Etiket: ilaç

  • ÇİNLİLER ‘ÖLÜMSÜZLÜK MEYVESİ’ DİYOR

    ÇİNLİLER ‘ÖLÜMSÜZLÜK MEYVESİ’ DİYOR

    Uzak Doğu kökenli bir meyve olan, Çinlilerin ‘ölümsüzlük meyvesi’ diye adlandırdığı hünnabın faydaları saymakla bitmiyor.

    Faydası saymakla bitmeyen ve fazla tanınmayan hünnap meyvesi kemikleri güçlendiriyor, uykusuzluğa iyi geliyor, kan dolaşımını düzenliyor, zayıflamaya yardım ediyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, strese iyi gelirken, kansere karşı etkili olduğu da bilinen faydaları arasında.

    Üretici Taha Karan, Amasya’da 300 dönüm arazinin 150 dönümünde 13 bin ağaç ile hünnap meyvesi üretiyor. Her yıl eylül ayında toplanmaya başlanan hünnabın ekim ayının ortalarına kadar da hasadı devam ediyor. Hünnap meyvesi Amasya’da tamamen doğal şartlarda ilaç kullanmadan üretiliyor.

    Amasya Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Muhammed Emin Aydın, “Hünnap meyvesi Amasya’mızda son dönemde üretimi artan, bilinirliği artmakta olan bir ürün olarak öne çıkmakta. Biz de bu konuyla ilgili desteklemelerimizi yapmaktayız. Hünnap meyvesi birçok hastalığa iyi gelmekte ve özellikle Orta Asya’da Çin ve Kore alternatif tıbbında aktif olarak kullanılmakta. Kalorisi düşük, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin bir meyve olup, C vitamini açısından diğer turunçgillerden 20 kat daha fazla vitaminine sahip. Bununla birlikte özellikle potasyum sayesinde, içinde bulundurduğu potasyum sayesinde kaygı bozukluğu, uykusuzluk gibi hastalıklara iyi gelmekte. Ölümsüzlük meyvesi olarak bilinen bu meyve bu sene inşallah Amasya’da 5 bin adet fidanı özel idare kaynaklı yüzde 50 hibe ile birlikte ekimini yaptıracağız. Özellikle Amasya yerelinde tüketilmekle birlikte, son dönemde meyvenin bilinirliği ile birlikte İstanbul ve Marmara Bölgelerinde Türkiye’nin birçok yerine satışlar devam etmektedir” dedi.

    Üretici Taha Karan, “Çok kadim bir meyve. Çinliler bunun farkındaymış zaten. Tarihi kadar alternatif tıpta da yer bulmuş bir meyve. İngilizce kaynaklı bir araştırma yaptığınızda sağlığa faydaları hakkında birçok makale bulabilirsiniz. En önemli faydalarından bir tanesi yüksek enerji ve düşük kalori sebebiyle kilo vermeye birebir. Özellikle atıştırmalık olarak kullanılabilir. İçerdiği antioksidan sebebiyle kansere faydalı ve kanserle mücadelede etkili bir meyve. Kan basıncını dengeliyor, strese yardımcı ve özellikle uyku probleminde yardımcı oluyor. İçinde bulundurduğu A ve C vitaminleri magnezyum, fosfor, kalsiyum gibi değerleriyle birlikte tam bir sağlık meyvesi” diye konuştu.

    Türkiye’nin en büyük hünnap bahçelerinin bulunduğu Amasya’da işçiler, eylül ayının başından ekim ayına kadar hünnap hasadına devam ediyor.

  • YÜKSEK NEM ASTIMI TETİKLİYOR!

    YÜKSEK NEM ASTIMI TETİKLİYOR!

    Bunaltıcı sıcak havaların tüm ülkemizi kavurduğu ve günlük çok yoğun yağmur geçişlerinin olduğu bugünlerde, en çok görülen sağlık problemlerinden biri de astım.

    Sıcak ve nemli havaya maruz kalma, alerjenler, çevresel faktörler ve toprak astımı tetikliyor. Nemin yüksek olduğu zamanlarda astım hastalarının daha özenli davranması gerekiyor.

    Astım nedir?

    Astım rahatsızlığı akciğerlerde meydana gelen kronik bir rahatsızlık olup, kişinin göğüs ve nefes darlığı ile beraber solunum sıkıntısı yaşamasına sebep olur. Alerjik ve alerjik olmayan kronik bir rahatsızlık olan astımın, birden fazla tetikleyicisi, polenden sonra yüksek nemin en önemli ikinci faktör olduğunu ifade ediyor. Ayrıca astımı tetikleyen faktörler, astımlı kişinin nöbet yaşamasına sebep olan unsurlardır. Astım hastaları kendi rahatsızlığını tetikleyen unsuru testlerle belirledikten sonra, bunlara karşı dikkatli davranarak hastalığını kontrol altında tutmaya çalışmalıdır. Bu sayede hasta çok daha az sayıda astım nöbeti geçirerek daha sağlıklı bir hayat sürebilir.

    Alerjik astım hastalığı belirtileri nelerdir?

    Astım krizleri, havaların değişken olduğu dönemlerde daha sık görülür. Belirtiler gece sabaha karşı şiddetlenir. Bazı kişilerde burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma, öksürük gibi belirtiler görülür.

    Astım hastaları nelere dikkat etmelidir?

    Alerjik astım hastalığı yaşayan bireylerin, öncelikle astım tedavisi süreçlerinde nasıl bir yol izlemeleri gerektiği ile ilgili bir hekime başvurmaları gerekir. Astımlı hasta veya yakınlarının doktor ile iletişimleri çok önemlidir. Kişilerin eğitim, öğretim durumlarına göre doktorun verdiği bilgi ve yönlendirmeleri uygulayarak atak sıklığını azaltarak kontrol altında tutabilirler. Yaz aylarında, astım hastalarının nemin yüksek olduğu saatlerde açık havada daha az zaman geçirmeleri gerekiyor. Astım hastaları, havadaki nem oranını kontrol etmeli, yüzde 60’ı geçtiğinde dışarı çıkmamaya özen göstermelidir. Çünkü yüksek nem, polenlerin havada daha uzun ve daha çok bulunmasına neden olur. Tatil içinse, yüksek nemin olmadığı yerler tercih edilmelidir. Havuz da astımı tetikleyen etkenlerdendir, doğal ilaç olarak nitelendirdiğimiz deniz tercih edilmelidir.

  • EVDEN ÇIKAN ÇÖP HERKEZİ ŞAŞIRTTI

    EVDEN ÇIKAN ÇÖP HERKEZİ ŞAŞIRTTI

    Amasya Belediyesi Temizlik işleri ekipleri evden 10 kamyonet çöp çıkardı
    Mahalle sakinlerinin şikâyeti üzerine temizlik işleri ekiplerinin gittiği evden 10 kamyonet çöp çıkarıldı.
    Amasya kent merkezinde yaşayan Ali Keçeci’nin kiracı olarak oturduğu evden gelen kötü kokular üzerine mahalle sakinleri Amasya Belediyesi’ne şikâyette bulundu. Amasya Belediyesi Temizlik İşleri ekiplerinin gittiği evde yapılan çalışma sonucu 10 kamyonet çöp çıkarıldı. Amasya Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Ahmet Öztürk, 2 ay öncede ekiplerin aynı evde temizlik çalışması yaptığını belirterek; “Şikâyet üzerine geldik biz buraya. Ekip arkadaşlarımız, mahallemizin muhtarı burada emniyetçi arkadaşlarımız da burada. Şuan temizlememizi yapıyoruz. Temizlememiz bittikten sonra da ilaçlamamızı yapacağız. Başkada bir işimiz kalmayacak bizim. Önemli olan bir eşya falan çıkmadı. Hepsi hurda malzemesi, çöplük malzemesi. 2 ay öncekinde 2 bin 750 liraya yakın para çıkmıştı. Bunları biz şahıs sahibine teslim ettik. Mermi çıkmıştı. 129 milimlik tabanca mermisi çıkmıştı. Bizde bunu emniyetçi arkadaşlara tekrar iade ettik dedi.
    Ev sahibi Yüksel Ar ise kiracısının 10 yıldır bu evde yaşadığını belirterek 5 seneden sonra durmadı, çıktı. Yine kirayı getirdi ama. Şimdi getirmedi dersem yalan konuşurum. Camlar kapalı olduğu için bilemedim. Gece getirmiş. Ben boş zannediyordum. Buraları da değiştirince ortaya çıktı. Camları taktırınca, bu yazın hepsi ortaya çıktı. Böyle oldu bilmiyorduk biz. Fark ettim de bu kadar olduğunu fark etmedim ben. Ben bir ara boşaltım az bir şey. Kapının arkasına yığınca elleyemedim. Daha kiraya vermeyeceğim. Tamir olacak çünkü.” diye konuştu.

  • SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ORGANİK PAZAR

    SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ORGANİK PAZAR

    Taşova’da haftada bir gün kurulan ve Tamamen organik ve ev yapımı ürünlerin bulunduğu pazar yerinde ürünler müşterilerin beğenisine sunuluyor. Taşova’nın Alpaslan köyünde yaşayan organik ürün üreticisi Hacer Özgür, satışa sunulan tüm ürünlerin organik olduğunu ifade etti. Özgür, “Satışlardan memnunuz, kışın pek satış yoktu ama şimdi biraz biraz açıldı. Ürünlerimiz tamamen organik. Kuşburnunu eylül-ekim ayı gibi yapıyoruz. Tamamen kendi el yapım ürünlerimiz. Tevek yaprağını da mayıs-haziran aylarında burada her ürünlerin hasat zamanı ayrı oluyor. Organik olduğu için. Şimdi de fasulye, meyveler, kiraz, yaprak onlar çıktı. Satışlarımız Allah’a şükür iyi” dedi.

    “Herkesi organik pazarımıza bekliyoruz”

    Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk yaptığı açıklamada, “Şu an Taşova’nın ‘Yöresel Ürünler Pazarı’ veya diğer bir ifadeyle ‘Köylü Pazarı’nda bulunuyoruz. Köylü pazarı tabiri aslında yeni bir tabir değil. Tabi her dönem her ortamda köylülerimizin kendi yetiştirdikleri ürünleri sattığı pazar olarak ifade edilir. Bura aynı zamanda hem köylü pazarı hem de köyde vatandaşların doğal kendi organik ürünlerini yetiştirdikleri ürünleri sattıkları yer olması sebebiyle hem organik pazar hem de köylü pazarı olarak iade edilebilir. Şu an içinde bulunduğumuz caddede tamamen köylerde yaşayan köylerde kendi bahçesinde üretimini yapan hemşerilerimizin kendi ürünlerini ürettikleri ve pazarladıkları yerdeyiz. Tabi şunu bilmek gerekir: Ciddi manada bir organik ürün sorunu yaşıyoruz dünyada ve yetkililerin ifade ettiğine göre yediğimiz gıdaların büyük bir kısmında ciddi manada bir organik olup olmama var. Veya kimyasal atıkların var olup olmamasıyla ve dolayısıyla da sağlık sorunuyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda ilçemiz Taşova’da köylü pazarının var olması, vatandaşlarımızın kendi yetiştirdikleri kendi köylerinde kendi bahçelerinde doğal organik şekilde yetiştirdikleri ürünlerin ilçemizde halkımıza satışa sunulması bizim açımızdan tabii ki önemlidir. Şu bir gerçek, Türkiye’de de birkaç yerde özellikle organik tarım ürünlerinin satıldığı pazarlar adı altında farklı pazarlar kuruluyor. Her ne kadar bizim ilçemizde bu manada özel bir organik pazar adı ile alakalı özel bir yer olmamasına rağmen şuan hakikaten bulunduğumuz güzergâh organik ürünlerin satıldığı en önemli güzergâhlardan bir tanesi. Dolayısıyla biz hep şunu söylüyoruz: Bu günün çevre sorunları, sağlık sorunlarının yaşandığı bugünün dünyasında insanlarımızın daha güzel ürünler, daha kaliteli ürünler ilacın az olduğu kimyasal ürünlerin az olduğu bir ortamda daha güvenilir ürünler tüketilmesi için bütün dostlarımızı, bütün hemşerilerimizi organik ürünlerin satıldığı köylü vatandaşlarımız kendi doğal yetiştirerek ürünlerini sattığı pazarımıza bekliyoruz” diye konuştu.

    Belediye Başkanı Öztürk daha sonra pazarcı esnafını gezerek hem onları hem de vatandaşlarla sohbet etti.

  • CUMA DEDE’NİN AZİM ÖYKÜSÜ

    CUMA DEDE’NİN AZİM ÖYKÜSÜ

    Gümüşhacıköy’de yaşayan 72 yaşındaki Cuma Sarıtaş, 41 kilo vererek yeniden sağlığına kavuştu.

    Cuma dede, Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz’ın diyet önerilerine uyarak ve düzenli olarak her gün yürüyüş yaparak 1,5 sene içinde 41 kilo verdi. Tansiyon için kullandığı ilaçlardan da kurtulan Cuma Sarıtaş 72 yaşında hayata yeniden başladı.

    Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz, “Cuma amca 1,5 sene önce geldi. 120 kiloydu, şimdi 79 kilo. 1,5 senede 41 kilo verdi. Yüksek tansiyon hastası, 3 tane ilacı vardı geldiğinde. Ama şimdi hepsinden kurtulduk. Diyetle kurtulduk. Belli bir yaşın üstünde yaşam tarzı değişikliği yaparsak, yürüyüşümüzü yaparsak, beslenmemizi düzenlersek yüksek tansiyondan kurtuluyoruz, ilaçlardan kurtuluyoruz, başarıyoruz” dedi.

  • KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, özellikle sıcaklığın en yüksek hissedildiği bu günlerde sıklıkla başvurulan klimalarla ilgili uyarılarda bulundu.

    Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir ortam yaratmak için kullanılan klimaların, aynı zamanda hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabilmekte ve sağlığımız açısından ciddi sorunlara neden olabildiğine işaret eden Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Klimadan kaynaklanan sağlık sorunları genelde klimanın aşırı kullanımı nedeniyle görülmektedir. Uzaktan kumanda ile basit bir parmak dokunuşu ile çalıştırabilme imkânı bulduğumuz klimalar, gereğinden fazla kullanımda değişlik sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

    Vücut ani sıcak ve soğuk hava değişimlerine karşı kendini koruyamadığı için bu durum başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa sebep oluyor. Vücuttaki termostat kendi ısısını bu kadar hızlı düzenleyemez. Bu nedenle iki ortam arasındaki geçiş yavaş olmalıdır. Genellikle sıcaklardan bunalanlar, klimaları çalıştırarak bir an önce sıcak ortamdan serin ortama geçmek istiyorlar. Oysa klimaların ortamı belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş soğutmak için kullanılması gerekiyor. Örneğin, dışarıda sıcaklık 40 derece ise klima çalıştırılacak ortamda sıcaklığın aralıklarla 5’er derece düşürülmesinde fayda var” dedi.

    Başhekim Sezikli, klimaların yol açtığı rahatsızlıklarla ilgili de verdiği bilgide; “Klima çarpması” Klimanın üflediği serin havanın karşısında durmak pek doğru değil; hele de dışarıdan terlemiş olarak gelmişseniz. Terin üzerinizde aniden soğuması ‘klima çarpmasına’ sebep olabilir. Boynunuz tutulabilir, başınızı çeviremezsiniz; nefes alırken göğsünüzde bıçak batar gibi ağrılarınız olabilir. Havanın doğrudan vücudunuza gelmemesi için klimaların ayarlanabilen kanatçıklarından yararlanabilirsiniz.

    Klimayı çok düşük değerlere ayarlamak sağlık için doğru değil. İdeali, ısının 23-24 derece arasında, nispi nemin de %40-50 arasında olacak şekilde ayarlanmasıdır.

    “Klima ateşi” Klima ateşine, air-condition sistemlerinden başka, evlerde kullanılan ve halkımızın kısaca “soğuk buhar” diye bildikleri nem yapıcı aletler ile akciğer hastalarına solunum yoluyla ilaç vermeye yarayan nebülizatör denilen aletler de neden olabilirler.

    Hastalık, mikroplarla kirlenmiş air-condition veya nemlendirme sistemlerine maruz kalındıktan birkaç saat sonra ateşli bir hastalık gibi başlar. Belirtilerin ortaya çıkması nadiren 12 saati de bulabilir.

    Şikâyetler genellikle hafta başında veya tatil veya dönüş günlerinde görülür. Bir süre kullanılmayan klimaların ilk çalıştığı günlerde de belirtiler daha fazladır.

    Hastalarda ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik… gibi daha çok gribi hatırlatan şikayetler vardır. İş yerine geldikten birkaç saat sonra başlayan belirtiler akşama doğru şiddetlenir ve gece eve döndükten sonra da devam ederse de, hastaların çoğu 24-48 saat içinde tamamen düzelirler. Bazı hastalarda nadiren şiddeti çok fazla olmayan öksürük, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar da olabilir.

    “Alerjik zatürre” Klimaların sebep olduğu alerjik zatürree çocuklarda da görülebilirse de, daha çok 50 yaşın üzerinde olanlarda ve diğer akciğer hastalıklarının aksine sigara içmeyenlerde daha çok saptanır.

    Tıp dilinde ventilasyon pnömonitisi olarak isimlendirilen alerjik zatürreeye, air-condition sistemlerinin nemlendirme bölümünde üreyen ve küf mantarları ve bazı bakteriler neden olmaktadır.

    Klima ateşi ve alerjik zatürrenin önlenmesi, bu tür nemlendiricilerin su haznelerinin doğru bakımı ile mümkündür. Klima ve nemlendiricilerin bakımlarına özen gösterilmeli ve talimatlara uygun kullanılmalıdır. Bu aletlerde musluk suyu yerine distile veya demineralize su tercih edilmelidir.

    Nemlendiriciler çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla zaman zaman temizlenmelidir.

    “Klima hastalığı (akciğer zatüresi-lejyoner hastalığı)” Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalık “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı”dır. Lejyoner hastalığı, Legionelle pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir.

    Bakteri klima sistemlerinin yanı sıra otel, hastane vb büyük yapıların su sistemlerinde de (soğutma kuleleri, su depoları, su dağıtım kanalları) bulunabilmektedir. Havaya dağılan bu bakterinin solunum yolu ile kişilerin vücuduna girmesi ile hastalık (zatürre) oluşmaktadır. Hastalığın en önemli belirtileri kuru öksürük, bulantı kusma, ishal, yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateştir. Diğer zatürrelerden farklı olarak bu hastalıkta ishal daha yüksek oranda görülür. Hastalık otel, büyük ölçekli gemiler ve hastanelerde salgına neden olabilmektedir. Hastalığın önemli bir özelliği insandan insana bulaşmamasıdır. Bu nedenle bu hastalığı bulunan insanlardan kaçınmak doğru değildir.

    Legionella pneumophilia bakterisi zatürre dışında sadece ateş ile seyreden ve hafif bir hastalık tablosu olan Pontiak ateşine de neden olabilir. Klimalı sistemlerin bulunduğu otel, işyeri ve evlerde yaşayanlar veya çalışan kişiler bu hastalık açısından risk altındadır. Bu bakterinin bulaştığı herkeste hastalık oluşmaz. Özellikle şeker ve kanser hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler, alkolikler, siroz hastaları ve sigara içen kişilerde hastalık oluşma riski daha fazladır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir.

    Lejyonella hastalığının tedavisi belirli antibiyotikler ile yapılabilmektedir. Antibiyotiklerin hastalığın erken döneminde başlatılması tedavinin etkinliğini artırmaktadır. Bu nedenle klimalı ortamda bulunan kişilerde yukarda bahsedilen şikayetlerin meydana gelmesi halinde, bunu basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmeyip, bunun klimaya bağı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurulmalıdır.

    “Özellikle merkezi iklimlendirme sistemlerine sahip binalarda olmak üzere, bu hastalığın ve etken bakterinin yayılımını önlemek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından ciddi önlemler alınmış, takibi sıkı olarak devam etmektedir. Öyleyse faydalı olan bu icadın zararsız bir şekilde kullanımı için basit kontrol önlemlerine uymakta fayda var. Su hazneli soğutma sistemlerinde mutlaka yaz başı ve yaz sonunda klima bakımının yapılması, temizlik ve dezenfeksiyonunun yapılması, filtrelerinin temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekmektedir. Sulu sistem ile çalışan taşınabilir klimalar için de aynısı geçerlidir. Split denilen, gazlı iklimlendirme yapan sistemlerde ise bakım ve temizlik yeterlidir. Bu önlemlere dikkat ederek ve aşırı kullanımdan kaçınarak klimaların konforundan azami fayda görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.

  • YEŞİLIRMAK’I LARVALAR BASTI

    YEŞİLIRMAK’I LARVALAR BASTI

    Amasya Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü Yeşilırmak kıyı kenarında larvalara karşı ilaçlama yaptı.
    Konu ile ilgili açıklama yapan Temizlik İşleri Müdürü Ahmet ÖZTÜRK özellikle Yeşilırmak kıyı kenarı, dere yatakları ve sazlıklarda larva bırakan zararlı böceklerle mücadele için ilaçlama çalışmalarına başladıklarını söyledi. Amasya Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü zararlılarla en etkili mücadelenin larva dönemi olduğunun bilincinde olarak, havaların ısınması ile birlikte larvadan çıkarak şehir merkezine yayılabilecek olan haşerelerle mücadeleyi erken başlatarak önceden tedbirini almış oldu. 1 haftalık süre içerisinde Yeşilırmak boyunca Hacılar Meydanı ve 55 Evler Mahallelerinde ilk çalışmasını başlatan ekipler periyodik aralıklarla Yeşilırmak ve dere kenarlarını, sazlık ve şehir çevresinde bulunan yamaçlarda mücadelesini sürdürecek.