Etiket: fizik

  • Amasya Orman Bölge Müdürlüğünden Samsun’da 98 Milyon 702 bin tl’lik Yatırım

    Amasya Orman Bölge Müdürlüğünden Samsun’da 98 Milyon 702 bin tl’lik Yatırım

    Orman Bölge Müdürlüğü’nün Samsun’da 29 inşaat, 48 orman ve 5 hayvancılık olmak üzere toplam 82 projesi bulunuyor. Bu projelerin toplam maliyeti 98 milyon 702 bin TL olurken, projelerin fiziksel gerçekleşme oranı ise yüzde 11 seviyesinde oldu. Samsun’un orman varlığı 2002 yılında 369 bin 517 hektar alanken, orman varlığı yüzde 5,4 oranında arttırılarak 2022 yılında 389 bin 478 hektar alana yükseltildi.

    Yol yapım çalışmaları çerçevesinde Samsun’da 125 km yol yapılması planlanırken bu yolun 55 km’si tamamlandı. 130 km’lik yangın emniyet yolu yapımının 41 km’si bitirilirken, 38 km’lik traktör yolu yapım işinin de 14 km’si tamamlandı. Bölge müdürlüğü tarafından toplam planlanan 294 km yol yapım işinin 110 km’si nisan ayı itibarıyla tamamlandı. Bu yolların yapımına 6 milyon 479 bin TL ödenek ayrıldı.

    500 bin adet fidan üretildi hedef 2 milyon 900 bin fidan üretimi

    Erozyon kontrolü ve ağaçlandırma çalışmaları çerçevesinde 80 hektar alanda ağaçlandırma yapılması planlanırken şu ana kadar 10 hektar alanın ağaçlandırılması tamamlandı. 300 hektar alanda yapılması planlanan endüstriyel ağaçlandırma işinin de 40 hektar alanı bitirildi. Ayrıca 100 hektar alanın mera ıslahı planlandı ve 10 hektar alanın mera ıslahı bitirildi. 2022 yılında Samsun, Bafra ve Vezirköprü fidanlıklarında hedeflenen 2 milyon 900 bin fidan üretiminden 500 bin adeti üretildi. Ayrıca 900 bin adet fidanın da bakımı yapıldı.

     

  • Sosyal Meslek Yüksekokulu öğrencileri kitap okuma etkinliğinde bir araya geldi

    Amasya üniversitesi Sosyal Meslek Yüksekokulu öğrencileri kitap okuma etkinliğinde bir araya geldi.

    Yüksekokul Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Erol Dönek’in koordinatörlüğünde olan Pazarlama ve Reklamcılık bölümünü okuyan öğrencilerin katılımı ile gerçekleşen kitap okuma etkinliğinde Jules Payot’un İrade Eğitimi kitabı ele alındı. Öğrencilere daha iyi bir vizyon sahibi olmayı sağlamak ve bilinçlendirmek için kitap okuma etkinliğini düzenlediklerini söyleyen  Öğr. Gör. Erol Dönek; “Öğrencilerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunabilmek ve hayata karşı yeni bir bakış açısı kazandırabilmek maksadıyla bu kitap okuma etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Amacımız hem öğrencilerin birbirleriyle iletişimlerini güçlendirip sosyalleşmelerini sağlamak hem de okudukları kitabı değerlendirerek kendilerini ifade etmelerini sağlamak” ifadelerine yer verdi. Sosyal Bilimler MYO Müdürü Doç. Dr. Aytuğ Mermer Üzümlü’de yer aldığı kitap okuma etkinliğinde yaptığı konuşmasında; “Empati kurmak, bakış açımızı değiştirebilmek için kitap okumak gerekli. Kendi kişisel kitaplığımızı öğrenciyken kurmamız da son derece önemli. Şu anda Amasya Üniversitesi Hüseyin Hüsameddin Yasar Kütüphanesinde 100 bini fiziki, 350 bini e-kitap olmak üzere ciddi bir kitap mevcudu var. Bu kütüphane öğrencilerimiz için gerçekten bulunmaz bir nimet. Okuyalım, okutalım.” Diye söyledi.

  • Üniversite öğrencileri Suluova Belediye Başkanı Fatih Üçok’u ziyaret ettiler

    Üniversite öğrencileri Suluova Belediye Başkanı Fatih Üçok’ u ziyaret ettiler

    Amasya Üniversitesi  Mimarlik Fakültesi Şehir ve Planlama Bölümü öğrencileri,  Suluova Belediye Başkanı Fatih Üçok’ u ziyaret ettiler.  Suluova Belediye Başkan’ ı Fatih Üçok, ‘Suluova ilçemiz, gerek devlet yatırımları gerekse yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile diğer kentlere de her zaman örnek teşkil etmiştir. Amasya Üniversitemizin değerli öğrencilerinin Suluova’mıza gelip buradaki şehircilik anlayışını incelemeleri, derslerine konu etmeleri bizleri mutlu etmiştir’ dedi.  Belediye Başkanı  Fatih Üçok, daha sonra öğrencilere bölgenin kültürel, ekonomik ve fiziki yapısı ile ilgili bilgiler vererek çalışmalar hakkındaki sorularını yanıtladı.  Öğrenciler misafirperverliğinden ötürü Suluova  Belediye Başkan’ ı Fatih Üçok’ a teşekkürlerini sundular.

  • Amasya Üniversitesinde Doktorlar Arasındaki Kavga Yoğun Bakımda Bitti

    Amasya Üniversitesinde Doktorlar Arasında Kavga

    Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli Prof. Dr. H.S.B.’nin dövdüğü doktor yoğun bakıma alındı.

    Olay Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaşandı. Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. H.S.B. ile kalp cerrahisi uzmanı Dr. Öğretim Üyesi E.K. arasında, evrak imzalama konusu yüzünden tartışma çıktı. Tartışma karşılık kavgaya dönüşürken kavga sırasında Dr. Öğretim Üyesi E.K aldığı darbeler sonucunda yere yığıldı. Burnu kırılan E.K.’yi çalışma arkadaşları Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırdı.

    Tedavi altına alınan E.K, beyin kanaması şüphesiyle yoğun bakıma alındı. Profesörün, olay sonrası fakülteyi terk ettiği ve polis ekipleri tarafından arandığı öğrenildi.

    Prof. Dr. H.S.B. “Geçmiş Olsun”

    Amasya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Dr. Öğretim Üyesi E.K.’yi dövdüğü iddia edilen Prof. Dr. H.S.B, “Doktora şiddetin bu kadar ayyuka çıktığı bir dönemde doktorların kendi arasında bu şekilde bir kavga olması da tabii ki hoş değil. Ben bunu önemsiyorum. Böyle bir şey oldu. Bir kaza gibi düşünmek lazım. Kendisine de geçmiş olsun.” dedi.

     

    Profesör H.S.B. “Tek taraflı bir darp olmadı”

    Dr. Öğretim Üyesi E.K. ile yaptığı kavgayı anlattı.

     

    “Bana hakaret etmeye, beni birtakım şeylerle itham etmeye başladı. Benim kadromun buraya gelirken kendisine sorulmadığı ve beni burada istemediklerini söyledi. Beni burada çalıştırmayacaklarını ve benim buradan gitmemi istedi. Ben buraya Amasya halkına hizmet etmek için geldim, profesörler gelirken doktorlara sorulmaz. Daha sonra kendisi odadan ayrılırken kapımı son gücüyle çarptı, hatta kapı yerinden fırladı kasasıyla birlikte. Ben de arkasından çıktım, daha sonra birbirimize fiziki olarak temas ettik, tek taraflı bir darp olmadı, benim de dirseğimde ve parmağımda kırık var, bir arbede oldu, beraber merdivenden yuvarlandık.”

    Kendisinin de 10 günlük iş göremezlik raporu aldığını ifade eden H.S.B. “Ayrıca kendisi sedyeyle götürüldü, yoğun bakıma yatırıldı gibi bir şey de yok, kendisi benim bu olaydan mağdur olmam için tiyatro çevirdi, doktor arkadaşlarının nüfuzuyla kendini yoğun bakıma yatırdı.” iddiasında bulundu.

     

  • FARKINDALIK OLUŞTURMAK İÇİN İP ÇEKTİ, ÇUVAL YARIŞI YAPTILAR.

    FARKINDALIK OLUŞTURMAK İÇİN İP ÇEKTİ, ÇUVAL YARIŞI YAPTILAR.

    Amasya İl Sağlık Müdürlüğü ve öğrenciler 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü etkinliği kapsamında yürüyüş düzenledi, şehir stadyumunda halat çektiler, çuval yarışı yaptılar.

     

    Macit Zeren Fen Lisesinden başlayan yürüyüş 12 Haziran Şehir Stadyumunda son buldu. Akabinde şehir stadyumunda öğrenciler ve kurum kuruluş müdürleri farkındalık oluşturmak için halat çekti, çuval yarışı yaptılar. Amasya İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, “Bugün 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında çocukluk çağı obezitesine dikkat çekmek amacıyla öncelikle bir yürüyüş tertipledik. Yürüyüşümüze gençlerimizle, okul çağındaki çocuklarımızla, kurum müdürlerimizle başladık. Yürüyüşümüzü statta sonlandırdık. Akabinde burada geleneksel oyunlardan ip çekme yarışması yaptık. Arkasından bir çuval yarışması yaptık. Buradaki amacımız fiziksel aktiviteyi artırmaktı. Son dönemde fiziksel inaktivite artmış durumda, buna binaen birçok hastalık gelişmekte. Bunların başında obezite diyoruz. Obezitenin de getirmiş olduğu birçok hastalık var. Hiper tansiyon, kalp hastalığı, diyabet gibi ve osteoporoz gibi birçok hastalık oluşmakta. Bizde bugün gençlerimize, çocuklarımıza fiziksel aktiviteyi artırmaları yönünde tavsiyelerimiz oldu, farkındalık yarışmalarımız oldu. Bundan sonraki hayatımızda da fiziksel aktiviteyi erişkinlerde her gün 60 dakika olarak öneriyoruz. Özellikle okul çağındaki çocuklarda yapılan araştırmalara baktığımızda ilkokul çağında 1/4 oranında, yüzde 25 oranında fazla kiloluluk, obezite oluşuyor. Yine ortaokul çağında bu yüzde 30’lara ve lise çağında 5’de 1 oranına düşmekte. Biz bununla beraber halkımıza, vatandaşımıza herkese şunları tavsiye ediyoruz. Bol yürüyüş yapın, otobüsleri çok sık kullanmayın, otobüsle gideceğiniz yere 1 durak önceden inip, yürüyüş yapın. Asansör yerine merdivenleri kullanın istiyoruz ve fiziksel aktivitelerinizi artırın, sağlıklı kalın diyoruz” dedi.

  • CAMCI; “AKADEMİK YÖNÜ İLE BİRLİKTE BİZ ÖĞRENCİLERİ NEREYE GÖTÜRÜYORUZ?”

    CAMCI; “AKADEMİK YÖNÜ İLE BİRLİKTE BİZ ÖĞRENCİLERİ NEREYE GÖTÜRÜYORUZ?”

    Eğitim-Bir-Sen Amasya Şube Başkanı Kerem Camcı; “Milli Eğitim Danışma Kurulu toplantısına katılarak bizim hedefimiz akademik çalışmalarla birlikte nitelikli gençler yetiştirmek olmalıdır.” dedi.
    Camcı konuşmasına şöyle devam etti: Eğitim; öğrencilerimizi ve gençliği geleceğe hazırlamak onları iyi bir insan olarak topluma kazandırmak demektir
    Genel anlamda eğitim politikaları belirlenirken önceliğimiz nedir?
    Akademik yönü ile birlikte biz öğrencileri gençliği nereye götürüyoruz? Eğitimde hedeflediğimiz nedir diyerek olaya baktığımız zaman; eğitim politikaları ve uygulamalarının birbiriyle çeliştiğini hatta dönem dönem birbirini etkisiz hale getirdiğini görmekteyiz.
    Şöyle ki, biz öğrencileri sınav stresinden uzaklaştıralım diye politikalar üretirken bir de bakıyoruz ki sınavlar tam manası ile öğrencilerin kâbusu haline gelmiştir
    Çünkü sınav baskı unsuru olmasın diye sistem kurgulanırken tezatlık teşkil edecek şekilde sınav sonuçlarını açıklamıştır Burada bunlara karşı olduğumuz için değil buradaki tezatlık durumunu ortaya konulan sistem ile uygulamaların birbiriyle çeliştiğini dikkat çekmek istedim
    Bu LGS formatı ile birlikte biz dedik ki bakanlık dedi ki, bundan sonraki dönemlerde Sınav kaygısı azalacak ve daha az sayıda öğrenci sınavlara girecek dediği halde bu sene geçen seneden 60.000 daha fazla öğrenci LGS sınavına girmiştir
    LGS sıralamaları ile birlikte Milli Eğitim müdürümüz sonuçları çeşitli yönleri ile ifade etti ama Amasya’nın geçen sene 17. bu sene 41. sırada olması ile ilgili bir iki hususu ifade etmek isterim
    Gerçi sıralamaya çok takılmıyorum ama yine de elimizdeki bu verileri etkileyen tetikleyen sebepler vardır bunlara bakılması bunların irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum
    Biz dönem içinde eğitim öğretim başlangıcı ile beraber her sene bir ders kitabı-kaynak kitabı tartışması yaşıyoruz
    Tüm öğrenci öğretmen veli ve eğitim çalışanları ile birlikte bunun yıl içerisindeki seyrine baktığımız zaman inceleme ve soruşturmalarla birlikte öğretmenlerimizin çok hırpaladığını düşünüyorum
    Kaynak kitap taraftarı değilim yanlış anlaşılmasın benim bu konu ile ilgili çözümüm her zaman için şudur. Bakanlık ders kitapları için ciddi manada kaynak ayrımı ve aktarımı yapmaktadır bu kaynakla birlikte ders kitabı – kaynak kitabı sorununun rahatlıkla çözülebileceğini düşünüyorum
    Bu sorunla birlikte eğitim öğretim ortamlarının huzuru bozulmaktadır ve bu da verimsizliğe yol açmaktadır, zaman zaman da yansıması bir olumsuzluk olarak karşımıza çıkabiliyor
    Ayrıca yine Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde şube müdürleri, okul müdürleri, ilçe milli eğitim müdürleri nezdinde bir koordinasyon eksikliği görülmektedir
    Genel anlamda böyle bir koordinasyon eksikliğinin de bir verimsizliğe dönüştüğünü dışarıdan bir gözle görebilmekteyiz
    Bunlarla ilgili yapılması gerekenlerde olacaktır elbette
    Çünkü iletişim ve koordinasyonun tam sağlanmış olması işin ahengini ve kıvamını sağlayacaktır Bu da bir şekilde verimlilik olarak karşımıza çıkacaktır
    Bizim değerlendirme kriterlerimiz sadece listede şu sıra bu sıra değil bu işleyiş ile birlikte bu ahenk ve kıvamın ve motivasyonun biz nereye götürdüğünü görmemiz gerekmektedir
    Bu LGS formatıyla öğrencilerimiz ve velilerimiz okullara yerleşme düşüncesi kaygısı taşıdığı için bir nevi kapıyı arkadan dolanarak yani adres değişikliği yoluna giderek bir şekilde istediği okula yerleşme çabası içerisinde olmaktadırlar ki bugün adres değişikliği yapmakta çok kolay bir hale gelmiştir
    Yani söylemek istediğimiz eğitim politikaları ve uygulamalar noktasında ve bunun koordinasyonu noktasında ha tam ahenk ve kıvamın olmayışı bizi geleceği hazırlama noktasında sıkıntılı bir döneme götürmektedir
    Çünkü bugün hem tarihi, hem kültürel, hem de inanış yönüyle olaya baktığımız da zihni değişimleri de ele aldığımız zaman bir nesli heba etmek üzereyiz
    Sanki biz eğitimde farklı şekilde bir şekilcilikle birlikte iş yapıyor görünmekten ibaret bir noktaya geldik
    Bazı uygulamalar bizi zorlayabilir ama bizler için gerçekçi olup öğrencileri gerçek temeller üzerine yetiştirecek bir planlı bir yol olması gerekmektedir
    Eğitim öğretimle ilgili bir takvim değişikliğine gidiyoruz Bizim bir 15 tatilimiz vardı, bir de Mart ve Kasım aylarına tatil geldi. Bu tatil olayının tabanda tartışılmadan toplumda bir karşılığı var mıdır yok mudur Bu olaya öğrenciler veliler nasıl bakar bu dönemler verimli geçer mi? Doğrusu bu konuda tereddütlerimiz vardır.
    Umarım ki bu tereddütler olumsuzluk olarak karşımıza çıkmaz
    Öbür taraftan müfredatı değiştiriyoruz. Fizik kimya biyoloji derslerini ayrı ayrı bölümden tek bir kategori haline getiriyoruz. Ders saatleri aynı, içerik muhtemel aynı tam detayları yansımadı ama böyle bir tablo ile birlikte de iş yapıyor görünmek bununla birlikte de bir şekilciliğe onunla birlikte de fotoğraf vermeye işi götürüyoruz gibi bir kaygıyı ifade etmek isterim
    Bunları da çok önemli buluyorum Çünkü bu gençleri, öğrencileri iyi bir insan yetiştirmek noktasında heba ettiğimiz zamanda bunun vebali hepimizin üzerinedir diye düşünüyorum
    Öğrencileri ve gençliği yetiştirme konusunu Milli Eğitim politikalarından ve uygulamalarından bağımsız bir şekilde değerlendiremeyiz.” diye konuştu.

  • TESNAT 2019 AMASYA’DA

    TESNAT 2019 AMASYA’DA

    Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) iş birliğiyle düzenlenen “TESNAT 2019” başlıklı sempozyum Amasya Üniversitesi ev sahipliğinde Milli Hakimiyet Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    Sempozyum açılış programına Rektör Prof. Dr. Metin Orbay, TESNAT Düzenleme Kurulu adına Prof. Dr. Eyyüp Tel, Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünden Prof. Dr. Abdullah Aydın, akademisyenler, bilim insanları, öğrenciler ve konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı. Türkiye ve dünyadaki nükleer gelişmelerin bilimsel bir platformda tartışıldığı TESNAT 2019’a Rusya, İran, Fransa, Amerika’nın da aralarında bulunduğu ülkelerden bilim insanları katılarak nükleer enerjiyi eğrisiyle doğrusuyla bilimsel bir platformda tartıştılar.

    TESNAT 2019’un açılış programına katılarak bir konuşma yapan Rektör Orbay; Amasya’yı kongre şehri yapmak hedeflerinin sürdüğünü açıkladı. Orbay; bu bağlamda üniversitemiz çatısı altında kongre, sempozyum gibi birçok bilimsel etkinlik düzenlendiğini ve yıl içerisinde de bu etkinliklerin süreceğini kaydetti. Orbay, “Beşincisi düzenlenen TESNAT 2019’u Cumhuriyetin hamurunun yoğrulduğu bu kadim şehirde yapmanın gururunu yaşıyoruz. Bu yıl Amasya Tamimi’nin kabul edilişinin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. TESNAT 2019’u da bu çerçevede Amasya’da gerçekleştiriyoruz. Alanında uzman bilim insanlarının Amasya’da buluşup bilimsel bir platformda dünyanın gündemini her daim meşgul eden nükleer enerji konusunu enine boyuna tartışmaları; bu tartışmalara bir ivme de kazandıracağına inanıyoruz” dedi.

    Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Anabilim Dalından Prof. Dr. Abdullah Aydın ise yaptığı sunumda nükleer enerjinin elektrik enerjisi üretimindeki rolünden bahsetti.

    Nükleer enerjide nötronun keşfinin dönüm noktası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın; bu keşfe kadar radyoaktivite ve çekirdekli atom teorisinin bilindiğini söyledi. Nükleer enerjiye giden bilimsel gelişmeleri açıklayan Aydın; süreç içerisinde atom enerjisinin yıkıcı gücünün insanların canları pahasına keşfedildiğini kaydetti.

    Nükleer enerjinin elektrik üretimi için kullanımı bağlamında sunumunu detaylandıran Aydın; dünyada ABD, Kanada ile Avrupa ve Pasifik ülkelerinde reaktörlerin yoğunlukta olduğunu söyledi.

    Uranyum yatakları bakımından ise Kanada, Nijer, Avustralya ve Kazakistan’ın zengin olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; reaktör sahibi ülkelerin ise ABD’de ve Avrupa’da yoğunlaştığını kaydetti. Türkiye’de ise nükleer enerji konusunun 1957’den itibaren gündemde olduğunu belirten Aydın; Türkiye’de çeşitli sebeplerden dolayı santral çalışmalarının bir türlü sonuçlanamadığını kaydetti.

    Türkiye’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun kurucu üyesi olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; “Bugüne kadar dört ihale başarısız oluyor. 2010 yılında Türkiye ve Rusya Cumhuriyetleri hükümetleri arasında Akkuyu Nükleer Santrali projesine ait anlaşma imzalanıyor. Üç yıl sonra da Japonya hükümeti ile Sinop’ta bir nükleer santral projesine ait anlaşma imzalanıyor. Akkuyu için 20 milyar dolarlık bir harcama öngörülürken işletme ömrü ise 60 yıl gözüküyor. Nükleer santraller yüzde 90 kapasiteyle enerji üretebiliyorlar” diye konuştu.

    Prof. Dr. Aydın enerjide çeşitliliği savunduğunu ifade ederek nükleer enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının da titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Program bilimsel toplantılarla iki gün boyunca sürdü.