Etiket: adalet

  • Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Oto Galericiler İle İlgili Konuya Açıklık Getirdi

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Oto Galericiler İle İlgili Konuya Açıklık Getirdi

    Bazı oto galericilere zabıta ekipleri tarafından gelen mühür sert tepki ile karşılandı ve ardından canlı yayınlar yapıldı. Bunun üzerine Amasya Belediye Başkanımız Mehmet Sarı konuya net bir açıklama getirdi.

    “Bizim Amasyamızda  aşağı yukarı 140 civarında bir galerimiz var. Zabıta ve denetleme arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yaptılar, şehrimizde ki ruhsatsız iş yerlerini ruhsata  bağlanması konusunda uyarılarda bulundular. Biz 2 ay önce kendilerine tebliğ yaptık. Dedik ki şehrimizde usulsüz hiç birşeye  müsaade etmeyeceğiz efendim. Herkes ruhsata tabi olmak mecburiyetindedir. Bir bakanın ve bir kahvehanenin ruhsatı varsa oto galerilerinde ruhsatı olmak mecburiyetindedir ve kanun diyor ki şehir içinde iş yerlerinde galericilik yapanlar bina altlarında yapamaz dediği halde biz  yine de onu görmezden geliyoruz. Bu arkadaşlarımızın ruhsatları  yok. Diyoruz ki gelip ruhsat alacaksınız ,ruhsat parası makbuldür. Herkesten aynı alınır,6000 küsür liradır. Efendim diyoruz ki paranız yoksa gelin taksitlendirelim. Yok kardeşim ben bu şehirde ruhsatsız çalışırım. Hodri meydan! Çalışabiliyosanız çalışıcaksınız. Biz yasal olmayan hiçbir şeye müsaade etmiyoruz.  Herkes gelip bizden ruhsatını alacak. Ben ruhsatımı almam ticaretimi yaparım diyorsalar arkadaşlarımız kendileri bilir. Ayrıca galerici arkadaşları tabi suçu olmayanları ayırt etmek lazım ama şunu da söyleyim : adam şimdi ana caddenin üzerinde galeriyi açmış 6-7 tane aracı koymuş vatandaş hiç yola çıkamıyor. Öyle bir şey olamaz. Ses etmezseniz sizden iyisi yok. Bizde kimseye ayrım yapmak yoktur. Ben canlı yayını izledim, arkadaşlarımız diyor ki yok şöyle yok böyle de  hiç bir şey yapmadı. Takdir vatandaşındır Amasya halkınındır efendim. Lakin kanuna uymayan hiçbir şeye müsaade etmem. Herkes ruhsata tabi olacak, herkes gelip ruhsatını alacak işin özeti bu. Ev sahibini bastırmaya çalışıyorlar. Kardeşim kaç yıldır galericilik yapıyorsunuz ticaret yapıyorsunuz var mı ruhsatınız?  Yok. Şimdi dönelim benim bu beyanımı vergi dairesi suç kabul edebilir. Gidip onlara kaç senedir siz ticaret yapıyorsunuz kardeşim dediğin de ne diyecekler? Herkes vergisini verecek herkes kanunlara uyacak. Bizim sistemimiz bu.  Biz kimseye haksızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık yapmıyoruz .Ben arkadaşları ikaz ediyorum. Herkes ağzından çıkan lafa dikkat edecek. Sonra ağzından çıkan lafın kontrolü kendinde olmuyor kontrolü bize bırakmasınlar. Bize bıraktığı zaman bizim cevabımız set olur efendim. Ticari hayatı men olur. Müsaade etmiyorum. Binanın altındaki bir ticarethaneye kanun müsaade etmiyor bunu  zaten.  Eğer Amasya halkına huzursuzluk efendim rahatsızlık verilmişse bunun tarafı biz değiliz. Biz Amasya  halkının  selamet açısından çalışıyoruz. Usulsüz  hiçbir şeye bizim dönemimizde müsaade edilmeyecek. Eski alışkanlıklara paydos. Efendim biz senelerdir burda  galericilik yapıyoruz. Bugüne kadar kimseye bişey demedik yok öyle bir şey kardeşim. Biz kimse değiliz. Biz adaleti öngörürüz. Adalete tabi oluruz. Adaletin kanununa da birebir uyarız. Herkes de buna uyacak.  Yine söylüyorum gelsinler bir iki taksitle ruhsatlarını alsınlar. Ruhsatsız iş yerlerinin hiç birine müsaadem yoktur.”

  • Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun Koç’un 7 Nisan dünya sağlık günü mesajı

    Amasya il sağlık müdürü Dr. Dursun koç, 7 Nisan dünya sağlık günü için yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi; “Yıllardır herkesin konuştuğu ama engellemek için gereken önlemlerin bir türlü alınamadığı iklim değişliğine artık iklim krizi diyoruz. Dünya iklim değişikliği nedeniyle geri dönülmesi mümkün olmayan bir noktaya doğru hızla gidiyor. Bu yaşadığımız tam anlamıyla bir kriz. Bu nedenle artık iklim değişikliği değil, iklim krizi diyoruz. İklim krizinin temel nedeni küresel ısıtma. Günlük hayatımızda farklı amaçlar için kullandığımız fosil yakıtlar, tüketildikten sonra dünya atmosferinin etrafında bir sera gazı katmanı oluşturuyor. Bu katman yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının dünyadan geri sekip uzaya dönmesine engel olarak ısıyı hapsediyor. Bu da küresel ısınma adıyla bilinen ama insan eliyle yaratılmış olduğu için artık “küresel ısıtma” olarak tanımladığımız sonucu doğuruyor.

    Küresel ısıtma, iklimin dengesini bozarak birçok bölgede yine eskiden iklim değişikliği diye adlandırdığımız, ama artık “iklim krizi” dediğimiz duruma sebep oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ); pandeminin, kirli bir gezegenin, kanser, astım, kalp hastalığı gibi artan kronik hastalıkların ortasında, 2022 Dünya Sağlık Günü’nde küresel dikkati insanları ve dünyamızı sağlıklı tutmak ve bireylerin iyi olma haline çekmek istemektedir. DSÖ, her yıl dünya çapında 13 milyondan fazla ölümün önlenebilir çevresel nedenlerden kaynaklandığını tahmin etmektedir. Buna insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük sağlık tehdidi olan iklim krizi de dâhildir. İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Tüm dünyada uygulanan siyasi, sosyal ve ticari kararlar iklim ve sağlık krizini tetiklemektedir.

    İnsanların yüzde 90’ından fazlası fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanan sağlıksız hava soluyor. Az rastlanır hava olayları, toprak kalitesinin azalması ve su kıtlığı insanları yerinden ediyor ve sağlıklarını etkiliyor. Kirlilik ve plastikler, en derin okyanuslarımızın dibinde, en yüksek dağlarda bulunur ve besin zincirimize girmeyi başarır. Yüksek oranda işlenmiş, sağlıksız yiyecek ve içecekler üreten sistemler, küresel sera gazı emisyonlarının üçte birini oluştururken, obezite dalgasını tetikliyor, kanser ve kalp hastalıklarını artırıyor. COVID-19 salgını bilimin iyileştirici gücünü gösterirken dünyamızdaki eşitsizliklerin de altını çizdi. Pandemi, toplumun tüm alanlarındaki zayıflıkları ortaya çıkardı.

    Ekonominin mevcut tasarımı, çok sayıda insanın hala yoksulluk ve istikrarsızlık içinde yaşamasıyla birlikte gelir, zenginlik ve gücün adaletsiz dağılımına yol açmaktadır. Bu hedefler, uzun vadeli yatırımlara, refah bütçelerine, sosyal korumaya ve yasal ve mali stratejilere dönüştürülür. Dünya ve insan sağlığı için bu yıkım döngülerini kırmak, kurumsal reform ve bireylerin sağlıklı seçimler yapmaları için desteklenmesini ve teşvik edilmesini gerektirir.” Diyerek sözlerine son verdi.

  • BAŞKAN SARI’DAN İADEYİ ZİYARET

    BAŞKAN SARI’DAN İADEYİ ZİYARET

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Emniyet Müdürlüğü ve Adalet Sarayına iadeyi ziyaretler gerçekleştirdi.

    Amasya Emniyet Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı Tamer Yiğit ve Asayiş Şube Müdürü Harun Şahin’e iadeyi ziyaret gerçekleştiren Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Emniyet Teşkilatına misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ederek 16 Türk devletinin bayrağı bulunan hediyeyi kendilerine takdim etti. Ziyarette Başkan Sarı’ya Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan eşlik etti. Buradan Adalet Sarayı binasına geçen Belediye Başkanı Sarı, sırasıyla Amasya Cumhuriyet Başsavcısı Erol Çelik ve Adalet Komisyonu Başkanı Muhammed Ramazan Aksoy’u makamlarında ziyaret etti. Sohbet havasında geçen ziyaretin sonunda Sarı, Başsavcı Çelik ve Adalet Komisyonu Başkanı Aksoy’a 16 Türk devletinin bayrağı bulunan hediyeler verdi.

  • KARAGÖZ; “İNSANLIĞIN ÇOK ÖNEMLİ DERSLER ÇIKARMASI GEREKEN BU OLAYLAR UNUTULMAYACAK.”

    KARAGÖZ; “İNSANLIĞIN ÇOK ÖNEMLİ DERSLER ÇIKARMASI GEREKEN BU OLAYLAR UNUTULMAYACAK.”

    CHP Amasya İl Başkanı Reşat KARAGÖZ, Sivas’ta 2 Temmuz’da Madımak Oteli’nde katledilen 35 aydının yakılarak katledilişinin 26. yıldönümü sebebiyle bir açıklamada bulundu.

    Karagöz, “Tarihin her döneminde farklı kültür ve renklerin bir arada, barış içinde yaşadığı Anadolu topraklarında bu kardeşliği hazmedemeyenlerce katliamlar yapılmıştır. Çorum, Sivas ve Maraş katliamları gibi toplumsal barışı tehdit eden olaylar, tarihimizdeki en acılı ve üzüntülü günler olarak yerini almıştır. İnsanlığın çok önemli dersler çıkarması gereken bu olaylar unutulmayacak, Cumhuriyet tarihinin kara bir lekesi olarak her zaman hatırlanacaktır. Sivas katliamının üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen acısı hala yüreğimizi yakmaktadır. Suçluların cezalandırılmaması, Sivas davasının zaman aşımına uğrayarak kapanması ile sadece 35 aydınımız değil, maalesef ADALET’te katledilmiştir.

     

    Sivas’ı kana bulayan dinci terör örgütleri, Fetö terör örgütüyle el ele verip bu ülkeyi kan gölüne çevirdiklerini unutmayalım. Bunlar ne derse desin, adalet ve özgürlük mücadelemiz devam edecektir. Bu topraklar tarih boyunca, farklı kültür ve renklerin bir arada, kardeşçe yaşadığı, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Anadolu;  barışın, kardeşliğin ve huzurun toprakları olmuştur. İşte bu nedenle, zalimin zulmüne karşı başkaldırının simgesi, Pir Sultan Abdal’ı, Köroğlu’nu, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün simgesi, Mevlana ve Hacı Bektaş’ı kendimize örnek alıyoruz.

    Dileğimiz, bu tür katliamların, faşist baskılar altında ölümlerin bir daha yaşanmamasıdır. Dünyanın neresinde olursa olsun din ve inanç adına yapılan tüm katliamları kınıyor, Sivas ve diğer katliamlarda yaşamını yitiren yurttaşlarımızı ve aydınlarımızı saygıyla anıyor ve yakınlarını yitirmiş olanların hiç dinmeyen acılarını paylaşıyorum.” dedi.

  • SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    SANCAK; “SANDIKTAN ÇIKAN SONUÇ BAŞARININ GÖZÜKEN YÜZÜDÜR”

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; İstanbul Türkiye Mozaiğinin yansıması olarak, Anadolu insanının bakışı olarak ve oy kullanan İstanbulluların kanaatinin yansıması olarak seçim sonucu olarak sandıktan çıkan başarının gözüken yüzüdür.’’ dedi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak; ‘’Bu seçim sonucuna etki eden en önemli faktör Anadolu insanının İstanbul seçimlerine müdahale etmesi ve kendisini İstanbul Seçimlerinde özgür iradesi ile ifade etmesidir. Anadolu da illerde, ilçelerde yapılan yerel yönetim seçimlerinde önemli olan faktörler vardır, bu faktörler İstanbul seçimlerinde umutsuzluğu umuda çeviren Anadolu İnsanı ile yok edilmiştir.” dedi.

    Atatürkçü Düşünce Derneği Amasya İl Eşgüdüm Başkanı Cihan Sancak açıklamasının devamında; “İl ve İlçelerde yapılan seçimlerde önemli olan faktörler; Belediyeye ait şirketlerde kadrolu veya mevsimlik işçi olarak çalışanlar, Bankamatik haksız maaş alan işsiz partililer, Belediye ye ait Park, Bahçe, Otopark işletmelerini haklı veya haksız elde edenler, Ayakçılar, Parkomatçılar, İmar yolsuzluğu, İmar tadilatları yaparak şehirlerin siluetini bozarak haksız kazanç elde eden Müteahhitler, Parti de görevli olarak bulunup bulundukları yerlerde iş takibi yapanlar, gıda, giyecek, iaşe yardımları alanlar, iktidar nimetlerinden bende faydalanabilirim diye düşünenler, partililerin tehditkâr uyarıları ile oyunu verenler ve bundan medet umanlar, Belediyeye iş yapan müteahhitler ve bunlara bağlı taşeronlar saymakla bitmeyen haksız kazanç elde eden ve bu kazançlarını kaybedeceğini düşünen insanlar etkili oldular ve yerel seçimlerde iktidar partisine AKP ye oy verdiler. Ancak bunlar dahi bıktılar usandılar aslında kendilerine verilenin hakları olduğunu biliyorlardı ancak küçük şehirlerde her kez birbirini tanıdığı için, neler yaptığını bildiği için etki altında kalıyordu.

    Baktılar ki bu böyle gitmeyecek, Korku içinde yaşamak Anadolu insanına ters bir duygu, bu nedenle haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, talana, soyguna, haksız kazançların aslında kendilerinin kazancı olduğuna, ancak haksız kazançmış gibi bu kazancı temin ettiklerini söyleyenlerin çok büyük haksız kazançlar elde ettiğini gören ve buna isyan eden Anadolu insanı İstanbul’a çıkartma yaptı İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Anadolu insanı yurduna yapılan, milletine yapılan bu haksızlığa karşı top yekûn isyan etmiştir. İstanbul da yaşayan eş, dost, akraba, arkadaş, iş yaptığı, iş yaptırdığı, dili, dini, ırkı, mezhebi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel durumu ne olursa olsun hiçbir fark gözetmeksizin, farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak düşünerek bizzat aramış, konuşmuş, rica etmiş gücünü birleştirerek seçimin sonucunu tayin etmiştir. ’dedi.

    Anadolu insanın isyanı, tepkisi AKP Belediyeciliğinedir diyen Sancak; “AKP Belediyeciliği tüm yurtta İstanbul ile birlikte yenilmiştir, yok sayılmıştır, iflas etmiştir, Bunlarla birlikte AKP Yerel yönetimler kadrosunun da zayıf aldığı sınıfta kaldığı, artık yönetemez, güven duyulamaz, şaibeye açık olduğu kanaati ortaya çıkmaktadır.

    İstanbul yeniden fetih edilmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda ilerleyecektir. Cumhuriyetin ilkelerini uygulayacak, geliştirecek, muasır medeniyetler seviyesine, tam bağımsız Türkiye ideali ile ulaşacaktır.

    Tüm insanlarımızı seviyoruz, ülkemizde doğan her çocuğu kendi evladımız olarak, ölen her insanımızı anamız, bacımız, kardeşimiz, babamız, atamız olarak görüyoruz. Şehitlerimizi gönlümüzde, yüreğimizde yaşatıyoruz, gazilerimize saygı duyuyoruz. Oy veren vermeyen, katkı sunan sunmayan, varım ülkemi seviyorum diyen herkese sevgi ve saygılar sunuyoruz. Teşekkür ediyoruz.

    Milletimiz görevini yapmıştır, sadece İstanbul’da değil tüm yurdumuzda değişime uğrayan yerel yönetimlerden ve devam eden yerel yönetimlerden birlik beraberlik, hak, hukuk, adalet, insanları ayrıştırmayan, particilik yapmayan, haksız kazanç sağlamayan, cumhuriyetin değerlerine saygılı ve sahip çıkan, kurucu iradeyi esas alan düşünce kurum ve kuruluşları ile çalışan özgür bağımsız demokratik bir irade, yönetim bekliyoruz. Ne Mutlu Türküm Diyene, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye.’’ ifadelerini kullandı.

  • “SENDİKANI SORGULA GELECEĞİNİ KARARTMA!”

    “SENDİKANI SORGULA GELECEĞİNİ KARARTMA!”

    Anadolu Sağlık Sen Genel Başkanı Necip Taşkın, MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışan sözleşmeli personelin 3+1 düzenlemesi için Meclis’e önerge verildiğinin ortaya çıkması üzerine bir açıklama yaparak, diğer kamu çalışanlarını kapsamayan böyle bir düzenlemenin vicdanları yaralayacağını söyledi. MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda sözleşmeli çalışan personelin 3+1 düzenlemesiyle ilgili TBMM’ne verilen önerge de diğer kamu çalışanlarının bulunmadığını, bunun Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten Taşkın, böyle bir düzenlemenin büyük rahatsızlık yarattığını belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi.

    “Sözleşmeli Diyanet İşleri Başkanlığı personeli ile Sözleşmeli Öğretmenlerin 3+1 düzenlemesi ile 3 yıl sözleşmeli 1 yıl kadroya atandıktan sonra bulunduğu yerde görev yapıp tayin isteme hakkına sahip olabilmesi için AK Parti tarafından TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi verilmiştir. Bu düzenleme daha önce 4+2 şeklindeydi. Tüm kurumlarda da bu şekilde devam edilmektedir. Önerge de diğer kamu çalışanlarıyla ilgili bir düzenlemenin bulunmaması tüm kamu çalışanlarını üzmüştür. TBMM Başkanlığına verilen kadro düzenlemesinde sağlık çalışanlarının bulunmaması ayrıca düşündürücüdür! Hâlbuki sağlık teşkilatlarında çok daha fazla sözleşmeli çalışan personel bulunuyor. Üstelik sağlık hizmetlerinin görev sorumluluğu diğerlerinden daha ağır. 560 bin sağlık çalışanı 81 milyona hizmet veriyor. 24 saat esasına göre hizmet sunan sağlık teşkilatlarının insan sağlığı üzerine hizmet veren kurum olduğu dikkate alındığında, özellikle bu kurum da sözleşmeli çalışan personelin kadroya geçirilmesinde önem ve önceliğin olduğu anlaşılacaktır. Bir kere daha ifade etmek istiyorum ki 3+1 düzenlemesi sağlık çalışanlarının öncelikli hakkıdır. Yorucu ve yoğun emek isteyen sağlık hizmetleri çalışanlarının kadro kapsamı dışında tutulmasına kesinlikle karşıyız. Ancak sendika olarak, diğer kurumlar da çalışan tüm sözleşmeli personelin kadroya alınmasından memnuniyet duyarız. Kurumlar arası ayrımcılığın gerekçesi olamayacağı gibi, sadece iki kuruma kadro düzenlemesinin öngörülmesini anlayabilmiş değiliz. Anayasa’ya ve adalet kavramına aykırı böyle bir düzenlemenin geri çekilerek tüm kamu çalışanlarını kapsayan bir düzenlemenin yapılmasından yanayız. Malum sendikanın “yetkili ama etkisiz sendika” olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Sarı sendikacılık böyle bir şeydir! Yetkiniz vardır ama kimse sizi dinlemez, taleplerinizi umursamaz. Bu nedenlerle sağlık çalışanlarına sesleniyorum: Sendikanı sorgula geleceğini karartma!”

  • DERİNDERE’DEN KILIÇDAROĞLU AÇIKLAMASI

    DERİNDERE’DEN KILIÇDAROĞLU AÇIKLAMASI

    21.04.2019 Tarihin de Şehidimizin cenazesinde CHP Lideri Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan menfur saldırıyı en yüksek sesle kınıyor ve lanetliyoruz. Bu saldırı, sadece Sn. Kılıçdaroğlu’na değil, Türk Demokrasisine, tüm demokratik kurum ve kişilerine karşı yapılmış, provokatör bir saldırıdır. Bu saldırı, aynı zamanda uzun süredir, seçim atmosferi bahane edilerek, toplumu ağır bir şekilde kutuplaştıran ve birbirine ötekileştiren söylem ve ifadelerin kaçınılmaz bir sonucudur. Siyasetin amacı, halkın sorunlarına çözüm üretmek suretiyle, insan sevgisini ön plana çıkararak ülkenin birlik ve beraberliğini korumaktır. Günlük siyasetin ve siyasetçinin bu temel amaç, görev ve sorumluluklarından uzaklaşan tavır ve söylemler içinde olması ve ısrarla bunun sürdürülmesi artık en önemli beka sorunu olmaya başlamıştır. Bu vatan için şehit olanlar hepimizin çocuğu, kardeşidir. Şehitler üzerinden yapılan siyaset ve istismar bu ülkeye yapılan en büyük kötülüklerden biridir. Vatandaşlarımızı artan ve artacak provokasyonlara karşı, sağduyulu olmaya, uzun demokrasi kültürümüzün birikimi ile düşünmeye davet ediyor, menfur saldırının faillerinin en kısa sürede adalet önüne çıkarılmasını bekliyoruz. Kamuoyu ile saygıyla paylaşırız.
    AMASYA BAROSU YÖNETİM KURULU ADINA
    BARO BAŞKANI
    AV.A. MELİK DERİNDERE

  • DUALARIMIZ ŞEHİTLERİMİZE

    DUALARIMIZ ŞEHİTLERİMİZE

    Başta şehit polislerimiz olmak üzere bütün şehitlerimizin anısına Sultan II. Bayezid Camii’nde Mevlid-i Şerif okundu.
    Türk Polis Teşkilatı’nın 174. kuruluş yıl dönümü sebebiyle Sultan II. Bayezid Camii’nde Mevlid- Şerif okundu. Programa şehit yakınları, Valimiz Dr. Osman Varol, Adalet Komisyonu Başkanı Muhammed Ramazan Aksoy, İl Emniyet Müdürü Fahri Bulut, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ali Yıldız, protokol üyeleri ve vatandaşlarımız katıldı.