Etiket: cumhurbaşkanlığı

  • Masatlı muhtarlarla görüştü

    Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Taşova ilçesinde mahalle ve köy muhtarları ile bir araya geldi.

    Yüksel Akın Meslek Yüksekokulunda düzenlenen toplantıda konuşan Vali Masatlı, muhtarların köy ve mahallelerde devletin temsilcisi olduklarını söyledi.

    Masatlı “Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin bir gereği olarak sorunları yerinde tespit edip, muhtarlarımızdan sorunları dinleyip çözüme kavuşturmayı hedefliyoruz. Başarı varsa hepimizin, başarısızlık varsa da hepimizin. Bulunduğumuz yerin her zaman ehemmiyetini, önemini, sorumluluğunu ve yükümlülüğünü çok iyi bilmemiz gerekir. En küçük yönetim birimimiz muhtarlık ama en az 150 kişinin temsilcisi. Bizim işimiz vatandaşa hizmet, millete hizmetkar olmaktır.” Dedi.

  • BAŞKAN SARI BAHÇELİ’YE AMASYA İÇİN ÇALIŞMALARINI ANLATTI

    BAŞKAN SARI BAHÇELİ’YE AMASYA İÇİN ÇALIŞMALARINI ANLATTI

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Ankara’da katıldığı toplantı sonrası MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli beyi makamında ziyaret etti.

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Ankara’da gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu himayelerinde, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu işbirliği ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde düzenlenen Avrupa Hareketlilik Haftası 2019 Yılı Kampanya Tanıtım Toplantısı sonrası MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli beyi makamında ziyaret etti. Başkan Sarı, Sayın Bahçeli beye katıldığı toplantının içeriği ve Belediye çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Sayın Genel Başkan Bahçeli Bey çalışmalarında Sarı’ya başarılar dileyerek, Amasyalılara selamlarını iletmesini söyledi. Daha sonra MHP Genel Sekreteri Sayın İsmet Büyükataman beyi makamında ziyaret eden Başkan Sarı, kendisiyle bir süre görüştükten sonra Genel Merkezden ayrıldı.

  • BAŞKAN SARI ANKARA’DA

    BAŞKAN SARI ANKARA’DA

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Ankara’da düzenlenen “Avrupa Hareketlilik Haftası Tanıtım Toplantısı”na katıldı.

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Ankara’da gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu himayelerinde, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu işbirliği ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ev sahipliğinde düzenlenen Avrupa Hareketlilik Haftası 2019 Yılı Kampanya Tanıtım Toplantısı katıldı. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yapılan açılış konuşmasının ardından, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Sayın Christian Berger, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politika Kurulu Başkan Vekili Sayın Dr. Şükrü Karatepe, Türkiye Belediyeler Birliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Fatma Şahin’de birer konuşma gerçekleştirdiler. Gün boyu süren etkinlikler çerçevesinde Avrupa Hareketlilik Haftasına ilişkin sunumlar yapıldı ve Avrupa Kentsel Hareketlilik konusunda Avrupa Birliği girişimleri tanıtıldı. Tanıtım Programı kapsamında ayrıca belediyelerin gelirlerinin arttırılmasına ilişkin sorunlar ve çözüm önerileri ele alındı. Sıfır atık ve akıllı şehir uygulamaları da bu toplantı kapsamında değerlendirildi.

  • MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, teşekkür ziyaretleri kapsamında 8. Durağı olan Amasya’yı ziyaret etti.
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı ziyaret eden Bahçeli, belediye önünde Amasyalılara hitaben bir konuşma yaptı.
    Bahçeli konuşmasında şunları kaydetti: “Aziz Vatandaşlarım, Saygıdeğer Amasyalı Kardeşlerim, Değerli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Şehzadeler şehri Amasya’yı selamların en güzeliyle selamlıyorum.

    Amasya’da hayatını sürdüren, ekmeğinin peşinde olan her kardeşimi hürmet ve muhabbetle kucaklıyor en iyi dileklerimi sunuyorum. Amasya tarihin müşahidi, tarih Amasya’nın müteahhididir. Amasya Türkiye’nin göz nuru, maziye açılan gönül kapısıdır.

    Orta Karadeniz’in iç kısmında bir hilal gibi parlayan Amasya geçmişten bugüne dalga dalga büyüyen istiklal ve istikbal haklarımızın kader ve karar kentidir. İftiharla söylemek isterim ki, 31 Mart Mahalli İdareler Seçiminde tarihi bir duruş gösterdiniz. Emaneti ehline teslim ettiniz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne muazzam bir destek verdiniz. Üç hilali yükseltip huzuru ve umudu seçtiniz. Milli birlik ve kardeşliğin mesajını sahiplendiniz. Hepinizle övünüyorum, hepinizle gurur duyuyorum.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi “Teşekkür-Tebrik-Takdir” temasıyla planladığımız ziyaret programlarını sırasıyla gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda sekizinci durağımız olan Amasya’dayız.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Amasyalı kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Amasya Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sarı’yı, Göynücek Belediye Başkanımız Sayın Kadir Fatih Erdoğan’ı, Hamamözü Belediye Başkanımız Sayın Fatih Bayrakdar’ı can-ı gönülden tebrik ediyorum.

    31 Mart seçim sürecinde azimle, heyecanla, samimiyetle, inanmışlıkla çalışan, bununla birlikte sorumluluklarını harfiyen ifa ve icra eden değerli dava arkadaşlarımı, bütün parti teşkilatlarımızı takdir ediyorum. Allah eksikliklerini göstermesin diyorum.

    Amasya’da bir çığır açılmış, milli bir çağrı cevap bulmuştur. Elbette Amasya’nın değerini çok iyi biliyoruz. Verdiğiniz muhterem ve müstesna desteğe layık olabilmek için insanüstü bir gayretle görevimizi yerine getireceğiz. Amasya’ya mahcup olmayacağız. Amasya’nın hedeflerinden taviz vermeyeceğiz. Aziz ecdadımız Amasya’ya derin iz ve eserler bırakmıştır. Tamamı namusumuza emanettir.

    Bedestenler, camiler, medreseler, köprüler, türbeler, kaleler, çeşmeler, hanlar, hamamlar Amasya’yı tarihi ve kültürel hazine olarak kuşatarak zamanımıza kadara ulaşmıştır. Amasya evleri geçmişin anılarını bugünlere taşımıştır.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde tam yedi padişahımızın şehzadelik dönemlerindeki olgunlaşma ve kutlu görevlerine hazırlanma yeri Amasya olmuştur. Payitahta giden yol Amasya’dan geçmiştir. Devlet terbiyesi ve geleneği burada öğrenilmiş ve öğretilmiştir.

    Bir yanda imparatorluk bünyesinde, diğer yanda milli devlet yapısı içinde hem yükselişin, hem de kuruluş ve kurtuluşun ağırlık merkezi bellidir, kuşkusuz Amasya’dır. Şunu herkes bilmelidir ki, Amasya devletin özüdür, milletin sözüdür, tarihin sesidir, geleceğin ruh köküdür.

    Çözülmeye karşı direnç noktası burasıdır. Bölünmeye karşı devleşen irade buradan yükselmiştir. Amasya’ya hizmet ecdada vefa borcumuzdur. Amasya’yı ayak bağlarından kurtarmak, gelişmesini ve büyümesini sağlamak Milliyetçi Hareket Partisi için beka ve şeref meselesidir. Mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız, Amasya’yı baştan ayağa imar, inşa ve ihya edeceğiz.

    Milliyetçi Hareket Partisi’ne güvendiniz, sandıkta güç verdiniz; bizler de güveninizi boşa çıkarmayacağız, beklentilerinizi karşılıksız bırakmayacağız. Milliyetçi Hareket Partisi varsa umut vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa huzur vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa çare vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa sarsılmaz bir duruş vardır, sağlam bir şuur vardır, elbette buradadır, milli vicdanlarda hâkimdir.

    Değerli Amasyalılar, Aziz Dava Arkadaşlarım, Yüz yıl önce vatan toprakları işgal ve esaret altındaydı. Türk milleti zalimlerin baskı ve dayatmasına maruz kalmıştı. Uzun yıllar devam eden savaşlar topraklarımızı eritmiş, milletimizi bitkin, bezgin ve yorgun bırakmıştı. Sömürgeci güçler varlığımızı imhaya heves ve teşebbüs etmişlerdi. Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikedeydi. Ya bir yol bulunmalı, ya da bir yol açılmalıydı. İhtiyaç olunan kudret damarlardaki asil kanda gizliydi. Tutsaklık, bağımlılık, kölelik milletimize uzak ve yabancı kavramlardı.

    Türk vatanının her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, fedakârlık ve kahramanlıklarla nurlanmış, kutlu ecdadımızın mücadelesiyle kazanılmıştı. Felaketlerin ortasından anıt gibi yükselerek milli varlığımızın istiklal içinde geleceğe taşınması ihmali olmayacak bir görevdi.

    Nihayetinde Amasya Milli Mücadele’nin hareket mevkii olarak belirmiş ve sivrilmişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Amasya’ya tutunarak, Amasya’dan ilham alarak kurtuluşumuzun sönmeyecek meşalesini yakmışlar, istiklal genelgesini buradan yayımlamışlardır. Milli Mücadele’ye ruh ve yön veren kararlılık tam bir asır önce Amasya’dan ilan edilmiştir.

    22 Haziran 1919’da zamanlar üstü bir kavrayış ve inançla dile getirilen, “Milletin istiklali, yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır.” iradesi Türk milletinin bağımsızlık kıvılcımını tutuşturmuştur.

    Samsun’da atılan ilk adım, Amasya’da tebliğ edilen ilk tamim Erzurum ve Sivas’ın kongre ruhuyla birleşince milli heyecan keskin şekilde bilenmiş, zaferler kuvvetle birleşmiş, çok şükür Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı karılmış, temeli kazılmıştır. Türk milleti bağımsızlığının bedelini ödemiştir. Milli bekamızın müdafaası için her zorluğa göğüs gerilmiştir. Tarih aynı zamanda geleceğin ilham ve irade payesidir. Yüz yıl önce verilen kurtuluş mücadelesi Türk milletinin yüz akı, milli aklı, varoluş ahlakıdır. Bugün ülkemize yönelik kurulan tuzaklara Amasya Genelgesi’ndeki şuurla bakıyoruz.

    Manda ve himaye özlemi çekenlere Erzurum ve Sivas Kongrelerinin atılgan ve çevik tavrıyla cephe alıyoruz. Dün yedi düvel üzerimize geldi, yine bu milleti yenemediler, yine bu milleti deviremediler. Bugün terör örgütlerinin hunhar eylemleri yine sonuç vermeyecektir.  Sahnelenen küresel oyunlar amacına ulaşamayacaktır.  Yazılan bölgesel senaryolar yırtılıp atılacaktır.

    Kurgulanan ekonomik komplolar, planlanan veya tedavüle sokulan yaptırım tehditleri gene milletin azim ve kararıyla tesirsiz hale getirilecek, hiçbir baskı Türkiye’ye sökmeyecek, işlemeyecektir. Türkiye’nin sesi gür ve güçlü şekilde çıktıkça bundan ürken ve rahatsız olan ülkeler menfur arayış içine giriyorlar.

    Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum yaratmıştır.

    CHP Genel Başkanı’nın “Bize mi saldıracaklar” diyerek aklamaya çalıştığı YPG, 22 Temmuz 2019 gecesi sınır ilçemiz Ceylanpınar’a bir kez daha roket atmış, ikisi çocuk olmak üzere altı kişinin yaralanmasına yol açmıştır. CHP tehlikenin hala farkında değildir. CHP, HDP, İP aynı anda zillete düşmüşler, zihnen, fikren, siyaseten iflas etmişlerdir.

    Özellikle CHP Genel Başkanı’nın Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde dün yapılan “CHP’li Belediye Başkanları Çalıştayı”nda yapmış olduğu konuşma amaçsız siyasetin çarpık bir numunesidir.

    Konuşmasının tek bir yerinde Türkiye’nin terör sorunundan bahsetmemiş, tek bir satırında karşı karşıya olduğumuz ağır tehditlerle ilgili görüş paylaşmamıştır. Bu durum CHP adına ayıptır, utanç vericidir. CHP’ye oy veren kardeşlerime büyük bir haksızlıktır. CHP Genel Başkanı’na Amasya’dan açık açık soruyorum: Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi plan, hazırlık ve önerilere sahipsiniz? 22 Temmuz 2015’ten bu tarafa kaç şehit verdiğimizden haberiniz var mı? Sarımsağın yüzde 89, salçanın yüzde 90, çocuk bezinin yüzde 40 zamlandığını söylüyorsanız da, terörle mücadelenin artan maliyetlerini, bombaya, mermiye, askeri operasyonlara harcanan paraları hiç duydunuz, hiç hesap ettiniz mi? Sayın Kılıçdaroğlu, kuldan utanmıyorsanız, bari Allah’tan korkun.

    Türkiye ateşten gömlek giymişken, siz hangi yüzle konuşuyorsunuz? Mutfakta ateş varsa söner, söndürülür, bugün az yediysek yarın çok yeriz, bugün kaybettiysek kısa sürede tekrar kazanırız, peki ağlayan analara ne diyeceksiniz? Omuzlarda taşınan şehit naaşlarına nasıl bakacaksınız?

    Bekamız tahrip edildikten, vatan ve millet elden gittikten sonra neyin ekonomisinden, neyin gelir azalmasından bahsedeceksiniz? PKK-FETÖ ihanetinin açtığı derin yaraları, kazdığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da soğan, patates, patlıcan istismarıyla mı tamir ve telafi edeceğiz?

    CHP’ye oy veren vatandaşlarım ellerini vicdanlarına koyup muhasebe yapsınlar. CHP Genel Başkanı’nın konuşmasının nesi doğru, neresi düzgündür? Türkiye yalnızca Suriyeli sığınmacılara 35 milyar dolar harcamışken, terörle mücadelenin faturası günbegün ağırlaşırken, küresel tefeciler, ekonomik tetikçiler saldırdıkça saldırırken Türkiye’nin aleyhine konuşmak, ekonomide tezviratlar üretmek adamlık mıdır? Ahlaki midir? Millilik midir? Haysiyetli bir tavır mıdır?

    Milli bekamızın soğan kadar da mı değeri yoktur? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmakta, kimlere hizmet etmektedir? PKK’ya diyet borcu varsa söylesin, kurtaralım, kendisine omuz verelim.

    FETÖ’nün boyunduruğu altındaysa imdat desin, yardım edelim, elinden tutalım, düştüğü çukurdan çekip çıkaralım. Fakat Türkiye’nin tek adam rejimine geçtiğini söylemeye devam ettiği takdirde milli vicdanda mahkûm olacağını, Türkiye düşmanlarına taşeronluktan insan içine çıkamayacağı günlerin yaklaştığını da CHP Genel Başkanı’na ikazen hatırlatmak isterim.

    Teröristler kanlı eylem nöbetindedir, fakat CHP’den çıt yoktur. Sınır ötesinde oyun içinde oyun vardır, ama CHP’den ses yoktur. Bu CHP hangi ülkenin partisidir? Bu CHP kimlere tekmil ve selam vermektedir? Korkuları, sakladıkları hangi açıkları vardır da bu kadar aczin ve teslimiyetin pençesine düşmüşlerdir? İP, CHP, HDP arasında görüşülen, konuşulan, uzlaşılan hangi karanlık ilişkiler vardır?

    CHP Genel Başkanı son bir yılda milli gelirdeki düşüşün 135 milyar dolar olduğunu söylerken, karamsarlık aşılayıp kara kampanya tetikçiliği yaparken kimlerin gözüne girmek, hangi mihrakların dikkatini çekmek için çabaladığını artık herkes biliyor, herkes anlıyor. Bu çürük zihniyetler Milli Mücadele yıllarında ihanetiyle malum olan Ali Kemal’in izinden yürüyen, onun Birleşik Krallığa Başbakan olan torunuyla fikri hısım olan gafillerdir.

    Bunların nüfus kütüğü Türkiye’de, ruh kökü yabancı memleketlerdedir. CHP Genel Başkanı ne yaparsa yapsın, hangi fitne ve nifaktan nemalanırsa nemalansın bu aziz millet, bu büyük devlet varoluş mücadelesini kahramanca sürdürecektir.

    CHP tarihin yanlış tarafındadır, müflistir, geçmişinden kategorik olarak kopmuştur. Ve ne üzücüdür ki, CHP tanınmaz haldedir, aziz Atatürk’ün kemiklerini de sızlatmaktadır. Kılıçdaroğlu ne kadar üç maymunu oynasa da sınır ötesinden kaynaklanan terör tehdidi Türkiye’yi bir karar arifesine kadar taşımıştır. Kaldı ki taşımak da zorundadır.

    Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğünün sinir uçlarına basan, sabrını zorlayan, tahammül sınırını test eden vahim gelişmeler karşısında da varoluş-yok oluş mücadelesinin eşiğinde olduğumuz açıktır. Milli haklarımızı savunamazsak, milli bekamızı koruyamazsak bu coğrafyada, bu millet yapısıyla, bu devlet sistemiyle ayakta durmamız, hayat bulmamız mümkün değildir.

    Kurulan tuzakları akılla, sabırla, milli güç imkânlarıyla bozmak zorundayız. İmhamızı planlayanlara imanla engel olmalıyız, doğduklarına da pişman etmeliyiz. Zaafa düşmemizi projelendirenlere sonuna kadar direnç ve tepki göstermeliyiz. Türkiye’yi önce kafese alıp ardından da zincire vurmak istiyorlar. Bu yüzden vatanımız hedeftir. Milli birliğimiz, milli varlığımız saldırıya uğramaktadır. Bağımsızlığımız ve bekamız ateş hattındadır.

    Fakat teslim olmayacağız, alttan almayacağız, göz yummayacağız, zulme ve zulmete müsaade etmeyeceğiz. Bu gerçeği hafta başında Türkiye’ye gelen ve Suriye’nin kuzeyini esas alan gelişmelerle ilgili temaslar yapan ABD heyetinin iyi bilmesinde çok ciddi yararlar olacaktır.

    Teröristler Suriye’nin kuzeyindedir. Karanlık hesaplar Irak ve Suriye’nin kuzey tarafındadır. İnsanlık düşmanları bilhassa Fırat’ın doğusunda cirit atmakta, tahriklerini ve provokasyonlarını sürdürmektedir.

    Buna dur demenin, engel olmanın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Suriye’nin kuzeyinde acilen derinliği 30 km’yi bulan bir güvenli bölge kurulmalıdır. Bu bölge terörden tamamen arındırılmalı, denetim ve kontrolü Türkiye’de olmalıdır.

    PKK/YPG’li caniler silahlarını derhal teslim etmelidir. Terörden arındırılan ve güvenliği sağlanan alanlara ülkemizde misafir olarak bulunan Suriyeli sığınmacılar peyderpey gönderilmeli ve yerleştirilmelidir.

    Başka bir seçenek yoktur, artık kalmamıştır. Biz güvenli bölgeyle ilgili düşüncelerimizi 2012’den beri seslendirdik. Konuyla ilgili teklif ve değerlendirmelerimizi devamlı surette dile getirdik. Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almaktır.

    Bugüne kadar Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonlar iki defa ertelenmiştir. Her seferinde yeni bir oyalama sürecine maruz kaldığımız açıktır. Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur.

    Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır.

    Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir. 22 Temmuz 2019 Pazartesi günü ülkemize gelen ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin önerileri elbette makul ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzaktır.

    Özel Temsilci Türkiye’de görüşmeler yaparken, ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu Merkez Komutanı’nın Suriye’nin kuzeyinde aranan teröristlerle samimi görüntüler vermesi tam bir izansızlık, pervasızlık ve tutarsızlıktır. ABD Türkiye ile terör örgütünü eşzamanlı idare etmektedir. Bu pişkinliğin ve ahlaki düşüklüğün kabulü mümkün değildir.

    Üstelik ABD’li askerler karadan ve havadan YPG’li teröristlerin katılımıyla Fırat’ın doğusundaki sınır boyunca devriyeye çıkmışlardır. Ankara’da güvenli bölge müzakereleri sürerken ABD’li askerlerin teröristlerle birlikte hareketi ülkemize yönelik gözdağıdır. Müttefiklikle bağdaşmayan ne varsa bölgede tezahür etmektedir.

    Münbiç mutabakatına uymayan, Suriye’nin kuzeyinden asker çekmeyen ABD ileri düzeyde güvenilmez bir durumdadır.

    S-400 Füze ve Hava Savunma Sistemi alımından sonra artan yaptırım tehditleri, ABD Başkanı’nın gönülsüz gibi yaklaşıp Kongre’nin bastırması tam bir orta oyununa, tam bir tiyatroya dönüşmüştür. ABD, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG arasında denge arayışındadır. Kanlı teröristler ABD’nin direkt muhatabı, hain terör örgütü de doğrudan müttefiki haline gelmiş durumdadır. Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır.

    Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir.

    Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, “Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır” duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir. Fırat’ın doğusundaki, Irak’ın kuzeyindeki hain ve haşarat yuvaları dağıtılmalıdır. Irak’ın kuzeyinde icra edilen Pençe operasyonu Türkiye’nin kararlılığının ispatıdır.

    17 Temmuz 2019’da, diplomatımız Osman Köse’yi Erbil’de şehit eden alçakların suikastı planlayan ve azmettirenlerle birlikte cezalandırılması dökülen kanların son damlasına kadar hesabının sorulacağının çok açık bir göstergesidir.

    Katillere yönelik 18 Temmuz’da Duhok kırsalında, bundan altı gün sonra da Irak’ın kuzeyindeki Batifa kırsalında gerçekleştirilen operasyonların kararlılık ve kahramanlık beratı olduğu ortadadır. Yapılan kanlı saldırılar hiçbir hainin yanına bırakılmayacaktır. Rüzgâr eken fırtına biçecektir. Nefretle doğrulan cesaretle biçilecektir. Hiç kimse hesap hatası yapmasın. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacaktır. S-400 alıyorsak ülkemizin güvenliği içindir.

    Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgenin tesisini istiyorsak varlığımız ve egemenlik haklarımızın güvenceye kavuşturulması amacıyladır. Fırat’ın doğusuna F-16 olup uçacaksak, obüs olup patlayacaksak, bomba olup yağacaksak, ateş olup yakacaksak bunun icazetini de hiçbir yerden almayız, hiç kimseye de sormayız, sormayacağız. Irak’ın kuzeyine pençemizi geçirdik.

    Hakurk’tan Kandil’e varıncaya kadar ne kadar hain varsa önümüze kattık, kaçtıkları yere kadar kovalamaya başladık, hepsini birden namlumuzun önüne dizdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör koridorunu kestik, bağlantılarını kopardık. Bilinsin ki, Türkiye’nin varoluşuna dinamit koyamayacaklar. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kast edemeyecekler, milli haklarımıza çomak sokamayacaklar. Türk milletine boyun eğdiremeyecekler, Türk devletine diz çöktüremeyecekler. Doğudan batıya, kuzeyden güneye biriz, beraberiz, büyük bir aileyiz. Türk milleti zalimlere karşı kenetlenmiştir.

    Yürekler birdir, nefesler birdir, nitekim Türk milleti adını, anısını ve gelecek ülkülerini zedeletmeyecektir. Dünya ABD’den ibaret değildir. F-35’den mahrum olmak her şeyin sonu değildir. Küresel pakt, oluşum ve kuruluşlar kader değildir. Geçmişte kendi yolumuzu kendimiz çizmeyi başardık. Yine yaparız, yine başarırız, yine her zorluğun üstesinden geliriz. Çünkü biz Türk milletiyiz.

    Değerli Vatandaşlarım, Aziz Dava Arkadaşlarım, 25 Temmuz 2019 tarihinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faiz oranını yüzde 24’ten yüzde 19,75 çekmesi sevindirici bir gelişmedir.

    Üreten, yatırım yapan, istihdam oluşturan, Türkiye’nin büyümesine destek olan girişimcilerimizi, firmalarımızı, şirketlerimizi, iş âlemini faiz tasallutundan kurtarmak lazımdır. Vatandaşlarımızı faiz ve kur baskısından korumak muhakkak sağlanmalıdır. Nitekim faiz çilesine son verilmelidir. Üretim teşvik edilmeli, çarklar dönmeli, fabrika bacaları tütmelidir. Ekonomik saldırı düzenleyenlere bütün imkânlarımızla direnmek mecburidir. Çiftçilerimizin sorunları vardır, halledilmelidir. Esnafımızın şikâyetleri vardır, giderilmelidir.

    Emeklilerimizin, işçilerimizin, memurlarımızın, dar ve orta gelirli insanlarımızın talepleri imkanlar nispetinde karşılanmalıdır. Buğday üreticilerimizin, pancar üreticilerimizin, sebze ve meyve üreticilerimizin, emeğinin, alın terinin karşılığını almak isteyen kardeşlerimizin problemleri zaman içinde çözülmelidir.

    Ekonomik iyileşme, demokratik normalleşme, siyasi istikrar, kalkınma, gelişme ve zenginleşme hamlelerini daha da güçlendirecektir. 2018 yılının Ekim ayında yüzde 25,2 olan enflasyonun geçen ay yüzde 15,72’ye inmesi ve cari açıktaki gerileme umut vericidir. Mali disiplin ve tasarruf tedbirleriyle bütçe açığındaki artışların frenlenmesi mümkündür. Bizim arayışımız daha huzurlu bir Türkiye’dir. Bizim arzumuz daha müreffeh, daha güvenli, daha gelişmiş bir Türkiye’ye ulaşmaktır.

    İdlib’te bina enkazlarının arasına sıkışıp kalan çocukların yürek burkan fotoğrafları, Gazze’de, Kaşgar’da, Kerkük’te feryat eden yavruların feci akıbetleri hepimizi sarsmalı, uyarmalıdır. Vicdani görevlerimizi ihmal etmemiz düşünülemeyecektir. Yerlerini yurtlarını terk edip umuda yolculuk diye denizlerde boğulup balıklara yem olan göçmenlerin acıklı halleri hepimize ibret olmalıdır.

    Doyamayan, giyinemeyen, barınamayan, suya bile kanamayan mazlumların hakkını savunmak milletimizin tarihi mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Türk milleti var oldukça, Türkiye ebediyet istikametinde ilerledikçe zalimlerin korkulu rüyası, masumların da müdafaa mercii olarak anılacak ve ayakta alkışlanacaktır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle gücüne güç kattıkça bölgesinde huzur ve istikrar adası olarak yükselecektir. Yükselişimizin sınırı da yoktur. 2023 hedeflerinin gerisinde kalmanın bahanesi olamayacaktır. Ülkemiz daha güzel günlere, bugünden daha umutlu dönemlere ulaşacaktır. Sorun varsa, çözecek irade de vardır. Zillet değil millet yaşayacaktır. Zalimler değil mazlumlar kazanacaktır. Türkiye’de hiçbir insanımız aç ve açıkta bulunmamalıdır. Merkezi yönetimle mahalli yönetimler bunu teminle mükelleftir. Bizim belediyecilik anlayışımızın temelinde yatan da budur.

    İnsanımız huzur, barış, refah ve güvenlik içindeyse bizler rahat ederiz, vicdanen müsterih oluruz. Belediye Başkanlarımızın kapıları paylaşmanın, bölüşmenin, kardeşçe muamelenin, hayırsever ve yardımsever ahlakın merkezi olmalıdır. Bizim gönlümüzde herkese yer vardır. Bizim sevgimiz herkese yetecek kadar büyüktür. Amasya’da süt içemediği için ağlayan bir bebek olmayacaktır. Ekmek alamadığı için başını öne eğen nineler, dedeler, analar, babalar olmayacaktır. Isınamadığı için küçücük elleri soğuktan çatlayan çocuklarımız olmayacaktır. Giyecek ayakkabısı olmadığı için ayakları su içinde kalan yavrularımız olmayacaktır. Sözümüzü sözdür, Amasya’da ayağa ve şaha kalkacaktır.

    Amasya Belediye Başkanımıza ve diğer Belediye Başkanlarımıza samimiyetle güveniyor, hepsinden çok şey bekliyorum. Her Belediye Başkanımız şehrinin emini, teminatı, manevi hisarı, gece gündüz muhafızıdır.

    Medeniyet tasavvurumuza bizzat sahada refakat edecek, bunu tanıtıp anlatacak, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkemizi yaşatacak olan Belediye Başkanlarımızdır. Belediye Başkanlığına yeni seçilen arkadaşlarımdan özellikle rica ediyorum: Sürekli geçmiş yönetimlerden yakınarak vakit kaybetmek ve alınan kötü mirastan sızlanmak yerine önünüze bakmalı, hedeflerinizin peşinden koşmalısınız. Geçmişteki hataların aynısını yapmak bizim kitabımızda yazmayan bir sapma halidir.

    Vatandaşlarımızla empati yapamayan, dertlere deva olamayan, sorun ve şikayetlere kulak veremeyen belediye yönetimlerinin akıbeti biliniz ki kayıptır. Çıkarların ikmaline değil, haysiyetin ifasına, hidayetin ifadesine, hizmetin idamesine dört elle sarılmak önem ve öncelik sıralamasında en ön safta yer almalıdır.

    Diyor ya Hz. Mevlana: “Kula bela gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela vermez kul azmadıkça.” Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sizleri bir kez daha selamların en güzeliyle selamlıyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Amasya’yı daha gelişmiş yapma mücadelemizde sizlerin desteğinizi bekliyor, Cenab-ı Allah’ın yardım ve himayesini niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Yüce Allah’a emanet olun. Ne Mutlu Türküm Diyene.” diye konuştu.

  • AMASYA ÜNİVERSİTESİ ANTARKTİKA BİLİM SEFERİNDE

    AMASYA ÜNİVERSİTESİ ANTARKTİKA BİLİM SEFERİNDE

    Türk bilim insanları, Antarktika’dan getirilen örnekler üzerinde yaptıkları araştırmalarda, tarımda yaygın olarak kullanılan ve bitkileri öldüren kimyasal maddeleri zararsız hale getiren bir bakteri türü keşfetti. Proje ekibinde Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan Dr. Öğretim Üyesi Sevgi Maraklı da yer alıyor.
    Antarktika Bilimsel Araştırma ve Bilim Üssü Projesi kapsamında Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen Bilim Seferinde “Genomik Analizler ile Herbisitleri (Dalapon ve Bromoksinil) Parçalayabilen Psikrofil ve Psychrotolerant Mikroorganizma Çalışmaları” isimli projede yer alan araştırma ekibi; Antarktika’dan getirilen örnekler üzerinde yaptıkları araştırmalarda, tarımda yaygın olarak kullanılan ve bitkileri öldüren kimyasal maddeleri zararsız hale getiren bir bakteri türü buldu.

  • MİLLİ EĞİTİM BAKANI: TEMEL LİSELER KAPATILIYOR

    MİLLİ EĞİTİM BAKANI: TEMEL LİSELER KAPATILIYOR

    CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle yöneltmiş olduğu, ‘Temel liselerin kapatılmasına yönelik bir çalışma olup olmadığına ilişkin’ yazılı soru önergesine yanıt Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan geldi.

    “EĞİTİM ÖĞRETİM DESTEKLERİ YETERLİ Mİ?”
    CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yazılı soru önergesine yanıt veren Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Temel Liselerin 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar taahhütte bulundukları okul türüne dönüşmemesi durumunda resen kapatılacağı bilgisini verdi.

    Ayrıca Bakan Selçuk, Dershaneden temel liseye dönüşen kurum sayısının 1.225, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3.455 ve 2015-2016 eğitim öğretim yılında ise 71.668 temel lise öğrencisine eğitim öğretim desteği verildiği bilgisini verdi.

    GÜRER’İN SORULARI..
    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer yanıtlanması istemiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “Bir bölümü iktidarın dershaneleri kapatmasının sonrasında açılan 962 özel lise ile ilgili yeni bir düzenleme ile kapatılmalarına yönelik bir çalışma olduğu kamuoyuna yansımıştır. Bu yönde bir çalışma var mıdır? Bu bağlamda iktidarın taahhüttü ve kanunda yer aldığı üzere, öğrenci teşviki, bina kiralama ve arsa tahsisi yapılacaktı. Kaç okula yapıldı, toplam tutar nedir? Öğrenci teşviki uygulamasının ilk ve ikinci yılında teşvikli öğrenci sayısı kaçtır? 5 Şubat 2017 tarihindeki yönetmelikte MEB Temel Liselere okul kiralayacağını açıklanmıştı, kaç okul kiralanmıştır? Arsa tahsisi sağlanan okul sayısı kaçtır? 2015 yılında 4200 dershane vardı. İnceleme ve soruşturma sonucunda kaç dershane Temel Liselere dönüştürüldü? Süreç içinde kaç Temel Lise kapandı? Ülke genelinde, MEB’e bağlı olan kaç tane özel öğretim kursları, kişisel gelişim kursları, KPSS kursları bulunmaktadır” şeklindeki soruları yöneltti.

    BAKAN SELÇUK: “TEMEL LİSELER KAPATILACAK”
    CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yazılı soru önergesine yanıt Ziya Selçuk’tan geldi. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren temel liselerin 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonuna kadar taahhütte bulundukları okul türüne dönüşmemesi durumunda resen kapatılacağı bilgisini veren Bakan Selçuk, “Bakanlığımıza bağlı diğer özel okulların kapatılmasına ilişkin Bakanlığımızca yürütülen bir çalışma bulunmamaktadır” yanıtını verdi.

    “1.225 KURUM, TEMEL LİSE OLDU”
    Dershaneden temel liseye dönüşen kurum sayısının 1.225, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 3.455 ve 2015-2016 eğitim öğretim yılında ise 71.668 temel lise öğrencisine eğitim öğretim desteği verildiğini açıklayan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,“21.06.2019 tarihi itibariyle Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösteren 2.811 özel öğretim kursu bulunmaktadır” yanıtını verdi.

  • İŞKUR’DAN ÜNİVERSİTELİ GENÇLERE YAZ TATİLİ FIRSATI

    İŞKUR’DAN ÜNİVERSİTELİ GENÇLERE YAZ TATİLİ FIRSATI

    İŞKUR, Sosyal Çalışma Programı ile Yaz tatilini verimli bir şekilde geçirmek isteyen üniversiteli gençlere fırsat sundu. Program, ilimizde de uygulanmaya başladı.
    Cumhurbaşkanlığı Birinci 100 Günlük İcraat Programı kapsamında bulunup üniversite öğrencilerinin çalışma hayatı ile tanışmasını sağlamayı amaç edinen programda gençlere çalışma disiplini kazandırmak, insani değerlerinin geliştirilmesini desteklemek, toplumsal faydanın yüksek olduğu kamusal alanda sunulan hizmetlere üniversite öğrencilerinin geçici süreyle katılımlarının ve aynı zamanda geçici gelir elde etmeleri hedefleniyor. Ayrıca programın İŞKUR ile gençler arasındaki iletişimi ve işbirliğini artıracağı da değerlendiriliyor.
    Amasya genelinde İŞKUR İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve bazı kamu kurum, kuruluşlarının işbirliğiyle 08.07.2019 tarihinde başlatılan program kapsamında kura ile belirlenen katılımcılara görevlileri tarafından gerekli bilgilendirmeler yapıldı.

  • AB KAPSAMINDA EĞİTİM SEMİNERİ

    AB KAPSAMINDA EĞİTİM SEMİNERİ

    Amasya, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygulayacağı ‘Kırsal Kalkınmada Uzman Ellerin Desteklenmesi’ programı kapsamındaki 4 pilot il arasında. Proje hazırlayacak üniversite mezunu Amasyalı gençler 100 bin liraya kadar hibe desteğinden yararlanabilecek.
    Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin illerinde kırsal alanda yaşayan veya yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunu olanlar, tarımsal projeleri için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sunacağı 100 bin liraya kadar hibe desteği alabilecek.
    2019-2020 yılları için pilot uygulama olarak Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin illerinde pilot bölge olarak; kırsal alanda yaşayan ve yaşamayı taahhüt eden tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul veya üniversite mezunlarının mahallinde uygulayacağı hayvansal üretim, bitkisel üretim, su ürünleri üretimi ve yöresel tarım ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik projelere ve tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere 100.000,00 liraya kadar hibe verilecek.
    Genç nüfusun kırsal alanda istihdamına katkı sağlamak, tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimciliği destekleyerek bu faaliyetlerin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik etmek, tarımsal üretimini miktarını kalitesini ve verimliliğini artırmak, kırsal alanda tarımsal üretim yapan mevcut işletmelere örnek ve önderlik oluşturacak sürdürülebilir yatırımları desteklemek amaçlanıyor.
    Başvuru yapabilecek kişi ve işletmeler: Tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunu kişiler.
    Uzman Ellerin Desteklenmesi Cumhurbaşkanlığı 1310 sayılı kararı 12.07.2019 tarihli ve 30829 sayılı Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe girmiştir. Söz konusu kararın uygulama rehberi yakında açıklanacaktır.

  • HÜKMEDİLEN DEĞİL HÜKMEDEN

    HÜKMEDİLEN DEĞİL HÜKMEDEN

    Türkiye Büyük Millet Meclisi TBMM Genel Kurulu MHP Grup toplantısına Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı da katıldı. Toplantı da Başkan Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan eşlik etti.

    Grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, “Türk milleti zorlu bir coğrafyayı, üzerinde hesap yapılan bereketli toprakları vatan yaptı. Bir vatana sahip olmanın ağır bedelleri vardı, bu bedeller de destanlaşan şehadetlerle ödendi” dedi.

    Milli ruhun asırları kavradığını, cihanı kuşattığını, beşeriyeti kendisine hayran bıraktığını belirten Genel Başkan Bahçeli, konuşmasının devamında şunları söyledi; “Türk milleti, üzerinde yaşadığı aziz vatana tutunarak geleceğin yol haritasını çizmiştir. Hükmedilen değil hükmeden, istikamet verilen değil istikamet veren ülke olmanın hedefiyle mücadelemizi sürdürüyoruz. Tarih şuuru varsa gelecek vizyonu canlı bir resim gibi önümüzde duracaktır. 15 Temmuz’da yaşananlar tarihimizin çağrısını tekrar hatırlatmıştır. Demek ki Türk vatanını işgal emelleri hala bitmemiştir. Demek ki küresel odakların mütecaviz akımları hala kesilmemiş, daha doğru bir ifadeyle kesilmeyecektir. Bu nedenle hükümet sisteminin değişmesi gerekiyordu. Siyasetteki itiş-kakış son bulmalıydı. Kutuplaşma en aza çekilmeliydi. Cephe siyaseti değil, kaynaştırıcı bir anlayışın kök salması temin edilmeliydi. Parlamenter sistemden kaynaklanıp siyaset hayatımızı doğrudan kuşatan krizlerin milli mutabakatla bitirilmesi, değilse bile azaltılması en acil gündemdi. Tarihimize ve kültürümüze en uygun modele intikal sağlanmış, Türkiye Cumhuriyeti de 3. evresine eklemlenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi milli misyon ve vizyonumuzla 2053 ve 2071 hedeflerimizi zemin hazırlayacaktır. Biz karanlığı gördük, bunu dert ettik sonra da bir mum yakıp etrafı aydınlattık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinin teminatıdır” diye konuştu.

  • FESTİVALDE EMEĞİ GEÇENLER

    FESTİVALDE EMEĞİ GEÇENLER

    Vali Dr. Osman Varol, Milli Mücadelenin ve Amasya Tamimi’nin 100. yılı dolayısıyla bu yıl daha bir önem arz eden 12-22 Haziran Amasya Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Festivali kapsamındaki organizasyonlara gönüllülük esasıyla katkı sağlayan Kızılay, Yeşilay ve Amasya Gençlik Merkezi’nin gönüllü üyeleri ile basın mensuplarıyla buluşarak destekleri için teşekkür etti.
    Halkımızın, gençlerimizin görüşlerini de alarak planladıkları etkinliklerin toplumun her kesimine hitap etmesine büyük önem verdiklerini anımsatan Vali Dr. Osman Varol, “Düşündüğümüz ve mutlaka olmalı dediğimiz her şeyi gerçekleştirip halkımızın 100. yıl coşkusunu yaşaması için çalıştık” dedi.
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 12 Haziran 1919’da geldiği şehrimizde Amasyalıların desteğini ardına alıp 22 Haziran 1919’da Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum belgesi niteliğindeki Amasya Tamimi’ni ilan etmesinin 100. yıldönümü dolayısıyla bu yıl daha bir coşkuyla gerçekleşen festival etkinliklerinin yerel ve ulusal basında da önemli ölçüde yer aldığına değinen Vali Varol, “Basında yer almasını, halkımıza duyurulmasını sağlamaları adına da bizimle beraber gece gündüz koşturan, bir ekip olarak bizlerle çalışan basın mensubu arkadaşlarımıza da festivalin, farkındalığın ülkeye, Amasya’mıza yayılmasını sağladıkları için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
    100. yıl programını himayelerine alan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sunan Vali Varol, ilgili bakanlıklara, Garnizon Komutanlıklarımıza, Amasya Belediyesi’ne, Adliye teşkilatına, Amasya Üniversitesine, Amasya İl Özel İdaresine ve kurum ile kuruluşlarımıza destekleri, halkımıza da katılımları için teşekkür etti.
    Büyük Amasya Oteli’nde Vali Yardımcıları Turgay İlhan ile Ferhat Burakgazi, Merzifon Kaymakamı Gürkan Demirkale’nin de bulunduğu kahvaltı programın sonunda etkinliklerde gönüllülük esasıyla görev almalarından çok memnun olduğu gençlere teşekkür belgesi verip kitap hediye eden Vali Varol, programın sonunda gönüllü gençlerle hatıra fotoğrafı da çektirdi.