Etiket: yüksek

  • Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun koç, 7 Nisan dünya sağlık günü için yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; “Yıllardır herkesin konuştuğu ama engellemek için gereken önlemlerin bir türlü alınamadığı iklim değişliğine artık iklim krizi diyoruz. Dünya iklim değişikliği nedeniyle geri dönülmesi mümkün olmayan bir noktaya doğru hızla gidiyor. Bu yaşadığımız tam anlamıyla bir kriz. Bu nedenle artık iklim değişikliği değil, iklim krizi diyoruz. İklim krizinin temel nedeni küresel ısıtma. Günlük hayatımızda farklı amaçlar için kullandığımız fosil yakıtlar, tüketildikten sonra dünya atmosferinin etrafında bir sera gazı katmanı oluşturuyor. Bu katman yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının dünyadan geri sekip uzaya dönmesine engel olarak ısıyı hapsediyor. Bu da küresel ısınma adıyla bilinen ama insan eliyle yaratılmış olduğu için artık “küresel ısıtma” olarak tanımladığımız sonucu doğuruyor.

    Küresel ısıtma, iklimin dengesini bozarak birçok bölgede yine eskiden iklim değişikliği diye adlandırdığımız, ama artık “iklim krizi” dediğimiz duruma sebep oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ); pandeminin, kirli bir gezegenin, kanser, astım, kalp hastalığı gibi artan kronik hastalıkların ortasında, 2022 Dünya Sağlık Günü’nde küresel dikkati insanları ve dünyamızı sağlıklı tutmak ve bireylerin iyi olma haline çekmek istemektedir. DSÖ, her yıl dünya çapında 13 milyondan fazla ölümün önlenebilir çevresel nedenlerden kaynaklandığını tahmin etmektedir. Buna insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sağlık tehdidi olan iklim krizi de dâhildir. İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Tüm dünyada uygulanan siyasi, sosyal ve ticari kararlar iklim ve sağlık krizini tetiklemektedir.

    İnsanların yüzde 90’ından fazlası fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan sağlıksız hava soluyor. Az rastlanır hava olayları, toprak kalitesinin azalması ve su kıtlığı insanları yerinden ediyor ve sağlıklarını etkiliyor. Kirlilik ve plastikler, en derin okyanuslarımızın dibinde, en yüksek dağlarda bulunur ve besin zincirimize girmeyi başarır. Yüksek oranda işlenmiş, sağlıksız yiyecek ve içecekler üreten sistemler, küresel sera gazı emisyonlarının üçte birini oluştururken, obezite dalgasını tetikliyor, kanser ve kalp hastalıklarını artırıyor. COVID-19 salgını bilimin iyileştirici gücünü gösterirken dünyamızdaki eşitsizliklerin de altını çizdi. Pandemi, toplumun tüm alanlarındaki zayıflıkları ortaya çıkardı.

    Ekonominin mevcut tasarımı, çok sayıda insanın hala yoksulluk ve istikrarsızlık içinde yaşamasıyla birlikte gelir, zenginlik ve gücün adaletsiz dağılımına yol açmaktadır. Bu hedefler, uzun vadeli yatırımlara, refah bütçelerine, sosyal korumaya ve yasal ve mali stratejilere dönüştürülür. Dünya ve insan sağlığı için bu yıkım döngülerini kırmak, kurumsal reform ve bireylerin sağlıklı seçimler yapmaları için desteklenmesini ve teşvik edilmesini gerektirir.” Diyerek sözlerine son verdi.

  • Masatlı muhtarlarla görüştü

    Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Taşova ilçesinde mahalle ve köy muhtarları ile bir araya geldi.

    Yüksel Akın Meslek Yüksekokulunda düzenlenen toplantıda konuşan Vali Masatlı, muhtarların köy ve mahallelerde devletin temsilcisi olduklarını söyledi.

    Masatlı “Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin bir gereği olarak sorunları yerinde tespit edip, muhtarlarımızdan sorunları dinleyip çözüme kavuşturmayı hedefliyoruz. Başarı varsa hepimizin, başarısızlık varsa da hepimizin. Bulunduğumuz yerin her zaman ehemmiyetini, önemini, sorumluluğunu ve yükümlülüğünü çok iyi bilmemiz gerekir. En küçük yönetim birimimiz muhtarlık ama en az 150 kişinin temsilcisi. Bizim işimiz vatandaşa hizmet, millete hizmetkar olmaktır.” Dedi.

  • Amasya Üniversitelilerden Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gezisi

    Amasya Ondokuz Mayıs Üniversitesi Gezisi

    Amasya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Bölümü son sınıf öğrencileri Dr. Öğr. Üyesi Bige Şimşek İlhan ve Arş. Gör. Mürşit Sönmez tarafından yürütülen Stüdyo-8 dersi kapsamında “Installing Up-To-Date Landscape Designs For The City Of Samsun” isimli bitirme projeleri için Samsun’a teknik bir gezi gerçekleştirdi.

    Bir doğal liman kenti olan Samsun’un kıyı şeridinde ve art alanında yer alan kritik kentsel bölgelerinde bir dönüşüm senaryosu ekseninde çeşitli ölçeklerde tasarım projeleri üretecek olan mezun adayı öğrenciler, gezinin ilk gününde; algıya dayalı çevre analizleri ve etüdlerini tamamlamak için çalışma alanlarında arazi keşifleri yaptılar.

    Gezinin ikinci gününde; Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Mimar İshak Memişoğlu ile Samsun kenti üzerine gerçekleştirilen söyleşinin ardından, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü ev sahipliğinde Dr. Öğr. Üyesi Burcu Müderrisoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Çağlar Koşun, Hasan Yücel Ballı ve Arş. Gör. Semih İğci tarafından yürütülen “KENT 301-302 Kent Planlama IV-V” proje dersi kapsamında Şehir ve Bölge Planlama Bölümü 3. sınıf öğrencilerinin Samsun kenti üzerine üretmiş oldukları analiz, sentez ve planlama vizyonlarını dinleme fırsatı buldular.

    Teknik gezinin; öğrenciler için Samsun kentinin geçmiş ve güncel durumuna, potansiyeline ve genel meselelerine geniş ve disiplinler arası hatta disiplinler ötesi bir perspektiften bakmalarını sağladığını belirten ders yürütücüsü Dr. Öğr. Üyesi Bige Şimşek İlhan, “Öğrenciler ve öğretim elemanları arasında etkileşimli bir diyalog imkânı sunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Sağlam ve Şehir ve Bölge Planlama Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi. Burcu Müderrisoğlu’na, misafirperverlikleri ve destekleri için Mimarlık Fakültesi öğretim elemanlarına, Şehir ve Bölge Planlama öğrencilerine içten teşekkürlerimi sunuyorum. Gezi süresince topladıkları alan keşfi verileri, söyleşi, seminer ve tartışmalardan kazandıkları öz bir kent bilgisi dağarcığı ve denizin sunduğu mavi enerji sayesinde yüksek bir motivasyonla Amasya’ya döndük. Teknik gezinin gerçekleştirilmesi için gerekli izin ve imkânı sağlayan Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Rektör Yardımcısı ve Mimarlık Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Önder Duman’a da teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

  • Fatih Üçok çalışmaları inceledi

    “ŞEHRİMİZDE YENİ BİR CADDE İLE TİCARİ VE YAŞAM ALANI AÇIYORUZ.”

    Suluova Belediye Başkanı Fatih Üçok, Atatürk Bulvarı ile Adnan Menderes Millet Bahçesi ve Bilgi Evi bölgesi arasındaki bağlantıyı sağlaması amacıyla yeni açılan Millet Caddesi çalışmaları kapsamında Şeker Fabrikasından alınan Atatürk Bulvarı kenarındaki alanda bulunan ve yaklaşık 60 yıl önce yapılan 3 metre yüksekliğinde ve yaklaşık 100 metre uzunluğundaki duvarın yıkım çalışmaları ile yol yapım çalışmalarını yerinde inceledi.

    Yeni bir ticari ve yaşam alanı oluşturacaklarını belirten Başkanımız Fatih Üçok, yeni açılan Millet Caddesi yapılırken yoldan 10 metre yüksek olan bu alanda 2.500 kamyon toprak alındığını, yeni açılmakta olan Millet Caddesi çalışmaları kapsamında şehrimizin merkezine(Cumhuriyet Mahallesi ve Şeker Fabrikası birleşme noktası) girişinde bulunan ve yaklaşık 60 yıllık bir duvarı kaldırdıklarını ve bu alanda cadde, ticari alan, yürüyüş ve bisiklet yolu ile yeşil alan yapacaklarını kaydetti.

    Suluova’ya kent kimliğine zenginlik katıp vizyon kazandıracak ve çehresini değiştirecek bir çalışmaya daha imza atmaktan mutluluk duyduğunu aktaran Fatih Üçok, “Yaklaşık 60 yıldır burada bulunan duvar şehrimizin girişini daraltıyordu. Yeni açmış olduğumuz Millet Caddemiz ile birlikte şehrimizin merkezine girişinde bulunan 60 yıllık bir duvarı bugün itibariyle kaldırmış bulunuyoruz. Burası niçin önemli; şeker fabrikasının etrafında çevrili olan bu alanda adeta şehrin içerisinde yüksek duvarlar vardı ve görüntü kirliliğine neden oluyordu. Bunlardan birisi bugün kaldırılmış olacak. Kaldırılmasıyla birlikte ticari alan, yürüyüş alanı, yeşil alan ve Adnan Menderes Millet Bahçesine bağlanan bir yol yapılacak. Daha önce Şeker farikamızla yürüttüğümüz imar çalışması neticesinde belli alanların şehre kazandırılması çalışması vardı. Bu kapsamda etap etap bu çalışmaları gerçekleştiriyoruz.“ dedi.

    Millet Caddesi yolu çalışmasına daha önceki aylarda başladıklarını ancak kış şartları nedeniyle ara vermek durumunda kaldıklarını belirten Başkan Fatih Üçok, “Bugünde uzun zamandır emek verdiğimiz millet caddemiz yolunun açılışını gerçekleşmiş olacağız. Aynı zamanda şehrimizin içerisinde yeni bir ticari alanın, yaşam alanının ve yeni bir aksın ilk kepçesini vurmuş olduk. Şehrimizin merkezi içerisinde yer alan buradaki güzergah eski emniyet binası alanına kadar imar anlamında yeniden değişti ve şekillendi. Daha önce şehir merkezinde 25 bin metrekarelik bir alanda şehir meydanı ve cami düzenlemesi yapmıştık. Şimdide o bölgeden şehrimizin doğusuna doğru yeni açmakta olduğumuz yürüyüş yolları ve yeşil alana ulaşan bağlantı yollarını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Memleketimize hayırlı uğurlu olsun. Bu yaptığımız çalışmalar aslında şehrimizin kent kimliğine zenginlik katacak ve yeşil alanlarla birlikte insanların gezip dolaşabilecekleri bisiklet ve yürüyüş yollarının da önünü açmış olacağız. Tüm hemşerilerimize hayırlı olsun, Ramazan-ı Şeriflerini tebrik ediyorum.” İfadelerini kullandı.

  • Amasya İl Özel İdaresinden çiftçimize tohum desteği

    Amasya İl Özel İdaresinden çiftçimize tohum desteği

    Amasya İl Özel İdaresi kırsal alandaki çalışmalarını sürdürürken diğer taraftan da tarımsal destek programlarını hayata geçirmeye başladı. Vatandaşlarımızın tarımsal faaliyetlerini sürdürülebilir kılmak amacıyla çitçilerimize tohum desteği vermektedir.

    Mustafa MASATLI; “Devletimiz her alanda olduğu gibi tarım sektöründe de çeşitli desteklemelerle üreticimizin yanında olmaya devam etmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığımızın sağladığı desteklerle birlikte, bizde ilimizde gerekli tarımsal desteklemeleri yapıyoruz.  İl Özel İdaresi kaynaklarından da çeşitli tarım ve hayvancılık projelerini hayata geçiriyoruz. Amasya’mızda ekili olmayan bir karış arazi dahi kalmamalıdır. Bu anlayışla, bu yıl yüksek oranda hibe desteği ile çok geniş bir yelpazede tohum desteği sağlayacağız. Nohut ve yonca tohumlarını üreticilerimize teslim ediyoruz.  Dağıtımını yapacağımız nohut tohumlarının toplam miktarı 22.3 ton olup, bunun 14 tonu Tarım ve Orman Bakanlığımız, 8.3 tonu ise İl Özel İdaremiz desteğiyle temin edilmiştir. Her iki projenin toplam bedeli yaklaşık 400 bin TL olup, bu tutarın %75’i hibe desteğidir.

    Ayrıca, hayvancılık için önemli bir kaba yem kaynağı olan, yonca tohumlarını da üreticilerimize teslim ediyoruz. Amasya’mızı bölgemizin Kırmızı Et Üretim Merkezi yapma hedefi doğrultusunda, yem bitkileri üretimini desteklemeye devam edeceğiz. Bu kapsamda bugün 2.500 dekarlık bir alanda ekilmek üzere, toplam bedeli 320 bin TL olan yonca tohumlarını İl Özel İdaremizin %50 hibe desteği ile üreticilerimize sunuyoruz.

    Dağıtımını yapacağımız bu tohumların Amasya tarımına ve çiftçisine hayırlı olmasını diliyor, Amasya’mıza her alanda büyük yatırımlar yaparak, insanımızın yaşam standartlarını yükselten başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, hükümetimize ve bu projeleri hayata geçirmemiz için bizleri destekleyen Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve ayrıca İl Genel Meclisimiz ile Özel İdaremize teşekkür ediyorum” dedi.

  • Merzifon kaymakamı Güldoğan Nisan ayı yatırım değerlendirme toplantısı yaptı

    Merzifon kaymakamı Güldoğan Nisan ayı yatırım değerlendirme toplantısı yaptı

    Merzifon kaymakamı Ali Güldoğan başkanlığı ile Nisan ayı yatırım değerlendirme toplantısı kaymakamlık salonunda yapıldı. Kaymakam Güldoğan ve ilgili kurum amirlerinin katılımı ile yapılan Nisan ayı yatırım değerlendirme toplantısında Merzifon’da 2022 yılı devam eden ve planlanan, Havaalanı Terminal Genişletme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okul projesi, İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Merzifon 6 Hekimlik Aile Sağlığı Merkezi Yapımı, Gençlik Merkezine ek bina yapımı, Kızlar Mektebinin Restorasyonu, Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurdu, Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü tarafından yürütülen “Tek Ebeveynli Ailelerde Kadın ve Çocuğun Güçlendirilmesi ve Kadın İstihdamının Artırılması” projesi, OSB ilave alan alt yapı yapım işi, Kent Ormanı projesi, İlçe Özel İdare Müdürlüğü Köydes yatırımları ve İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yürütülen projeler ile ilgili sunum yapılarak planlamalara ilişkin değerlendirilmelerde bulunuldu.

  • Rektör Elmacı’yı ABD Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşesi ziyaret etti

    Rektör Elmacı’yı ABD Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşesi ziyaret etti

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşesi Roger F. Cohen,  Amasya Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Süleyman Elmacı’ yı ziyaret etti. İngilizce Eğitim Programları  Koordinatörü Aycan Yaman’ da ziyarete katılım sağladı. Roger F. Cohen, Yabancı Diiler Yüksekokulu Müdürü Dr. Kadim Öztür’ten bilgiler alarak, öğrenci ve öğretim elemanları için ortak çalışmalar yapılabileceğini dile getirdi. Amasya Üniversitesi  Rektörü Süleyman Elmacı,  Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) belirlediği hedefler doğrultusunda üniversite olarak uluslararasılaşmaya önem verdiklerini, Amasya Üniversitesi’nde ise 17 farklı ülkeden öğrencinin eğitim gördüğünü dile getirdi. Yapılan ziyaret görüşmesi Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı’nın hediye takdimi ile son buldu.

  • AMASYA’DA TRAFİĞE KAYITLI ARAÇ SAYISI 117 BİN 693 OLDU

    AMASYA’DA TRAFİĞE KAYITLI ARAÇ SAYISI 117 BİN 693 OLDU

    Türkiye İstatistik Kurumu Samsun Bölge Müdürlüğü 2019 yılı Ağustos ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerinden elde edilen verilere göre Amasya’da trafiğe kayıtlı araç sayısı Ağustos ayı sonu itibarıyla 117 bin 693 oldu.

    Türkiye İstatistik Kurumu Samsun Bölge Müdürlüğü 2019 yılı Ağustos ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerinden elde edilen verilere göre Amasya’da trafiğe kayıtlı araç sayısı Ağustos ayı sonu itibarıyla 117 bin 693 oldu.

    Amasya’da Motorlu Kara Taşıt Sayısı Bir Yılda 2 bin 43 Adet Arttı

    Amasya ilinde 2019 yılı Ağustos ayı sonunda toplam trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı bir önceki aya göre 209 adet (yüzde 0,18) bir önceki yılın aynı ayına göre 2 bin 43 adet (yüzde 1,8) artarak 117 bin 693 âdete ulaşmıştır.

    TÜİK Samsun Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre; 2019 yılı Ağustos ayı sonu itibarıyla Amasya’daki toplam 117 bin 693 motorlu kara taşıtının; yüzde 50’si (58 bin 856 adet) otomobil, yüzde 2,6’sı (3 bin 35 adet) minibüs, yüzde 0,6’sı (692 adet) otobüs, yüzde 14,7’si (17 bin 281 adet) kamyonet, yüzde 3’ü (3 bin 528 adet) kamyon, yüzde 10,8’i (12 bin 726 adet) motosiklet, yüzde 0,2’si (291 adet) özel amaçlı taşıtlar ve yüzde 18,1’i (21 bin 284 adet) de traktörlerden oluşmaktadır.

    Amasya’da Ağustos ayında 3 bin 211 adet taşıtın devri yapıldı. Devri yapılan taşıtlar içinde yüzde 72,3 ile ilk sırada yer alan otomobili yüzde 12,6 ile Kamyonet ve yüzde 6,5 ile Traktör takip etti.

    2019 yılı Ağustos ayı sonu itibariyle Türkiye genelinde toplam 23 milyon 113 bin 030 adet trafiğe kayıtlı araç bulunmaktadır. Amasya ili toplam 117 bin 693 trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı ile Türkiye genelindeki motorlu kara taşıtlarının yüzde 0,5’ine sahiptir.

    TÜİK Samsun Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Amasya ilinde 2019 yılı Ağustos ayı itibarıyla, trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarında bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış sırasıyla; motosiklet (yüzde 3,9), kamyonet (yüzde 2,3) ve otomobil (yüzde 1,6) şeklinde gerçekleşmiştir.

    Trafiğe en fazla beyaz renkli otomobillerin kaydı yapıldı

    Ocak-Ağustos döneminde trafiğe kaydı yapılan 228 bin 842 adet otomobilin yüzde 53,8’i beyaz, yüzde 23,8’i gri, yüzde 6,9’u siyah ve yüzde 5,6’sı kırmızı iken yüzde 9,9’u diğer renklerdedir.

    Trafiğe kayıtlı LPG’Ii otomobil oranı yüzde 37,7 oldu

    Ağustos ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 12 milyon 505 bin 20 adet otomobilin yüzde 37,7’si LPG, yüzde 37,6’sı dizel, yüzde 24,4’ü benzin yakıtlı olup, yüzde 0,1’i elektrikli veya hibrittir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,3’tür.

  • AŞIRI TERLEME HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR?

    AŞIRI TERLEME HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR?

    Havaların çok ısındığı bugünlerde güneşin tepe saatlerinde dışarda olmamaya, sık su tüketmeye, pamuklu ve açık renk kıyafetler giymeye ve aşırı efor harcamamaya dikkat ediyoruz. Kendimizi güneşin olası zararlı etkilerinden korumaya çalışıyoruz. Ancak, bu koşullar dışında kendimizde yine de aşırı terleme gözlemliyorsak uzmanlara göre bu bir hastalık belirtisi olabilir.
    Sıcak havalarda vücudumuzla ilgili en çok şikâyet ettiğimiz şey terleme olsa da aslında bu vücudumuz için iyi bir şey. Terleme vücudun sıcaklıkla baş etme yöntemi yani kendini soğutma sistemi. Fakat zaman zaman aşırı terleme ve belli zamanlarda terlemenin rahatsızlık verici seviyelere ulaşması tıbbi bir sorunun göstergesi olabilir.
    Terleme nedir?
    Terleme, vücut ısısı yükseldiğinde onu soğutmak için kullanılan normal bir mekanizmadır. Vücutta sıcaklığın yükselmesi sinir sistemini tetikler, beyin ve ardından ter bezleri uyarılarak terleme ile sıcaklık kaybı sağlanır. Aşırı terleme veya hiperhidroz ise fizyolojik ihtiyacımızdan daha fazla miktarda ve kişinin hayat standartlarını etkileyecek düzeyde olmasıdır. Eğer bu durum altta yatan herhangi bir hastalığa bağlı ise sekonder, bağlı olmadığı durumlarda primer hiperhidroz denir. Eğer kişiler kendilerinde aşırı terlemeden şüpheleniyorlarsa muhakkak uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.
    Bu hastalıklar hangileri?
    Hipertiroidi: Kandaki tiroid hormonunun artması anlamına gelen hipertiroidi, vücuttaki kimyasal reaksiyonların hızlanmasına neden olduğu için vücut sıcaklığını ve dolayısıyla terlemeyi artırabilir. Aşırı terleme şikâyetiyle doktora başvuranlardan ilk istenen tetkiklerden biri tiroid hormonu ölçümüdür.
    Enfeksiyon hastalıkları: Genelde akciğerleri hedef alan, bulaşıcı bir enfeksiyon olan tüberküloz (verem) gibi hastalıklar, vücudun zararlı bakterilerle savaşması sırasında ateşin ve terlemenin artması gibi belirtiler gösterir.
    Diyabet: Kan şekerinin çok düşük ya da çok yüksek olması vücut dengesini bozarak aşırı terlemeye neden olabilir.

  • YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    Yüksek Seçim Kurulu’nun oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır. YSK’dan; hak ve hukuka uygun millet iradesini koruyan ve vicdanını rahatlatan bir karar vermesini beklemiş idik. En sonuncusu dün olmak üzere bu konuda 31 Mart gününden itibaren defalarca uyarılarımızı yapmıştık.
    Bu çerçevede YSK’dan, önceki kararlarına ve uygulamalarına sadık kalmasını istemiştik. Yani duruma özel karar vermemesi.
    Seçimin iptalinin, usulsüz veya sahte seçmen yazımına dayandırılmadığını görüyoruz. Bu iddialar reddedilmiştir. Kısıtlı seçmen ve sair iddiaların reddedildiğini de biliyoruz.
    YSK’nın seçimin iptalini bazı sandıklarda sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasına ve bazı sandıklarda da bir kamu görevlisi üyenin bulundurulmamasına dayandırıldığını anlıyoruz.
    Şimdi Yüksek Seçim Kurulu’na tek tek soruyoruz. Bu sorduğumuz sorulara delilleriyle birlikte inandırıcı cevaplar vermek, YSK’nın anayasal görevidir. Türk Milleti’ne karşı boynunun borcudur.
    1-YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, 31 Mart seçim gününden sonra seçim sonuçlarına göre yapılan bu tam kanunsuzluk itirazı nasıl olur da değerlendirilmeye alınır? YSK, kendi ilan ettiği takvime niçin uymadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır.
    2-YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bir şüphe üzerine bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için geri dönmüştür?
    3-Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileriilçe seçim kurulları belirlemektedir. Eğer kamu görevlisi olmayan kişilerin sandık görevlisi olma durumu varsa, YSK, kendi sistemi içinde gerçekleşmiş bu hatayı nasıl olur da seçmene yükler? YSK kendi sorumluluğunu kendisi üstlenmelidir.
    4-Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.
    5-YSK; usulsüz belirlendiğini iddia ettiği başkan ve üyelerin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak zorundadır. Çünkü sandık kurullarının oluşumuna itiraz süreci iki ay önce tamamlanmıştır. İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Böyle bir delilden ve açıklamadan kamuoyu haberdar değildir. Dolayısıyla seçmen, haklı olarak, seçim sonucuna, iddia konusu sandık kurulu başkanlarının değil, doğrudan doğruya YSK’nın müdahale ettiği inancındadır.
    Neticede;
    1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Bu iptal kararı Türkiye’ye zarar vermiştir. Hangi siyasi partiye veya adaya oy vermiş olursa olsun, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun sandığa inancı maalesef YSK tarafından oy çokluğuyla yerle bir edilmiştir.
    YSK kararının oy birliğiyle verilememiş olması, karşı oyların bulunması, Kurul’un kendi içinde de kamu vicdanında oluşan derin yaranın oluştuğunun ispatıdır.
    Ama umutsuzluğa yer yoktur. Kararın oy çokluğuyla çıkmış olması yine de ileriye dönük umutları yaşatmaktadır. Kamu vicdanını hiçbir şekilde tatmin etmeyen bu karar sebebiyle seçim yenilenecek, seçmen bir kez daha kararını verecektir. Türkiye, ekonomisini toparlamak, dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek zorunda iken yeniden bir seçim sürecine sokulmuştur.
    Seçim İstanbul’da tekrarlanacak ama tüm ülke sathında yaşanacaktır.
    Bu sebeple tüm siyasi partilerin, adayların ve vatandaşlarımızın hiçbir gerginliğe yer vermeden bu zor süreci büyük bir olgunlukla yürütmesi gereklidir.
    YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararı, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirmiştir. Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yara; ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin elini güçlendirmiştir.
    Bu sevinci bu çevrelerin kursağında bırakmak, ancak seçim sürecini olgunlukla geçirmemize bağlıdır. Milletimizin sağduyusuna inancımız tamdır. Milletimiz emperyal güçlerin ve onların Türkiye içindeki tetikçilerinin pek sevindiği bu kararın yaratacağı kaosa izin vermeyecek, seçim sürecini olgunlukla tamamlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir.