Yazar: Hasan KARATAS

  • Başkan Sarı’dan TEMA binası için yenileme talimatı

    Başkan Sarı’dan TEMA binası için yenileme talimatı

    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, fidan dikim etkinliği gerçekleştirilen TEMA Vakfı Amasya İl Temsilciliği’nde temsilcilik binasının daha iyi koşullarda hizmet vermesi için yenileme yapılması talimatı verdi.Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, fidan dikim etkinliği gerçekleştirilen TEMA Vakfı Amasya İl Temsilciliği’nde temsilcilik binasının daha iyi koşullarda hizmet vermesi için yenileme yapılması talimatı verdi.

    Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) İl Temsilciliği ve Yeşilırmak Ortaokulu tarafından şehit öğretmenler anısına düzenlenen etkinlikte fidan diken Başkan Sarı, anlamlı etkinliğe katılmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.Akbilek Mahallesi’nde bulunan il temsilciliği binası ve fidanlıkta bir dizi yenileme çalışmasında bulunulmasının gerekli olduğunu belirten Başkan Sarı, TEMA İl Temsilcisi Fazlı Özveren, Belediye Başkan Yardımcıları Hasan Şahin ve Ali Özel ile görüş alışverişinde bulundu.TEMA Temsilcisi Özveren, Sarı’ya faaliyetlerine olan desteği dolayısıyla teşekkür etti. Anlamlı etkinlikte TEMA gönüllüleri de yer aldı.
  • Amasya’da otomobiller çarpıştı: 2 yaralı

    Amasya’da otomobiller çarpıştı: 2 yaralı

    Amasya’da iki otomobilin çarpıştığı kazada 2 kişi yaralandı.Edinilen bilgiye göre, Oğuzhan Tatar yönetimindeki 05 AZ 995 plakalı otomobil Hacılar Meydanı Mahallesi’nde Emirhan Uzar’ın kullandığı 05 AAV 067 plakalı otomobille çarpıştı. Yaralanan Tatar ile aynı araçta bulunan Muhammed Kaçar yapılan ilk müdahalelerinin ardından olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı.Polis ekiplerinin incelemelerini tamamlaması sonrası büyük çapta maddi hasar oluşan otomobil çekiciyle götürüldü.Yaralıların yardımına koşan bir vatandaş kaza anını “Beyaz taksinin farları yanmıyordu. Öyle bir geçti ki, biz şimdi bir yere vuracak demeye kalmadan çarpışma sesi geldi” diye anlattı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • SARI: “KADIN HER ALANDA OLMALI, HER SEVİYEDE TEMSİL EDİLMELİDİR”

    SARI: “KADIN HER ALANDA OLMALI, HER SEVİYEDE TEMSİL EDİLMELİDİR”

    SARI: “KADIN HER ALANDA OLMALI, HER SEVİYEDE TEMSİL EDİLMELİDİR”
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, “25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü” nedeniyle bir mesaj yayımladı.

    Başkan Sarı mesajında, “Milli bekamızın beşiğini sallayan kadınlarımıza saygı ve sevgilerimi sunuyorum” dedi. Edep temelli Türk-İslam medeniyetinin temsilcisi olan Türk Milliyetçiği; İslam inancımızın, Türk kültürümüzün ve geleneğimizin en önemli değeri olan Türk kadınının sosyal hayattaki güçlü duruşuna büyük önem vermektedir. Bu şuurla ‘Türk kadınını hak ettiği yerde tutmak ve daha etkin yere taşımak’ en önemli ilkelerimizdendir. Türk milletinin temel taşı olan aile ve aile birliğinin temeli kadınlarımız ekonomik ve sosyal gelişmelerin yol açtığı olumsuz gelişmelere karşı korunmalıdır. Türk kadını; Maddenin karanlığı içinde ruhun aydınlığıdır. Umutsuzluğun karanlığı içinde huzurun aydınlığıdır. İhtirasların karanlığı içinde faziletin aydınlığıdır. Cehaletin karanlığı içinde şefkatin aydınlığıdır. Kavganın karanlığı içinde sevgi ve bağlılığın aydınlığıdır. Kadın her alanda olmalı, her seviyede temsil edilmelidir. Fiziksel ya da psikolojik, kadına karşı şiddetin her türlüsü insanlık suçudur. Kadına şiddet karanlık yarınların bu günüdür. Türklerde kadın Han’dır, Han’ımdır, Hanımdır. Kadın ve şiddet kelimelerinin yan yana gelmediği gün medeniyet kelimesi anlamını tamamlayacağı inancımla; milli bekamızın beşiğini sallayan kadınlarımıza saygı ve sevgilerimi sunuyorum” dedi.

  • SARI: “BİR ASIR ÖNCE DOĞAN BAŞBUĞUMUZA SEVGİMİZ HİÇ AZALMADI”

    SARI: “BİR ASIR ÖNCE DOĞAN BAŞBUĞUMUZA SEVGİMİZ HİÇ AZALMADI”

    SARI: “BİR ASIR ÖNCE DOĞAN BAŞBUĞUMUZA SEVGİMİZ HİÇ AZALMADI”
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, 103’üncü yaş gününde Cennet Mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i rahmet ve minnetle yad ediyorum” dedi.

    Başkan Sarı mesajında; “Milliyetçi Hareket Partisi Kurucu Genel Başkanımız Cennet Mekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş beyi 103’üncü yaş gününde rahmet ve minnetle anıyorum. Türk milleti fedakarlık numunesi, fikir ve aksiyon hamulesi büyük liderlere çok şey borçludur. Hamd olsun Türk tarihi bu kapsamda çok zengindir. Elbette büyük liderler mücadelemizin rehberi, büyük fikirler uyanışımızın, toparlanışımızın, birlik ve beraberliğimizin harcı ve haddidir. Liderler vardır, yaşadıkları zamanın dışına taşarlar. Liderler vardır, yaşanan destanları bizzat yazarlar. Yine liderler vardır, dünya döndükçe, insanlık var oldukça unutulmazlar, tarihteki muhkem ve mutlak yerlerini alırlar. İşte Başbuğumuz böyle bir liderdir. Tam bir asır önce, 25 Kasım 1917’de Lefkoşe’de başlayan kutlu bir ömür 80 yılı devirerek 4 Nisan 1997’de Ankara’da son bulmuştu. Türkeş Bey Türklüğün vicdanında doğmuş, İslam’ın sancağından tutmuştu. Araladığı üçüncü yol, açtığı ülkücü çığır Türk milletinin özünü kavramış, milli ömürleri kapsamış, milli heyecan ve arzuları bir şuurda toplamıştır. Bu şuur ki; Bilge Kağan’dan Alparslan’a ulaşan dik duruş, Osman Gazi’den Fatih’e ulaşan kutlu diriliş, Kanuni’den Mustafa Kemal’e ulaşan kalıcı silkiniş, Tonyukuk’tan Uluğ Bey’e ulaşan kişilikli uyanış, Farabi’den İbn-i Sina’ya ulaşan ilkeli tırmanış, Kaşgarlı Mahmut’tan Ali Şir Nevai’ye ulaşan iffetli kanatlanış, Yusuf Has Hacip’ten Şeyh Edebali’ye ulaşan ülfetli şahlanış, Pir-i Türkistan’ndan Hacı Bektaş’a ulaşan ihlaslı ayaklanış, Fuzuli’den Aşık Veysel’e ulaşan kendine dönüş, Mevlana’dan Yunus’a ulaşan öze dokunuş, Dedem Korkut’tan Karacaoğlan’a ulaşan satır satır oluş, Vahapzade’den Şehriyar’a ulaşan dize dize büyüyüş, Nene Hatun’dan Seyit Onbaşı’ya ulaşan kademe kademe yürüyüştür. Bu şuur ki; İsmail Gaspıralı’dan Yusuf Akçura’ya, Mehmet Akif’ten Ziya Gökalp’e, Mümtaz Turhan’dan Erol Güngör’e, Hüseyin Nihal Atsız’dan Ahmet Arvasi’ye, Arif Nihat Asya’dan Galip Erdem’e kadar dalga dalga yükselen doğruluş, Dündar Taşer’den Mehmet Eröz’e, Osman Turan’dan Necmettin Hacıeminoğlu’na, Osman Yüksel Serdengeçti’den Halide Nusret Hanım’a, Ömer Seyfettin’den İbrahim Kafesoğlu’na kadar yayından ok gibi fırlayan okuyuş, düşünüş, kavrayış ve kucaklayıştır. Nitekim bu şuur; Türk ile İslam’ı fikir ve eylemde yoğunlaştırmış, hayal ve hedefte yoğurmuş, arşın çatısına, alemlerin bağrına, beşeriyetin alnına Ülkücü’yü asla silinmeyecek şekilde kazımıştır. Kahraman bir nesil özellikle 12 Eylül öncesi bu şuuru yaşatmak için şehadet şerbetinden içmiştir. Şehitler önümüze düştü, Başbuğumuz ömür verdi, ecdadımız özümüze girdi, tarihimiz gücümüze güç ekledi; çok şükür bugünlere gelebildik. Başbuğumuz diyordu ki: “Fikir, ülkü ve dava bakımından en güçlüyüz. En asil fikirler bizim fikirlerimizdir. En meşru, en haklı dava bizim davamızdır.” Haklı olan Hakk’ın yolundadır. Hakk’ın safında duran, halkın yanında olandır. Milliyetçi-Ülkücü Hareket asildir, Hak davasının, milli ülkülerin, millet varlığının teslim olmayacak, teslim alınamayacak sancaktarıdır. Bu nedenle davamız dosdoğrudur. Davamız tertemizdir. Davamız Türklüğün, Türk-İslam ruhunun gelecek ümididir. Şayet bugün varsak, şayet bugün nefes alıyorsak, şayet bugün vatan, millet, mukaddesat ve mukadderatımız için gözümüzü daldan budaktan esirgemeyecek bir kararlılığa sahipsek bunun temelinde şehidin şühedanın payı, Elbette Başbuğ Türkeş Bey’in üstün, sabırlı, inançlı, akıl ve mücadele dolu hayatının derin iz ve akisleri vardır. Vefatının üzerinden 23 yıl, doğumunun üzerinden de bir asır geçmesine rağmen, Türkeş Bey’e sevgimiz, bağlılığımız hiç azalmadı. Gelişmeler onu hep haklı çıkardı. Vizyonu her zaman hayranlık uyandırdı. Onda geniş bir ufuk vardı. İleriyi görme kabiliyeti şahsında temerküz etmişti. Türkiye’nin umutsuzluğa kapıldığı bir dönemde, 9 Işık doktriniyle karanlığı yardı, karamsarlığı aştı, siyasi ve fikri düzeydeki karaborsa mantığını, karambolden beslenen kirli emelleri yıktı geçti. Dedi ki: “Milliyetçisiyiz, Türkçüsüyüz. Neden Türkçüyüz? Çünkü milletimiz Türk milletidir.” Herkes duysun ve şahit olsun ki: Türk’üz, Türkçüyüz, Türk milliyetçisiyiz. Ülkücüyüz, son nefesimize kadar da Turancıyız. Şurası bir hakikattir ki, tarih milletlerin ortak hafızasıdır. Geçmişten geleceğe akan zamanın hülasasıdır. Gerçek anlamda büyük liderler; tarihin akışını etkilerler, tarihi önceden okurlar ve görürler, tarihe damgasını vururlar. Başbuğumuz; emsalsiz bir tarih şuuruna, ufkun ötesine bakma ve görme meziyetine sahipti. O’nu gerçek manada anmak, hatırasını yad etmek; O’nu doğru anlamaktan, ülküsünü, ideallerini ve fikirlerini bütünüyle korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer. Bunun için ilk önce, yarım asrı aşkın destansı Türk milliyetçiliği mücadelesinin, her aşamasında hakim olan ortama, imkan ve şartlara bakmak gerekir. Başbuğ, Türk milliyetçiliği bayrağını, milliyetçiliğin tehlikeli bir akım olarak görülüp dışlandığı bir dönemde açmıştır. 1944’de tabutluklara sokulan, vatan hainliği ve ırkçılık olarak mahkum edilen Türk milliyetçiliğinin kaderi Başbuğ Türkeş’le değişmiştir. Türk milliyetçiliği ülküsünü sistemleştirerek aksiyon haline getirmiş, fikir sahasından siyaset sahnesine taşımış ve Türk milliyetçiliği Milliyetçi Hareket Partisi’yle, tarihte ilk defa bir partinin programı ve dünya görüşü olmuştur. Hücrelerde, demir parmaklıklar arkasında unutturulmaya ve sindirilmeye çalışılan bu dava, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ve hükümet ortaklıklarıyla Türkiye’nin yönetimine taşınmıştır. Başbuğumuz; uzun yolculukta, Türklüğü ve Müslümanlığı Anadolu’ya yayan Horasan erenleri gibi, Türk milliyetçiliği ülküsünün Anadolu’da kök salması için adeta insanüstü bir gayretle çalışmıştır. Nitekim Türk milliyetçiliği, tüm yurt köşelerine bu sayede yayılmış, Türk gençlerinin vicdanında ilmek ilmek işlenerek kök salmıştır. Bizzat kendi ifadesiyle “Milliyetçi-Ülkücü Hareket, büyük ve güçlü Türkiye’nin mimarı olarak doğmuş ve gelişmiştir.” Tarih birçok konuda Başbuğ Türkeş Beyi haklı çıkarmıştır. Buna, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Azerbaycan’da, merhum Ebulfeyz Elçibey’le birlikte kürsüde Bozkurt işaretiyle selamladıkları, Azatlık meydanında bağımsızlık coşkusu yaşayan yüzbinler şahittir. Buna, bağımsız devletler olarak tarih sahnesine çıkan Türk Cumhuriyetleri şahittir. Tanrı Dağı, Ötüken, Orhun ırmağı, Issık gölü, Türkistan ovaları, Ural-Altay dağları, Başbuğun öngördüğü bu tarihi dönüşümün sessiz şahitleridir. Buna; İran Azerbaycan’ında, Kerkük, Musul, Tuzhurmatu ve Telafer’de soydaşlarımız şahit olmuşlardır. Balkanlarda bağımsız devletlerini kuran Makedonya ve Kosova’daki Türklük heyecanı şahitlik etmiştir. Başbuğ Türkeş’in Türk dünyasında estirdiği umut rüzgarları; Semerkant, Horasan, Kazan, Tebriz, Üsküp, Kerkük, Bayırbucak, Kırım, Kosova, Hocalı, Saraybosna ve Kafkaslarda hala hissedilmektedir. Diyorum ki, Allah ondan razı olsun, mekanı da cennet olsun. Merhum Başbuğumuz, Türklüğe yürekten inanmış, gönülden bağlanmıştı. İslam’ın feyziyle bereketlenmiş, ruhen billurlaşmıştı. Ülküleri uğruna, ülkesi ve ilkeleri adına her türlü meşakkati göze almıştı. Çelikten bir iradesi vardı. Sarsılmaz bir azmiyle önündeki tüm engelleri birer birer aşarak Türk milliyetçiliğini siyasal zemine indirmiş, Anadolu’nun tozlu yollarına bir sevdayla düşmüştü. Yetiştirip emanet ettiği Ülkücü Gençlik için son anına kadar emek verdi, geleceğin Ülkücü ömürleri için çaba sarf etti. Türklüğün muzafferliğine umut bağladı. Ahlaki çizgisini hiç bozmadı. Mücadelesini hiç gevşetmedi, yılgınlığa hiç kapılmadı. Bin yıllık kardeşliğe inandı, bunun için savaştı. Her neviden saldırıları göğüsledi, iftira ve isnatlara boyun eğmedi. Ülkücü yaşadı, ülkücü kaldı, ülküleriyle ebediyete irtihal etti. Doğduğunda parçalanan, her yerinden sökülen, her tarafından paylaşılan bir imparatorluk vardı. Vefatında ise bağımsız bir Türk devletinin, güçlü ve kaderine bizzat kendi yön veren Türkiye Cumhuriyeti’nin onuru maneviyatına hâkimdi. Devlet ve siyaset hayatında ilkelerinden ve inançlarından ödün vermedi. Ne mutlu ona ki, Türk-İslam ülküsünün mektebi olan Ülkü Ocakları ve milleti için her görev ve fedakârlığa hazır Milliyetçi Hareket Partisi onun ölmez eserleri arasındadır. Bu vesile ile ülkemize kazandırdığı değerler için cennet mekan başbuğumuza minnet ve şükran duygularımı sunuyor, 103. Yaş gününde aziz hatıraları önünde eğiliyorum. Ne Mutlu Türküm Diyene” dedi.

  • LÖSEV Samsun şubesinden Başkan Sarı’ya ziyaret

    LÖSEV Samsun şubesinden Başkan Sarı’ya ziyaret

    LÖSEV Samsun şubesinden Başkan Sarı’ya ziyaret
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, LÖSEV Vakfı Samsun Şubesi yöneticilerini belediyede misafir etti.

    LÖSEV Vakfı Samsun Şubesi Sosyal Hizmet Uzmanı Aslı AKYOL ve Aktif İletişim Sorumlusu Aycan SEYMEN, Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’ya bir ziyaret gerçekleştirdiler. Ziyarette, LÖSEV yöneticileri Samsun ilinde de hizmet vermeye başladıklarını ve bölgede yapacakları tanıtım faaliyetlerinde hakkında Başkan Sarı’ya bilgiler vererek, kendisinden çalışmalarına destek vermesini istediler. Sarı ise nazik ziyaretlerinden dolayı Akyol ve Seymen’e teşekkür ederek, sosyal sorumluluk faaliyetlerinin önemli olduğunu ve geleceğin teminatı olan çocuklar için hayata geçirilecek her faaliyetle seve seve yardım ve destek olacaklarını belirtti. Hatıra fotoğrafı çektirilen ziyaret daha sonra son buldu.

  • Amasya elmasına Afrika’dan talip çıktı

    Amasya elmasına Afrika’dan talip çıktı

    Amasya’nın dünyaca ünlü misket elmasına Batı Afrika ülkesi Gine’den talip çıktı.Türkiye ziyareti kapsamında Amasya’da bir dizi temaslarda bulunan Gine Ticaret Bakanı Balde Mamadou, ülkesinin Avrupa ülkelerinden satın aldığı çok miktardaki elmaların Amasya’dan alınabileceğini belirtti. Çeşitli işbirliği temaslarında bulunduğu kentte Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı’yı ziyaret eden Gineli Bakan Mamadou, “Ülkemiz elmaları İspanya ve Hollanda’dan alıyor. Amasya’dan yetkilileri ülkemize gönderirseniz tanıtımını yapabiliriz” dedi.Konuğuna teşekkür edip ziyaret anısına hediyeler veren Amasya Belediye Başkanı Sarı ise adı kentle özdeşleşmiş elmanın Afrika pazarına ihracının yanı sıra Gine ve Türkiye arasındaki gelişen iş birliğinin artmasına yönelik üzerlerine düşeni yapacaklarını söyledi.Kesince yıldızlaşıyor ortasından yatay kesildiğinde çekirdekleri yıldız şeklini alan ve bir tarafı kırmızı, diğer tarafı yeşil olan coğrafi işaret tescilli Amasya misket elması tadıyla tercih edilen bir meyve olarak biliniyor.

  • Şehit öğretmen Oktay Türkoğlu kabri başında anıldı

    Şehit öğretmen Oktay Türkoğlu kabri başında anıldı

    23 Ekim 2011’de meydana gelen Van Depremi’nde eşi Emel Çiler Türkoğlu ile birlikte enkaz altında kalarak hayatını kaybeden öğretmen Oktay Türkoğlu, memleketi Amasya’nın Taşova ilçesinde 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde mezarı başında anıldı.

    23 Ekim 2011’de meydana gelen Van Depremi’nde eşi Emel Çiler Türkoğlu ile birlikte enkaz altında kalarak hayatını kaybeden öğretmen Oktay Türkoğlu, memleketi Amasya’nın Taşova ilçesinde 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde mezarı başında anıldı.İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Tümer, Şehit Öğretmen Oktay Türkoğlu’nun kardeşi Orhan Türkoğlu ile birlikte gelerek 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde kabri başında Kur’an-ı Kerim okuyup, dua ettiler. İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Tümer ve şehit öğretmenin kardeşi Orhan Türkoğlu daha sonra Oktay Türkoğlu’nun kabrine su döktüler.Her sene 24 Kasım’da Şehit Öğretmen Oktay Türkoğlu’nu kabri başında ziyaret ettiklerini söyleyen İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Tümer, “9 yıl önce bir doğal afet sonucu aramızdan ayrılan genç öğretmen kardeşimizi 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde unutmuyoruz. Bugün de unutmadığımızı kabri başına gelerek ziyaret ederek göstermiş olduk. Öğretmenlik mesleği kutsal bir meslektir. Sadece belli bir dönem içerisinde yapılan ve unutulan giden bir meslek ve meslek sahibi değil öğretmenler. Dolayısıyla biz her 24 Kasımlarda Oktay kardeşimizi genç öğretmenimizi ve beraberinde de eşi Emel Öğretmenimizi de tekrar anıyoruz. inşallah ziyaret ederek onunda öğretmenler gününü her daim kutlayacağız. Ümit ediyoruz ki bir daha böyle üzücü sonuçlar, üzücü doğal afetler sonucu öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı kaybetmeyiz. Ben eğitim camiamıza başta ailesi olmak üzere baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun inşallah” dedi.

  • BAŞKAN SARI, GÜLLE AİLESİNİN ACISINI PAYLAŞTI

    BAŞKAN SARI, GÜLLE AİLESİNİN ACISINI PAYLAŞTI

    Başkan Sarı, Gülle ailesinin acısını paylaştı
    Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, AK Parti Amasya Eski Milletvekili Akif Gülle’nin vefat eden eşinin cenaze merasimine katıldı.

    AK Parti Amasya Eski Milletvekili Akif Gülle’nin rahmeti rahmana kavuşan eşi Nuriye Gülle’nin ikindi namazına müteakip Merzifon Kara Mustafa Paşa Camiinde kılınan cenaze namazına katılan Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, merhumeye Allah’tan rahmet, Gülle ailesi başta olmak üzere dost ve akrabalarına baş sağlığı dileklerinde bulundu. Başkan Sarı’ya burada Başkan Başdanışmanı Ahmet Yenihan ve Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Çoban eşlik etti. Cenazeye ayrıca, AK Parti Amasya Milletvekilleri M. Levent Karahocagil ve Hasan Çilez, Amasya Valisi Mustafa Masatlı, AK Parti Amasya İl Başkanı Mehmet Akif Kesmekaya, MHP Amasya İl Başkanı Şuayip Ak, MHP Merzifon İlçe Başkanı Hüseyin Saka’nın yanı sıra vatandaşlar katıldı.

  • Amasya’ya mevsimin ilk karı yağdı

    Amasya’ya mevsimin ilk karı yağdı

    Amasya’ya mevsimin ilk karı yağdı

    Amasya’nın Taşova ilçesinde etkili olan kar yağışının ardından yüksek kesimler beyaz örtüyle kaplandı.

    Amasya’nın Taşova ilçesinde etkili olan kar yağışının ardından yüksek kesimler beyaz örtüyle kaplandı.

    Akşamüstü başlayan kar yağışı yaylaları beyaza bürüdü. Kasım ayının ortasında ilçe merkezinde sıcaklık derecelerinde düşüş oldu. Taşova’nın Boraboy köyü yaylasında yağan kar çatıların üstünü bembeyaz yaptı.

  • HOLLYWOOD STARI DEĞİL AMA ADI YILLARDIR DAĞDA YAZIYOR

    HOLLYWOOD STARI DEĞİL AMA ADI YILLARDIR DAĞDA YAZIYOR

    HOLLYWOOD STARI DEĞİL AMA ADI YILLARDIR DAĞDA YAZIYOR

    Amasya’da restoran sahibi 82 yaşındaki Ali Kaya Keleş’in ismi tıpkı ABD’de bulunan ’Hollywood’ yazısı gibi devasa harflerle şehre hakim kayalıklarda yazıyor.

    Amasya’da restoran sahibi 82 yaşındaki Ali Kaya Keleş’in ismi tıpkı ABD’de bulunan ‘Hollywood’ yazısı gibi devasa harflerle şehre hakim kayalıklarda yazıyor.

    Genç yaşlarda lokantada bulaşık yıkayarak başladığı aşçılık mesleğini geliştirmek için Gaziantep ve Adana gibi kentlere gidip kurslar almasının ardından memleketi Amasya’ya dönen evli ve 5 çocuk babası Ali Kaya Keleş, adını taşıyan restoranın ilkini kent merkezinde, ikincisini de Ferhat Dağı Çakallar mevkiinde bulunan şehre hakim kayalıkların üzerindeki işletmeyi devralarak kurdu. 20 yıl önce devraldığı bu işletmenin önüne de ABD’nin Los Angeles kentinde bulunan ‘Hollywood’ yazısı gibi devasa harflerle adını yazdırdı. Meşhur yemekleriyle tanınan Keleş’in adı şehrin dört bir yanından gece-gündüz görülerek adeta hafızalara kazındı.

    Mesleğini ilk günkü gibi severek yapan Keleş, iş yerine günün erken saatlerinde başlayarak çorbaları elleriyle pişiriyor. Arkadaşları olarak gördüğü personeline mesleğinin inceliklerini öğretiyor.

    Yıllardır müşterisi olan Remzi Tuncay, il dışından da müşterilerinin geldiğini belirttiği maharetli ustanın “Amasya’nın sağı kaya, solu kaya, ortasında Ali Kaya” sloganıyla tanındığını anlattı.