Etiket: arkeolojikkazı

  • AMASYA’MIZIN SEMBOLÜ SERGİLENMEYE HAZIRLANIYOR

    AMASYA’MIZIN SEMBOLÜ SERGİLENMEYE HAZIRLANIYOR

    Amasya sembollerinden biri olacak 1800 yıllık Elmalı Mozaik yakında sergilenmeye başlayacak. Vali Dr. Osman Varol, Amasya Müzesi’nde teşhir edilmesi için insiyatif aldıkları mozaiğin hazırlık çalışmalarını inceledi.

    2013 yılında merkez Yavru köyü yakınlarında yapılan arkeolojik kazılar sonucu bulunan elma ağacı ve keklik figürlü mozaik, misket elmasıyla ünlü şehrimizde heyecan oluşturmuştu.

    Amasya Müze Müdürlüğü deposuna kaldırılması sonrası sergilenmesi için insiyatif aldıkları mozaiğin konuşlandırılacağı alanda incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi alan Vali Varol, elmasıyla ünlü şehrimizin sembollerinden biri olacak mozaiğin yeniden hayat bulmasıyla önemli ölçüde ziyaretçi kitlesi çekeceğine inandığını ifade etti.

    Vali Varol’un çalışmalar hakkında Müze Müdürü Celal Özdemir’den bilgiler aldığı incelemeye İl Kültür ve Turizm Müdürü Bilal Eken de katıldı.

  • MİSKET ELMASI HASADI BAŞLADI

    MİSKET ELMASI HASADI BAŞLADI

    Vali Dr. Osman Varol, Valiliğimiz himayesinde uygulanan ‘Tarım Şehr-i Amasya’ Projesi kapsamındaki çalışmalar sonucu coğrafi işaret tescili alınan ‘Amasya Misket Elması’ hasat günü programına katıldı.

    AK Parti TBMM Grup Başkanı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Naci Bostancı, Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ile Hasan Çilez diğer il yöneticileriyle birlikte Boğazköy’deki elma ağaçlarının bulunduğu alanda gerçekleştirilen hasat günü programına katılarak üreticilerimizle birlikte elma toplayan Vali Dr. Osman Varol, yapılan çalışmalar sonucu ilimize özgü Amasya Elması için alınan coğrafi tescil belgesi ile bu ürünün marka değerinin artacağını ayrıca kalite, üretim ve pazarlama niteliklerinin geliştirilmesiyle kültürün korunarak gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunulacağını belirtti.

    Basın mensuplarına yaptığı açıklamada ismi ilimizle özdeşleşen elmanın geçtiğimiz yıl içerisinde alınan coğrafi işaret tesciliyle de artık Amasya’ya özel bir tür olarak tescillenmiş olduğunu belirten Vali Varol, “Tüm amacımız sahip olduğumuz misket elması bahçelerinin verimini artırmak, diğer taraftan da bahçe alanımızı artırarak yıllık 35 ton civarında olan Amasya Misket Elması üretimimizi çok daha yukarılara taşımak olmak olacak” dedi.

    İlimizde yaklaşık 2 bin yıldır yetiştirildiğinin arkeolojik kazılarla belgelendiğini ve çıkan elma ağacı figürlü mozaiğin sergilenmesi için hazırlıkların da sürdürüldüğünü anımsatan Vali Varol, “Yaptığımız çalışmalarla ve bundan sonra yapacağımız çalışmalarla bu türün değerini yeniden ortaya çıkarıp öncelikle aldığımız coğrafi işaret ve bunun arkasından hukuki süreçlerle piyasa değerini artırıp arkasından da çiftçilerimizin mevcut bahçelerinin verimini artırmak daha sonrasında bahçe miktarını çoğaltmak yoluyla üretimi artırıp ilimizin ekonomisine önemli bir katkı sunulmasını sağlamak istiyoruz. Bu konuda zaten ‘Tarım Şehr-i Amasya’ sloganıyla yola çıktık. Bunun alt projelerinden, programlarından bir tanesi de misket elması eylem planı. Bu eylem planını da uygulamaya koyduk. Önümüzdeki kapama bahçe yapmak isteyen çiftçilerimize Özel idareden ayırdığımız fonlarla ciddi desteklerde bulunacağız” diye konuştu.

    Dünya elma üretiminin yüzde 2,5’ini üreten ülkemizin 3,6 milyon ton elma üretimi ile dünya üçüncüsü olduğuna değinen il Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Şeker de, “Ülkemizde üretilen elmanın yüzde 6,6’sı da ihraç edilmiştir. İlimizde ise; toplam 15 bin dekar alanda 35 bin ton elma üretimi yapılmakta olup; Türkiye üretiminin yüzde 1’İ gerçekleştirilmektedir. Adı ilimizle beraber anılan ve bu anlamda tarımsal değerinden öte kültürel bir değer taşıyan Amasya Misket Elması kendine has fiziksel özellikleri ve aroması ile diğer çeşitlerden ayrılmakta ve Amasya dışında yetiştirildiği diğer bölgelerde bu özellikleri göstermemektedir.  İlimiz 2018 yılında 4.345 dekar alanda 9.319 ton Amasya Misket Elması üretimi ile Türkiye üretiminin yüzde 4,3’ünü üretmekte olup Niğde ve Kayseri illerinden sonra 3. sırada yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

  • AMASYA’DA 2 BİN 500 YILLIK POSTANE

    AMASYA’DA 2 BİN 500 YILLIK POSTANE

    Amasya’da yapılan Arkeolojik Oluz Höyük kazılarında 2 bin 500 yıllık postane olduğu değerlendirilen Perslere ait kalıntılar bulundu.

    Amasya’ya 25 km uzaklıkta bulunan 24 Temmuz 2019 tarihinde başlayan Oluz Höyük arkeolojik kazılarının bu yıl 13. dönem çalışmaları devam ediyor. Çalışmalara 5 farklı üniversiteden 5 akademisyen, 3 arkeolog, 15 stajyer arkeoloji ve mimari restorasyon öğrencisi katıldı.

    Kazı çalışmaları eylül başına kadar devam edecek. 13 dönemlik Oluz Höyük arkeolojik kazılarda yaklaşık 10 tane yerleşip belirlendi. Bu 10 yerleşimin hepsi üst üste bir höyük oluşumu içerisinde. Milattan önce 4 bin 500’lü yıllardan Anadolu genç kalkolatik çağlarından milattan önce 100 yıllarına kadar, Helenistlik yılların sonlarına kadar kesintisiz bir yerleşim görülüyor.

    Kazı Başkanı İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Oluz Höyük’te Anadolu arkeolojisi için göze çarpan önemli gelişmeler var, bunların başında Pers dönemi kazıları geliyor. Son 4 yıllık çalışmalarımız Pers dönemi mimari tabaklarında ve katmanlarında devam etti ve bu kazı çalışmalarında anıtsal bir yol ve bu yolun ulaştığı bir ateşgede bir kutsal alan ve yine bununla bağlantılı bir sütunlu salon açığa çıkarıldı. Bu yol ateşgede ve sütunlu yola birlikte bakıldığında, bir tasarım temelinde bakıldığında Anadolu demir çağ arkeolojisinde Pers döneminin ilk defa bu kadar detaylı bir şekilde, bu kadar tasarım temelli bir şekilde Oluz Höyük’te açığa çıkarıldığını görüyoruz. Persler burada milattan önce 450 yıllarında yani günümüzden 2 bin 500 yıl önce bir yerleşme kurdukları zaman bölgenin hakim dini eski yunan paganizmi, Amisos’un arka bahçesinde yer alan Amasya’daki bu Oluz Höyük’te muhtemelen eski yunan dinine ait bir takım etkiler, tesirler vardı ama Perslerin buraya gelişi ile muhtemelen ondan önce de Med’ler geldi. Burada yeni bir dinin tesis edildiğini görüyoruz. Bununla birlikte ateşgede odaklı mimari bir yapılanma görüyoruz. Bu sene ki çalışmalarımız ateşgedenin batısında ki alanda devam etti. Geçen sene açığa çıkarmaya başladığımız ve sütunlu salon olarak adlandırdığımız bir yapı var. Bu yapı şu an için 6 tane taş sütun kaidesinden oluşuyor. Büyük ihtimalle bunlar çatısını ahşap dikmeler tamamlıyordu. Ateşgedenin hemen 1 metre batısındaki bu yapının biz şuan fonksiyonunu öğrenmeye çalışıyoruz. Ne amaçla ateşgedeye bu kadar yakın imal edilmişti, inşa edilmişti. Şu an ki çalışmalarımız bu sorunu çözmeye yönelik. Buranın bir Posta istasyonu, posta yapısı olması noktasında Anadolu’ya posta sistemini ilk getiren uygarlık Persler. Persler, Yunanistan’dan Orta Asya’ya kadar, Mısır’a kadar büyük bir imparatorluk kurmuşlardı ve bu imparatorluğu valilerle yönetiyorlardı. Bu sistemde de özellikle Başkentleri Susa ve Persopolis’te diğer merkezlerine doğru haberler ve istihbaratlar gitmeliydi ve hızlı bir şekilde gitmeliydi. Bunu tesis etmek için de bütün imparatorluk coğrafyasında yol sistemleri kurmuşlardı. Bunlardan en önemlisi Susa’yı Sardes’e yani Manisa’ya bağlayan kral yoluydu ve bu kral yolu üzerinde de 4 fersahta bir posta istasyonları, aktarma istasyonları bulunuyordu. Buna Persler çaparhane diyorlardı bu posta istasyonlarına. Elçilere de mesajları, haberleri postada taşıyan elçilere de çapar diyorlardı. Her çaparhanede hazır görevliler çaparlar bekliyorlardı. Hazır dinlenmiş atlar bekliyordu. Atlar ya da çaparlar yorulduğu zaman mesaj hiç durmadan kışın karda, yağmurda, gece gündüz mesaj hiç durmadan bu çaparlar ve hızlı atlar sayesinde ilerliyordu. Bunların dinlendiği değiştiği noktalardan biri de kral yolu üzerinde ki Oluz Höyük’teki bu sütunlu salon olabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada da çünkü bu tür yapılarında ibadethane yanında olması, tapınaklar yanında olması olası bir durum oluşturuyor” dedi.

    Amasya’daki Oluz Höyük arkeolojik kazı çalışmaları eylül başına kadar devam edecek.