Etiket: enfeksiyon

  • NERGİZ:” HER YIL DÜNYADA 59 BİN KİŞİDEN FAZLA İNSAN KUDUZ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    NERGİZ:” HER YIL DÜNYADA 59 BİN KİŞİDEN FAZLA İNSAN KUDUZ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    Öner Nergiz, her yıl dünyada 59 bin kişiden fazla insanın kuduz nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Nergiz, “Kuduz, özellikle memeli hayvanlar başta olmak üzere neredeyse hayvan türlerinin çoğunda görülür ve insanlara da bulaşır. Bulaşma ağırlıklı olarak kuduz hayvanın ısırması ile olur. Mevcut yaralara enfekte salyanın bulaşması, tırmalama gibi mekanik ya da gıda yoluyla bulaşabildiği de bildirilmiştir.

    Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada 59.000 kişiden fazla insan kuduz nedeniyle yaşamını yitirmektedir. İnsan vakalarının çoğuna kuduz köpeklerin sebep olduğu ısırıklar neden olmaktadır.

    Köpek, kedi, tilki, çakal ve kurt virüsün enfeksiyon zincirinin taşıyıcıları olan arakonakçılardır. Bu hayvanlar hastalığın varlığında önemli rol oynarlar ve etkeni son konakçı olan çiftlik hayvanlarına ve insanlara bulaştırırlar.

    Kuduz bir hayvan tarafından ısırılmayı takiben, hastalığın kuluçka süresi genellikle 14-90 gündür. Bu süre küçükbaş hayvanlarda 3 ay civarında olmakta, sığır ve atlarda ise 6 aya kadar uzayabilir. Kuluçka süresinin 1 yıla kadar uzayabildiği bilinmektedir. İnsandaki en uzun kuluçka süresi 19 yıl olarak kaydedilmiştir. Kuluçka süresinin uzun veya kısa sürmesi, vücuda giren etkenin miktar ve virülansına, yaranın genişliğine, derinliğine, ısırılan bölgenin sinir dokusundan zengin olup olmamasına, ısırık bölgesinin başa yakınlığına,  ısırma sonrası yapılan mekanik temizliğe bağlı olarak değişmektedir.

    Kuduz hastalığı klinik belirtiler meydana geldikten sonra dramatik bir şekilde ölümle sonuçlanan ancak aşı ile önlenebilen viral zoonotik bir hastalıktır.

    Bu nedenle herhangi bir riskli temas sonrası; Yara veya ısırık bölgesi vakit kaybedilmeden bol su ve sabunla iyice yıkanmalı, yıkama işlemi bittikten sonra alkol veya tentürdiyot gibi iyotlu antiseptikler uygulanmalıdır. Göz, ağız veya burun kuduz riskli temasa maruz kaldıysa bol su ile yıkanmalıdır. En kısa sürede sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli, hekimin düzenleyeceği aşılama programı aksatılmadan uygulanmalıdır. Evcil hayvanlar kontrol altında tutulmalı, özellikle geceleri serbest bırakılmamalıdır. Kedi ve köpeklere her yıl mutlaka kuduz aşısı yaptırılmalıdır. Çevrede hasta, garip davranış sergileyen veya ölmüş hayvanların görülmesi halinde bunlara yaklaşılmamalı ve ilgili yerler (Belediyeler, Muhtarlıklar İl, İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri) haberdar edilmelidir. Kuduz riski olan hayvanlarla sık temas eden kişilere temas öncesi aşılama, kuduz riskli teması olanlara da hekim değerlendirmesine göre temas sonrası kuduz aşılaması uygulanmalıdır.” diye konuştu.

  • AŞIRI TERLEME HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR?

    AŞIRI TERLEME HANGİ HASTALIKLARIN BELİRTİSİ OLABİLİR?

    Havaların çok ısındığı bugünlerde güneşin tepe saatlerinde dışarda olmamaya, sık su tüketmeye, pamuklu ve açık renk kıyafetler giymeye ve aşırı efor harcamamaya dikkat ediyoruz. Kendimizi güneşin olası zararlı etkilerinden korumaya çalışıyoruz. Ancak, bu koşullar dışında kendimizde yine de aşırı terleme gözlemliyorsak uzmanlara göre bu bir hastalık belirtisi olabilir.
    Sıcak havalarda vücudumuzla ilgili en çok şikâyet ettiğimiz şey terleme olsa da aslında bu vücudumuz için iyi bir şey. Terleme vücudun sıcaklıkla baş etme yöntemi yani kendini soğutma sistemi. Fakat zaman zaman aşırı terleme ve belli zamanlarda terlemenin rahatsızlık verici seviyelere ulaşması tıbbi bir sorunun göstergesi olabilir.
    Terleme nedir?
    Terleme, vücut ısısı yükseldiğinde onu soğutmak için kullanılan normal bir mekanizmadır. Vücutta sıcaklığın yükselmesi sinir sistemini tetikler, beyin ve ardından ter bezleri uyarılarak terleme ile sıcaklık kaybı sağlanır. Aşırı terleme veya hiperhidroz ise fizyolojik ihtiyacımızdan daha fazla miktarda ve kişinin hayat standartlarını etkileyecek düzeyde olmasıdır. Eğer bu durum altta yatan herhangi bir hastalığa bağlı ise sekonder, bağlı olmadığı durumlarda primer hiperhidroz denir. Eğer kişiler kendilerinde aşırı terlemeden şüpheleniyorlarsa muhakkak uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.
    Bu hastalıklar hangileri?
    Hipertiroidi: Kandaki tiroid hormonunun artması anlamına gelen hipertiroidi, vücuttaki kimyasal reaksiyonların hızlanmasına neden olduğu için vücut sıcaklığını ve dolayısıyla terlemeyi artırabilir. Aşırı terleme şikâyetiyle doktora başvuranlardan ilk istenen tetkiklerden biri tiroid hormonu ölçümüdür.
    Enfeksiyon hastalıkları: Genelde akciğerleri hedef alan, bulaşıcı bir enfeksiyon olan tüberküloz (verem) gibi hastalıklar, vücudun zararlı bakterilerle savaşması sırasında ateşin ve terlemenin artması gibi belirtiler gösterir.
    Diyabet: Kan şekerinin çok düşük ya da çok yüksek olması vücut dengesini bozarak aşırı terlemeye neden olabilir.

  • “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

    “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli,  Sağlıklı beslenmek, hijyene dikkat etmek, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, spor yapmak; hasta olmamak için yapılması gerekenlerin başında gelse de bunların dışında önemli bir nokta daha var, o da bağışıklık sisteminizin güçlü olmasıdır” dedi.

    Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini hakkında önemli bilgiler veren Başhekim Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Bağışıklık; organizmanın kendisinden farklı yapıya sahip virüs, bakteri, mantar, parazit gibi zararlıları yabancı olarak algılaması ve ondan kurtulmak için çeşitli savunma mekanizmalarını harekete geçirerek, organizmayı koruyan bir sistem. Kendinden olanı, kendinden olmayandan ayırt etme yeteneğine sahip. Bağışıklık sisteminin ilk görevi yabancı maddelerin vücuda girişini önlemek, herhangi bir şekilde girmeyi başaranların ise yayılmasını engellemek ve yok etmek. Bağışıklık sisteminin desteklenmesi hastalıklara karşı direnç kazanmak, soğuk algınlığı, grip ve kanserden etkilenme olasılığının azaltmak açısından büyük önem taşıyor. Bağışıklık sistemini bozan etkenler stres, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk, radyasyon, hava kirliliği, bazı ilaçlar (kortikosteroidler gibi) ve genetik faktörler olarak özetlenebilir. Bağışıklık sisteminin aşırı, eksik ya da hatalı çalışması sonucu hastalıklar ortaya çıkıyor. Etkili bir bağışıklık sistemi birçok hastalığa karşı koruyucu olmasına karşılık sistem yetersiz olduğunda AIDS, kanser gibi farklı hastalıklar; aşırı harekete geçmesi durumunda ise alerji, anafilaksi, otoimmünite gelişebiliyor.

    Bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı durumlarda, vücudumuza giren herhangi bir mikroba karşı iyi savaş verilememesi sonucunda ‘bağışıklık sistemi yetersizliği-immün yetersizlik’ olarak adlandırdığımız hastalıklar ortaya çıkıyor.

    Bağışıklık sistemi yetersiz olanlar, özellikle virüs enfeksiyonlarına yatkınlık gösterdiği için, enfeksiyona yakalanmamak için kapalı yerlerde fazla bulunmamaları gerekiyor. Örneğin, kalabalık ve iyi havalandırılmayan kapalı alanların kullanımının arttığı soğuk havalarda özellikle kışın grip oldukça yaygın görülüyor. Hastalık esas olarak damlacık enfeksiyonuyla bulaşıyor. Öksürük, hapşırık, konuşmayla ortaya çıkan damlacıkların solunması, öpüşme, tokalaşma yoluyla veya virüs bulaşmış eşya, yiyecekle temas sonucu bulaşma gerçekleşebiliyor. Virüsler, mikrobun kapı tokmağı, telefon gibi bulaştığı yerlerde canlı kalabildikleri için bu yüzeylere temastan sonra virüsleri uzaklaştırmak için ellerin sabunlu suyla yıkanması gerekiyor. El temizliğinin çok ihmal edildiği göz önüne alındığında, doğru ve etkili el yıkamanın önemi unutulmamalı, sık sık vurgulanmalı ve örnek olunmalı. Bol miktarda sebze ve meyve tüketmek, tek tip beslenmekten kaçınmak, yararlı her türlü besinin dengeli tüketilmesini sağlamak, kişisel hijyene özenmek, düzenli uyku, egzersiz, stresten uzak hayat; hastalıklardan korunmada en önemli faktörler arasında yer alıyor” dedi.

    Çevresel faktörlerin önemini de anlatan Başhekim Sezikli “ Bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerin başında genetik geliyor, onu çevre izliyor. Onu bozan stres, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk, radyasyon, hava kirliliği gibi etkenlerden uzak durmak gerekiyor. Stres, tek başına bağışıklık sistemini baskılayarak enfeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran en önemli risk faktörlerinden. Sistemin etkin fonksiyonlarını gösterebilmesi için sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma, havalandırılmış alanlarda bulunma, ellerin düzenli olarak ve iyice yıkanması, hasta kişilerden uzak durulması, öpüşme ve yüz temasından kaçınılmasına dikkat edilmeli.

    Hastalar kalabalık ortamlardan uzak durmaya, öksürürken, hapışırırken burun ve ağızlarını kapamaya özen göstermeli. Böylece hastalığın toplum içinde yayılması önlenmiş, bağışıklık sistemi zayıf kişilerin hastalanması engellenmiş olur” ifadelerini kullandı.