Etiket: irade

  • TÜRKİYE’DE TEKRAR 12 EYLÜL’LER OLMASIN

    TÜRKİYE’DE TEKRAR 12 EYLÜL’LER OLMASIN

    “Türkiye’de geçmişte yaşanan o işkenceler, 12 Eylül ile başladı. Buraya da tekrar o günleri hatırlamak için geldik. İstiyoruz ki Türkiye’de tekrar 12 Eylül’ler olmasın. Bu milletin iradesine müdahaleler olmasın. Türkiye’de milli iradenin üzerinden vesayetler kalksın istiyoruz. Geçmişte yaşadığımız o günleri unutmamamız gerekiyor. O günleri bizlere yaşatanları da unutmamamız gerekiyor.

    Bu müdahale ile ülkemizin gelişim süreci sekteye uğramış ve gelişmişlik açısından yıllarca geriye gidilmiştir. Bu duruma, şüphesiz en çok, ülkenin birlik ve beraberliğini bozmayı kendine görev edinmiş, iç ve dış mihraklar sevinmiştir. Ne olursa olsun meşru olmayan bir eylemi desteklemek mümkün değildir. Demokrasi ve milli iradenin olduğu bir yerde, sorunların çözümü de yine demokratik yollarla olmalıdır.

     

    Bizler Alperen Türk milliyetçileri olarak milletimizin önündeki bu zor ve sıkıntılı dönemde Büyük Türk Milleti’nin huzuru, güvenliği, birliği ve bin yıllık kardeşliğini korumak için üzerimize düşen görevi yapmaya azimli ve kararlıyız. Taşıdığımız bayrak; temsil ettiğimiz mukaddes Türk Milliyetçiliği davası uğrunda, komünist ve bölücü hainlerin kurşunlarıyla şehitler ordusuna katılmış olan Ruhi Kılıçkıran´dan Hasan Şimşek’e kadar şehit olan abi ve kardeşlerimin ruhaniyetlerinin de su anda bizimle beraber olduklarını biliyoruz. Ülkücü harekette şehit olan gençlerin hepsi eğitim seviyesi yüksek kişilerdi hiç biri imanından vatan millet sevgisinden taviz vermedi.

     

    Bizler, bize yapılanı unutmadık, hala hatırlıyoruz ve yaşadığımız sürece de unutmayacağız. Bugün bir kez daha, tarih boyunca bizleri ezmeye çalışan hainleri kınıyor, bin yıllık kardeşliği koruma ve yaşatmaya and içtiğimizi bölücülere bir kez daha duyurmak istiyorum” diye konuştu.

  • 12 EYLÜL TÜRK TARİHİNİN EN KARANLIK SAYFASI

    12 EYLÜL TÜRK TARİHİNİN EN KARANLIK SAYFASI

    12 Eylül, Milletimizin özgürlüğüne vurulmak istenen ne ilk ne de son darbedir. O gün ABD’nin çocukları kazanmış olduklarını düşünseler de, Liderimiz Devlet Bahçeli’nin o veciz ifadesiyle belirttiği gibi 15 Temmuz’da gayri meşru çocukları kaybetmiştir. Aziz Milletimiz canını ortaya koyarak darbecilere Vatanı teslim etmedi.

    12 Eylül darbesinde saklanacak delik arayanlar 15Temmuz’da da saklanarak gerçek yüzlerini göstermiştir. Ülkücü irade, söz konusu devletin bekası olduğu sürece hiçbir kavgadan hiçbir cezadan kaçmamış ve sırf bu yüzden işkence görmüş çile çekmiştir. Türk Milliyetçiliğini yargılamaya ve sorgulamaya başlayanlar 12 Eylül darbesi ile milliyetçilerden intikam almaya çalışmıştır. Hayali suçlamalarla tabutluklarda işkence görmüş ülkücüler İlahi Kelimetullah davasının sancağını elinden düşürmemiş düşürmeyecektir. Yüce Allah böyle karanlık günleri ülkemize bir daha yaşatmasın.

    Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ve yüzlerce dava arkadaşımızın yargılandığı bu kara günde, idam sehpalarını tekmeleye tekmeleye aşmış bir hareketin kutlu mensuplarını rahmet ve şükranla anıyorum. 12 Eylül askeri darbesinde yargılanarak idam cezasına çarptırılan, bu güzel ülkenin geleceği uğruna, vatan uğruna, bayrak uğruna, din uğruna, devlet uğruna, inandığı ülküsü imanı uğruna, gözünü kırpmadan, bedel ödeyen Mustafa Pehlivanoğlu, Ahmet Kerse, Ali Bülent Okan, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Fikri Arıkan, Halil Esendağ, İsmet Şahin, Selçuk Duracık başta olmak üzere şehadet şerbetini içmiş 5 bin ülkücü şehidimizi rahmetle minnetle anıyorum.

    Ruhları Şad Mekanları cennet olsun.

     

    MHP Amasya İl Başkanı

    Erhan Demir

  • TOPAL; “KİMSENİN HAKKINI YEMEDİK, KİMSEYE DE HAKKIMIZI YEDİRMEDİK”

    TOPAL; “KİMSENİN HAKKINI YEMEDİK, KİMSEYE DE HAKKIMIZI YEDİRMEDİK”

    Eski Amasya CHP Milletvekili Ramis Topal yaptığı açıklamada şunları söyledi; “19 Aralık’ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu öncülüğünde başladığımız seçim çalışmalarında İstanbul’u İstanbullu yönetecek dedik. İstanbullunun isyanına kör sağır ve dilsiz kalmadık. Sayın Ekrem İmamoğlu mazbatasını alıp 18 Nisan’da göreve gelir gelmez verdiğimiz sözleri bir bir yerine getirdik. 6 Mayıs kararı ile demokrasi tarihimiz ve millet iradesi YSK tarafından yok sayıldı. 186 gündür sokakta, caddede, pazarda, karda, yağmurda gece gündüz demeden yorulmadan verdiğimiz demokrasi mücadelemizi 23 Haziran akşamı İstanbul seçmeninin kararı ile Sayın Ekrem İmamoğlu yeniden Belediye Başkanı seçildi. Bu süreçte emeği geçen başta Amasya İl ve İlçe örgütlerime, destek için yanımızda olan diğer İl ve İlçe örgütlerimize, Kadın Kollarımıza, Gençlik Kollarımıza, partililerimize, gönüllülerimize ve yüreği bizimle olan yaşasın demokrasi diyen 82 milyon Türk halkına sonsuz teşekkürler. Kimsenin hakkını yemedik kimseye de hakkımızı yedirmedik.” diye konuştu.

  • YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    YSK’NIN İPTAL KARARINA İLİŞKİN TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN AÇIKLAMA

    Yüksek Seçim Kurulu’nun oy çokluğuyla verdiği İstanbul seçimlerinin iptaline ve yenilenmesine ilişkin karardan kamu vicdanı son derece rahatsızdır. YSK’dan; hak ve hukuka uygun millet iradesini koruyan ve vicdanını rahatlatan bir karar vermesini beklemiş idik. En sonuncusu dün olmak üzere bu konuda 31 Mart gününden itibaren defalarca uyarılarımızı yapmıştık.
    Bu çerçevede YSK’dan, önceki kararlarına ve uygulamalarına sadık kalmasını istemiştik. Yani duruma özel karar vermemesi.
    Seçimin iptalinin, usulsüz veya sahte seçmen yazımına dayandırılmadığını görüyoruz. Bu iddialar reddedilmiştir. Kısıtlı seçmen ve sair iddiaların reddedildiğini de biliyoruz.
    YSK’nın seçimin iptalini bazı sandıklarda sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasına ve bazı sandıklarda da bir kamu görevlisi üyenin bulundurulmamasına dayandırıldığını anlıyoruz.
    Şimdi Yüksek Seçim Kurulu’na tek tek soruyoruz. Bu sorduğumuz sorulara delilleriyle birlikte inandırıcı cevaplar vermek, YSK’nın anayasal görevidir. Türk Milleti’ne karşı boynunun borcudur.
    1-YSK seçim takviminde, sandık kurullarının usulsüz oluşturulduğu gerekçesiyle tam kanunsuzluk itirazının 2 Mart 2019 tarihine kadar yapılabileceği yazıyor. Seçim hukuku, usul ve şekil hukukudur. Bu tarihe kadar sandık kurullarının oluşumuna itiraz edilmediği halde, 31 Mart seçim gününden sonra seçim sonuçlarına göre yapılan bu tam kanunsuzluk itirazı nasıl olur da değerlendirilmeye alınır? YSK, kendi ilan ettiği takvime niçin uymadığını Türk Milleti’ne açıklamak zorundadır.
    2-YSK’nın yerleşik kararlarında; “seçimden sonra sandık kurulu başkan ve görevlilerinin görevlerini kötüye kullanmalarının söz konusu olması ve suçun oluştuğunun anlaşılması, ilgililerin cezalandırılmalarını gerektirir. Ancak seçimin iptaline neden olmaz” denilmekte iken, ne olmuştur da YSK bir şüphe üzerine bu yerleşik kararından sadece İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için geri dönmüştür?
    3-Sandık kurulu başkanlarının ve sandık kurullarında görev yapacak kamu görevlilerinin belirlenmesi seçmenin, siyasi partilerin veya adayların iradesine bağlı değildir. Bu kişileriilçe seçim kurulları belirlemektedir. Eğer kamu görevlisi olmayan kişilerin sandık görevlisi olma durumu varsa, YSK, kendi sistemi içinde gerçekleşmiş bu hatayı nasıl olur da seçmene yükler? YSK kendi sorumluluğunu kendisi üstlenmelidir.
    4-Aynı sandıktan büyükşehir belediye başkan adaylarına, ilçe belediye başkan adaylarına, ilçe belediye meclis üyesi adaylarına ve muhtar adaylarına verilen oylar çıkmaktadır. Yani bir zarfta dört farklı oy vardır. Madem ki sandık kurullarının oluşumunda tam kanunsuzluk vardır; YSK hangi hukuki ve mantıki gerekçeyle aynı zarflardan çıkan üç seçim sonucunu geçerli kabul etmiş, sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı sonucunu iptal etmiştir? Bu soruya verilebilecek tatmin edici hiçbir cevap yoktur. ‘Diğerlerine tam kanunsuzluk itirazı yapılmadı’ gibi bir cevabı halkımızın kabul etmesi mümkün değildir. Bu tipik bir çifte standart örneğidir.
    5-YSK; usulsüz belirlendiğini iddia ettiği başkan ve üyelerin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak zorundadır. Çünkü sandık kurullarının oluşumuna itiraz süreci iki ay önce tamamlanmıştır. İlçe seçim kurulları tarafından usulsüz atandıkları iddia edilen bu görevlilerin seçim sonuçlarına nasıl müdahale ettiklerinin kararda delilleriyle açıklanması zorunluluğu vardır. Böyle bir delilden ve açıklamadan kamuoyu haberdar değildir. Dolayısıyla seçmen, haklı olarak, seçim sonucuna, iddia konusu sandık kurulu başkanlarının değil, doğrudan doğruya YSK’nın müdahale ettiği inancındadır.
    Neticede;
    1950’den bu yana çeşitli şikâyet ve aksaklıklarla da olsa işleyen seçim sistemimiz, seçimlerin güvenilirliğini sağlamakla görevli olan ve üyeleri yüksek hakimlerden oluşan Yüksek Seçim Kurulu tarafından ağır şekilde yaralanmıştır. Bu iptal kararının kazananı yoktur. Sevineni de olmamalıdır. Bu iptal kararı Türkiye’ye zarar vermiştir. Hangi siyasi partiye veya adaya oy vermiş olursa olsun, vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun sandığa inancı maalesef YSK tarafından oy çokluğuyla yerle bir edilmiştir.
    YSK kararının oy birliğiyle verilememiş olması, karşı oyların bulunması, Kurul’un kendi içinde de kamu vicdanında oluşan derin yaranın oluştuğunun ispatıdır.
    Ama umutsuzluğa yer yoktur. Kararın oy çokluğuyla çıkmış olması yine de ileriye dönük umutları yaşatmaktadır. Kamu vicdanını hiçbir şekilde tatmin etmeyen bu karar sebebiyle seçim yenilenecek, seçmen bir kez daha kararını verecektir. Türkiye, ekonomisini toparlamak, dağ gibi birikmiş sorunlarını çözmek zorunda iken yeniden bir seçim sürecine sokulmuştur.
    Seçim İstanbul’da tekrarlanacak ama tüm ülke sathında yaşanacaktır.
    Bu sebeple tüm siyasi partilerin, adayların ve vatandaşlarımızın hiçbir gerginliğe yer vermeden bu zor süreci büyük bir olgunlukla yürütmesi gereklidir.
    YSK’nın hukuk mantığını zorlayan kararı, sadece ve sadece Türkiye üzerine nice senaryolar yazan ve oynayan küresel güçler ile onların tetikçilerini sevindirmiştir. Türkiye demokrasisinin aldığı ağır yara; ülkemizi karıştırmak, bölmek, sınırlarımız ötesindeki menfaatlerimizi koruyamaz hale getirmek isteyenlerin elini güçlendirmiştir.
    Bu sevinci bu çevrelerin kursağında bırakmak, ancak seçim sürecini olgunlukla geçirmemize bağlıdır. Milletimizin sağduyusuna inancımız tamdır. Milletimiz emperyal güçlerin ve onların Türkiye içindeki tetikçilerinin pek sevindiği bu kararın yaratacağı kaosa izin vermeyecek, seçim sürecini olgunlukla tamamlayacak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti yoluna kararlılıkla devam edecektir.