Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Uzun bir süredir evlerinde kalan Amasyalıların yaz aylarını en güzel şekilde geçirmeleri için çalışmalarımıza hız verdik” dedi.Salgın sürecinde yasaklara uyarak evlerinde kalan vatandaşlarımızın bahar ve yaz aylarında açık havada güvenilir bir şekilde vakit geçirecekleri Yeşil Yenice Sosyal Tesisleri Projesi, tüm hızıyla devam ediyor. Mesire alanları, bungalov evler, yürüyüş yolları, piknik masaları, barbeküler, restoran ve sosyal donatı alanları bulunan projenin, çalışmaları titizlikle yakından takip eden Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, vatandaşların istekleri doğrultusunda vatandaş odaklı hizmet sürdürdüklerini söyleyerek, “Amacımız, Amasya’daki mesire alanlarının sayısını artırarak hemşerilerimizin sosyal hayatlarını renklendirmektir. Uzun bir süredir evlerinde kalan Amasyalıların yaz aylarını en güzel şekilde geçirmeleri için çalışmalarımıza hız verdik. Hemşerilerimize verdiğimiz huzuru daim, kaliteyi eşsiz kılmak için mesai kavramı olmaksızın projelerimize devam ediyoruz. Bizde memleketimize duyduğumuz bu sevgi olduğu müddetçe Amasya’mız için gece- gündüz çalışacağız” diye konuştu.AMASYA’YI “MUTLU ŞEHİR” YAPMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ’Amasya’ya ve Amasyalı’ya hizmet etmekten büyük bir gurur duyduğunu belirten Başkan Sarı, açıklamasının devamında; “İki yıl önce bana verdiğiniz görev ve sorumluluğu yerine getirmek için gece-gündüz çalışmaya devam edeceğim. Hemşerilerimizin huzurlu, mutlu bir şekilde yaşamaları için belediye olarak bütün imkânlarımızı kullanıyorum. Söz verdiğim şekilde projelerimizi hayata geçirdiğimizde Amasya’mızı “Mutlu Şehir” haline getirmeye bir adım daha yaklaşacağımızı düşünüyorum. Ben sizlerin destek ve dualarınızla yola çıktım. Sizlerin destek ve dualarıyla yoluma devam edeceğim. Artık en kötünün geride kaldığına inanıyorum. Allah sağlık, ömür verirse önümüzdeki üç yılda daha azimli, daha kararlı bir şekilde çalışacağım. Yaptıklarımı yapacaklarımın teminatı olarak görmenizi temenni ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.
Kategori: GÜNDEM
-

Amasya Akdosd Ağrı Dağı Zirvesinde
Akdosd sporcuları Antrenör Hürrem Öksüz, Mehmet Işın, Emre Sodalı ve Oğuzhan Yılmaz Türkiye’nin çatısı Ağrı Dağı zirvesine 4 günlük bir tırmanış gerçekleştirdi. 18 Ağustos Çarşamba sabahı saat 9 sularında 5.137 metre yüksekliğindeki zirveye ulaşan ekibe Şehrimize dönüşlerinde Dernek üyeleri karşılama hazırladılar. Programda konuşan Akdosd Başkanı Zeki Sağır “Derneğimizi Türkiyenin çatısı olan Ağrı Dağı zirvesine taşıyan başta Dağcılık antrenörümüz Hürrem Öksüz olmak üzere tırmanışa katılan tüm sporcularımızı göstermiş oldukları başarıdan dolayı tebrik eder, başarılarının devamını dilerim” dedi. Ekip üyelerinden Mehmet Işın “İlk olarak bize bu deneyimi yaşatan Hürrem Öksüz hocama teşekkür ediyorum. Benim için zorlu ve güzel bir deneyim oldu. Zirvede olmak tarif edilemez bir duygu herkese tavsiye ederim. Ekip ruhu ve birlikte hareket ederek zirveyi eksiksiz tamamladığımız diğer ekip arkadaşlarıma da teşekkür ederim.” derken, son olarak söz olan Akdosd Dağcılık Eğitmeni ve ekip lideri Hürrem Öksüz “Amasya’mızdan grup halinde bir ilki gerçekleştirdik. Dört kişi ile başlamış olduğumuz tırmanış faaliyetimizi eksiksiz olarak tamamladık. Sporcularımızı azimlerinden dolayı kutluyorum.Akdosd desteklerinizle yeni zirvelere Amasya imzasını atmaya devam edecek.” dedi.
-

AŞURE GÜNÜ ÖZEL PROGRAMI
Belediyenin ‘Aşure Günü’ etkinliği yoğun katılım ile yapıldıAmasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “Türk ve Müslüman kimliklerinin altında farklı görüş, inanış, düşüncelerde olabiliriz. Bu durumu zenginlik olarak görmeli ve birbirimize sevgiyle, saygıyla sarılmalıyız” dedi.Amasya Belediyesi ile Cem Vakfı Amasya Şubesinin ortaklaşa düzenlendiği ‘Aşure Günü’ özel programı Serçoban Evliyası Mesire Alanı’nda geniş bir katılım ile yapıldı. Programa Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Vali Yardımcıları Bekir Sıtkı Dağ ve Turgay İlhan, İlçe Kaymakamları, Belediye Meclis Üyeleri, Cem Vakfı Amasya Şube Başkanı Haydar Kılıç, Siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.‘GEÇMİŞTE BİRÇOK İLK MUHARREM AYINDA OLMUŞTUR’İnancın ve kültürün önemli bir yeri olan bu ayın manevi bereketinden istifade etmek için Serçoban Evliyası mesire alanında bir araya geldiklerini söyleyen Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı konuşmasında şunları kaydetti;“Gönüllerin Sultanı Serçoban Hazretleri, Amasya’mıza değer katan manevî önderlerimizden. Anadolu’ya Türk ve İslam mayası çalan gönül erlerinden biri olan Serçoban Hazretleri’ni de bugün vesilesiyle bir kez daha dualarla anacağız. Böylece Muharrem ayının rahmet ve bereketinden istifade etmek için Allah’a niyaz edeceğiz. Geçmişte bir çok ilk Muharrem ayında olmuştur. Sevgili Peygamberimiz Mekke’deki zalimlerinden zulmünden kurtulmak için bu ayda Medine’ye göç etmiştir. Bu sebeple Muharrem ayının ilk günü Hicri takvimin başlangıcı kabul edilmiştir. İnancımıza göre Hz. Adem’in tövbesi bu ayda kabul olmuştur. Hz. Nuh’un gemisi bu ayda büyük tufandan kurtulmuştur. Hz. Musa, kavmiyle birlikte bu ayda Kızıldeniz’i geçmiştir. Ayrıca Hz. İsa da Muharrem ayında göklere çekilmiştir. Bu arada Muharrem ayı bizim için hüzün ayıdır. Çünkü Sevgili Peygamberimizin “Gözümün nuru, gözümün bebeği” diye sevdiği torunu Hz. Hüseyin efendimiz ve ailesine mensup 72 masum 1341 yıl önce katledilmiştir. Miladi takvimle 10 Ekim 680 tarihinde Fırat Nehri kıyısında bulunan Kerbela’da gerçekleştirilen katliam ile Müslümanların yüreğinde derin bir yara açılmıştır. Yüreğimizi yakan bu faciayı her zaman büyük bir hüzün ve ibretle yâd ediyoruz. İslam’ın kılıcı Hz. Ali efendimizin mahdumu Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt’e karşı askerlerini vahşice saldırtan Yezit’in amacı iktidarı elinde tutmaktı. Peygamberimizden sonra kabilecilik anlayışını yeniden hortlatan Muaviye soyundan gelenlerin iktidarda kalmak için işlemeyecekleri günah yoktu. Kan dökmek, katliam yapmak da buna dâhildi. Haysiyet ve şahsiyet abidesi Hz. Hüseyin’i de bunun için yok etmek istediler. Muaviye evladı Yezid, Ehl-i Beyt soyunu iktidarına tehdit olarak gördüğü için en küçük bir vicdan muhasebesi yapmadan ordusunu Hz. Hüseyin’in üstüne gönderdi ve Fırat Nehri kıyısında günlerce susuzluğa mahkûm etti. 1341 yıl önce meydana gelen elim hadisede Hz. Hüseyin bütün Müslümanlara örnek olacak şahsiyetli bir duruş sergiledi. Zalimin zulmüne boyun eğmeyerek Hakk’ın üstünlüğünü haykırdı. Gürzleriyle, kılıçlarıyla saldıran vahşiler karşısında sergilediği şahsiyetli duruşla vicdanı, merhameti üstün tuttuğunu gösterdi. Ne mutlu onun değerlerine sahip çıkan ve onun gibi ihlasla ve samimiyetle amel eden canlara. 1341 yıl önce Kerbela’da işlenen vahşet Müslümanları birbirine düşürmüştür. Müslümanların yüreğinde derin yara açan üzüntü verici bu olayın izleri günümüze kadar silinmemiştir. 14 yüzyıl önce meydana gelen bu üzücü olayın ardından başlayan tartışmalar Müslümanların güç ve enerjilerini birbirlerine karşı tüketmelerine sebep olmuştur. Her zaman ve zeminde lanetle andığımız ve anacağımız katliamın birinci sebebi biraz önce de ifade ettiğim gibi iktidarı elinde tutma hırsıdır. Bir diğer sebebi ise Sevgili Peygamberimizin ebedî âleme göç ettikten 48 yıl sonra hortlayan Arap kabileciliğidir. Aşiretçiliğe benzeyen kabilecilik fanatizmi İslam’ın mesajıyla ve yönetim anlayışıyla bağdaşmayacak bir şekilde hanedanlık geleneğini başlatmış ve Müslümanlık da bu durumdan büyük zarar görmüştür. Hz. Hüseyin, zalimler karşısında dik durarak bizlere Hakk’ı, Hukuku, Adaleti üstün tutmayı miras bırakmıştır. Tek başımıza kalsak da daima doğruların yanında olmayı, çıkarlarımız için haksızlığa boyun eğmemeyi miras bırakmıştır. Maalesef Müslümanlar Hz. Hüseyin Efendimizin Hakk’ı üstün tutan tavrından uzak yaşamaktadırlar. Müslümanlar hiçbir zaman onaylamadığımız katliam sonrasında Sünni-Şii ya da Sünni-Alevi diye ayrışmışlardır. Bu ayrışma sebebiyle geçmişte çok sayıda savaş ve çatışma yaşanmıştır. Günümüzde de aynı ayrışma bahane edilerek Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Pakistan’da, Afganistan’da kan dökülmektedir. Oysa Yüce Allah, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” diyerek bizlere birlik olmayı tavsiye etmektedir. Aynı şekilde “Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir” buyurarak kan dökmemeyi emretmektedir. Bizlerin birlik ve kardeşlik içinde olmamız gerekiyor. İnsanları renklerine, dillerine, inançlarına, mezheplerine göre ayırmayı onaylamıyorum. Ayrımcılık yapmayı kalleşlik kabul ediyorum” dedi. ‘BİZ MİLLET OLARAK, AMASYALILAR OLARAK HZ. HÜSEYİN’DEN VE EHL-İ BEYT’TEN YANAYIZ’Geçmişte yaşanan üzüntü verici olaylardan herkesin ibret alması ve geleceğini ona göre şekillendirmesi gerektiğini belirten Başkan Sarı konuşmasının devamında;“Hepimizin üst kimliği Türk-Müslüman. Ben bunu bilir ve bunu savunurum. Türk ve Müslüman kimliklerinin altında farklı görüş, inanış, düşüncelerde olabiliriz. Bu durumu zenginlik olarak görmeli ve birbirimize sevgiyle, saygıyla sarılmalıyız. 1341 yıl önce Kerbela’da kan döken vahşilerin isimlerin unutuldu, soyları kurudu. Buna karşılık zulme maruz kalan Hz. Hüseyin Efendimiz ve Ehl-i Beyt’ine duyulan muhabbet katlanarak arttı. Çünkü onlar savunmasız masumlar, mazlumlardı. Biz millet olarak tarihimiz boyunca masumlardan, mazlumlardan yana olduk. Hiçbir zaman kötülüğü savunmadık, insanlığın barış ve huzuruna düşman olan kötülerle birlikte olmadık. Bundan sonra da masumlardan, mazlumlardan yana olmaya devam edeceğiz. Türkler arasında Yezit, Muaviye, Mervan ismi yoktur. Yezit’e şahitlik eden, günahına ortak olma densizliğini işleyen tek bir Türk yoktur. Ama her ailede Ali, Hasan, Hüseyin, Fatma, Zehra, Zeynep vardır. Biz millet olarak, Amasyalılar olarak Hz. Hüseyin’den ve Ehl-i Beyt’ten yanayız. Bu ay ve bu gün safımızı bir kez daha göstermemize ve muhabbetimizi ifade etmemize vesile olmuştur. Bu sebeple memnunum, mutluyum. Gönüllerimiz arasında köprü kurulmasına vesile olan Muharrem ayının ve ikram ettiğimiz aşurenin aramızdaki sevgi bağlarını güçlendirmesini diliyorum. Sevgili Peygamberimiz “Birlikten kuvvet, ayrılıktan felaket doğar” buyurmuşlardır. Biz de barış içinde yaşamaya devam etmek için birliğimizi korumalı, birbirimizle dayanışmalıyız. Büyük sıkıntılarla karşılaştığımız bugünlerde birliğimizi, kardeşliğimize daha çok değer vermeliyiz. Türk milleti olarak her zaman uyanık olmalıyız. Maruz kaldığımız sıkıntılardan dersler çıkarmalı ve gelecekte tekrar etmemesi için tedbirler almalıyız. Geleceğimizi aklın, ahlakın, adaletin ve bilimin ışığında birlikte planlamalıyız. Ülkemizden başlamak üzere yakın çevremizi barış denizi haline getirmek için daha fazla gayret etmeliyiz. Böyle yaptığımız takdirde güneşimiz daha parlak, istikbalimiz daha aydınlık olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle aşure gününüzü tebrik ediyorum. Manevi huzurunda bulunduğumuz Serçoban Hazretleri başta olmak üzere birliğimize, dirliğimize hizmet eden gönül erlerini rahmetle yâd ediyorum. Programın düzenlenmesinde katkı ve desteklerini esirgemeyen Cem Vakfı’nın kıymetli yöneticilerine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.Başkan Sarı’nın konuşmasının semah gösterisi sergilendi. Ardından dualar edilerek, lokma ve aşure ikramında bulunuldu. Daha sonra Protokol Üyeleri tarafından programa emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı.
-

PCR TESTİ ZORUNLULUĞU 6 EYLÜL’DEN İTİBAREN BAŞLIYOR !
-İçişleri Bakanlığı 81 il Valiliğine “Bazı Faaliyetler İçin PCR Testi Zorunluluğu” konulu genelge gönderdi. Genelgede; konser, sinema ve tiyatro gibi etkinliklerle birlikte uçak, otobüs ve toplu taşıma yolculuklarında 6 Eylül’den itibaren 48 saat önce yapılmış negatif PCR testi zorunluluğu getirildi.
-Genelgede, koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riskin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra salgınla mücadeleden güçlü unsurun gönüllülük esasına göre yürütülen aşılama faaliyeti olduğu belirtildi.
-BİRİNCİ DOZ AŞILAMADA %73 ORANINA ULAŞILDI
Genelgede ülkemizde aşılama çalışmalarında büyük mesafe alındığı, birinci doz aşılamada % 73, ikinci doz aşılamada ise % 55,5 düzeyine ulaşıldığına, aşılama süreçlerini tamamlamış kişilerde salgın kaynaklı vaka, hasta ve vefat sayılarının oldukça düşük seviyelerde olduğuna vurgu yapıldı.
-TOPLU FAALİYETLERDE PCR TESTİ ZORUNLULUĞU
6 Eylül 2021 Pazartesi gününden itibaren aşı olmayan kişilerin; konser, sinema ve tiyatro gibi vatandaşların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılımında negatif sonuçlu PCR testi zorunluluğu getirilecek. Bu çerçevede işletmeciler/organizatörler tarafından etkinliklere girişte HES kodu üzerinden kişilerin aşılı/geçirilmiş hastalık (Covid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) veya azami 48 saat önce yapılmış negatif PCR testi sorgulaması yapılacak. Kişi hastalığı geçirmemiş veya aşılı değil veya negatif PCR testi yok ise etkinliğe katılmasına müsaade edilmeyecek.
-YOLCULUKLARDA AŞISIZLAR İÇİN TEST ZORUNLULUĞU
Aşısız veya hastalığı geçirmemiş kişilerin özel araç hariç uçak, otobüs, tren veya diğer toplu ulaşım araçlarıyla gerçekleştirecekleri şehirlerarası seyahatler için de negatif sonuçlu PCR testi bulunacak. Bu çerçevede 6 Eylül 2021 Pazartesi gününden itibaren seyahat firmalarınca araca kabul aşamasında HES kodu üzerinden kişilerin aşılı/geçirilmiş hastalık (Covid-19 hastalığı sonrası bilimsel olarak bağışık kabul edilen süreye göre) veya azami 48 saat önce yapılmış negatif PCR testi sorgulaması yapılacak. Kişi hastalığı geçirmemiş veya aşılı değil veya negatif PCR testi yok ise bu kişilerin seyahatine müsaade edilmeyecek.
-HES KODU ÜZERİNDE PCR KONTROLÜ YAPILACAK
Valilikler/kaymakamlıklarca illerinde/ilçelerinde kişilerin toplu olarak bulunduğu diğer etkinlikler veya faaliyetlerden faydalanacak hastalığı geçirmemiş veya aşısız kişiler için İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararlarıyla HES kodu üzerinden PCR test kontrolü zorunluluğu getirilebilecek. -

HİTİT ÜNİVERSİTESİ İLE BİR ADIM ÖNDE OL!
Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulları Koordinatörü Doç. Dr. Zekeriya Işık, “Tercih Döneminde” Hitit Üniversitesi, Meslek Yüksekokulları hakkında bilgilendirme yapmak üzere gazetemize mülakat verdi.
Doç. Dr. Işık, tercih yapacak adaylar ve aileleri için eğitim almak istedikleri üniversite kadar şehrin de önemli olduğunu kaydetti. Bu bağlamda Hitit Üniversitesi’ni tercih edecek öğrencileri tarihi ve kültürel dokusu zengin, menşei binlerce yıl öncesine dayanan kent kültürü gelişmiş, güvenli bir şehir olarak Çorum’un beklediğini kaydeden Doç. Dr. Işık, Hattuşa’dan, Alacahöyük, Şapinuva’ya kadar dünya kültür mirası içerisinde önemli yere sahip değerlere ev sahipliği yapan Çorum’un Roma, Selçuklu, Osmanlı döneminden kalma eserlerle tam bir tarih ve kültür şehri olduğunu bu anlamda gençlerimize buraları görmek adına önemli fırsatlar sunduğunu belirtti.Çorum’un yaylaları, kamp ve piknik alanları, İncesu Kanyonu gibi doğaya ilgi duyan gençlerimize de önemli imkanlar sunduğunu kaydeden Doç. Dr. Işık, şehrin aynı zamanda bölgesinde Makine ve imalat sanayi başta olmak üzere, altın, kiremit, gıda sanayinde öncü sanayi şehirlerinden birisi olduğunu kaydetti.Doç. Dr. Işık, güçlü sosyo-ekonomik yapısıyla Çorum’un öğrenci dostu bir şehir olduğunu, ulaşımın kolay, barınma imkânları bakımından da hiçbir sıkıntının yaşanmadığı iller arasında bulunduğunu belirtti. KYK yurt kontenjanlarının üniversite öğrencilerinin taleplerini karşıladığını, özel apart, yurt ya da ev ortamı imkânlarının da isteyen öğrenciler için yeterli olduğunu belirtti.
Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulları kampüsleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Işık, şunları kaydetti:
- “Çorum’da şehrin en gözde alanlarından birinde kurulmuş olan merkez meslek yüksekokulları kampüsümüz, mazisi 1976 yılına kadar uzanan köklü aynı zamanda yeşil, çevre dostu, ulaşım sorunu bulunmayan, sosyal ve kültürel bakımlardan son derece donanımlı bir kampüstür. Kampüsümüzde derslik ve uygulama laboratuvarları dışında sesli-sessiz çalışma salonları, kafeterya, öğrencilerimizin bütünüyle ihtiyaçlarını karşılayan modern yemekhane, Hitit Üniversitesi Uyulama Oteli ve yine yakında yayın hayatına başlayacak olan Medya İletişim Programı Uygulama Radyosu Hitit FM (100.5) bulunmaktadır. Bu kampüsümüz, Sosyal, Teknik Bilimler ve Sağlık Hizmetleri Meslek yüksekokullarımıza hizmet vermektedir.
Sungurlu, Alaca, Osmancık ilçelerimizdeki meslek yüksekokullarımız da son derece donanımlı ve konforlu kampüslere sahiptir. İskilip Meslek Yüksekokulu’nda ise kampüsleşme çalışmalarımız devam etmektedir.
Kampüslerimizde, öğrencilerimize çok uygun bir ücretle öğle yemeği imkânı sunulmakta, maddi durumu olmayan öğrencilerimize yemek bursu verilmekte, maddi imkânları çok daha zayıf öğrencilerimize ise talepleri halinde kısmi zamanlı çalışma olanağı verilmek suretiyle ekonomik katkı sunulmaktadır.”
Meslek Yüksekokullarının esasında işletmelerin aradığı ara eleman yetiştiren eğitim kurumları olduğunu belirten Doç. Dr. Işık, Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokullarında bütün eğitim-öğretim süreçlerinin bu anlayışla yürütüldüğünü kaydetti. Işık: “Öznemiz mesleki eğitimdir. Bu bağlamda Kamu-Üniversite-Sanayi işbirliğine dayalı bir eğitim ve öğretim yapmaya çalışıyoruz. İşletmelerin bilgi ve tecrübelerinin kampüse öğrenci ve hocalarımıza aktarılması, öğrencilerimizin de işletmelere götürülmek suretiyle yerinde mesleki, teknik uygulamaları incelemeleri, müşahede etmeleri bizim için çok önemli. Ayrıca başta Hitit Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi olmak üzere Milli Eğitim Müdürlüğüyle işbirliği içerisinde Halk Eğitim merkezlerinde açtığımız sertifika programlarıyla öğrencilerimizin donanımlarını ve diplomalarını güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda yeniden yüz yüze eğitimin başlamasını sabırsızlıkla bekliyoruz.
Bütün bunlarla birlikte yeni nesil mesleki eğitim konsepti diyebileceğimiz bir uygulamaya geçmek üzeriyiz. 3+1 İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması denilen bu konsepte göre öğrencilerimize üç dönem kampüste teorik ve uygulama dersleri verdikten sonra onları bir dönem de işletmelerde bir fiil uygulama eğitimine tabi tutmak suretiyle mesleki tecrübe kazandıracağız. Bu sayede öğrencilerimiz hem meslekleriyle ilgili sektörü tanıma, mesleki uygulama becerilerini geliştirme, iş disiplini kazanma hem de sektörle irtibat kurmak suretiyle iş bulma fırsatı yakalayacaklardır. Bu sistem aradığımız, özlemini duyduğumuz mesleki eğitimde kalifiye eleman ihtiyacımızın karşılanması bağlamında ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır. Biz bu eğitim konseptine geçmek için 2018’den bu yana bütün paydaşlarımızla birlikte gerekli alt yapı çalışmalarımızı tamamladık. Bilindiği üzere bu hususta YÖK tarafından hazırlanan “Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği” yayınlandı, şimdi yine YÖK tarafından yönetmeliğin kapsamına giren programların belirlenerek ilan edilmesini bekliyoruz”
- Doç. Dr. Işık, Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokullarında bulunan programlar hakkında da bilgiler verdi:
“Üniversitemizde gerek Lisans gerekse ön lisans programlarında günümüzün ihtiyaçlarını gözeten, istihdamı önceleyen bir yaklaşımla yeni bölümler açıyoruz. Bunlar yanında “Dikey Geçiş” imkânlarını da önemli görüyoruz.
- Üniversitemiz, rektörümüz Sayın Prof. Dr. Ali Osman Öztürk’ün göreve gelmesi ardından yoğun çalışmalar sonucu üniversitemiz “ YÖK Tarafından Yürütülen Yükseköğretim Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Projesi” kapsamında “Makine ve İmalat Teknolojilerinde” ihtisaslaşmak üzere seçilen tek üniversite oldu. Bu vizyonla hareket ederek meslek yüksekokullarımızı da farklı alanlarda ihtisaslaştırılmaya çalışılıyoruz.
- Mezun olduktan sonra istihdam olanakları çok iyi olan çok sayıda güncel programımız var. Bunların hepsini ele almamız mümkün değil ancak bazılarını burada zikretmek isterim. Sosyal Bilimler MYO’da Adalet, Medya ve İletişim, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği, Sosyal Güvenlik, Sosyal Hizmetler, Turizm ve Otel İşletmeciliği, Yerel Yönetimler gibi çok sayıda önemli programımız var.
Teknik Bilimler MYO’da, Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği, Otomotiv Teknolojisi, Laboratuvar Teknolojisi, Moda Tasarımı, Mimari Dekoratif Sanatlar, Mekatronik gibi daha çok sayıda güçlü programımız var.
Sağlık Hizmetleri MYO aslında yeni açılan bir okulumuz ve sahaya Çocuk Koruma ve Bakım Hizmetleri, Eczane Hizmetleri, Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon, İş ve Uğraşı Terapisi, Odyometri gibi istihdam oranları son derece yüksek programlarla girdiğimizi belirtmek isterim. Alaca Avni Çelik MYO’da Aşçılık, Laborant ve Veteriner Sağlık, Tıbbi Laboratuvar Teknikleri gibi; İskilip MYO’da Grafik Tasarımı, İç Mekân Tasarımı, Mimari Restorasyon gibi; Osmancık Ömer Derindere MYO’da Lojistik, Elektronik Teknolojisi, Endüstri Ürünleri Tasarımı, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik gibi ; Sungurlu MYO’da Çocuk Gelişimi, Fizyoterapi, Sağlık Kurumları İşletmeciliği, Sosyal Hizmetler, Tıbbi Tanıtım ve Pazarlama gibi daha burada zikredemediğim çok sayıda programımızı öğrencilerimiz gönül rahatlığı ile tercih edebilirler.”
Doç. Dr. Işık, öğrencilere yönelik düzenlene sosyal ve kültürel plan ve programlar hakkında da şunları söyledi: “Gençlerimizin eğitim-öğretim süreçleri boyunca alanları yanında sosyal, zihinsel ve bedensel gelişimlerini önemsiyoruz. Onların sağlıklı, güçlü, özgüvenli bireyler olarak yetişmelerine katkı sunacak plan ve programlar geliştirmeyi üniversite olarak bir görev addediyoruz. Bu bağlamda sağlık, sanat, spor, tarih, edebiyat, çevre vb. hemen her alanda ilgilerine göre öğrencilerimizin bir araya gelerek Öğrenci Kulüpleri kurmalarını ve faaliyetlerde bulunmalarını maddi ve manevi olarak sürekli teşvik ediyoruz. Öğrencilerimizin ülke ve dünya gündemini yakından takip etmelerini, gündelik hayatta yaşanan sosyal problemlere karşı duyarlı, bilinçli faaliyetler içerisinde olmalarını önemsiyor, sağlıktan, çevreye kadar hazırlanan sosyal sorumluluk projelerini destekliyoruz. Milli, manevi, insani değerlerin öğrenilmesi, yaygınlaştırılması noktasında faaliyetlerde bulunmayı başka bir deyişle değerler eğitimini bir misyon olarak benimsiyoruz. Öğrenci kongreleri, tarihi ve kültürel geziler, birimler arası spor müsabakaları, hoş geldiniz şenlikleri, mezuniyet törenleri ile gençlerimizin kişisel gelişimlerine çok yönlü olarak katkı sunmaya, yaşamlarının her bir dönüm noktasına hayatları boyunca çok güzel bir şekilde anımsayacakları anılarla dokunmaya çalışıyoruz.”
Son olarak Doç. Dr. Işık, Değerli Öğrencilerimiz: “Tarihi ve kültürel dokusu zengin, gelişmiş, güvenli, kent kültürü olan bir şehirde; yeni nesil eğitim ve öğretim vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren bir üniversitede geleceğe hazırlanmak için gönül rahatlığıyla Hitit Üniversitesi fakülte ve Meslek Yüksekokullarında bulunan bölümleri tercih edebilirsiniz” dedi.
-

Göllü Bağları Mahallesi Miniklerle Yaz Eğlencesi
Göllü Bağları Mahallesi’nde ikamet eden miniklerimizin hazırlamış oldukları yaz eğlencesine katılarak keyifli bir akşam geçirdik. Bu nazik davetleri için kendilerine teşekkür eder başarılar dilerim.
-

Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) 3. Olağan Genel Kurulu
Başkan Sarı: Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) 3. Olağan Genel Kuruluna iştirak ettik. Genel kurulun hayırlı olmasını diliyorum.
-

Emekli ve Hak Sahiplerinin Kurban Bayramı İkramiyeleri
Sosyal Güvenlik Kurumu Amasya İl Müdürü Nurcan Yurt Şenel, emekli ve hak sahiplerinin Kurban Bayramı ikramiyeleri ile birlikte zamlı olarak emekli aylıkları 13-16 Temmuz tarihleri arasında ödenecek dedi.Şenel, “2021 yılı Kurban Bayramının 20.21.22.23 Temmuz 2021 tarihlerine rastlaması nedeniyle; 4-a (SSK) kapsamında aylık alanların zamlı 2021/Temmuz dönemi gelir/aylıkları ile Kurban Bayramı ikramiyeleri ödeme günü; 17,18,19, 20, 21 Temmuz 2021 olanların 13 Temmuz 2021,22, 23, 24, 25, 26 Temmuz 2021 olanların 14 Temmuz 2021, 4-c (Emekli Sandığı) kapsamında aylık alanların Temmuz zam farkları ile Kurban Bayramı ikramiyeleri 15 Temmuz 2021, 4-b (BAGKUR) kapsamında aylık alanların zamlı 2021/Temmuz dönemi gelirleri/aylıkları ile Kurban Bayramı ikramiyeleri 16 Temmuz 2021, tarihinde ödenecektir.” Diye konuştu.
-

Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde yılın ilk buğday hasadı
Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde yılın ilk buğday hasadını yapan Amasya Vali Mustafa Masatlı, modern tarım ve sulama yöntemlerinin uygulandığı işletmede, dekara ortalama 600 kg tohumluk buğday rekoltesi beklendiğini ifade etti. Gazetecilere açıklamada bulunan Amasya Valisi Mustafa Masatlı, “Gökhöyük Tarım İşletmesinde yaklaşık 25 bin dekarlık alanda Ülkemizin ihtiyacı olan sertifikalı tohumluk üretimi yapılmakta, aynı zamanda Bafra ırkı damızlık koyun ve Jersey ırkı damızlık sığır yetiştirilmektedir.Üretilen sertifikalı tohumluklar ve damızlık hayvanlar bölgemizin ve Ülkemizin çeşitli bölgelerinde üreticilerimizin hizmetine sunulmaktadır.İşletme arazilerinin yaklaşık 18 bin dekarı modern basınçlı sulama sistemleriyle sulanmaktadır. Her türlü modern tarım yönetiminin uygulandığı işletmemizde sulama suyu tasarrufuna da azami ölçüde özen gösterilmektedir.Burada 2021 yılında6289 dekar buğday, 2033 dekar Macar fiği, 865 dekar Nohut, 1596 dekar Yonca, 34 dekar Kenevir ve 950 dekar Ayçiçeği hasadı gerçekleştirilecektir.Bu yıl buğday hasadından dekara ortalama 600 kg olmak üzere, toplamda 3.773 ton ürün alınması ve selektörleme işlemi sonrası 3200 ton sertifikalı buğday tohumu elde edilmesi hedeflenmektedir.Uygulanan modern sulama ve tarımsal yöntemler neticesinde diğer ürünlerden de yüksek verimler elde edilmesi beklenmektedir. 2021 yılı hasat sezonunun üreticilerimize ve çiftçilerimize bol ve bereketli kazançlar getirmesini temenni ediyorum.” Diye konuştu.
-

İl Göç Kurulu Toplantısı
Valimiz Mustafa Masatlı İl Göç Kurulu Toplantısına Başkanlık etti. Toplantıda Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Şahin ve çeşitli kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşlarından temsilciler yer aldı.
Valimiz Mustafa Masatlı toplantının açılışında yaptığı konuşmada şunları kaydetti: “Ülkemiz Asya, Avrupa ve Afrika kıtlarının kesiştiği bir konumda olması sebebiyle, çeşitli nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan göçmenler yoğun olarak bu topraklara gelmektedir. Bu durumun bir diğer sebebi de Milletimizin inancımız ve geleneklerimizden gelen bir anlayışla mazlumlara, zor durumda kalanlara kucak açmasıdır.
Türkiye’nin mültecilere ve göçmenlere yaklaşımı tüm dünyaya da örnek olmaktadır. Kendilerini gelişmiş ve çağdaş olarak niteleyen ülkeler kendilerinden olmayan halklara insanlık dışı uygulamalar yapmakta ve hatta onları denizlerde ölüme terk etmektedir. Milletimiz ise tarih boyunca din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmaksızın kendisine sığınan tüm insanlara yardım elini uzatmıştır.
Bizim anlayışımız ‘Yaratılanı severim Yaratan’dan ötürü’ anlayışıdır. Toplum olarak göçmenleri bahane ederek halkımızı provoke etmeye çalışanlara asla prim vermemeliyiz. Bugünde ülkelerinde yaşanan iç savaş, yoksulluk ve diğer sebeplerle vatanlarını terk eden 5 milyona yakın insana Devletimiz sahip çıkmaktadır.
Bu insanlar Ülkemizde sağlıktan, eğitime kadar çeşitli imkanlardan yararlanmaktadır. Göçmenlerin Ülkemize uyum sağlamları için de başta İçişleri Bakanlığımız ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü olmak üzere, çeşitli bakanlıklarımız tarafından birçok proje hayata geçirilmiştir. Bu vesileyle Ülkemizde ve dünyanın birçok yerindeki mazlum halklara sahip çıkan ve onların haklı davalarını tüm dünyaya duyurmak için mücadele eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyor, insanların vatanlarından ayrılmak zorunda olmadıkları ve savaşların yaşanmadığı bir dünya temenni ediyorum.” Valimiz Mustafa Masatlı’nın konuşmasının ardından İl Göç İdaresi Müdürü Bülent Sadal tarafından İlimizde ve Ülkemizde misafir edilen topluluklara yönelik düzenlenen uyum çalışmaları hakkında bir sunum yapıldı. Toplantı katılımcıların görüş ve önerilerini dile getirmesiyle sona erdi.
