Etiket: afrin

  • ÇİLEZ, TBMM’DE YASALAŞAN TEKLİFLERİ DEĞERLENDİRDİ

    ÇİLEZ, TBMM’DE YASALAŞAN TEKLİFLERİ DEĞERLENDİRDİ

    AK Parti Amasya Milletvekili, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyesi Hasan Çilez, TBMM Genel Kurulunda görüşülmekte olan 90 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi hakkında görüşlerini açıkladı.

    Meclis kürsüsünde milletvekillerine hitap eden, “Afrin’de şehit olan Uzm. Onb. Mikail Candan kardeşimizin Rabbim şahadetini kabul etsin, milletimizin başı sağ olsun. Görevi başında şehit olan öğretmenlerimizi sağlık görevlilerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum diyerek konuşmasına başlayan Hasan Çilez değişiklik yapılacak olan kanunlar ve kanun hükmünde kararnameler hakkında yaptığı açıklamada, “Mevcut teklifin görüşmeleri sona erdi. Teklifin yasalaşması ile birlikte milli eğitim hizmetlerinin çağın gereklerine uygun, daha yüksek standartta, daha etkin ve kaliteli olabilmesi için çeşitli düzenlemeler yapılmış olacaktır. Yine bu çerçevede yetki ve sorumluluklar tanımlanarak, uygulama birliği tesis edilmiş ve kamu kaynaklarının kullanımında etkinlik sağlanmış olacaktır. Bu teklifle birlikte; 66 ay olan okula başlama yaşı 69 aya çıkarılmıştır. Milletlerarası okulların açılması ve ruhsatlandırılması ile eğitim öğretim takvimleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Milli eğitim ve sağlık bakanlığı ile diyanet işleri başkanlığında görev yapan personel için kadroya geçme sürecindeki zorunlu hizmet süresinin 6 yıldan 4 yıla düşürülmesi sağlanmıştır. Milli eğitim bakanlığı yetki ve uhdesinde olan yükseköğrenim yurtlarındaki hizmetlerin bu alandaki tecrübeleri sebebiyle gençlik ve spor bakanlığına devredilmesi sağlanmış, çıraklık eğitimi ile ilgili düzenlemeler yapılarak eğitim istihdam arasındaki bağlantı güçlendirilmiştir. Bu bağlamda mesleki eğitim merkezlerinin OSB yönetimlerince ve özel sektör tarafından açılabilmesi sağlanmıştır. Böylece nitelikli işgücü ihtiyacının üretim sektörüne düzenli arz edilmesinin önü açılmıştır. Meslek liselerinin üretim sektörüyle uyumlu hale gelebilmesi kalifiye personel ihtiyacını giderecek ve işçi verimliliğini yükseltecektir. Bu ilişkinin güçlenmesi için gerekli istihdam ve teşvik politikalarına da ihtiyaç olduğu aşikârdır. Yüksek teknoloji ihraç edebilmemiz için yani yükte hafif pahada ağır ürün ihracı için eğitim seviyemiz yükseltilerek iş dünyamızla birlikte çalışabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Ak parti iktidara geldiği 2002 yılından sonra her yıl en büyük bütçeyi milli eğitim alanına ayırmıştır. Bu sayede milli eğitim alt yapımız çok güçlenmiş, okullarımızın işlevselliği ve kalitesi yükselmiştir. Bugün eğitimde yapılan okulları ve altyapıyı tamamlamayı küçümsemek güneşi balçıkla sıvamaktır. Bu yatırımları küçümseyenlere geçmişin 45-50 kişilik sınıflarını hatırlatmak gerekir. 27 öğrenciye 1 öğretmen düşerken bu sayı 17 öğrenciye 1 öğretmen olacak şekilde öğretmen sayımız artırılmıştır. Ders kitapları ücretsiz dağıtılmış bütün yavrularımızın okula gitmesi sağlanmıştır. Okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar her kademe vatandaşımız açısından daha ulaşılabilir olmuştur. Tüm milli eğitimdeki öğrenci sayımız ve 18 milyonu yükseköğrenim gören öğrenci sayımız 7,5 milyonu bulmuş toplam 25,5 milyon öğrenci sınırına gelinmiştir. Dünyada 143 ülkenin nüfusunda fazla öğrencimiz vardır. Önceki dönemlerde çoğunlukla eğitimli ve zengin insanların çocukları üniversite tahsili yapabilirken, bugün üniversiteler her ilde açılarak yaygınlaşmış ve ulaşılabilir olmuştur. Maalesef yaygınlaşan yükseköğrenim imkânı da bazı çevrelerce sulandırılmaya çalışılmaktadır. Eğitim ideolojik çatışma alanı değildir. Milli ve bekamızı ilgilendiren en önemli meselelerin başındadır. Asıl olan okullarımızın ilim ve irfan yuvaları olarak hizmet vermeleridir. Yavrularımızın hayata atılmadan önce bilgi ve beceriyle, ilim ve irfan ile geçmişini bilerek geleceğe köprü atabilecek kabiliyetlerle donatılması gerekmektedir. Kendisine, ana babasına, ailesine, vatanına, milletine ve insanlığa hayrı olacak, ben değil biz diyebilen bireyler yetiştirmek ana amacımız olmalıdır. Terbiyenin talim kadar önemli olduğu bir sistem kurmamız geleceğimiz açısından son derece önemlidir. Uluslararası arenada rekabet edebilecek, bilgi, beceri, lisan ve özgüvene sahip bir nesil yetiştirmemiz gerekmektedir. Yine ak parti iktidarları döneminde öğretmenlerimizin yaşam standartları ve ekonomik durumları oldukça yükselmiştir. Milli eğitim bakanlığımızın 93 bin öğretmen açığı tespitini Sayıştay raporuna atfen 153 bin öğretmen açığı vardır şeklinde değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Eğitim politikalarını, hedeflerini ve amaçlarını belirleyen kurum milli eğitim bakanlığıdır. Öğretmen ihtiyacı da bu politikalar sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu alan siyasi getirim alanı olmamalıdır. Sayın başkan, değerli milletvekilleri, kanun teklifimizin, ülkemize ve milli eğitim camiamıza hayırlı olması dileklerimle lehte oy kullanacağımı belirtiyor gazi meclisimizi ve aziz milletimizi saygı ve hürmetle selamlıyorum”  ifadelerini kullandı.

  • ŞEHİDİMİZİN KANI YERDE KALMADI

    ŞEHİDİMİZİN KANI YERDE KALMADI

    İç Güvenlik Operasyonları Kapsamında Elazığ-Arıcak ilçesi Yoğunbilek köyü kırsalında, Elazığ İl Jandarma Komutanlığınca yapılan, Şehit Jandarma Uzman Çavuş Yıldıray Dönertaş-53 Operasyonu’nda 2018 yılında Diyarbakır’ın Dicle ilçesi kırsalında, terör örgütü PKK’ya yönelik yürütülen operasyonda el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olan Amasyalı Uzman Çavuş Kadir Çakı’yı şehit eden terörist Ferhat Akgün ölü olarak ele geçirildi. Şehit Çakı’nın Amasya’daki evinde Uzman Çavuş Kadir Çakı’nın kanı yerde kalmadı. Uzman Çavuş Kadir Çakı’nın eşi Hanife Çakı ve 2 yaşındaki oğlu Alp Aslan Çakı babalarının kanlarının yerde kalmadığı haberini alınca sevindiler.

    Hanife Çakı, “2015 yılında evlendik. 3 yıl kadar nişanlı kaldık biz. 2015’te evlendik, ben 9-10 ay kadar eşimin yanına gidemedim. Evlendikten 1 hafta sonra eşim göreve gitti Diyarbakır’a. 9-10 ay kadar orada kaldık kayınpederlerimle beraber. Genelde görevlerdeydiler, çoğunluğu görevlerde geçiyordu zamanın. Çok nadir taburda kalıyorlardı. Büyük görevler oluyordu onlara gidiyorlardı. Her göreve çıktığında ben daha yeni geldin görevden biraz daha dinlensene. Hemen ne göreviymiş falan derdim. O da ‘bizim görevimiz bu, biz her zaman her daim hazırız, her zaman gideceğiz’ derdi. Bir defa dahi of dediğini ben hiç duymadım eşimden. Yani bugünde görev var, of göreve çıkacağız dediğini hiç duymadım, hiçbir zaman yorulduğunu, sıkıldığını duymadım. Kadir gibi birine eş olduğum için binlerce kez şükürler olsun. Rabbime bin kere şükür ki ona eş olmuşum, onun gibi bir adama eş olmuşum. Çünkü çok farklı bir insandı. Dünyada bir taneydi diyebilirim benim eşim. Çok iyiydi, el üstünde tuttu her zaman beni. Bir dediğimi asla iki etmedi. Ben hiç tartıştığımızı kavga ettiğimizi bilmiyorum doğru düzgün. Ne zaman tartıştıysak da hep benim kaprislerim yüzünden olmuştur büyük bir ihtimalle. Her zaman alttan almıştır. Çok iyi bir insandı, farklıydı yani” dedi.

    Eşi şehit olmadan bir hafta öncesi Afrin’de 8 şehit olduğunu hatırlatan Hanife Çakı, “Eşim o zaman görevdeydi, ben eşime mesaj atmıştım. Afrin’de 8 şehidimiz var demiştim, kaç eve ateş düştü, kaç evi yine yakıp kavurdular dedim. O da, ‘evet aileleri için çok büyük bir acı, çok büyük bir zorluk’ dedi. ‘Ama ne mutlu ki kardeşlerime şehit oldular. Keşke bize de nasip olsa’ dedi. Ondan sonra eşim görevden geldi, annemler aradı telefonla. Annem, ‘oğlum bak kaç tane şehitler var, şehidimiz var’ dedi. ‘Ne olur bırak gel’ dedi. ‘Bırak istemiyoruz hiçbir şey’ dedi. ‘Sana bir şey olursa Hanife’ye ne olacak’ dedi. Kadir de, ‘anne, bana bir şey olsa senin kızını el üstünde tutarlar’ dedi. ‘Devletimiz hiçbir zaman onu yalnız bırakmaz’ dedi. Ama gerçekten de öyle, eşim şehit olduğu günden beri beni her zaman baş uçlarında taşıdılar. Hala da öyle devam ediyor. Evet, kanı yerde kalmadı, ben zaten bundan emindim kanı yerde kalmayacaktı, eşimin arkadaşları benim ağabeylerim eşimin kanını yerde bırakmayacaklardı. Bundan emindim zaten. Eşim şehit olduğu zaman arkadaşları gelmişti, cenazesinden sonra mı, cenazesine mi katıldılar tam hatırlamıyorum. O zaman demiştim zaten ben ağabeylerime, eşimin kanını yerde bırakmayın dedim. Bin şükür eşimin kanını yerde bırakmadılar. Bundan da hiçbir zaman şüphe duymadım zaten. Kanı yerde kalmayacaktı, kalmadı da çok şükür. Çok teşekkür ederim hepsine, herkese. Rabbim hiç birine zeval getirmesin, ayaklarına taş değdirmesin. Rabbim her daim onları korusun” diye konuştu.