Etiket: beslenme

  • “BESLENME DOSTU OKULLAR

    “BESLENME DOSTU OKULLAR

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılan “Beyaz Bayrak” İş Birliği Protokolü ile eğitim kurumlarının temizlik ve hijyen konularında teşvik edilmesi, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi, yaşam kalitesinin yükseltilmesi, yeterli eğitim almış sağlıklı nesiller yetiştirilmesi,
    “Beslenme Dostu Okullar Programı” İş Birliği Protokolü ile de, ülke genelinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okulların sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam konularında teşvik edilmesi ve bu konuda yapılan iyi uygulamaların desteklenmesi ile okul ortamı ve öğrenci sağlığının geliştirilmesi amaçlanmaktadır.
    “Beyaz Bayrak” ve “Beslenme Dostu Okul” sertifika dağıtım töreni, Vali Yardımcısı Turgay İlhan, Belediye Başkan Yarımcısı Hasan Şahin, İl Milli Eğitim Müdürü Doç.Dr. İlker Kösterelioğlu, İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Nurcan Yurt Şenel, Okul/kurum Müdürlerinin katılımlarıyla Hattat Hamdullah Ortaokulu konferans salonunda düzenlendi.
    Törende, İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz konuyla ilgili sunum gerçekleştirerek, “Amacımız daha temiz ortamlarda sağlıklı beslenen ve hareket etmeyi tüm hayatı boyunca uygulayan nesiller yetiştirebilmektir. Bu duygu ve düşüncelerle İlimizde ki tüm okulların Beyaz Bayrak ve Beslenme Dostu Okul Sertifikalarına sahip olmasını temenni ediyoruz.” dedi.
    Gerçekleştirilen törende Amasya İl genelinde 316 okuldan 51 okulumuza “Beyaz Bayrak” sertifikası verildi. Böylelikle toplam 297 (İkiyüz doksanyedi) okulumuz “Beyaz Bayrak” almaya hak kazandı.
    Törende ayrıca Amasya İl genelinde 297 Beyaz Bayraklı okuldan 41 (kırk bir) okulumuza “Beslenme Dostu Okul” sertifikası verildi. Böylelikle toplam 179 (Yüzyetmişdokuz) okulumuz “Beslenme Dostu Okul” oldu. Tören “Beyaz Bayrak” ve “Beslenme Dostu Okul” sertifikası almaya hak kazanan okullara sertifikalarını vermesiyle son buldu.

  • YURT PROBLEMİ YAŞAYAN KIZ ÖĞRENCİLERİN SORUNLARI BİR AN ÖNCE ÇÖZÜLMELİDİR

    YURT PROBLEMİ YAŞAYAN KIZ ÖĞRENCİLERİN SORUNLARI BİR AN ÖNCE ÇÖZÜLMELİDİR

     

    Türk Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, Üniversite öğrencilerinin yaşadığı ve en çokta kız öğrencilerin yaşadığı problem yurt problemidir ve bu sorun bir an önce çözülmelidir dedi.
    Türk Eğitim Sen Amasya Şube Başkanı Kamil Terzi, “Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulların açılmasından sonra 16 Eylül 2019 itibarıyla Amasya Üniversitesi’nde de akademik yıl başlamış oldu. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Başkan Terzi, “2019-2020 Akademik yılının Üniversitemizin akademik, idari tüm personeli ile birlikte tüm üniversite öğrencilerimize hayırlı, huzurlu, sağlık ve başarılarla dolu bir yıl olmasını diliyoruz. Amasya Üniversitesi’nin şehrimize ekonomik ve kültürel katkısı düşünüldüğünde önemi daha iyi kavranacaktır. Türkiye’nin hemen her ilinden ve hatta yurtdışından Amasya Üniversitesi’ni tercih eden tüm öğrenciler ilimizin misafirleridir. Onların eğitim hayatlarını en verimli bir şekilde değerlendirmeleri, barınma, beslenme, ulaşım sorunlarının halledilmesi tüm Amasyalıların görevidir. Bize ulaşan bilgilere göre Kredi Yurtlar Kurumu’nun İpekköy’de açtığı erkek öğrenci yurtlarından sonra erkek öğrencilerimiz için Amasya’da yurt problemi kalmamıştır. Ancak kız öğrencilerimiz için problem devam etmektedir. En kısa zamanda çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Ayrıca İlçelerimizde de kız ve erkek öğrencilerimiz için devlet yurtlarının ya olmaması ya da yetersiz olması çözülemeyen problemdir.
    Amasya Üniversitesi, kendi yaşıtlarıyla kıyaslandığında Türkiye’nin en başarılı üniversiteleri arasında gösterilmektedir. Üniversite yöneticilerimiz ve değerli hocalarımızın özverili çalışmalarından kaynaklanan bu başarının giderek artacağından hiç şüphemiz yoktur. Vatanını seven, devletimizin geleceğini, milletimizin yüceltilmesini gaye edinen herkesin üniversitemizin gelişimine katkı sunması zorunluluktur. Amasya Üniversitesi’nin en ileri teknolojik gelişmeler, bilimsel çalışmalar ve sosyal, kültürel faaliyetlerle ilim irfan yuvası olması için Türk Eğitim Sen olarak her zaman olduğu gibi elimizden geleni yapacağız.” Diye konuştu.

  • SAĞLIK DOSTU KARPUZ

    SAĞLIK DOSTU KARPUZ

    Bir porsiyonunun 60 kalori olması sayesinde diyet yapanların ve sağlıklı beslenenlerin tercihleri arasında yer alan karpuzun çok önemli faydaları bulunuyor. Tatlı krizlerini en hafif şekilde atlatmanın iyi bir yolu olan karpuz, obeziteden kalp hastalıklarına kadar pek çok rahatsızlığa karşı doğal bir koruma sağlıyor. Amasya İl Sağlık Müdürü Dr. Öner Nergiz, karpuzun faydaları hakkında bilgi verdi.

    Karpuz, su ve şeker içeriği yanında birçok vitamin ve mineral içeren düşük kalori mucizevi bir meyvedir. Özellikle yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan karpuz, kilo kontrolüne de yardımcı olmaktadır. Ayrıca karpuz, tatlı krizlerini önlemek için de özellikle tercih edilmesi gereken bir meyvedir.

    60 kalorilik vitamin deposu
    Karpuz; C vitamini (16 mg), pantotenik asit, biotin, potasyum (230 mg), A vitamini, B1 vitamini, B6 vitamini, bakır, magnezyum için iyi bir kaynaktır. Bir porsiyon yani 200 gramlık bir karpuz 60 kalori olmasıyla da iyi bir diyet besinidir. 200 gram karpuz 15 gram karbonhidrat, 0,80 gram lif ve 8 miligram likopen içermektedir.

    Böbrek hastaları doktora danışmadan yememeli
    Her türlü sebze ve meyve, uzun yaşamın sırrı olarak değerlendirilmektedir. Birçok araştırma karpuz gibi bitkisel besinlerin tüketilmesini obezite, diyabet, genel ölüm oranlarının azalması, kanser ve kalp hastalıklarının azalması ile ilişkilendirmektedir. Ancak karpuz potasyum içeriği yüksek olan meyvelerden biridir. Bu sebeple potasyum kısıtlaması olanlarda, böbrek hastalarında tüketimi beslenme uzmanları kontrolünde olmalıdır.

    Karpuzun faydalarını biliyor musunuz?
    1. Bir porsiyon karpuz günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 16’sı karşılamaktadır.
    2. Karpuz kan basıncını düzenleyerek, tansiyonu kontrol altına almaktadır.
    3. Kanser savar bir besindir. Kanser vakalarında yan etkinin azalmasına yardımcı olmaktadır
    4. Vücutta yağ birikimini engellemektedir.
    5. Serbest radikalleri etkisiz hale getirip ve oksidatif stresi azaltarak kalbi korumaktadır.
    6. Çok iyi bir antioksidandır.
    7. Sindirimi düzenleyip, kabızlığı, hazımsızlığı önlemektedir.
    8. Susuzluğa çaredir.
    9. İçerdiği kolin sayesinde hafızayı güçlendirmektedir.
    10. Kas ağrılarını azaltıp, egzersiz sorası toparlanma süresini kısaltmaktadır.
    11. Cildi nemlendirip, saç hücrelerini geliştirmektedir.

  • NESLİ TÜKENMEKTE OLAN AKBABALAR AMASYA SEMALARINDA

    NESLİ TÜKENMEKTE OLAN AKBABALAR AMASYA SEMALARINDA

    Amasya’da nesli tükenmekte olan ve ana vatanı Afrika olan küçük akbabalar ilk defa görüldü.

    Amasya’da görülen bu kuşlar sivri kafalı, kama şeklinde kuyruklu, küçükçe bir türdür. Kanatlarını düz tutarak süzülür. Erişkinin rengi kirli sarımsı ya da grimsi beyaz, yüzü ise sarıdır. Gün ışığındaki uçuşu sırasında bembeyaz parlar, uçuş telekleri siyahtır ancak gövdesi krem rengi görünebilir. Genci koyu kahverengi, kuyruğu kama şeklinde, gagası ince göçmen bir kuş olan küçük akbabalar bu mevsimlerde nadir olarak Türkiye’de görülse de Amasya’da ilk defa görüldüğü ve üreme yapmak için bu bölgeyi seçtiği ve leşle beslendiği öğrenildi.

  • CUMA DEDE’NİN AZİM ÖYKÜSÜ

    CUMA DEDE’NİN AZİM ÖYKÜSÜ

    Gümüşhacıköy’de yaşayan 72 yaşındaki Cuma Sarıtaş, 41 kilo vererek yeniden sağlığına kavuştu.

    Cuma dede, Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz’ın diyet önerilerine uyarak ve düzenli olarak her gün yürüyüş yaparak 1,5 sene içinde 41 kilo verdi. Tansiyon için kullandığı ilaçlardan da kurtulan Cuma Sarıtaş 72 yaşında hayata yeniden başladı.

    Diyetisyen Gülşah Yıldız Akyılmaz, “Cuma amca 1,5 sene önce geldi. 120 kiloydu, şimdi 79 kilo. 1,5 senede 41 kilo verdi. Yüksek tansiyon hastası, 3 tane ilacı vardı geldiğinde. Ama şimdi hepsinden kurtulduk. Diyetle kurtulduk. Belli bir yaşın üstünde yaşam tarzı değişikliği yaparsak, yürüyüşümüzü yaparsak, beslenmemizi düzenlersek yüksek tansiyondan kurtuluyoruz, ilaçlardan kurtuluyoruz, başarıyoruz” dedi.

  • “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

    “BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZİ GÜÇLENDİRİN”

    Başhekimi Uzm. Dr. Selçuk Sezikli,  Sağlıklı beslenmek, hijyene dikkat etmek, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, spor yapmak; hasta olmamak için yapılması gerekenlerin başında gelse de bunların dışında önemli bir nokta daha var, o da bağışıklık sisteminizin güçlü olmasıdır” dedi.

    Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini hakkında önemli bilgiler veren Başhekim Uzm. Dr. Selçuk Sezikli, “Bağışıklık; organizmanın kendisinden farklı yapıya sahip virüs, bakteri, mantar, parazit gibi zararlıları yabancı olarak algılaması ve ondan kurtulmak için çeşitli savunma mekanizmalarını harekete geçirerek, organizmayı koruyan bir sistem. Kendinden olanı, kendinden olmayandan ayırt etme yeteneğine sahip. Bağışıklık sisteminin ilk görevi yabancı maddelerin vücuda girişini önlemek, herhangi bir şekilde girmeyi başaranların ise yayılmasını engellemek ve yok etmek. Bağışıklık sisteminin desteklenmesi hastalıklara karşı direnç kazanmak, soğuk algınlığı, grip ve kanserden etkilenme olasılığının azaltmak açısından büyük önem taşıyor. Bağışıklık sistemini bozan etkenler stres, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk, radyasyon, hava kirliliği, bazı ilaçlar (kortikosteroidler gibi) ve genetik faktörler olarak özetlenebilir. Bağışıklık sisteminin aşırı, eksik ya da hatalı çalışması sonucu hastalıklar ortaya çıkıyor. Etkili bir bağışıklık sistemi birçok hastalığa karşı koruyucu olmasına karşılık sistem yetersiz olduğunda AIDS, kanser gibi farklı hastalıklar; aşırı harekete geçmesi durumunda ise alerji, anafilaksi, otoimmünite gelişebiliyor.

    Bağışıklık sisteminin yetersiz kaldığı durumlarda, vücudumuza giren herhangi bir mikroba karşı iyi savaş verilememesi sonucunda ‘bağışıklık sistemi yetersizliği-immün yetersizlik’ olarak adlandırdığımız hastalıklar ortaya çıkıyor.

    Bağışıklık sistemi yetersiz olanlar, özellikle virüs enfeksiyonlarına yatkınlık gösterdiği için, enfeksiyona yakalanmamak için kapalı yerlerde fazla bulunmamaları gerekiyor. Örneğin, kalabalık ve iyi havalandırılmayan kapalı alanların kullanımının arttığı soğuk havalarda özellikle kışın grip oldukça yaygın görülüyor. Hastalık esas olarak damlacık enfeksiyonuyla bulaşıyor. Öksürük, hapşırık, konuşmayla ortaya çıkan damlacıkların solunması, öpüşme, tokalaşma yoluyla veya virüs bulaşmış eşya, yiyecekle temas sonucu bulaşma gerçekleşebiliyor. Virüsler, mikrobun kapı tokmağı, telefon gibi bulaştığı yerlerde canlı kalabildikleri için bu yüzeylere temastan sonra virüsleri uzaklaştırmak için ellerin sabunlu suyla yıkanması gerekiyor. El temizliğinin çok ihmal edildiği göz önüne alındığında, doğru ve etkili el yıkamanın önemi unutulmamalı, sık sık vurgulanmalı ve örnek olunmalı. Bol miktarda sebze ve meyve tüketmek, tek tip beslenmekten kaçınmak, yararlı her türlü besinin dengeli tüketilmesini sağlamak, kişisel hijyene özenmek, düzenli uyku, egzersiz, stresten uzak hayat; hastalıklardan korunmada en önemli faktörler arasında yer alıyor” dedi.

    Çevresel faktörlerin önemini de anlatan Başhekim Sezikli “ Bağışıklık sistemini etkileyen faktörlerin başında genetik geliyor, onu çevre izliyor. Onu bozan stres, kötü beslenme, alkol, uykusuzluk, radyasyon, hava kirliliği gibi etkenlerden uzak durmak gerekiyor. Stres, tek başına bağışıklık sistemini baskılayarak enfeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran en önemli risk faktörlerinden. Sistemin etkin fonksiyonlarını gösterebilmesi için sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz yapma, havalandırılmış alanlarda bulunma, ellerin düzenli olarak ve iyice yıkanması, hasta kişilerden uzak durulması, öpüşme ve yüz temasından kaçınılmasına dikkat edilmeli.

    Hastalar kalabalık ortamlardan uzak durmaya, öksürürken, hapışırırken burun ve ağızlarını kapamaya özen göstermeli. Böylece hastalığın toplum içinde yayılması önlenmiş, bağışıklık sistemi zayıf kişilerin hastalanması engellenmiş olur” ifadelerini kullandı.

  • İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI

    İYOT YETERSİZLİĞİ HASTALIĞI

    Çocuklar, bir ülkenin geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin sağlanması, büyümeleri ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması, geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde oluşturulması ülkenin geleceği açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Bu nedenle ülkemizde çocukların beslenmesine yönelik birçok koruyucu ve geliştirici etkinlik yürütülmektedir.
    Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, anne ve çocuk ölümlerine yol açabilen sağlık problemlerinin çözümüne ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesine yönelik olarak çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalardan biri de ülkemiz için önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıkları ve bu hastalıkların yol açtığı sağlık problemlerinin önlenmesidir. İyot eksikliği önlenebilir zekâ geriliğinin en önde gelen nedenlerinden birisidir ve kişiyi anne karnından başlayarak tüm yaşamı boyunca olumsuz olarak etkileyen bir hastalıklar bütünüdür.
    İyot yetersizliğinin en olumsuz ve yıkıcı etkilerinin gözlendiği risk grupları; doğurganlık çağdaki kadınlar, gebeler, bebekler ve çocuklardır. Bebek ve çocuklarda; büyüme ve gelişme geriliği, zekâ düzeyinin akranlarına göre en az 13,5 puan daha düşük olması, öğrenme yeteneği ve okul başarısında azalma, gebelerde düşük ve ölü doğum riskinde artma ve her yaşta guatr iyot yetersizliğin oluşturduğu önemli sağlık problemlerinden sadece birkaçıdır. Önemli bir halk sağlığı sorunu olan iyot yetersizliği hastalıklarının önlenmesine yönelik olarak, 1994 yılından beri “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir.
    1998 yılında hazırlanan tuz tebliği ile tüm sofra tuzlarının iyot ile zenginleştirilmesi sağlanmıştır. 2013/48 Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği son yayınlanan tebliğdir. Bu tebliğe göre sofra tuzu: Doğrudan son tüketiciye sunulan, ince öğütülmüş, iyotla zenginleştirilmiş, rafine edilmiş veya edilmemiş işlenmiş tuzu tanımlamaktadır. Sofra tuzuna 25-40 mg/kg oranında potasyum iyodat katılması zorunludur. Tuzlarla ilgili denetimler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca sürdürülmektedir. İyodun önemini topluma daha çarpıcı ve etkili yöntemlerle aktarmak, ülkemizde iyotlu tuz kullanımını tüm topluma yaygınlaştırmak, toplum bilinci oluşturmak ve 81 il bazında konuyu gündeme getirmek amacı ile Haziran ayının ilk haftası (1-7 Haziran) İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi Haftası olarak belirlenmiştir. Hafta boyunca tüm illerimizde halka yönelik çeşitli etkinliklerle halkımıza bilgilendirme ve farkındalık ile konunun önemi aktarılmaktadır. Bu çalışmalarla iyotlu tuz kullanımında elde edilen başarının devam etmesi amaçlanmaktadır.

  • SÜT İÇİYORUM SAĞLIKLI BÜYÜYORUM

    SÜT İÇİYORUM SAĞLIKLI BÜYÜYORUM

    İlimizde 21 Mayıs Dünya Süt Günü kutlamaları çerçevesinde ilkokullar arasında düzenlenen “Süt İçiyorum Sağlıklı Büyüyorum” konulu resim yarışması düzenlendi. Dünya süt günü münasebeti ile İl Müdürlüğümüz Konferans Salonunda tören düzenlendi. Yapılan yarışmada dereceye giren öğrencilerde ödüllerine kavuşturuldu. Törene İl Müdürümüz Zekeriya ŞEKER, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. İlker KÖSTERELİOĞLU, öğrenciler, veliler ve Müdürlüğümüz personeli katıldı. İl Müdürümüz törende yaptığı konuşmasında; “Ülkemizde yıllık kişi başına içme sütü tüketimi 34 Lt’dir. Ancak tüketim miktarımızın en az 60-65 lt seviyelerinde olması gerekmektedir. Ülkemiz süt üretimi bakımından dünyada 8. sırada, Avrupa’da ise 3. sırada bulunmaktadır. Yeterli ve dengeli beslenme için çocuk ve gençlerin günde 3-4, yetişkinlerin ise günde 2 su bardağı süt veya süt ürünleri tüketmeleri gerekmektedir. Üretimdeki yükselişimizin süt tüketiminde de olmasını temenni ediyoruz. Besin açısından ‘mükemmel gıda’ olarak nitelendirilen süt, insan sağlığı açısından şüphesiz büyük önem taşımaktadır. Kemik gelişmesinin ve vücut şeklinin oluşmasının temel taşı olan kalsiyumun ana kaynağı olan süt, içerdiği protein, vitamin ve minerallerle zihinsel gelişimde de önemli rol oynamaktadır. Bu yılda ilimizde ilkokullar arasında resim yarışması düzenledik. Yarışma sonucunda dereceye giren öğrencilerimize ödül olarak bisiklet veriyoruz. Bu etkinliğimiz ile süt ve süt ürünleri tüketimini artırmayı ve bu alanda farkındalık oluşturmayı amaçlamaktayız.” dedi.

     

  • DÜNYA BU AKIMI KONUŞUYOR!

    DÜNYA BU AKIMI KONUŞUYOR!

    Temiz Çevre Öncesi ve Sonrası Etkinliği #trashtagchallenge” dünya genelinde sosyal medyada hızla yayılan ve tüm dünyayı çevre temizliğine davet eden akımı Amasya’da Amasya Üniversitesi ve Abdurrahman Kâmil İlkokulu başlattı.

    Bu akımı başlatmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getiren Amasya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. D. Duygu Kılıç ve sınıf öğretmeni Meral Kaya önderliğinde, Abdurrahman Kâmil İlkokulu 3/A sınıfı öğrencileri; “Yaşanabilir bir dünya için gelin bu etkinliğimize bir halka da siz olun!” çağrısında bulundular.

    Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Bölüm Başkan Yardımcısı Prof. Dr. D. Duygu Kılıç, “Son yüzyılda gelişen teknoloji ile beraber insanoğlu çevreyi geri dönüşümsüz bir biçimde yok etmektedir. Ekolojik dengenin bozulması ile birlikte pek çok canlı türünün nesli yok olmuş pek çoğu da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Çevresel sorunların başında, ormanların yok olması, hızlı nüfus artışı, buna bağlı olarak beslenme, enerji, eğitim, çarpık kentleşme, sağlıksız sanayileşme, azalan ve tükenen canlı türleri, artan kirlilik ve iklim değişiklikleri gelmektedir. Bu çevresel sorunlar insanoğlunun kendi türünü yok edecek seviyeye ulaşmaktadır. Çevre bilincinin bireylere kazandırılma sürecinin başlangıç noktası ne kadar erken olursa bireylere kazandırılan davranışlar da o kadar kalıcı olur. Bu nedenle ilköğretim düzeyindeki öğrencilerin çevre kavramlarını ne düzeyde bildikleri, çevresel konularda bilgi, beceri ve tutumlarının, çevreye karşı duyarlı bireyler olmaları bakımından önem taşımaktadır” diye konuştu.

    Bu amaçla tüm dünyayı çevre temizliğine davet eden “#trashtagchallenge” hareketini Amasya’da ile başlattıklarını kaydeden Kılıç, “Bu akımda insanlar tarafından kirletilmiş olan çevre, gönüllüler tarafından temizlenmekte, çevrenin ilk ve son hallerinin fotoğraflarının paylaşılmaktadır. Bir çevre bilinci hareketi olan bu akımda biz kirletmedik ama temiz bir dünyada yaşamak için çevremizi biz temizliyoruz mantığı ile hareket edilmektedir” dedi.

  • AMESİA KARGO AĞINI GENİŞLETİYOR

    AMESİA KARGO AĞINI GENİŞLETİYOR

    Merkezi Merzifon’da bulunan Amasya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin üyelerinin yetiştirmiş olduğu besi danalarının Amesia Gıda üzerinden kesim ve satışı devam etmekte. Amesia Şubelerinde satışlar devam ederken ayrıca özel okullar, özel hastanelere ve talep eden firmalara güvenli, sağlıklı olarak uzun mesafelere de soğuk kargo ile sevkiyat ağını genişletiyor.
    Birliğimizin amacı, Ülkemizde Et de yapılan ithalatı önlemek, ihtiyaç duyulduğunda üyelerin sadece sütünü almakla kalmayıp, aynı zamanda sağlıklı beslenmiş olan erkek danalarını da kesimi piyasa şartlarının üstü fiyatlarda alarak işlendikten sonra “Üretenden Tüketene” sloganıyla birliğimiz bünyesinde kurulan Amesia Gıda üzerinden satışı yapılarak tüketiciye uygun fiyat ve sağlıklı et almaya olanak sağlamaktır” dedi.