Etiket: politika

  • Başkan Öztürk’ten Anadolu Ajansı’nın 102 yılı kutlama mesajı

    Başkan Öztürk’ten Anadolu Ajansı’nın 102 yılı kutlama mesajı

    Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk Anadolu ajansının 102.yıl dönümü için bir mesaj yayımladı. Başkan Öztürk; “Anadolu Ajansı ülkemizin köklü, güvenilir ve öncü haber kuruluşudur’’ dedi. Anadolu ajansının bir asır ömrüyle Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da sayılı ve etkili haber ajansları arasında yer aldığını hatırlatan Öztürk, 6 Nisan 1920’de, Ankara’da kurulan Ajansı’nın, o günden beri Türk milletinin sesi, gözü ve kulağı olduğunu dikkat çekti. Anadolu Ajansı’nın dünyanın önemli bütün merkezlerinde temsilcilikleri bulunduğunu, yurt içinde ise ilçelerde de yaygın bir haber ağına sahip olduğunu anlatan Öztürk; ” Anadolu Ajansı ciddi ve güvenilir haberciliğin adresi olarak varlığını geliştirerek bugünkü etkili seviyesine ulaştı. Şu anda beş dilde Türkiye, dünya, politika, ekonomi, yaşam, eğitim, bilim teknoloji, sağlık-kültür, sanat ve spor haberlerinin yanı sıra özel, kurumsal ve şirket haberleri de yayınlayan Anadolu Ajansı, son yıllarda Orta Doğu ülkelerine de açılması memnuniyet yarattı. Bu vesileyle Anadolu Ajansı’nın 102. kuruluş yıl dönümünü kutlar, başarılarının devamını dilerim” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den milyonlarca memuru heyacanlandıracak açıklama geldi. Çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Bakan Bilgin, “Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen “4688 Sayılı Kanun ve 10. Yılında Toplu Sözleşme Kongresi”nin açılışında konuştu. Bakan Bilgin, kamudaki memur, işçi ve emeklilere temmuz ayında enflasyon farkı vermek için düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Ayrıca Bilgin, 3600 ek göstergenin mayıs ayında Meclis’e getirilebileceğini de belirtti.

    Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır

    Türkiye pandeminin en kötü şartlarında çarklarının durmadığı bir ülke oldu. AB, ABD’deki enflasyon Türkiye’ye de olumsuz etkilerini yansıtıyor ama onlardaki enflasyon üretimlerin durmasından kaynaklanıyor. Bunları birlikte değerlendirmek lazım. Batıyla mukayese edildiğinde batıyı nasıl etkilediğini görmeye başladığımızda ABD dünyanın en zengin ülkesi, tarihinde görülmemiş enflasyon krizi yaşıyor. Almanya 4 trilyon 200 milyar dolarlık bir ekonomi. Enflasyonla mücadele birinci önceliğimiz. Toplu sözleşme için bunu konuşmak oldukça anlamlı. Türkiye’nin üç temel meselesi vardır. Bağımsızlık mücadelesini başaran Türkiye, cumhuriyeti kurmuştur. Birincisi modernleşmek. Diğeri demokratikleşme, diğeri sosyalleşme. Türkiye demokrasisi ne kadar ileri taşınsa o kadar sorun çözme kabiliyeti artar. Pandeminin dünyada yarattığı krizlerin altında Türkiye kalmamışsa bunda demokratikleşmenin rolünü görmemiz lazım. Unutmayalım ki darbeler sadece içeride bu militarist ideolojinin cuntacı askerlerin ya da anti demokratik bürokratik unsurların müdahalesi değildir. Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır.

     

    “Türkiye pandemiden sonra en hızlı büyüyen iki ülkeden biri”

    Ekonomik gelişme ekonomik kalkınmayla ilgili bir mesele. Türkiye pandemiden sonra dünyada en hızlı büyüyen iki ülkeden birisi oldu. Büyüme topluma yansımıyor diyenler var. Bu cehaletle ilgili tarafı. Büyüme bir önceki yıla göre toplam mal ve hizmetteki artışı gösterir. Bu süreklilik gösterirse refah artıyor. Ekonomik kalkınma büyüme tek başına yeterli olan şeyler değildir. Sosyal politikalarla zenginleştirmeliyiz. Sendikal mücadele demokratikleşme ve sosyal dengelerin inşa edilmesine katkı yapan kurumlardır. Sendikal hayatın güçlenmesine her şeyden önce biz siyasetçilerin, aydınların, akademisyenlerin, bütün kesimlerin ihtiyacı vardır.

    “3600 ek göstergede çalışmalar son aşamaya geldi”

    Toplu sözleşme mekanizmalarımız devam ediyor. Orada bizi koruyan, çalışanları koruyan aktüel gelişmeler karşısında direnç gösteren madde var. Enflasyon farkının verilmesi. Ocak ayının başında sadece enflasyon farkı vermedik, ona bir de yüzde 3 civarında sosyal denge farkı verdik. Temmuz enflasyonunda da çalışanlarımıza yapılan yeni düzenleme ile yeniden ele alacağız. 3600 ek gösterge meselesinde çalışmamız son aşamasına geldi. Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek. Türkiye Cumhuriyeti sosyal devlettir. Sözleşmeli personel statüsü var. Bir şekilde isteğe bağlı olarak düzenlemek istiyoruz. Türkiye modernleşmesini başka bir anlamda gerçekleştirmek üzeredir. Başkanlık sistemi çok önemli bir siyasal projedir. Bunun gerçekleşmesi çok önemlidir. Anayasa’nın değişmesi gerekmektedir. Çalışanların hukukunu daha iyi koruyan kapsamlı bir değişime ihtiyaç var.”

  • Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları’nın Basın Açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları’nın Basın Açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarının 81 ilde eş zamanlı yaptığı basın açıklamasında şunlara değinilmiştir; ‘’Türkiye kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasının ilk adımı 3 Nisan 1930 yılında atılmıştır. 92 yıl önce bugün, Belediye Kanunu’nu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş ve kadınlar yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bir kez daha ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve eşitlik mücadelesine omuz verenleri saygıyla ve minnetle anıyoruz. Cumhuriyet, aslında bir kadın devrimidir. Kadın ve Cumhuriyet birbirini tamamlayan bir bütündür. Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kadın erkek bir arada kurduğumuzu vurgulamış ve şöyle demiştir: “Dünyada hiçbir milletin kadını ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez.” Partimizin ilk kadın üyesi ve Atatürk’ün manevi kızı olan Afet İnan, örnek bir siyasi profil olmuştur. Çok iyi bir eğitim almış ve yaptığı konuşmalarda, kadının seçme ve seçilme hakkını savunmuştur. Milli hâkimiyetin, cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm millete ait olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı; 3 Nisan 1930’da, Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinden seçilen Sadiye Hanım idi. 26 Ekim 1933 tarihinde ise kadınlar, köy ihtiyar heyetlerinde ve muhtarlıklarda seçme ve seçilme hakkını kazandı. Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demirdere köyünde, yaklaşık 500 oy alarak seçimi kazanan Gül Esin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın muhtarı oldu. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; hepimizi özgürleştiren laiklik ilkesine sımsıkı sarılıyoruz. Eşitlik mücadelesini kadın-erkek bir arada veriyoruz. Bu eşitsiz sistemi değiştirmek için Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu ve kadınların siyasette eşit temsil edileceği kanun teklifimizi Meclis’e sunduk. Bu teklifle hem genel hem de yerel seçimlerde fermuar sistemiyle yüzde 50-50 temsili yasal güvence altına almak istedik. Ülkemizde, her 10 kadından 4’ü hayatında en az bir kez erkek şiddetine maruz kalıyor. Bu düzeni değiştirmenin tek yolu eşitlikçi politikalardan geçiyor. Bizler, kadınların eşit temsil edildiği demokratik, laik bir Türkiye’yi yeniden inşa etmeye kararlıyız. Halkın gasp edilmiş egemenlik hakkını tekrar halka iade edeceğiz. kadın haklarının, çocuk haklarının, çevre haklarının tam anlamıyla güvence altına alındığı özgürlükçü bir sistem inşa edeceğiz.’’

  • TÜM BANKALARA FAİZ İNDİRİMİ VE YAPILANDIRMA ÇAĞRISI

    TÜM BANKALARA FAİZ İNDİRİMİ VE YAPILANDIRMA ÇAĞRISI

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, yüksek faizin, üretimin ve yatırımın önündeki en önemli engellerden olduğunu belirterek; “Faizlerin bir süredir geriye doğru gidişini memnuniyetle takip ediyoruz ancak bu haliyle bile küresel rekabete uygun değil.” dedi.

    Hisarcıklıoğlu, yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), yeni yönetimiyle, arzu ettikleri proaktif hareketi başlattığını ve politika faizini cesur bir şekilde düşürdüğünü ifade etti.

    Rıfat Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak Bankanın politika faizini indirmeye devam etmesini beklediklerini, enflasyondaki gerileme ve dünya piyasalarının genelinde yaşanan faiz düşüşleriyle yeni faiz indirimi için uygun koşulların oluştuğunu söyledi.

    Yüksek faizin, üretimin ve yatırımın önündeki en önemli engellerden olduğuna dikkati çeken

    Hisarcıklıoğlu; “Faizlerin bir süredir geriye doğru gidişini memnuniyetle takip ediyoruz ancak bu haliyle bile küresel rekabete uygun değil. Reel sektör üzerindeki finansman yükünün daha da azaltılması gerekiyor.” diye konuştu.

  • CAMCI; “AKADEMİK YÖNÜ İLE BİRLİKTE BİZ ÖĞRENCİLERİ NEREYE GÖTÜRÜYORUZ?”

    CAMCI; “AKADEMİK YÖNÜ İLE BİRLİKTE BİZ ÖĞRENCİLERİ NEREYE GÖTÜRÜYORUZ?”

    Eğitim-Bir-Sen Amasya Şube Başkanı Kerem Camcı; “Milli Eğitim Danışma Kurulu toplantısına katılarak bizim hedefimiz akademik çalışmalarla birlikte nitelikli gençler yetiştirmek olmalıdır.” dedi.
    Camcı konuşmasına şöyle devam etti: Eğitim; öğrencilerimizi ve gençliği geleceğe hazırlamak onları iyi bir insan olarak topluma kazandırmak demektir
    Genel anlamda eğitim politikaları belirlenirken önceliğimiz nedir?
    Akademik yönü ile birlikte biz öğrencileri gençliği nereye götürüyoruz? Eğitimde hedeflediğimiz nedir diyerek olaya baktığımız zaman; eğitim politikaları ve uygulamalarının birbiriyle çeliştiğini hatta dönem dönem birbirini etkisiz hale getirdiğini görmekteyiz.
    Şöyle ki, biz öğrencileri sınav stresinden uzaklaştıralım diye politikalar üretirken bir de bakıyoruz ki sınavlar tam manası ile öğrencilerin kâbusu haline gelmiştir
    Çünkü sınav baskı unsuru olmasın diye sistem kurgulanırken tezatlık teşkil edecek şekilde sınav sonuçlarını açıklamıştır Burada bunlara karşı olduğumuz için değil buradaki tezatlık durumunu ortaya konulan sistem ile uygulamaların birbiriyle çeliştiğini dikkat çekmek istedim
    Bu LGS formatı ile birlikte biz dedik ki bakanlık dedi ki, bundan sonraki dönemlerde Sınav kaygısı azalacak ve daha az sayıda öğrenci sınavlara girecek dediği halde bu sene geçen seneden 60.000 daha fazla öğrenci LGS sınavına girmiştir
    LGS sıralamaları ile birlikte Milli Eğitim müdürümüz sonuçları çeşitli yönleri ile ifade etti ama Amasya’nın geçen sene 17. bu sene 41. sırada olması ile ilgili bir iki hususu ifade etmek isterim
    Gerçi sıralamaya çok takılmıyorum ama yine de elimizdeki bu verileri etkileyen tetikleyen sebepler vardır bunlara bakılması bunların irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum
    Biz dönem içinde eğitim öğretim başlangıcı ile beraber her sene bir ders kitabı-kaynak kitabı tartışması yaşıyoruz
    Tüm öğrenci öğretmen veli ve eğitim çalışanları ile birlikte bunun yıl içerisindeki seyrine baktığımız zaman inceleme ve soruşturmalarla birlikte öğretmenlerimizin çok hırpaladığını düşünüyorum
    Kaynak kitap taraftarı değilim yanlış anlaşılmasın benim bu konu ile ilgili çözümüm her zaman için şudur. Bakanlık ders kitapları için ciddi manada kaynak ayrımı ve aktarımı yapmaktadır bu kaynakla birlikte ders kitabı – kaynak kitabı sorununun rahatlıkla çözülebileceğini düşünüyorum
    Bu sorunla birlikte eğitim öğretim ortamlarının huzuru bozulmaktadır ve bu da verimsizliğe yol açmaktadır, zaman zaman da yansıması bir olumsuzluk olarak karşımıza çıkabiliyor
    Ayrıca yine Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde şube müdürleri, okul müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri nezdinde bir koordinasyon eksikliği görülmektedir
    Genel anlamda böyle bir koordinasyon eksikliğinin de bir verimsizliğe dönüştüğünü dışarıdan bir gözle görebilmekteyiz
    Bunlarla ilgili yapılması gerekenlerde olacaktır elbette
    Çünkü iletişim ve koordinasyonun tam sağlanmış olması işin ahengini ve kıvamını sağlayacaktır Bu da bir şekilde verimlilik olarak karşımıza çıkacaktır
    Bizim değerlendirme kriterlerimiz sadece listede şu sıra bu sıra değil bu işleyiş ile birlikte bu ahenk ve kıvamın ve motivasyonun biz nereye götürdüğünü görmemiz gerekmektedir
    Bu LGS formatıyla öğrencilerimiz ve velilerimiz okullara yerleşme düşüncesi kaygısı taşıdığı için bir nevi kapıyı arkadan dolanarak yani adres değişikliği yoluna giderek bir şekilde istediği okula yerleşme çabası içerisinde olmaktadırlar ki bugün adres değişikliği yapmakta çok kolay bir hale gelmiştir
    Yani söylemek istediğimiz eğitim politikaları ve uygulamalar noktasında ve bunun koordinasyonu noktasında ha tam ahenk ve kıvamın olmayışı bizi geleceği hazırlama noktasında sıkıntılı bir döneme götürmektedir
    Çünkü bugün hem tarihi, hem kültürel, hem de inanış yönüyle olaya baktığımız da zihni değişimleri de ele aldığımız zaman bir nesli heba etmek üzereyiz
    Sanki biz eğitimde farklı şekilde bir şekilcilikle birlikte iş yapıyor görünmekten ibaret bir noktaya geldik
    Bazı uygulamalar bizi zorlayabilir ama bizler için gerçekçi olup öğrencileri gerçek temeller üzerine yetiştirecek bir planlı bir yol olması gerekmektedir
    Eğitim öğretimle ilgili bir takvim değişikliğine gidiyoruz Bizim bir 15 tatilimiz vardı, bir de Mart ve Kasım aylarına tatil geldi. Bu tatil olayının tabanda tartışılmadan toplumda bir karşılığı var mıdır yok mudur Bu olaya öğrenciler veliler nasıl bakar bu dönemler verimli geçer mi? Doğrusu bu konuda tereddütlerimiz vardır.
    Umarım ki bu tereddütler olumsuzluk olarak karşımıza çıkmaz
    Öbür taraftan müfredatı değiştiriyoruz. Fizik kimya biyoloji derslerini ayrı ayrı bölümden tek bir kategori haline getiriyoruz. Ders saatleri aynı, içerik muhtemel aynı tam detayları yansımadı ama böyle bir tablo ile birlikte de iş yapıyor görünmek bununla birlikte de bir şekilciliğe onunla birlikte de fotoğraf vermeye işi götürüyoruz gibi bir kaygıyı ifade etmek isterim
    Bunları da çok önemli buluyorum Çünkü bu gençleri, öğrencileri iyi bir insan yetiştirmek noktasında heba ettiğimiz zamanda bunun vebali hepimizin üzerinedir diye düşünüyorum
    Öğrencileri ve gençliği yetiştirme konusunu Milli Eğitim politikalarından ve uygulamalarından bağımsız bir şekilde değerlendiremeyiz.” diye konuştu.