Etiket: gıda

  • Merzifon’ da Halk Kart uygulaması başlatıldı

    Merzifon’ da Halk Kart uygulaması başlatıldı

    Amasya’ nın Merzifon ilçesinde ekonomik açıdan ihtiyaç sahibi  vatandaşlar için ‘Halk Kart’ uygulaması başlatıldı.Halk Kart uygulaması için başvuruda bulunan vatandaşlar Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı ile buluştular.

    Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı uygulama ile ilgili, ‘Hemşehrilerimizin ekonomilerine bir nebze de olsa katkıda bulunmak için hazırladığımız, yıl sonuna kadar her ay gıda alışverişi yapabilecekleri Halk Kart projemizi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 600 sosyal destek kartımızdan 400’ünü yapılan sorgulama ve tahkikatler sonucu almaya hak kazanan sahiplerine bugün teslim ettik. Asıl hayalimiz hemşehrilerimizin bu türlü desteğe ihtiyaç duymadan refah içinde hayatlarını sürdürebilecekleri bir yaşam standartı olsa da ihtiyaç sahiplerimizin bu zor günlerde yanlarında olmaktan mutluyuz. Değerlendirme süreci tamamlandıktan sonra kalan 200 Halk Kartımızı da yakın zamanda sahiplerine teslim edeceğiz. Sosyal destek kartlarımızın güle güle harcanması dileğiyle, tüm ailelerimize sağlık ve esenlikler diliyorum’ dedi.

  • 3. SOKAK LEZZETLERİYLE ŞÖLENİ

    3. SOKAK LEZZETLERİYLE ŞÖLENİ

    Amasya Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu (MYO) ve Belediye iş birliği ile bu yıl 3’üncüsü düzenlenen “Sokak Lezzetleri Şöleni’ni Şehzadeler gezi yolunda gerçekleştirildi.

    Şölen, Amasya Belediye Bandosu ve öğrencilerin kortej geçişi ile başladı. Programda ilk olarak Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, bir konuşma yaparak şunları söyledi; “Üniversiteler bilimin üretildiği, aynı zamanda da uygulamaya yardımcı olacak işlemlerin yapıldığı yerlerdir. Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulumuzun Aşçılık Programının kuramsal bilgisinin bir anlamda uygulamaya dönüştürüldüğü bir festivali gerçekleştiriyoruz. Bilimin üretildiği uygulamaya konulduğu etkinlikler her zaman takdir edilecek etkinliklerdir. Çünkü uygulamada yeri olmayan, uygulamada kendisini gösteremeyen üretilmiş bir bilginin benimsenmesi ve kendisinden faydalanılması noktasında eksiklikler vardır. Bu nedenle bu festivalin bu kuramsal noktadan daha farklı olarak uygulama alanında da kendisini göstermesi nedeniyle iyi bir etkinlik olduğunu düşünüyoruz. Bundan sonra da bunun daha etkili derecede yapılması konusunda gayretlerimizi sürdüreceğimizi burada belirtmek istiyorum” dedi.

    Daha sonra söz alan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ise, “Biz Belediye olarak Üniversitemizin yapmış olduğu bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilen geleneksel “Sokak Lezzetleri Şöleni’ni destekliyoruz. Bizim dönemimizde de imkânlarımız ölçüsünde her türlü desteği verecek ve özgün yemeklerimize, geleneksel yemeklerimize sahip çıkmamız için ne tür destek gerekiyorsa, o destek tarafımızdan sağlanacaktır. Bu vesile ile Cenab-ı hak birliğimizi dirliğimizi daim eylesin diyorum” diye konuştu.

    Son olarak söz alan Amasya Valisi Dr. Osman Varol, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Anlamlı bir etkinlikte bir araya geliyoruz. Sokak Lezzetleri Şöleni, çok zengin bir mutfak kültürümüz var. Zengin bir mutfak kültürüne sahip bir toplumuz. Bunda yaşadığımız çok geniş bir coğrafyanın büyük bir önemi var. Mutfak dediğiniz şey insanoğlunun yaşadığı yörede sahip olduğu yetiştirdiği ürünün işlemesiyle, onları bir şekilde gıdaya dönüştürmesiyle ilgili bir konu. Yetiştirdiğiniz ürün yaşadığınız coğrafyada, topraklarda ki bizim yaşadığımız coğrafya sadece bugün burada yaşadığımız Anadolu’dan ibaret değil, bugüne kadar en başta başladığımız yerden geçerek buralara kadar geldiğimiz yerlerin hepsinden bir takım eserler alarak, bir takım izler alarak buralara geldik. Bizim mutfağımızın zenginliği bu geniş coğrafyanın ürün gamından geliyor”.

    Programa Başkan Sarı’nın yanı sıra Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Tugay Komutanı Piyade Kıdemli Albay Mehmet Atlı, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı, Kurum Müdürleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Şölende Gezi Yolu boyunca yer alan köfte, ciğer, tantuni, pamuk helva, lokma, midye dolma, gibi sokak lezzetlerinin yer aldığı stantlara vatandaşlar ve protokol üyeleri tek tek uğrayarak bütün sokak lezzetlerin tadına baktı.

     

  • NERGİZ:” HER YIL DÜNYADA 59 BİN KİŞİDEN FAZLA İNSAN KUDUZ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    NERGİZ:” HER YIL DÜNYADA 59 BİN KİŞİDEN FAZLA İNSAN KUDUZ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    Öner Nergiz, her yıl dünyada 59 bin kişiden fazla insanın kuduz nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Nergiz, “Kuduz, özellikle memeli hayvanlar başta olmak üzere neredeyse hayvan türlerinin çoğunda görülür ve insanlara da bulaşır. Bulaşma ağırlıklı olarak kuduz hayvanın ısırması ile olur. Mevcut yaralara enfekte salyanın bulaşması, tırmalama gibi mekanik ya da gıda yoluyla bulaşabildiği de bildirilmiştir.

    Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada 59.000 kişiden fazla insan kuduz nedeniyle yaşamını yitirmektedir. İnsan vakalarının çoğuna kuduz köpeklerin sebep olduğu ısırıklar neden olmaktadır.

    Köpek, kedi, tilki, çakal ve kurt virüsün enfeksiyon zincirinin taşıyıcıları olan arakonakçılardır. Bu hayvanlar hastalığın varlığında önemli rol oynarlar ve etkeni son konakçı olan çiftlik hayvanlarına ve insanlara bulaştırırlar.

    Kuduz bir hayvan tarafından ısırılmayı takiben, hastalığın kuluçka süresi genellikle 14-90 gündür. Bu süre küçükbaş hayvanlarda 3 ay civarında olmakta, sığır ve atlarda ise 6 aya kadar uzayabilir. Kuluçka süresinin 1 yıla kadar uzayabildiği bilinmektedir. İnsandaki en uzun kuluçka süresi 19 yıl olarak kaydedilmiştir. Kuluçka süresinin uzun veya kısa sürmesi, vücuda giren etkenin miktar ve virülansına, yaranın genişliğine, derinliğine, ısırılan bölgenin sinir dokusundan zengin olup olmamasına, ısırık bölgesinin başa yakınlığına,  ısırma sonrası yapılan mekanik temizliğe bağlı olarak değişmektedir.

    Kuduz hastalığı klinik belirtiler meydana geldikten sonra dramatik bir şekilde ölümle sonuçlanan ancak aşı ile önlenebilen viral zoonotik bir hastalıktır.

    Bu nedenle herhangi bir riskli temas sonrası; Yara veya ısırık bölgesi vakit kaybedilmeden bol su ve sabunla iyice yıkanmalı, yıkama işlemi bittikten sonra alkol veya tentürdiyot gibi iyotlu antiseptikler uygulanmalıdır. Göz, ağız veya burun kuduz riskli temasa maruz kaldıysa bol su ile yıkanmalıdır. En kısa sürede sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli, hekimin düzenleyeceği aşılama programı aksatılmadan uygulanmalıdır. Evcil hayvanlar kontrol altında tutulmalı, özellikle geceleri serbest bırakılmamalıdır. Kedi ve köpeklere her yıl mutlaka kuduz aşısı yaptırılmalıdır. Çevrede hasta, garip davranış sergileyen veya ölmüş hayvanların görülmesi halinde bunlara yaklaşılmamalı ve ilgili yerler (Belediyeler, Muhtarlıklar İl, İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri) haberdar edilmelidir. Kuduz riski olan hayvanlarla sık temas eden kişilere temas öncesi aşılama, kuduz riskli teması olanlara da hekim değerlendirmesine göre temas sonrası kuduz aşılaması uygulanmalıdır.” diye konuştu.

  • TARIM VE İNSAN KONULU SERGİ

    TARIM VE İNSAN KONULU SERGİ

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Hazeranlar Konağı Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde Tarım ve Orman Bakanlığının düzenlediği Tarım ve İnsan Fotoğraf Sergisinin açılışına katıldı. Toprağın ve tarımın önemi konusunda sosyal ve bireysel duyarlılığın geliştirilmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen 10. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışmasında dereceye giren eserler, ilimizde Hazeranlar Konağı Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde sergilendi. Serginin açılışına Vali Vekili Turgay İlhan, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ, İl Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Şeker, daire amirleri ile vatandaşlar katıldı.
    Açılış öncesi konuşan Zekeriya Şeker, 2009 yılından bu yana aralıksız yapılan Tarım ve İnsan Fotoğraf yarışmasına 10 yılda 5 bin 500 kişinin 25 bin eserle katıldığını belirtti. Şeker, Bu yılki 11. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışmasının konusunun tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, her türlü tarım hareketliliğinin işlenmesi, üretici, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyet ile tematik kategorinin ‘su’ olarak belirlendiğine değinen Şeker, başvuruların 30 Eylül tarihine kadar yapılabileceğini söyledi. Daha sonra Vali Vekili Turgay İlhan, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı ve beraberindekiler sergiyi gezerek eserler hakkında bilgi aldı.

  • TEMMUZ AYINA AİT ASGARİ GEÇİM ENDEKSİ SONUÇLARI

    TEMMUZ AYINA AİT ASGARİ GEÇİM ENDEKSİ SONUÇLARI

    Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2019 Temmuz ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklandı.

    Türkiye Kamu Sen Amasya Şube Başkanı Şemsettin Dümen sonuçları şöyle açıkladı; Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan Temmuz 2019 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 3.263,19 TL olarak hesaplandı. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 6.725,58 Lira olarak belirlendi.

    Sonuçlar, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %0,74 oranında yükseldiğini gösterdi. Çalışan tek kişinin açlık sınırı ise bir önceki aya göre %0,94 oranında artmış ve 2.510,46 Lira olarak hesaplandı.

    Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı ise 2019 yılı haziran ayında 2.546,13 Lira olarak tahmin edildi.

    Yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Temmuz 2019 verilerine göre günlük 52,785 olduğu belirlendi.

    Ailenin aylık gıda harcaması toplamı ise 1.583,55 TL oldu. Temmuz 2019 itibari ile ortalama 4.014,14 TL ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının %39,45’ini oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde 962,57 olarak belirlenen kira gideri ise Haziran 2019 ortalama maaşının %23,98’ine denk geldi.

    Buna göre bir memur, ortalama maaşının %63,43’ünü yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kaldı.

    Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının %36,57’si kalırken,  ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Haziran 2019 maaşından geriye yalnızca 1.467,97 TL kaldı.

    Temmuz ayı asgari geçim sonuçlarını değerlendiren Türkiye Kamu Sen Amasya Şube Başkanı Şemsettin Dümen, “Rakamlar yaşanan ekonomik problemleri ortaya koymaktadır. Bu nedenle toplu sözleşme masasında kamu çalışanları ve emeklilere verilecek zam oranı tüm bunların ışığında belirlenmeli, dar ve sabit gelirlilerin yaşadıkları gerçekler göz ardı edilmemelidir” dedi.

    “Her ay düzenli olarak yaptığımız asgari geçim endeksi rakamlarına baktığımızda yaşanan ekonomik sıkıntıların geçen aya göre yaklaşık yüzde 1 oranında arttığı görülmektedir. Önümüzdeki aydan itibaren gıda fiyatlarındaki artış, okulların açılması gibi etkenlerle hayat biraz daha zorlaşacak enflasyon daha da yükselecektir.

    İçinde bulunduğumuz Ağustos ayında devam emekte olan toplu sözleşme görüşmelerinde bütün bu yaşanan ekonomik sorunları  masaya taşımaya devam ediyoruz. Ortaya çıkan bu rakamlar toplumun her kesiminde yaşanan sıkıntının göstergesidir.

    Bu nedenle masada kamu çalışanları ve emeklilere verilecek zam oranı asgari geçim rakamları ışığında belirlenmeli, dar ve sabit gelirlilerin yaşadığı zorluklar bertaraf edilmelidir.

    Birkaç gün sonra birlikte idrak edeceğimiz Kurban Bayramında  yıllardır dillendirdiğimiz memura da bayram ikramiyesi ödenmesi konusunda bir adım halen atılmamıştır. Bu konuda ki ısrarımız devam edecek, ikramiye almayan 3 milyon memura müjde verilmesi için gayret sarf edeceğiz.

     

  • AB KAPSAMINDA EĞİTİM SEMİNERİ

    AB KAPSAMINDA EĞİTİM SEMİNERİ

    Amasya, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygulayacağı ‘Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesi’ programı kapsamındaki 4 pilot il arasında. Proje hazırlayacak üniversite mezunu Amasyalı gençler 100 bin liraya kadar hibe desteğinden yararlanabilecek.
    Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin illerinde kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlar, tarımsal projeleri için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sunacağı 100 bin liraya kadar hibe desteği alabilecek.
    2019-2020 yılları için pilot uygulama olarak Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin illerinde pilot bölge olarak; kırsal alanda yaşayan ve yaşamayı taahhüt eden tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunlarının mahallinde uygulayacağı hayvansal üretim, bitkisel üretim, su ürünleri üretimi ve yöresel tarım ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik projelere ve tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere 100.000,00 liraya kadar hibe verilecek.
    Genç nüfusun kırsal alanda istihdamına katkı sağlamak, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimciliği destekleyerek bu faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik etmek, tarımsal üretimini miktarını kalitesini ve verimliliğini artırmak, kırsal alanda tarımsal üretim yapan mevcut işletmelere örnek ve önderlik oluşturacak sürdürülebilir yatırımları desteklemek amaçlanıyor.
    Başvuru yapabilecek kişi ve işletmeler: Tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunu kişiler.
    Uzman Ellerin Desteklenmesi Cumhurbaşkanlığı 1310 sayılı kararı 12.07.2019 tarihli ve 30829 sayılı Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kararın uygulama rehberi yakında açıklanacaktır.

  • ÇARŞI PAZAR YANARKEN BU RAKAMLARA İNANMAMIZI BEKLEMEYİN!

    ÇARŞI PAZAR YANARKEN BU RAKAMLARA İNANMAMIZI BEKLEMEYİN!

    Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan rakamlarla çarşı pazardaki rakamların farklı olduğunu söyledi. TUİK’in açıkladığı rakamları değerlendiren Taşkın, şunları söyledi: “Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan verilere göre 2019 yılı Haziran ayında tüketici fiyatları endeksi bir önceki aya göre %0,03 artış gösterdi. Rakamlara göre TÜFE’de bir önceki yılın Aralık ayına göre %5,01, bir önceki yılın aynı ayına göre %15,72 ve on iki aylık ortalamalara göre %19,88 artış gerçekleşti. 2019 yılının ilk altı ayında gerçekleşen toplam %5,01 oranındaki enflasyon artış oranı, Temmuz ayında yapılacak %5’ lik toplu sözleşme zammına ilave olarak % 1,01 enflasyon farkı zammı yapılacağı anlamına geliyor. İlk altı ay içinde memur ve emeklinin maaşlarının ciddi oranda eridiğini biliyoruz. 7. Ayda verilecek zam, memur ve emeklinin eriyen maaşının karşılığı bile olmayacak. Sabit gelirli memur ve emeklinin elektrik, doğalgaz, ulaşım, gıda ve kira gibi giderlerindeki artışlar insanca yaşamalarını zorlaştırırken, bunları açlığa mahkûm etmek vicdanları yaralayacaktır. Enflasyondaki artış azalacağına devam etmektedir. Bu da önümüzdeki günlerin memur ve emekli için daha zor geçeceği anlamına geliyor. TUİK’in açıklamaları fiyat artışlarının yükseldiğini gösterirken, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin yoksullaştığı gerçeğiyle yüzleşmemizi sağlıyor. Dar bütçeleriyle yaşamaya çalışan vatandaşlar fiyat artışlarına yetişemiyor. Vatandaşın bütçesi delinmiş, yaşamaktan bıkmış, gelecekten ümitlerini kesmişlerdir. Hâl böyle iken memur ve emeklilerinin biraz olsun rahatlamalarını sağlayacak şekilde zam verilmemesi de düşündürücüdür. Anadolu Sağlık sen olarak bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki; memur ve memur emeklilerinin yaşama koşulları iyileştirilmelidir. Doğalgaz ve elektriğin %20’sini devlet karşılamalıdır. Devlet, şirketlerin değil, halkın devleti olmalıdır. Memur ve emeklilerden alınan vergi oranları düşürülerek çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmak suretiyle memur ve emeklilerin yaşama standartları yükseltilmelidir. Dolaysız vergilerin yüzde 70’ini dar ve sabit gelirli vatandaşlar karşılıyorsa, burada adil vergi sisteminden söz edilemez. Devlet, memur ve emekli maaşlarında acil olarak iyileştirmeye gitmelidir.”

  • SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ORGANİK PAZAR

    SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ORGANİK PAZAR

    Taşova’da haftada bir gün kurulan ve Tamamen organik ve ev yapımı ürünlerin bulunduğu pazar yerinde ürünler müşterilerin beğenisine sunuluyor. Taşova’nın Alpaslan köyünde yaşayan organik ürün üreticisi Hacer Özgür, satışa sunulan tüm ürünlerin organik olduğunu ifade etti. Özgür, “Satışlardan memnunuz, kışın pek satış yoktu ama şimdi biraz biraz açıldı. Ürünlerimiz tamamen organik. Kuşburnunu eylül-ekim ayı gibi yapıyoruz. Tamamen kendi el yapım ürünlerimiz. Tevek yaprağını da mayıs-haziran aylarında burada her ürünlerin hasat zamanı ayrı oluyor. Organik olduğu için. Şimdi de fasulye, meyveler, kiraz, yaprak onlar çıktı. Satışlarımız Allah’a şükür iyi” dedi.

    “Herkesi organik pazarımıza bekliyoruz”

    Taşova Belediye Başkanı Bayram Öztürk yaptığı açıklamada, “Şu an Taşova’nın ‘Yöresel Ürünler Pazarı’ veya diğer bir ifadeyle ‘Köylü Pazarı’nda bulunuyoruz. Köylü pazarı tabiri aslında yeni bir tabir değil. Tabi her dönem her ortamda köylülerimizin kendi yetiştirdikleri ürünleri sattığı pazar olarak ifade edilir. Bura aynı zamanda hem köylü pazarı hem de köyde vatandaşların doğal kendi organik ürünlerini yetiştirdikleri ürünleri sattıkları yer olması sebebiyle hem organik pazar hem de köylü pazarı olarak iade edilebilir. Şu an içinde bulunduğumuz caddede tamamen köylerde yaşayan köylerde kendi bahçesinde üretimini yapan hemşerilerimizin kendi ürünlerini ürettikleri ve pazarladıkları yerdeyiz. Tabi şunu bilmek gerekir: Ciddi manada bir organik ürün sorunu yaşıyoruz dünyada ve yetkililerin ifade ettiğine göre yediğimiz gıdaların büyük bir kısmında ciddi manada bir organik olup olmama var. Veya kimyasal atıkların var olup olmamasıyla ve dolayısıyla da sağlık sorunuyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda ilçemiz Taşova’da köylü pazarının var olması, vatandaşlarımızın kendi yetiştirdikleri kendi köylerinde kendi bahçelerinde doğal organik şekilde yetiştirdikleri ürünlerin ilçemizde halkımıza satışa sunulması bizim açımızdan tabii ki önemlidir. Şu bir gerçek, Türkiye’de de birkaç yerde özellikle organik tarım ürünlerinin satıldığı pazarlar adı altında farklı pazarlar kuruluyor. Her ne kadar bizim ilçemizde bu manada özel bir organik pazar adı ile alakalı özel bir yer olmamasına rağmen şuan hakikaten bulunduğumuz güzergâh organik ürünlerin satıldığı en önemli güzergâhlardan bir tanesi. Dolayısıyla biz hep şunu söylüyoruz: Bu günün çevre sorunları, sağlık sorunlarının yaşandığı bugünün dünyasında insanlarımızın daha güzel ürünler, daha kaliteli ürünler ilacın az olduğu kimyasal ürünlerin az olduğu bir ortamda daha güvenilir ürünler tüketilmesi için bütün dostlarımızı, bütün hemşerilerimizi organik ürünlerin satıldığı köylü vatandaşlarımız kendi doğal yetiştirerek ürünlerini sattığı pazarımıza bekliyoruz” diye konuştu.

    Belediye Başkanı Öztürk daha sonra pazarcı esnafını gezerek hem onları hem de vatandaşlarla sohbet etti.

  • SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; İstanbul Türkiye Mozaiğinin yansıması olarak, Anadolu insanının bakışı olarak ve oy kullanan İstanbulluların kanaatinin yansıması olarak seçim sonucu olarak sandıktan çıkan başarının gözüken yüzüdür.’’ dedi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; ‘’Bu seçim sonucuna etki eden en önemli faktör Anadolu insanının İstanbul seçimlerine müdahale etmesi ve kendisini İstanbul Seçimlerinde özgür iradesi ile ifade etmesidir. Anadolu da illerde, ilçelerde yapılan yerel yönetim seçimlerinde önemli olan faktörler vardır, bu faktörler İstanbul seçimlerinde umutsuzluğu umuda çeviren Anadolu İnsanı ile yok edilmiştir.” dedi.

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak açıklamasının devamında; “İl ve İlçelerde yapılan seçimlerde önemli olan faktörler; Belediyeye ait şirketlerde kadrolu veya mevsimlik işçi olarak çalışanlar, Bankamatik haksız maaş alan işsiz partililer, Belediye ye ait Park, Bahçe, Otopark işletmelerini haklı veya haksız elde edenler, Ayakçılar, Parkomatçılar, İmar yolsuzluğu, İmar tadilatları yaparak şehirlerin siluetini bozarak haksız kazanç elde eden Müteahhitler, Parti de görevli olarak bulunup bulundukları yerlerde iş takibi yapanlar, gıda, giyecek, iaşe yardımları alanlar, iktidar nimetlerinden bende faydalanabilirim diye düşünenler, partililerin tehditkâr uyarıları ile oyunu verenler ve bundan medet umanlar, Belediyeye iş yapan müteahhitler ve bunlara bağlı taşeronlar saymakla bitmeyen haksız kazanç elde eden ve bu kazançlarını kaybedeceğini düşünen insanlar etkili oldular ve yerel seçimlerde iktidar partisine AKP ye oy verdiler. Ancak bunlar dahi bıktılar usandılar aslında kendilerine verilenin hakları olduğunu biliyorlardı ancak küçük şehirlerde her kez birbirini tanıdığı için, neler yaptığını bildiği için etki altında kalıyordu.

    Baktılar ki bu böyle gitmeyecek, Korku içinde yaşamak Anadolu insanına ters bir duygu, bu nedenle haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, talana, soyguna, haksız kazançların aslında kendilerinin kazancı olduğuna, ancak haksız kazançmış gibi bu kazancı temin ettiklerini söyleyenlerin çok büyük haksız kazançlar elde ettiğini gören ve buna isyan eden Anadolu insanı İstanbul’a çıkartma yaptı İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Anadolu insanı yurduna yapılan, milletine yapılan bu haksızlığa karşı top yekûn isyan etmiştir. İstanbul da yaşayan eş, dost, akraba, arkadaş, iş yaptığı, iş yaptırdığı, dili, dini, ırkı, mezhebi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel durumu ne olursa olsun hiçbir fark gözetmeksizin, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak düşünerek bizzat aramış, konuşmuş, rica etmiş gücünü birleştirerek seçimin sonucunu tayin etmiştir. ’dedi.

    Anadolu insanın isyanı, tepkisi AKP Belediyeciliğinedir diyen Sancak; “AKP Belediyeciliği tüm yurtta İstanbul ile birlikte yenilmiştir, yok sayılmıştır, iflas etmiştir, Bunlarla birlikte AKP Yerel yönetimler kadrosunun da zayıf aldığı sınıfta kaldığı, artık yönetemez, güven duyulamaz, şaibeye açık olduğu kanaati ortaya çıkmaktadır.

    İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda ilerleyecektir. Cumhuriyetin ilkelerini uygulayacak, geliştirecek, muasır medeniyetler seviyesine, tam bağımsız Türkiye ideali ile ulaşacaktır.

    Tüm insanlarımızı seviyoruz, ülkemizde doğan her çocuğu kendi evladımız olarak, ölen her insanımızı anamız, bacımız, kardeşimiz, babamız, atamız olarak görüyoruz. Şehitlerimizi gönlümüzde, yüreğimizde yaşatıyoruz, gazilerimize saygı duyuyoruz. Oy veren vermeyen, katkı sunan sunmayan, varım ülkemi seviyorum diyen herkese sevgi ve saygılar sunuyoruz. Teşekkür ediyoruz.

    Milletimiz görevini yapmıştır, sadece İstanbul’da değil tüm yurdumuzda değişime uğrayan yerel yönetimlerden ve devam eden yerel yönetimlerden birlik beraberlik, hak, hukuk, adalet, insanları ayrıştırmayan, particilik yapmayan, haksız kazanç sağlamayan, cumhuriyetin değerlerine saygılı ve sahip çıkan, kurucu iradeyi esas alan düşünce kurum ve kuruluşları ile çalışan özgür bağımsız demokratik bir irade, yönetim bekliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye.’’ ifadelerini kullandı.

  • “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

    “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli,  Sağlıklı beslenmek, hijyene dikkat etmek, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, spor yapmak; hasta olmamak için yapılması gerekenlerin başında gelse de bunların dışında önemli bir nokta daha var, o da bağışıklık sisteminizin güçlü olmasıdır” dedi.

    Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini hakkında önemli bilgiler veren Başhekim Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Bağışıklık; organizmanın kendisinden farklı yapıya sahip virüs, bakteri, mantar, parazit gibi zararlıları yabancı olarak algılaması ve ondan kurtulmak için çeşitli savunma mekanizmalarını harekete geçirerek, organizmayı koruyan bir sistem. Kendinden olanı, kendinden olmayandan ayırt etme yeteneğine sahip. Bağışıklık sisteminin ilk görevi yabancı maddelerin vücuda girişini önlemek, herhangi bir şekilde girmeyi başaranların ise yayılmasını engellemek ve yok etmek. Bağışıklık sisteminin desteklenmesi hastalıklara karşı direnç kazanmak, soğuk algınlığı, grip ve kanserden etkilenme olasılığının azaltmak açısından büyük önem taşıyor. Bağışıklık sistemini bozan etkenler stres, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk, radyasyon, hava kirliliği, bazı ilaçlar (kortikosteroidler gibi) ve genetik faktörler olarak özetlenebilir. Bağışıklık sisteminin aşırı, eksik ya da hatalı çalışması sonucu hastalıklar ortaya çıkıyor. Etkili bir bağışıklık sistemi birçok hastalığa karşı koruyucu olmasına karşılık sistem yetersiz olduğunda AIDS, kanser gibi farklı hastalıklar; aşırı harekete geçmesi durumunda ise alerji, anafilaksi, otoimmünite gelişebiliyor.

    Bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı durumlarda, vücudumuza giren herhangi bir mikroba karşı iyi savaş verilememesi sonucunda ‘bağışıklık sistemi yetersizliği-immün yetersizlik’ olarak adlandırdığımız hastalıklar ortaya çıkıyor.

    Bağışıklık sistemi yetersiz olanlar, özellikle virüs enfeksiyonlarına yatkınlık gösterdiği için, enfeksiyona yakalanmamak için kapalı yerlerde fazla bulunmamaları gerekiyor. Örneğin, kalabalık ve iyi havalandırılmayan kapalı alanların kullanımının arttığı soğuk havalarda özellikle kışın grip oldukça yaygın görülüyor. Hastalık esas olarak damlacık enfeksiyonuyla bulaşıyor. Öksürük, hapşırık, konuşmayla ortaya çıkan damlacıkların solunması, öpüşme, tokalaşma yoluyla veya virüs bulaşmış eşya, yiyecekle temas sonucu bulaşma gerçekleşebiliyor. Virüsler, mikrobun kapı tokmağı, telefon gibi bulaştığı yerlerde canlı kalabildikleri için bu yüzeylere temastan sonra virüsleri uzaklaştırmak için ellerin sabunlu suyla yıkanması gerekiyor. El temizliğinin çok ihmal edildiği göz önüne alındığında, doğru ve etkili el yıkamanın önemi unutulmamalı, sık sık vurgulanmalı ve örnek olunmalı. Bol miktarda sebze ve meyve tüketmek, tek tip beslenmekten kaçınmak, yararlı her türlü besinin dengeli tüketilmesini sağlamak, kişisel hijyene özenmek, düzenli uyku, egzersiz, stresten uzak hayat; hastalıklardan korunmada en önemli faktörler arasında yer alıyor” dedi.

    Çevresel faktörlerin önemini de anlatan Başhekim Sezikli “ Bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerin başında genetik geliyor, onu çevre izliyor. Onu bozan stres, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk, radyasyon, hava kirliliği gibi etkenlerden uzak durmak gerekiyor. Stres, tek başına bağışıklık sistemini baskılayarak enfeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran en önemli risk faktörlerinden. Sistemin etkin fonksiyonlarını gösterebilmesi için sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma, havalandırılmış alanlarda bulunma, ellerin düzenli olarak ve iyice yıkanması, hasta kişilerden uzak durulması, öpüşme ve yüz temasından kaçınılmasına dikkat edilmeli.

    Hastalar kalabalık ortamlardan uzak durmaya, öksürürken, hapışırırken burun ve ağızlarını kapamaya özen göstermeli. Böylece hastalığın toplum içinde yayılması önlenmiş, bağışıklık sistemi zayıf kişilerin hastalanması engellenmiş olur” ifadelerini kullandı.