Etiket: sen

  • 4. Türkiye Akıl ve Zekâ Oyunları Turnuvası Amasya İl Finali Gerçekleştirildi.

    4. Türkiye Akıl ve Zekâ Oyunları Turnuvası Amasya İl Finali Gerçekleştirildi.

      Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Salonu’nda gerçekleşen il finalinde tüm ilçelerimizden katılım sağlayan ilkokul ve ortaokul öğrencilerimiz birinci olmak için kıyasıya yarıştılar.

            Düşünen, üreten ve karşılaştıkları problem karşısında çözümler bulabilen bireyler olarak çocuklarımızın yetişmesi, bireysel ve grup oyunları ile öğrencilerimizin yeteneklerinin geliştirilmesi,sosyal gelişimlerinin desteklenmesi, öğrencilere kendilerini ifade edebilme fırsatının sunulması,öğrenciler arasındaki iletişim ve dostluk duygularının geliştirilmesi amaçlarıyla düzenlenen turnuvaya ilimizde eğitim-öğretim gören öğrenciler büyük ilgi gösterdi.

          İlkokul ve ortaokul kategorilerinde İl 1.’si olan öğrencilerimiz, bu sene Diyarbakır’da Haziran ayında gerçekleşecek olan Türkiye Finalleri’nde ilimizi temsil etmeye hak kazandılar.

  • RAMAZAN AYI CEPLERİ YAKIYOR

    RAMAZAN AYI CEPLERİ YAKIYOR

    Türk Büro Sen her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayında oruç ibadetini yerine getiren vatandaşlar için iftar yapmanın bedelini hesapladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Büro Sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu, “4 kişilik bir ailenin iftar yapması için gerekli olan günlük tutarın en az 92,53 TL; bu yıl 29 gün sürecek Ramazan boyunca oruç açmanın maliyetinin ise asgari olarak 2 bin 683,37 TL oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi verileri ile piyasa rakamlarından yola çıkılarak yapılan araştırmada bir vatandaşın, oruç tuttuğu süre boyunca ihtiyaç duyduğu enerji, vitamin ve minerallerin sağlanabilmesi için gerekli olan gıda ürünleri ve miktarları tespit edildi. Rakamlar bu yıl iftar sofralarına geçen yıla göre %24,8 zam geldiğini gösterdi. Geçen yıl 30 gün süren Ramazan ayının bu sene 29 gün sürecek olmasına rağmen vatandaşlarımızın iftar sofrası için geçen yıla göre 459,47 lira daha fazla harcayacağını ortaya koydu.
    Oruç açmanın maliyetinin son bir yıl içinde %24,8 oranında yükseldiği görülüyor” dedi. Türk Büro Sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu, ortalama memur maaşının 3 bin 786,21 TL olduğunu belirterek, “Yalnızca oruç açmak için bir memur, maaşının %71’ini, yani üçte ikisinden fazlasını ayırmak zorunda. Çalışanların kazançları gıda ihtiyacına dahi zor yetiyor, diğer ihtiyaçlar için ise para kalmıyor. Geçen yıla göre oruç açmanın maliyeti %24,8 oranında yükseldi.Bu yıl memur maaşlarına enflasyon farkı hariç %4 yani ortalama 137 lira gibi son derece yetersiz bir zam yapıldı. Bu zam zaten geçtiğimiz dört ayda ortaya çıkan %4’lük enflasyon karşısında eridi, alım gücü 2018 yılının bile gerisine düştü. Şimdi ise Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yaptığı çalışmada iftar sofrasının maliyetinin tam 459,47 lira pahalandığı ortaya çıktı. Henüz Ramazan ayının başında olduğumuz düşünüldüğünde, ay boyunca özellikle gıda ürünlerinin fiyatlarında büyük artışlar bekliyoruz. Bu da iftar sofralarını daha da pahalı hale getirecek. Ay sonunda Ramazan Bayramı’nı idrak edeceğiz. Bayram da yeni masraflar, yeni harcamalar demek. Bu ay ve devamında ortaya çıkacak enflasyon, memur maaşlarının iyiden iyiye erimesi anlamı taşıyor. Dolayısıyla hiç olmazsa Mayıs ayından itibaren gerçekleşecek enflasyonun derhal maaşlara yansıtılarak, memurlarımızın bu darboğazdan çıkarılması gerekiyor.
    Huzur ve mutluluğun ayı mübarek Ramazan ayında çalışanlarımızın gıda masraflarını kısarak diğer ihtiyaçlarını görmeye çalışacaklarını, birçok çocuğun bayramı boynu bükük geçireceğini bilmek bizleri ziyadesiyle üzmektedir” diye konuştu.

  • EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Amasya’da etkinliklerle kutlandı. Kunç Köprüsünde toplanan sendika ve siyasi partililerin üyeleri ellerinde dövizlerle sloganlar atarak Pirinçci Caddesinden Yavuz Selim Meydanına yürüdü. Gruptakiler polis tarafından oluşturulan arama noktasından meydana alındı. Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Bülent Erciyas günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada şunlara değindi.
    “İşçisi, kamu emekçisi, işsizi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı kadını genci, doldurduğumuz 1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza, dile getiriyoruz. Adına ister kriz diyelim, isterse ekonomik dalgalanma sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı, soframızdaki ekmeği küçültüp geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor. Ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha da fazla sınırlanıyor. Emeğe kölelik dayatan bu düzende hepimiz kaybediyoruz.
    Emek karşıtı, sermaye yanlısı neo liberal politikaların, vahşi kapitalizmin acımasız bir şekilde sürdürüldüğü bir ülkede hepimiz kaybediyoruz
    Elimizden alınanları tek tek alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Kamu hizmetleri alanını kârı esas alan piyasaya, vatandaşları müşteriye, bizleri ise iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılan kapı kullarına dönüştürmek için;
    Ülkenin stratejik işletmelerini, fabrikalarını birkaç yıllık kârı karşılığında, arazileri ile birlikte satıp çalışanları işsiz bıraktılar. Şekerden, tütüne, enerjiden kağıda, etten samana ülkeyi dışarıya bağımlı hale getirdiler.
    Tek derdi daha fazla kâr elde etmek olan özel sektörde çalışanların aleyhine ne varsa tek tek klonlayıp kamu alanına aktardılar.
    ‘Her kamu idaresi kendine uygun bir kamu personel rejimi yaratır’ diyenler en başından beri iş güvencemize göz diktiler. Bizi ‘devlete kapağı atıp yan gelip yatan, her türlü dokunulmazlığı olan verimsiz’ bir güruh gibi gösterdiler.
    ‘Reform’, ‘dönüşüm’ gibi yaldızlı, süslü kavramlarla temel haklarımızı tek tek ortadan kaldırdılar.
    Az personelle, çok iş yapmayı esas alıp angarya çalışmayı artırdılar.
    İstihdamı bin parçaya bölüp güvencesiz-sözleşmeli-taşeron-ücretli istihdamı,
    bizi birbirimizin rakibi haline getiren-iş yükümüzü artıran performans sistemini-kuralsız-esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar.
    Kariyer ve liyakati ortadan kaldırdılar. Siyasal kadrolaşmayı tüm kamu emekçilerini kapsar hale getirmek için hem işe almada hem görevde yükselmede mülakatın ağırlığını artırıp torpilin, kayırmanın kapısını sonuna kadar açtılar.
    Yaşanan gerçek hayat pahalılığını perdelemek için rakamlara takla attıran TÜİK’in resmi enflasyonuna dayalı artışlar ile maaşlarımızı yoksulluk sınırından uzaklaştırıp açlık sınırına yaklaştırdılar.
    Sonuç olarak; kendilerine uygun bir kamu ve personel rejimi yaratma konusunda ciddi mesafe kaydettiler.
    Ancak bu onlara yetmiyor. Bugüne kadar torba yasalarla, KHK’lerle, OHAL ile sınırlanan, fiilen kullanılamaz hale getirilen iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmak için yeni bir ‘personel reformu paketi’ açıklamaya hazırlanıyorlar.
    Bizim memleket dediğimiz, küçük bir azınlık için değil, bir avuç patron ve yandaş sermaye için değil, halkın emekçi çoğunluğu için yaşanabilir bir memlekettir. Biz memleket isteriz, ekonomik krizin faturasını krizin sorumluları ödesin.
    Bizim memleket dediğimiz, sermaye ve iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda, hukuksuz ve keyfi bir biçimde yönetilen bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, işçi sınıfı başta olmak üzere halkın yüzde 99’u insanca, özgürce, kardeşçe yaşasın.
    Bizim memleket dediğimiz, ülkenin birikimlerinin varlık fonu adı altında talan edildiği, işsizlik fonunun patronlara, bankalara peşkeş çekildiği, kıdem tazminatımıza bile göz konulduğu bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işi olsun.
    Bizim memleket dediğimiz, ölümüne çalıştırıldığımız işyerleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretler, taşeron köleliği, güvencesizlik değildir. Biz memleket isteriz, çalışırken ölmeyelim, insanca yaşayabilelim.
    Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanların, “hep bana” diyenlerin, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanların çiftliği değildir memleket. Biz memleket isteriz, adalet olsun, zam-zulüm-işsizlik son bulsun.
    Bizim memleket dediğimiz, sokaklarda, meydanlarda, grevlerde, mahkemelerde hakkımızı savunmanın engellendiği, seçim sandıklarında hesap sormanın bile neredeyse “suç” ilan edildiği bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, demokrasi olsun, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız tam olsun.
    BİRLİĞİ DAYANIŞMAYI MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK BİZİM ELİMİZDE
    Bugün önümüzde iki yol var.
    Ya iş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisi ekleyerek hep birlikte kazanacağız.
    Ya da bugüne kadar aldığımız darbelerin üstüne bir yenisinin eklenmesine izin verip hep birlikte kaybedeceğiz…
    Biz karanlığın zifiriye döndüğü zamanlarda bile yarına dair umudumuzu hiç yitirmedik. Bugünden yarına umut biriktirmeye devam ettik.
    Umutluyuz çünkü biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız!
    Umutluyuz çünkü dünyanın ve ülkenin tüm güzelliklerini ortaya çıkaran, en yüce değerin, emeğin sahipleriyiz.
    Umutluyuz çünkü gücünü bizi bölmekten alanların dayattığı sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuza omuza mücadele ettiğimizde önümüzdeki engelleri kumdan kalelere çevirdiğimiz başarılarla dolu bir tarihin sahipleriyiz.
    Ekonomik krizin faturasının emekçilere yıkılmadığı,
    Emeğin sömürülmediği,
    Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu,
    Kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği,
    Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu,
    Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı,
    Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin, itiraz etmenin cezalandırılmadığı,
    Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu
    BİR DÜNYA VE ÜLKE İSTİYORUZ!
    Kazanılmış haklarımızın gasp edilmek istenmesine, hukuksuz ihraçlara, yaşamın her alanındaki hukuksuzluğa, haksızlığa ve keyfiliğe en gür sesimizle dur diyoruz. Emeğimize, ekmeğimize, işimize geleceğimize ve memleketimize sahip çıkarak barış içerisinde savaşsız sömürüsüz bir dünyada yaşama ve yaşatma umudumuzu 1 Mayıs meydanlarında yükseltiyoruz. Güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için 1 Mayısta alanlardayız. Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Dayanışma ruhumuzla; ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan inancımızla Yaşasın 1 Mayıs!” diye konuştu. Alanı dolduranlar davul zurna eşliğinde halay çektikten sonra dağıldı.

  • 600 YILLIK GELENEK

    600 YILLIK GELENEK

    Belediye Başkanımız Mehmet Sarı 6 asırdır devam eden geleneğe katıldı.
    Yuvacık Köyü’nde 6 asır önce başlanıldığı tahmin edilen, yağmur duası ve kurban geleneği köy halkı tarafından devam ettiriliyor. Belediye Başkanımız Mehmet Sarı köylülerin her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği yağmur duasına katıldı. Belediye Başkanımız Mehmet Sarı, Belediye Meclis Üyesi Ahmet Erçoban, Belediye Meclis Üyesi Onur Kavaklıoğlu, Türkiye Kamu-sen Amasya İl Temsilcisi Şemsettin Dümen, Türk Büro-sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu’nun yanı sıra köy halkı katıldı. Programda ilk olarak yağmur duası yapıldı. Akabinde kesilen kurban eti misafirlere ikram edildi.
    Geleneksel olarak bu programa 5’inci defa geldiğini belirten Belediye Başkanımız Mehmet Sarı, açıklamasında şunları kaydetti; “Burada Horosan evliyalarından Şeyh Mehmed Cui Hazretlerinin buraya gelip yerleşmesi ile bu köy kurulmuş. Bizim Amasya’mızın da en büyük mahallelerinden birisinin ismini taşıyor. Daha önce burada bulunan 40 hane aşağıya inmiş ve zamanla Amasya’nın en büyük mahallesi olmuştur. Geleneksel olarak takriben 600 yılı aşkın bir süredir bu gelenek devam ediyor. Burada her sene bir yağmur duası yapılıyor. Yağmur duası yapılmadan önce de kurbanlar kesiliyor. Daha sonra yemek haline getirilerek vatandaşlara ikram ediliyor. Bunun yanında bir de kesilen kurbanların sakatatları açık artırma usulü ile satışı yapılıyor” diye konuştu.

  • EĞİTİM ÇALIŞANLARININ ÇALIŞTAYI

    EĞİTİM ÇALIŞANLARININ ÇALIŞTAYI

    Amasya Eğitim-Bir-Sen Şubesi 2019 Toplu Sözleşme Görüşmeleri için talepleri belirlemek, değerlendirmek ve sürece katkı sunmak amacıyla “Eğitim Çalışanlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı” düzenledi.
    18 Nisan 2019 tarihinde Amasya Büyük Otelde yapılan çalıştaya, Öğretmenler Komisyonu, Eğitim Yöneticileri Komisyonu, Kadın Çalışanlar Komisyonu, Engelli Çalışanlar Komisyonu ve Genel İdari Hizmetleri, Teknik Hizmetleri ve Yardımcı Hizmetler Komisyonu olmak üzere 5 komisyon halinde çalışmalarını yürüttü. Eğitim çalışanlarının sorunları dile getirildi, çözüm önerileri tartışıldı.
    Amasya Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Kerem Camcı, ana gündemlerinin kamu görevlilerinin sorunları ve talepleri olduğunu ifade ederek, “Önümüzde bir toplu sözleşme süreci var. Yasanın ve masanın bütün zaaflarına karşın, bu toplu sözleşmede de kazanımlarımızı koruyacak, yeni kazanımlara imza atacağız. Kamuda tek istihdam şekli kadrolu olmalı, sözleşmeli istihdam son bulmalıdır. 3600 ek gösterge, tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmeli, kadro ve derece sınırlamaları kaldırılmalıdır. Kamu görevlilerinin bütçeden aldığı pay artmalı, enflasyon farkı 6 aylık dönemlerde değil, eşel mobil sistemine göre verilmelidir” dedi.
    Camcı; “Üyelerimizden aldığımız güçle vizyonlarını yenileyeceklerini belirterek, ‘önce insan’ anlayışıyla, ‘gelir dağılımında adalet’ ısrarlarını yineleyeceklerini söyledi. ‘İnsana saygı, emeğe değer’ anlayışı, ’emek için dayanışma’ çağrısı ve ‘adil paylaşım’ haykırışıyla hedeflerinin gerçekleşmesi için daha fazla ter dökeceğiz. Sosyal diyalogla geliştirilen çözümlerin ve toplu pazarlık masasında kazanımların sayısının artacağız.” şeklinde konuştu.
    Camcı sözlerini şöyle sonlandırdı: “Komisyonlarımız tarafından tespit edilen sorunlar ve çözüm önerileri şubemizin raporu olarak birleştirilerek Mayıs ayı içinde genel merkezimiz tarafından Ankara’da yapılacak çalıştayda sunulacaktır. Böylece Amasya Eğitim-Bir-Sen Şube olarak Toplu Sözleşme öncesi Amasya’mızdaki Eğitim Çalışanlarının sorunlarının toplu sözleşme masasına taşınabilmesi için çalışıyoruz. Komisyonlarımızda bulunan ve çalıştayımıza katkı sunan tüm üyelerimize teşekkür ediyorum.” dedi.

  • 3600 EK GÖSTERGE KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!

    3600 EK GÖSTERGE KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!

    Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, söz verildiği halde bugüne kadar gerçekleşmeyen 3600 ek gösterge konusunda basın açıklaması yaptı.
    Necip Taşkın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kamu çalışanları zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmekte zorlanıyor. Kamu çalışanları yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Devletin, vatandaşın sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için önlem alması ve yaşama standartlarını yükseltmesi gibi Anayasal bir görevi vardır.
    Kamu çalışanları kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini beklemektedir. Özellikle sağlık teşkilatlarında özverili bir şekilde çalışan, darp edilen, öldürülen sağlık çalışanlarının kadro ayırt edilmeksizin 3600 ek göstergeyi hak ettiklerinin bilinmesinde yarar var. Ek göstergenin 3600’e yükseltilmesiyle sağlık çalışanları biraz olsun rahatlayacaktır. Ek göstergenin kadro ayrımı yapılmadan bütün sağlık çalışanlarına verilmesini ısrarla istiyoruz. Çünkü ek göstergenin yükselmesi demek maaşların, emekli ikramiyelerinin ve emekli maaşlarının yükselmesi demektir. Ayrıca üniversite mezunu sağlık çalışanlarının mağduriyetleri de önlenmiş olacaktır. Zira bu konu, sağlık teşkilatlarında çalışan çeşitli meslek gruplarını yakından ilgilendiriyor.
    Sendika olarak, 3600 ek gösterge düzenlemesinin sağlık teşkilatlarında halen çalışmakta olanları değil, aynı zaman da sağlık teşkilatlarından emekli olanları da kapsayacak şekilde bütünsel bir çalışma yapılmasını istiyoruz. Bu çalışma ilköğretimden üniversite mezunlarına kadar bütün sağlık çalışanlarını kapsamalıdır. Açıklandığı şekilde yapılacak bir düzenleme vicdanları yaralar, çalışma barışını bozar. Devlet, kamu çaalışanları arasında ayrımcılık yapamaz. Bu hususların özellikle dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenlerle 3600 ek gösterge konusunda verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Sendika olarak, 3600 ek gösterge bizim kırmızı çizgimizdir.”

  • EĞİTİM SEN’DEN BAŞKANIMIZA ZİYARET

    EĞİTİM SEN’DEN BAŞKANIMIZA ZİYARET

    Türk Eğitim Sen Amasya Şubesi Yönetimi, Denetleme ve Disiplin Kurulu Üyeleri ile İlçe Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerinin katılımıyla Amasya Belediye Başkanı Mehmet SARI’yı ziyaret edip, hayırlı olsun dileklerinde bulundular.

  • İŞTE ASGARİ GEÇİM SONUÇLARI

    İŞTE ASGARİ GEÇİM SONUÇLARI

    Türk Büro Sen Amasya Şube Başkanı Muammer Tufanoğlu, Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2019 Mart ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklanmıştır dedi.
    Tufanoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan Mart 2019 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 3.136,65 TL olarak hesaplandığını söyledi.
    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Başkan Tufanoğlu şunları kaydetti: “Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 6.472,23 Lira olarak belirlenmiştir. Sonuçlar, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %1,63 oranında yükseldiğini göstermektedir.
    Çalışan tek kişinin açlık sınırı ise bir önceki aya göre %1,09 oranında artmış ve 2.419,23 Lira olarak hesaplanmıştır. Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı ise 2019 yılı Mart ayında 2.498,13 Lira olarak tahmin edilmiştir.
    Yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Mart 2019 verilerine göre günlük 52,35 TL olduğu belirlenmiştir. Ailenin aylık gıda harcaması toplamı ise 1.570,47 TL olmuştur. Mart 2019 itibarı ile ortalama 3.786,21 TL ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının %41,48’ini oluşturmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde 927,66 TL olarak belirlenen kira gideri ise Mart 2019 ortalama maaşının %24,50’sine denk gelmiştir. Buna göre bir memur, ortalama maaşının %65,98’ini yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kalmıştır. Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının %34,02’si kalmıştır.
    Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Mart 2019 maaşından geriye yalnızca 1288,07 TL kalmıştır.
    Önümüzdeki ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme dönemine yaklaşırken kamu çalışanları 15 Mayıs yetki sürecinde işi ehline teslim etmeli ve o masaya Türkiye Kamu-Sen yetkili konfederasyon olarak oturtmalıdır. Son günlerde toplu sözleşme masasına tek oturabilmek için açıklamalar yapan malum-sen’e de seslenen Genel Başkan, “biz o masaya onların lütfu ile değil, kanunun bize verdiği yetkiyle oturuyoruz. Kamu çalışanlarının son bir yıl içerisinde zorunlu harcamalarına 942,75 lira zam geldi. Biz, bu gerçekler ışığında memurların gelirlerini artırmak için mücadele ederken, yetkili olduğunu söyleyen sendikalar kendi gelirlerini artırmak için dayanışma aidatı peşinden koşmaktadır.
    Yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında memur ve emeklinin kaybı sürerken, bunların telafisi noktasında memur ve emekliye ek zam isteğimizi bir kez daha yineliyoruz. Buçuk zamma imza atıp kenara çekilenler, son günlerde toplu sözleşme masasına ilişkin değerlendirmelerde bulunup yetkili olmanın ne kadar değersiz olduğundan yakınmaktadırlar. Kamu çalışanları gayet iyi biliyor ki, son 10 yıldır yetkili olan konfederasyon kendileridir. Doğal olarak yetkiyi değersizleştiren de ta kendileridir.
    Memurun sorunları hariç diğer bütün işlerle ilgilenen malum-sen’in tek derdi Türkiye Kamu-Sen’i o masadan kaldırmaktır. Biz o masaya onların lütfu ile değil, kanunun bize verdiği yetkiyle oturuyoruz. Yetkili konfederasyon bu işleri bir kenara bırakıp, memurun gerçek gündemine dönmelidir. Önümüzdeki ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme dönemine yaklaşırken kamu çalışanları 15 Mayıs yetki sürecinde işi ehline teslim etmeli ve o masaya Türkiye Kamu-Sen yetkili konfederasyon olarak oturtmalıdır.” diye konuştu.

  • EĞİTİM BİR SEN 43. BAŞKANLAR TOPLANTISI

    EĞİTİM BİR SEN 43. BAŞKANLAR TOPLANTISI

    Eğitim-Bir-Sen 43. Başkanlar Kurulu toplantısı, Memur-Sen Genel Merkezi Konferans Salonu’nda yapıldı. Genel Başkan Ali Yalçın’ın açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda, Eğitim Bir Sen Amasya Şube Başkanı Kerem CAMCI söz alarak; “Eğitim gündemine ve sendikal çalışmalara ilişkin değerlendirme yaparak, eğitim çalışanlarının karşılaştığı sıkıntıların, çözüm bekleyen sorunlar hakkında konuşma yaptı.”
    Konuşmaların ardından başkanlar kurulunda, aşağıdaki maddelerin kamuoyuyla paylaşılmasına karar verildi:
    “-31 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilen mahalli idareler seçimleri milletimizin hukuka bağlılığını, siyasete güvenini ve demokrasiye verdiği önemi bir kez daha tescillemiştir. Demokratik sürecin milletin lehine işlemesi adına seçim sonuçlarının siyasi taraflar başta olmak üzere, toplumun tüm kesimlerince uzlaşma ve müzakere kavramları merkeze alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Seçim sonuçları, yerel politikaların belirlenmesinde toplumun bütün kesimlerinin muhatap alındığı, taleplere duyarsız kalınmadığı, sorunların tespitinin ve çözümlerinin ortaya konulmasının uzlaşma zemininde ele alınması gerekliliğine işaret etmektedir.
    -Küresel güç olduğu iddiasındaki emperyalist yönetimlerce Kudüs, Golan Tepeleri, Venezuela, Doğu Türkistan, Suriye, Sudan, Yemen örneklerinde tezahür eden insan haklarının ayaklar altına alınmasını; büyük mücadeleler ve acılar pahasına elde edilmiş uluslararası hukuk düzeninin yok sayılmasını, saldırgan devletlerin, hukuk ve hak tanımazların, demokrasiyi kendi çıkarlarına keyfî yorumlayanların cezalandırılması yerine ödüllendirilmesini şiddetle kınıyoruz. İnsan haklarının dokunulmazlığına ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir uluslararası düzen yeniden tesis edilmelidir.
    -Daha önce bazı ülkelerde yaşanan, son olarak Yeni Zelanda’da Cuma günü camilere yapılan vahşi bir saldırı sonucunda 50 kardeşimizin şehadeti, birçok kardeşimizin yaralanmasıyla bir defa daha gündeme gelen İslam karşıtlığını ve Müslüman düşmanlığını lanetliyoruz.
    -Ülkemiz dâhil pek çok ülkenin maruz kaldığı küresel ve kitlesel göç sorununun, Batı’nın emperyalist ve sömürüye dayalı ikiyüzlü politikalarının sonucu oluşan iç savaş, insan hakları ihlalleri, ekonomik krizler, yoksulluk ve açlığın tezahürü olduğunun bilincindeyiz. Mazlumun ve mağdurun yanında olmanın medeniyet değerlerimizin temelinde yer aldığı gerçeğinden hareketle, insan ve Müslüman olmanın gereğini milletçe yerine getirmeye çalışıyoruz. Sendika olarak, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da tüm mazlum ve mağdurlar için, acının ve gözyaşının renginin aynı olduğu şuuruyla çaba göstermeye devam edeceğiz.
    -Anlayışın, insani değerlerin ve insana saygının itibar kaybettiği bir dünyada, şiddetin korkutucu boyutlarda artarak genel bir ifade ve ilişki biçimine dönüştüğü bir ortamda eğitimciler, şiddetin en büyük mağduru olmaya devam etmektedir. Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, bütün eğitim camiası, siyasiler, mülki idareler, aydınlar, gazeteciler ve aileler bu konuda büyük bir aile olduğumuz şuuru ve duyarlılığı ile sorumlu davranmalı; caydırıcı ve toplumu şiddetten uzaklaştıran hukuki ve idari tedbirler bir an evvel ele alınmalıdır.
    -Eğitim çalışanları için toplu sözleşme masasına taşıyacağımız tekliflerin, mali hakların iyileştirilmesinin yanı sıra, ülkemiz eğitim sisteminin kalitesini ve sürdürülebilirliğini
    artıracak mahiyette olduğunun bilinmesini istiyoruz. Bu nedenle, toplu sözleşme sürecinin, ‘bütçe disiplini’ ve ‘mali yeterlilik’ esareti altına alınmadan, tekliflerimizin maliyetinden ziyade mahiyetinin konuşulduğu bir anlayışla sonuçlandırılması gerektiğini ifade ediyor; kamu işvereni sıfatıyla toplu sözleşme masasına teklif sunacak olan siyasi iradenin, toplu sözleşmeyi refahın adil paylaşımı için fırsat olarak gördüğünü ispatlayacak bir anlayış ve içerikle hareket etmesini bekliyoruz.” maddeleri kamuoyuna sunuldu.