Kategori: GÜNDEM

  • Nesli tükenen dinozorlar misali özel bir nesil

    Nesli tükenen dinozorlar misali özel bir nesil

    Misafir Kalemler -29 Aralık 2019
    Hepsi şahsına münhasır özel üretilmiş, yokluklar içinde yetişmiş yaralı bir nesil…
    KİM BUNLAR?
    1950 ile 1970 yılları arasında bu dünyaya merhaba demiş en genci 50, en delikanlısı 70 yaşında
    HALA 18’LİK DELİ TAYLAR GİBİ İDEALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞAN HESAPSIZ BİR NESİL..?
    Hiçbirinin altına hazır bez bağlanmamış… Höllük üzerinde yatmış, şeker çuvalından pantolon, canik
    lastikten ayakkabı giymiş… Evde inek beslemiş, kendine okulda ABD süt tozu içirilerek beslenmiş, bir
    garip nesil…
    Hiçbirinin renkli çocukluk resmi olmamış… Hatta hiç bebeklik çocukluk resmi olmamış… Hiç biri kreş,
    dershane, özel okul görmemiş… Ama hepsi profesörlere ders verecek kadar bilgi sahibi olan bir tuhaf
    nesil… Harp görmüş, darp görmüş… Baskı, çatışma, sorguda işkence görmüş… Karakolda sorgu da
    Filistin askısını, ceza evinide isyanla tanışmış… İHANET VE KALLEŞLİKLE işkence de insanın
    hayvan yüzünü görmeyeni kalmamış…
    En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 post-modern darbeden sağ salim paçayı yırtmış… En azı 10 ekonomik
    krizden nasibini almış… Tecrübe abidesi yoklukla terbiye edilmiş, direnç abidesi bir nesil…
    Bu nesil özel bir nesil, birbirini vatan için katletmiş… Vurmuş, vurulmuş… Dövmüş, dövülmüş… Ne
    yaptıysa yoluyla yordamıyla kendi meşrebine uygun ahlakına yakışanı yapmış…
    Düşmanında merdini aramış, buldu mu hakkını teslim edip onu da sevmiş… Dostun namerdinden,
    arkadan hançerleyeninden nefret etmiş…
    Birbirini yok etme pahasına ölümüne mücadele etmiş, ama neslini tüketememiş… İntihar sayılmasın
    diye idam sehpalarına selam veren inançlı yiğitlerde, sırtından kurşunlanıp dostunun kucağında can
    veren ana kuzuları da bu nesilden çıkmış… 68’liler de 78’liler de bu neslin deli tayları, ipe sapa
    gelmeyen savaşçıları da bu neslin temsilcileri tarihe adlarını kanları ile yazmıştır… Bunlar bu neslin
    üretim harikası mı yoksa üretim hatası mı tartışılır ama bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız
    hesapsız bu vatanı sevmiş…
    1950 ve 1970 yılları arasında doğanlar gerçekten özel üretim, çoğu yatılı okumuş, kardeşlik ve
    paylaşma duygusu zirve yapmış…
    Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş… En azı simitçilik, olmadı
    ayakkabı boyacısı, tamirci çırağı, inşatta amelelik, pazarcılık hamallık yaparak okul harçlığını
    çıkarmıştır… Ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuştur…
    Muhanete muhtaç da olmamış, ezilmiş ama ezik kalmamıştır…
    Aç, açık, evsiz yurtsuz, aşsız susuz kalmış, kimseye mudara etmemiş… Eğilmemiş, el etek öpmemiş,
    aç yatmış, kuyruğu dik tutmuş… Kan kusmuş, kızılcık şerbeti içiyorum demiş… Dik durmuş
    dikleşmemiş kendi şahsına münhasır özel bir nesildir…
    Görevini, sorumluluğunu bilen… Onuru için bir pireye bir yorgan yakan, öfkeli hırçın bir acayip nesil bu
    1950 ile 1970 yılları arasında doğan dinazorlar…
    İyi bakın, bunlar bu son kalan kadife ye sarılmış çelik yumruk misali yumuşak gözüküp indiği yeri
    dağıtan bu özel neslin öfkesinden sakının… Bu soyu tükenen son kalanlarına aşağıdaki resimlerde iyi
    bakın…
    Bunlar kimi sokakta oyun arkadaşım, kimi ilk okul arkadaşım… Kimisi öğretmen okulunda aşımı
    paylaştığım kader arkadaşım… Kimisi üniversitede silahındaki son kalan mermiyi çatışmada kendimi
    korumam için benimle paylaşan dava, silah can arkadaşım… Kimi de DÖRT duvar arasında çıkan
    isyanda sırtımı dayadığım cezaevi Yusufiye, Taş medreseli arkadaşım… Kimisi de Anadolu yollarında
    ömrümüzü adadığımız bir ülkü, bir ideal dava uğruna bir ömür feda ettiğimiz yol arkadaşlarım…
    Bunlara iyi bakın, Sizin evinizde de bu resimdekilerden kalan varsa bunları korumaya alın… Çünkü
    bunların nesilleri tükenmek üzere… Bunların üretimi sonlandı… Kullanım sureleri doldu, tedavülden
    kalktı…
    Neden bu nesil özel biliyor musunuz..? Bu neslin üzerinden silindir gibi devlet geçti… Dozer gibi dünya
    milletleri ezdi geçti… Hayat bu nesli sınadı, demedi, çarkının dişlilerin den öğüttü ama tüketemedi…
    Bu çarktan kurtulabilen kurtuldu… İşte bu gün nesli tükenen çarkın dişlileri arasından yaralı kurtulan
    bu nesil, yaralı da sakat da olsa yine de şükretmeyi, tevekkülü, sabırlı davranmayı yaşamayı hayatta
    kalmayı bildi…
    Bu nesil, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını, ölümüne yoldaşlığı, mezara kadar arkadaşlığı
    bildi… Dostu için can vermeyi de, elindeki son lokmayı paylaşmayı da, sadakati de vefayı da bildi…
    Bu nesil, katı, aksi, deli, serttir… Bir o kadarda merttir, hoş görülü ve merhametlidir…
    Bu neslin yaşarken öğrendikleri bilgi ve kaybederken edindikleri tecrübe en büyük servetidir…
    Yani bu 1950 ve 1970 yılları arasında doğan dinazorlar tam bir müzelik antika onun için 1950 ile 1970 yılları arasında doğmuş, hala inadına yaşayan, ana baba, amca, dayı, teyze,
    hala, yenge dede anneanne babaanne her neyiniz varsa değerini bilin..!
    Çünkü bunlar elinizdeki son değerli hazinelerinizdir…
    Oturun onlarla konuşun, dinleyin onlardan geçmişi öğrenin… Sonra arar da bulamazsınız… Çünkü
    onlar yakın tarihin son canlı kaynak kişileri, her biri iki ayaklı sözlü yakın tarih kitabıdır… Benden
    söylemesi… Vesselam…
    MEVLÜT KALELİ

  • Başkan Yardımcısı Şahin Dokap toplantısına katıldı

    Başkan Yardımcısı Şahin Dokap toplantısına katıldı

    Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Şahin, Amasya Valiliğinin koordinesinde gerçekleştirilen Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) bilgilendirme toplantısına katıldı.İl Milli Eğitim Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıya Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ve Hasan Çilez, Rektör Prof. Dr. Süleyman Elmacı, İlçe Kaymakamları, Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Şahin, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Yusuf Mengi, daire amirleri, yetkililer ve STK temsilcileri katıldı.Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ve Hasan Çilez birer konuşma yaparak ilimizin DOKAP’a dahil edilmesinden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Vali Mustafa Masatlı ise yaptığı konuşmasında şunları kaydetti; Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP), başta turizm ve ticaret, temel altyapı ihtiyaçlarının karşılanması, ekonomik kalkınması ve sosyal gelişiminin hızlandırılmasını hedefleyen, çok sektörlü, sürdürülebilir, insan odaklı ve entegre bir bölgesel kalkınma projesidir. 13 Mayıs 2020 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Amasya’mızın Çorum ile birlikte DOKAP’a dahil edilmesi ilimizin gelişmesi, kalkınması, vatandaşlarımızın beklentileri ve taleplerinin karşılanması adına memnuniyet verici olmuştur. Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun, Tokat ve Trabzon illerinden oluşan Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın görev alanına Amasya ve Çorum illerinin ilave edilmesiyle il sayısı 11’e ulaşmıştır. Faaliyetlerine başladığı 2012 yılından bu yana bölge halkının refahı ve mutluluğu için çalışarak yerelden merkeze çok yönlü, katılımcı, kapsayıcı bölgesel kalkınma perspektifiyle hareket eden DOKAP, Karadeniz Bölgesinde kalkınmada aktör olabilecek bütün tarafların üzerinde optimal bir sinerji oluşturmuştur. Başta turizm olmak üzere sanayi ve üretim sektörleri, ekonomik kalkınma, altyapı ve kentsel gelişme, sosyal gelişme ile yerel düzeyde kurumsal kapasitenin gelişimi başlıklı 5 ana eksen üzerinde çok sayıda projeyi hayata geçirmiştir. Tarımdan sanayiye, bilimsel araştırmalardan girişimciliğe, altyapı geliştirmeden sosyokültürel çalışmalara kadar çok sayıda projenin odağında bulunan ve ülkemizin küresel ölçekteki rekabet gücünün arttığı bu dönemde bölgemizin gücüne güç katan DOKAP’ın sunacağı imkanlarla birlikte ilimizde sanayi, altyapı, tarım, eğitim, turizm gibi alanlarda yatırımlar için yeni fırsatlar oluşacaktır. Bu fırsatları en verimli şekilde kullanmak amacıyla tüm gücümüz ve gayretimizle çaba sarf edeceğiz. Bu vesileyle ilimizin DOKAP’a dahil edilmesinde başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mustafa Varank’a ve özverili gayretlerinden dolayı Milletvekillerimize teşekkür ediyor, ilimize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.Daha sonra Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Yusuf Mengi, yaptığı sunumda DOKAP’ın faaliyetlerine yönelik kapsamlı bilgiler paylaştı. Program soruların cevaplandırılması ile sona erdi.

  • Bakan Yardımcısı Yavuz Amasya’da misafir edildi

    Bakan Yardımcısı Yavuz Amasya’da misafir edildi

    Belediye Başkan Vekili Celil İnce, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz onuruna verilen yemek programına iştirak etti.Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Şahin ile birlikte Amasya Valiliği koordinesinde Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz onuruna düzenlenen yemek programına katılan Belediye Başkan Vekili Celil İnce, Yavuz’a kendilerini Amasya’da misafir etmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Programa Başkan Vekili İnce’nin yanı sıra, Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ve Hasan Çilez, Amasya Valisi Mustafa Masatlı, İl Kültür ve Turizm Müdürü Bilal Eken ve davetliler katıldı.

  • Yüksek faiz tepkisi

    Yüksek faiz tepkisi

    Amasya’nın Büyük Kızılca köyünde üreticiler, Tarım Kredi Kooperatifinin tarımsal kredilere uyguladığı yüksek faize tepki gösterdi.Tarımsal kredilere uyguladığı yüksek faiz karşısında mağduriyet yaşayan çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatifi önünde toplanarak seslerini duyurmaya çalıştılar. Büyük Kızılca köyü sakini Amasya Belediyesi Meclis Üyesi Osman Yüce, “Çok değerli basın mensupları ve çok kıymetli misafirlerimiz, burada çiftçilerimize kulak verdiğiniz için hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

    Yıllardır Tarım Kredi Kooperatifinin çiftçilerimize uyguladığı kredi desteğinin kilitlendiği, ödenemez bir hal aldığı noktadayız. Bu gördüğünüz insanlar tüm yılın gecesini gündüzüne katıp sabah gün doğmadan tarlalarına gidip gece yarılarına kadar çalışan insanlarımızdır. Bakınız salgın bir hastalık ile karşı karşıya kaldığımız şu dönemde insanların evlerinden çıkamadığı, ülkelerin kapılarına kilit vurduğu bir dönemde dahi. Bu insanlar çoluk çocuk, yaşlı kadın erkek demeden canlarını hiçe sayarak tarlalarına giderek bizlere, sizlere ve tüm Türkiye’ye sebze ve meyve üreten insanlarımızdır. İçinde bulunduğumuz şartların oldukça zor durumda olmasına rağmen Tarım Kredi Kooperatifinin bilinçsiz ve düzensizce dağıttığı yüksek faiz oranlarının altında kalan yine çiftçilerimizdir” dedi.Ayrıca katılım katkı payı adı altında alınan paranın ne denli ve neden alındığının anlaşılmadığını kaydeden Yüce, ”Bu paranın köylülerimiz üzerinde ve aile fertleri dahil herkes birbirine paralel şekilde kefil gösterilerek içinden çıkılamaz bir hal almıştır.Ecdadın kanları, canları ile aldığı bizlere emanet ettiği bu topraklan yüksek faizler yüzünden matbaadan çıkan bir kâğıt parçasına kaybetmek üzereyiz. Tarım Kredi Kooperatifi yöneticileri, köylümüz sizden borçlarımızın silinmesini istemiyor. Sadece anapara haricinde afaki faiz oranını silinmesini, katılım katkı payının kaldırılmasını talep ediyor ve borçların yeniden yapılanmasını istemektedir” diye konuştu.“Amcama kredi kullandırılmış, beni de kefil yapmışlar ama haberim yok”

    Köylülerden Mehmet Bakır, “Amcama kredi kullandırılmış, beni de kefil yapmışlar. Bizim hiçbir şeyden haberimiz yok. 30 bin TL olan borç şu an 80 bin TL olmuş ve bu parayı ödememi istiyorlar. 80 bin TL’den ne onun ne de benim haberim var. Nasıl bir sistem anlayamadım. Köyde herkes birbirine kefil. Ama kim kime kefil bilmiyor. Oraya gidince öğreniliyor” şeklinde konuştu.Sobayla ısınıyor, faturasında kalorifer çıktı. Köylülerden Mesut Türkmen, “Benim faturamda kalorifer kömürü çıktı. Normalde evimde kalorifer yok, bu köyde herkes biliyor evimde kalorifer kazanı olmadığını, soba ile ısındığımı herkes biliyor. Ama faturamda kalorifer kömürü ya da alamadığım ürün çıkıyor. Bunu da nasıl yapıyorlar derseniz örneğin fide almışım başka bir şey yazmışlar. Sorduğumuzda aldığım ürünün olmadığını, kömür olarak yazdıklarını ifade ediyorlar” ifadelerini kullandı.Köylülerden Zekeriya Civelek ise, “Buraya üye yapılan arkadaşlar eşlerini de üye yapmışlar. Ama eşlerinin imzası yok, eşlerinin yerine de imza atmışlar. Eşlerinin de haberi yok üye olduklarından. Böyle bir durum da var. Ben örneğin arkadaş çapa almış ona kefil olmuşum, beni arkadaşın 5 sene boyunca aldığı tüm ürünlere kefil yapmışlar. Benim bundan haberim yok, içinden çıkılamaz bir haldeyiz. Buradaki tüm araçlarımız bizim değil, oraya hacizli. Yakında bu milletin araçlarının hepsini bağlayacaklar. Ben borcumu ödesem ne olacak, en az 4 kişiye kefil olmuşum. Borcumu ödesem bile kefil olduğum için benim aracımı da bağlayacaklar” açıklamasında bulundu.Ayrıca köylüler boş kağıda da imza attıklarını ve “üstünü biz doldururuz” şeklinde bir durum yaşadıklarını ifade ettiler.

    İYİ Parti Amasya İl Başkanı Avni Verdi de üreticilere destek verdi

  • Hicri yılbaşı ve muharrem ayımız

    Hicri yılbaşı ve muharrem ayımız

    ‘Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Allah’ın ihsan ve kereminin bollaştığı bir aydır’
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Hicri takvimin başlangıcı olan Muharrem Ayı nedeniyle bir mesaj yayımladı.
    Başkan Sarı mesajında; “Muharrem ayının içerisinde bulunuyoruz. “Allah’ın ayı” olarak adlandırılan Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Allah’ın ihsan ve kereminin bollaştığı bir aydır. Allah’ın rahmetine ermek için önemli bir fırsat olan bu aya sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) “Şehrullahi’l-Muharrem” yani Allah’ın ayı demiştir. Haram aylardan biri olan Muharrem ayı, cahiliye toplumlarında bile kendisine hürmet edilen bir aydı. Haram aylarda savaşın yasaklanması, işlenen sevap veya günahlara başka zamanlarda yapılanlardan daha fazla mükâfat veya ceza verilmesi, yılın diğer aylarından farklı bir önem ve saygınlığa sahip bulunmaları sebebiyledir. Bakara suresi 217. ayette, haram aylarda savaşmanın büyük günah olduğu bildirilmektedir. Ayrıca Tevbe suresi 36. ayette, Allah katında ayların sayısının on iki ve bunlardan dördünün haram ay olduğu açıklanıp insanların o aylar içinde Allah’ın koyduğu yasağı çiğneyerek kendilerine zulmetmemeleri istenmiştir. Evet, Muharrem ayı içerisindeyiz… Sevgili peygamberimize ve O’na iman edenlere yapılan zulümlerin doruğa çıktığı bir zaman diliminde İsra suresi 80. ayet nazil oldu: “Ve şöyle niyaz et: “Rabbim! Girilecek yere doğrulukla girmemi, çıkılacak yerden de doğrulukla çıkmamı sağla, bana tarafından yardımcı bir güç ver!” Bu ayetin nazil olmasından sonra sevgili peygamberimiz (s.a.v.) hicret etmiştir” dedi.

    Hicri takvimin başlangıcı olan Muharrem ayında, özellikle âşura günü olarak adlandırılan 10 Muharrem’de olağanüstü hallerin zuhur ettiğini ve Allah’ın ikramlarının peygamberlere ve onların ümmetlerine eriştiğini belirten Sarı; “Örneğin, Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi âşura günü kabul edilmiştir. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine âşura gününde demirlemiştir. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan âşura günü çıkarılmıştır. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. Hz. Musa (a.s.) âşura gününde denizi yarmış, Firavun ile ordusu o gün sulara gömülmüştür. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından âşura günü kurtulmuştur. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir. Muharrem ayının böylesine büyük bir ay olduğu ve bu ayda kan dökmenin haram olduğu bilinmesine rağmen, 10 Muharrem günü; Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) oğlum dediği İmam Hüseyin (a.s.), ailesi ve 72 yareni şehit edilmiştir. Evet, İmam Hüseyin (a.s.) Efendimiz o gün 72 ok ve kılıç darbesiyle şehit edilmiş ve mübarek vücudu atlara çiğnetilmişti. Ancak bu olay, Müslümanlar arasında üzeri küllenmiş iman ateşinin tekrar alevlenmesini sağlamıştı. Müslümanların silkinip kendilerine gelmelerine vesile olmuştu. İmam Hüseyin’in (a.s.) şehadetiyle İslam, tekrar yeşermeye başlamış ve Ehl-i Beyt’in nefesi uzak diyarlara kadar ulaşmıştı. Bu nefesle nice milletler hayat bulmuş ve İslam’ın güzellikleriyle buluşmuştu. Nice güzelliklerin ve dirilişlerin yaşandığı bu ay, derin uykulara dalmış gönüllerin de dirildiği bir ay olur inşallah. Hz. Yusuf’un karanlık kuyudan çıktığı gibi, Hz. Yakup’un gözlerinin açıldığı gibi, Hz. Nuh’un tufandan sonra selamete erdiği gibi inşallah inandım diyen her Müslüman, haksızlık ve adaletsizlikle savaşan günümüz İmam Hüseyin’lerinin kıymetini bilir ve böylece; içinde bulunduğu kuyulardan çıkar, gözleri açılır ve selamete erer” diye konuştu.

  • Sosyal koruma kalkanı

    Sosyal koruma kalkanı

    Amasya Çalışma ve İŞKUR İl Müdürü Osman Yılmaz Covid-19’la mücadele sürecinde dönemsel ihtiyaç sahiplerine Amasya’da 64 Milyon TL destek sağlandığını açıkladı
    Amasya Çalışma ve İŞKUR İl Müdürü Osman Yılmaz, Amasya’da Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında yapılan ödemelere dair bilgileri paylaştı.
    Yılmaz;“Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında, Kısa çalışma ödeneğiyle 7 bin 903 çalışana 27 milyon 382 bin 329 TL, nakdi ücret desteğiyle 3 bin 35 çalışana 5 milyon 208 bin 208 TL, işsizlik ödeneğiyle bin 723 kişiye 5 milyon 900 bin 615 TL, ödeme yapıldı,
    Covid-19’la mücadele sürecinde dönemsel ihtiyaç sahiplerine Amasya’da Toplam 64 milyon 645 bin 152 TL ödeme destek sağlandı” dedi

  • Yeşilırmak artık yeşil akacak

    Yeşilırmak artık yeşil akacak

    Yesilırmak Artık Yeşil Akacak

    Amasya’mızın ortasından geçerek hem şehri ortadan bölen hem de güzelleştiren Yeşilırmak, tarih ve turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu sebepten Yeşilırmak şehrimizin olmazsa olmazı ve korumamız gereken bir nehirdir. Geçmişten günümüze kadar gerekli önem verilmeyen Yeşilırmak kentsel atık sulardan dolayı bulanık akmaya başlamıştır. Amasya Belediyesi olarak bu konuda öncelik etmek adına Hatuniye Mahallesi’nde bulunan Yalıboyu Evlerinin doğrudan ırmağa olan 49 deşarj kaldırılacak ve bu atık suların kanalizasyona katılması sağlanacaktır. Böylece Amasya’mızın en önemli turistik noktalarından biri olan bu bölge rahatsız edici görüntü ve kokudan kurtarılarak Yeşilırmak içindeki ekosistem eski sağlığına kavuşacaktır.

  • KORANA VİRÜS ÜRETİCİYİ ETKİLEDİ

    KORANA VİRÜS ÜRETİCİYİ ETKİLEDİ

    Hasadı başlayan soğan, tarlada 80 kuruşa alıcı bulurken tezgâhta 1.

    5 liraya satılıyor.

    Türkiye’nin önemli soğan üretim merkezlerinden Amasya’nın Suluova ilçesinde erkenci soğanın hasatına başlandı. Amasya’nın Suluova ilçesi Kurnaz köyünde ikamet eden soğan üreticisi Fatih Göv, “Yıllık ortalama 100 dekar soğan ekmekteyim. Ankara, Polatlı ve Eskişehir çıktıktan sonra ağırlıkla Karadeniz Bölgesi, yakın iller ve Türkiye’nin dört bir yanına Suluova soğanını gönderiyoruz ”dedi.

    Korona virüs üreticiyi etkiledi

    Pandemi sürecinin kendilerine en büyük zararının ihracat olmaması olduğunu belirten soğan üreticisi Göv, “Korona nedeniyle fiyatlar biraz düşük başladı. Sezonda işçi konusunda ve serviste alınan tedbirlere uymamız gerektiğinden dolayı sırtımıza biraz daha yük bindi. Genel olarak satışı düştü fiyatlar kırık başladı. Tarlada 80 kuruş, marketlerde 1.20 ile 1.50 arasında alıcı buluyor. Şu an fiyatlar düşük olduğu için tarla ve tezgâh arasında çok büyük farkların olmadığını, büyükşehirlerde de çok fazla fiyat farkı olduğunu sanmıyorum ”diye konuştu.

    Suluova Soğanı tadı ve lezzeti ile özellikle büyük şehirlerde ilgi odağı

    Soğanın bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok tüketilen sebzelerin başında geldiğini ve besin değerinin oldukça yüksek olduğunu hatırlatan üretici Göv, “Suluova’da soğan üretimi çok eskiye dayanmaktadır. Suluova soğanımız Türkiye’de tadı ve lezzetiyle iz bırakmıştır, meşhurdur. Büyükşehirlerde halen daha tercih edilmektedir,. Tezgâhlara ‘Suluova soğanı’ diye yazarlar buda bizim için gurur verici. Yemeklere lezzet vermesi bakımından sofraların vazgeçilmezi olan soğanın insan sağlığına da birçok yararı da var” şeklinde konuştu.

    Babasının 1970 yılında ilçede soğan üretimine başladığını ve ilk üreticilerden olduğunu, babası ile birlikte yaklaşık 20 yıl kadar Suluova’da soğan üretimi, daha sonra alım ve satımını yaptıklarını ifade eden İhsan Dadak ise “Uzun yıllar bu sektörün içerisinde hem alıcı hem üretici hem de satıcı olarak yer aldık. Suluova soğanı çok acı olmaz, çokta tatlı olmaz. Özellikle ünlü restoranlarda ünlü şefler tercih ederler. Bizde bunlara çok şahit olduk. Çiftçimiz 80 kuruşa tüccara satıyor, marketlerde 1.5 liraya alıcı buluyor. Bizim insanımız fiyatlar üzerinden devletimize yükleniyor. Bu aradaki fiyat farkının devletimiz ile hiçbir alakası yok. Suluova’nın soğanı tüm Türkiye’ye yeter” dedi.

  • SARI’NIN FENOMEN MİSAFİRLERİ

    SARI’NIN FENOMEN MİSAFİRLERİ

    Başkan Sarı, Sosyal medya fenomenlerine şehri anlattı
    Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Sosyal Medya Fenomenleri Şahangiller ailesini Amasya’da misafir etti.

    İki gün boyunca Amasya’nın Tarihi ve Kültürel mekanlarında çekimler yapacak olan Emrah Şahan, eşi Gönül Şahan ile hoş bir sohbet gerçekleştiren Belediye Başkanı Mehmet Sarı, misafirlerine Yöresel tatlardan ikram etti. Başkan Sarı, Şahangiller ailesine şehir ile özdeşleşmiş yemeklerin geçmişten günümüze gelen hikayeleri hakkında bir röportaj verdi. Sarı, şehrin tanıtımına katkı sağlayacak çekimler adına Şahangiller ailesine Amasyalılar adına teşekkür etti.

  • AMASYA VALİ’Sİ MASATLI İL SALGIN DENETİM MERKEZİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

    AMASYA VALİ’Sİ MASATLI İL SALGIN DENETİM MERKEZİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

    Amasya Valisi Mustafa Masatlı, korona virüs salgınıyla mücadele kapsamında oluşturulan İl Salgın Denetim Merkezinde incelemelerde bulundu.

    İçişleri Bakanlığının “Kovid-19 Tedbirleri” konulu ek genelgesi kapsamında 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürlüğü içerisinde oluşturulan merkezde değişik kurumlardan sürekli personel görev yapıyor. Denetimlerin tek bir noktadan koordine edileceği merkezin çalışmalarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Vali Masatlı, ekiplerce pozitif vakaların takibi, tüm iş yerleri, kamuya açık alanlar, şehir içi toplu taşıma araçları, taksilere yönelik denetimlerdeki kişilerin isim, adres, zaman, varsa ihlalin mahiyeti ve diğer bilgileri ile yapılan ihbarların merkezi veri tabanına kaydedileceği uygulamanın salgının önlenmesine yönelik çalışmalar açısından çok önem taşıdığını belirtti.

    İncelemede, Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ da yer aldı.