2018-2019 eğitim öğretim yılında açılan Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Tasarım Bölümü Moda Tasarımı Programı öğrencileri bir yıllık emeklerini düzenledikleri bir sergi ile görücüye çıkardılar. Moda Tasarımı öğrencilerinin aldıkları dersler kapsamında hazırladıkları çizimler, drapaj tekniğini kullanarak yaptıkları modeller, çevreci bez çanta örnekleri gibi ürünler Teknoloji Fakültesi fuaye alanında sergilendi. Sergiyi Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Kemal Polat, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker Kösterelioğlu, Genel Sekreter Yardımcımız Çetin Alpaslan da ziyaret etti.
Etiket: fakülte
-

TESNAT 2019 AMASYA’DA
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) iş birliğiyle düzenlenen “TESNAT 2019” başlıklı sempozyum Amasya Üniversitesi ev sahipliğinde Milli Hakimiyet Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Sempozyum açılış programına Rektör Prof. Dr. Metin Orbay, TESNAT Düzenleme Kurulu adına Prof. Dr. Eyyüp Tel, Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünden Prof. Dr. Abdullah Aydın, akademisyenler, bilim insanları, öğrenciler ve konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı. Türkiye ve dünyadaki nükleer gelişmelerin bilimsel bir platformda tartışıldığı TESNAT 2019’a Rusya, İran, Fransa, Amerika’nın da aralarında bulunduğu ülkelerden bilim insanları katılarak nükleer enerjiyi eğrisiyle doğrusuyla bilimsel bir platformda tartıştılar.
TESNAT 2019’un açılış programına katılarak bir konuşma yapan Rektör Orbay; Amasya’yı kongre şehri yapmak hedeflerinin sürdüğünü açıkladı. Orbay; bu bağlamda üniversitemiz çatısı altında kongre, sempozyum gibi birçok bilimsel etkinlik düzenlendiğini ve yıl içerisinde de bu etkinliklerin süreceğini kaydetti. Orbay, “Beşincisi düzenlenen TESNAT 2019’u Cumhuriyetin hamurunun yoğrulduğu bu kadim şehirde yapmanın gururunu yaşıyoruz. Bu yıl Amasya Tamimi’nin kabul edilişinin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. TESNAT 2019’u da bu çerçevede Amasya’da gerçekleştiriyoruz. Alanında uzman bilim insanlarının Amasya’da buluşup bilimsel bir platformda dünyanın gündemini her daim meşgul eden nükleer enerji konusunu enine boyuna tartışmaları; bu tartışmalara bir ivme de kazandıracağına inanıyoruz” dedi.
Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Anabilim Dalından Prof. Dr. Abdullah Aydın ise yaptığı sunumda nükleer enerjinin elektrik enerjisi üretimindeki rolünden bahsetti.
Nükleer enerjide nötronun keşfinin dönüm noktası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın; bu keşfe kadar radyoaktivite ve çekirdekli atom teorisinin bilindiğini söyledi. Nükleer enerjiye giden bilimsel gelişmeleri açıklayan Aydın; süreç içerisinde atom enerjisinin yıkıcı gücünün insanların canları pahasına keşfedildiğini kaydetti.
Nükleer enerjinin elektrik üretimi için kullanımı bağlamında sunumunu detaylandıran Aydın; dünyada ABD, Kanada ile Avrupa ve Pasifik ülkelerinde reaktörlerin yoğunlukta olduğunu söyledi.
Uranyum yatakları bakımından ise Kanada, Nijer, Avustralya ve Kazakistan’ın zengin olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; reaktör sahibi ülkelerin ise ABD’de ve Avrupa’da yoğunlaştığını kaydetti. Türkiye’de ise nükleer enerji konusunun 1957’den itibaren gündemde olduğunu belirten Aydın; Türkiye’de çeşitli sebeplerden dolayı santral çalışmalarının bir türlü sonuçlanamadığını kaydetti.
Türkiye’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun kurucu üyesi olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; “Bugüne kadar dört ihale başarısız oluyor. 2010 yılında Türkiye ve Rusya Cumhuriyetleri hükümetleri arasında Akkuyu Nükleer Santrali projesine ait anlaşma imzalanıyor. Üç yıl sonra da Japonya hükümeti ile Sinop’ta bir nükleer santral projesine ait anlaşma imzalanıyor. Akkuyu için 20 milyar dolarlık bir harcama öngörülürken işletme ömrü ise 60 yıl gözüküyor. Nükleer santraller yüzde 90 kapasiteyle enerji üretebiliyorlar” diye konuştu.
Prof. Dr. Aydın enerjide çeşitliliği savunduğunu ifade ederek nükleer enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının da titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Program bilimsel toplantılarla iki gün boyunca sürdü.
-

KUŞLAR EVSİZ KALMASIN
Amasya Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü ‘Topluma hizmet uygulaması’ kapsamında ‘Kuşlar Evsiz Kalmasın’ sloganıyla bal kabaklarını kuş evleri haline getirdiler. Daha sonra kabaklar eğitim fakültesi içindeki ağaçlara takıldı.
Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, “Üniversitemiz Okul Öncesi Öğretmenliği öğrencileri topluma hizmet uygulamaları kapsamında bir etkinliğe ev sahipliği yapıyorlar. Etkinliğin temel hedefi hayvan sevgisini, doğa sevgisini öğrencilere okul öncesinden üniversiteye kadar aşılayabilmek. Doğal bir ortamda Eğitim Fakültesi Yerleşkesi içerisinde kabaklardan yapmış oldukları doğal kuş evleri ile bahçemizi süsleyecekler ve zaman zaman bunları ziyaret ederek, yuva yapmış kuşları besleyecekler. Buradaki temel amacımız şehir üniversite kaynaşmasını sağlamak ve çocuklarda doğa sevgisini aşılamak” diye konuştu.
Amasya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Resul Köseoğlu ise, “Bu yıl Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümü topluma hizmet dersinde kuş evleri projemizi yaptık. Geçen yıl kuş evleri yapmıştık ahşaptan, bu yılda su kabaklarından kuş evleri yaptık. Bugün öğrencilerimizle birlikte bu kuş evlerini ağaçlara asacağız. İnşallah kuşlarımız fakültemizin bahçesindeki bu evlere girerler, bizde mutlu oluruz.” dedi.
Üniversite yerleşkesi içinde bulunan Hikmet Develi Anaokulu öğrencileri de ağabey ve ablalarına katılmasıyla program eğlenceli hale geldi.
-

ÜNİVERSİTELİLER YAŞLILARA DEĞİL GELECEKLERİNE BAKIYOR
Sağlık Bilimleri Fakültesi dördüncü sınıf hemşirelik bölümü öğrencileri ve Sağlık Gönüllüleri Kulübü üyeleri, Rehabilitasyon Hemşireliği Dersi kapsamında Amasya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Suluova Hacı Muammer Koca Huzurevi ve Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğüne bir ziyaret gerçekleştirdiler. Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Doğan danışmanlığında gerçekleşen ziyarette; öğrenciler, yaşlı bireylere zihni güçlendiren beyin egzersizleri ve çeşitli etkinlikler yaptırdılar.
Ziyaretle ilgili bir değerlendirmede bulunan Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Doğan şu cümleleri kaydetti:
“Doğurganlık oranlarındaki düşüş, teknolojik ve sağlık alanındaki gelişmelere bağlı birçok hastalığın tedavi edilebilir olması, eğitim ve beslenme koşullarının iyileşmesi, anne ve bebek ölüm hızlarının azalması, kronik hastalık risk faktörlerinin kontrol altına alınması gibi faktörler yaşlı nüfusun hızlı artışına neden olmaktadır. Ülkemiz genelinde ortalama beklenen yaşam süresi 78 yıl olup, bu süre erkeklerde 75.3, kadınlarda 80.8 yıl olarak hesaplanmıştır.
Ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde yaşlı nüfusta artışın olması, bir takım fizyolojik, sosyal ve emosyonel sorunları beraberinde getirebilmektedir. Bu açıdan yaşlılarımızın toplumsal yaşama aktif olarak katılmalarını, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara sahip olduklarını ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak gerektiği herkes tarafından bilinmeli ve önemsenmelidir. Engellenemeyen bir gerçek olan yaşlanma sürecinde, her yeni güne sağlıklı bir yaşam katmalı, yaşlanmak değil yaş almak için neler yapabiliriz bununla ilgilenmeliyiz. Aktif yaşlanma süreci içerisinde yaşlı bireylerin gençlerle birlikte aktivitelerde bulunmaları önemlidir. Öğrencilerimiz için de Rehabilitasyon Merkezinde bulunan yaşlı bireylerle kısa sürelide olsa iletişim kurmuş olmaları yaşam tecrübelerine katkıda bulunmak açısından önemli olmuştur.
Son olarak Rehabilitasyon Merkezi Müdürünün öğrencilere vurguladığı biz söz vardı ‘Gençler, aslında yaşlı bireylere değil, kendi geleceklerine bakıyor…’ Sağlık Gönülleri Kulübü olarak da bizler ‘Ne ekerseniz, onu biçersiniz. O yüzden ektiğiniz hep iyilik olsun, bir gün hepimiz yaşlanacağız o yüzden çevremizdeki yaşlılara daha özenli davranalım, onları ziyaret edelim, onların da gençler gibi ihtiyaçlarının olduğunu unutmayalım.’diyoruz.”
