Etiket: gelişme

  • Ramazan ayı’nda içme suyu ücretsiz

    Ramazan ayı’nda içme suyu ücretsiz

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Ramazan ayında içme suyunun ücretsiz olacağı müjdesini verdi.

    BELEDİYE RAMAZAN AYI BOYUNCA ŞEBEKE SUYUNDAN ÜCRET ALMIYACAK

    Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Ramazanın birinci gününden bayramın dördüncü gününe kadar evlerden ve iş yerlerinde akan şebeke suyundan ücret almayacağız” dedi.

    Görev süresinde 3. Yılı dolduran ve ramazan ayları boyunca ev ve iş yerlerinden şebeke suyu ücreti alınmadığını belirten Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Bu yılda ramazan ayında vatandaşların ekonomisine bir nebze katkı sağlamak için şebeke suyundan ücret almayacaklarını söyledi.

    ‘RAMAZAN BEREKETTİR, BÖLÜŞMEKTİR, PAYLAŞMAKTIR’

    Bu mübarek Ramazan ayında dostlukların gelişmesi ve güzelliklerin oluşmasını insanların gönüllerde buluşmasını arzu ettiklerini belirten Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı açıklamasında şunları kaydetti;
    “Ramazan berekettir, bölüşmektir, paylaşmaktır diyoruz. Biliyorsunuz 11 ayın sultanıdır ramazan. Bu mübarek ayın nimetlerinden faydalanmak lazım. Ramazan temizlenme ayıdır, muhabbet ayıdır, paylaşmak ayıdır. Bugün ayrıca yaşadığımız bir tevafuk var. Biz Amasya belediye başkanlığı görevine geleli tam 3 yıl oluyor. Nasip olursa 4’üncü yıla başladık. Bir tarafımızda mutluluk yaşarken, diğer taraftan da Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in ölüm yıldönümü nedeniyle hüzünlüyüz. Ona cenabı haktan rahmet diliyorum, Ruhu şad mekanı cennet olsun” dedi.

    ‘RAMAZAN AYI’NDAN BAYRAM SONUNA KADAR SU ÜCRETİ ALINMIYOR’

    Ramazanda vatandaşların ekonomisine bir nebze katkı sağlamak için bu yılda uygulamayı devam ettirdiklerini vurgulayan Sarı;
    “Ramazan’da vatandaşlarımızın ekonomisine destek olması amacıyla, Ramazan ayının birinci gününden itibaren 30’uncu günü ve bayram günleri de dahil bütün vatandaşlarımızdan bu süre zarfında su ücreti alınmayacaktır. Bu uygulamayı geleneksel hale getirmenin gururu içindeyiz. Bu yıl 4’üncü kez bu hizmeti vatandaşlarımıza sunuyoruz. Onun için inşallah Ramazan’ın bereketi, Ramazan’ın inayeti, Ramazan’ın muhabbeti ile bayram da dahil olmak üzere 35 gün geçireceğiz. Bu süre zarfında vatandaşlarımız bol bol su tüketimi yapabilirler” diye konuştu.

    ‘HER MAHALLEDE PİDE DAĞITIMI YAPILACAK’

    Ramazan ayı boyunca daha önceki yıllarda olduğu gibi mahallelerde ramazan pidesi dağıtmaya başlayacaklarını dile getiren Sarı açıklamasında;
    1-2 gün içerisinde başlayacağımız bir diğer uygulamamızda her mahallemizde her gün bin pide dağıtacağız. Bu süreç bayrama yaklaştığımız günlerde büyük mahallelerimizde 1500’ü bulacak ve ellerimizle ücretsiz şekilde vatandaşlarımıza dağıtacağımız toplam da 45 bin civarında pide dağıtımımız olacak”.

  • Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Bakan Bilgin 3600 ek gösterge için tarih verdi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den milyonlarca memuru heyacanlandıracak açıklama geldi. Çalışmaların son aşamaya geldiğini belirten Bakan Bilgin, “Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen “4688 Sayılı Kanun ve 10. Yılında Toplu Sözleşme Kongresi”nin açılışında konuştu. Bakan Bilgin, kamudaki memur, işçi ve emeklilere temmuz ayında enflasyon farkı vermek için düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Ayrıca Bilgin, 3600 ek göstergenin mayıs ayında Meclis’e getirilebileceğini de belirtti.

    Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır

    Türkiye pandeminin en kötü şartlarında çarklarının durmadığı bir ülke oldu. AB, ABD’deki enflasyon Türkiye’ye de olumsuz etkilerini yansıtıyor ama onlardaki enflasyon üretimlerin durmasından kaynaklanıyor. Bunları birlikte değerlendirmek lazım. Batıyla mukayese edildiğinde batıyı nasıl etkilediğini görmeye başladığımızda ABD dünyanın en zengin ülkesi, tarihinde görülmemiş enflasyon krizi yaşıyor. Almanya 4 trilyon 200 milyar dolarlık bir ekonomi. Enflasyonla mücadele birinci önceliğimiz. Toplu sözleşme için bunu konuşmak oldukça anlamlı. Türkiye’nin üç temel meselesi vardır. Bağımsızlık mücadelesini başaran Türkiye, cumhuriyeti kurmuştur. Birincisi modernleşmek. Diğeri demokratikleşme, diğeri sosyalleşme. Türkiye demokrasisi ne kadar ileri taşınsa o kadar sorun çözme kabiliyeti artar. Pandeminin dünyada yarattığı krizlerin altında Türkiye kalmamışsa bunda demokratikleşmenin rolünü görmemiz lazım. Unutmayalım ki darbeler sadece içeride bu militarist ideolojinin cuntacı askerlerin ya da anti demokratik bürokratik unsurların müdahalesi değildir. Türkiye’ye dışarıdan müdahalenin bir aracıdır.

     

    “Türkiye pandemiden sonra en hızlı büyüyen iki ülkeden biri”

    Ekonomik gelişme ekonomik kalkınmayla ilgili bir mesele. Türkiye pandemiden sonra dünyada en hızlı büyüyen iki ülkeden birisi oldu. Büyüme topluma yansımıyor diyenler var. Bu cehaletle ilgili tarafı. Büyüme bir önceki yıla göre toplam mal ve hizmetteki artışı gösterir. Bu süreklilik gösterirse refah artıyor. Ekonomik kalkınma büyüme tek başına yeterli olan şeyler değildir. Sosyal politikalarla zenginleştirmeliyiz. Sendikal mücadele demokratikleşme ve sosyal dengelerin inşa edilmesine katkı yapan kurumlardır. Sendikal hayatın güçlenmesine her şeyden önce biz siyasetçilerin, aydınların, akademisyenlerin, bütün kesimlerin ihtiyacı vardır.

    “3600 ek göstergede çalışmalar son aşamaya geldi”

    Toplu sözleşme mekanizmalarımız devam ediyor. Orada bizi koruyan, çalışanları koruyan aktüel gelişmeler karşısında direnç gösteren madde var. Enflasyon farkının verilmesi. Ocak ayının başında sadece enflasyon farkı vermedik, ona bir de yüzde 3 civarında sosyal denge farkı verdik. Temmuz enflasyonunda da çalışanlarımıza yapılan yeni düzenleme ile yeniden ele alacağız. 3600 ek gösterge meselesinde çalışmamız son aşamasına geldi. Ümidimiz mayıs ayında çalışmayı tamamlamak ve Meclis’e intikal ettirmek. Türkiye Cumhuriyeti sosyal devlettir. Sözleşmeli personel statüsü var. Bir şekilde isteğe bağlı olarak düzenlemek istiyoruz. Türkiye modernleşmesini başka bir anlamda gerçekleştirmek üzeredir. Başkanlık sistemi çok önemli bir siyasal projedir. Bunun gerçekleşmesi çok önemlidir. Anayasa’nın değişmesi gerekmektedir. Çalışanların hukukunu daha iyi koruyan kapsamlı bir değişime ihtiyaç var.”

  • Sanayi ve teknoloji Bakanı Varank 33 projenin toplu açılışını yaptı

    Sanayi ve teknoloji Bakanı Varank 33 projenin toplu açılışını yaptı

    Sanayi ve teknoloji Bakanı Mustafa Varank Batı Akdeniz kalkınma ajansı desteği ile Antalya, Burdur ve Isparta’da gerçekleşen 77 milyon  liralık bütçeye sahip 33 projenin toplu açılışını yaptı.

    Sanayi ve teknoloji Bakanı Varank yapılan projelerin hepsinin gelişmesine, güçlenmesine ve kalkınmasına katlı sağlayacağını söyleyerek; “Şehirlerimizin potansiyelini açığa çıkarırken, ekonomimizin gücüne güç katacak.” Diye konuştu. Bakan Varank yatırım ve üretim öncülüğünde çalıştıklarını söyleyerek sözlerine şöyle devam etti; Batı Akdeniz Kalkınma Ajansımızın desteğiyle bölgemizdeki 3 ilde hayata geçen ve 77 milyon bütçeye sahip 33 projenin resmi açılışını yapıyoruz. Kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin ve özel sektör firmalarımızın öncülüğünde yürütülen bu projelerin her biri bölgenin gelişip kalkınmasına büyük katkılar sunacak. Şehirlerimizin potansiyelini açığa çıkarırken, ekonomimizin gücüne güç katacak. Bildiğiniz gibi bir ülkenin kalkınması geliştirdiği doğru ekonomik stratejilerle mümkün hale geliyor. Devamında kaynakların, bu stratejilere uygun biçimde doğru alanlara kanalize edilmesi gerekiyor. Milli Teknoloji Hamlesi anlayışıyla, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat olmak üzere dört ayak üzerine kurduğumuz bir strateji çerçevesinde atılımlar yapıyoruz. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansımız bölgedeki işletmelerimizin imalat, tasarım, test ve pazarlama yeteneklerini geliştirmek amacıyla 30 milyon liralık faizsiz kredi desteği veriyor. Bu desteğin başvuruları 10 Nisan’a kadar devam edecek. TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Batı Akdeniz kalkınma ajansı’nın kurulduğu günden bu yana 3 ilin gözbebeği olarak filizlendiğini belirterek, 2011 Ağustos’ta ilk projenin kabulünden sonra toplamda 523 tane projeyi destekledi. Hayatın her alanına Batı Akdeniz kalkınma ajansı’nın elinin değdiğini görüyoruz.’’ İfadelerine yer verdi.

  • BAŞKAN SARI MİNİKLERLE İLKÖĞRETİM HAFTASINI KUTLADI

    BAŞKAN SARI MİNİKLERLE İLKÖĞRETİM HAFTASINI KUTLADI

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı,  2019-2020 Eğitim-Öğretim yılı ilköğretim haftası kutlama programına katıldı.

     

    Serdar Zeren İlköğretim Okulunda, 2019-2020 Eğitim Öğretim yılı ilköğretim haftası kutlama etkinliğe Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’da katıldı. Açılış Programına Amasya Valisi Dr. Osman Varol, Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ve Hasan Çilez, Garnizon Komutan vekili Albay Fatih Akpınar, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Cumhuriyet Başsavcısı Erol Çelik, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu, kurum müdürleri, okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. Başkan Sarı, Burada yaptığı konuşmasında şunları söyledi;  “Geleceğimizin umudu evlatlarımız için mutlu ve heyecanlı bir eğitim-öğretim yılına daha başladık. Küçük yavrularımızın gözlerinden öpüyorum. Amasya’mızda 70 bine yakın evladımız, 4 bin 300’e yakın öğretmenimiz yeni eğitim-öğretim yılına başladı. Hepsine başarılı bir eğitim-öğretim yılı diliyorum. Biz kalemin kılıçtan üstün olduğunu kabul eden bir medeniyete mensubuz. Bu sebeple eğitim-öğretimi savunmadan daha güçlü görürüz. Hepimiz bu sıralardan geçtik. Önce öğrenci olduk. Sonra veli olduk. Ben de aynı sıralardan geçtim. Eğitim denince de aklımıza gelen ilk yer okullardır. Okullar gelişmeye, ilerlemeye açılan kapılarımız. Geleceğe açılan pencerelerimiz. Okullarımız aynı zamanda irfan ocaklarımız. Kültürümüzün öğretilip yaygınlaştırıldığı, medeniyetimizi güçlendirecek gençlerimizin yetiştirildiği yuvalarımız. Hayatımızı idame ettirdiğimiz evlerimize nasıl gözümüz gibi bakıyorsak, okullarımıza da aynı özeni göstermeliyiz. Eğitim-öğretim konusu hiçbir zaman ihmal edilmeye, ertelenmeye gelmez. Çünkü nesiller arasındaki bilgi, tecrübe, kültür aktarımı eğitim ve öğretim ile mümkündür. Dünyada bizden daha ileri olan ülkeler, öncelikle ilköğretimde başarılı oldular. Sabır ve sebat isteyen bir mesleği büyük bir gayret ve fedakârlıkla ifa eden sevgili öğretmenlerimizin bu yıl da önceki yıllardaki duyarlılıklarıyla evlatlarımızı eğiteceklerinden şüphe etmiyorum. Eğitimin yaşı var, fakat öğrenmenin yaşı yok. Öğrenmek, beşikten mezara kadar giden bir süreç. Üstelik günümüzde insanın sürekli kendini güncellemesini gerektiren bir süreç. Bu noktada bizim de anaokulundan başlamak üzere çocuklarımızı nitelikli şekilde yetiştirmemiz gerekiyor. Eskiden eğitimden anlaşılan okuma-yazma öğrenmekti. Artık okur-yazar olmak yeterli değil. Çocuklarımızın topluma faydalı, gelişmeye açık bir kişiler olarak yetişmeleri gerekiyor. Bu noktada ilköğretim son derece önemli. Çocuklarımıza iyi insan, kendine ve çevresine faydalı insan olmayı öğretecek kıymetli öğretmenlerimize ilköğretim aşamasında büyük görev düşüyor. Ailelerimizin de öğretmenlerimize destek olacaklarını düşünüyorum. Yerel yönetimler olarak bizim de üstümüze düşen sorumluluklar olacaktır. Biz belediye olarak her zaman okullarımızın, öğretmenlerimizin yanındayız. Üstümüze düşen vazife ne ise sonuna kadar yaparız. Çünkü okullarda okuyanlar bizim çocuklarımız. Okullarımızın kısıtlı imkânlarla öğretim hizmeti vermeye çalıştığını biliyoruz. Velilerimizin de eğitim sürecine pozitif katkıda bulunmalarını tavsiye ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle yeni eğitim-öğretim yılının hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bütün öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin, idarecilerimizin başarılı bir eğitim-öğretim yılı geçirmelerini temenni ediyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve öğrenciler hatıra fotoğrafı çektirdi. Daha sonra Vali Varol, Garnizon Komutan Vekili Akpınar, Belediye Başkanı Sarı ve beraberindekiler yeni eğitim-öğretim yılı öğretmenlerle bir toplantı gerçekleştirdiler.

  • İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI

    İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI

    Çocuklar, bir ülkenin geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin sağlanması, büyümeleri ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması, geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde oluşturulması ülkenin geleceği açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Bu nedenle ülkemizde çocukların beslenmesine yönelik birçok koruyucu ve geliştirici etkinlik yürütülmektedir.
    Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik olarak çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir. İyot eksikliği önlenebilir zekâ geriliğinin en önde gelen nedenlerinden birisidir ve kişiyi anne karnından başlayarak tüm yaşamı boyunca olumsuz olarak etkileyen bir hastalıklar bütünüdür.
    İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. Bebek ve çocuklarda; büyüme ve gelişme geriliği, zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olması, öğrenme yeteneği ve okul başarısında azalma, gebelerde düşük ve ölü doğum riskinde artma ve her yaşta guatr iyot yetersizliğin oluşturduğu önemli sağlık problemlerinden sadece birkaçıdır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesine yönelik olarak, 1994 yılından beri “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir.
    1998 yılında hazırlanan tuz tebliği ile tüm sofra tuzlarının iyot ile zenginleştirilmesi sağlanmıştır. 2013/48 Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği son yayınlanan tebliğdir. Bu tebliğe göre sofra tuzu: Doğrudan son tüketiciye sunulan, ince öğütülmüş, iyotla zenginleştirilmiş, rafine edilmiş veya edilmemiş işlenmiş tuzu tanımlamaktadır. Sofra tuzuna 25-40 mg/kg oranında potasyum iyodat katılması zorunludur. Tuzlarla ilgili denetimler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca sürdürülmektedir. İyodun önemini topluma daha çarpıcı ve etkili yöntemlerle aktarmak, ülkemizde iyotlu tuz kullanımını tüm topluma yaygınlaştırmak, toplum bilinci oluşturmak ve 81 il bazında konuyu gündeme getirmek amacı ile Haziran ayının ilk haftası (1-7 Haziran) İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası olarak belirlenmiştir. Hafta boyunca tüm illerimizde halka yönelik çeşitli etkinliklerle halkımıza bilgilendirme ve farkındalık ile konunun önemi aktarılmaktadır. Bu çalışmalarla iyotlu tuz kullanımında elde edilen başarının devam etmesi amaçlanmaktadır.