Etiket: abd

  • Rektör Elmacı’yı ABD Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşesi ziyaret etti

    Rektör Elmacı’yı ABD Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşesi ziyaret etti

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  Ankara Büyükelçiliği İngilizce Eğitim Ataşesi Roger F. Cohen,  Amasya Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Süleyman Elmacı’ yı ziyaret etti. İngilizce Eğitim Programları  Koordinatörü Aycan Yaman’ da ziyarete katılım sağladı. Roger F. Cohen, Yabancı Diiler Yüksekokulu Müdürü Dr. Kadim Öztür’ten bilgiler alarak, öğrenci ve öğretim elemanları için ortak çalışmalar yapılabileceğini dile getirdi. Amasya Üniversitesi  Rektörü Süleyman Elmacı,  Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) belirlediği hedefler doğrultusunda üniversite olarak uluslararasılaşmaya önem verdiklerini, Amasya Üniversitesi’nde ise 17 farklı ülkeden öğrencinin eğitim gördüğünü dile getirdi. Yapılan ziyaret görüşmesi Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Elmacı’nın hediye takdimi ile son buldu.

  • “MİLLİYETÇİ HAREKET KİRLİ OPERASYONLARDAN HER SEFERİNDE GÜÇLENEREK ÇIKMIŞTIR”

    “MİLLİYETÇİ HAREKET KİRLİ OPERASYONLARDAN HER SEFERİNDE GÜÇLENEREK ÇIKMIŞTIR”

    Milliyetçi Hareket Partisi Amasya Merkez İlçe Başkan Yarımcısı Halil Karadayı, FETÖ’nün beslemesi, sözcüsü Ergun Babahan dün attığı tweetle meşrebince davranmış ve FETÖ’nün uzun yıllardır uğraş verdiği ‘Devlet Bahçeli’siz siyaset’i dillendirmiştir ‘dedi.

    Karadayı konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Kendisinin ve ağababalarının bu söylemlerine de bu amaçla giriştikleri ‘MHP’ye darbe’ teşebbüslerine de alışık ve hazırlıklıyız. Milliyetçi Hareket; bunlara her teşebbüsünde haddini bildirmiş, her seferinde aziz Türk milletinin de desteğiyle bu kirli operasyonlardan güçlenerek çıkmıştır. Bu müptezelin attığı tweeti ABD büyükelçiliği beğenmiş ve bürokratik bir skandala imza atmış, sakladıkları gizli düşüncelerini açığa çıkarmıştır, sonrasında “ Özür Dileme” vs.. çabaları ile olayı kurtarmaya çalışması da onlar için bir kepazeliktir. Ülkenin içerisinden geçmiş olduğu süreç göz önüne alındığında ABD-FETÖ- PKK ve diğer terör örgütlerinin Türkiye’yi bölme hedeflerinin önündeki en büyük engelin Muhterem Genel Başkanımız Dr. Devlet Bahçeli beyefendi olduğu gayet net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Devleti kuran, Vatanı kurtaran, Milleti kucaklayıp mihnetleri ve müşkülatları yere seren cesaret bizdik.

    Biz Milliyetçi-Ülkücü Hareketiz, biz Türklüğün ve Türkiye’nin beka davasıyız. Biz “Şehitler ölmez vatan bölünmez” diyen ferasetiz, basiretiz, teslim olmaz bedeniz. Bu zor zamanda Liderimiz Devlet Bahçeli’ye yol arkadaşı olmanın onuru; yakamızda bir şeref madalyası olarak sonsuza dek kalacaktır.

    Bu vesile ile Muhterem Genel Başkanım Dr. Devlet Bahçeli beyefendiye uzun sağlıklı ve sıhhatli ömürler dilerim. Sınır ötesi harekâta başlayan Şanlı Ordumuzu Allah muzaffer eylesin, Rabbim yar ve yardımcısı olsun. Tüm dualarımız sizinle.” diye konuştu.

  • BİZ VARSAK UMUT VAR

    BİZ VARSAK UMUT VAR

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “MHP’ye güvendiniz, güveninizi boşa çıkarmayacağız, biz varsak umut, huzur, çare, sarsılmaz bir duruş, sağlam bir şuur vardır.” dedi. Bahçeli, Amasya’da yaptığı açıklamada, “Kurgulanan ekonomik komplolar, yaptırım tehditleri Türkiye’ye sökmeyecektir.” dedi.
    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3T olan tebrik, teşekkür ve takdir ziyaretinde bulunduğu Amasya Belediyesi’nde halka hitap etti. Gündeme dair açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli, “Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum oluşturmuştur.
    Bahçeli, “CHP Genel Başkanı’na soruyorum. Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz, hangi hazırlık ve önerilere sahipsiniz? PKK-FETÖ derin ihanetinin açtığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da mı soğan istismarı ile telafi edeceksiniz? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun PKK’ya borcu varsa söylesin, kurtaralım.” dedi.
    Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almak olduğunu belirten Bahçeli, Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur. Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır. Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir” dedi. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacağını belirten Dr. Devlet Bahçeli, Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır. Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir. Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, ‘Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır’ duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir.

  • MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP LİDERİ AMASYALILARA SESLENDİ

    MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli, teşekkür ziyaretleri kapsamında 8. Durağı olan Amasya’yı ziyaret etti.
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı ziyaret eden Bahçeli, belediye önünde Amasyalılara hitaben bir konuşma yaptı.
    Bahçeli konuşmasında şunları kaydetti: “Aziz Vatandaşlarım, Saygıdeğer Amasyalı Kardeşlerim, Değerli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler, Şehzadeler şehri Amasya’yı selamların en güzeliyle selamlıyorum.

    Amasya’da hayatını sürdüren, ekmeğinin peşinde olan her kardeşimi hürmet ve muhabbetle kucaklıyor en iyi dileklerimi sunuyorum. Amasya tarihin müşahidi, tarih Amasya’nın müteahhididir. Amasya Türkiye’nin göz nuru, maziye açılan gönül kapısıdır.

    Orta Karadeniz’in iç kısmında bir hilal gibi parlayan Amasya geçmişten bugüne dalga dalga büyüyen istiklal ve istikbal haklarımızın kader ve karar kentidir. İftiharla söylemek isterim ki, 31 Mart Mahalli İdareler Seçiminde tarihi bir duruş gösterdiniz. Emaneti ehline teslim ettiniz. Milliyetçi Hareket Partisi’ne muazzam bir destek verdiniz. Üç hilali yükseltip huzuru ve umudu seçtiniz. Milli birlik ve kardeşliğin mesajını sahiplendiniz. Hepinizle övünüyorum, hepinizle gurur duyuyorum.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi “Teşekkür-Tebrik-Takdir” temasıyla planladığımız ziyaret programlarını sırasıyla gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda sekizinci durağımız olan Amasya’dayız.

    31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Amasyalı kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum. Amasya Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Sarı’yı, Göynücek Belediye Başkanımız Sayın Kadir Fatih Erdoğan’ı, Hamamözü Belediye Başkanımız Sayın Fatih Bayrakdar’ı can-ı gönülden tebrik ediyorum.

    31 Mart seçim sürecinde azimle, heyecanla, samimiyetle, inanmışlıkla çalışan, bununla birlikte sorumluluklarını harfiyen ifa ve icra eden değerli dava arkadaşlarımı, bütün parti teşkilatlarımızı takdir ediyorum. Allah eksikliklerini göstermesin diyorum.

    Amasya’da bir çığır açılmış, milli bir çağrı cevap bulmuştur. Elbette Amasya’nın değerini çok iyi biliyoruz. Verdiğiniz muhterem ve müstesna desteğe layık olabilmek için insanüstü bir gayretle görevimizi yerine getireceğiz. Amasya’ya mahcup olmayacağız. Amasya’nın hedeflerinden taviz vermeyeceğiz. Aziz ecdadımız Amasya’ya derin iz ve eserler bırakmıştır. Tamamı namusumuza emanettir.

    Bedestenler, camiler, medreseler, köprüler, türbeler, kaleler, çeşmeler, hanlar, hamamlar Amasya’yı tarihi ve kültürel hazine olarak kuşatarak zamanımıza kadara ulaşmıştır. Amasya evleri geçmişin anılarını bugünlere taşımıştır.

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde tam yedi padişahımızın şehzadelik dönemlerindeki olgunlaşma ve kutlu görevlerine hazırlanma yeri Amasya olmuştur. Payitahta giden yol Amasya’dan geçmiştir. Devlet terbiyesi ve geleneği burada öğrenilmiş ve öğretilmiştir.

    Bir yanda imparatorluk bünyesinde, diğer yanda milli devlet yapısı içinde hem yükselişin, hem de kuruluş ve kurtuluşun ağırlık merkezi bellidir, kuşkusuz Amasya’dır. Şunu herkes bilmelidir ki, Amasya devletin özüdür, milletin sözüdür, tarihin sesidir, geleceğin ruh köküdür.

    Çözülmeye karşı direnç noktası burasıdır. Bölünmeye karşı devleşen irade buradan yükselmiştir. Amasya’ya hizmet ecdada vefa borcumuzdur. Amasya’yı ayak bağlarından kurtarmak, gelişmesini ve büyümesini sağlamak Milliyetçi Hareket Partisi için beka ve şeref meselesidir. Mutlaka başaracağız, mutlaka yapacağız, Amasya’yı baştan ayağa imar, inşa ve ihya edeceğiz.

    Milliyetçi Hareket Partisi’ne güvendiniz, sandıkta güç verdiniz; bizler de güveninizi boşa çıkarmayacağız, beklentilerinizi karşılıksız bırakmayacağız. Milliyetçi Hareket Partisi varsa umut vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa huzur vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa çare vardır. Milliyetçi Hareket Partisi varsa sarsılmaz bir duruş vardır, sağlam bir şuur vardır, elbette buradadır, milli vicdanlarda hâkimdir.

    Değerli Amasyalılar, Aziz Dava Arkadaşlarım, Yüz yıl önce vatan toprakları işgal ve esaret altındaydı. Türk milleti zalimlerin baskı ve dayatmasına maruz kalmıştı. Uzun yıllar devam eden savaşlar topraklarımızı eritmiş, milletimizi bitkin, bezgin ve yorgun bırakmıştı. Sömürgeci güçler varlığımızı imhaya heves ve teşebbüs etmişlerdi. Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikedeydi. Ya bir yol bulunmalı, ya da bir yol açılmalıydı. İhtiyaç olunan kudret damarlardaki asil kanda gizliydi. Tutsaklık, bağımlılık, kölelik milletimize uzak ve yabancı kavramlardı.

    Türk vatanının her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, fedakârlık ve kahramanlıklarla nurlanmış, kutlu ecdadımızın mücadelesiyle kazanılmıştı. Felaketlerin ortasından anıt gibi yükselerek milli varlığımızın istiklal içinde geleceğe taşınması ihmali olmayacak bir görevdi.

    Nihayetinde Amasya Milli Mücadele’nin hareket mevkii olarak belirmiş ve sivrilmişti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Amasya’ya tutunarak, Amasya’dan ilham alarak kurtuluşumuzun sönmeyecek meşalesini yakmışlar, istiklal genelgesini buradan yayımlamışlardır. Milli Mücadele’ye ruh ve yön veren kararlılık tam bir asır önce Amasya’dan ilan edilmiştir.

    22 Haziran 1919’da zamanlar üstü bir kavrayış ve inançla dile getirilen, “Milletin istiklali, yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır.” iradesi Türk milletinin bağımsızlık kıvılcımını tutuşturmuştur.

    Samsun’da atılan ilk adım, Amasya’da tebliğ edilen ilk tamim Erzurum ve Sivas’ın kongre ruhuyla birleşince milli heyecan keskin şekilde bilenmiş, zaferler kuvvetle birleşmiş, çok şükür Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı karılmış, temeli kazılmıştır. Türk milleti bağımsızlığının bedelini ödemiştir. Milli bekamızın müdafaası için her zorluğa göğüs gerilmiştir. Tarih aynı zamanda geleceğin ilham ve irade payesidir. Yüz yıl önce verilen kurtuluş mücadelesi Türk milletinin yüz akı, milli aklı, varoluş ahlakıdır. Bugün ülkemize yönelik kurulan tuzaklara Amasya Genelgesi’ndeki şuurla bakıyoruz.

    Manda ve himaye özlemi çekenlere Erzurum ve Sivas Kongrelerinin atılgan ve çevik tavrıyla cephe alıyoruz. Dün yedi düvel üzerimize geldi, yine bu milleti yenemediler, yine bu milleti deviremediler. Bugün terör örgütlerinin hunhar eylemleri yine sonuç vermeyecektir.  Sahnelenen küresel oyunlar amacına ulaşamayacaktır.  Yazılan bölgesel senaryolar yırtılıp atılacaktır.

    Kurgulanan ekonomik komplolar, planlanan veya tedavüle sokulan yaptırım tehditleri gene milletin azim ve kararıyla tesirsiz hale getirilecek, hiçbir baskı Türkiye’ye sökmeyecek, işlemeyecektir. Türkiye’nin sesi gür ve güçlü şekilde çıktıkça bundan ürken ve rahatsız olan ülkeler menfur arayış içine giriyorlar.

    Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum yaratmıştır.

    CHP Genel Başkanı’nın “Bize mi saldıracaklar” diyerek aklamaya çalıştığı YPG, 22 Temmuz 2019 gecesi sınır ilçemiz Ceylanpınar’a bir kez daha roket atmış, ikisi çocuk olmak üzere altı kişinin yaralanmasına yol açmıştır. CHP tehlikenin hala farkında değildir. CHP, HDP, İP aynı anda zillete düşmüşler, zihnen, fikren, siyaseten iflas etmişlerdir.

    Özellikle CHP Genel Başkanı’nın Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde dün yapılan “CHP’li Belediye Başkanları Çalıştayı”nda yapmış olduğu konuşma amaçsız siyasetin çarpık bir numunesidir.

    Konuşmasının tek bir yerinde Türkiye’nin terör sorunundan bahsetmemiş, tek bir satırında karşı karşıya olduğumuz ağır tehditlerle ilgili görüş paylaşmamıştır. Bu durum CHP adına ayıptır, utanç vericidir. CHP’ye oy veren kardeşlerime büyük bir haksızlıktır. CHP Genel Başkanı’na Amasya’dan açık açık soruyorum: Terörle mücadele hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi plan, hazırlık ve önerilere sahipsiniz? 22 Temmuz 2015’ten bu tarafa kaç şehit verdiğimizden haberiniz var mı? Sarımsağın yüzde 89, salçanın yüzde 90, çocuk bezinin yüzde 40 zamlandığını söylüyorsanız da, terörle mücadelenin artan maliyetlerini, bombaya, mermiye, askeri operasyonlara harcanan paraları hiç duydunuz, hiç hesap ettiniz mi? Sayın Kılıçdaroğlu, kuldan utanmıyorsanız, bari Allah’tan korkun.

    Türkiye ateşten gömlek giymişken, siz hangi yüzle konuşuyorsunuz? Mutfakta ateş varsa söner, söndürülür, bugün az yediysek yarın çok yeriz, bugün kaybettiysek kısa sürede tekrar kazanırız, peki ağlayan analara ne diyeceksiniz? Omuzlarda taşınan şehit naaşlarına nasıl bakacaksınız?

    Bekamız tahrip edildikten, vatan ve millet elden gittikten sonra neyin ekonomisinden, neyin gelir azalmasından bahsedeceksiniz? PKK-FETÖ ihanetinin açtığı derin yaraları, kazdığı dipsiz kuyuları nasıl kapatacağız? Bunu da soğan, patates, patlıcan istismarıyla mı tamir ve telafi edeceğiz?

    CHP’ye oy veren vatandaşlarım ellerini vicdanlarına koyup muhasebe yapsınlar. CHP Genel Başkanı’nın konuşmasının nesi doğru, neresi düzgündür? Türkiye yalnızca Suriyeli sığınmacılara 35 milyar dolar harcamışken, terörle mücadelenin faturası günbegün ağırlaşırken, küresel tefeciler, ekonomik tetikçiler saldırdıkça saldırırken Türkiye’nin aleyhine konuşmak, ekonomide tezviratlar üretmek adamlık mıdır? Ahlaki midir? Millilik midir? Haysiyetli bir tavır mıdır?

    Milli bekamızın soğan kadar da mı değeri yoktur? Bu Kılıçdaroğlu nereye koşmakta, kimlere hizmet etmektedir? PKK’ya diyet borcu varsa söylesin, kurtaralım, kendisine omuz verelim.

    FETÖ’nün boyunduruğu altındaysa imdat desin, yardım edelim, elinden tutalım, düştüğü çukurdan çekip çıkaralım. Fakat Türkiye’nin tek adam rejimine geçtiğini söylemeye devam ettiği takdirde milli vicdanda mahkûm olacağını, Türkiye düşmanlarına taşeronluktan insan içine çıkamayacağı günlerin yaklaştığını da CHP Genel Başkanı’na ikazen hatırlatmak isterim.

    Teröristler kanlı eylem nöbetindedir, fakat CHP’den çıt yoktur. Sınır ötesinde oyun içinde oyun vardır, ama CHP’den ses yoktur. Bu CHP hangi ülkenin partisidir? Bu CHP kimlere tekmil ve selam vermektedir? Korkuları, sakladıkları hangi açıkları vardır da bu kadar aczin ve teslimiyetin pençesine düşmüşlerdir? İP, CHP, HDP arasında görüşülen, konuşulan, uzlaşılan hangi karanlık ilişkiler vardır?

    CHP Genel Başkanı son bir yılda milli gelirdeki düşüşün 135 milyar dolar olduğunu söylerken, karamsarlık aşılayıp kara kampanya tetikçiliği yaparken kimlerin gözüne girmek, hangi mihrakların dikkatini çekmek için çabaladığını artık herkes biliyor, herkes anlıyor. Bu çürük zihniyetler Milli Mücadele yıllarında ihanetiyle malum olan Ali Kemal’in izinden yürüyen, onun Birleşik Krallığa Başbakan olan torunuyla fikri hısım olan gafillerdir.

    Bunların nüfus kütüğü Türkiye’de, ruh kökü yabancı memleketlerdedir. CHP Genel Başkanı ne yaparsa yapsın, hangi fitne ve nifaktan nemalanırsa nemalansın bu aziz millet, bu büyük devlet varoluş mücadelesini kahramanca sürdürecektir.

    CHP tarihin yanlış tarafındadır, müflistir, geçmişinden kategorik olarak kopmuştur. Ve ne üzücüdür ki, CHP tanınmaz haldedir, aziz Atatürk’ün kemiklerini de sızlatmaktadır. Kılıçdaroğlu ne kadar üç maymunu oynasa da sınır ötesinden kaynaklanan terör tehdidi Türkiye’yi bir karar arifesine kadar taşımıştır. Kaldı ki taşımak da zorundadır.

    Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğünün sinir uçlarına basan, sabrını zorlayan, tahammül sınırını test eden vahim gelişmeler karşısında da varoluş-yok oluş mücadelesinin eşiğinde olduğumuz açıktır. Milli haklarımızı savunamazsak, milli bekamızı koruyamazsak bu coğrafyada, bu millet yapısıyla, bu devlet sistemiyle ayakta durmamız, hayat bulmamız mümkün değildir.

    Kurulan tuzakları akılla, sabırla, milli güç imkânlarıyla bozmak zorundayız. İmhamızı planlayanlara imanla engel olmalıyız, doğduklarına da pişman etmeliyiz. Zaafa düşmemizi projelendirenlere sonuna kadar direnç ve tepki göstermeliyiz. Türkiye’yi önce kafese alıp ardından da zincire vurmak istiyorlar. Bu yüzden vatanımız hedeftir. Milli birliğimiz, milli varlığımız saldırıya uğramaktadır. Bağımsızlığımız ve bekamız ateş hattındadır.

    Fakat teslim olmayacağız, alttan almayacağız, göz yummayacağız, zulme ve zulmete müsaade etmeyeceğiz. Bu gerçeği hafta başında Türkiye’ye gelen ve Suriye’nin kuzeyini esas alan gelişmelerle ilgili temaslar yapan ABD heyetinin iyi bilmesinde çok ciddi yararlar olacaktır.

    Teröristler Suriye’nin kuzeyindedir. Karanlık hesaplar Irak ve Suriye’nin kuzey tarafındadır. İnsanlık düşmanları bilhassa Fırat’ın doğusunda cirit atmakta, tahriklerini ve provokasyonlarını sürdürmektedir.

    Buna dur demenin, engel olmanın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Suriye’nin kuzeyinde acilen derinliği 30 km’yi bulan bir güvenli bölge kurulmalıdır. Bu bölge terörden tamamen arındırılmalı, denetim ve kontrolü Türkiye’de olmalıdır.

    PKK/YPG’li caniler silahlarını derhal teslim etmelidir. Terörden arındırılan ve güvenliği sağlanan alanlara ülkemizde misafir olarak bulunan Suriyeli sığınmacılar peyderpey gönderilmeli ve yerleştirilmelidir.

    Başka bir seçenek yoktur, artık kalmamıştır. Biz güvenli bölgeyle ilgili düşüncelerimizi 2012’den beri seslendirdik. Konuyla ilgili teklif ve değerlendirmelerimizi devamlı surette dile getirdik. Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almaktır.

    Bugüne kadar Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonlar iki defa ertelenmiştir. Her seferinde yeni bir oyalama sürecine maruz kaldığımız açıktır. Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur.

    Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmeli, Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır.

    Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir. 22 Temmuz 2019 Pazartesi günü ülkemize gelen ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin önerileri elbette makul ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzaktır.

    Özel Temsilci Türkiye’de görüşmeler yaparken, ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu Merkez Komutanı’nın Suriye’nin kuzeyinde aranan teröristlerle samimi görüntüler vermesi tam bir izansızlık, pervasızlık ve tutarsızlıktır. ABD Türkiye ile terör örgütünü eşzamanlı idare etmektedir. Bu pişkinliğin ve ahlaki düşüklüğün kabulü mümkün değildir.

    Üstelik ABD’li askerler karadan ve havadan YPG’li teröristlerin katılımıyla Fırat’ın doğusundaki sınır boyunca devriyeye çıkmışlardır. Ankara’da güvenli bölge müzakereleri sürerken ABD’li askerlerin teröristlerle birlikte hareketi ülkemize yönelik gözdağıdır. Müttefiklikle bağdaşmayan ne varsa bölgede tezahür etmektedir.

    Münbiç mutabakatına uymayan, Suriye’nin kuzeyinden asker çekmeyen ABD ileri düzeyde güvenilmez bir durumdadır.

    S-400 Füze ve Hava Savunma Sistemi alımından sonra artan yaptırım tehditleri, ABD Başkanı’nın gönülsüz gibi yaklaşıp Kongre’nin bastırması tam bir orta oyununa, tam bir tiyatroya dönüşmüştür. ABD, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG arasında denge arayışındadır. Kanlı teröristler ABD’nin direkt muhatabı, hain terör örgütü de doğrudan müttefiki haline gelmiş durumdadır. Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır.

    Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir.

    Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, “Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır” duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir. Fırat’ın doğusundaki, Irak’ın kuzeyindeki hain ve haşarat yuvaları dağıtılmalıdır. Irak’ın kuzeyinde icra edilen Pençe operasyonu Türkiye’nin kararlılığının ispatıdır.

    17 Temmuz 2019’da, diplomatımız Osman Köse’yi Erbil’de şehit eden alçakların suikastı planlayan ve azmettirenlerle birlikte cezalandırılması dökülen kanların son damlasına kadar hesabının sorulacağının çok açık bir göstergesidir.

    Katillere yönelik 18 Temmuz’da Duhok kırsalında, bundan altı gün sonra da Irak’ın kuzeyindeki Batifa kırsalında gerçekleştirilen operasyonların kararlılık ve kahramanlık beratı olduğu ortadadır. Yapılan kanlı saldırılar hiçbir hainin yanına bırakılmayacaktır. Rüzgâr eken fırtına biçecektir. Nefretle doğrulan cesaretle biçilecektir. Hiç kimse hesap hatası yapmasın. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacaktır. S-400 alıyorsak ülkemizin güvenliği içindir.

    Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgenin tesisini istiyorsak varlığımız ve egemenlik haklarımızın güvenceye kavuşturulması amacıyladır. Fırat’ın doğusuna F-16 olup uçacaksak, obüs olup patlayacaksak, bomba olup yağacaksak, ateş olup yakacaksak bunun icazetini de hiçbir yerden almayız, hiç kimseye de sormayız, sormayacağız. Irak’ın kuzeyine pençemizi geçirdik.

    Hakurk’tan Kandil’e varıncaya kadar ne kadar hain varsa önümüze kattık, kaçtıkları yere kadar kovalamaya başladık, hepsini birden namlumuzun önüne dizdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör koridorunu kestik, bağlantılarını kopardık. Bilinsin ki, Türkiye’nin varoluşuna dinamit koyamayacaklar. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kast edemeyecekler, milli haklarımıza çomak sokamayacaklar. Türk milletine boyun eğdiremeyecekler, Türk devletine diz çöktüremeyecekler. Doğudan batıya, kuzeyden güneye biriz, beraberiz, büyük bir aileyiz. Türk milleti zalimlere karşı kenetlenmiştir.

    Yürekler birdir, nefesler birdir, nitekim Türk milleti adını, anısını ve gelecek ülkülerini zedeletmeyecektir. Dünya ABD’den ibaret değildir. F-35’den mahrum olmak her şeyin sonu değildir. Küresel pakt, oluşum ve kuruluşlar kader değildir. Geçmişte kendi yolumuzu kendimiz çizmeyi başardık. Yine yaparız, yine başarırız, yine her zorluğun üstesinden geliriz. Çünkü biz Türk milletiyiz.

    Değerli Vatandaşlarım, Aziz Dava Arkadaşlarım, 25 Temmuz 2019 tarihinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faiz oranını yüzde 24’ten yüzde 19,75 çekmesi sevindirici bir gelişmedir.

    Üreten, yatırım yapan, istihdam oluşturan, Türkiye’nin büyümesine destek olan girişimcilerimizi, firmalarımızı, şirketlerimizi, iş âlemini faiz tasallutundan kurtarmak lazımdır. Vatandaşlarımızı faiz ve kur baskısından korumak muhakkak sağlanmalıdır. Nitekim faiz çilesine son verilmelidir. Üretim teşvik edilmeli, çarklar dönmeli, fabrika bacaları tütmelidir. Ekonomik saldırı düzenleyenlere bütün imkânlarımızla direnmek mecburidir. Çiftçilerimizin sorunları vardır, halledilmelidir. Esnafımızın şikâyetleri vardır, giderilmelidir.

    Emeklilerimizin, işçilerimizin, memurlarımızın, dar ve orta gelirli insanlarımızın talepleri imkanlar nispetinde karşılanmalıdır. Buğday üreticilerimizin, pancar üreticilerimizin, sebze ve meyve üreticilerimizin, emeğinin, alın terinin karşılığını almak isteyen kardeşlerimizin problemleri zaman içinde çözülmelidir.

    Ekonomik iyileşme, demokratik normalleşme, siyasi istikrar, kalkınma, gelişme ve zenginleşme hamlelerini daha da güçlendirecektir. 2018 yılının Ekim ayında yüzde 25,2 olan enflasyonun geçen ay yüzde 15,72’ye inmesi ve cari açıktaki gerileme umut vericidir. Mali disiplin ve tasarruf tedbirleriyle bütçe açığındaki artışların frenlenmesi mümkündür. Bizim arayışımız daha huzurlu bir Türkiye’dir. Bizim arzumuz daha müreffeh, daha güvenli, daha gelişmiş bir Türkiye’ye ulaşmaktır.

    İdlib’te bina enkazlarının arasına sıkışıp kalan çocukların yürek burkan fotoğrafları, Gazze’de, Kaşgar’da, Kerkük’te feryat eden yavruların feci akıbetleri hepimizi sarsmalı, uyarmalıdır. Vicdani görevlerimizi ihmal etmemiz düşünülemeyecektir. Yerlerini yurtlarını terk edip umuda yolculuk diye denizlerde boğulup balıklara yem olan göçmenlerin acıklı halleri hepimize ibret olmalıdır.

    Doyamayan, giyinemeyen, barınamayan, suya bile kanamayan mazlumların hakkını savunmak milletimizin tarihi mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Türk milleti var oldukça, Türkiye ebediyet istikametinde ilerledikçe zalimlerin korkulu rüyası, masumların da müdafaa mercii olarak anılacak ve ayakta alkışlanacaktır. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle gücüne güç kattıkça bölgesinde huzur ve istikrar adası olarak yükselecektir. Yükselişimizin sınırı da yoktur. 2023 hedeflerinin gerisinde kalmanın bahanesi olamayacaktır. Ülkemiz daha güzel günlere, bugünden daha umutlu dönemlere ulaşacaktır. Sorun varsa, çözecek irade de vardır. Zillet değil millet yaşayacaktır. Zalimler değil mazlumlar kazanacaktır. Türkiye’de hiçbir insanımız aç ve açıkta bulunmamalıdır. Merkezi yönetimle mahalli yönetimler bunu teminle mükelleftir. Bizim belediyecilik anlayışımızın temelinde yatan da budur.

    İnsanımız huzur, barış, refah ve güvenlik içindeyse bizler rahat ederiz, vicdanen müsterih oluruz. Belediye Başkanlarımızın kapıları paylaşmanın, bölüşmenin, kardeşçe muamelenin, hayırsever ve yardımsever ahlakın merkezi olmalıdır. Bizim gönlümüzde herkese yer vardır. Bizim sevgimiz herkese yetecek kadar büyüktür. Amasya’da süt içemediği için ağlayan bir bebek olmayacaktır. Ekmek alamadığı için başını öne eğen nineler, dedeler, analar, babalar olmayacaktır. Isınamadığı için küçücük elleri soğuktan çatlayan çocuklarımız olmayacaktır. Giyecek ayakkabısı olmadığı için ayakları su içinde kalan yavrularımız olmayacaktır. Sözümüzü sözdür, Amasya’da ayağa ve şaha kalkacaktır.

    Amasya Belediye Başkanımıza ve diğer Belediye Başkanlarımıza samimiyetle güveniyor, hepsinden çok şey bekliyorum. Her Belediye Başkanımız şehrinin emini, teminatı, manevi hisarı, gece gündüz muhafızıdır.

    Medeniyet tasavvurumuza bizzat sahada refakat edecek, bunu tanıtıp anlatacak, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” ilkemizi yaşatacak olan Belediye Başkanlarımızdır. Belediye Başkanlığına yeni seçilen arkadaşlarımdan özellikle rica ediyorum: Sürekli geçmiş yönetimlerden yakınarak vakit kaybetmek ve alınan kötü mirastan sızlanmak yerine önünüze bakmalı, hedeflerinizin peşinden koşmalısınız. Geçmişteki hataların aynısını yapmak bizim kitabımızda yazmayan bir sapma halidir.

    Vatandaşlarımızla empati yapamayan, dertlere deva olamayan, sorun ve şikayetlere kulak veremeyen belediye yönetimlerinin akıbeti biliniz ki kayıptır. Çıkarların ikmaline değil, haysiyetin ifasına, hidayetin ifadesine, hizmetin idamesine dört elle sarılmak önem ve öncelik sıralamasında en ön safta yer almalıdır.

    Diyor ya Hz. Mevlana: “Kula bela gelmez Hak yazmadıkça, Hak bela vermez kul azmadıkça.” Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sizleri bir kez daha selamların en güzeliyle selamlıyorum. Hepinize şükranlarımı sunuyorum. Amasya’yı daha gelişmiş yapma mücadelemizde sizlerin desteğinizi bekliyor, Cenab-ı Allah’ın yardım ve himayesini niyaz ediyorum. Sağ olun, var olun, Yüce Allah’a emanet olun. Ne Mutlu Türküm Diyene.” diye konuştu.

  • SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR

    SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR

    Türkiye’ye kin besleyen Türk milletini bölmeye yeltenen Fetö’cü zihniyet, İslam dinini kullanarak devletin tüm kurumlarına girerek, yıllardır kurdukları hain planlarıyla 15 Temmuz 2016 tarihinde alçakça darbe girişiminde bulunmuşlardır.
    15 Temmuz gecesi bir direniş ve diriliş gecesidir. Bir ve beraber olmanın en güçlü tezahürünü yaşadığımız 15 Temmuz gecesi, Kurtuluş savaşı ruhunun ortaya çıktığı andır. Hain darbe girişimine karşı büyük Türk Milleti el ele vererek beraberce mücadele etmiş kahramanca dimdik durmuştur. Tanklara, tüfeklere karşılık bedenlerini ortaya koymuşlardır. Şanlı tarihimizde nasıl Çanakkale geçilmez demişse o gece de bu vatan bölünmez demiştir.
    Türk milletinin yazdığı 15 Temmuz Destanı Türkiye’nin yarınlarına bırakılmış en kutsal ve en anlamlı miraslarından olmuştur. Türk milleti çok daha güzel hedeflere el birliğiyle ulaşacaktır. Terör saldırıları ülkemizin huzurunu, milletimizin birliğini ve barış içinde yaşamasını, kardeşlik hukukunu asla yok edemeyecektir. Türk milleti, ister FETÖ olsun ister bir başka terörist grup olsun, bunların topraklarımızda yeşermesine asla izin vermeyecektir. Ülkemiz üzerinde hesapları olanlar bilmelidir ki, hiçbir hain çete ve oluşum bizi kutlu yolumuzdan, bu aziz millete hizmet etmekten alıkoyamayacaktır.
    MHP, Türkiye meseleleri karşısında hiçbir zaman siyasi çıkarla hareket etmemiştir. Ülkemizin çıkarı için Merhum Başbuğum Alparslan Türkeş ve Muhterem Genel Başkanım Sayın Dr. Devlet Bahçeli hep dimdik durmuştur. Hep vatana sahip çıkmışlardır. 15 Temmuz’da bu ülke, bu devlet, bu millet uçurumdan sürüklenmek istenirken tutup çıkaran kişi ve lider Muhterem Genel Başkanım Dr. Devlet Bahçeli’dir.
    Türkiye ne zaman sıkışsa, ne zaman bunalıma girse, MHP hep inisiyatif almış bir siyasi partidir. Kısa dönem siyaset peşinde koşan olmadık. Milletimizin çıkarı neyse hep onu düşündük. Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır dedik.
    Bu vesileyle 15 Temmuz’da şehadete eren ve farklı zamanlarda memleketin çeşitli yerlerinde şehit düşen tüm vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı dilerim. Ayrıca tüm gazilerimize acil şifalar diliyorum.
    Allah bu güzel vatanımıza hain 15 Temmuzları yaşatmasın, ne kadar Türkiye ve Türk düşmanı varsa hepsini kahretsin. Ezan susmasın, Bayrak inmesin, Vatan Bölünmesin…
    Ne Mutlu Türk’üm Diyene…
    Erhan Demir
    MHP Amasya İl Başkanı

  • DARBEYİ LANETLİYORUZ

    DARBEYİ LANETLİYORUZ

    15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. Demokrasiye ve milli İradeye yönelik bu hain kalkışma ve arkasındaki FETÖ terör örgütünü lanetliyoruz. 15 Temmuz 2016 gecesinde yaptığımız gibi halk egemenliğine ve Türkiye’nin demokratik birikimine sahip çıkma azmindeyiz.
    Darbe girişimine karşı milletimiz, Gazi meclis ve siyaset kurumu ortak bir direniş sergilemiş, girişim boşa çıkarılmıştır. Ancak bu kararlı duruş ne yazık ki güçlü bir demokrasi çıkarma fırsatına dönüştürülememiş, sonraki süreçte TBMM’ni devre dışı bırakan bir OHAL rejimi yerleştirilmiştir. Aradan 3 yıl geçmiş olmasına karşın darbenin siyasi ayağını ortaya çıkarmaya dönük esaslı bir adım da atılmamıştır.
    Askeri ya da sivil her türlü darbeye karşı kararlı duruşumuz devam edecektir. Güçlü ve müreffeh bir Türkiye yaratmanın yolu, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerine bağlı, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti esaslarına sarılmaktan geçiyor.
    Tek güvencemiz ve umudumuz yine milletimizin azim ve kararlılığıdır. Demokrasiye ve halk egemenliğine olan inancımızla 15 Temmuz hain darbe girişimini lanetlerken, darbeye karşı direnişte canını veren şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimize sağlık ve esenlikler dileriz.
    Reşat KARAGÖZ
    CHP Amasya İl Başkanı

  • MİLLETİN ZAFERİ 15 TEMMUZ

    MİLLETİN ZAFERİ 15 TEMMUZ

    Amasya’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında 15 Temmuz Demokrasi ve Milli İrade Yürüyüşü yapıldı.
    İstasyon Köprü’den başlayan yürüyüş Yavuz Selim Meydanı’nda son buldu. Meydanda toplanan yaklaşık 10 bin kişi hain darbe girişiminin 3. yıldönümünü lanetledi. Amasyalılar dev Türk bayrakları açtı. Gençler ise 100 metrelik Türk bayrağı açarak yürüdü. Yürüyüşe katılan vatandaşlardan Mustafa Demir, “Hain darbe girişimini 3. yıldönümündeyiz. İnsanlarda o ilk günkü gibi heyecanı, o milli duyguları herkeste aynı şekilde görmekteyiz. Bu darbeler Türk siyasi tarihinde, Türkiye Cumhuriyetinin tarihinde devamlı olmakta, bununda tabi ki en büyük sebebi dış güçlerin bizim güçlenmememizi istemesinden dolayı. Devamlı bize güçlerinin yetmemesinden dolayı bazı çeşitli oyunlarla bizi güçsüz düşürmeye, birbirimize düşürmeye çalışmaktalar. Bu ne ilk oldu, ne son olacak. Türkiye Cumhuriyetinin insanları dik durdukları sürece bunları her zaman püskürtecekler” dedi.
    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Kur’an-ı Kerim okunmasıyla devam etti. Sinevizyon gösterisinin ardından konuşan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Bugün matemli bir günün, olmaması gerekenlerin olduğu günün acısını paylaşmak, bir daha geri gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında birliğin ve beraberliğin ihtiyacının hâsıl olduğu o gücü göstermenin gerekli olduğu bir gündür. 15 Temmuz hain darbe girişimini el birliği ile lanetliyoruz. Kimden ve nereden gelirse gelsin milli iradeyi yok etmek, demokrasiyi çiğnemek isteyen her türlü girişimin karşısında olduğumuzu en güçlü şekilde ifade etmek istiyorum” dedi.
    Meydana kurulan dev ekrandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı konuşması verildi.
    Canlı yayının ardından konuşan Amasya Valisi Dr. Osman Varol, “15 Temmuz buradaki herkesin yaşadığı belki tarihimizin en önemli en acı olaylarından bir tanesi çok farklı şekillerde tanımlanabilecek, içerisinden çok olumsuz ve bir taraftan çok olumlu manalar çıkarılabilecek, çok boyutlu, çok yönlü, çok fazla dersler alınabilecek bir husus, bir olay. Öncelikle en temel noktasıyla 15 Temmuz bir ihanettir” diye konuştu.

  • 15 TEMMUZ TİYATRO MU…?

    15 TEMMUZ TİYATRO MU…?

    Fetö’yü AKP besledi doğru… AKP’nin içinde Fetöcü var doğru… Fetö ile ciddi mücadele edilmiyor doğru… Ancak Fetöcülerin ne kadar merhametsiz, iftiracı, zalim, kalleş, sinsi ve kumpasçı TÜRK MİLLETİNE DÜŞMAN HAİNLER olduğunu, yolu onlarla çakışmayan ne bilebilir nede anlayabilir…
    Anlatmak istesem de, kimse bunu anlamayacak biliyorum… Çünkü hiç kimseye anlamak istemediğini anlatamazsınız… Yolu onlarla çakışan, onların zulmüne uğrayan, kumpası ile AKP’ye görevden aldırdıkları biri olarak diyorum ki…
    15 Temmuz masal, yalan, tiyatro, kontrollü darbe diyenler…
    Siz ya Fetöcü hain, ya siyaset bilmeyen dünyadan bihaber yaşayan sorumsuz bir insan veya AKP ye olan kininiz yüzünden gözü kararmış bir fanatik bir muhalif…
    En kötüsü Fetöcüler tarafından kullanılan kimseyle konuşmayan ben siyasetle ilgilenmiyorum diyerek herkese zarar veren saftirik, her şeyden kopuk ottan çöpten insanlarsınız… 15 Temmuz ABD tarafından desteklenen yönetilen, Türkiye’de ki Fetö nün kandırdığı tabanı İBADET, ortası TİCARET, tepesi İHANET örgütü işbirlikçilerini kullanarak kaos çıkarmak için başlattığı bir KALKIŞMA, isyan hareketidir… Siz şükredin 15 Temmuzda Fetöcüler başaramadı…
    O gece başarmış olsalardı inanın; Bu gün AKP den şikâyet edenler hukuksuz, kanunsuzluk yapıyor diyenler, AKP’nin bu kötü yönetimini mumla arayacaktınız… En azından ben şu an ceza evinde akıbetim meçhuldü… Bu gün kamudan atılan 100 bin kişi kral, onun yerine Fetöcü olmayan bir milyon kişi ya cezaevinde ya ölmüş ya da işkenceler altında inliyordu… Bana inanın bu kötü gününüzü inan arardınız AKP’ye kurban olaydık derdiniz… 12 Eylül 1980 ihtilalinde ki cuntacıları arardınız… Siz şükredin bu FETÖ hainleri amacına ulaşamadı başaramadı…
    Türk Milletinin vermiş bir sadakası varmış… Tehlike bitti mi? Asla hala devam ediyor… HAYIR, HAYIR, HAYIR hala devam ediyor hem de geçmişteki hatalarını bir daha yapmadan daha zalimce kalkışmaya hazırlanıyorlar…
    İnanın hepsi sinsice en yakınınızda, bilenerek sizin zayıf anınızı ve talimat bekliyorlar… Bana paranoyak deyin ama bir gün haklı çıktığımı göreceksiniz… Pennsylvania’dan 16 Temmuz 2016 günü aldıkları talimat gereği ‘HAYATTA KALIN’ ve ‘SESSİZ OLUN’ talimatına uygun sesiz uyuyan hücreler olarak bekliyorlar… Hem de hepimizin en yakınımızda bizden biri olarak ve bizi kandırarak… Benim yakınımda yok. Ben kanmam diyen aldanıyor…
    Benden uyarması…
    Merhamet ederseniz bu HAİNLERE sizin evlatlarınıza merhamet etmeyecek bunlar kendinden olmayan hiç kimseye asla acımaz… İster komşunuz, ister arkadaşınız, isterse akrabanız olsun, size acırsa namerdim… Hatta evladınız bu Terör örgütüne inansın, Fetö köpeği emir versin. Eğer Anasına, babasına, kardeşine, amcasına dayısına acır merhamet ederse namerdim… 15 Temmuz tiyatro diyenler, siz dua edin perde açılmadan Türk Milleti kapattı da korktuğumuz başımıza gelmedi…
    15 Temmuz Ne tiyatro, ne Tayip’in senaryosu, ne de yalan… 15 Temmuz un siyasi ayağına ulaşmadan devletin bütün kurumlarından bu hainler temizlenmeden… Adil bir yargılama yapmadan… 15 Temmuz’u bayram diye kutlayalar da 15 Temmuz tiyatro diyenler kadar ihanet içindedir… 15 Temmuz Türkiye de Ne bayramdır…
    Ne de Tek bir kişinin başarısıdır… 15 Temmuz Türk Milletinin yaşadığı kap kara bir gün dür…
    Mevlüt KALELİ
    Ankara

  • TESNAT 2019 AMASYA’DA

    TESNAT 2019 AMASYA’DA

    Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) iş birliğiyle düzenlenen “TESNAT 2019” başlıklı sempozyum Amasya Üniversitesi ev sahipliğinde Milli Hakimiyet Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    Sempozyum açılış programına Rektör Prof. Dr. Metin Orbay, TESNAT Düzenleme Kurulu adına Prof. Dr. Eyyüp Tel, Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümünden Prof. Dr. Abdullah Aydın, akademisyenler, bilim insanları, öğrenciler ve konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı. Türkiye ve dünyadaki nükleer gelişmelerin bilimsel bir platformda tartışıldığı TESNAT 2019’a Rusya, İran, Fransa, Amerika’nın da aralarında bulunduğu ülkelerden bilim insanları katılarak nükleer enerjiyi eğrisiyle doğrusuyla bilimsel bir platformda tartıştılar.

    TESNAT 2019’un açılış programına katılarak bir konuşma yapan Rektör Orbay; Amasya’yı kongre şehri yapmak hedeflerinin sürdüğünü açıkladı. Orbay; bu bağlamda üniversitemiz çatısı altında kongre, sempozyum gibi birçok bilimsel etkinlik düzenlendiğini ve yıl içerisinde de bu etkinliklerin süreceğini kaydetti. Orbay, “Beşincisi düzenlenen TESNAT 2019’u Cumhuriyetin hamurunun yoğrulduğu bu kadim şehirde yapmanın gururunu yaşıyoruz. Bu yıl Amasya Tamimi’nin kabul edilişinin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. TESNAT 2019’u da bu çerçevede Amasya’da gerçekleştiriyoruz. Alanında uzman bilim insanlarının Amasya’da buluşup bilimsel bir platformda dünyanın gündemini her daim meşgul eden nükleer enerji konusunu enine boyuna tartışmaları; bu tartışmalara bir ivme de kazandıracağına inanıyoruz” dedi.

    Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Anabilim Dalından Prof. Dr. Abdullah Aydın ise yaptığı sunumda nükleer enerjinin elektrik enerjisi üretimindeki rolünden bahsetti.

    Nükleer enerjide nötronun keşfinin dönüm noktası olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın; bu keşfe kadar radyoaktivite ve çekirdekli atom teorisinin bilindiğini söyledi. Nükleer enerjiye giden bilimsel gelişmeleri açıklayan Aydın; süreç içerisinde atom enerjisinin yıkıcı gücünün insanların canları pahasına keşfedildiğini kaydetti.

    Nükleer enerjinin elektrik üretimi için kullanımı bağlamında sunumunu detaylandıran Aydın; dünyada ABD, Kanada ile Avrupa ve Pasifik ülkelerinde reaktörlerin yoğunlukta olduğunu söyledi.

    Uranyum yatakları bakımından ise Kanada, Nijer, Avustralya ve Kazakistan’ın zengin olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; reaktör sahibi ülkelerin ise ABD’de ve Avrupa’da yoğunlaştığını kaydetti. Türkiye’de ise nükleer enerji konusunun 1957’den itibaren gündemde olduğunu belirten Aydın; Türkiye’de çeşitli sebeplerden dolayı santral çalışmalarının bir türlü sonuçlanamadığını kaydetti.

    Türkiye’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun kurucu üyesi olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın; “Bugüne kadar dört ihale başarısız oluyor. 2010 yılında Türkiye ve Rusya Cumhuriyetleri hükümetleri arasında Akkuyu Nükleer Santrali projesine ait anlaşma imzalanıyor. Üç yıl sonra da Japonya hükümeti ile Sinop’ta bir nükleer santral projesine ait anlaşma imzalanıyor. Akkuyu için 20 milyar dolarlık bir harcama öngörülürken işletme ömrü ise 60 yıl gözüküyor. Nükleer santraller yüzde 90 kapasiteyle enerji üretebiliyorlar” diye konuştu.

    Prof. Dr. Aydın enerjide çeşitliliği savunduğunu ifade ederek nükleer enerji gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının da titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Program bilimsel toplantılarla iki gün boyunca sürdü.