Etiket: toplum

  • Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun koç, 7 Nisan dünya sağlık günü için yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; “Yıllardır herkesin konuştuğu ama engellemek için gereken önlemlerin bir türlü alınamadığı iklim değişliğine artık iklim krizi diyoruz. Dünya iklim değişikliği nedeniyle geri dönülmesi mümkün olmayan bir noktaya doğru hızla gidiyor. Bu yaşadığımız tam anlamıyla bir kriz. Bu nedenle artık iklim değişikliği değil, iklim krizi diyoruz. İklim krizinin temel nedeni küresel ısıtma. Günlük hayatımızda farklı amaçlar için kullandığımız fosil yakıtlar, tüketildikten sonra dünya atmosferinin etrafında bir sera gazı katmanı oluşturuyor. Bu katman yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının dünyadan geri sekip uzaya dönmesine engel olarak ısıyı hapsediyor. Bu da küresel ısınma adıyla bilinen ama insan eliyle yaratılmış olduğu için artık “küresel ısıtma” olarak tanımladığımız sonucu doğuruyor.

    Küresel ısıtma, iklimin dengesini bozarak birçok bölgede yine eskiden iklim değişikliği diye adlandırdığımız, ama artık “iklim krizi” dediğimiz duruma sebep oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ); pandeminin, kirli bir gezegenin, kanser, astım, kalp hastalığı gibi artan kronik hastalıkların ortasında, 2022 Dünya Sağlık Günü’nde küresel dikkati insanları ve dünyamızı sağlıklı tutmak ve bireylerin iyi olma haline çekmek istemektedir. DSÖ, her yıl dünya çapında 13 milyondan fazla ölümün önlenebilir çevresel nedenlerden kaynaklandığını tahmin etmektedir. Buna insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sağlık tehdidi olan iklim krizi de dâhildir. İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Tüm dünyada uygulanan siyasi, sosyal ve ticari kararlar iklim ve sağlık krizini tetiklemektedir.

    İnsanların yüzde 90’ından fazlası fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan sağlıksız hava soluyor. Az rastlanır hava olayları, toprak kalitesinin azalması ve su kıtlığı insanları yerinden ediyor ve sağlıklarını etkiliyor. Kirlilik ve plastikler, en derin okyanuslarımızın dibinde, en yüksek dağlarda bulunur ve besin zincirimize girmeyi başarır. Yüksek oranda işlenmiş, sağlıksız yiyecek ve içecekler üreten sistemler, küresel sera gazı emisyonlarının üçte birini oluştururken, obezite dalgasını tetikliyor, kanser ve kalp hastalıklarını artırıyor. COVID-19 salgını bilimin iyileştirici gücünü gösterirken dünyamızdaki eşitsizliklerin de altını çizdi. Pandemi, toplumun tüm alanlarındaki zayıflıkları ortaya çıkardı.

    Ekonominin mevcut tasarımı, çok sayıda insanın hala yoksulluk ve istikrarsızlık içinde yaşamasıyla birlikte gelir, zenginlik ve gücün adaletsiz dağılımına yol açmaktadır. Bu hedefler, uzun vadeli yatırımlara, refah bütçelerine, sosyal korumaya ve yasal ve mali stratejilere dönüştürülür. Dünya ve insan sağlığı için bu yıkım döngülerini kırmak, kurumsal reform ve bireylerin sağlıklı seçimler yapmaları için desteklenmesini ve teşvik edilmesini gerektirir.” Diyerek sözlerine son verdi.

  • Hilal Çorba Evi’nde iftar sofrası kuruluyor

    Hilal Çorba Evi’nde iftar sofrası kuruluyor

    Geçtiğimiz aylarda, Amasya Belediyesi tarafından 65 yaş üstü vatandaşlara ve üniversite öğrencilere ücretsiz çorba ve çay hizmeti sunan Hilal Çorba Evi’nde her gün iftar sofrası kuruluyor.

    Ramazan ayı boyunca kurulacak olan iftar sofrasında vatandaşa iftar hizmeti vermeye başlayan Hilal Çorba Evinde oruçlar açılmaya devam ediyor.
    Vatandaşlar kurulan sofralarda bir taraftan karnını doyururken, diğer taraftan huzur ve rahmet ayında sosyalleşiyor.
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, yardımlaşma ve dayanışma ayı Ramazan’da da vatandaşların yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.
    Her yıl olduğu gibi bu Ramazan ayında da paylaşmanın mutluluğu içinde olduklarını ifade eden Başkan Sarı, şunları kaydetti:
    “Birlik beraberliğin en güzel göstergesi olan 11 ayın sultanı mübarek Ramazan ayında kalabalık sofralarda her zaman bereket olduğuna inanan bir ecdadın torunlarıyız. Amacımız ihtiyacı olan her vatandaşımıza sıcak bir kase çorba ikram ederek gönül sofralarına misafir olabilmektir. Bu amaçla mübarek ramazan ayı boyunca Hilal Çorba Evimizde iftarlarımız devam edecektir. Ramazan paylaşma ve dayanışmaya vesile olan bir aydır. Dinimizin de emretmiş olduğu yardımlaşma paylaşma geleneği, Türk toplumunun milli karakteridir. Geçmişten günümüze örnek aldığımız bu güzel ahlak ile güzel şeyleri vatandaşlarımızla paylaşmayı hedef edindik kendimize. Bu güzel duyguların sonucuyla örnek ve model olduk. Bu hizmetlerin gerçekleşmesinden dolayı da bütün çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hilal çorba ve aş evimizde Ramazan boyunca kapımızda gönlümüzde herkese açık diyorum.”

  • AK Parti merkez ilçe başkanı Galip Uzun’un avukatlar günü mesajı

    AK Parti merkez ilçe başkanı Galip Uzun’un avukatlar günü mesajı

    Amasya merkez Adalet ve Kalkınma Partisi ilçe başkanı Galip uzun avukatlar günü için yayımladığı mesajda; ‘’Toplumların huzurlu ve güvenli bir ortamda hayatlarını sürdürmelerinin temel şartlarından birisi de, adaletin sağlanmasıdır. Demokratik hukuk devletinin ön koşulu olan “iddia, savunma ve karardan oluşan üç temel unsur üzerine kurulu yargının, temel ve vazgeçilmez unsurlarından biri olan savunma olmadan yargı bağımsızlığından söz edilemez. Hak arama özgürlüğünün öngördüğü savunma hakkı hukuk devleti ilkesinin olmazsa olmazlarındandır. Hukuk devleti kavramı içindeki adalet ve demokratik laik sistemin temel taşlarından olan yargı ile savunma hakkının uygulayıcısı avukatlık birbirine bağlı müesseselerdir. Bireyleri hakları konusunda bilgilendiren, yönlendiren, haklarının korunması ve kullanılmasında onlara yardımcı olan avukatlar, hukuksal ilişkilerin yürütülmesinde, kamu vicdanının ve adaletin yerine getirilmesinde önemli bir görev üstlenerek, adalete duyulan güveni artırmaktadır. “Adalet Mülkün Temelidir” sözünden hareketle, adaletin tecellisinde çok önemli ve ağır bir mesuliyet üstlenen Meslektaşlarımın Avukatlar Gününü kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.’’ İfadelerini kullandı

  • Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den milyonlarca memuru heyacanlandıracak açıklama geldi. Çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Bakan Bilgin, “Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen “4688 Sayılı Kanun ve 10. Yılında Toplu Sözleşme Kongresi”nin açılışında konuştu. Bakan Bilgin, kamudaki memur, işçi ve emeklilere temmuz ayında enflasyon farkı vermek için düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Ayrıca Bilgin, 3600 ek göstergenin mayıs ayında Meclis’e getirilebileceğini de belirtti.

    Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır

    Türkiye pandeminin en kötü şartlarında çarklarının durmadığı bir ülke oldu. AB, ABD’deki enflasyon Türkiye’ye de olumsuz etkilerini yansıtıyor ama onlardaki enflasyon üretimlerin durmasından kaynaklanıyor. Bunları birlikte değerlendirmek lazım. Batıyla mukayese edildiğinde batıyı nasıl etkilediğini görmeye başladığımızda ABD dünyanın en zengin ülkesi, tarihinde görülmemiş enflasyon krizi yaşıyor. Almanya 4 trilyon 200 milyar dolarlık bir ekonomi. Enflasyonla mücadele birinci önceliğimiz. Toplu sözleşme için bunu konuşmak oldukça anlamlı. Türkiye’nin üç temel meselesi vardır. Bağımsızlık mücadelesini başaran Türkiye, cumhuriyeti kurmuştur. Birincisi modernleşmek. Diğeri demokratikleşme, diğeri sosyalleşme. Türkiye demokrasisi ne kadar ileri taşınsa o kadar sorun çözme kabiliyeti artar. Pandeminin dünyada yarattığı krizlerin altında Türkiye kalmamışsa bunda demokratikleşmenin rolünü görmemiz lazım. Unutmayalım ki darbeler sadece içeride bu militarist ideolojinin cuntacı askerlerin ya da anti demokratik bürokratik unsurların müdahalesi değildir. Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır.

     

    “Türkiye pandemiden sonra en hızlı büyüyen iki ülkeden biri”

    Ekonomik gelişme ekonomik kalkınmayla ilgili bir mesele. Türkiye pandemiden sonra dünyada en hızlı büyüyen iki ülkeden birisi oldu. Büyüme topluma yansımıyor diyenler var. Bu cehaletle ilgili tarafı. Büyüme bir önceki yıla göre toplam mal ve hizmetteki artışı gösterir. Bu süreklilik gösterirse refah artıyor. Ekonomik kalkınma büyüme tek başına yeterli olan şeyler değildir. Sosyal politikalarla zenginleştirmeliyiz. Sendikal mücadele demokratikleşme ve sosyal dengelerin inşa edilmesine katkı yapan kurumlardır. Sendikal hayatın güçlenmesine her şeyden önce biz siyasetçilerin, aydınların, akademisyenlerin, bütün kesimlerin ihtiyacı vardır.

    “3600 ek göstergede çalışmalar son aşamaya geldi”

    Toplu sözleşme mekanizmalarımız devam ediyor. Orada bizi koruyan, çalışanları koruyan aktüel gelişmeler karşısında direnç gösteren madde var. Enflasyon farkının verilmesi. Ocak ayının başında sadece enflasyon farkı vermedik, ona bir de yüzde 3 civarında sosyal denge farkı verdik. Temmuz enflasyonunda da çalışanlarımıza yapılan yeni düzenleme ile yeniden ele alacağız. 3600 ek gösterge meselesinde çalışmamız son aşamasına geldi. Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek. Türkiye Cumhuriyeti sosyal devlettir. Sözleşmeli personel statüsü var. Bir şekilde isteğe bağlı olarak düzenlemek istiyoruz. Türkiye modernleşmesini başka bir anlamda gerçekleştirmek üzeredir. Başkanlık sistemi çok önemli bir siyasal projedir. Bunun gerçekleşmesi çok önemlidir. Anayasa’nın değişmesi gerekmektedir. Çalışanların hukukunu daha iyi koruyan kapsamlı bir değişime ihtiyaç var.”

  • Amasya il Müftüsü Ayvaz’ın mübarek ramazan ayı mesajı

    Amasya il Müftüsü Ayvaz’ın mübarek ramazan ayı mesajı

    Amasya il Müftüsü Durmuş Ayvaz mübarek ramazan ayı için yayımladığı mesajda şu sözleri kullandı;’’ Ramazan ayı barış, kardeşlik ve esenlik rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı manevi bir atmosfer ve Yüce Allah’ın bizlere lütfettiği büyük bir nimettir. Zira bu kutlu zaman, yorulan ruhlarımızı teskin etmek, bunalan gönüllerimize inşirah vermek, özümüze ve fıtratımıza yönelerek hayatımızın iman, kulluk ve güzel ahlak ekseninde muhasebesini yapmak için eşsiz bir fırsattır. İbadetlerimizi güzel ahlakla, ilişkilerimizi samimiyet ve muhabbetle bütünleştiren oruç iklimi; bizi dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak bir hayat için yeni bir başlangıç yapmak adına önemli bir vesiledir. Başkanlığımız, her yıl Ramazan ayında toplumda duyarlılık ve farkındalık oluşturmak amacıyla bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutan önemli bir temayı kamuoyunun gündemine taşımakta ve belirlenen tema, Ramazan ayı boyunca etraflı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu bağlamda 2022 yılı Ramazan teması “Ramazan ve Doğruluk” olarak belirlenmiştir. Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere olalım, dosdoğru bir ömür geçirelim diye bizlere gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak, kullarına özde, sözde ve davranışlarda dosdoğru olmalarını emretmiştir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Rabbimiz tarafından tüm insanlara en güzel örnek olarak takdim edilen Resûl-i Ekrem (s.a.s) doğruluğun timsaliydi, müşahhas bir örneğiydi, “Muhammedü’l-Emîn” idi. Peygamberimiz hayatı boyunca doğru yaşamış ve Müslümanların da doğru sözlü insanlar olmasını arzu etmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle, tekrar gelişiyle gönüllerimizi aydınlatan rahmet ve bereket iklimi Ramazan ayının; kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, ailemize, ülkemize ve İslâm âlemine hayırlar getirerek yeryüzünün selamet ve sekinetine, İnsanlığı tehdit eden günümüzdeki tüm salgın hastalıklardan insanlığın kurtulmasına, etrafımızda ve islam beldelerinde akan kanların son bulması ayrıca bütün insanlığın huzuru ve iyiliğine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.’’ Diyerek cümlelerine son verdi.

  • DÜNYA ÇEVİRİ GÜNÜ

    DÜNYA ÇEVİRİ GÜNÜ

    Üniversitemiz Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencileri bu yıl Dünya Çeviri Gününde ‘Afet Çevirmenliği’ temasıyla bir seminer düzenlediler.

    Suluova Meslek Yüksekokulu öğretim görevlileri Can Şahan ve Gamze Yüksel’in desteği ile gerçekleşen seminerde, afetlerle ilgili sorunlar tartışılarak, öğrencilerin doğal afetlerde yaşayabilecekleri süreçler ile ilgili bilgilenme yapıldı. Seminerde ayrıca, İstanbul Üniversitesi emekli Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Turgay Kurultay tarafından, İstanbul Üniversitesi öncülüğünde ve Çeviri Derneğinin çatısı altında, çalışmalarına devam eden Afette Rehber Çevirmenlik hakkında da bilgi verildi.

    Nerede ve ne zaman bir felaketin yaşanacağının bilinemeyeceğini ifade eden Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Keziban Orbay, “Olası afetlerde başka ülkelerden gelecek ya da başka ülkelere Türkiye’den gidecek kurtarma ekiplerinin yaşayacakları koordinasyon ve dil sorunlarının en alt seviyeye indirilmesi gerekmektedir. Ulusal afetlerde rehberlik ve çevirmenlik hizmeti verebilecek donanıma sahip dil bilen gönüllüler yetiştirmenin hepimizin görevi olduğunu düşünüyoruz. Özellikle 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinin ardından birçok çevirmen, yerel yetkililer, insanlar ve yabancı ekipler arasında gereken acil iletişimi sağlamak için uğraş verdiler. Yaşanan o doğal afetlerde beri Toplum Çevirmeni gönüllük hizmetleri devam ediyor. Bizlerde bu amaçla Yabancı Diller Yüksekokulu olarak, öğrencilerimizle birlikte, bir dizi bilgilendirme toplantısı düzenledik.Umarız, hiçbir zaman bir afet yaşamayız. Ancak yaşanacak afetlere hazırlık konusunda bugün iyi bir şeyler yaptığımızı düşünüyoruz. Emeği geçenlere teşekkür ederim.” dedi.

    Dünya Çeviri Günü

    Birleşmiş Milletler’in 24 Mayıs 2017’de almış olduğu kararla 30 Eylül resmi olarak Dünya Çeviri Günü ilan edilmiştir. Kültürlerin kaynaşması, anlaşması ve alışverişte bulunmasına ek olarak, bilginin yayılması, edebiyatın gelişmesi ve toplumsal sorunlar dâhil her tülü kişilerarası problemin çözümüne katkıda bulunan çevirmenlik mesleği dünya sorunlarına çözüm üretirken Birleşmiş Milletler de farkındalık yaratmak adına bu güzel girişimde bulunmuştur.  Kararın alınması henüz yeni bir tarih gibi görünse de aslında 1953’den bu yana yüzlerce insan tarafından kutlanan Dünya Çeviri Günü, 1991 yılından itibaren de Uluslararası Çeviri Federasyonu sayesinde resmi olmasa da her sene yeni bir temayla kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler‘in aldığı kararla artık resmi bir görünüme kavuşan ve iki yıldır resmi olarak kutlanan 30 Eylül Dünya Çeviri Günü, sayesinde Çevirmenlik mesleği adına daha güzel gelişmelere şahit olmayı umuyoruz.

  • İŞKUR’DAN ÜNİVERSİTELİ GENÇLERE YAZ TATİLİ FIRSATI

    İŞKUR’DAN ÜNİVERSİTELİ GENÇLERE YAZ TATİLİ FIRSATI

    İŞKUR, Sosyal Çalışma Programı ile Yaz tatilini verimli bir şekilde geçirmek isteyen üniversiteli gençlere fırsat sundu. Program, ilimizde de uygulanmaya başladı.
    Cumhurbaşkanlığı Birinci 100 Günlük İcraat Programı kapsamında bulunup üniversite öğrencilerinin çalışma hayatı ile tanışmasını sağlamayı amaç edinen programda gençlere çalışma disiplini kazandırmak, insani değerlerinin geliştirilmesini desteklemek, toplumsal faydanın yüksek olduğu kamusal alanda sunulan hizmetlere üniversite öğrencilerinin geçici süreyle katılımlarının ve aynı zamanda geçici gelir elde etmeleri hedefleniyor. Ayrıca programın İŞKUR ile gençler arasındaki iletişimi ve işbirliğini artıracağı da değerlendiriliyor.
    Amasya genelinde İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve bazı kamu kurum, kuruluşlarının işbirliğiyle 08.07.2019 tarihinde başlatılan program kapsamında kura ile belirlenen katılımcılara görevlileri tarafından gerekli bilgilendirmeler yapıldı.

  • İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI

    İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI

    Çocuklar, bir ülkenin geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin sağlanması, büyümeleri ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması, geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde oluşturulması ülkenin geleceği açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Bu nedenle ülkemizde çocukların beslenmesine yönelik birçok koruyucu ve geliştirici etkinlik yürütülmektedir.
    Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik olarak çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir. İyot eksikliği önlenebilir zekâ geriliğinin en önde gelen nedenlerinden birisidir ve kişiyi anne karnından başlayarak tüm yaşamı boyunca olumsuz olarak etkileyen bir hastalıklar bütünüdür.
    İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. Bebek ve çocuklarda; büyüme ve gelişme geriliği, zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olması, öğrenme yeteneği ve okul başarısında azalma, gebelerde düşük ve ölü doğum riskinde artma ve her yaşta guatr iyot yetersizliğin oluşturduğu önemli sağlık problemlerinden sadece birkaçıdır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesine yönelik olarak, 1994 yılından beri “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir.
    1998 yılında hazırlanan tuz tebliği ile tüm sofra tuzlarının iyot ile zenginleştirilmesi sağlanmıştır. 2013/48 Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği son yayınlanan tebliğdir. Bu tebliğe göre sofra tuzu: Doğrudan son tüketiciye sunulan, ince öğütülmüş, iyotla zenginleştirilmiş, rafine edilmiş veya edilmemiş işlenmiş tuzu tanımlamaktadır. Sofra tuzuna 25-40 mg/kg oranında potasyum iyodat katılması zorunludur. Tuzlarla ilgili denetimler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca sürdürülmektedir. İyodun önemini topluma daha çarpıcı ve etkili yöntemlerle aktarmak, ülkemizde iyotlu tuz kullanımını tüm topluma yaygınlaştırmak, toplum bilinci oluşturmak ve 81 il bazında konuyu gündeme getirmek amacı ile Haziran ayının ilk haftası (1-7 Haziran) İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası olarak belirlenmiştir. Hafta boyunca tüm illerimizde halka yönelik çeşitli etkinliklerle halkımıza bilgilendirme ve farkındalık ile konunun önemi aktarılmaktadır. Bu çalışmalarla iyotlu tuz kullanımında elde edilen başarının devam etmesi amaçlanmaktadır.

  • YAYA ÖNCELİKLİ TRAFİK GÜVENLİĞİ

    YAYA ÖNCELİKLİ TRAFİK GÜVENLİĞİ

    Vali Dr. Osman Varol, Amasya İl Emniyet Müdürlüğü’nce organize edilen 2019 Trafik Haftası tören gününe katıldı. Amasya Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız, kamu kurum ve kuruluş müdürleri, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, emniyet mensupları, yük ve yolcu taşımacılığı yapan kuruluş temsilcileri ve vatandaşlarımız yer aldı.
    Vali Varol yaptığı konuşmada şunları ifade etti:
    “Ölümlü trafik kazalarında dünyada çok yüksek noktalarda bulunmaktayız. Bunu şöyle ele alabiliriz; hepimizin en kıymetli varlığımız aile fertlerimizdir. Trafik kazası, özellikle ölümlü trafik kazaları o kadar kötü bir kavram ki ortada hiçbir sebep yokken tamamen birtakım dikkatsizlikler ve basit hatalar yüzünden doğrudan insanlarımızı kaybediyoruz. İşin acı olan tarafı da bunları engellemek adına her türlü imkâna, argümana da sahip olmamız. Mevcut olan kurallara uyma ve uygulamak bizim elimizde.
    Geçen aylarda başlatılan “Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” projesi çerçevesinde okullarımızda çalışmalar devam ediyor. Trafikte yaya önceliği hakkında toplumumuzda ciddi bir bilinç oluşmaya başladı ve bu çok sevindirici bir durum. Ben öğretmenlerimize ve ailelerimize şunu söylemek istiyorum; bir şeyleri değiştirmek istiyorsak evlatlarımızı, çocuklarımızı eğitmemiz gerekiyor çünkü belli bir yaştan sonra insanların davranışlarını ve düşüncelerini değiştirmek çok kolay olmuyor. Bizim mutlaka ve mutlaka çocuklarımız, evlatlarımız üzerinde çalışmamış gerekiyor. Onlar bilinçli bir şekilde yetiştiğinde belki yirmi yıl sonra böyle bir sorundan bahsetmeyeceğiz. Çocuklarımızın bugün bile şöyle bir etkisi oluyor; çoluk çocuk sahibi insanlar anne babalarından çekinmiyor ama kendi evlatlarından çekiniyorlar. İlkokula giden bir çocuğu istemediği için bir şeyi velilerin %90,%95’i yapmıyor. Çocukların velileri üzerinde, aileleri üzerinde çok büyük etkisi var. Yaşam tarzlarını onlar belirliyorlar. Boş zamanlarında neler yapacağını onlar belirliyorlar. Çocuklarımızın bu gücünü trafik bilincini arttırmak için kullanalım diyorum ben. Araba kullanırken arkadan bir evladımız ‘baba niye emniyet kemerini takmıyorsun’ dediğinde emin olun bir başkası söylediğinde ters cevap veren bir baba çocuğu söylediğinde ses çıkarmayıp emniyet kemerini takıyor. Bu birçok zararlı alışkanlıkta da karşımıza çıkıyor. Trafik bilincinde de çocuklarımızın aileleri üzerindeki etkisini kullanmamız gerekiyor. Bizlerde onun için hem bakanlığımız genel olarak hem de bizde Amasya’da özel olarak çocuklarımız üzerine çok emek sarf ediyoruz. Emniyet teşkilatımız ve jandarmamız bu bilinci oluşturmak için sürekli olarak okullarımızda bir dizi etkinlik gerçekleştiriyorlar. Bunun sonucunu hem günümüzde hem de gelecekte toplumun genelinde inşallah alacağız.” diye konuştu.
    Programın sonunda katılımcılar ve öğrencilerle birlikte Jandarma, Emniyet, Zabıta ve Karayolları tarafından hazırlanan stantlarda bilgiler verildi.

  • ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

    ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

    Türk Eğitim Sen üyeleri ve vatandaşlar Amasya’da Yavuz Selim Meydanında Çocuk istismarını oturarak, protesto etti.
    İzmir’den Amasya’ya gezmeye gelen Avukat Necmiye Ertem: “Çocuklarımıza kimsenin el uzatmamasını istiyorum. Yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekir” dedi.
    Çocuk istismarını protesto eden grup adına konuşan Kamil Terzi: “Bizi insanlığımızdan utandıran, son günlerde sayısı oldukça artan, Çocuk istismarı ve toplumsal şiddet olayları. Bunu protesto etmek için bir daha yapılmaması için önlem alınması için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bu konu, çocuk istismarı konusu bir grubun, bir siyasi görüşün, bir sendikanın, bir sivil toplum kuruluşunun meselesi değildir. Bu bütün toplumu ilgilendiren bir meseledir. Biz şiddete uğrayan, cinsel istismara uğrayan, saldırıya uğrayan kim varsa bu kişileri korumak zorundayız. Buradan Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın TBMM Başkanına, Sayın Siyasi Parti Genel Başkanlarımıza, tüm sivil toplum kuruluşlarına, Sayın Bakanlarımıza ve tüm halkımıza özellikle çağrıda bulunuyorum. Amasyalı duyarlı vatandaşlar adına artık ailelerimiz çocuklarını sokağa salmaya korkar olmuştur. Mutlaka bu konuda gerçekten caydırıcı, bu istismarı yapan kişinin yapacağına pişman olacağı kesinlikle kanunlar çıkarılmalıdır” İfadelerini kullandı.
    Açıklamanın ardından grup, 15 dakika oturma eylemi yaparak, çocuk istismarını protesto ettiler.