Savaşlardan kaçarak Türkiye’ye sığınan yabancı uyruklu çocuklar Amasya’da resim sayesinde uyum sorunu yaşamıyor. Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünün yaptığı çalışma ile sosyal hayata uyum sağlamaları için resim kursu açıldı. Cumhuriyet Ortaokulunda 12-15 yaş arası 10 Türk, 11 Afgan, 4 Irak toplam 25 öğrenci resim yaparak kaynaşıyor, uyum sorununu ortadan kaldırılıyor. Yabancı uyruklu çocuklar, Cumhuriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Murat Aydın’ın verdiği eğitim sayesinde hem sosyal hayatı hem de kültürümüzü öğreniyor.
Cumhuriyet Ortaokulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Murat Aydın, “Çocuklar burada günlük hayatta karşılaştıkları stresi sevdikleri işi yaparak atmaya çalışıyorlar. Eğlenceli zaman geçiriyorlar. Kursumuzda şu anda 11 Afgan öğrenci, 4 Iraklı, 10 da Türk öğrencimiz var. Çok güzel bir uyum içerisindeler. Güzel bir dostluk, arkadaşlık kurdular. Birlikte güzel zaman geçiriyorlar. Aynı zamanda eğleniyorlar ve güzel sanat eserleri ortaya çıkarıyorlar. Bende zevk alıyorum bu işten oldukça güzel bir çalışma oluyor. Resim evrenseldir” dedi. Afganistanlı olan Şehnaz Muhammedi, “Bu kursta resim yapıyorum. Benim arkadaşlarım da burada, yeni arkadaşları burada buldum. Bu kursu çok seviyorum ve hocam da çok iyi. Uyum sorunu da yaşamıyoruz” diye konuştu.
9. sınıf öğrencisi Aleyna Sağlam, “Afgan ve yabancı arkadaşlarımız ülkelerinden geldi. Biz onların uyum sorunlarını gidermek için burada resim sayesinde kaynaşıyoruz. Onlarla arkadaş olduk. Konuşuyoruz, arkadaşlarımızla resimler yapıyoruz. Yağlı boya, karakalem, bu sayede de problem yaşamıyoruz” şeklinde konuştu. Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Arslan ise “Bakanlığımız ve UNİCEF ortaklığında yürütülen bir sosyal uyum projesi var. Bu projenin amacı ilimizde ve ülkemizde misafir konumunda olan mülteci ve sığınmacı çocuklarımızın sosyal hayata adaptasyonunu kolaylaştırmak yönündeki çalışmalar. Bizde il olarak müdürlüğümüz çocuk hakları komitesi vasıtasıyla uluslararası bir dil olan güzel ve görsel sanat alanlarında mülteci çocuklarımızın adaptasyonuna kolaylık sağlamak açısından çalışmalarımız var. Bu çalışmalarımız Resim, müzik, spor alanlarında. Bağlama kursu var, resim kursu var, çocuklarımıza bu yönde yardımcı oluyoruz. Hakikaten de güzel çalışmalar ortaya çıktı. Özellikle sığınmacı konumunda olan ailelerimizin çocukları, çok güzel bunun verimini görüyoruz. Gerek okullarında gerek sosyal hayatta, yaşamlarında adaptasyon yönünden çok ileri derecede bir yol aldığını görüyoruz, buna şahit olduk. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor” açıklamasında bulundu.
Etiket: türk
-

KAYNAŞTIRMA KURSU
-

RAMAZAN AYI CEPLERİ YAKIYOR
Türk Büro Sen her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayında oruç ibadetini yerine getiren vatandaşlar için iftar yapmanın bedelini hesapladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Büro Sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu, “4 kişilik bir ailenin iftar yapması için gerekli olan günlük tutarın en az 92,53 TL; bu yıl 29 gün sürecek Ramazan boyunca oruç açmanın maliyetinin ise asgari olarak 2 bin 683,37 TL oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi verileri ile piyasa rakamlarından yola çıkılarak yapılan araştırmada bir vatandaşın, oruç tuttuğu süre boyunca ihtiyaç duyduğu enerji, vitamin ve minerallerin sağlanabilmesi için gerekli olan gıda ürünleri ve miktarları tespit edildi. Rakamlar bu yıl iftar sofralarına geçen yıla göre %24,8 zam geldiğini gösterdi. Geçen yıl 30 gün süren Ramazan ayının bu sene 29 gün sürecek olmasına rağmen vatandaşlarımızın iftar sofrası için geçen yıla göre 459,47 lira daha fazla harcayacağını ortaya koydu.
Oruç açmanın maliyetinin son bir yıl içinde %24,8 oranında yükseldiği görülüyor” dedi. Türk Büro Sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu, ortalama memur maaşının 3 bin 786,21 TL olduğunu belirterek, “Yalnızca oruç açmak için bir memur, maaşının %71’ini, yani üçte ikisinden fazlasını ayırmak zorunda. Çalışanların kazançları gıda ihtiyacına dahi zor yetiyor, diğer ihtiyaçlar için ise para kalmıyor. Geçen yıla göre oruç açmanın maliyeti %24,8 oranında yükseldi.Bu yıl memur maaşlarına enflasyon farkı hariç %4 yani ortalama 137 lira gibi son derece yetersiz bir zam yapıldı. Bu zam zaten geçtiğimiz dört ayda ortaya çıkan %4’lük enflasyon karşısında eridi, alım gücü 2018 yılının bile gerisine düştü. Şimdi ise Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yaptığı çalışmada iftar sofrasının maliyetinin tam 459,47 lira pahalandığı ortaya çıktı. Henüz Ramazan ayının başında olduğumuz düşünüldüğünde, ay boyunca özellikle gıda ürünlerinin fiyatlarında büyük artışlar bekliyoruz. Bu da iftar sofralarını daha da pahalı hale getirecek. Ay sonunda Ramazan Bayramı’nı idrak edeceğiz. Bayram da yeni masraflar, yeni harcamalar demek. Bu ay ve devamında ortaya çıkacak enflasyon, memur maaşlarının iyiden iyiye erimesi anlamı taşıyor. Dolayısıyla hiç olmazsa Mayıs ayından itibaren gerçekleşecek enflasyonun derhal maaşlara yansıtılarak, memurlarımızın bu darboğazdan çıkarılması gerekiyor.
Huzur ve mutluluğun ayı mübarek Ramazan ayında çalışanlarımızın gıda masraflarını kısarak diğer ihtiyaçlarını görmeye çalışacaklarını, birçok çocuğun bayramı boynu bükük geçireceğini bilmek bizleri ziyadesiyle üzmektedir” diye konuştu. -

YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA
Yüksek Seçim Kurulu’nun oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır. YSK’dan; hak ve hukuka uygun millet iradesini koruyan ve vicdanını rahatlatan bir karar vermesini beklemiş idik. En sonuncusu dün olmak üzere bu konuda 31 Mart gününden itibaren defalarca uyarılarımızı yapmıştık.
Bu çerçevede YSK’dan, önceki kararlarına ve uygulamalarına sadık kalmasını istemiştik. Yani duruma özel karar vermemesi.
Seçimin iptalinin, usulsüz veya sahte seçmen yazımına dayandırılmadığını görüyoruz. Bu iddialar reddedilmiştir. Kısıtlı seçmen ve sair iddiaların reddedildiğini de biliyoruz.
YSK’nın seçimin iptalini bazı sandıklarda sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasına ve bazı sandıklarda da bir kamu görevlisi üyenin bulundurulmamasına dayandırıldığını anlıyoruz.
Şimdi Yüksek Seçim Kurulu’na tek tek soruyoruz. Bu sorduğumuz sorulara delilleriyle birlikte inandırıcı cevaplar vermek, YSK’nın anayasal görevidir. Türk Milleti’ne karşı boynunun borcudur.
1-YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, 31 Mart seçim gününden sonra seçim sonuçlarına göre yapılan bu tam kanunsuzluk itirazı nasıl olur da değerlendirilmeye alınır? YSK, kendi ilan ettiği takvime niçin uymadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır.
2-YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bir şüphe üzerine bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için geri dönmüştür?
3-Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileriilçe seçim kurulları belirlemektedir. Eğer kamu görevlisi olmayan kişilerin sandık görevlisi olma durumu varsa, YSK, kendi sistemi içinde gerçekleşmiş bu hatayı nasıl olur da seçmene yükler? YSK kendi sorumluluğunu kendisi üstlenmelidir.
4-Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.
5-YSK; usulsüz belirlendiğini iddia ettiği başkan ve üyelerin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak zorundadır. Çünkü sandık kurullarının oluşumuna itiraz süreci iki ay önce tamamlanmıştır. İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Böyle bir delilden ve açıklamadan kamuoyu haberdar değildir. Dolayısıyla seçmen, haklı olarak, seçim sonucuna, iddia konusu sandık kurulu başkanlarının değil, doğrudan doğruya YSK’nın müdahale ettiği inancındadır.
Neticede;
1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Bu iptal kararı Türkiye’ye zarar vermiştir. Hangi siyasi partiye veya adaya oy vermiş olursa olsun, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun sandığa inancı maalesef YSK tarafından oy çokluğuyla yerle bir edilmiştir.
YSK kararının oy birliğiyle verilememiş olması, karşı oyların bulunması, Kurul’un kendi içinde de kamu vicdanında oluşan derin yaranın oluştuğunun ispatıdır.
Ama umutsuzluğa yer yoktur. Kararın oy çokluğuyla çıkmış olması yine de ileriye dönük umutları yaşatmaktadır. Kamu vicdanını hiçbir şekilde tatmin etmeyen bu karar sebebiyle seçim yenilenecek, seçmen bir kez daha kararını verecektir. Türkiye, ekonomisini toparlamak, dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek zorunda iken yeniden bir seçim sürecine sokulmuştur.
Seçim İstanbul’da tekrarlanacak ama tüm ülke sathında yaşanacaktır.
Bu sebeple tüm siyasi partilerin, adayların ve vatandaşlarımızın hiçbir gerginliğe yer vermeden bu zor süreci büyük bir olgunlukla yürütmesi gereklidir.
YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararı, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirmiştir. Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yara; ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin elini güçlendirmiştir.
Bu sevinci bu çevrelerin kursağında bırakmak, ancak seçim sürecini olgunlukla geçirmemize bağlıdır. Milletimizin sağduyusuna inancımız tamdır. Milletimiz emperyal güçlerin ve onların Türkiye içindeki tetikçilerinin pek sevindiği bu kararın yaratacağı kaosa izin vermeyecek, seçim sürecini olgunlukla tamamlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir. -

ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!
Türk Eğitim Sen üyeleri ve vatandaşlar Amasya’da Yavuz Selim Meydanında Çocuk istismarını oturarak, protesto etti.
İzmir’den Amasya’ya gezmeye gelen Avukat Necmiye Ertem: “Çocuklarımıza kimsenin el uzatmamasını istiyorum. Yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekir” dedi.
Çocuk istismarını protesto eden grup adına konuşan Kamil Terzi: “Bizi insanlığımızdan utandıran, son günlerde sayısı oldukça artan, Çocuk istismarı ve toplumsal şiddet olayları. Bunu protesto etmek için bir daha yapılmaması için önlem alınması için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bu konu, çocuk istismarı konusu bir grubun, bir siyasi görüşün, bir sendikanın, bir sivil toplum kuruluşunun meselesi değildir. Bu bütün toplumu ilgilendiren bir meseledir. Biz şiddete uğrayan, cinsel istismara uğrayan, saldırıya uğrayan kim varsa bu kişileri korumak zorundayız. Buradan Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın TBMM Başkanına, Sayın Siyasi Parti Genel Başkanlarımıza, tüm sivil toplum kuruluşlarına, Sayın Bakanlarımıza ve tüm halkımıza özellikle çağrıda bulunuyorum. Amasyalı duyarlı vatandaşlar adına artık ailelerimiz çocuklarını sokağa salmaya korkar olmuştur. Mutlaka bu konuda gerçekten caydırıcı, bu istismarı yapan kişinin yapacağına pişman olacağı kesinlikle kanunlar çıkarılmalıdır” İfadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından grup, 15 dakika oturma eylemi yaparak, çocuk istismarını protesto ettiler. -

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE DEĞERLERİMİZ
Kût’ül-Amâre Zaferi’nin 103. yıl dönümünde “Osmanlı’dan Günümüze Değerlerimiz” adlı program düzenlendi.
Suluova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce hazırlanan ve ecdadımızın altı asır boyunca huzurlu bir toplum hayatı yaşamasını temin eden ahlâkî faziletlerin anlatıldığı “Osmanlı’dan Günümüze Değerlerimiz” programı Suluova Belediye Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Program, yerel Ses Sanatçısı Ramazan Boz’un Yürüyün Alpler türküsünü söylenmesi ve Suluovalı vatandaşlarımıza yöneltilen “Osmanlı Devleti’nden hatırınızda kalan değerlerimiz nelerdir?” sorusu ile yapılan röportajın izlenmesi ile devam etti.
Kanuni Sultan Süleyman’dan Yavuz Sultan Selim’e, Fatih Sultan Mehmet’ten II. Abdülhamid’e kadar birbirinden güzel ve ince mesajlarla dolu skeçlerin yer aldığı programda, aynı zamanda şimdiki aile hayatı ve Osmanlı Dönemi aile yaşantısı, misafir ağırlama, komşuluk ilişkileri ve gençlerin kahve kültürü karşılaştırmalı olarak sergilendi.
Programda ayrıca katılımcılara sürpriz yapılarak; Yavuz Sultan Selim’in skecinden önce ise şu an ne yazık ki açlıkla mücadele eden ve Türk insanının her zamanki merhameti ile şefkat kollarını uzatarak yalnız bırakmadığı Osmanlı’nın son vilayeti Yemen’e canlı bağlantı yapılarak Suluova’dan selam gönderildi. Daha sonrasında program, Şehit Osman Karakuş Anadolu İmam Hatip Lisesi Mehter Takımı gösterisi ile son buldu.
İzleyicilerin büyük beğenisini alan anlamlı program sonunda ise katılımcılara meşhur Osmanlı şerbeti ikram edildi.
-

600 YILLIK GELENEK
Belediye Başkanımız Mehmet Sarı 6 asırdır devam eden geleneğe katıldı.
Yuvacık Köyü’nde 6 asır önce başlanıldığı tahmin edilen, yağmur duası ve kurban geleneği köy halkı tarafından devam ettiriliyor. Belediye Başkanımız Mehmet Sarı köylülerin her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği yağmur duasına katıldı. Belediye Başkanımız Mehmet Sarı, Belediye Meclis Üyesi Ahmet Erçoban, Belediye Meclis Üyesi Onur Kavaklıoğlu, Türkiye Kamu-sen Amasya İl Temsilcisi Şemsettin Dümen, Türk Büro-sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu’nun yanı sıra köy halkı katıldı. Programda ilk olarak yağmur duası yapıldı. Akabinde kesilen kurban eti misafirlere ikram edildi.
Geleneksel olarak bu programa 5’inci defa geldiğini belirten Belediye Başkanımız Mehmet Sarı, açıklamasında şunları kaydetti; “Burada Horosan evliyalarından Şeyh Mehmed Cui Hazretlerinin buraya gelip yerleşmesi ile bu köy kurulmuş. Bizim Amasya’mızın da en büyük mahallelerinden birisinin ismini taşıyor. Daha önce burada bulunan 40 hane aşağıya inmiş ve zamanla Amasya’nın en büyük mahallesi olmuştur. Geleneksel olarak takriben 600 yılı aşkın bir süredir bu gelenek devam ediyor. Burada her sene bir yağmur duası yapılıyor. Yağmur duası yapılmadan önce de kurbanlar kesiliyor. Daha sonra yemek haline getirilerek vatandaşlara ikram ediliyor. Bunun yanında bir de kesilen kurbanların sakatatları açık artırma usulü ile satışı yapılıyor” diye konuştu. -

VAROL; 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMINI KUTLUYORUM
“23 Nisan”; çocukların önemini tüm dünyaya gösteren tarihi bir gün.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki İstiklâl Mücadelesinde dönüm noktası olmuş, Milletimiz, egemenliğin kayıtsız şartsız kendisinde olduğu yeni bir devletin ilk adımını atmıştır. Yüce meclisimiz, ülkenin içinde bulunduğu olumsuz şartlara rağmen milletten aldığı güçle İstiklâl Mücadelesini başarıyla sonuçlandırmış, ezelden beri hür yaşayan milletimizin, ebediyete kadar hür yaşayacağını bütün dünyaya ilan etmiştir.
Bu onurlu gün, sadece Türk çocuklarına değil, bütün dünya çocuklarına verilmiş eşsiz bir gündür. Geleceğimizi temsil eden çocuklarımız, geçmişten aldıkları güçle milletimizin yarınlarını şekillendireceklerdir. Türk Milleti’nin aydınlık geleceği olarak gördüğümüz çocuklarımızın; sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmeleri ve bu şekilde hayatlarını sürdürmeleri en büyük isteğimizdir. Geleceği inşa edecek çocuklarımızın yücelen demokrasimizi en iyi şekilde temsil edeceğine inancım tamdır. Yarının gençleri ve büyükleri olarak, Milletimizin güven ve desteği ile her zaman başarılı olacağınıza yürekten inanıyoruz. Her birinizin vatanını, milletini gönülden seven, kültürel değerlerine sahip çıkan, kendine güvenen bireyler olduğunu görüyor, sizlerle gurur duyuyoruz.
Sevgili Çocuklar;
Büyük Önder’in sizlere duyduğu bu güven ve inanca layık olmak en önemli görevinizdir. Hayatınızın her aşamasında bu sorumluluğu hissetmeli, ülkemiz ve milletimizin huzuru ve refahı için çalışmalısınız. Sizlere düşen en büyük görev; bilime ve gelişen teknolojiye açık, okuyan, sorgulayan, araştıran ve düşündüklerini düzgün bir şekilde ifade edebilen, dürüst, çalışkan ve başarılı bireyler olabilmektir. Ancak bu şekilde ecdadımızın destanlar yazarak elde ettiği Türkiye Cumhuriyetini gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde taşıyabilirsiniz.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Birinci Meclisimizin kahraman üyelerini ve milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 99. yılını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.
-

VALİMİZ HUZUR VE GÜVENİ SAĞLAYANLARI ZİYARET ETTİ
Valimiz Dr. Osman Varol, “4-10 Nisan Polis Haftası” ve “Türk Polis Teşkilatı’nın 174. kuruluş yıl dönümü” sebebiyle Amasya İl Emniyet Müdürlüğü’ne ziyarette bulundu.
10 Nisan 2019 günü çeşitli etkinliklerle icra edilen Türk Polis Teşkilatı’nın 174. kuruluş yıl dönümü çerçevesinde Amasya İl Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret eden Valimiz Dr. Osman Varol, İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut ve diğer yetkililer tarafından karşılandı.
Akabinde makama geçen Amasya Valisi Dr. Osman VAROL, Emniyet Müdürü Fahri Bulut ve diğer yetkililer ile İl Emniyet Müdürlüğü’nün faaliyetleri üzerine konuştu ve çalışmalar hakkında bilgi aldı. -

EĞİTİM SEN’DEN BAŞKANIMIZA ZİYARET
Türk Eğitim Sen Amasya Şubesi Yönetimi, Denetleme ve Disiplin Kurulu Üyeleri ile İlçe Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla Amasya Belediye Başkanı Mehmet SARI’yı ziyaret edip, hayırlı olsun dileklerinde bulundular.
-

İŞTE ASGARİ GEÇİM SONUÇLARI
Türk Büro Sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu, Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2019 Mart ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklanmıştır dedi.
Tufanoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan Mart 2019 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 3.136,65 TL olarak hesaplandığını söyledi.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Başkan Tufanoğlu şunları kaydetti: “Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 6.472,23 Lira olarak belirlenmiştir. Sonuçlar, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %1,63 oranında yükseldiğini göstermektedir.
Çalışan tek kişinin açlık sınırı ise bir önceki aya göre %1,09 oranında artmış ve 2.419,23 Lira olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı ise 2019 yılı Mart ayında 2.498,13 Lira olarak tahmin edilmiştir.
Yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Mart 2019 verilerine göre günlük 52,35 TL olduğu belirlenmiştir. Ailenin aylık gıda harcaması toplamı ise 1.570,47 TL olmuştur. Mart 2019 itibarı ile ortalama 3.786,21 TL ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının %41,48’ini oluşturmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde 927,66 TL olarak belirlenen kira gideri ise Mart 2019 ortalama maaşının %24,50’sine denk gelmiştir. Buna göre bir memur, ortalama maaşının %65,98’ini yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kalmıştır. Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının %34,02’si kalmıştır.
Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Mart 2019 maaşından geriye yalnızca 1288,07 TL kalmıştır.
Önümüzdeki ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme dönemine yaklaşırken kamu çalışanları 15 Mayıs yetki sürecinde işi ehline teslim etmeli ve o masaya Türkiye Kamu-Sen yetkili konfederasyon olarak oturtmalıdır. Son günlerde toplu sözleşme masasına tek oturabilmek için açıklamalar yapan malum-sen’e de seslenen Genel Başkan, “biz o masaya onların lütfu ile değil, kanunun bize verdiği yetkiyle oturuyoruz. Kamu çalışanlarının son bir yıl içerisinde zorunlu harcamalarına 942,75 lira zam geldi. Biz, bu gerçekler ışığında memurların gelirlerini artırmak için mücadele ederken, yetkili olduğunu söyleyen sendikalar kendi gelirlerini artırmak için dayanışma aidatı peşinden koşmaktadır.
Yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında memur ve emeklinin kaybı sürerken, bunların telafisi noktasında memur ve emekliye ek zam isteğimizi bir kez daha yineliyoruz. Buçuk zamma imza atıp kenara çekilenler, son günlerde toplu sözleşme masasına ilişkin değerlendirmelerde bulunup yetkili olmanın ne kadar değersiz olduğundan yakınmaktadırlar. Kamu çalışanları gayet iyi biliyor ki, son 10 yıldır yetkili olan konfederasyon kendileridir. Doğal olarak yetkiyi değersizleştiren de ta kendileridir.
Memurun sorunları hariç diğer bütün işlerle ilgilenen malum-sen’in tek derdi Türkiye Kamu-Sen’i o masadan kaldırmaktır. Biz o masaya onların lütfu ile değil, kanunun bize verdiği yetkiyle oturuyoruz. Yetkili konfederasyon bu işleri bir kenara bırakıp, memurun gerçek gündemine dönmelidir. Önümüzdeki ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme dönemine yaklaşırken kamu çalışanları 15 Mayıs yetki sürecinde işi ehline teslim etmeli ve o masaya Türkiye Kamu-Sen yetkili konfederasyon olarak oturtmalıdır.” diye konuştu.