel ihtiyaçlarına erişmesini engelleyerek, içinde sivillerin yaşadığı binaları bombalayarak, velhasıl her türlü utanç verici yöntemle yürütülen bir çatışma, savaş değil katliamdır. Üstelik bütün bunları bir güç gösterisi edasıyla maharet gibi sunmaya kalkmak, devlet değil ancak Örgüt refleksidir” diye konuştu.
    SORUNLARIN GÖRÜŞMELER YOLUYLA ÇÖZÜLMESİNİ DESTEKLİYORUZ
    Bugüne kadar İsrail’in adaletsizliğine göz yuman insanlığın, son hadiselerde de iyi bir sınav vermediğini görüyoruz; bu konuda tarafımızın mazlumlar ve masumlar olduğunu ilan ediyoruz diyen Turabi, “Bölgeye kalıcı huzur ve barışın ancak meşruiyeti Birleşmiş Milletler kararlarına dayanan, 1967 sınırlarında ve coğrafi bütünlüğe sahip, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması ve tüm dünya tarafından tanınması olacağına inanıyoruz. Üç semavi dinin kutsal mekânlarını bünyesinde barındıran Kudüs’ün mahremiyetine, Mescid-i Aksa’nın içinde yer aldığı Harem-i Şerif’in statüsüne saygı gösterilmesini istiyoruz. Amasya Üniversitesi olarak tarafları itidale davet ediyor ve bölgedeki savaşın bir an önce durmasını, taraflar arasındaki sorunların görüşmeler yoluyla çözülmesini destekliyoruz. Birleşmiş Milletler’in aldığı 181, 194, 303, 2253, 38/180 ve 10/82 no’lu kararların ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Rabbim ülkemize, bölgemize ve dünyaya daimi huzur, barış, esenlik nasip eylesin” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye, Slovenya, Yunanistan ve Fransa’dan katlımın sağlandığı projenin ilk durağı Fransa’nın başkenti Paris oldu. Berrak Sarıçam’ın koordinatörlüğünde beş gün süren eğitim programına Fatih İlkokulundan 4 öğretmen katıldı. Öğretmenler ülkelerindeki eğitim programı uygulamaları konusunda deneyimlerini paylaştı. Konuk öğretmenler Paris’in kültürel zenginliklerini yakından görme fırsatı buldu. Fatih İlkokulu, Erasmus+ programı okul eğitiminde küçük ölçekli ortaklıklar (KA210SCH) kapsamında ‘In The Economy Of Nature The Currency Isn’t Money Yet Living’ adlı proje çerçevesinde ortaklarını Amasya’da konuk edecek

    Türkiye, Slovenya, Yunanistan ve Fransa’dan katlımın sağlandığı projenin ilk durağı Fransa’nın başkenti Paris oldu. Berrak Sarıçam’ın koordinatörlüğünde beş gün süren eğitim programına Fatih İlkokulundan 4 öğretmen katıldı. Öğretmenler ülkelerindeki eğitim programı uygulamaları konusunda deneyimlerini paylaştı. Konuk öğretmenler Paris’in kültürel zenginliklerini yakından görme fırsatı buldu. Fatih İlkokulu, Erasmus+ programı okul eğitiminde küçük ölçekli ortaklıklar (KA210SCH) kapsamında ‘In The Economy Of Nature The Currency Isn’t Money Yet Living’ adlı proje çerçevesinde ortaklarını Amasya’da konuk edecek

    Cebeci, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün kuruluş tarihi olan 16 Ekim’in her yıl Dünya Gıda Günü olarak anıldığını belirterek, “Bu özel gün, açlıkla mücadeleye dikkat çekmeyi, herkes için güvenli ve dengeli beslenmeyi teşvik etmeyi hedefliyor. Bu yılın teması olan ‘Su Hayattır, Su Gıda Demektir’ vurgusuyla, suyun gıda üretimindeki hayati rolüne dikkat çekiyoruz. Gıda üretimi için su, elzem bir unsurdur, çünkü su olmadan verimli bir gıda üretimi hayal dahi edilemez” dedi.
    “AÇLIKLA MÜCADELE DEVAM EDİYOR”
    Sağlıklı, sürdürülebilir ve ulaşılabilir gıda insanlığın en temel ve karşılanması gereken ihtiyacıdır diyen Başkan Cebeci, “Ancak günümüz dünyasında açlıkla mücadelemiz devam ediyor. FAO verilerine göre 2022 yılında 783 milyon insan yetersiz besleniyor ve açlık yaşıyor. 2022 yılında Asya ve Latin Amerika’da, açlığın azaltılmasına yönelik gayretlerde ilerleme sağlanmasına karşın Batı Asya, Karayipler ve Afrika’nın tüm alt bölgelerinde açlığın artmaya devam ettiği görülüyor. Dünyada yetersiz beslenen insanların en yüksek olduğu bölge Afrika’dır. Üstelik 2030 yılına geldiğimizde yaklaşık 600 milyon insanın hala yetersiz besleneceği tahmin ediliyor. Açlık çeken, yetersiz beslenen insan sayısı ne yazık ki azalmıyor.
    Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan ‘2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi’ hedefine ulaşmak bu gidişatla mümkün görünmüyor. Açlıkla savaşımız devam ederken, bir tarafta da küreselleşme, kentleşme, kentlerdeki tempolu yaşam tarzı sağlıksız beslenmeye neden oluyor, aşırı ve dengesiz gıda tüketimiyle birlikte de obezite oranı da artıyor. Açlığı yok edemediğimiz gerçeğinin yanı sıra bir tarafta da gıda kayıpları ve gıda israfıyla karşı karşıyayız. Dünya çapında tüketicilere sunulan tüm gıdanın yüzde 17’si yaklaşık 1 milyar ton gıda çöpe atılıyor. Çöpe atılan gıda aynı zamanda su kaynaklarının da kaybıdır.
    “DÜNYA GIDADA FARKINDALIĞI SALGIN, KRİZ VE SAVAŞLARIN İÇİNDE BİZZAT YAŞAYARAK ÖĞRENDİ”
    Dünya gıda günü etkinlikleri, gıdanın önemi konusunda farkındalık oluşturmaya çalışırken, son yıllarda salgın, iklim değişikliği, ekonomik kriz ve savaşlar, gıda üzerinde daha çok etki yarattı. Gıda daha bir stratejik öneme binerken gıdaya erişim zorlaştı. Dünya gıdada farkındalığı salgın, kriz ve savaşların içinde bizzat yaşayarak öğrendi. Parası olduğu halde gıdaya ulaşamayanlar olduğu gibi, pahalıktan gıdaya ulaşamayanlar da oldu. Tarımını iyi yöneten ülkeler bu süreçten en az zararla çıktı.
    Dünyada açlığı bitirme planları süreci uzadı. Çünkü gıda milliyetçiliği ortaya çıktı. Ülkeler gıda stoklamaya başladı. Bu nedenle gıda fiyatlarının daha fazla artması riski gündemden düşmüyor. Önümüzdeki süreç tarım sektörü ve gıda fiyatları açısından önemini koruyacaktır. Gerekli tedbirleri acilen alarak, bu riskleri ülke olarak yönetmek zorundayız. Bunu başaramazsak, üreticimiz de tüketicimiz de bu zor günleri aşamayacaktır.
    Ürün maliyetlerindeki artışlar gıda fiyatlarını yükseltiyor. Girdiler pahalı olduğu süreçte gıda fiyatlarındaki artışı durduramayız. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve gıda fiyatlarının istikrara kavuşması, üreticinin üretim maliyetinin üzerinde gelir kazanmasıyla olur. Biz bunu sağlamalıyız. Girdilerin üreticilerimize makul fiyatlardan temin edilmesi tüketiciye yansıyarak gıda fiyatlarının azaltılmasında önemli bir rol oynayacaktır.
    “TEMİZ SU İNSAN SAĞLIĞI VE GIDA ÜRETİMİ İÇİN YETERİNCE SAĞLANMALIDIR”
    Hızlı nüfus artışı, kentleşme, ekonomik kalkınma ve iklim değişikliği, dünyanın su kaynaklarını baskı altına sokuyor. Tüm doğal kaynaklar gibi tatlı su da sonsuz değildir. İnsanların beslenebilmesi için yeterli ve güvenilir gıda üretiminin yanı sıra sulama suyuna ve temiz suya olan ihtiyaçta artıyor.
    Güvenli içme suyu ve insan sağlığını garanti altına alacak hijyen ve gıda güvenliği standartlarının sağlanması için kirlenmemiş tatlı su kaynaklarına ihtiyaç vardır. Tarımsal ve evsel su talebinin artmasının yanında gelişen sanayi sektöründe de su talebinin artması su kullanımında sektörler arasında rekabete yol açıyor. Günümüzde 2,4 milyar insan su sıkıntısı çeken ülkelerde yaşıyor. Ayrıca küresel nüfusun yaklaşık yüzde 10’u da yüksek ve kritik su sıkıntısı çeken ülkelerde bulunuyor. Ülkemizde kişi başına düşen yıllık su miktarı 2000 yılında 1652 metreküp iken, 2022 yılında ise 1322 metreküpe düştü. Mevcut durumda ülkemiz yıllık kişi başına düşen 1322 metreküp ile su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor ve hızla su fakiri ülke konumuna ilerlediğimiz görünüyor.
    “GIDA İÇİN SU OLMAZSA OLMAZDIR”
    Dünyada 171 milyon hektar sulanan tarım arazisi bulunuyor. Tatlı suyun yüzde 71,64’ü tarım, yüzde 15,08’i sanayi ve yüzde 13,28’i içme suyu olarak kullanılıyor. Ülkemizde ise 112 milyar metreküp olan su potansiyelimizin 57 milyar metreküpünü kullanıyoruz. Bu miktarın yüzde 77’si yani 44 milyar metreküpü tarımsal sulamada ve geri kalan 13 milyar metreküpü ise içme, kullanma ve sanayi suyu olarak değerlendiriliyor.
    Tarımda kullanılan suyun diğer sektörlere göre yüksek olması sadece ülkemize özgü bir husus değildir, birçok ülkede benzer durumlar söz konusudur. Tarıma yönelik küresel su talebinin 2050 yılına kadar yüzde 35 oranında artması bekleniyor. Sınırlı su kaynaklarının tüm sektörlerde çevreyle uyumlu bir şekilde etkin kullanılması gerekiyor.
    Ülkemizde yenilikçi teknolojilerin benimsenmesi, mevcut sulama altyapısının rehabilitasyonu ve modernizasyonu da dahil olmak üzere su verimliliğini artıran teşvik edici uygulamalara öncelik verilmelidir. Ülkemizde ekonomik olarak sulanabilir alan 8,5 milyon hektar olup, 6,96 milyon hektar alan sulamaya açıldı. Sulamaya açılan alanda artış olmakla birlikte 1,54 milyon hektar alanda sulama altyapısı tamamlanmadı. Ekonomik nedenler, su kaynağı ve tesis yetersizliği, topoğrafya yetersizliği, arazinin parçalı olması gibi nedenlerden dolayı tarım alanları yeterince sulanamıyor. Ancak sulama alt yapısı tamamlanmamış tarım arazilerinin suya kavuşturulması gıda güvenliğimiz için oldukça önemlidir.
    Ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli beslenmesi, tarımımızın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesine bağlıdır. Tarım sektörü olmadan sofralarımızda üç öğün tükettiğimiz gıdayı üretemeyiz. Bu nedenle, ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne daima pozitif ayrımcılıkla bakması ve imkânların bu şartlarda sunulması gerekiyor. Tarım sektörünün sorunları çözülmeli, gerekli yatırımlar yapılmalı ve desteklenmelidir.” diye konuştu.

  • Amasya Fatih İlkokulu, üç Avrupa ülkesinden okullarla proje ortağı oldu. Projeyle okullarda sosyal girişimcilik becerisini geliştirerek çevre sorunlarına çözümler bulunması amaçlanıyor.

    Amasya Fatih İlkokulu, üç Avrupa ülkesinden okullarla proje ortağı oldu. Projeyle okullarda sosyal girişimcilik becerisini geliştirerek çevre sorunlarına çözümler bulunması amaçlanıyor.

    Türkiye, Slovenya, Yunanistan ve Fransa’dan katlımın sağlandığı projenin ilk durağı Fransa’nın başkenti Paris oldu. Berrak Sarıçam’ın koordinatörlüğünde beş gün süren eğitim programına Fatih İlkokulundan 4 öğretmen katıldı. Öğretmenler ülkelerindeki eğitim programı uygulamaları konusunda deneyimlerini paylaştı. Konuk öğretmenler Paris’in kültürel zenginliklerini yakından görme fırsatı buldu.
    Fatih İlkokulu, Erasmus+ programı okul eğitiminde küçük ölçekli ortaklıklar (KA210SCH) kapsamında ‘In The Economy Of Nature The Currency Isn’t Money Yet Living’ adlı proje çerçevesinde ortaklarını Amasya’da konuk edecek

  • Amasya’yı en çok Endonezyalılar ziyaret etti

    Amasya’yı en çok Endonezyalılar ziyaret etti

    2023 Yılının ilk 9 ayında Amasya’yı ziyaret eden 11 bin yabancı turistin başını Endonezyalılar çekti.

    8 bin 500 yıllık tarihiyle yabancı turistlerin Türkiye rotalarında bir durak haline gelen Amasya’yı 2023’ün ilk 9 ayında 11 bin 401 yabancı turist ziyaret etti. Amasya’ya yaklaşık 100 farklı ülkeden gelen 11 bin 401 yabancı turistin 844’ünü Endonezyalılar oluşturdu.

    Bu yıl Ocak Eylül ayı dönemlerinde 11 bin 401 yabancı turist Amasya’yı ziyaret etti.

    Bu turistlerin başında Endonezyalılar bin 844 kişi ile başı çekti. Endonezyalıları bin 309 kişi ile Rusyalılar takip etti. Üçüncü sırayı ise 897 kişi ile Almanyalılar aldı. İranlılar 728 kişi ile dördüncü sırayı alırken, Yunanistanlılar 573 kişi ile beşinci sırada yer aldı.

  • Jandarmadan Motosiklet Denetimi

    Jandarmadan Motosiklet Denetimi

    Amasya İl Jandarma Komutanlığı trafik timleri tarafından 58 motosiklet ve sürücüsünü denetlendi.

    İl Jandarma Komutanlığı sorumluluk bölgesinde bulunan karayolu ağında Trafik Jandarması Timleri tarafından Motosiklet ve motorlu bisikletlere yönelik özel denetim yapıldı. 58 araç ve sürücü trafik kontrolüne tabi tutularak denetlendi. Sürücü ve yolculara motosiklet ve motorlu bisikletlerin güvenli kullanımı hakkında bilgilendirme yapıldı. Denetimlerin artarak devam edeceği öğrenildi.

  • Müftü Ayvaz, “Sendikacılık bir sünnettir”

    Müftü Ayvaz, “Sendikacılık bir sünnettir”

    Diyanet Sen Amasya Şubesinin düzenlediği Camiler ve Din Görevlileri Haftası kaynaşma yemeğinde açıklamalar yapan Amasya Müftüsü Durmuş Ayvaz, sendikacılık ve sivil toplum kuruluşlarında görev almanın bir sünnet olduğunu açıkladı.
    Hz. Muhammed’in bir yardım kuruluşunda gönüllü olarak görev aldığını hatırlatan Amasya Müftüsü Durmuş Ayvaz, bir grup insana gönüllü olarak yardımcı olmanın sünnet olduğunu ifade etti.

    Amasya İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, Diyanet Sen Şubesi’nin, Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında gerçekleştirdiği özel yemek programına katıldı. İl Müftüsü Ayvaz, etkinlikte bir konuşma yaparak sendikacılığın tarihine değindi ve STK’ların toplumun önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

    Müftü Ayvaz, konuşmasında sendikacılığın bir sünnet olduğuna dikkat çekti ve bu konuda Peygamberimiz’in örnek davranışlarına değindi. İslam’ın, yardım kurumları ve adaleti sağlama konusunda rehberlik ettiğini belirtti. Ayrıca, örgütlü toplumların daha güçlü olduğunu ve bu gücün toplumun hak ve hukukunu koruma açısından önemli olduğunu ifade etti.

    İl Müftüsü, STK’ların toplumun kılcal damarları, ağacın kökleri ve bir vücudun besleyici damarları gibi olduğunu söyledi. Sendikaların, kurumların ve toplumun gücünü temsil ettiğini ve hizmetlerin önemli bir parçası olduğunu belirtti. Müftü Ayvaz, sendika faaliyetlerinin devletin sağladığı imkânlar içinde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Ayrıca, Müftü Ayvaz, organizasyonun başarısını tebrik ederek, birlik ve beraberliği daim kılma temennisinde bulundu ve aldıkları kararların ilim, ülke ve hizmet açısından hayırlı olmasını diledi.

  • Dr. Hikmet Develi Anaokulu 2.Kez Yeşil Bayrak Ödülünü Almaya Hak Kazandı

    Dr. Hikmet Develi Anaokulu 2.Kez Yeşil Bayrak Ödülünü Almaya Hak Kazandı

    Çevre eğitimi konusunda yol gösterici olan Eko-Okullar Programı kapsamında yaptıkları çalışmalarla ve verdikleri çevre eğitimiyle üstün başarı sağlamış okullara; uluslararası düzeyde tanınan ve saygınlığı olan, çevreye duyarlı okulu simgeleyen Yeşil Bayrak ödülü verilmektedir. Amasya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Türkmen, 2. kez Yeşil Bayrak ödülünü almaya hak kazanan Amasya Üniversitesi Dr. Hikmet Develi Anaokulunda düzenlenen programa katıldı.
    Amasya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Türkmen, çöp-atık ve geri dönüşüm, su ve tüketim alışkanlıkları temalarını öğrencilerle beraber özveri ile çalışarak Yeşil Bayrak ödülünü 2. kez almaya hak kazanan Amasya Üniversitesi Dr. Hikmet Develi Anaokulu idareci ve öğretmenlerine teşekkür etti.

  • Memur-Sen Amasya İl Temsilciliği, İsrail’in katliamlarına dur demek, mazlum Filistin halkına destek vermek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Memur-Sen Amasya İl Temsilciliği, İsrail’in katliamlarına dur demek, mazlum Filistin halkına destek vermek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Memur-Sen Amasya İl Temsilciliği, İsrail’in katliamlarına dur demek, mazlum Filistin halkına destek vermek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
    Memur-Sen AmasyaTemsilciliği, Gazze’de bütün dünyanın sessiz bakışları arasında yaşanan vahşete ve soykırıma dur demek, Filistin’e destek vermek amacıyla Türkiye geneliyle birlikte ortak basın açıklaması düzenledi.
    Yavuz Selim Meydanında düzenlenen “Soykırıma Hayır! Filistine destek ve siyonizme lanet” basın açıklamasını okuyan Memur-Sen İl Temsilcisi Kerem Camcı yaptığı açıklamasında şunları ifade etti; “Bugün Türkiye genelinde Siyonist İsrail’in yaptığı soykırımı lanetlemek, Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu göstermek için alanlardayız.
    Aynı anda Ankara’da büyük bir mitingle Siyonist katliamı lanetliyor, bütün Türkiye’den ses veriyoruz.
    ‘Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur’ diyerek Siyonizme karşı onurluca direnen kardeşlerimize omuz vermek, kutlu direnişi selamlamak için buradayız.
    İkiyüzlü suskunluğa karşı insanlık onurunu haykırmak için buradayız.
    Ve dünyanın tüm iyi insanlarına “zulmün ateşi insanlığı kuşatıyor” uyarısında bulunmak için buradayız.
    Sözün bittiği yerdeyiz.
    İkiyüzlülüklerin zulmü azdırdığı zamandayız.
    Soykırımcı Siyonistler Filistin’de katliam yaparken,
    Susanların kıyameti zorladığı zamandayız.
    Evet, bugün Filistin’de mazlumların kanı üzerine kurulmuş bir rejim var.
    O şebekeye kimileri devlet diyor.
    Hayır, İsrail bir devlet değildir.
    İsrail, emperyalizm tarafından kurulmuş ve desteklenen bir terör örgütüdür.
    İsrail, bütün dünyaya kötülük yayan, soykırımcı bir organizasyondur.
    İşte…
    Bu rejime karşı direnen bir avuç insan,
    Bugün, bütün dünyanın onurunu tutmaya çalışan o halk katlediliyor.
    İnsanlık nerede?
    Onur nerede?
    Bugün Filistin’de can pazarı kurulmuş…
    Gazze’de çocuklar ölüyor!
    Gazze’de kadınlar ölüyor!
    Gazze’de ihtiyarlar ölüyor!
    Gazze’de insanlık ölüyor!
    Kan üzerine yükselmiş Batı Medeniyeti katille aynı safta…
    Ey insanlık neredesin?
    Biz biliyoruz, Filistin’de kardeşlerimiz onurlarıyla şehit oluyor.
    Dünyanın kötülüğü ise geride kalanların yakasına yapışıyor.
    Şu vahşetin ortasında kan ve irinden beslenen siyonistlerin söylediklerine bakın, nasıl bir kötülükle karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlarsınız…
    İsrail savunma bakanı çıkıyor, Filistinliler hakkında, ‘onlar insan değil, hayvanlarla savaşıyoruz’ diyor.
    Kötülüğün görüntüsü Netanyahu ‘Gazze’yi dümdüz edeceğiz’ diyor.
    Sözdesağlık bakanı, ‘hastanelere başvuran Filistinlileri tedavi etmeyeceğiz’ diyor. Hatta ‘hastanede yatan Filistinliler infaz edilebilir’ diyerek kutsal bir mesleği terör aracına dönüştürüyor.
    Sözde Cumhurbaşkanları, ‘Elektrik, su, yiyecek verilmeyecek. Ulaştırmaya çalışan araçlar vurulacak’ derken, sözde bir milletvekili, ‘nükleer silah kullanmalıyız’ diyebiliyor.
    Değerli kardeşlerim, her savaşın bir hukuku vardır.
    Bütün mahlukatta bir denge vardır.
    Fakat bu kandan, irinden beslenen örgüt,vahşetini sınırlayacak hiçbir değere, hukuka sahip değil.
    Bakın, insanlıktan çıkmış sözde savunma bakanları ne diyor…
    ‘Askerler her şeyi yapabilir. Hiçbir yaptığı için sorumlu değiller, yargılanmayacaklar…’
    ABD’li bir senatörise ‘Bu bir din savaşı. Her yeri bombalamalıyız…” diyerek kötülük rejimine dini bir kılıf geçiriyor.
    Gerçekler bunlar aziz kardeşlerim…
    İsrail’e giden ABD dışişleri bakanı, “Ben buraya ABD dışişleri bakanı olarak değil bir Yahudi olarak geldim” diyerek bu din savaşı sözüne de destek vermiş oluyor.
    Ve kendisi de bir katliam üzerine kurulmuş ABD ve İngiltere bu kanlı rejime destek olması için uçak gemileri gönderiyor.
    Fransa, Almanya başta olmak üzere AB başkentlerinden de soykırıma destek açıklamaları geliyor peş peşe…
    Kendisi de soykırımlar üzerine kurulmuş Fransa gibi bazı ülkeler Filistin’i destekleyen eylemleri bile yasakladılar.
    Bütün bu zeminde kim tanır uluslararası hukuku.
    Kim tanır insanı, insanlığı…
    Evet…
    Onun için sözün bittiği yerdeyiz, diyoruz.
    Onun için dünyanın iyi insanlarına çağrıda bulunuyoruz.
    “Bu zulüm bütün dünyayı saracak!”
    O uçak gemilerinin bölgeye sadece İsrail’e destek için gelmediğini hepimiz gayet iyi biliyoruz.
    Bütün hesaplar İsrail’in bölgesel planları ve güvenliği için.
    Güvenlik güçlerimizin Suriye’deki haklı operasyonlarından rahatsız olmaları da bundan.
    Emperyalistlere güçlü bir sesle altını çizerek ifade etmek isteriz ki;
    “Daha çok rahatsız olacaksınız!”
    Aziz kardeşlerim,
    Saygıdeğer basın mensupları,
    Kirli bir propaganda çarkı altında yaşıyoruz…
    Kitlesel ölümleri gerçekleştirenler suçsuz, kendini savunanlar suçlu.
    Kimse başını kuma gömmesin…
    Bir ekran görüntüsüne kapılıp, kendini kurtaracağını da zannetmesin.
    Sırtını emperyalistlere dayamış bir terör örgütü aralıksız yetmiş beş-seksen yıldır katliam yapıyor Filistin topraklarında.
    Bu gerçekten kaçabilir miyiz?
    Katil belli iken kimse güce yaslanıp maktulü taşlamasın.
    Bu köhne dünya yıkılır!
    Ancak adaletle yoğrulmuş insanlık ayakta kalır.
    Bizim tarafımız belli:
    Biz postallarıyla adaleti ezenlerin değil…
    Filistinli kardeşlerimizin yanındayız.
    Biz, Filistin’in haklı davasının yanındayız.
    Çünkü biz, insanız…
    Ve insanlık, adaleti tutup kaldıracak…
    Zalimden hesap soracak.
    Onun için zulümden korkmayacağız.
    Onun için bir kere daha haykırıyoruz:
    İsrail soykırımcı bir terör örgütüdür.
    İsrail, -kan ve irinden beslenen bu terör şebekesi- elbette yerle yeksan olacak.
    Kahrolsun İsrail…
    Kahrolsun İsrail’i destekleyen emperyalizm…
    Yaşasın adalet…
    Yaşasın insanlık…
    Yaşasın özgür Filistin’dedi.

  • Ak Parti Amasya İl Başkanı Ekrem Toto, 15 Ekim’in Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler ve Güvenlik Günü olduğu kapsamında bir mesaj yayımladı.

    Ak Parti Amasya İl Başkanı Ekrem Toto, 15 Ekim’in Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler ve Güvenlik Günü olduğu kapsamında bir mesaj yayımladı.

    Ak Parti Amasya İl Başkanı Ekrem Toto, 15 Ekim’in Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler ve Güvenlik Günü olduğu kapsamında bir mesaj yayımladı.
    Başkan Toto, mesajında 15 Ekim’in dünya genelinde “Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler ve Güvenlik Günü” olarak kutlandığını ve bu özel günün, görme engelli bireylerin güvenliği ve yaşamlarını kolaylaştırmayı hedeflediğini vurguladı.
    Toto, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Beyaz bastonun kullanımı, 1921 yılında Londra’da trafik kazası sonucu görme yetisini kaybeden fotoğraf sanatçısı James Biggs’in, kendisini dış dünyaya tanıtmak ve fark ettirmek amacıyla bastonunu beyaza boyamasıyla başlamıştır. Daha sonraki yıllarda bu uygulama, birçok ülkede yaygınlaşmış ve görme engelli bireylerin günlük hayatlarını kolaylaştırmıştır. Fransa’da Körler Örgütü, 1931 yılında beyaz bastonu resmi bir sembol olarak kabul etmiştir.
    Engelsiz bir yaşam, tüm dünya vatandaşlarının vazgeçilmez ve göz ardı edilmemesi gereken bir insan hakkıdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bize gösterdi ki, birtakım engellerden dolayı ekonomide de kamuda, iş hayatında da fırsat verilmeyen, önü açılmayan engelli kardeşlerimiz, fırsat verildiğinde ülkeleri, kendileri, memleketleri için ne kadar güzel işler, projeler üretebileceklerini gösterdiler. Yeter ki kamu kurumlarımız, devletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, toplumumuz, bizler, engelli kardeşlerimize yapacakları işleri ve hizmet edecekleri fırsatları sunabilelim. Yani sorun fırsatı sunmayanlarda. O fırsat sunulduğunda engelli kardeşlerimizin en güzel ve en üst seviyede değerlendirdiklerini gördük.
    Görme engelli vatandaşlarımıza karşı duyarlılık göstermeli, onların günlük hayatlarını kolaylaştırmak ve desteklemek için elimizden geleni yapmalıyız. Dünya Beyaz Baston Görme Engelliler ve Güvenlik Günü tekrar kutlu olsun.”