Etiket: açık

  • Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Oto Galericiler İle İlgili Konuya Açıklık Getirdi

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı Oto Galericiler İle İlgili Konuya Açıklık Getirdi

    Bazı oto galericilere zabıta ekipleri tarafından gelen mühür sert tepki ile karşılandı ve ardından canlı yayınlar yapıldı. Bunun üzerine Amasya Belediye Başkanımız Mehmet Sarı konuya net bir açıklama getirdi.

    “Bizim Amasyamızda  aşağı yukarı 140 civarında bir galerimiz var. Zabıta ve denetleme arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yaptılar, şehrimizde ki ruhsatsız iş yerlerini ruhsata  bağlanması konusunda uyarılarda bulundular. Biz 2 ay önce kendilerine tebliğ yaptık. Dedik ki şehrimizde usulsüz hiç birşeye  müsaade etmeyeceğiz efendim. Herkes ruhsata tabi olmak mecburiyetindedir. Bir bakanın ve bir kahvehanenin ruhsatı varsa oto galerilerinde ruhsatı olmak mecburiyetindedir ve kanun diyor ki şehir içinde iş yerlerinde galericilik yapanlar bina altlarında yapamaz dediği halde biz  yine de onu görmezden geliyoruz. Bu arkadaşlarımızın ruhsatları  yok. Diyoruz ki gelip ruhsat alacaksınız ,ruhsat parası makbuldür. Herkesten aynı alınır,6000 küsür liradır. Efendim diyoruz ki paranız yoksa gelin taksitlendirelim. Yok kardeşim ben bu şehirde ruhsatsız çalışırım. Hodri meydan! Çalışabiliyosanız çalışıcaksınız. Biz yasal olmayan hiçbir şeye müsaade etmiyoruz.  Herkes gelip bizden ruhsatını alacak. Ben ruhsatımı almam ticaretimi yaparım diyorsalar arkadaşlarımız kendileri bilir. Ayrıca galerici arkadaşları tabi suçu olmayanları ayırt etmek lazım ama şunu da söyleyim : adam şimdi ana caddenin üzerinde galeriyi açmış 6-7 tane aracı koymuş vatandaş hiç yola çıkamıyor. Öyle bir şey olamaz. Ses etmezseniz sizden iyisi yok. Bizde kimseye ayrım yapmak yoktur. Ben canlı yayını izledim, arkadaşlarımız diyor ki yok şöyle yok böyle de  hiç bir şey yapmadı. Takdir vatandaşındır Amasya halkınındır efendim. Lakin kanuna uymayan hiçbir şeye müsaade etmem. Herkes ruhsata tabi olacak, herkes gelip ruhsatını alacak işin özeti bu. Ev sahibini bastırmaya çalışıyorlar. Kardeşim kaç yıldır galericilik yapıyorsunuz ticaret yapıyorsunuz var mı ruhsatınız?  Yok. Şimdi dönelim benim bu beyanımı vergi dairesi suç kabul edebilir. Gidip onlara kaç senedir siz ticaret yapıyorsunuz kardeşim dediğin de ne diyecekler? Herkes vergisini verecek herkes kanunlara uyacak. Bizim sistemimiz bu.  Biz kimseye haksızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık yapmıyoruz .Ben arkadaşları ikaz ediyorum. Herkes ağzından çıkan lafa dikkat edecek. Sonra ağzından çıkan lafın kontrolü kendinde olmuyor kontrolü bize bırakmasınlar. Bize bıraktığı zaman bizim cevabımız set olur efendim. Ticari hayatı men olur. Müsaade etmiyorum. Binanın altındaki bir ticarethaneye kanun müsaade etmiyor bunu  zaten.  Eğer Amasya halkına huzursuzluk efendim rahatsızlık verilmişse bunun tarafı biz değiliz. Biz Amasya  halkının  selamet açısından çalışıyoruz. Usulsüz  hiçbir şeye bizim dönemimizde müsaade edilmeyecek. Eski alışkanlıklara paydos. Efendim biz senelerdir burda  galericilik yapıyoruz. Bugüne kadar kimseye bişey demedik yok öyle bir şey kardeşim. Biz kimse değiliz. Biz adaleti öngörürüz. Adalete tabi oluruz. Adaletin kanununa da birebir uyarız. Herkes de buna uyacak.  Yine söylüyorum gelsinler bir iki taksitle ruhsatlarını alsınlar. Ruhsatsız iş yerlerinin hiç birine müsaadem yoktur.”

  • Amasya Üniversitesi Yürüyüş ve Tırmanış Etkinliği Gerçekleştirildi

    Amasya Üniversitesi Yürüyüş ve Tırmanış Etkinliği Gerçekleştirildi

    Amasya Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği öğrencileri tarafından 2020 yılında kurulan Amatör Telsizcilik ve Arama-Kurtarma Kulübü (AR-SAR) Borabay mevkinde 48 kişinin katıldığı yürüyüş ve tırmanış etkinliği gerçekleştirdi.

    Amatör Telsizcilik ve Arama-Kurtarma Kulübü (AR-SAR) Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Tekbaş yaptığı açıklamada, kulübün gönüllülük esasına dayalı olarak, deprem, sel, savaş gibi olağanüstü afet durumlarında kamu kurum/kuruluşları ve sivil halka destek sağlamak, arama-kurtarma çalışmalarına katılmak ve haberleşmenin sıkıntıya düştüğü durumlarda kurum ve kişiler arası iletişimi sağlamak amacıyla faaliyet yürüttüğünü söyledi.

    Etkinlik sonrası öğrenciler, yürüyüşe destek veren Arama Kurtarma Doğa Sporları İhtisas Kulübü Derneği (AKDOSD) Başkanı Zeki Sağır’a, Dr. Öğr. Üyesi Kenan Tekbaş ve Arş. Gör. Dr. İbrahim Kürşad Türkoğlu’na teşekkür ettiler

  • Levent Karahocagil’den TBMM Basın Açıklaması

    Ak Parti Milletvekili Levent Karahocagil’den TBMM basın açıklaması

    Değerli Basın Mensupları,

    Saygıdeğer Vatandaşlarım,

    Muhterem Amasyalı hemşerilerim.

    Sizleri, sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

    Basın açıklamamın hayırlı olmasını ve hayırlara vesile olmasını cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

    Muhalefet ve yandaş basın yayın organları her ağızlarını açtıklarında “Çiftçi öldü bitti. Tarım ve hayvancılık ile uğraşan çiftçilerimiz perişan halde” deyip mağdur edebiyatı yapıyorlar.

    Ülkemizde tarım ve hayvancılığa verilen en büyük destek Ak Parti yani hükümetimiz döneminde verilmiştir. Daha önceden çiftçinin sorunlarını bilen, dinleyen mi vardı?

    Her alanda olduğu gibi tarım ve hayvancılık alanın da en önemli reformlar ve üretim artışı bizim hükümetimiz döneminde gerçekleştirilmiştir.

    Yapılan hizmetler ortada ancak muhalefet ve yandaş basın yayın organlarının dile getirmekten imtina ettikleri hizmetlerimizi ben size buradan haykırıyorum.

    Hayvancılığı desteklemeye yönelik 2019-2023 yıllarını kapsayan proje uygulaması süresinde 10 ila 50 baş arası büyükbaş ve 100 ila 200 baş arası küçükbaş hayvan işletmelerine damızlık hayvan (boğa, koç ve teke) verilmiştir.

    Ayrıca yeni ahır/ağıl yapımı, tadilatları ve makine alet-ekipman alımları konularında hibe desteği sağlanmıştır.

    Çiftçilerimize geçtiğimiz 20 yılda, bugünün rakamıyla 470 milyar lira destek ödemesi yapılmıştır. Bu yıl için 25,8 milyar olan tarımsal destekleme bütçesi 29 milyar liraya çıkarılmıştır.

    Bununla birlikte buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale üreticilerine mazot, gübre desteği yapılmış ve verilen desteklerin karşılığı olarak tarımsal hasılatımız 337 milyar liraya ulaşmıştır.

    Yine hükümetimiz döneminde topraklarımızın verimini artırmak için yaklaşık 300 milyar liralık su yatırımı projesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan yatırımlar ile 9 bin 189 tesis hizmete alınmıştır.

    Bu destekler, her bir kar tanesi, su damlasını bereket olarak görüp evladı gibi toprağının üstüne düşmesini bekleyen, işleyen, üreten, yazın sıcaktan, kışın soğuktan yüzleri çatlamış, nasır tutmuş elleri öpülesi çiftçilerimiz için.

    Onlar ürettikçe biz desteklemeye, destek vermeye devam edeceğiz inşallah.

    Rusya-Ukrayna savaşının yol açtığı tedarik problemlerini iki ülke ile olan dengeli ilişkilerimiz ve barış yolunda en çok çaba sarf eden ülke olarak göstermiş olduğumuz gayretler ile ayçiçeği yağı ile diğer bütün hububat ürünlerini getiren 50’ye yakın gemimizin önü açıldı ve gemiler ülkemize gönderildi.

    Amasya ilimizde 2021 yılında; 210.745 dekar alanda 47.754 ton yağlık ayçiçeği üretimi, 1.035.156 dekar alanda 211.476 ton buğday (ekmeklik, durum ve kara buğday) üretimi, 23.470 dekar alanda 590 ton haşhaş tohumu üretimi, 73.121 dekar alanda 62.574 ton mısır üretimi, 39.709 dekar alanda 219.629 ton silaj mısır üretimi, 35.563 dekar alanda 179.564 ton şekerpancarı üretimi ve 3.404 dekar alanda 577 ton şekerpancarı tohumu üretimi gerçekleştirilmiştir.

    2021 yılında uygulanan projeler arasında yer alan “Kuru Tarım Alanlarında Yağlık Ayçiçeği Üretimi Geliştirme Projesi” ile toplam proje tutarı 2.301.000 TL olan 2.301 ünite yağlık ayçiçeği tohumu 1.892 üreticimize %75 Bakanlığımız ve İl Özel İdaresi katkısı ile dağıtılmış olup, 55.000 dekar alanda üretim gerçekleştirilmiştir.

    2022 yılında ise İl Özel İdaresinin %50 hibe katkısı ile toplam proje tutarı 225.000 TL olan “Anadolu Mandası Üretimini Geliştirme Projesi” ile 15 yetiştiricimize 15 adet manda boğası dağıtımını gerçekleştirdik.

    2022 yılında ” Nadas Alanlarının Daraltılmasına Yönelik Nohut Yetiştiriciliği Projesi” ile toplam proje tutarı 401.940 TL olan 22.330 kg nohut tohumu 526 üreticimize %75 Bakanlığımızın ve İl Özel İdaresinin katkısı ile dağıtılmış olup, 1.860 dekar alanda üretim gerçekleştirilecektir.

    2022 yılında ise İl Özel İdaresinin %50 hibe katkısı ile toplam proje tutarı 320.000 TL olan “Yonca Yetiştiriciliği Projesi” ile 530 üreticimize 2.500 dekar alanda üretim gerçekleştirilmesi amacıyla 10.600 kg yonca tohumu desteği sağlanmıştır.

    2022 yılında “Nadas Alanlarında Yağlık Ayçiçeği Üretimi Geliştirme Projesi” ile toplam proje tutarı 6.401.330 TL olan 3.200 ünite yağlık ayçiçeği tohumu 3.200 üreticimize %75 Bakanlığımız ve İl Özel İdaresi katkısı ile dağıtılacak olup, 80.000 dekar alanda üretim gerçekleştirilecektir.

    Ukrayna’da yaşanan savaş dünyanın gözleri önüne şu gerçeği sermiştir. Her alanda kendi işimizi kendimiz yapamıyor, kendi ihtiyaçlarımızı karşılayamıyorsak bize kimsenin faydası olamaz.

    Rusya-Ukrayna savaşının etkileri ile hem kendi ihtiyacımızın karşılanması, hem de Avrupa piyasasında ortaya çıkması muhtemel boşluğun doldurulması bakımından Türkiye olarak üretimimizi artırmamız geleceğe yönelik büyük önem taşımaktadır.

    Çiftçimizin 2022 hasat dönemindeki üretimini desteklemek için de imkânlarımızı seferber etmeyi sürdüreceğiz. Çiftçilerimizden isteğimiz yeter ki ekilmedik bir karış toprak bile bırakmasınlar.

    Bununla birlikte Cumhuriyet tarihinde olmayan bir işe daha imza attık. Baraj sayısını ikiye katladık. Yapılan bu yatırımlar ile 20 milyon dekar araziyi sulamaya açtık.

    Böylelikle sulanan tarım alanımızı 68,5 milyon dekara çıkartarak çiftçilerimize yıllık 60 milyar lira ilave gelir artışı sağlamış olduk.

    Ayrıca güneşten enerji üreten tesislere verilen destek ile birlikte çiftçilerimize sağlayacağımız finansman kolaylıkları ile sulama faaliyetlerinde güneşten elde edilen elektriğin payını hızla artırmayı planlıyoruz.

    Böylece üretim artarken elektrik maliyetleri azalacak ve çiftçilerimizin gelirleri daha da artacaktır.

    Diğer yandan tarımsal alandaki yapımı devam eden sulama tesislerini hızla bitirerek milli ekonomiye kazandıracağız. Bu sayede 830 bin hektar alanın modern sistemler ile sulanmasını temin edeceğiz. Modern sistemlerin hayata geçirilmesi ile üreticilerimize yıllık yaklaşık 41 milyar lira gelir artışı sağlamış olacağız.

    Milletimizi paniğe sevk etmek için yalan yanlış haberler ile meydanlarda tellallık yapan muhalefet partileri, sizin kuru gürültülerinize bırakacak pabucumuz yok.

    Hükümetimiz döneminde yapılan hizmetler ortada. İçinize sindiremeyip, kabullenmeseniz de ülkemizin geleceğine yönelik binlerce yatırımı biz yaptık ve yapmaya devam ediyoruz.

    Aslında sizleri anlıyorum. Kaygı ve endişe içerisindesiniz. Erken seçim diye yana yakıla veryansın ettiğiniz güne az kaldı. Tabi ki etekleriniz tutuştu.

    Sizin korkunuz 2023 seçimlerinde yine AK Parti, yine Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanacak olmasıdır.

    Bizler, sizin yaptığınız gibi kapı kapı dolaşıp Medine dilenciliği yapmıyoruz. Milletimizden kuru vaatlerle oy istemiyoruz. Eser, iş ve hizmet üretiyoruz.

    Yaptığımız icraatlar sonucunda milletimizin özgür iradesi ile verdikleri oyları alıyoruz. Göreceksiniz milletimiz sizi yine hezeyana uğratacak ve AK Parti diyecekler.

    Nus’ab Bin Umeyr’in duası gibi;

    “Ya Rabbi!

    Bizi öyle güzel hizmetler yapmaya vesile kıl ki, gördüğünde Resul’ünün göz bebekleri gülsün.”

    Bizler bu ti niyette, Hak emrinde, peygamber yolunda, Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde yürümeye devam edeceğiz.

    Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras büyük ve güçlü Türkiye’dir. Bunu gerçekleştirinceye kadar pes etmek yok, durmak yok, baş koyduğumuz bu yoldan en ufak bir şüphe duymak yok.

    Gayemiz bugünün ve yarının Türkiye’si için yatırım, istihdam, üretim, ihracat yapmak. At binenin, kılıç kuşananındır. Yani bu bizim işimiz.

    Ülkemizi, milletimizi kalkındırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah milletimizin oyları ve desteği ile 2023 seçimlerinde yine Ak Parti yine Recep Tayyip Erdoğan kazanacak.  Biz tüm gücümüz, gayretimiz ile hizmet üretmeye, siz de haset etmeye devam edeceksiniz.

    Sözlerime son verirken ;

    Ülkücü Harekatın Lideri Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’i 25. Vefat yıldönümünde rahmet, minnet ve Fatihalar ile anıyorum. Kabri nur, Mekanı cennet olsun.

    Ayrıca on bir ayın sultanı rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’in ülkemize ve milletimize hayırlara vesile olması temennisiyle tüm Müslüman aleminin Ramazan ayını tebrik ediyor, selam, sevgi ve en kalbi muhabbetlerimi sunuyorum.

    Saygılarımla.

  • Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları’nın Basın Açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları’nın Basın Açıklaması

    Cumhuriyet Halk Partisi kadın kollarının 81 ilde eş zamanlı yaptığı basın açıklamasında şunlara değinilmiştir; ‘’Türkiye kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasının ilk adımı 3 Nisan 1930 yılında atılmıştır. 92 yıl önce bugün, Belediye Kanunu’nu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş ve kadınlar yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bir kez daha ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve eşitlik mücadelesine omuz verenleri saygıyla ve minnetle anıyoruz. Cumhuriyet, aslında bir kadın devrimidir. Kadın ve Cumhuriyet birbirini tamamlayan bir bütündür. Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kadın erkek bir arada kurduğumuzu vurgulamış ve şöyle demiştir: “Dünyada hiçbir milletin kadını ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim diyemez.” Partimizin ilk kadın üyesi ve Atatürk’ün manevi kızı olan Afet İnan, örnek bir siyasi profil olmuştur. Çok iyi bir eğitim almış ve yaptığı konuşmalarda, kadının seçme ve seçilme hakkını savunmuştur. Milli hâkimiyetin, cinsiyet farkı gözetmeksizin tüm millete ait olduğunu vurgulamıştır. Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı; 3 Nisan 1930’da, Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya beldesinden seçilen Sadiye Hanım idi. 26 Ekim 1933 tarihinde ise kadınlar, köy ihtiyar heyetlerinde ve muhtarlıklarda seçme ve seçilme hakkını kazandı. Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demirdere köyünde, yaklaşık 500 oy alarak seçimi kazanan Gül Esin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın muhtarı oldu. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; hepimizi özgürleştiren laiklik ilkesine sımsıkı sarılıyoruz. Eşitlik mücadelesini kadın-erkek bir arada veriyoruz. Bu eşitsiz sistemi değiştirmek için Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu ve kadınların siyasette eşit temsil edileceği kanun teklifimizi Meclis’e sunduk. Bu teklifle hem genel hem de yerel seçimlerde fermuar sistemiyle yüzde 50-50 temsili yasal güvence altına almak istedik. Ülkemizde, her 10 kadından 4’ü hayatında en az bir kez erkek şiddetine maruz kalıyor. Bu düzeni değiştirmenin tek yolu eşitlikçi politikalardan geçiyor. Bizler, kadınların eşit temsil edildiği demokratik, laik bir Türkiye’yi yeniden inşa etmeye kararlıyız. Halkın gasp edilmiş egemenlik hakkını tekrar halka iade edeceğiz. kadın haklarının, çocuk haklarının, çevre haklarının tam anlamıyla güvence altına alındığı özgürlükçü bir sistem inşa edeceğiz.’’

  • BU YIL HEDEF 1 MİLYON

    BU YIL HEDEF 1 MİLYON

    UNESCO’nun ‘Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan şehzadeler şehri Amasya’yı, geçen yılın aynı ayında 615 bin turist ziyaret etti. Bu yıl ise hedef 1 milyon turist.
    Osmanlı şehzadelerinden birçoğunun ilk eğitimini aldığı ve devlet yönetimini öğrendiği yer olması dolayısıyla “şehzadeler şehri” olarak anılan Amasya’nın ağırladığı turist sayısı her geçen yıl artıyor. Kentin ortasından geçen Yeşilırmak’ın iki yakasında uzanan Yalı Boyu evleri ve Kral Kaya Mezarlarını ziyaret eden turistlerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor.
    Amasya Valisi Osman Varol, “Amasya malumunuz olduğu üzere iç turizmin, kültür turizmin önemli merkezlerinden bir tanesi ve bu özelliğini yıllardır muhafıza ediyor. Ve sunduğu bu hizmetlerle de turist sayısını giderek artırıyor. Bu yıl da gerçekten çok hareketli bir sezon yaşıyoruz. Özellikle bir açık hava müzesi şeklinde olan şehrimizi turistlerimizin çok büyük bir beğeniyle gezdiğini bizlerde müşahede ediyoruz. Özellikle şehrin merkezinde tarihi yalı boyumuz, Yalı Boyu Evlerimiz Amasya’nın siluetini oluşturan hemen onun arkasında Kral Kaya Mezarları ve onun arkasında Harşena Dağı Kalesi özellikle insanlarımızın, ziyaretçilerimizin uğramadan geçmediği bölgeler. Yalı Boyu’nu gezen misafirlerimiz daha sonrasında kaleyi ve Kral Kaya Mezarları’nı ziyaret ediyorlar. Özellikle bunlar yeni dönemin çok önemli kavramlarından olan fotoğraf çekilip sosyal medya da paylaşmak için çok inanılmaz ikonik mekanlar. Buralarda da vatandaşlarımızın çok memnuniyetle gezdiğini görüyoruz. Hedefimiz 1 milyon turist kısa vadede. Buna ulaşmak için tüm faktörler, tüm unsurlar, tüm aktörlerle çok güçlü bir çalışma yapıyoruz. Sürdürüyoruz. Yeni turizm alanları, yeni müzeler ilimize kazandırmak için ama Türkiye çapında belki dünya çapında ses getirecek müzeler kazandırmak içinde çalışmalarımız devam ediyor. Bunlarla birlikte hedefimize kısa sürede ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi.
    Amasya’yı Adana’dan gezmeye gelen yerli turist Ülkü Tolay, “Adana’dan geliyoruz. Amasya çok güzel, şirin tertemiz bir şehir. Tarihin hala eski barınıyor olması çok daha güzel. Sanki dolaşırken tarihte geziyormuşuz gibi bir his bıraktı bize. Korunması çok hoşumuza gitti. Tarihin içinde dolaşıyormuşuz gibi bir his bıraktı. Çok mutlu olduk“ diye konuştu.
    Edirne’den gelen Hasan Bayraktar ise “Edirne’den geliyorum. Amasya’yı çok güzel bulduk. Orijinalliği bozulmamış. Eski şehzadelerimizin yetiştiği, eğitim gördüğü, günümüze kadar orijinalliğini muhafıza etmiş. Türkiye’nin her tarafından insanının gelip görmesini tavsiye ederim. Huzurun başkenti gibi. Güzel bir şehir olarak herkese tavsiye ediyorum” şeklinde konuştu.

  • CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUP

    Sema Maraşlı Hanım’dan;
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Basit bir karı-koca tartışması sonucu sizi karınız bir telefonla hiç evinizden attırdı mı? Polisler kolunuzda, çocuklarınızın ve komşuların gözü önünde adi bir suçlu gibi mahallenizden çıkarıldınız mı? Evinize, evlatlarınıza aylarca yaklaşmama cezası verildi mi? Sokaklarda kalıp nereye gidemeyeceğinizi bilemediğiniz oldu mu? En yakınlarınıza bile evinizden atılmış olmanın utancı ile yutkunup derdinizi söyleyemediğiniz oldu mu? Karınızı arayıp “Barışalım ya da çocuklar nasıl?” dediğiniz için hapse girdiğiniz oldu mu? Bu kanunlar sizin döneminizde çıktığı için size olmamıştır fakat bu ülkede yüz binlerce erkek bir telefonla suçsuz yere evinden atıldı, bu zulmü yaşadı ve yaşıyor. Delilsiz ve belgesiz, kadına herhangi bir şiddet uygulamadığı halde tartışmada karşılıklı bağrıştıkları halde psikolojik şiddet bahanesi ile erkekler evlerinden atılıyor. Karısı ile barışmak isterse para cezası, hapis cezası veriliyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu yapılanlar anayasa ve insan haklarına aykırı, İslam’a zaten aykırı. “Kadına şiddeti bitirmek” gibi masum görünen, kuzu postuna bürünmüş kurt misali bu kanun çıktığından beri kadına şiddet hiç olmadığı kadar arttı. Yapılan haksızlıklar karşısında cinnet geçiren erkekler şiddete yöneldi. Kadın korunmak isteniyorsa bunun yolu asla bu olamaz. Devletin elinde onlarca medya organı var. Medya artık şiddeti artırmak için değil, merhameti artırmak, sevgiyi çoğaltmak için çalışsa neler olur neler…Diziler, filmler, faydalı programlar, ülke çapında yapılacak sevgi, saygı, muhabbet gibi konularda yapılacak yarışmalar, teşvikler …
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bir zulüm kanunu da “Nafaka Kanunu” Boşanmış bir karı kocayı nafaka bağı ile birbirine bağlamak, erkeği artık ona yabancı olan bir kadını beslemek zorunda bırakmak ve bir yabancıya karşı borç altında tutmak, yeni bir hayat yeni bir evlilik kurmasına engel olmak… Belli bir yaşı geçmiş evladına bile nafaka vermek zorunda olmayıp, yüzünü unuttuğu eski karısının geçimini sağlamak zorunda olmak… Ödeyemezse hapse girmek… Mal rejimi kanunu ile kazancının emeğinin yarısını artık yabancı olmuş birine bırakmak….Bu zulmü yüz binlerce insan yaşıyor. Boşanma davası açıp karşı taraf problem çıkardığı için on yıl süren boşanma davaları var. Bu da ayrı bir zulüm. Toplumsal çürümeye sebep oluyor. Evlilik ve boşanma zor olunca insanlar alternatif çözümlere bakıyorlar. Ülkede zina arttı, fuhuş arttı, eşcinsellik arttı… Boşanma ile ilgili zulümlerin bitmesi lazım. Kadını korumanın yolu erkeğe zulmetmek olmamalı. Kadınlar yanlış bir yöntemle korunmaya çalışılırken hem kadınlara hem çocuklara hem de erkeklere zulmediliyor. “Çocuk haczi” diye bir utanç yaşanıyor bu ülkede. Anne boşanma sonrası çocuğu babaya göstermek istemezse baba, çocuğunu para ödeyip bir ekiple mal gibi haczedip görebiliyor. Bu çocuğun psikolojisi, duygularının anne tarafından istismarı belki bir ömür yara olarak hayatını etkileyecek. Haciz parası olmadığı için çocuğunu göremeyen babaların acısı ise hepimizin yüreğini yaralamalı.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    “Cinsiyet eşitliği” adı altında dinimizce lanetlenen “kadın ve erkeği birbirine benzetme” çalışmaları başta Milli Eğitim kitapları olmak üzere bir devlet politikası olarak uygulanıyor. Nesilleri bozmaya yönelik bu çalışmalar acilen durdurulmalı. Yoksa gençliğe faturası çok ağır olur.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Cinsel istismar konusu şu anda en mühim problem gibi duruyor. Fakat bunun çözümü seçim öncesi mecliste imzaya açılıp seçim sebebiyle imzası tamamlanmamış olan kanun değil. Bu kanun kabul edilirse konuyu daha da içinden çıkılmaz hale getirir. İçinde adalet gözetilmeden hazırlanmış bir kanun adaleti de sağlayamaz. Tabii istenilen adaletse. Cinsel istismar yasa tasarısına göre yine sadece kadın beyanı ile delilsiz, şahitsiz cezalar verilecek. Şimdiden 6284 e dayandırılarak bu cezalar veriliyor. Burada iki problem var. Birincisi tek taraflı beyan ile adalet sağlanmaz. İkincisi taciz ve tecavüz “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konuyor. Taciz ve tecavüz arasında çok büyük fark vardır ve ikisine de birbirine yakın cezalar verilmesi öncelikle adaletle bağdaşmaz. Tacizin kapsamı çok geniştir; bir söz bile taciz sayılabiliyor ya da bir dokunma. Ayrıca taciz kişilerin algılamasına göre değişir. Bir kişi için normal olan bir davranış, başka bir kişi için taciz sayılabilir. Oysa tecavüz tecavüzdür ve ispatlanması da kolaydır, bir sağlık kuruluşuna gidilmesi yeterlidir. Tecavüz çok ağır bir saldırıdır ve asla tacizle
    bir tutulamaz. Cinsel istismar adı altında ikisinin bir tutulması, cezaların yakın olmasının pek çok mahsurları vardır hatta tecavüzün artmasına sebep olabilir. Cezalar suça göre olmalıdır. Yoksa aksi sonuçlar çıkar. Ayrıca 18 yaş altı dini nikahla gönüllü genç evlilik yapanların erkeklerin tecavüzcü diye hapse atılıp ağır cezalar alması her yerde geçerli olan kadın beyanının (ben gönüllü evlendim demesi) burada geçerli olmaması ve genç evlenen kızları sen çocuksun deyip kocalarından koparılıp çocukları ile ortada kalmalarının vebalini bizler nasıl ödeyeceğiz. Müslüman bir ülke olarak zina serbestken evlenenlerin genç evlendi diye hapse atılmasının istismarla yargılanmasının utancı bana ağır geliyor. Taciz ve tecavüzün “cinsel istismar” adı altında aynı kefeye konması adalet terazisini bozar hatta bozdu da. Binlerce insan iftira ile cezaevlerinde hem de on beş yirmi yıl gibi ağır cezalarla mahkum edildiler. Meclisteki tasarı geçerse bu cezalar yirmi yıldan kırk yıla kadar çıkacak. Genç evlenenler de bu ağır cezalarla yargılanıp mahkum olacak. Tek taraflı kadın beyanı ile ve taciz iddiası ile insanlara bu kadar ağır cezalar verilmesi hangi adalet sisteminde hangi ülkede var! Kadınlar kendileri üzerinden ya da kız çocuklarını kullanarak hoşlanmadıkları ya da aralarında husumet olan kişilere iftira atıp karşıdaki kişinin hayatını bitiriyorlar kanun eliyle.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Bu ülkede iftiralar yeni geçim kapısı olmaya başladı. Kız öğrenciler öğretmenleri tehdit ediyor “istediğim notu vermezseniz cinsel istismar iftirası atarım” diye tehdide boyan eğmeyenler hapiste. Ve iftira atarım istediğim parayı vermezsen diye pek çok kimse tehdit ediliyor ve hayır dediğinde istismar gibi adi bir suçla kendini hapiste buluyor. Bir erkeğin ve ailesinin hayatının kayması, toplum nezdinde haysiyetinin bitmesi bir kadının birkaç
    cümlesine bağlı; delilsiz, ispatsız. İnsanların haysiyeti bu kadar ucuz olmamalı. Hele meclisteki tasarıya göre “mağdurum” diye başvuran kişinin ifadesinin hakim ve savcı tarafından değil de üniversitelerde kadın hakları adı altında toplanmış feministlerin de alabilecek olmasının getireceği felaketleri düşünmek bile istemiyorum. İftiralar cezalandırılmadığı gibi yakında bir de ödüllendirilecek gibi görünüyor. Adalet Bakanlığı Mağdur Haklarının hazırladığı yine seçim sebebi ile bu döneme kalan tasarıya göre, taciz iddiasında bulunan kişiye en az, brüt asgari ücretin dört katına kadar ödeme yapılacak ve bu alt limit asgari ücretin otuz katına kadar artabilecek. Ki tasarının ilk hali daha kötüydü istismar iddiasında bulunan kişiler (her iddia kanuna göre gerçek sayıldığı için) devlet memuru olabilecekti. İftira atan kadınlara sınavsız devlet memuru olma kapısı açılacaktı. Kanun çıkmasın diye gösterdiğimiz gayretler neticesi taslak çekildi ve düzenlenmiş hali bu ve oldukça kötü. Asgari ücretin dört katı para ile iftira atanlar ödüllendirilmiş olacak. “At iftirayı al parayı” olacak.Paraya ihtiyacı olan iftira atacak. Eğer gerçek mağdurlara yardım düşünülüyorsa bu bir vakıf üzerinden yapılabilir. Ya da “kadınlar adına çalışma” adı altında Avrupa fonundan milyonlarca para alan kadın dernekleri yardım etsinler mağdur kadınlara. Devletin böyle bir maddi yardım yapması ancak iftiraları artırır. Yine mecliste çalışmaları yapılan seçim sebebiyle henüz imzalanmamış olan torba yasaya eklenecek olan 657 nolu kanun düzenlemesi de eğer meclisten geçerse cinsel istismar iftiraları yüzde yedi yüz artar. Kanuna göre iş yerinde kadınları üzmek vatana ihanet sayılacak ve kişi işinden atılacak ve bir daha devlet memuru olamayacak. İş yerinde bir erkeğin mevkisine göz diken bir kadın Allah korkusu yoksa bunu çok rahat yapar. Bir de dindar insanlardan hoşlanmayan hatta ölesiye nefret eden bir kesim olduğunu da düşünürsek bu kanunların çıkması
    dindar insanları bile bile ateşe atmaktan başka bir şey olamaz.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Mevcut kanunlarla bile Yusuflar delilsiz beyansız suçsuz yere cinsel istismar gibi ağır bir suçla zindanlarda yatıyor. Gömlekleri arkadan yırtılmış fakat yine de zindana atılmışlar. Onların gözyaşları ve bedduaları hepimizi yakar. Onlar ve aileleri sizden adalet bekliyorlar. Yine bazı şer odakları yeni oyunlar peşinde. Planlı yapılmış gibi görünen hayvanlara eziyet, tecavüzler ve çocuk ölümleri üzerinden meclis üzerinde baskı oluşturarak zaten ağır aksak giden adalet sistemini tümden yıkmak istiyorlar. Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Kanunlarımız, sokağa dökülmüş devlet aleyhine slogan atan hainleri susturmak için değil adaleti tesis etmek için yapılsın. Vicdan sahibi, ön görüsü yüksek, adalet duyguları gelişmiş uzman bir ekip hazırlasın bu kanunları. Hakimler “kanunlar yüzünden adalet ve vicdanımız arasında kaldık” diyorlar. Kanunlar yapılırken kanun uygulayıcıların çoğunluğunun görüşleri de alınmalı. Mağduriyetleri en çok onlar görüyor.
    Sayın Cumhurbaşkanım!
    Seçim döneminde özgürlük ve adalet vaat etmiştiniz. Özgürlük hakkımı kullanarak size bu mektubu yazdım. Şimdi de mağdurlar adına adalet bekliyorum.

  • VALİ VAROL ÇARESİZLERE ÇARE OLMAYA DEVAM EDİYOR!

    VALİ VAROL ÇARESİZLERE ÇARE OLMAYA DEVAM EDİYOR!

    Osman Varol, biri engelli iki çocuğu ile birlikte yaşayan ve evde bakım ücreti dışında geliri olmayan Sati Kul’u çat kapı ziyaret etti.
    Annenin sıkıntılarını dinleyen Vali Varol, engelli çocuğuyla da yakından ilgilendi. Varol, beraberindeki Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Vekili Mustafa Arslan ile Açık Kapı Bürosu personeline gerekli talimatları vererek hem taleplerinin çözülmesini hem de ailenin yararlanabileceği her türlü imkanın kendilerine tahsis edilmesini istedi.