Türkiye Kamu-Sen Amasya Şube Başkanı Şemsettin Dümen, uzlaşmazlıkla sonuçlanan toplu sözleşme sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Son kararı kamu görevlileri hakem kurulu verecek dedi.
2020-2021 yıllarına ilişkin olarak 3 milyon kamu görevlisi, 2 milyon emekli ve aileleriyle birlikte toplam 20 milyon vatandaşımızın geleceğine yön verecek olan 5. Dönem Toplu Pazarlık Görüşmeleri uzlaşmazlıkla sonuçlanmıştır diyen Başkan Dümen, “Bundan sonraki süreçte nihai kararı Sayıştay Başkanı, bakanlık ve kamu görevlileri sendikalarının temsilcileri ile akademisyenlerden oluşan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu verecektir.
Kamu işveren tarafının nihai teklifi olan memur ve emekli maaşlarına 2020 yılı için %4+%4; 2021 yılı için %3+%3 zam içeren önerisinin kabul edilmesinin, mevcut ekonomik durum göz önünde bulundurulduğunda zaten imkânsız olduğu herkesçe malumdur.
Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl enflasyon %20,3 olarak gerçekleşmiş, 4 kişilik ailenin zorunlu harcamalarını içeren yoksulluk sınırı 1032 lira yükselmişti. Buna mukabil 2018-2019 Temmuz ayları dikkate alındığında yıllık enflasyon %16,65 olarak hesaplanmıştır. 2020 yılının enflasyon hedefi ise mali planda %9,8 olarak tespit edilmiştir.
Bütün bu veriler ışığında, Kamu İşveren tarafının teklifinin kamu görevlilerinin sorunlarına çare olmaktan uzak kaldığı su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Kapsadığı kitleyi ve ekonomik ve sosyal etkileri dikkate aldığımızda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun omuzlarında son derece önemli bir görev bulunmaktadır.
Yıllardan beri maaşları hedef enflasyona göre artarken hedefin kat be kat üzerinde gerçekleşen çarşı pazar enflasyonu ile büyük bir kayıp yaşayan kamu görevlileri ve emeklileri, 2 yıl boyunca sefalete terk etmekle yüzlerini bir nebze olsun güldürmek arasında bir karara varacak olan Hakem Kurulu’nun bu sorumluluk bilinci içinde hareket edeceğini umuyor, varılacak kararın saydığımız bu basit gerçeklerin aksine bir durum oluşturmamasını temenni ediyoruz” diye konuştu.
Etiket: emekli
-

“SON KARARI KAMU GÖREVLİLERİ HAKEM KURULU VERECEK”
-

ÇARŞI PAZAR YANARKEN BU RAKAMLARA İNANMAMIZI BEKLEMEYİN!
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan rakamlarla çarşı pazardaki rakamların farklı olduğunu söyledi. TUİK’in açıkladığı rakamları değerlendiren Taşkın, şunları söyledi: “Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından açıklanan verilere göre 2019 yılı Haziran ayında tüketici fiyatları endeksi bir önceki aya göre %0,03 artış gösterdi. Rakamlara göre TÜFE’de bir önceki yılın Aralık ayına göre %5,01, bir önceki yılın aynı ayına göre %15,72 ve on iki aylık ortalamalara göre %19,88 artış gerçekleşti. 2019 yılının ilk altı ayında gerçekleşen toplam %5,01 oranındaki enflasyon artış oranı, Temmuz ayında yapılacak %5’ lik toplu sözleşme zammına ilave olarak % 1,01 enflasyon farkı zammı yapılacağı anlamına geliyor. İlk altı ay içinde memur ve emeklinin maaşlarının ciddi oranda eridiğini biliyoruz. 7. Ayda verilecek zam, memur ve emeklinin eriyen maaşının karşılığı bile olmayacak. Sabit gelirli memur ve emeklinin elektrik, doğalgaz, ulaşım, gıda ve kira gibi giderlerindeki artışlar insanca yaşamalarını zorlaştırırken, bunları açlığa mahkûm etmek vicdanları yaralayacaktır. Enflasyondaki artış azalacağına devam etmektedir. Bu da önümüzdeki günlerin memur ve emekli için daha zor geçeceği anlamına geliyor. TUİK’in açıklamaları fiyat artışlarının yükseldiğini gösterirken, kamu çalışanlarının ve emeklilerinin yoksullaştığı gerçeğiyle yüzleşmemizi sağlıyor. Dar bütçeleriyle yaşamaya çalışan vatandaşlar fiyat artışlarına yetişemiyor. Vatandaşın bütçesi delinmiş, yaşamaktan bıkmış, gelecekten ümitlerini kesmişlerdir. Hâl böyle iken memur ve emeklilerinin biraz olsun rahatlamalarını sağlayacak şekilde zam verilmemesi de düşündürücüdür. Anadolu Sağlık sen olarak bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki; memur ve memur emeklilerinin yaşama koşulları iyileştirilmelidir. Doğalgaz ve elektriğin %20’sini devlet karşılamalıdır. Devlet, şirketlerin değil, halkın devleti olmalıdır. Memur ve emeklilerden alınan vergi oranları düşürülerek çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmak suretiyle memur ve emeklilerin yaşama standartları yükseltilmelidir. Dolaysız vergilerin yüzde 70’ini dar ve sabit gelirli vatandaşlar karşılıyorsa, burada adil vergi sisteminden söz edilemez. Devlet, memur ve emekli maaşlarında acil olarak iyileştirmeye gitmelidir.”
-

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE MÜJDE!
Amasya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Osman Yılmaz, Bakan Selçuk Sosyal Çalışma Programı başvuru tarihini açıkladı, “Üniversiteli gençlerimiz başvurularını 25-28 Haziran tarihleri arasında internet üzerinden yapabilecek.” dedi.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Yılmaz şunları kaydetti:” Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, üniversite öğrencilerinin çalışma hayatıyla tanışmalarını sağlamak ve onlara çalışma disiplini kazandırmak maksadıyla düzenlenecek Sosyal Çalışma Programları(SÇP) için başvuruların 25 Haziran 2019 tarihinde başlayacak ve 4 gün sürecek.” diye konuştu.
Açıköğretim, yüksek lisans ve doktora öğrencileri hariç olmak üzere akademik ortalaması 2 ve üzeri olan bütün üniversite öğrencilerinin başvurabileceği Program için başvuruların İŞKUR’un internet sitesi üzerinden kabul edileceğini duyuran Selçuk, “Öğrenciler programa katıldıkları her bir gün için 67,36 TL ödeme almaya hak kazanacak. Ayrıca katılımcıların çalıştıkları süre kadar emekliliklerine etki edecek sigortalarını karşılayacağız” dedi.
Sosyal Çalışma Programlarının, gençleri geleceğe hazırlamayı hedefleyen yeni aktif işgücü piyasası araçlarından birisi olacağını belirten Bakan Selçuk, “Bu program sayesinde gençlerimiz yaz tatillerini, sosyal sorumluluk bilinçlerini artırıp verimli bir şekilde değerlendirecekler. Ayrıca cep harçlıklarını çıkaracaklar ve emekliliklerine sayılacak sigortalılıkları yapılacak.” dedi.
Sosyal Çalışma Programımız 3 Ay Sürecek!
SÇP’lerin Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında, 3 ay süreyle düzenleneceğini aktaran Bakan Selçuk, program süresinin öğrencilerin tatil süresince kendilerine zaman ayırabilmeleri maksadıyla haftada 3 gün ile sınırlandırıldığını belirtti. Bakan Selçuk, “Temmuz ayı itibarıyla başlayacak Sosyal Çalışma Programları ile asıl maksadımız üniversite öğrencisi gençlerimizin iş hayatına girişlerinde en az teknik beceriler kadar önemli olan; takım içinde çalışma, organize olabilme, iletişim kurabilme, analitik düşünme gibi sosyal becerilerini geliştirerek mezun olduktan sonra iş hayatına girişlerini kolaylaştırmaktır. Bu programla öğrencilerimiz toplumsal faydanın yüksek olduğu hizmetlere katılarak iş tecrübesi edinmiş olacaklar.”dedi. Programlardan bu yaz döneminde en fazla 39 gün, öğrencilik hayatı boyunca ise toplamda 90 gün faydalanılabileceğini ifade eden Selçuk, “Kültürel mirasın restorasyonu, korunması ve tanıtılması, kütüphanelerin bakımı ve düzeni, kamu kurumlarının kültürel ve sosyal hizmetlerinin desteklenmesi alanlarında Sosyal Çalışma Programlarını düzenleyeceğiz.” diye konuştu.
-

EMEKLİ SAĞLIK PERSONELLERİNE PLAKET TÖRENİ
Amasya İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlık kuruluşlarında görev yaparken son 1 yıl içerisinde emekliye ayrılan personellerine sabah kahvaltısı ve plaket takdimi programı düzenlendi.
Amasya İl Sağlık Müdürlüğünün yemekhanesinde düzenlenen programa İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, Hizmet Başkanları, Hizmet Başkan Yardımcıları, Şube Müdürleri, Hastane yöneticileri ve emekli olan personeller katıldılar.
Kahvaltı sonrası İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz yaptığı konuşmada “Emekli olan arkadaşlarımıza yaptıkları hizmetler için teşekkür ederek Amasya İl Sağlık Müdürlüğü ailesi olarak bundan sonraki hayatlarında aileleri ile birlikte sağlık, huzur ve mutluluk diliyorum.” diye konuştu.
Akabinde İl Sağlık Müdürü ve Sağlık Yöneticileri emekli olan personellere hizmetleri anısına plaket vererek, hatıra fotoğrafı çektirdiler. -

EMEKLİ ASTSUBAYDAN ANLAMLI HEDİYE
Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı, Emekli Astsubay Mehmet Doğru makamında ziyaret ederek yeni görevinin hayırlı olmasını diledi. Nazik ziyaretinden dolayı emekli astsubay Doğru’ya teşekkür eden Sarı, kendisiyle bir süre sohbet etti. Ziyaretin sonunda hatıra fotoğrafı çektiren ve Başkan Sarı’ya Ahşap oyma hocası emekli jandarma Astsubay Mehmet doğru ceviz ağacına el oyması kelimeyi tevhit tablosu hediye etti.
-

9 İLDE ARANAN SUÇLU YAKALANDI
Amasya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri 16 suç kaydı, 9 farklı ilde 13 yakalama kararı ve 13 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahıs yakaladı.
Alınan bilgilere göre, Nevris Demirtaş (53) isimli zanlı, “Beni tanımadın mı, kaza yaptım. Arabayı tamire bıraktım, çocukları da sizin eve bıraktım. Acil para lazım” diyerek gözüne kestirdiği kişilerden 10 binlerce lira para aldı. Adeta suç makinesi olan Nevris Demirtaş, son dolandırıcılık girişiminde Amasya’da emekli Astsubay E.T.’nin aynı taktikle 2 bin lirasını alarak dolandırdı. Dolandırıldığını anlayan E.T. durumu emniyete bildirmesinin ardından, Amasya Asayiş Şube ekipleri yaptıkları teknik takibin ardından Nevris Demirtaş’ı Tokat’ta kaldığı otelde yakalandı. Amasya’ya getirilen Nevris Demirtaş, mahkeme kararıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.
-

SANATTAN KURBAĞA ÇİFTLİĞİNE
Taşova’nın Andıran köyünde yaşayan emekli Resim Öğretmeni Nurettin Koçak, okuduğu bir makaleden etkilenerek, 6 dönümlük arazi üzerine kurduğu enstansif kurbağa üretim çiftliğinde yeşil su kurbağası üretiyor.
Nurettin Koçak, 30 yıl resim öğretmenliği yaptığını, emekli olduktan sonra bir makale okuduğunu, bu makale ile bir kurbağa çiftliği kurma düşüncesinin kendisinde oluştuğunu söyledi. Koçak, “Bunun üzerine yaptığım araştırmalar sonucunda bu işi yapmaya karar verdim. 3 yıl önce bu konuda bir şirket kurduk, bu şirket aracılığı ile proje hazırladım. Bu projeyi bakanlığa onaylattıktan sonra 27 ton kapasiteli, 6 dönümlük bu tesisi kurdum. Bu konuda daha önce yapılmış örnekleri gezdim, gördüm. Birçoğunun üretim konusunda yetersiz olduğunu gördüm ve burada bir takım kendi deneyimlerimi de kullanarak, daha doğal bir ortamda bu işin yapılacağının, yapılması gerektiğini anladım. Bunun için şu an da iddialıyım, Türkiye’de ki belki de dünya da ilk doğal ortamlı üretimi yaptığımızı düşünüyorum. Şirketimizin hedefi yılda 27 ton canlı kurbağayı üretmek. Bu Avrupa’da çok değerli bir ürün, yiyecek olarak kullanılan çok değerli bir ürün. Bizim hedefimiz de organik kurbağa üretimi yapıp, Avrupa pazarında yer alabilmek. Hedefimiz 27 ton burada canlı kurbağa üretimi yapmak, ürettiğimiz ürünleri de yurt dışına ihraç etmek” diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı ve denetimli 6 bin metre kare alan içerisinde yılda 27 ton kapasiteli çiftliğin içerisinde 5 çeşit üreme havuzu bulunuyor. Koçak’ın hedefi ise ürettiği kurbağaları ihraç etmek. -

EMEK VE DAYANIŞMA BAYRAMI
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Amasya’da etkinliklerle kutlandı. Kunç Köprüsünde toplanan sendika ve siyasi partililerin üyeleri ellerinde dövizlerle sloganlar atarak Pirinçci Caddesinden Yavuz Selim Meydanına yürüdü. Gruptakiler polis tarafından oluşturulan arama noktasından meydana alındı. Eğitim-Sen Amasya Şube Başkanı Bülent Erciyas günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada şunlara değindi.
“İşçisi, kamu emekçisi, işsizi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı kadını genci, doldurduğumuz 1 Mayıs meydanlarında nasıl bir memleket istediğimizi kol kola, omuz omuza, dile getiriyoruz. Adına ister kriz diyelim, isterse ekonomik dalgalanma sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı, soframızdaki ekmeği küçültüp geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor. Ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha da fazla sınırlanıyor. Emeğe kölelik dayatan bu düzende hepimiz kaybediyoruz.
Emek karşıtı, sermaye yanlısı neo liberal politikaların, vahşi kapitalizmin acımasız bir şekilde sürdürüldüğü bir ülkede hepimiz kaybediyoruz
Elimizden alınanları tek tek alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez. Kamu hizmetleri alanını kârı esas alan piyasaya, vatandaşları müşteriye, bizleri ise iş güvencesi tamamen ortadan kaldırılan kapı kullarına dönüştürmek için;
Ülkenin stratejik işletmelerini, fabrikalarını birkaç yıllık kârı karşılığında, arazileri ile birlikte satıp çalışanları işsiz bıraktılar. Şekerden, tütüne, enerjiden kağıda, etten samana ülkeyi dışarıya bağımlı hale getirdiler.
Tek derdi daha fazla kâr elde etmek olan özel sektörde çalışanların aleyhine ne varsa tek tek klonlayıp kamu alanına aktardılar.
‘Her kamu idaresi kendine uygun bir kamu personel rejimi yaratır’ diyenler en başından beri iş güvencemize göz diktiler. Bizi ‘devlete kapağı atıp yan gelip yatan, her türlü dokunulmazlığı olan verimsiz’ bir güruh gibi gösterdiler.
‘Reform’, ‘dönüşüm’ gibi yaldızlı, süslü kavramlarla temel haklarımızı tek tek ortadan kaldırdılar.
Az personelle, çok iş yapmayı esas alıp angarya çalışmayı artırdılar.
İstihdamı bin parçaya bölüp güvencesiz-sözleşmeli-taşeron-ücretli istihdamı,
bizi birbirimizin rakibi haline getiren-iş yükümüzü artıran performans sistemini-kuralsız-esnek çalışmayı tüm kamuya yaydılar.
Kariyer ve liyakati ortadan kaldırdılar. Siyasal kadrolaşmayı tüm kamu emekçilerini kapsar hale getirmek için hem işe almada hem görevde yükselmede mülakatın ağırlığını artırıp torpilin, kayırmanın kapısını sonuna kadar açtılar.
Yaşanan gerçek hayat pahalılığını perdelemek için rakamlara takla attıran TÜİK’in resmi enflasyonuna dayalı artışlar ile maaşlarımızı yoksulluk sınırından uzaklaştırıp açlık sınırına yaklaştırdılar.
Sonuç olarak; kendilerine uygun bir kamu ve personel rejimi yaratma konusunda ciddi mesafe kaydettiler.
Ancak bu onlara yetmiyor. Bugüne kadar torba yasalarla, KHK’lerle, OHAL ile sınırlanan, fiilen kullanılamaz hale getirilen iş güvencemizi tamamen ortadan kaldırmak için yeni bir ‘personel reformu paketi’ açıklamaya hazırlanıyorlar.
Bizim memleket dediğimiz, küçük bir azınlık için değil, bir avuç patron ve yandaş sermaye için değil, halkın emekçi çoğunluğu için yaşanabilir bir memlekettir. Biz memleket isteriz, ekonomik krizin faturasını krizin sorumluları ödesin.
Bizim memleket dediğimiz, sermaye ve iktidar sahiplerinin çıkarları doğrultusunda, hukuksuz ve keyfi bir biçimde yönetilen bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, işçi sınıfı başta olmak üzere halkın yüzde 99’u insanca, özgürce, kardeşçe yaşasın.
Bizim memleket dediğimiz, ülkenin birikimlerinin varlık fonu adı altında talan edildiği, işsizlik fonunun patronlara, bankalara peşkeş çekildiği, kıdem tazminatımıza bile göz konulduğu bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işi olsun.
Bizim memleket dediğimiz, ölümüne çalıştırıldığımız işyerleri, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretler, taşeron köleliği, güvencesizlik değildir. Biz memleket isteriz, çalışırken ölmeyelim, insanca yaşayabilelim.
Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanların, “hep bana” diyenlerin, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanların çiftliği değildir memleket. Biz memleket isteriz, adalet olsun, zam-zulüm-işsizlik son bulsun.
Bizim memleket dediğimiz, sokaklarda, meydanlarda, grevlerde, mahkemelerde hakkımızı savunmanın engellendiği, seçim sandıklarında hesap sormanın bile neredeyse “suç” ilan edildiği bir ülke değildir. Biz memleket isteriz, demokrasi olsun, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız tam olsun.
BİRLİĞİ DAYANIŞMAYI MÜCADELEYİ BÜYÜTMEK BİZİM ELİMİZDE
Bugün önümüzde iki yol var.
Ya iş güvencemiz başta olmak üzere temel taleplerimize birlikte sahip çıkıp emeğin birleşik gücünün zaferlerine bir yenisi ekleyerek hep birlikte kazanacağız.
Ya da bugüne kadar aldığımız darbelerin üstüne bir yenisinin eklenmesine izin verip hep birlikte kaybedeceğiz…
Biz karanlığın zifiriye döndüğü zamanlarda bile yarına dair umudumuzu hiç yitirmedik. Bugünden yarına umut biriktirmeye devam ettik.
Umutluyuz çünkü biz çoğuz, çoğunluğuz, milyonlarız, halkız!
Umutluyuz çünkü dünyanın ve ülkenin tüm güzelliklerini ortaya çıkaran, en yüce değerin, emeğin sahipleriyiz.
Umutluyuz çünkü gücünü bizi bölmekten alanların dayattığı sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuza omuza mücadele ettiğimizde önümüzdeki engelleri kumdan kalelere çevirdiğimiz başarılarla dolu bir tarihin sahipleriyiz.
Ekonomik krizin faturasının emekçilere yıkılmadığı,
Emeğin sömürülmediği,
Herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu,
Kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği,
Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu,
Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı,
Düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin, itiraz etmenin cezalandırılmadığı,
Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu
BİR DÜNYA VE ÜLKE İSTİYORUZ!
Kazanılmış haklarımızın gasp edilmek istenmesine, hukuksuz ihraçlara, yaşamın her alanındaki hukuksuzluğa, haksızlığa ve keyfiliğe en gür sesimizle dur diyoruz. Emeğimize, ekmeğimize, işimize geleceğimize ve memleketimize sahip çıkarak barış içerisinde savaşsız sömürüsüz bir dünyada yaşama ve yaşatma umudumuzu 1 Mayıs meydanlarında yükseltiyoruz. Güvencesizliğe, işsizliğe, yoksulluğa teslim olmayacağız. Umudu ve mücadeleyi büyütmek için 1 Mayısta alanlardayız. Barış ve huzur içinde kardeşçe yaşayacağımız güzel günlere hep birlikte omuz omuza yürüyeceğiz. Dayanışma ruhumuzla; ekmek, gül ve hürriyet günlerine olan inancımızla Yaşasın 1 Mayıs!” diye konuştu. Alanı dolduranlar davul zurna eşliğinde halay çektikten sonra dağıldı. -

3600 EK GÖSTERGE KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR!
Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, söz verildiği halde bugüne kadar gerçekleşmeyen 3600 ek gösterge konusunda basın açıklaması yaptı.
Necip Taşkın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kamu çalışanları zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmekte zorlanıyor. Kamu çalışanları yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Devletin, vatandaşın sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için önlem alması ve yaşama standartlarını yükseltmesi gibi Anayasal bir görevi vardır.
Kamu çalışanları kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini beklemektedir. Özellikle sağlık teşkilatlarında özverili bir şekilde çalışan, darp edilen, öldürülen sağlık çalışanlarının kadro ayırt edilmeksizin 3600 ek göstergeyi hak ettiklerinin bilinmesinde yarar var. Ek göstergenin 3600’e yükseltilmesiyle sağlık çalışanları biraz olsun rahatlayacaktır. Ek göstergenin kadro ayrımı yapılmadan bütün sağlık çalışanlarına verilmesini ısrarla istiyoruz. Çünkü ek göstergenin yükselmesi demek maaşların, emekli ikramiyelerinin ve emekli maaşlarının yükselmesi demektir. Ayrıca üniversite mezunu sağlık çalışanlarının mağduriyetleri de önlenmiş olacaktır. Zira bu konu, sağlık teşkilatlarında çalışan çeşitli meslek gruplarını yakından ilgilendiriyor.
Sendika olarak, 3600 ek gösterge düzenlemesinin sağlık teşkilatlarında halen çalışmakta olanları değil, aynı zaman da sağlık teşkilatlarından emekli olanları da kapsayacak şekilde bütünsel bir çalışma yapılmasını istiyoruz. Bu çalışma ilköğretimden üniversite mezunlarına kadar bütün sağlık çalışanlarını kapsamalıdır. Açıklandığı şekilde yapılacak bir düzenleme vicdanları yaralar, çalışma barışını bozar. Devlet, kamu çaalışanları arasında ayrımcılık yapamaz. Bu hususların özellikle dikkate alınması gerekmektedir. Bu nedenlerle 3600 ek gösterge konusunda verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Sendika olarak, 3600 ek gösterge bizim kırmızı çizgimizdir.”
