Etiket: siyasi

  • Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun koç, 7 Nisan dünya sağlık günü için yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; “Yıllardır herkesin konuştuğu ama engellemek için gereken önlemlerin bir türlü alınamadığı iklim değişliğine artık iklim krizi diyoruz. Dünya iklim değişikliği nedeniyle geri dönülmesi mümkün olmayan bir noktaya doğru hızla gidiyor. Bu yaşadığımız tam anlamıyla bir kriz. Bu nedenle artık iklim değişikliği değil, iklim krizi diyoruz. İklim krizinin temel nedeni küresel ısıtma. Günlük hayatımızda farklı amaçlar için kullandığımız fosil yakıtlar, tüketildikten sonra dünya atmosferinin etrafında bir sera gazı katmanı oluşturuyor. Bu katman yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının dünyadan geri sekip uzaya dönmesine engel olarak ısıyı hapsediyor. Bu da küresel ısınma adıyla bilinen ama insan eliyle yaratılmış olduğu için artık “küresel ısıtma” olarak tanımladığımız sonucu doğuruyor.

    Küresel ısıtma, iklimin dengesini bozarak birçok bölgede yine eskiden iklim değişikliği diye adlandırdığımız, ama artık “iklim krizi” dediğimiz duruma sebep oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ); pandeminin, kirli bir gezegenin, kanser, astım, kalp hastalığı gibi artan kronik hastalıkların ortasında, 2022 Dünya Sağlık Günü’nde küresel dikkati insanları ve dünyamızı sağlıklı tutmak ve bireylerin iyi olma haline çekmek istemektedir. DSÖ, her yıl dünya çapında 13 milyondan fazla ölümün önlenebilir çevresel nedenlerden kaynaklandığını tahmin etmektedir. Buna insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sağlık tehdidi olan iklim krizi de dâhildir. İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Tüm dünyada uygulanan siyasi, sosyal ve ticari kararlar iklim ve sağlık krizini tetiklemektedir.

    İnsanların yüzde 90’ından fazlası fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan sağlıksız hava soluyor. Az rastlanır hava olayları, toprak kalitesinin azalması ve su kıtlığı insanları yerinden ediyor ve sağlıklarını etkiliyor. Kirlilik ve plastikler, en derin okyanuslarımızın dibinde, en yüksek dağlarda bulunur ve besin zincirimize girmeyi başarır. Yüksek oranda işlenmiş, sağlıksız yiyecek ve içecekler üreten sistemler, küresel sera gazı emisyonlarının üçte birini oluştururken, obezite dalgasını tetikliyor, kanser ve kalp hastalıklarını artırıyor. COVID-19 salgını bilimin iyileştirici gücünü gösterirken dünyamızdaki eşitsizliklerin de altını çizdi. Pandemi, toplumun tüm alanlarındaki zayıflıkları ortaya çıkardı.

    Ekonominin mevcut tasarımı, çok sayıda insanın hala yoksulluk ve istikrarsızlık içinde yaşamasıyla birlikte gelir, zenginlik ve gücün adaletsiz dağılımına yol açmaktadır. Bu hedefler, uzun vadeli yatırımlara, refah bütçelerine, sosyal korumaya ve yasal ve mali stratejilere dönüştürülür. Dünya ve insan sağlığı için bu yıkım döngülerini kırmak, kurumsal reform ve bireylerin sağlıklı seçimler yapmaları için desteklenmesini ve teşvik edilmesini gerektirir.” Diyerek sözlerine son verdi.

  • SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR

    SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR

    Türkiye’ye kin besleyen Türk milletini bölmeye yeltenen Fetö’cü zihniyet, İslam dinini kullanarak devletin tüm kurumlarına girerek, yıllardır kurdukları hain planlarıyla 15 Temmuz 2016 tarihinde alçakça darbe girişiminde bulunmuşlardır.
    15 Temmuz gecesi bir direniş ve diriliş gecesidir. Bir ve beraber olmanın en güçlü tezahürünü yaşadığımız 15 Temmuz gecesi, Kurtuluş savaşı ruhunun ortaya çıktığı andır. Hain darbe girişimine karşı büyük Türk Milleti el ele vererek beraberce mücadele etmiş kahramanca dimdik durmuştur. Tanklara, tüfeklere karşılık bedenlerini ortaya koymuşlardır. Şanlı tarihimizde nasıl Çanakkale geçilmez demişse o gece de bu vatan bölünmez demiştir.
    Türk milletinin yazdığı 15 Temmuz Destanı Türkiye’nin yarınlarına bırakılmış en kutsal ve en anlamlı miraslarından olmuştur. Türk milleti çok daha güzel hedeflere el birliğiyle ulaşacaktır. Terör saldırıları ülkemizin huzurunu, milletimizin birliğini ve barış içinde yaşamasını, kardeşlik hukukunu asla yok edemeyecektir. Türk milleti, ister FETÖ olsun ister bir başka terörist grup olsun, bunların topraklarımızda yeşermesine asla izin vermeyecektir. Ülkemiz üzerinde hesapları olanlar bilmelidir ki, hiçbir hain çete ve oluşum bizi kutlu yolumuzdan, bu aziz millete hizmet etmekten alıkoyamayacaktır.
    MHP, Türkiye meseleleri karşısında hiçbir zaman siyasi çıkarla hareket etmemiştir. Ülkemizin çıkarı için Merhum Başbuğum Alparslan Türkeş ve Muhterem Genel Başkanım Sayın Dr. Devlet Bahçeli hep dimdik durmuştur. Hep vatana sahip çıkmışlardır. 15 Temmuz’da bu ülke, bu devlet, bu millet uçurumdan sürüklenmek istenirken tutup çıkaran kişi ve lider Muhterem Genel Başkanım Dr. Devlet Bahçeli’dir.
    Türkiye ne zaman sıkışsa, ne zaman bunalıma girse, MHP hep inisiyatif almış bir siyasi partidir. Kısa dönem siyaset peşinde koşan olmadık. Milletimizin çıkarı neyse hep onu düşündük. Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır dedik.
    Bu vesileyle 15 Temmuz’da şehadete eren ve farklı zamanlarda memleketin çeşitli yerlerinde şehit düşen tüm vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı dilerim. Ayrıca tüm gazilerimize acil şifalar diliyorum.
    Allah bu güzel vatanımıza hain 15 Temmuzları yaşatmasın, ne kadar Türkiye ve Türk düşmanı varsa hepsini kahretsin. Ezan susmasın, Bayrak inmesin, Vatan Bölünmesin…
    Ne Mutlu Türk’üm Diyene…
    Erhan Demir
    MHP Amasya İl Başkanı

  • DARBEYİ LANETLİYORUZ

    DARBEYİ LANETLİYORUZ

    15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. Demokrasiye ve milli İradeye yönelik bu hain kalkışma ve arkasındaki FETÖ terör örgütünü lanetliyoruz. 15 Temmuz 2016 gecesinde yaptığımız gibi halk egemenliğine ve Türkiye’nin demokratik birikimine sahip çıkma azmindeyiz.
    Darbe girişimine karşı milletimiz, Gazi meclis ve siyaset kurumu ortak bir direniş sergilemiş, girişim boşa çıkarılmıştır. Ancak bu kararlı duruş ne yazık ki güçlü bir demokrasi çıkarma fırsatına dönüştürülememiş, sonraki süreçte TBMM’ni devre dışı bırakan bir OHAL rejimi yerleştirilmiştir. Aradan 3 yıl geçmiş olmasına karşın darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmaya dönük esaslı bir adım da atılmamıştır.
    Askeri ya da sivil her türlü darbeye karşı kararlı duruşumuz devam edecektir. Güçlü ve müreffeh bir Türkiye yaratmanın yolu, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti esaslarına sarılmaktan geçiyor.
    Tek güvencemiz ve umudumuz yine milletimizin azim ve kararlılığıdır. Demokrasiye ve halk egemenliğine olan inancımızla 15 Temmuz hain darbe girişimini lanetlerken, darbeye karşı direnişte canını veren şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimize sağlık ve esenlikler dileriz.
    Reşat KARAGÖZ
    CHP Amasya İl Başkanı

  • MİLLETİN ZAFERİ 15 TEMMUZ

    MİLLETİN ZAFERİ 15 TEMMUZ

    Amasya’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Yürüyüşü yapıldı.
    İstasyon Köprü’den başlayan yürüyüş Yavuz Selim Meydanı’nda son buldu. Meydanda toplanan yaklaşık 10 bin kişi hain darbe girişiminin 3. yıldönümünü lanetledi. Amasyalılar dev Türk bayrakları açtı. Gençler ise 100 metrelik Türk bayrağı açarak yürüdü. Yürüyüşe katılan vatandaşlardan Mustafa Demir, “Hain darbe girişimini 3. yıldönümündeyiz. İnsanlarda o ilk günkü gibi heyecanı, o milli duyguları herkeste aynı şekilde görmekteyiz. Bu darbeler Türk siyasi tarihinde, Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde devamlı olmakta, bununda tabi ki en büyük sebebi dış güçlerin bizim güçlenmememizi istemesinden dolayı. Devamlı bize güçlerinin yetmemesinden dolayı bazı çeşitli oyunlarla bizi güçsüz düşürmeye, birbirimize düşürmeye çalışmaktalar. Bu ne ilk oldu, ne son olacak. Türkiye Cumhuriyetinin insanları dik durdukları sürece bunları her zaman püskürtecekler” dedi.
    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Kur’an-ı Kerim okunmasıyla devam etti. Sinevizyon gösterisinin ardından konuşan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Bugün matemli bir günün, olmaması gerekenlerin olduğu günün acısını paylaşmak, bir daha geri gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında birliğin ve beraberliğin ihtiyacının hâsıl olduğu o gücü göstermenin gerekli olduğu bir gündür. 15 Temmuz hain darbe girişimini el birliği ile lanetliyoruz. Kimden ve nereden gelirse gelsin milli iradeyi yok etmek, demokrasiyi çiğnemek isteyen her türlü girişimin karşısında olduğumuzu en güçlü şekilde ifade etmek istiyorum” dedi.
    Meydana kurulan dev ekrandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı konuşması verildi.
    Canlı yayının ardından konuşan Amasya Valisi Dr. Osman Varol, “15 Temmuz buradaki herkesin yaşadığı belki tarihimizin en önemli en acı olaylarından bir tanesi çok farklı şekillerde tanımlanabilecek, içerisinden çok olumsuz ve bir taraftan çok olumlu manalar çıkarılabilecek, çok boyutlu, çok yönlü, çok fazla dersler alınabilecek bir husus, bir olay. Öncelikle en temel noktasıyla 15 Temmuz bir ihanettir” diye konuştu.

  • 15 TEMMUZ TİYATRO MU…?

    15 TEMMUZ TİYATRO MU…?

    Fetö’yü AKP besledi doğru… AKP’nin içinde Fetöcü var doğru… Fetö ile ciddi mücadele edilmiyor doğru… Ancak Fetöcülerin ne kadar merhametsiz, iftiracı, zalim, kalleş, sinsi ve kumpasçı TÜRK MİLLETİNE DÜŞMAN HAİNLER olduğunu, yolu onlarla çakışmayan ne bilebilir nede anlayabilir…
    Anlatmak istesem de, kimse bunu anlamayacak biliyorum… Çünkü hiç kimseye anlamak istemediğini anlatamazsınız… Yolu onlarla çakışan, onların zulmüne uğrayan, kumpası ile AKP’ye görevden aldırdıkları biri olarak diyorum ki…
    15 Temmuz masal, yalan, tiyatro, kontrollü darbe diyenler…
    Siz ya Fetöcü hain, ya siyaset bilmeyen dünyadan bihaber yaşayan sorumsuz bir insan veya AKP ye olan kininiz yüzünden gözü kararmış bir fanatik bir muhalif…
    En kötüsü Fetöcüler tarafından kullanılan kimseyle konuşmayan ben siyasetle ilgilenmiyorum diyerek herkese zarar veren saftirik, her şeyden kopuk ottan çöpten insanlarsınız… 15 Temmuz ABD tarafından desteklenen yönetilen, Türkiye’de ki Fetö nün kandırdığı tabanı İBADET, ortası TİCARET, tepesi İHANET örgütü işbirlikçilerini kullanarak kaos çıkarmak için başlattığı bir KALKIŞMA, isyan hareketidir… Siz şükredin 15 Temmuzda Fetöcüler başaramadı…
    O gece başarmış olsalardı inanın; Bu gün AKP den şikâyet edenler hukuksuz, kanunsuzluk yapıyor diyenler, AKP’nin bu kötü yönetimini mumla arayacaktınız… En azından ben şu an ceza evinde akıbetim meçhuldü… Bu gün kamudan atılan 100 bin kişi kral, onun yerine Fetöcü olmayan bir milyon kişi ya cezaevinde ya ölmüş ya da işkenceler altında inliyordu… Bana inanın bu kötü gününüzü inan arardınız AKP’ye kurban olaydık derdiniz… 12 Eylül 1980 ihtilalinde ki cuntacıları arardınız… Siz şükredin bu FETÖ hainleri amacına ulaşamadı başaramadı…
    Türk Milletinin vermiş bir sadakası varmış… Tehlike bitti mi? Asla hala devam ediyor… HAYIR, HAYIR, HAYIR hala devam ediyor hem de geçmişteki hatalarını bir daha yapmadan daha zalimce kalkışmaya hazırlanıyorlar…
    İnanın hepsi sinsice en yakınınızda, bilenerek sizin zayıf anınızı ve talimat bekliyorlar… Bana paranoyak deyin ama bir gün haklı çıktığımı göreceksiniz… Pennsylvania’dan 16 Temmuz 2016 günü aldıkları talimat gereği ‘HAYATTA KALIN’ ve ‘SESSİZ OLUN’ talimatına uygun sesiz uyuyan hücreler olarak bekliyorlar… Hem de hepimizin en yakınımızda bizden biri olarak ve bizi kandırarak… Benim yakınımda yok. Ben kanmam diyen aldanıyor…
    Benden uyarması…
    Merhamet ederseniz bu HAİNLERE sizin evlatlarınıza merhamet etmeyecek bunlar kendinden olmayan hiç kimseye asla acımaz… İster komşunuz, ister arkadaşınız, isterse akrabanız olsun, size acırsa namerdim… Hatta evladınız bu Terör örgütüne inansın, Fetö köpeği emir versin. Eğer Anasına, babasına, kardeşine, amcasına dayısına acır merhamet ederse namerdim… 15 Temmuz tiyatro diyenler, siz dua edin perde açılmadan Türk Milleti kapattı da korktuğumuz başımıza gelmedi…
    15 Temmuz Ne tiyatro, ne Tayip’in senaryosu, ne de yalan… 15 Temmuz un siyasi ayağına ulaşmadan devletin bütün kurumlarından bu hainler temizlenmeden… Adil bir yargılama yapmadan… 15 Temmuz’u bayram diye kutlayalar da 15 Temmuz tiyatro diyenler kadar ihanet içindedir… 15 Temmuz Türkiye de Ne bayramdır…
    Ne de Tek bir kişinin başarısıdır… 15 Temmuz Türk Milletinin yaşadığı kap kara bir gün dür…
    Mevlüt KALELİ
    Ankara

  • SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; İstanbul Türkiye Mozaiğinin yansıması olarak, Anadolu insanının bakışı olarak ve oy kullanan İstanbulluların kanaatinin yansıması olarak seçim sonucu olarak sandıktan çıkan başarının gözüken yüzüdür.’’ dedi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; ‘’Bu seçim sonucuna etki eden en önemli faktör Anadolu insanının İstanbul seçimlerine müdahale etmesi ve kendisini İstanbul Seçimlerinde özgür iradesi ile ifade etmesidir. Anadolu da illerde, ilçelerde yapılan yerel yönetim seçimlerinde önemli olan faktörler vardır, bu faktörler İstanbul seçimlerinde umutsuzluğu umuda çeviren Anadolu İnsanı ile yok edilmiştir.” dedi.

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak açıklamasının devamında; “İl ve İlçelerde yapılan seçimlerde önemli olan faktörler; Belediyeye ait şirketlerde kadrolu veya mevsimlik işçi olarak çalışanlar, Bankamatik haksız maaş alan işsiz partililer, Belediye ye ait Park, Bahçe, Otopark işletmelerini haklı veya haksız elde edenler, Ayakçılar, Parkomatçılar, İmar yolsuzluğu, İmar tadilatları yaparak şehirlerin siluetini bozarak haksız kazanç elde eden Müteahhitler, Parti de görevli olarak bulunup bulundukları yerlerde iş takibi yapanlar, gıda, giyecek, iaşe yardımları alanlar, iktidar nimetlerinden bende faydalanabilirim diye düşünenler, partililerin tehditkâr uyarıları ile oyunu verenler ve bundan medet umanlar, Belediyeye iş yapan müteahhitler ve bunlara bağlı taşeronlar saymakla bitmeyen haksız kazanç elde eden ve bu kazançlarını kaybedeceğini düşünen insanlar etkili oldular ve yerel seçimlerde iktidar partisine AKP ye oy verdiler. Ancak bunlar dahi bıktılar usandılar aslında kendilerine verilenin hakları olduğunu biliyorlardı ancak küçük şehirlerde her kez birbirini tanıdığı için, neler yaptığını bildiği için etki altında kalıyordu.

    Baktılar ki bu böyle gitmeyecek, Korku içinde yaşamak Anadolu insanına ters bir duygu, bu nedenle haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, talana, soyguna, haksız kazançların aslında kendilerinin kazancı olduğuna, ancak haksız kazançmış gibi bu kazancı temin ettiklerini söyleyenlerin çok büyük haksız kazançlar elde ettiğini gören ve buna isyan eden Anadolu insanı İstanbul’a çıkartma yaptı İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Anadolu insanı yurduna yapılan, milletine yapılan bu haksızlığa karşı top yekûn isyan etmiştir. İstanbul da yaşayan eş, dost, akraba, arkadaş, iş yaptığı, iş yaptırdığı, dili, dini, ırkı, mezhebi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel durumu ne olursa olsun hiçbir fark gözetmeksizin, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak düşünerek bizzat aramış, konuşmuş, rica etmiş gücünü birleştirerek seçimin sonucunu tayin etmiştir. ’dedi.

    Anadolu insanın isyanı, tepkisi AKP Belediyeciliğinedir diyen Sancak; “AKP Belediyeciliği tüm yurtta İstanbul ile birlikte yenilmiştir, yok sayılmıştır, iflas etmiştir, Bunlarla birlikte AKP Yerel yönetimler kadrosunun da zayıf aldığı sınıfta kaldığı, artık yönetemez, güven duyulamaz, şaibeye açık olduğu kanaati ortaya çıkmaktadır.

    İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda ilerleyecektir. Cumhuriyetin ilkelerini uygulayacak, geliştirecek, muasır medeniyetler seviyesine, tam bağımsız Türkiye ideali ile ulaşacaktır.

    Tüm insanlarımızı seviyoruz, ülkemizde doğan her çocuğu kendi evladımız olarak, ölen her insanımızı anamız, bacımız, kardeşimiz, babamız, atamız olarak görüyoruz. Şehitlerimizi gönlümüzde, yüreğimizde yaşatıyoruz, gazilerimize saygı duyuyoruz. Oy veren vermeyen, katkı sunan sunmayan, varım ülkemi seviyorum diyen herkese sevgi ve saygılar sunuyoruz. Teşekkür ediyoruz.

    Milletimiz görevini yapmıştır, sadece İstanbul’da değil tüm yurdumuzda değişime uğrayan yerel yönetimlerden ve devam eden yerel yönetimlerden birlik beraberlik, hak, hukuk, adalet, insanları ayrıştırmayan, particilik yapmayan, haksız kazanç sağlamayan, cumhuriyetin değerlerine saygılı ve sahip çıkan, kurucu iradeyi esas alan düşünce kurum ve kuruluşları ile çalışan özgür bağımsız demokratik bir irade, yönetim bekliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye.’’ ifadelerini kullandı.

  • ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

    ÇOCUK SUSAR, SEN SUSMA!

    Türk Eğitim Sen üyeleri ve vatandaşlar Amasya’da Yavuz Selim Meydanında Çocuk istismarını oturarak, protesto etti.
    İzmir’den Amasya’ya gezmeye gelen Avukat Necmiye Ertem: “Çocuklarımıza kimsenin el uzatmamasını istiyorum. Yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekir” dedi.
    Çocuk istismarını protesto eden grup adına konuşan Kamil Terzi: “Bizi insanlığımızdan utandıran, son günlerde sayısı oldukça artan, Çocuk istismarı ve toplumsal şiddet olayları. Bunu protesto etmek için bir daha yapılmaması için önlem alınması için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bu konu, çocuk istismarı konusu bir grubun, bir siyasi görüşün, bir sendikanın, bir sivil toplum kuruluşunun meselesi değildir. Bu bütün toplumu ilgilendiren bir meseledir. Biz şiddete uğrayan, cinsel istismara uğrayan, saldırıya uğrayan kim varsa bu kişileri korumak zorundayız. Buradan Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın TBMM Başkanına, Sayın Siyasi Parti Genel Başkanlarımıza, tüm sivil toplum kuruluşlarına, Sayın Bakanlarımıza ve tüm halkımıza özellikle çağrıda bulunuyorum. Amasyalı duyarlı vatandaşlar adına artık ailelerimiz çocuklarını sokağa salmaya korkar olmuştur. Mutlaka bu konuda gerçekten caydırıcı, bu istismarı yapan kişinin yapacağına pişman olacağı kesinlikle kanunlar çıkarılmalıdır” İfadelerini kullandı.
    Açıklamanın ardından grup, 15 dakika oturma eylemi yaparak, çocuk istismarını protesto ettiler.

  • EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Amasya’da etkinliklerle kutlandı. Kunç Köprüsünde toplanan sendika ve siyasi partililerin üyeleri ellerinde dövizlerle sloganlar atarak Pirinçci Caddesinden Yavuz Selim Meydanına yürüdü. Gruptakiler polis tarafından oluşturulan arama noktasından meydana alındı. Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Bülent Erciyas günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada şunlara değindi.
    “İşçisi, kamu emekçisi, işsizi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı kadını genci, doldurduğumuz 1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza, dile getiriyoruz. Adına ister kriz diyelim, isterse ekonomik dalgalanma sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı, soframızdaki ekmeği küçültüp geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor. Ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha da fazla sınırlanıyor. Emeğe kölelik dayatan bu düzende hepimiz kaybediyoruz.
    Emek karşıtı, sermaye yanlısı neo liberal politikaların, vahşi kapitalizmin acımasız bir şekilde sürdürüldüğü bir ülkede hepimiz kaybediyoruz
    Elimizden alınanları tek tek alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Kamu hizmetleri alanını kârı esas alan piyasaya, vatandaşları müşteriye, bizleri ise iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılan kapı kullarına dönüştürmek için;
    Ülkenin stratejik işletmelerini, fabrikalarını birkaç yıllık kârı karşılığında, arazileri ile birlikte satıp çalışanları işsiz bıraktılar. Şekerden, tütüne, enerjiden kağıda, etten samana ülkeyi dışarıya bağımlı hale getirdiler.
    Tek derdi daha fazla kâr elde etmek olan özel sektörde çalışanların aleyhine ne varsa tek tek klonlayıp kamu alanına aktardılar.
    ‘Her kamu idaresi kendine uygun bir kamu personel rejimi yaratır’ diyenler en başından beri iş güvencemize göz diktiler. Bizi ‘devlete kapağı atıp yan gelip yatan, her türlü dokunulmazlığı olan verimsiz’ bir güruh gibi gösterdiler.
    ‘Reform’, ‘dönüşüm’ gibi yaldızlı, süslü kavramlarla temel haklarımızı tek tek ortadan kaldırdılar.
    Az personelle, çok iş yapmayı esas alıp angarya çalışmayı artırdılar.
    İstihdamı bin parçaya bölüp güvencesiz-sözleşmeli-taşeron-ücretli istihdamı,
    bizi birbirimizin rakibi haline getiren-iş yükümüzü artıran performans sistemini-kuralsız-esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar.
    Kariyer ve liyakati ortadan kaldırdılar. Siyasal kadrolaşmayı tüm kamu emekçilerini kapsar hale getirmek için hem işe almada hem görevde yükselmede mülakatın ağırlığını artırıp torpilin, kayırmanın kapısını sonuna kadar açtılar.
    Yaşanan gerçek hayat pahalılığını perdelemek için rakamlara takla attıran TÜİK’in resmi enflasyonuna dayalı artışlar ile maaşlarımızı yoksulluk sınırından uzaklaştırıp açlık sınırına yaklaştırdılar.
    Sonuç olarak; kendilerine uygun bir kamu ve personel rejimi yaratma konusunda ciddi mesafe kaydettiler.
    Ancak bu onlara yetmiyor. Bugüne kadar torba yasalarla, KHK’lerle, OHAL ile sınırlanan, fiilen kullanılamaz hale getirilen iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmak için yeni bir ‘personel reformu paketi’ açıklamaya hazırlanıyorlar.
    Bizim memleket dediğimiz, küçük bir azınlık için değil, bir avuç patron ve yandaş sermaye için değil, halkın emekçi çoğunluğu için yaşanabilir bir memlekettir. Biz memleket isteriz, ekonomik krizin faturasını krizin sorumluları ödesin.
    Bizim memleket dediğimiz, sermaye ve iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda, hukuksuz ve keyfi bir biçimde yönetilen bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, işçi sınıfı başta olmak üzere halkın yüzde 99’u insanca, özgürce, kardeşçe yaşasın.
    Bizim memleket dediğimiz, ülkenin birikimlerinin varlık fonu adı altında talan edildiği, işsizlik fonunun patronlara, bankalara peşkeş çekildiği, kıdem tazminatımıza bile göz konulduğu bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işi olsun.
    Bizim memleket dediğimiz, ölümüne çalıştırıldığımız işyerleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretler, taşeron köleliği, güvencesizlik değildir. Biz memleket isteriz, çalışırken ölmeyelim, insanca yaşayabilelim.
    Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanların, “hep bana” diyenlerin, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanların çiftliği değildir memleket. Biz memleket isteriz, adalet olsun, zam-zulüm-işsizlik son bulsun.
    Bizim memleket dediğimiz, sokaklarda, meydanlarda, grevlerde, mahkemelerde hakkımızı savunmanın engellendiği, seçim sandıklarında hesap sormanın bile neredeyse “suç” ilan edildiği bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, demokrasi olsun, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız tam olsun.
    BİRLİĞİ DAYANIŞMAYI MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK BİZİM ELİMİZDE
    Bugün önümüzde iki yol var.
    Ya iş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisi ekleyerek hep birlikte kazanacağız.
    Ya da bugüne kadar aldığımız darbelerin üstüne bir yenisinin eklenmesine izin verip hep birlikte kaybedeceğiz…
    Biz karanlığın zifiriye döndüğü zamanlarda bile yarına dair umudumuzu hiç yitirmedik. Bugünden yarına umut biriktirmeye devam ettik.
    Umutluyuz çünkü biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız!
    Umutluyuz çünkü dünyanın ve ülkenin tüm güzelliklerini ortaya çıkaran, en yüce değerin, emeğin sahipleriyiz.
    Umutluyuz çünkü gücünü bizi bölmekten alanların dayattığı sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuza omuza mücadele ettiğimizde önümüzdeki engelleri kumdan kalelere çevirdiğimiz başarılarla dolu bir tarihin sahipleriyiz.
    Ekonomik krizin faturasının emekçilere yıkılmadığı,
    Emeğin sömürülmediği,
    Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu,
    Kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği,
    Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu,
    Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı,
    Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin, itiraz etmenin cezalandırılmadığı,
    Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu
    BİR DÜNYA VE ÜLKE İSTİYORUZ!
    Kazanılmış haklarımızın gasp edilmek istenmesine, hukuksuz ihraçlara, yaşamın her alanındaki hukuksuzluğa, haksızlığa ve keyfiliğe en gür sesimizle dur diyoruz. Emeğimize, ekmeğimize, işimize geleceğimize ve memleketimize sahip çıkarak barış içerisinde savaşsız sömürüsüz bir dünyada yaşama ve yaşatma umudumuzu 1 Mayıs meydanlarında yükseltiyoruz. Güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için 1 Mayısta alanlardayız. Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Dayanışma ruhumuzla; ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan inancımızla Yaşasın 1 Mayıs!” diye konuştu. Alanı dolduranlar davul zurna eşliğinde halay çektikten sonra dağıldı.