Kategori: GÜNDEM

  • 17. KARADENİZ BARO BAŞKANLARI GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTISI

    17. KARADENİZ BARO BAŞKANLARI GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTISI

    17. Karadeniz Baro Başkanları Genişletilmiş Toplantısı Çorum Barosu ev sahipliğinde 23.03.2019 tarihinde gerçekleştirildi. Toplantıda özellikle artan mesleki sorunlar ve adil yargılanma sıkıntıları detayları ile ele alınıp değerlendirildi. 17. Karadeniz Baro Başkanları Genişletilmiş Toplantısının sonuç bildirgesi aşağıda sunulmuştur.

    GENİŞLETİLMİŞ KARADENİZ BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ ( 22.03.2019-ÇORUM )
    Ülkemizde hukuki güvenliğin, hızlı, adil, bağımsız ve tarafsız bir yargının ve güçlü bir savunmanın gerçekleşmesi için, toplumdaki her kesimin emek, çaba, özveri ve inancına ihtiyacımız bulunmaktadır. Siyasî irade ve devlet yöneticilerinin, Yargı erkinin eşitler arasında birinci erk olduğuna, Kuvvetler Ayrılığı, Hukukun Üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkelerine, adalet, liyakat, Savunma ve eşitlik kavramlarına ve evrensel yargı kurallarına inanmaları ve saygı göstermeleri şarttır. Bu uğurda, Hakim ve Savcılarımızın teminat ve güvenceleri tam olarak sağlanmalı, Savunma hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalı, kanunlar yapılırken yargı organlarının görüş ve önerileri öncelikle dikkate alınmalı, Barolar ve Avukatların tam bağımsızlığı sağlanmalı, liyakat ve ehliyet öncelik taşımalıdır. Tüm insanlarımız, kendileri ya da grupları için değil, herkes için evrensel ve ilkesel adalet anlayışını benimsemeli ve istemelidir. Toplumun tüm katmanlarının adalet, savunma, eşitlik ve hukuk ihtiyacını en üst perdeden talep etmesi gerekmektedir. İçeride ve dışarıda, yargıya olan güveni artırmak, tarafsızlık ve bağımsızlığını sağlamak, kalitesini ve hızını artırmak zorundayız. Kuvvetler ayrılığı prensibinde yasama, yürütme ve yargı 3 eşit erktir. Ancak yargı erki, eşitler arasında birincidir. Yargı erkini oluşturan iddia, savunma ve karar sac ayağında ise, Yargıyı; adil, insani, ahlaki, kabul edilebilir ve hukuki yapan ise savunmadır. Savunmanın olmadığı bir yargı, engizisyondur, yargısız infazdır. Bu nedenle yargı erkinin olmazsa olmazı savunmadır. Tek taraflı bir yargılama sonucu verilen karar doğru bile olsa, adil bir karardan bahsedilemez. Güvenilir, saygın, adil ve iyi işleyecek bir yargının en önemli şartlarından birisi de hukuk eğitimidir. Hukuk eğitimi kaliteli ve nitelikli olmayan bir ülkenin, yargısından da hiçbir şey beklenemez. Bunun için hukuk fakültelerinin sayılarının ve kontenjanlarının bir an önce azaltılması, yeni hukuk fakültesi açılmasının önüne geçilmesi, mevcutların sayısının 10’a kadar düşürülmesi, yüzde 1’lik dilime giremeyenlerin hukuk fakültesine girememesi, hukuk eğitiminin 5 yıla çıkartılması, ezberci sistem ve amfi düzeninden vazgeçilmesi, analitik, tartışan, sorgulayan, özgürlükçü ve evrensel sistem ağırlıklı hukuk eğitimi modeline geçilmesi, avukatlık staj süresinin uzatılması, hakim ve savcıların makul süre fiili avukatlık yapmış olanlardan seçilmesi, hakim yardımcılığı sisteminin getirilmesi, devlet sınavının derhal uygulanmaya konulması, her türlü sınav ve seçmelerde, sadece liyakat ve ehliyete dayanılması gerekmektedir. İdari hakimlikte son yapılan düzenlemeden derhal vazgeçilerek, sadece hukuk fakültesi mezunlarına idari hakimlik imkanı getirilmelidir. Herkes unutmamalıdır ki, yargı ve adalet çökerse, devlet ve toplum çöker. Toplumsal ve bireysel yaşamın, huzurun, düzenin, milli birlik ve beraberliğin, istihdamın, ekonominin, ticaretin velhasıl her şeyin, başı da sonu da, ancak ve ancak adaletle kaimdir. Tüm sorunların çözümü yargı bağımsızlığı, güçlü savunma, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalmaktır. Düşünce, fikir ve inanç hürriyetleri, bireyin, toplumun ve devletin gelişmesinin en temel faktörlerinden birisidir. Bu nedenle, bu özgürlükler alabildiğince genişletilmelidir. Konuşan, düşünen, araştıran ve sorgulayan birey ve toplumlardan korkulmamalıdır. Şüpheliye/Sanığa ceza verebilmenin yolu sadece hukuk ve adil yargılamadan geçer. Eğer hukuku uygulamazsanız, savunma hakkı vermezseniz, adil yargılanma, masumiyet karinesi ve suç ve cezanın şahsiliği ilkelerini zedelerseniz, suç isnadında bulunulan şüpheliyi-sanığı dahi adil, vicdani ve kabul edilebilir şekilde cezalandıramazsınız. Öyle bir hukuk düzeni kurmalıyız ki, bırakın kamuoyunu, sanığın kendisi bile adil yargılandığına inanmalıdır. Adil olmak kadar önemli olan bir diğer hususta, adil gözükmektir. Çoğu kez adil gözükmek, adil olmanın bile ötesine geçmektedir. Hukuku ve hukukun ilkelerini savunmak, suçu ve sanığı savunmak değildir. Sürekli gündemde tutulan her türlü aflar, ceza kanunları, ceza usul ve infaz sisteminde sürekli yapılan değişiklikler, sistemin güvenilirliğini zedeleyecek, toplumsal barışı ve huzuru bozacaktır. Hukukla ilgili yapılan ve yapılacak her türlü düzenlemeler, popülist, güne göre ve siyaseten değil, hukuk kurumlarının ve organlarının ve sahadaki uygulayıcıların görüşleri alınarak yapılmalıdır. Yargıya alternatif olarak yapılan arabulucu, uzlaştırma ve bilirkişilikteki değişikliklerin, adalete, topluma ve sisteme verdiği büyük zararlar görülmelidir. Devletin var olmasını sağlayan toplum sözleşmesinin tek ve asli nedeni, adalet, huzur ve hakka ulaşma amaçlı, yargı düzeni ve hukuktur. Devletin temeli adalettir. Devlet, yargı erkini ve hakkını özelleştiremez ve hiçbir şekilde devredemez. Yargı ve yargı hizmetleri kötülenerek ve yargıya güveni azaltarak, çözüm ve adalet sağlayamazsınız. Hak arama hürriyetine ve adil yargılanma hakkına engel olan arabuluculuk, tahkim ve uzlaştırma gibi müesseselerin, milli birlik ve beraberliğimize ve toplumdaki adalet duygusuna, ağır ve yıkıcı sonuçları olacağından endişe etmekteyiz. Sosyal Hukuk Devleti ilkesine, adil yargılanma hakkına, hak arama özgürlüğüne ve yargı erkine sahip çıkılmalıdır. Kuruluş yasasında dahi adaleti değil menfaati öne çıkaran bir düzenlemelerin bu haliyle uygulanmasını doğru bulmak mümkün değildir. İş yükü ve yargılama sürelerinin uzunluğu, hakim sayısının yetersizliği gibi sebepler, asla adaletten vazgeçmenin gerekçesi olamaz. Ortak çalışma alanlarımız olan Adliyelerin sahiplerinin biz avukatlar olduğu gerçeği ile eşit süjeler olarak, adliye yönetimi ile ilgili karar alma süreçlerinde ve adalet komisyonlarında baroların yer alması gerekmektedir. Adalet mülkün temelidir ilkesini kabul eden bir milletin fertleriyiz. Tarihte adalet, hukuk, ahlak, disiplin ve düzenle anılan bir gelenekten gelmekteyiz. Uzun tarihimiz sonrasında, 1923 yılında kurulan Cumhuriyetimiz, evrensel hukuk ilkelerini kabul etmiş, milli hasletimiz olan adalet, hak ve ahlak bilincine, insanlık tarihinin evrensel hukuk ilkelerini ve kurumlarını da eklemiştir. Evrensel, milli ve manevi tüm hukuk, yargı, savunma ve adalet ilke ve değerlerimize ve özellikle vatandaşlık bilincine ve hukukuna sahip çıkmalı, birleştirmeli ve uygulamalıyız. Ancak ve ancak bu şekilde, milli birlik ve beraberliğimizi, ülkemizi, millet ve insan olarak varlığımızı, hukuki güvenlik ve huzurumuzu koruyabilir ve sağlayabiliriz. Devletimize, Cumhuriyetimize, Cumhuriyetin kurucu değerlerine ve Evrensel İlkelere sahip çıkmaktan başka bir yolumuz ve çaremiz yoktur. Meslektaşlarımıza ve kamuoyunun dikkatine saygılarımızla duyurulur. 22.03.2019

  • AMASYA İL ÖZEL İDARESİ’NDEN ÇOCUKLARI SEVİNDİRECEK HABER

    AMASYA İL ÖZEL İDARESİ’NDEN ÇOCUKLARI SEVİNDİRECEK HABER

    Çocuklarımızın daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda oynamalarını sağlamak adına çocuk oyun parkı bulunmayan merkez ve ilçelerimize bağlı köylerimizde, mevcut öğrenci sayıları dikkate alınarak tamamen Amasya İl Özel İdaresi kaynakları ile 30 adet çocuk oyun parkı kuruluyor.

    Öğrencilerin ders aralarında keyifli vakit geçirebilecekleri bir alan oluşturulması amacıyla iki platformlu 3 kaydırak, iki salıncak, tahterevalli ve dönenceden oluşan oyun parkları çocuklarımızın güvenliği düşünülerek zeminleri kum ile kaplanmaktadır.

    Amasya İl Özel İdaresi Plan Proje Yatırım ve İnşaat Müdürlüğü sosyal sorumluluk projesi kapsamında 30 adet toplam 1.121.000 TL sözleşme bedeli ile ihalesi yapılan iş kapsamında çocuk oyun parkları montajları yapılmaya başlanmış olup, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın kullanımına en kısa sürede sunulacaktır.

  • 2023 VİZYONUNDA MERKEZİ LABORATUVARLAR

    2023 VİZYONUNDA MERKEZİ LABORATUVARLAR

    Amasya Üniversitesi Merkezi Araştırma Uygulama Laboratuvarı Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğinde 2023 Vizyonunda Üniversitelerin Araştırma Laboratuvarları Çalıştayı-V gerçekleştirildi. Milli Hakimiyet Yerleşkesi Konferans salonunda yapılan programa
    Rektör Prof. Dr. Metin Orbay, Merkezi Araştırma Müdürü Doç. Dr. Melek Gül, bilim insanları, araştırmacılar ve akademisyenler katıldı.
    Programın açılışında konuşan Amasya Üniversitesi Merkezi Araştırma Müdürü Doç. Dr. Melek Gül; Merkezin, ilimizin ve bölgenin AR-GE ihtiyacını karşılamayı, özel sektör ve kamuya danışmanlık yapmayı, bölge potansiyelini ortaya çıkarıp değerlendirerek il, bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlayan bir merkez olmayı hedeflediğini kaydetti.
    Gül; Amasya’da ve il dışından birçok çiftçi ve özel kurumun analiz taleplerini de karşıladıklarını ifade etti. Gül, Amasya Üniversitesi Merkezi Araştırma Uygulama Laboratuvarı Uygulama ve Araştırma Merkezi deneyimli ve uzman personeli, donanımlı ve nitelikli laboratuvar olanakları ile Multidisipliner araştırmaların merkezi bir organizasyondan gerçekleştirilmesi amacını benimsediğini de belirtti. Amasya Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlenen 2023 Vizyonunda Üniversitelerin Araştırma Laboratuvarları Çalıştayının akademinin yanı sıra Sanayi ve Teknoloji
    Bakanlığı ve endüstri temsilcilerini bir araya getirmesi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Melek Gül, çalıştay katılımcısı tüm bilim insanlarına teşekkür etti.
    Çalıştay Danışma Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tuba Yıldırım ise yaptığı konuşmada Merkezi Araştırma Laboratuvarlarını daha iyi bir noktaya taşımak için ‘Merkezin eleman yetiştirme hedeflerinin belirlenmesi, eğitim kalitesinin artırılması, kadro tahsisi yapılması, personel devamlılığının sağlanması gerekliliği, cihaz operatörü olarak teknisyen alınarak personel hareketliliğinin önüne geçilmesi, merkezi laboratuvarların lisansüstü öğrenci yetiştirebilmesi ve bu alanda gerekli mevzuatın yasal olarak düzenlenmesi’ gerekliliğinden bahsetti.
    Rektör Prof. Dr. Metin Orbay ise Merkezi Araştırma Laboratuvarının üniversitelerde, kamu kuruluşlarında ve sanayide çalışan araştırmacılar için modern analiz cihazlarının yer aldığı bilimsel araştırma, eğitim ve ölçüm merkezi olduğunu söyledi.
    Amasya Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarında da modern analiz cihazları ile araştırmaların yapıldığını söyleyen Orbay, ”Merkezde ulusal ve uluslararası proje yürütme potansiyelini arttırmayı, özel ve kamu kuruluşlarının araştırma, ürün geliştirme ve üretim aşamalarında ihtiyaç duydukları analiz isteklerini karşılamayı amaçlıyoruz.
    Bilimsel araştırmada hem üniversitenin hem de diğer üniversitelerin araştırmalarına yardımcı ve öncü olarak uluslararası düzeyde ise ülkemizin bilimsel verimliliğinin artırılmayı hedefliyoruz.
    Bu noktada da çok yol aldık. Merkezi Araştırma Laboratuvarımız iki yıldır Tarım ve Orman Bakanlığından almaya hak kazandığı
    Toprakta Verimlilik Analizleri (Kapsam 1) yetkisinin haricinde, Merkez Müdürü Doç. Dr. Melek Gül ve laboratuvar personelinin özverili çalışmalarıyla Detaylı Toprak Analizi (Kapsam 2), Sulama Suyu Analizi (Kapsam 3), Bitki Analizi (Kapsam 4)’te yetkilendirmeye başvurmuş buna istinaden
    Tarım ve Orman Bakanlığının yetkilendirme denetiminden başarı ile geçmiştir. Çalıştayın düzenlenmesine emeği geçenleri tebrik ediyorum.” cümlelerini kaydetti.
    Çalıştay kapsamında bilim insanlarınca ‘Araştırma laboratuvarlarının güncel sorunları ve çözüm önerileri, Kamu-Sanayi-Üniversite iş birliğinde Merkezi Laboratuvarların Önemi, Merkezi Araştırma Laboratuvarlarının faaliyetlerini düzenleyen yönetmelikler, Avrupa’da ve dünyada Merkezi Laboratuvarların statüleri ve özellikleri, Laboratuvar akreditasyonu ve sürdürülebilirliği, Merkezi Laboratuvar için gelecek projeksiyonu ve öneriler’ gibi konu başlıklarında bildiriler
    sunuldu.

  • SARAÇOĞLU BAHÇELERİÇİ VE İHSANİYE MAHALLESİNDE

    SARAÇOĞLU BAHÇELERİÇİ VE İHSANİYE MAHALLESİNDE

    CHP, İYİ Parti Amasya Belediye Başkan Adayı A.Serpil SARAÇOĞLU bugünde Bahçeleriçi ve İhsaniye Mahallelerini ziyaret edip, hemşerileri ile bire bir buluştu. Tek tek Amasya halkına dokunan Saraçoğlu, halktan büyük bir ilgi gördü. Onların sorunlarını dinleyip, yapacağı proje ve işlerini anlattı.
    Balkonlardan seyredenler, seslenenler, aracını durdurup selamlaşanlar artık Amasya’ya bir kadın eli değmelidir sözünde birleştiler ve umut sensin dediler.

  • MİNİK ÖĞRENCİLERİN ‘HAYDİ SEN DE OYNA’ KAMPANYASI

    MİNİK ÖĞRENCİLERİN ‘HAYDİ SEN DE OYNA’ KAMPANYASI

    Merzifon’ da Atatürk ilkokulda öğrenim gören öğrenciler, “Haydi sen de oyna” sloganıyla düzenlenen kampanya kapsamında ihtiyaç sahibi çocuklara oyuncak hediye ediyor. İlkokul öğrencileri, kullanmadıkları ve yeni aldıkları oyuncakları ihtiyaç sahibi köy çocuklarına ulaştırıyor. Minik öğrenciler, “Haydi sen de oyna” sloganıyla başlatılan proje kapsamında kullanmadıkları ve yeni aldıkları oyuncakları köy okullarında okuyan çocuklar için bir araya getirdi. Velilerin de destek verdiği ve bir ay süren kampanyada 250 öğrenci için hazırlanan oyuncak paketleri, ilk etapta Kayadüzü Işık İlkokuluna gönderildi. Atatürk İlkokulu sınıf öğretmeni Pelin Pehlivan, okul olarak sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde köy çocukları için yardım kampanyası başlattıklarını söyledi.

    Kampanya kapsamında öğrencilere paylaşma, yardım etme duygularını aşılamayı hedeflediklerini belirten Pehlivan, şunları kaydetti: “Öğrencilerimizin kullanmadıkları ama hala kullanılabilir durumdaki oyuncaklarını belirleyeceğimiz köy okullarındaki çocuklara göndereceğiz. Bu proje ile öğrencilerimize karşılıksız vermenin, paylaşmanın, bize ait şeyleri kendi akranlarıyla paylaşmanın değerini aşılamayı planlıyoruz. Hazırladığımız paketleri öncelikle kendi ilçemizdeki köy okulunda ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırıyoruz. Daha sonra Hakkari, Muş, Ağrı, Diyarbakır, Erzurum ve Kars’taki köy okullarına göndereceğiz. “İkinci sınıf öğrencisi Zeynep Pektaş da paylaşmanın gurur verici olduğunu vurgulayarak, “Bu projeye dahil olduğumuz için çok gururluyum. İnşallah akranlarımız mutlu olur. Ben ve arkadaşlarım en kıymetli oyuncaklarımı dahi paketlerin içine koyduk. Bütün çocukların oyun oynamasını istiyoruz.” dedi.

  • OKÇU MİNİKLERE BİLAL ERDOĞAN’DAN SÜRPRİZ

    OKÇU MİNİKLERE BİLAL ERDOĞAN’DAN SÜRPRİZ

    Okçular Vakfı Kurucu Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan ve üyeler, Amasya’nın Karaköprü köyündeki çocuklarla buluştu, okçuluk malzemeleri hediye edildi.
    Erdoğan, “Çocukların kendi imkanlarıyla okçuluğa heves etmesi ilgimizi çekti. Ata sporumuza rağbet var. Kültürümüze sahip çıkmalıyız” dedi.

  • EVİ SOYMAK İÇİN KÖPEĞİ BANYOYA KİLİTLEDİLER

    EVİ SOYMAK İÇİN KÖPEĞİ BANYOYA KİLİTLEDİLER

    Bir eve girerek hırsızlık yapan kimliği belirsiz kişi veya kişiler evde bulunan Pekines cinsi çakıl isimli köpeği tuvalete kapatarak bin 800 dolar ve 50 Euro parayı çalarak kayıplara karıştılar.
    Olay Merkeze bağlı Şeyhcui Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, İ.D., ve M.D., çiftine ait eve giren hırsızlar evde karşılarına çıkan Pekines cinsi Çakıl isimli köpeği görünce paniklediler. Bir süre köpeği yakalamaya çalışan kimliği belirsiz kişi veya kişilerin olduğu hırsızlar yakaladıkları köpeği banyoya kilitlediler. Yarım saatin içerisinde evi didik didik arayan şüpheliler ev sahiplerinin birikmiş bin 800 dolar ve 50 Euro parasını alarak kayıplara karıştı.
    Eve dönen İ.D., ve M.D., çifti evin dağıtıldığını ve çekmecelerinde bulunan birikmiş paralarının olmadığını fark edince durumu Asayiş ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen polisler evin içinde ve çevresinde incelemelerde bulundu. Olay yeri inceleme ekipleri evin içinde hırsızlara yönelik delil topladı. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

  • KÖSE; ‘PARLAMENTODA KADIN OLSAYDI KAVGA ÇIKMAZDI’

    KÖSE; ‘PARLAMENTODA KADIN OLSAYDI KAVGA ÇIKMAZDI’

    Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse, “Yüzde 50 kadın temsiliyeti olsaydı parlamentoda, Türkiye daha iyi yönetilirdi diye düşünüyorum. Ben bu ülkede kadının gücüne, vicdanına, memleketi için endişeleri olduğuna inanan bir kadın kolları genel başkanıyım” dedi.
    Köse, Gümüşhacıköy ilçesinde parti üyeleriyle esnaf ziyaretlerinde bulundu, Gümüşhacıköy Belediye Başkanı ve CHP Belediye Başkan Adayı Zehra Özyol’a destek istedi. Köse, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’de kadın temsiliyetine ihtiyaçları bulunduğunu, kadının hak ettiği yerde olması gerektiğini söyledi.
    Yeterince kadın bulunsaydı parlamentoda kavga olmayacağını savunan Köse, şöyle konuştu:
    “Yüzde 50 kadın temsiliyeti olsaydı parlamentoda, Türkiye daha iyi yönetilirdi diye düşünüyorum. Ben bu ülkede kadının gücüne, vicdanına, memleketi için endişeleri olduğuna inanan bir kadın kolları genel başkanıyım. 81 ilde kadınların sorunlarını, dertlerini, neler çektiğini dinledim. Bu memleket gerçekten çok acılar yaşadı. Bu acılardan en çok etkilenenler kadınlar. Birçoğu evlatlarını, bazıları eşlerini kaybetti. Bizim kadınlarımız çok açılar çekti.”
    Karadeniz Bölgesi’nde tek kadın belediye başkan adayı bulunduğuna işaret eden Köse, “Karadeniz kadını güçlü ve özgürlüğüne düşkündür. Tuttuğunu koparan kadınlarımız var ama bu sorun her partide olduğu gibi bizde de var. Bunu aşmamız, aşmak için ciddi mücadeleler vermemiz gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.
    Köse, kadın cinayetlerinin nedenlerinin araştırılması gerektiğini anlatarak şunları kaydetti:
    “Eğer kadınlar ikincilleştirilirse kadınlara yapılan hakaretler, tacizler, tecavüzler normalleştirilirse getirilen yasalarla kadın temsiliyetinden söz edemeyiz. Bunlar için ciddi yasa değişikliklerine ihtiyacımız var. Kadın mücadelesi sadece bir partinin değil, topyekûn bütün partilerin kadın örgütlerinin birlikte yapacağı bir mücadele. Bunun için 1 Nisan’dan sonra farklı bir çalışmamız olacak.”
    Ziyaretlere CHP Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, Belediye Başkanı Özyol, CHP İl Başkanı Reşat Karagöz, CHP İlçe Başkanı Hasan Topal, 24. Dönem Milletvekili Ramis Topal ile partililer katıldı.

  • NERGİZ:“HEDEFİMİZ VEREMSİZ BİR TÜRKİYE”

    NERGİZ:“HEDEFİMİZ VEREMSİZ BİR TÜRKİYE”

    Dünyada ve ülkemizde her yıl 24 Mart’ta düzenlenen, tüberküloz (verem) hastalığı ve bu hastalıkla mücadele konusunda toplumun ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesini amaçlayan “Dünya Tüberküloz Günü” kapsamında İl Sağlık Müdürümüz Dr. Öner Nergiz konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları kaydetti. Tüberküloz (Verem) önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.
    Tüberkülozdan korunma, toplum sağlığını ilgilendiren önemli bir konudur. Tüberküloz basiliyle karşılaşma sonucu gelişen enfeksiyon, vücut direncinin düştüğü durumlarda aktif hastalık gelişimine yol açar. Birincil koruma; enfeksiyon bulaşının önlenmesi, ikincil koruma ise aktif hastalığa dönüşümün önlenmesidir. Solunum ve damlacık yolu (öksürme, hapşırma vb.) ile bulaşan hastalıklardan korunmada basit kişisel önlemlerin alınması bulaşıcı hastalıkları önemli ölçüde azaltmaktadır.2-3 haftadan uzun süren öksürük şikâyeti olan ve akciğer bulguları antibiyotik tedavisi ile düzelmeyen hastalarda Tüberküloz araştırılmalıdır. Tüberküloz tedavisinde en önemli faktör ilaçlardır. Dinlenme, beslenme ve iklim gibi faktörlerin etkileri destekleyicidir. Bu nedenle verem tanısı konulan hastalarda, gecikmeden ilaç tedavisine başlamak gereklidir. Tedavi başarısında yeterli sürede düzenli ilaç kullanımı en önemli unsurdur.
    Verem hastalığının sağlam kişilere bulaşmasının önlenmesinde en önemli faktör, hastalara hızlı tanı konularak en kısa sürede ilaç tedavisi başlanmasıdır. İlaç tedavisi başlanmayan hastalar yaşadıkları evde, çalıştıkları ortamda vs. hastalığı bulaştırmaya devam etmektedirler.
    Tüberküloz hastalığı solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Bu nedenle hastalar bulaştırıcı oldukları dönemde cerrahi maske kullanmalı, öksürük ya da hapşırık sırasında ağızlarını mendille kapatmalıdır. Hastanın en azından balgam mikroskopisi negatif olana kadar ayrı bir odada tutulması önemlidir. Hastanın odasına girip çıkanlar da mutlaka maske takmalıdır.
    Tüberküloz hastalarının bulunduğu ortamları havalandırmak, bu ortamlara temiz hava girişini sağlamak, havadaki bulaştırıcı partikülleri azaltarak, bulaşma olasılığını azaltır. Ayrıca odanın güneş görmesi ortamdaki basilleri öldürür. Tüberküloz hastalarının kullandığı mutfak malzemeleri (bardak, tabak, kaşık, çatal vs.), nevresim, havlu gibi ev gereçleri için normal temizlik yapılması yeterlidir. Ülkemizde Tüberküloz (verem) hastalığının tedavisi ücretsizdir. Hedefimiz Veremsiz Bir Türkiye” diye konuştu.

  • SAĞLIK GÖNÜLLÜLERİNDEN BÖBREK SAĞLIĞI STANDI

    SAĞLIK GÖNÜLLÜLERİNDEN BÖBREK SAĞLIĞI STANDI

    Sağlık Gönülleri Kulübü, 14 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenledikleri etkinlikte böbrek sağlığının önemine dikkat çektiler. Kulüp üyeleri, İpekköy Yerleşkesinde stant açarak personelimizi ve öğrenci arkadaşlarını böbrek sağlığı ve böbrek hastalıklarından korunmak için yapılacaklar hakkında bilgilendirip, broşür dağıttılar. Standı Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arzu Cansaran, Hemşirelik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Neslihan Karavin ve birçok öğrenci ziyaret etti.
    Sağlık Gönüllüleri Kulübü Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Nurhan Doğan; ”Kronik böbrek hastalığı, dünyada ve ülkemizde yaygınlığı hızla artan, koruyucu önlemler alındığında kontrol edilebilir bir toplum sağlığı sorunudur. Böbrek hastalığı, erken dönemde fark edildiğinde çoğunlukla önlenebilmekte ve hastalığın ilerlemesi geciktirilebilmektedir. Ancak pek çok kronik hastalıkta olduğu gibi böbrek hastalıkları ile ilgili de farkındalığının düşük olması, erken dönemde hastalığın tespit edilip tanı konmasına engel olmaktadır. Birey, aile ve toplumun böbrek hastalığıyla ilgili farkındalığının olmaması son dönem böbrek yetmezliği dediğimiz daha güç bir durumun gelişmesine sebep olmakta ve sağlık bakım profesyonelleri tarafından da en çok önemsenen “bireyin yaşam kalitesini” bozmaktadır.
    Dünya’nın çeşitli bölgelerinde yapılan çalışmalarda, böbrek hastalığı farkındalığının yüzde 10’un altında olduğu bildirilmiştir. Kronik böbrek hastalığı erken süreçte fark edildiğinde önlenebilir ve geciktirilebilir bir hastalık olması nedeniyle bizlerin böbrek sağlığı üzerinde daha fazla düşünmemiz ve farkındalık artırmak için daha çok emek sarf etmemiz gerekmektedir.
    14 Mart 2019 Dünya Böbrek Günü teması “Herkes İçin Böbrek Sağlığı” olarak belirlenmiştir.
    Etkinliklerimizin her birinde bizlerden desteğini esirgemeyen Amasya Üniversitesi Rektörlüğüne, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığına, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanlığı ve Hemşirelik Bölüm Başkanlığına, afiş ve broşür temin etmemizde bizlere destek olan Amasya İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığına, etkinliğe değerli katkılarıyla destek olan, fikir ve emek veren Sağlık Gönüllüleri Kulübü üye öğrencilerimize teşekkür ederim.” dedi.
    Kalbe giden yolun böbreklerden geçtiğini söyleyen Sağlık Gönüllüleri Kulübü Başkanı
    Öğrenci Hemşire İbrahim Can Uluçay ise böbrek sağlığıyla ilgili yaptıkları bilgilendirmede özellikle tuz tüketiminin azaltılmasına ve su tüketiminin artırılmasına dikkat çektiklerini ifade ederek stant ziyaretçilerine su ikram ettiklerini söyledi.
    Kronik böbrek hastalığından korunmak için yapılacakların ‘çok kolay’ olduğunu
    kaydeden Uluçay; bunları ‘düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve vücut ağırlığını koruma, az tuz-yeterli sıvı, sigaradan uzak durmak, gereksiz ilaç tüketiminden kaçınmak, kan basıncınızı ve kan şekerini düzenli olarak ölçtürmek, risk grubunda olanların böbreklerini düzenli olarak kontrol ettirmesi’ olarak sıraladı. Uluçay; sağlığa ve sağlıkla yaşama gönül vermiş tüm öğrencileri kulübe katkı vermeye davet etti.