Etiket: günü

  • Amasya il Müftüsü Ayvaz’ın mübarek ramazan ayı mesajı

    Amasya il Müftüsü Ayvaz’ın mübarek ramazan ayı mesajı

    Amasya il Müftüsü Durmuş Ayvaz mübarek ramazan ayı için yayımladığı mesajda şu sözleri kullandı;’’ Ramazan ayı barış, kardeşlik ve esenlik rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı manevi bir atmosfer ve Yüce Allah’ın bizlere lütfettiği büyük bir nimettir. Zira bu kutlu zaman, yorulan ruhlarımızı teskin etmek, bunalan gönüllerimize inşirah vermek, özümüze ve fıtratımıza yönelerek hayatımızın iman, kulluk ve güzel ahlak ekseninde muhasebesini yapmak için eşsiz bir fırsattır. İbadetlerimizi güzel ahlakla, ilişkilerimizi samimiyet ve muhabbetle bütünleştiren oruç iklimi; bizi dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak bir hayat için yeni bir başlangıç yapmak adına önemli bir vesiledir. Başkanlığımız, her yıl Ramazan ayında toplumda duyarlılık ve farkındalık oluşturmak amacıyla bireysel ve toplumsal hayatımıza ışık tutan önemli bir temayı kamuoyunun gündemine taşımakta ve belirlenen tema, Ramazan ayı boyunca etraflı bir şekilde ele alınmaktadır. Bu bağlamda 2022 yılı Ramazan teması “Ramazan ve Doğruluk” olarak belirlenmiştir. Yüce dinimiz İslam, istikamet üzere olalım, dosdoğru bir ömür geçirelim diye bizlere gönderilmiştir. Cenâb-ı Hak, kullarına özde, sözde ve davranışlarda dosdoğru olmalarını emretmiştir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Rabbimiz tarafından tüm insanlara en güzel örnek olarak takdim edilen Resûl-i Ekrem (s.a.s) doğruluğun timsaliydi, müşahhas bir örneğiydi, “Muhammedü’l-Emîn” idi. Peygamberimiz hayatı boyunca doğru yaşamış ve Müslümanların da doğru sözlü insanlar olmasını arzu etmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle, tekrar gelişiyle gönüllerimizi aydınlatan rahmet ve bereket iklimi Ramazan ayının; kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, ailemize, ülkemize ve İslâm âlemine hayırlar getirerek yeryüzünün selamet ve sekinetine, İnsanlığı tehdit eden günümüzdeki tüm salgın hastalıklardan insanlığın kurtulmasına, etrafımızda ve islam beldelerinde akan kanların son bulması ayrıca bütün insanlığın huzuru ve iyiliğine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.’’ Diyerek cümlelerine son verdi.

  • FARKINDALIK İÇİN AMASYA TURUNCUYA BÜRÜNDÜ

    FARKINDALIK İÇİN AMASYA TURUNCUYA BÜRÜNDÜ

    Amasya Şehzadeler Gezi Yolunda “Dünya Hasta Güvenliği Günü” nedeniyle farkındalık oluşturmak amacıyla kale, kral kaya mezarları ve Yalı Boyu Evleri turuncu renge büründü.

    Amasya Valiliği, Amasya Belediyesi ve Amasya Üniversitesi ortaklaşa hareket ederek, şehir dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için turuncu renkle ışıklandırıldı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından ilk kez bu yıl kutlanan “Dünya Hasta Güvenliği Günü” kapsamında, Amasya Şehzadeler Gezi Yolu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, hasta güvenliğinin önemine dikkat çekildi.

    Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, “Bugün 17 Eylül 2019 Dünya Sağlık Örgütünün ilk bu yıl 17 Eylül için ilan ettiği hasta güvenliği günü dolayısıyla burada bulunuyoruz. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre dünyada yaklaşık olarak 134 milyon insan hasta güvenliği konusunda etkilenenlerin sayısını oluşturmakta. Bunun yanında 2,6 milyon insanında hasta güvenliği noktasında ki bazı durumlar nedeniyle sağlığını kaybettiğini görmekteyiz. Bu nedenle sağlık alanında yapılacak eğitimlerin kalitesinin artırılmasıyla yine aynı zamanda bu etkinliklerin sürekliliğinin sağlanması yine farkındalık eğitiminin yükseltilmesiyle dünya da bu rakamların daha aşağıya çekilerek, hasta güvenliğinin sağlanması konusunda önemli olumlu sonuçlar elde edilebilecektir. Dünya Hasta Güvenliği gününün kutlu olmasını, daha az insanın bundan olumsuz etkilenmesini ve eğitimlerimizin kaliteli olarak artmasını temenni ediyorum. Bu bizim üniversitemizin bir farkı oldu aslında. Bugünün dünyada ilk olarak bugün ilan edilmesi, Ankara’da da buna bağlı etkinliklerin düzenlenmesi bizim de üniversite olarak buna dikkat çekmemizi, kendimiz acısından gerekli gördük. Buna bağlı olarak özellikle Amasya kalesine turuncu ışıklarla hasta güvenliği konusunun farkındalığını yükseltmek için bir ışıklandırma, aydınlatma yapmış olduk” dedi.

     

  • 6 MAHALLE AYNI İFTARDA

    6 MAHALLE AYNI İFTARDA

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı iftar çadırlarının 5’inci gününde Yüzevler, Dere, Üçler, Şehirüstü, Çakallar ve Fethiye mahalle sakinlerinden oluşan yaklaşık 800 kişi Plevne İlkokulu bahçesinde oruçlarını açtılar.
    İftar yemeği sonrası mahalle muhtarları birer konuşma yaparak Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sarı’ya teşekkür etti. Daha sonra söz alan Belediye Başkan Yardımcımız Sayın Ahmet Çoban, “Ramazan ayında elimizdeki imkanları kullanarak halkımızla birlik, beraberlik, bolluk ve bereket içerisinde iftar programlarında buluşmak niyetindeyiz. Sayın Başkanımız il dışında ama gönlü bizlerle birlikte, onun yokluğunu halkımıza hissettirmemek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda iftar programlarımızda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bugün aynı zamanda Anneler günü, başta şehit annelerimiz olmak üzere bütün annelerimizin bu özel gününü kutluyorum” dedi.
    Son olarak duygu ve düşüncelerini aktaran Belediye Başkan Yardımcımız Sayın Hasan Şahin ise konuşmasında şunları söyledi; “Bugün Plevne İlkokulunda Şehirüstü, Çakallar, Yüzevler, Üçler, Dere ve Fethiye mahallesi sakinleri ile iftar yemeğinde buluştuk. Bu iftar aynı zamanda anneler gününe denk geldiği için hanımefendilerin daha fazla katılım sağladığını gördük. Bu anlamda tüm çalışanlara, emeği geçenlere ve iftarımıza katılanlara teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
    İftar sonrasında dua edildi. İftar programına Belediye Başkan Yardımcılarımız Sayın Ahmet Çoban ve Sayın Hasan Şahin, MHP Amasya Belediye Meclis Üyemiz Gönül Cebeci Hanımefendi, Temizlik İşleri Müdürümüz Sayın Ahmet Öztürk, Yüzevler Mahalle Muhtarı Sayın Ali Öztaş, Dere Mahallesi Muhtarı Sayın Naci Çapkın, Üçler Mahallesi Muhtarı Sayın Coşan Aylak, Şehirüstü Mahallesi Muhtarı Sayın Yasin Kantarcı ve Fethiye Mahalle Muhtarı Sayın Halil Ferahoğlu ve yaklaşık 800 kişi katıldı.

  • EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Amasya’da etkinliklerle kutlandı. Kunç Köprüsünde toplanan sendika ve siyasi partililerin üyeleri ellerinde dövizlerle sloganlar atarak Pirinçci Caddesinden Yavuz Selim Meydanına yürüdü. Gruptakiler polis tarafından oluşturulan arama noktasından meydana alındı. Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Bülent Erciyas günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada şunlara değindi.
    “İşçisi, kamu emekçisi, işsizi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı kadını genci, doldurduğumuz 1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza, dile getiriyoruz. Adına ister kriz diyelim, isterse ekonomik dalgalanma sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı, soframızdaki ekmeği küçültüp geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor. Ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha da fazla sınırlanıyor. Emeğe kölelik dayatan bu düzende hepimiz kaybediyoruz.
    Emek karşıtı, sermaye yanlısı neo liberal politikaların, vahşi kapitalizmin acımasız bir şekilde sürdürüldüğü bir ülkede hepimiz kaybediyoruz
    Elimizden alınanları tek tek alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Kamu hizmetleri alanını kârı esas alan piyasaya, vatandaşları müşteriye, bizleri ise iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılan kapı kullarına dönüştürmek için;
    Ülkenin stratejik işletmelerini, fabrikalarını birkaç yıllık kârı karşılığında, arazileri ile birlikte satıp çalışanları işsiz bıraktılar. Şekerden, tütüne, enerjiden kağıda, etten samana ülkeyi dışarıya bağımlı hale getirdiler.
    Tek derdi daha fazla kâr elde etmek olan özel sektörde çalışanların aleyhine ne varsa tek tek klonlayıp kamu alanına aktardılar.
    ‘Her kamu idaresi kendine uygun bir kamu personel rejimi yaratır’ diyenler en başından beri iş güvencemize göz diktiler. Bizi ‘devlete kapağı atıp yan gelip yatan, her türlü dokunulmazlığı olan verimsiz’ bir güruh gibi gösterdiler.
    ‘Reform’, ‘dönüşüm’ gibi yaldızlı, süslü kavramlarla temel haklarımızı tek tek ortadan kaldırdılar.
    Az personelle, çok iş yapmayı esas alıp angarya çalışmayı artırdılar.
    İstihdamı bin parçaya bölüp güvencesiz-sözleşmeli-taşeron-ücretli istihdamı,
    bizi birbirimizin rakibi haline getiren-iş yükümüzü artıran performans sistemini-kuralsız-esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar.
    Kariyer ve liyakati ortadan kaldırdılar. Siyasal kadrolaşmayı tüm kamu emekçilerini kapsar hale getirmek için hem işe almada hem görevde yükselmede mülakatın ağırlığını artırıp torpilin, kayırmanın kapısını sonuna kadar açtılar.
    Yaşanan gerçek hayat pahalılığını perdelemek için rakamlara takla attıran TÜİK’in resmi enflasyonuna dayalı artışlar ile maaşlarımızı yoksulluk sınırından uzaklaştırıp açlık sınırına yaklaştırdılar.
    Sonuç olarak; kendilerine uygun bir kamu ve personel rejimi yaratma konusunda ciddi mesafe kaydettiler.
    Ancak bu onlara yetmiyor. Bugüne kadar torba yasalarla, KHK’lerle, OHAL ile sınırlanan, fiilen kullanılamaz hale getirilen iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmak için yeni bir ‘personel reformu paketi’ açıklamaya hazırlanıyorlar.
    Bizim memleket dediğimiz, küçük bir azınlık için değil, bir avuç patron ve yandaş sermaye için değil, halkın emekçi çoğunluğu için yaşanabilir bir memlekettir. Biz memleket isteriz, ekonomik krizin faturasını krizin sorumluları ödesin.
    Bizim memleket dediğimiz, sermaye ve iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda, hukuksuz ve keyfi bir biçimde yönetilen bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, işçi sınıfı başta olmak üzere halkın yüzde 99’u insanca, özgürce, kardeşçe yaşasın.
    Bizim memleket dediğimiz, ülkenin birikimlerinin varlık fonu adı altında talan edildiği, işsizlik fonunun patronlara, bankalara peşkeş çekildiği, kıdem tazminatımıza bile göz konulduğu bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işi olsun.
    Bizim memleket dediğimiz, ölümüne çalıştırıldığımız işyerleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretler, taşeron köleliği, güvencesizlik değildir. Biz memleket isteriz, çalışırken ölmeyelim, insanca yaşayabilelim.
    Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanların, “hep bana” diyenlerin, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanların çiftliği değildir memleket. Biz memleket isteriz, adalet olsun, zam-zulüm-işsizlik son bulsun.
    Bizim memleket dediğimiz, sokaklarda, meydanlarda, grevlerde, mahkemelerde hakkımızı savunmanın engellendiği, seçim sandıklarında hesap sormanın bile neredeyse “suç” ilan edildiği bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, demokrasi olsun, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız tam olsun.
    BİRLİĞİ DAYANIŞMAYI MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK BİZİM ELİMİZDE
    Bugün önümüzde iki yol var.
    Ya iş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisi ekleyerek hep birlikte kazanacağız.
    Ya da bugüne kadar aldığımız darbelerin üstüne bir yenisinin eklenmesine izin verip hep birlikte kaybedeceğiz…
    Biz karanlığın zifiriye döndüğü zamanlarda bile yarına dair umudumuzu hiç yitirmedik. Bugünden yarına umut biriktirmeye devam ettik.
    Umutluyuz çünkü biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız!
    Umutluyuz çünkü dünyanın ve ülkenin tüm güzelliklerini ortaya çıkaran, en yüce değerin, emeğin sahipleriyiz.
    Umutluyuz çünkü gücünü bizi bölmekten alanların dayattığı sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuza omuza mücadele ettiğimizde önümüzdeki engelleri kumdan kalelere çevirdiğimiz başarılarla dolu bir tarihin sahipleriyiz.
    Ekonomik krizin faturasının emekçilere yıkılmadığı,
    Emeğin sömürülmediği,
    Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu,
    Kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği,
    Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu,
    Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı,
    Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin, itiraz etmenin cezalandırılmadığı,
    Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu
    BİR DÜNYA VE ÜLKE İSTİYORUZ!
    Kazanılmış haklarımızın gasp edilmek istenmesine, hukuksuz ihraçlara, yaşamın her alanındaki hukuksuzluğa, haksızlığa ve keyfiliğe en gür sesimizle dur diyoruz. Emeğimize, ekmeğimize, işimize geleceğimize ve memleketimize sahip çıkarak barış içerisinde savaşsız sömürüsüz bir dünyada yaşama ve yaşatma umudumuzu 1 Mayıs meydanlarında yükseltiyoruz. Güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için 1 Mayısta alanlardayız. Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Dayanışma ruhumuzla; ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan inancımızla Yaşasın 1 Mayıs!” diye konuştu. Alanı dolduranlar davul zurna eşliğinde halay çektikten sonra dağıldı.

  • VALİMİZİN EŞİNDEN ANLAMLI KUTLAMA

    VALİMİZİN EŞİNDEN ANLAMLI KUTLAMA

    Vali Dr. Osman Varol’un eşi Funda Varol; ilerleyen yaşı, sağlık sorunları ve maddi güçlüğüne rağmen en büyüğü 11 yaşında olan 3 torunun bakımını tek başına üstlenen Ümmühan Karagülle’nin torunları için doğum günü kutlaması tertip ettirdi.

    Ümmühan Karagülle ilerleyen yaşı, sağlık sorunları ve yaşadığı maddi güçlüğe rağmen en büyüğü 11 yaşında olan 3 torunun bakımını tek başına üstlendi.

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından torunları hiç doğum günü kutlama fırsatı bulmamış Ümmühan Karagülle ile birlikte torunlarının hayali olan doğum günü kutlaması tertip edildi. Tüm kardeşler için organize edilen doğum gününe Vali Dr. Osman Varol’un eşi Funda Varol, okul müdürleri, öğretmenleri, sınıf arkadaşları ve müdürlük personeli katılım sağladı.

    Programda büyük heyecan yasayan çocuklara hediyeler veren Funda Varol, kendileriyle yakından ilgilenerek hoş vakit geçirmelerini sağladı. Sayın Karagülle ve torunları Funda Varol’un nezdinde emeği geçen herkese teşekkür edere unutmayacakları bir gün yaşadıklarını ifade ettiler.

  • ÜNİVERSİTELİLERİN ANLAMLI ETKİNLİĞİ

    ÜNİVERSİTELİLERİN ANLAMLI ETKİNLİĞİ

    Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 3. ve 4. sınıf öğrencileri tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Danışanları ile Şizofreni Farkındalık Günü’ etkinliği gerçekleştirildi. İpekköy Yerleşkesinde gerçekleştirilen etkinliğe Amasya Recep Akyılmaz Toplum Ruh Sağlığı Merkezi danışanları ve çalışanlarının yanı sıra Sağlık Bilimleri Fakültesi akademik ve idari personeli de katıldı. Merkezde tedavi gören hastaların katılımcılara yönelik verdikleri konser ise ilgiyle dinlendi.
    Toplumu ilgilendiren her konu gibi şizofreni ile ilgili de tüm bireylerin bilinçli olmaları gerektiğini hatırlatan Öğr. Gör. Dr. Gonca Üstün, “Toplumun %1’ini etkileyen ve yaşam boyu devam eden şizofreni; sosyal, mesleki ve kişiler arası işlevselliği bozan, yeti yitimine yol açan, düşünce, algı, duygu, hareket ve davranışlarda önemli derecede bozulma ile karakterize bir hastalıktır. Şizofreni belirtilerinin iyileştirilmesi ve hastalığın yönetiminde yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmayıp, belirtilerin yol açtığı kendine bakım yetersizlikleri, sosyal ilişkilerde güçlükler, günlük işlevlerin yerine getirilememesi, toplumsal ve mesleki işlevlerde bozulma gibi sorunlar için psikososyal tedaviye gereksinim duyulmaktadır. Bu doğrultuda 1960’lı yıllarda dünyada toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri önem kazanmış ve ülkemizde de 2006 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Ulusal Ruh Sağlığı Politikası” ile toplum temelli rehabilitasyon çalışmaları başlatılmıştır. Bu çalışmalardan biri de 2011-2023 yıllarını kapsayan “Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı” ile her 300 bin nüfusa en az bir Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) açılması hedeflenmiştir. Bu merkezlerin amacı, bireylerin yaşadıkları ortamda takip ve tedavilerinin yapılması, dışlanmadan toplum içerisinde ve bağımsız olarak en az destekle toplumsal, mesleki, eğitimsel ve ailevi rollerini sürdürebilmeleri için gerekli becerilerle donatılmasını sağlamaktadır.
    Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde açılan TRSM, 2014 yılında faaliyet göstermeye başlamış olup, fakültemiz Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin Ruh Sağlığı ve Halk Sağlığı dersleri kapsamında da uygulama alanı oluşturmaktadır. İş birliği içinde olduğumuz merkezin çalışanları ve danışanları için, 11 Nisan Dünya Şizofreni Günü dolayısıyla düzenlediğimiz bu etkinlik ile şizofreninin de diyabet ya da böbrek yetmezliği gibi, onunla yaşamayı öğrenmemiz gereken kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekmeyi; şizofreni tanısı alan bireyleri izole etmeden, toplum içinde varlıklarını kabul ettiğimizi göstermeyi amaçladık. Toplumun bu konuda kayıtsız kalmaması ve daha duyarlı olması temennisi ile…” şeklinde konuştu.

  • POLİS HAFTASI ETKİNLİĞİNDE SÜRPRİZ TEKLİF

    POLİS HAFTASI ETKİNLİĞİNDE SÜRPRİZ TEKLİF

    Amasya’daki Polis Haftası etkinliklerinde sürpriz bir evlilik teklifi yaşandı.
    Amasya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesinde görevli polis memuru Yusuf Öztürk, aynı şubede çalışan polis memuru Ebru Kurt’a Türk Polis Teşkilatı’nın 174. kuruluş yıldönümü dolayısıyla 10 Nisan Polis Günü’nde düzenlenen çelenk sunma töreninde evlilik teklifinde bulundu.
    Yavuz Selim Meydanı’ndaki törenin peşinden mesai arkadaşlarıyla pankart açan Öztürk (31), sevdiği kızın yanına giderek çiçek verdikten sonra yüzüğü uzattı ve “Benimle evlenir misin?” teklifinde bulundu. Teklif karşısında bir süre şaşıran Kurt (28) ise “Evet” cevabını verdi.
    Genç çifti ilk tebrik eden ise İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut ile törene gelen İl Müftüsü Abdulkadir Keşvelioğlu oldu. “Nikahınız benden” önerisinde bulunan Müftü Keşvelioğlu, daha sonra dua etti. Mesai arkadaşları genç çifti alkışlarla kutladı.
    Öztürk gazetecilere yaptığı açıklamada etkinliği müdürlerinin olumlu görüşü sonrası planladığını söyledi.