Etiket: hastalık

  • Amasya il Müftüsü Ayvaz’ın mübarek ramazan ayı mesajı

    Amasya il Müftüsü Ayvaz’ın mübarek ramazan ayı mesajı

    Amasya il Müftüsü Durmuş Ayvaz mübarek ramazan ayı için yayımladığı mesajda şu sözleri kullandı;’’ Ramazan ayı barış, kardeşlik ve esenlik rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı manevi bir atmosfer ve Yüce Allah’ın bizlere lütfettiği büyük bir nimettir. Zira bu kutlu zaman, yorulan ruhlarımızı teskin etmek, bunalan gönüllerimize inşirah vermek, özümüze ve fıtratımıza yönelerek hayatımızın iman, kulluk ve güzel ahlak ekseninde muhasebesini yapmak için eşsiz bir fırsattır. İbadetlerimizi güzel ahlakla, ilişkilerimizi samimiyet ve muhabbetle bütünleştiren oruç iklimi; bizi dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak bir hayat için yeni bir başlangıç yapmak adına önemli bir vesiledir. Başkanlığımız, her yıl Ramazan ayında toplumda duyarlılık ve farkındalık oluşturmak amacıyla bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutan önemli bir temayı kamuoyunun gündemine taşımakta ve belirlenen tema, Ramazan ayı boyunca etraflı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu bağlamda 2022 yılı Ramazan teması “Ramazan ve Doğruluk” olarak belirlenmiştir. Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere olalım, dosdoğru bir ömür geçirelim diye bizlere gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak, kullarına özde, sözde ve davranışlarda dosdoğru olmalarını emretmiştir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Rabbimiz tarafından tüm insanlara en güzel örnek olarak takdim edilen Resûl-i Ekrem (s.a.s) doğruluğun timsaliydi, müşahhas bir örneğiydi, “Muhammedü’l-Emîn” idi. Peygamberimiz hayatı boyunca doğru yaşamış ve Müslümanların da doğru sözlü insanlar olmasını arzu etmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle, tekrar gelişiyle gönüllerimizi aydınlatan rahmet ve bereket iklimi Ramazan ayının; kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, ailemize, ülkemize ve İslâm âlemine hayırlar getirerek yeryüzünün selamet ve sekinetine, İnsanlığı tehdit eden günümüzdeki tüm salgın hastalıklardan insanlığın kurtulmasına, etrafımızda ve islam beldelerinde akan kanların son bulması ayrıca bütün insanlığın huzuru ve iyiliğine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.’’ Diyerek cümlelerine son verdi.

  • ALZHEİMER; BEYİN HÜCRELERİNİN ÖLÜMÜYLE OLUŞUR

    ALZHEİMER; BEYİN HÜCRELERİNİN ÖLÜMÜYLE OLUŞUR

    Merzifon’un Kara Mustafa paşa Devlet Hastanesi Başhekimi ve İlçe Sağlık Müdür Vekili Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Alzheimer hastalığı beyinde hem hücre hem hücreler arası bağlantı kaybına neden olan, beyinde zararlı metabolitlerin birikimine neden olan ilerleyici bir hastalıktır” dedi.

    Sezikli, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde hastalıkla ilgili önemli açıklamalar yaparak önerilerde bulundu.

    “Alzheimer hastalığı beyinde hem hücre hem hücreler arası bağlantı kaybına neden olan, beyinde zararlı metabolitlerin birikimine neden olan ilerleyici bir hastalıktır” diyen Başhekim Sezikli, “Hastalığın nedenleri arasında çok çeşitli faktörler araştırılmıştır ve halen araştırmalar devam etmektedir. En yaygın ve erken belirtileri hafıza ile ilgili belirtilerdir. Günlük aktiviteyi etkileyecek düzeyde unutkanlık, kişilik ve davranış değişiklikleri, öğrenme ve plan yapma zorlukları, adres ve yön bulmada zorluklar, aşırı şüphecilik, yeme, uyku ve tuvalet alışkanlıklarında değişiklikler yanı sıra daha geç evrelerde yürümede zorluklar, düşmeler, yutma zorlukları, kilo kayıpları ortaya çıkabilir. Yaş ve genetik yatkınlık Alzheimer hastalığını da içeren demans hastalıklarında en büyük risk faktörleri olmaya devam etmektedir ancak, sağlıklı yaşam parametrelerinin durumu da bu hastalıkların ortaya çıkışını önemli düzeyde etkilemektedir. Hipertansiyon, kan yağlarında yükseklik, kalp hastalıkları, yetersiz fiziksel aktivite, şeker hastalığı, sigara ve alkol kullanımı ile bu hastalıkların ortaya çıkması neredeyse üç kat daha artmaktadır. Bu hastalıklara yol açan risk faktörlerinin tedavi edilmesi, yeşil yapraklı sebzelerin, meyve ve balığın bolca bulunduğu dengeli bir beslenme, kolesterolün düşük seviyelerde tutulması riski azaltmaktadır. Son yıllarda demans hastalarının bakımında ve risk faktörleri ile önleme olanaklarına ilişkin araştırmalarda önemli ilerlemeler kaydedilmektedir. Hastalığın belirtilerinin hasta ve daha çok hasta yakınları tarafından erken fark edilmesi yanı sıra modern nörogörüntüleme yöntemlerinde de erken tanı alanında ileriye dönük önemli adımlar atılmaktadır. Alzheimer hastalığına karşı uygulanan aşılama stratejilerinden de bazı umut vaat eden sonuçlar beklenmekle birlikte, günümüzde şu ana kadar demansın en yaygın grubu olan Alzheimer hastalığının iyileştirilmesi ve hatta çoğu hastada hastalık seyrinin durdurulması mevcut tedavilerle son derece zordur. Alzheimer hastalığı ve diğer dejeneratif yani ilerleyici ve hasar verici hastalıklar için yeni ve etkili tedavilerin geliştirilmesi için yatırımların yapılması bütün dünyada bilim camiasının en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Alzheimer hastalarının bakımında hasta yakınları büyük bir yük altındadır ve bu yük sağlık otoriteleri ve sosyal organizasyonlarca olabildiğince hafifletilmelidir. Çoğu durumda hastalar kadar, hastalığın getirdiği zorluklarla yıpranan hasta yakınlarına da destek psikolojik tedavi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

  • YÜKSEK NEM ASTIMI TETİKLİYOR!

    YÜKSEK NEM ASTIMI TETİKLİYOR!

    Bunaltıcı sıcak havaların tüm ülkemizi kavurduğu ve günlük çok yoğun yağmur geçişlerinin olduğu bugünlerde, en çok görülen sağlık problemlerinden biri de astım.

    Sıcak ve nemli havaya maruz kalma, alerjenler, çevresel faktörler ve toprak astımı tetikliyor. Nemin yüksek olduğu zamanlarda astım hastalarının daha özenli davranması gerekiyor.

    Astım nedir?

    Astım rahatsızlığı akciğerlerde meydana gelen kronik bir rahatsızlık olup, kişinin göğüs ve nefes darlığı ile beraber solunum sıkıntısı yaşamasına sebep olur. Alerjik ve alerjik olmayan kronik bir rahatsızlık olan astımın, birden fazla tetikleyicisi, polenden sonra yüksek nemin en önemli ikinci faktör olduğunu ifade ediyor. Ayrıca astımı tetikleyen faktörler, astımlı kişinin nöbet yaşamasına sebep olan unsurlardır. Astım hastaları kendi rahatsızlığını tetikleyen unsuru testlerle belirledikten sonra, bunlara karşı dikkatli davranarak hastalığını kontrol altında tutmaya çalışmalıdır. Bu sayede hasta çok daha az sayıda astım nöbeti geçirerek daha sağlıklı bir hayat sürebilir.

    Alerjik astım hastalığı belirtileri nelerdir?

    Astım krizleri, havaların değişken olduğu dönemlerde daha sık görülür. Belirtiler gece sabaha karşı şiddetlenir. Bazı kişilerde burun kaşınması, hapşırma, nezle, burun tıkanması, gözlerde sulanma, kaşınma, öksürük gibi belirtiler görülür.

    Astım hastaları nelere dikkat etmelidir?

    Alerjik astım hastalığı yaşayan bireylerin, öncelikle astım tedavisi süreçlerinde nasıl bir yol izlemeleri gerektiği ile ilgili bir hekime başvurmaları gerekir. Astımlı hasta veya yakınlarının doktor ile iletişimleri çok önemlidir. Kişilerin eğitim, öğretim durumlarına göre doktorun verdiği bilgi ve yönlendirmeleri uygulayarak atak sıklığını azaltarak kontrol altında tutabilirler. Yaz aylarında, astım hastalarının nemin yüksek olduğu saatlerde açık havada daha az zaman geçirmeleri gerekiyor. Astım hastaları, havadaki nem oranını kontrol etmeli, yüzde 60’ı geçtiğinde dışarı çıkmamaya özen göstermelidir. Çünkü yüksek nem, polenlerin havada daha uzun ve daha çok bulunmasına neden olur. Tatil içinse, yüksek nemin olmadığı yerler tercih edilmelidir. Havuz da astımı tetikleyen etkenlerdendir, doğal ilaç olarak nitelendirdiğimiz deniz tercih edilmelidir.

  • AŞIRI TERLEME HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR?

    AŞIRI TERLEME HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR?

    Havaların çok ısındığı bugünlerde güneşin tepe saatlerinde dışarda olmamaya, sık su tüketmeye, pamuklu ve açık renk kıyafetler giymeye ve aşırı efor harcamamaya dikkat ediyoruz. Kendimizi güneşin olası zararlı etkilerinden korumaya çalışıyoruz. Ancak, bu koşullar dışında kendimizde yine de aşırı terleme gözlemliyorsak uzmanlara göre bu bir hastalık belirtisi olabilir.
    Sıcak havalarda vücudumuzla ilgili en çok şikâyet ettiğimiz şey terleme olsa da aslında bu vücudumuz için iyi bir şey. Terleme vücudun sıcaklıkla baş etme yöntemi yani kendini soğutma sistemi. Fakat zaman zaman aşırı terleme ve belli zamanlarda terlemenin rahatsızlık verici seviyelere ulaşması tıbbi bir sorunun göstergesi olabilir.
    Terleme nedir?
    Terleme, vücut ısısı yükseldiğinde onu soğutmak için kullanılan normal bir mekanizmadır. Vücutta sıcaklığın yükselmesi sinir sistemini tetikler, beyin ve ardından ter bezleri uyarılarak terleme ile sıcaklık kaybı sağlanır. Aşırı terleme veya hiperhidroz ise fizyolojik ihtiyacımızdan daha fazla miktarda ve kişinin hayat standartlarını etkileyecek düzeyde olmasıdır. Eğer bu durum altta yatan herhangi bir hastalığa bağlı ise sekonder, bağlı olmadığı durumlarda primer hiperhidroz denir. Eğer kişiler kendilerinde aşırı terlemeden şüpheleniyorlarsa muhakkak uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.
    Bu hastalıklar hangileri?
    Hipertiroidi: Kandaki tiroid hormonunun artması anlamına gelen hipertiroidi, vücuttaki kimyasal reaksiyonların hızlanmasına neden olduğu için vücut sıcaklığını ve dolayısıyla terlemeyi artırabilir. Aşırı terleme şikâyetiyle doktora başvuranlardan ilk istenen tetkiklerden biri tiroid hormonu ölçümüdür.
    Enfeksiyon hastalıkları: Genelde akciğerleri hedef alan, bulaşıcı bir enfeksiyon olan tüberküloz (verem) gibi hastalıklar, vücudun zararlı bakterilerle savaşması sırasında ateşin ve terlemenin artması gibi belirtiler gösterir.
    Diyabet: Kan şekerinin çok düşük ya da çok yüksek olması vücut dengesini bozarak aşırı terlemeye neden olabilir.

  • YEŞİLIRMAK SUYU YOK OLUYOR

    YEŞİLIRMAK SUYU YOK OLUYOR

    Tokat – Amasya arasında Yeşilırmak üzerine kurulan HES’ler nedeniyle birçok köyün suyu tükenme noktasına geldi.
    Yeşilırmak üzerine kurulan HES’ler Aksalur, Büyük Kızılca ve Ovasaray köylerinde suyu tamamen bitirme noktasına getirdi. Milyonlarca balık ve diğer canlılar yok olmanın eşiğine geldi. Suyun kesilmesiyle tarım arazileri de büyük zarar görüyor.
    Yeşilırmak suyu çekildikçe ortaya çıkan atıklar ile salgın hastalıklar çoğalıyor. Bu durumun önüne geçilmezse vatandaşlar ve doğal çevre yok olmanın eşiğine geliyor. Gerekli çalışmaların yapılması için yetkililerden yardım bekleniyor.

  • “ÜFÜRÜKÇÜ” TACİZCİ YAKALANDI

    “ÜFÜRÜKÇÜ” TACİZCİ YAKALANDI

    Amasya’da hastalıklarına çare aramak, bazı sıkıntılarından kurtulmak için kendisine başvuran kadınlara cinsel saldırıda bulunduğu ve dolandırıcılık yaptığı iddia edilen şüpheli yakalandı.

    Alınan bilgilere göre, bazı hastalıklarına ve eşiyle arasında olan sıkıntılara çare arayan bir kadın, yakınlarının tavsiyesiyle gittiği O.İ’nin (75) kendisine cinsel saldırıda bulunduğu ve dolandırdığı iddiasıyla polise başvurdu.

    Şikâyet üzerine harekete geçen Amasya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, “üfürükçülük” yaptığı öne sürülen O.İ’nin evine düzenlenen operasyonda, muska yazımında kullanıldığı değerlendirilen safran maddesi ile çok sayıda yazılmış muska bulundu.

    Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan O.İ, emniyete getirildi. İmam hatiplikten yıllar önce atıldığı öğrenilen O.İ’nin aynı şekilde başka kadınları dolandırdığı ve cinsel saldırıda bulunduğu öğrenildi.

  • 2 AYDA 81 KENE VAKASI

    2 AYDA 81 KENE VAKASI

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Bu yıl 81 hasta kene ısırıkları sebebiyle hastanemize başvurmuş bunlardan, 62 hastaya hekimlerimiz müdahale etmiş, 18 kişi kendi çıkarıp başvurmuş ve 13 yaşında 1 hastamız ise KKKA şüphesi ile sevk edilmiştir.” dedi.

    Bu yıl da havaların ısınmasıyla birlikte kene ısırık vakaları ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı vakalarını görmeye başlıyoruz diyen Başhekim Sezikli, “Havaların soğumasıyla birlikte KKKA vakalarında belirgin azalma olmakta ve çok nadir olarak görmekteyiz. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı yeni bir hastalık değildir. Bazı vakalarda ölümle sonuçlanabilen bir kırsal bölge hastalığıdır. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın Sağlık Bakanlığı ve Tarım-Hayvancılık bakanlığının önerilerine uyarak belirli önlemleri alması gerekmektedir. Bu önlemlerin başında pantolon paçalarını çorap içine sokmak, uzun kollu giymek, eldiven kullanmak gibi basit önlemlerdir ve çok etkili olmaktadır. Aynı önlemlere bu bölgelere gidenlerin de uyması gerekmektedir. Ayrıca bu bölgelere gidenlerin işi bitip eve gelindiği zaman vücutta kene muayenesi/kontrolü yapması da önemlidir. Hastalık belirtileri çoğu hastada ateş, üşüme, titremenin eşlik ettiği bir soğuk algınlığı şeklinde ani başlar. Çoğu hastada halsizlik, şiddetli kas eklem ağrıları olur. Bazen bulantı, kusma, ishal ve vücutta döküntü vb. olabilir. Hastalık dünyanın birçok bölgesinde görülmektedir. Hastalığın spesifik bir tedavisi ve henüz etkin bir aşısı yoktur. Ancak hastalara erken tanı konup gerekli tedbirlerin alınması, yatırılarak yakın takibi, bakım, destek tedavisi ve gereğinde kan ve kan ürünlerinin verilmesi çok büyük önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

  • CUMA DEDE’NİN AZİM ÖYKÜSÜ

    CUMA DEDE’NİN AZİM ÖYKÜSÜ

    Gümüşhacıköy’de yaşayan 72 yaşındaki Cuma Sarıtaş, 41 kilo vererek yeniden sağlığına kavuştu.

    Cuma dede, Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz’ın diyet önerilerine uyarak ve düzenli olarak her gün yürüyüş yaparak 1,5 sene içinde 41 kilo verdi. Tansiyon için kullandığı ilaçlardan da kurtulan Cuma Sarıtaş 72 yaşında hayata yeniden başladı.

    Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz, “Cuma amca 1,5 sene önce geldi. 120 kiloydu, şimdi 79 kilo. 1,5 senede 41 kilo verdi. Yüksek tansiyon hastası, 3 tane ilacı vardı geldiğinde. Ama şimdi hepsinden kurtulduk. Diyetle kurtulduk. Belli bir yaşın üstünde yaşam tarzı değişikliği yaparsak, yürüyüşümüzü yaparsak, beslenmemizi düzenlersek yüksek tansiyondan kurtuluyoruz, ilaçlardan kurtuluyoruz, başarıyoruz” dedi.

  • KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    KLİMA KULLANANLAR DİKKAT!

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, özellikle sıcaklığın en yüksek hissedildiği bu günlerde sıklıkla başvurulan klimalarla ilgili uyarılarda bulundu.

    Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir ortam yaratmak için kullanılan klimaların, aynı zamanda hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabilmekte ve sağlığımız açısından ciddi sorunlara neden olabildiğine işaret eden Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Klimadan kaynaklanan sağlık sorunları genelde klimanın aşırı kullanımı nedeniyle görülmektedir. Uzaktan kumanda ile basit bir parmak dokunuşu ile çalıştırabilme imkânı bulduğumuz klimalar, gereğinden fazla kullanımda değişlik sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

    Vücut ani sıcak ve soğuk hava değişimlerine karşı kendini koruyamadığı için bu durum başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa sebep oluyor. Vücuttaki termostat kendi ısısını bu kadar hızlı düzenleyemez. Bu nedenle iki ortam arasındaki geçiş yavaş olmalıdır. Genellikle sıcaklardan bunalanlar, klimaları çalıştırarak bir an önce sıcak ortamdan serin ortama geçmek istiyorlar. Oysa klimaların ortamı belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş soğutmak için kullanılması gerekiyor. Örneğin, dışarıda sıcaklık 40 derece ise klima çalıştırılacak ortamda sıcaklığın aralıklarla 5’er derece düşürülmesinde fayda var” dedi.

    Başhekim Sezikli, klimaların yol açtığı rahatsızlıklarla ilgili de verdiği bilgide; “Klima çarpması” Klimanın üflediği serin havanın karşısında durmak pek doğru değil; hele de dışarıdan terlemiş olarak gelmişseniz. Terin üzerinizde aniden soğuması ‘klima çarpmasına’ sebep olabilir. Boynunuz tutulabilir, başınızı çeviremezsiniz; nefes alırken göğsünüzde bıçak batar gibi ağrılarınız olabilir. Havanın doğrudan vücudunuza gelmemesi için klimaların ayarlanabilen kanatçıklarından yararlanabilirsiniz.

    Klimayı çok düşük değerlere ayarlamak sağlık için doğru değil. İdeali, ısının 23-24 derece arasında, nispi nemin de %40-50 arasında olacak şekilde ayarlanmasıdır.

    “Klima ateşi” Klima ateşine, air-condition sistemlerinden başka, evlerde kullanılan ve halkımızın kısaca “soğuk buhar” diye bildikleri nem yapıcı aletler ile akciğer hastalarına solunum yoluyla ilaç vermeye yarayan nebülizatör denilen aletler de neden olabilirler.

    Hastalık, mikroplarla kirlenmiş air-condition veya nemlendirme sistemlerine maruz kalındıktan birkaç saat sonra ateşli bir hastalık gibi başlar. Belirtilerin ortaya çıkması nadiren 12 saati de bulabilir.

    Şikâyetler genellikle hafta başında veya tatil veya dönüş günlerinde görülür. Bir süre kullanılmayan klimaların ilk çalıştığı günlerde de belirtiler daha fazladır.

    Hastalarda ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, halsizlik, bitkinlik… gibi daha çok gribi hatırlatan şikayetler vardır. İş yerine geldikten birkaç saat sonra başlayan belirtiler akşama doğru şiddetlenir ve gece eve döndükten sonra da devam ederse de, hastaların çoğu 24-48 saat içinde tamamen düzelirler. Bazı hastalarda nadiren şiddeti çok fazla olmayan öksürük, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar da olabilir.

    “Alerjik zatürre” Klimaların sebep olduğu alerjik zatürree çocuklarda da görülebilirse de, daha çok 50 yaşın üzerinde olanlarda ve diğer akciğer hastalıklarının aksine sigara içmeyenlerde daha çok saptanır.

    Tıp dilinde ventilasyon pnömonitisi olarak isimlendirilen alerjik zatürreeye, air-condition sistemlerinin nemlendirme bölümünde üreyen ve küf mantarları ve bazı bakteriler neden olmaktadır.

    Klima ateşi ve alerjik zatürrenin önlenmesi, bu tür nemlendiricilerin su haznelerinin doğru bakımı ile mümkündür. Klima ve nemlendiricilerin bakımlarına özen gösterilmeli ve talimatlara uygun kullanılmalıdır. Bu aletlerde musluk suyu yerine distile veya demineralize su tercih edilmelidir.

    Nemlendiriciler çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla zaman zaman temizlenmelidir.

    “Klima hastalığı (akciğer zatüresi-lejyoner hastalığı)” Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalık “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı”dır. Lejyoner hastalığı, Legionelle pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir.

    Bakteri klima sistemlerinin yanı sıra otel, hastane vb büyük yapıların su sistemlerinde de (soğutma kuleleri, su depoları, su dağıtım kanalları) bulunabilmektedir. Havaya dağılan bu bakterinin solunum yolu ile kişilerin vücuduna girmesi ile hastalık (zatürre) oluşmaktadır. Hastalığın en önemli belirtileri kuru öksürük, bulantı kusma, ishal, yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateştir. Diğer zatürrelerden farklı olarak bu hastalıkta ishal daha yüksek oranda görülür. Hastalık otel, büyük ölçekli gemiler ve hastanelerde salgına neden olabilmektedir. Hastalığın önemli bir özelliği insandan insana bulaşmamasıdır. Bu nedenle bu hastalığı bulunan insanlardan kaçınmak doğru değildir.

    Legionella pneumophilia bakterisi zatürre dışında sadece ateş ile seyreden ve hafif bir hastalık tablosu olan Pontiak ateşine de neden olabilir. Klimalı sistemlerin bulunduğu otel, işyeri ve evlerde yaşayanlar veya çalışan kişiler bu hastalık açısından risk altındadır. Bu bakterinin bulaştığı herkeste hastalık oluşmaz. Özellikle şeker ve kanser hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler, alkolikler, siroz hastaları ve sigara içen kişilerde hastalık oluşma riski daha fazladır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir.

    Lejyonella hastalığının tedavisi belirli antibiyotikler ile yapılabilmektedir. Antibiyotiklerin hastalığın erken döneminde başlatılması tedavinin etkinliğini artırmaktadır. Bu nedenle klimalı ortamda bulunan kişilerde yukarda bahsedilen şikayetlerin meydana gelmesi halinde, bunu basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmeyip, bunun klimaya bağı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurulmalıdır.

    “Özellikle merkezi iklimlendirme sistemlerine sahip binalarda olmak üzere, bu hastalığın ve etken bakterinin yayılımını önlemek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından ciddi önlemler alınmış, takibi sıkı olarak devam etmektedir. Öyleyse faydalı olan bu icadın zararsız bir şekilde kullanımı için basit kontrol önlemlerine uymakta fayda var. Su hazneli soğutma sistemlerinde mutlaka yaz başı ve yaz sonunda klima bakımının yapılması, temizlik ve dezenfeksiyonunun yapılması, filtrelerinin temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekmektedir. Sulu sistem ile çalışan taşınabilir klimalar için de aynısı geçerlidir. Split denilen, gazlı iklimlendirme yapan sistemlerde ise bakım ve temizlik yeterlidir. Bu önlemlere dikkat ederek ve aşırı kullanımdan kaçınarak klimaların konforundan azami fayda görmek mümkündür” ifadelerini kullandı.

  • SICAK HAVALARA DİKKAT

    SICAK HAVALARA DİKKAT

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, aşırı sıcaklara karşı uyarılardan bulunarak, sıcak havaların insan sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte mevsim normallerinin üzerine çıkan hava sıcaklıklarından korunmanın yollarıyla ilgili tavsiyelerde bulunan Başhekim Selçuk Sezikli, “Özellikle çocukların, yaşlıların, kalp, akciğer solunum ve tansiyon hastalığı bulunan kişilerin, hamilelerin, kilo sorunu olan kişilerin daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Çok sıcak havalarda ve rutubetin arttığı durumlarda 37 dereceye kadar normal olan vücut ısısı 40-41 dereceye kadar yükselebilir. Aşırı sıcağa maruz kalan bir kişinin beynindeki ısı ayarlama merkezinin fonksiyonu bozulur ve ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar” dedi.

    Sıcak havalarda meydana gelebilecek fiziksel kramplara karşı uyarılarda bulunan Sezikli, “Fiziksel aktivite ile beraber terlemeye bağlı vücutta hızlı bir şekilde meydana gelen su ve tuz kaybı sonucu oluşur. Belirtileri, karın bacak ve kol kaslarında ağrılı spazmların oluşumudur. Sıcak krampları için tıbbi bir tedaviye gerek yoktur. Kişi kramplardan sonra en azından birkaç saat için fiziksel aktiviteyi durdurmalı sulu- mineralli içecekler tüketmeleri gerektiğini söyleyerek, sıcak bitkinliği, yorgunluk, halsizlik, bayılma hissi, yükselen ateş, kalbin daha hızlı çarpması, belirtilerindendir. Bilinç kaybı yoktur. Kişi serin bir yerde bacakları baş seviyesinin üzerinde olacak şekilde uzanmalı, sıkı giysilerini gevşetmeli, sıvı- mineralli içecekler almalıdır. Kişinin durumu gözlenmelidir. Sıcak ve nemli havalarda aşırı terlemeye bağlı olarak derinin tahriş olması sonucu ortaya çıkan pütürcüklerdir. Vücudun daha çok boyun koltuk altı dirsek içi gibi kıvrımlarında görülür. Her yaşta ve herkeste görülebilmekle beraber bebeklerde görülmesi daha sıktır. Kızarık bölgeler kuru tutulmalı, daha serin daha nemsiz ortam sağlanmalıdır. Güneş yanıklarından korunmak gerektiğini söyleyen Başhekim Sezikli, “Güneş yanıkları uzun süre güneş ışığına maruz kalmakla meydana gelir. Etkilenen kişide deride kızarıklık, su toplama, yüksek ateş, şiddetli ağrı-acı şikâyetleri görülür. Güneş yanıklarından korunmak için özellikle güneş ışınlarının en şiddetli olduğu 11.00-16.00 saatleri arası güneşe çıkmamaya özen gösterilmelidir. Güneş yanığı olan yerler ilk olarak soğutulmalıdır. Yağ, salça, yoğurt ve diş macunu kesinlikle sürülmemelidir. Bir hekime danışarak tıbbi losyon kullanılmalıdır. Güneş veya sıcak çarpması kalıcı hasarlara neden olabilir. Aşırı sıcağa maruz kalmak sonucu bedenin vücut sıcaklığını sabit tutma mekanizmasının bozulmasıyla ortaya çıkar. Hayati tehlikesi olan bir durumdur. Güneş veya sıcak çarpmasının belirtileri, çok yüksek ateş. (40-41 derece) Vücudun terleme olayını gerçekleştirememesi. Halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ciltte aşırı kuruluk, kusma, bulantı, bilinç kaybı, görme netliğinin bozulması, el ayak hareketlerinin kontrolünde hâkimiyet kaybıdır. Bu belirtiler görüldüğünde mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” diye konuştu.